Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 170. ayet

Âl-i İmrân suresi, 170. ayet. فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا۟ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

feriḥîne bimâ âtâhümü-llâhü min faḍlihî veyestebşirûne billeẕîne lem yelḥaḳû bihim min ḫalfihim ellâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

Diyanet İşleri

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 167–173 · surenin 170. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 167

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

  2. Âl-i İmrân 168

    (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

  3. 169–170

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

  4. Âl-i İmrân 171

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  5. Âl-i İmrân 172

    Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

  6. Âl-i İmrân 173

    Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

170. Ayrıca onlar “Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği (nimetlerle) sevinç içindedirler.” Bu nimetlerden dolayı mutludurlar, memnundurlar. Bunlarla gözleri aydın olmuş, ruhları sevince gark olmuştur. Buna sebep ise bu lütfun güzelliği, bolluğu ve büyüklüğüdür. Bunu elde etmek sureti ile lezzetlerinin kemal derecesinde olması ve bu lezzetlerini gölgelendirecek herhangi bir sıkıntının bulunmayışıdır. Böylece Yüce Allah hem verdiği rızıklarla bedeni nimetleri, hem de onlara ihsan etmiş olduğu lütuflardan kaynaklanan sevinçleri ile ruhi ve kalbî nimetleri bir arada onlara ihsan etmiştir. Bu suretle de nimet ve sevinçleri tam ve eksiksiz bir hale ulaşmıştır.

Bu bakımdan onlar: “arkalarından henüz kendilerine katılmamış olanları: Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de, diye müjdelemek isterler.” Yahut da onlar birbirlerine henüz kendilerine katılmamış bulunan kardeşlerinin kendilerine gelecekleri ve onların da kendilerinin nail oldukları nimetlere nail olacağı müjdesini verirler. Böylelikle sakınılacak şeylerin ortadan kalkacağı ve hem onların hem de kardeşlerinin tam bir sevince gark olacaklarının sevincini yaşarlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın kendilerine bahşetmiş olduğu lütfundan dolayı onları mutluluk kaplamış ve sevinç bürümüştür. Dünyada kalan kardeşlerinin onlara yetişmesini bekler ve ümit ederler. Onlar (kardeşleri) cihatta öldürülürlerse kendileri gibi lütfa nail olacaklardır. Ahiret hayatında karşılaşacakları bir korku yoktur ve dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَرِحِينَ ferihine sevinirler kök: فرح
  2. بِمَآ bima şeylerden
  3. ءَاتَىٰهُمُ atahumu kendilerine verdikleri kök: اتي
  4. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  5. مِن min -ndan
  6. فَضْلِهِۦ fedlihi lutfu- kök: فضل
  7. وَيَسْتَبْشِرُونَ ve yestebşirune ve müjdelemek isterler kök: بشر
  8. بِٱلَّذِينَ biellezine kimselere
  9. لَمْ lem
  10. يَلْحَقُوا۟ yelhaku henüz yetişemeyen(lere) kök: لحق
  11. بِهِم bihim kendilerine
  12. مِّنْ min
  13. خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından kök: خلف
  14. أَلَّا ella
  15. خَوْفٌ havfun korku olmadığına kök: خوف
  16. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  17. وَلَا ve la
  18. هُمْ hum onların
  19. يَحْزَنُونَ yehzenune üzüntüye uğramayacaklarına kök: حزن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin,…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan (kardeşlerine de) hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

Mustafa İslamoğlu

Onlar Allah'ın lutfundan kendilerine bağışladığıyla kıvanç duyarlar. Arkadan gelip de henüz kendilerine kavuşmamış olanlara, geleceğe ilişkin kaygı ve geçmişe ilişkin üzüntü duymayacakları müjdesini vermekten haz alırlar.

Muhammed Esed

Allah'ın lütfuyla kendilerine bağışladığı (şehitlikten) övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan (kardeş)lerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesinde bulunmaktan zevk alırlar:

Ahmed Hulusi

Allah'ın fazlından, hakikatleri olması sebebiyle kendilerinde açığa çıkardığıyla sevinçlidirler. Kendilerine katılmamış, geride kalanlara müjdelemek isterler ki; onlara ne bir korku vardır ne de üzülecekleri bir şey.

Ali Bulaç

Allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.

Ali Özek ve heyeti

Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde, arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan (kardeş) lerine, hiçbir korku bulunmadığını ve mahzun da olmayacaklarını müjdelerler.

