Diyanet İşleri
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 143. ayet. وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
veleḳad küntüm temennevne-lmevte min ḳabli en telḳavh. feḳad raeytümûhü veentüm tenżurûn.
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir" Âl-i İmrân 139–148 3
Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.
Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
143. “Andolsun ki siz ölümü onunla karşılaşmadan önce temenni ediyordunuz.” Ashab-ı Kiram radıyallahu anhum arasından Bedir’e katılmamış birçok kimse vardı ve bunlar Allah’tan, bütün güçlerini ortaya koyacakları bir savaşta bulunmayı temenni ediyorlardı. İşte Yüce Allah bunlara: “İşte bakıp dururken gördünüz onu!” diye buyurmaktadır. Yani bakıp dururken daha önce temenni ettiğiniz şeyi gözlerinizle görmüş bulunuyorsunuz. O halde ne diye sabrı terk ediyorsunuz? Bu, özellikle böyle bir temennide bulunanlara ve temenni ettiği şeyi ele geçiren kimselere yakışmayan ve uygun olmayan bir haldir. Bu temennide bulunan kimseye düşen, bütün gayretini ortaya koyması ve bu konuda gücünü son noktasına kadar harcamasıdır.
Bu âyet-i kerimede şehid olmayı temenni etmenin mekruh olmadığına delil vardır. Buna delil yönü de şöyledir: Yüce Allah onların bu temennilerine karşı itiraz teşkil edecek bir ifade kullanmadığı gibi temennide bulunmalarından dolayı da onları kınamamıştır. Sadece onların bu temenninin gereğini yapmamalarına karşı çıkmıştır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Müminler!- Ölüme götüren sebep ve zorluklarla karşı karşıya gelmeden önce Bedir günü kardeşlerinizin ulaştığı Allah yolundaki şehadete sizler de kavuşmak için kâfirlerle karşılaşmayı temenni ediyordunuz. İşte Uhud günü temenni ettiğiniz şeyi gördünüz ve ona aşikâr olarak bakıp duruyorsunuz.
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Aynı kök: مني (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz…
Aynı kök: مني (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
De ki: "Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni etmiştiniz. Bakıp dururken onu (karşınızda) gördünüz.
Nitekim siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce (Allah yolunda) can vermeyi arzuluyordunuz; işte şimdi onu gösterdiğimiz halde seyirci kalan da (yine) siz oluyorsunuz.
Nitekim siz, ölümle yüzyüze gelmeden önce, (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız: işte şimdi kendi gözlerinizle onu görmektesiniz!
Andolsun siz, ölümle karşı karşıya kalmadan önce şehid olmayı temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, bakıp duruyorsunuz!
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Oysa siz, (Uhud'da düşmanla ve) ölümle karşılaşmadan önce, ölümü ve şehîd olmayı) temenni etmiştiniz, işte şimdi bakıp onu (karşınızda) görüyorsunuz. (O halde bu mağlûbiyet korkusu ve üzüntüsü niye?!)
Gerçek şu ki, karşınıza çıkmadan önce, ölümü istiyordunuz. İşte, onu gördünüz; ama bakıp duruyorsunuz.
Andolsun ki siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz.
Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.
Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat işte onu gördünüz, izleyiciler gibi bakıp duruyordunuz.
Celalim hakkı için siz o ölümle karşılaşmadan evvel onu temenni ediyordunuz, fakat işte onu gördünüz bakıb duruyordunuz
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamışdınız. İşte onu gerçekden gördünüz de. (Fakat) siz (seyirciler gibi) bakıyordunuz.
Gerçekten siz, ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamıştınız. İşte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz.
(137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan (Uhud'tan) önce (şehitliği) ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Ölümle burun buruna gelinceye kadar, gerçekten ölmek istiyordunuz. dipnot 1 Ama ölümü görünce bakakaldınız!
Ölümle burun buruna gelinceye kadar, ölmek istiyordunuz. Ama ölümü görünce donup kaldınız!
Andolsun ki siz, savaşa girmeden (Uhud'tan) önce (şehitliği), ölümü temenni ediyordunuz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz
Oysa siz, (Uhud'da) ölümle karşılaşmadan önce (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız. İşte şimdi onu gözlerinizle gördünüz.
Yemin olsun ki siz, onunla karşılaşmadan önce ölümü arzuluyordunuz. İşte gördünüz onu ve bakıp duruyorsunuz.
Before the encounter with death, you had always wished yourselves dead in the cause of Allah, and now that you have seen it executed in your companions, you falter and let go; you quit your posts and seek much after booty.
Before you encountered death, you were hoping for it. Well, now you have seen it with your own eyes.
Ye did indeed wish for death before ye met him: Now ye have seen him with your own eyes, (And ye flinch!)
You previously longed for death (in the way of Allah): now you have faced it, observing it with your own eyes. dipnot 1
You were longing for death before you met it. Now you have seen it with your own eyes.
You did indeed wish for death (Ash-Shahâdah - martyrdom) before you met it. Now you have seen it openly with your own eyes.
Certainly you were longing for death before you had encountered it. Then certainly you saw it, as you looked on.
And you used to long for (Jihâd and a martyr's) death before you met it, but now you have seen it and you will see yet (many more wonders happen).
You were longing for death before you met it; now you have seen it, while you were beholding.
You were wishing for the death (martyrdom) and now you saw it with your own eyes [in this battle and realize that it is not an easy honor to earn. ]
Why, ye longed for death before ye met it! Now ye have looked upon it and ye halt!
You used to long for death before you came upon it, and now you see it right in front of you!
Moreover ye did sometime wish for death before that ye met it; but ye have now seen it, and ye looked on, but retreated from it.
Verily, you used to long for death before you met it! Now you see it (and flinch)!
And indeed you readily coveted death even before you met it; then you have already seen it, and you were looking (at it).
And verily ye used to wish for death before ye met it (in the field). Now ye have seen it with your eyes!
You had wished to know death before you faced it (in battle); so now you have seen it before your own eyes.
For, indeed, you did long for death [in God’s cause] before you came face to face with it; and now you have seen it with your own eyes!
You certainly wished ˹for the opportunity˺ for martyrdom before encountering it, now you have seen it with your own eyes.
And you used to long for death before you came upon it; so now you see it right in-front of you!
You used to long for death before you had to face it. Now you have faced it, right before your eyes.
And you had certainly wished for martyrdom before you encountered it, and you have [now] seen it [before you] while you were looking on.
And you had wished for death before you met it; and now you have seen it with your own eyes[...].
You used to long for death in the Cause of Allah before you faced it. Now you have faced it, right before your eyes. You understand that honorable life in this world belongs to those who have conquered the fear of death, and that death is the gateway to the Eternal life.
You did indeed wish for death before you met it: Now you have seen it (in battles) with your own two eyes, (and you draw back!)
You had longed for death before you faced it. Now, you have seen it with your eyes wide open.
And you used to long for death before you came upon it; so now you see it right in-front of you!