Ali Rıza Safa

Allah'ın, Kendi lütfundan onlara verdiklerinin sevincini yaşıyorlar. Arkalarından daha kendilerine katılmamış olanlara da bir korku olmayacağını ve üzüntü duymayacaklarını, sevinçli bir haber olarak onlara vermek istiyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın kendi ihsanından vereceğiyle mutlu olarak arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmayacağı müjdesinin sevincini duyacaklardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Peygamberler, onları doğrulayanlar, şehitler ve erdemliler ebedi hayatta beraberdirler (4:69). * Ayrıca bak:
    Zebur 37:29 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mezmurlar 37:29

    Doğrular ülkeyi miras alacak, 2 Orada sonsuza dek yaşayacak.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,
    Matta 22:32 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Matta 22:32

    ‹Ben İbrahimin Tanrısı, İshakın Tanrısı ve Yakupun Tanrısıyım› diyor. Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısıdır.”

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,
    Luka 10:25 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Luka 10:25

    Bir Kutsal Yasa uzmanı İsayı denemek amacıyla gelip şöyle dedi: “Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras almak için ne yapmalıyım?”

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ve
    Yuhanna 17:3 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Yuhanna 17:3

    Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesihi tanımalarıdır.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    .

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." müjdesinde bulunurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın fazlından kendilerine bahş ettiği saadetle şadgam olarak merzuk olurlar, arkalarından şehadetle kendilerine yetişemiyen mücahidler hakkında da şunu istibşar ederler ki onlara bir korku yok, onlar da mahzun olmıyacaklar

Erhan Aktaş

Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

Gültekin Onan

Tanrı'nın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.

Hasan Basri Çantay

(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bil'akis onlar Rableri kafında diridirler. (Öyle ki Allanın) lutf-ü inayetinden, kendilerine verdiği (şehidlik mertebesi) ile hepsi de şad olarak (cennet ni'metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henüz onlara katılamayan (şehid dindaş) lar (ı) hakkında da: "Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir" diye müjde vermek isterler.

İbni Kesir

Allah'ın keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinerek arkalarından henüz kendilerine katılmayanlara; kendilerine korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini, müjdelemek isterler.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, Allah’ın kendilerine fazlından vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler. Arkalarından gelip, henüz kendilerine katılmamış olanlara (şehitler için), bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri müjdesini verirler.

Süleyman Ateş

Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın kendi lütfundan verdikleriyle mutludurlar. Arkalarından kendilerine katılmamış olanlara da üzerlerinde bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunun bir örneği için bkz: Yasin 36/26-27.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın verdikleriyle mutlu olurlar. Henüz aralarına katılmamış olanlara da "Üzerlerinde ne korku olacak ne de üzülecekler." diye müjde vermek isterler.

Şaban Britch

Onlar, Allah’ın kendilerine fazlından vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler. Arkalarından gelip, henüz kendilerine katılmamış olanlara (şehitlere), bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri müjdesini verirler.

Şaban Piriş

Allah'ın kendilerine fazlından verdiği şeylere sevinenler, arkalarından (kendilerine) yetişemeyenlere, kendilerine bir korku olmadığını ve mahzun da olmayacaklarını müjdelemek isterler.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Rejoicing beyond a common joy at Allah’s bounty abounding in them and joyful for those who are yet to join them for they shall have no grounds for alarm nor shall fear or dread fall upon them nor shall they come to grief.

Abdul Haleem

happy with what God has given them of His favour; rejoicing that for those they have left behind who have yet to join them there is no fear, nor will they grieve;

Abdullah Yusuf Ali

They rejoice in the bounty provided by Allah: And with regard to those left behind, who have not yet joined them (in their bliss), the (Martyrs) glory in the fact that on them is no fear, nor have they (cause to) grieve.

Abul A'la Maududi

rejoicing in what Allah has bestowed upon them out of His bounty, dipnot 1 jubilant that neither fear nor grief shall come upon the believers left behind in the world who have not yet joined them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There is a Tradition from the Prophet that he who leaves the world after having lived righteously is greeted with a life so felicitous that he never wishes to return to the world. The only exception to this are martyrs who wish to be sent back to the world so that they may once again attain martyrdom and thereby enjoy that unique joy, bliss and ecstasy which one experiences at the time of laying down one's life for God. (Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. Ill, 103, 126, 153, 173, 251, 276, 278, 284, 289; Bukhari, 'Tafsir al-Qur'an', 6 and 21: Muslim, 'Al-Imarah', 108, 109. 121 - Ed.)

Aisha Bewley

delighting in the favour Allah has bestowed on them, rejoicing over those they left behind who have not yet joined them, feeling no fear and knowing no sorrow,

Al-Hilali & Khan

They rejoice in what Allâh has bestowed upon them of His Bounty and rejoice for the sake of those who have not yet joined them, but are left behind (not yet martyred) that on them no fear shall come, nor shall they grieve.

Ali Quli Qarai

exulting in what Allah has given them out of His grace, and rejoicing for those who have not yet joined them from [those left] behind them that they will have no fear, nor will they grieve.

Amatul Rahman Omar

Jubilant because of that which Allâh has given them out of His grace. They are receiving glad tidings also about those (believers similar to themselves) who are still left behind them (in this world) and have not yet joined them, that they shall have no cause of fear, nor shall they grieve, (rather they will be victorious and will see the promises of Allâh fulfilled).

Arthur John Arberry

rejoicing in the bounty that God has given them, and joyful in those who remain behind and have not joined them, because no fear shall be on them, neither shall they sorrow,

Bijan Moeinian

They are enjoying the audience of their Lord and they would like to inform their comrades [who did not achieve the martyrdom in the cause of God] that they should fear nothing and that they should never let depression overcome them.

E. Henry Palmer

rejoicing in what God has brought them of His grace, and being glad for those who have not reached them yet,- those left behind them; there is no fear for them, and they shall not be grieved;

Edip-Layth

Happy with what God has granted them from His favor, and they rejoice for those who have yet to follow them. There is no fear over them nor do they grieve.

George Sale

rejoicing for what God of his favour hath granted them; and being glad for those, who coming after them, have not as yet overtaken them; because there shall no fear come on them, neither shall they be grieved.

Hamid S. Aziz

Rejoicing in what Allah has brought them of His Bounty, glad for those who have not reached them yet, those left behind; there is no fear for them, and they shall not grieve;

Mahmoud Ghali

Exulting with what Allah has brought them of His Grace, and cheered at the tidings (are) the ones who have not yet joined them, (who are) behind them that no fear shall be on them, nor will they grieve.

Marmaduke Pickthall

Jubilant (are they) because of that which Allah hath bestowed upon them of His bounty, rejoicing for the sake of those who have not joined them but are left behind: That there shall no fear come upon them neither shall they grieve.

Mohamed Ahmed - Samira

Rejoicing at what God has given them of His grace, and happy for those who are trying to overtake them but have not joined them yet, and who will have no fear or regret.

Muhammad Asad

exulting in that [martyrdom] which God has bestowed upon them out of His bounty. And they rejoice in the glad tiding given to those [of their brethren] who have been left behind and have not yet joined them, that no fear need they have, and neither shall they grieve:

Mustafa Khattab

rejoicing in Allah’s bounties and being delighted for those yet to join them. There will be no fear for them, nor will they grieve.

Progressive Muslims

Happy with what God has granted them from His favour, and they rejoice for those who have yet to follow after them. There is no fear over them nor do they grieve.

Rashad Khalifa

They are rejoicing in GOD's grace, and they have good news for their comrades who did not die with them, that they have nothing to fear, nor will they grieve.

Sahih International

Rejoicing in what Allah has bestowed upon them of His bounty, and they receive good tidings about those [to be martyred] after them who have not yet joined them - that there will be no fear concerning them, nor will they grieve.

Sam Gerrans

Exulting in what God has bestowed upon them of His bounty; and rejoicing in those behind them who are yet to join them, that no fear will be upon them, nor will they grieve;

Shabbir Ahmed

They are jubilant in the bounty that Allah has given them. And rejoicing for those believers whom they have left behind and who have not joined them yet in Bliss. They shall have nothing to fear or to regret.

Syed Vickar Ahamed

They are happy in the many gifts given (to them) by Allah: And with regard to those left behind, who have not yet joined them (in their peace and happiness), the (true believers) are happy because on them is no fear, nor have they (cause to) be sad.

Taqi Usmani

happy with what Allah has given them of His grace; and they feel pleased with the good news, about those left behind them who could not join them, that there shall be no fear for them nor shall they grieve.

The Monotheist Group

Happy with what God has granted them from His grace, and they rejoice in those who have yet to follow after them. There is no fear upon them nor do they grieve.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 170. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 170. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 170. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