Mâide suresi

Mâide suresi, 54. ayet

Mâide suresi, 54. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mey yertedde minküm `an dînihî fesevfe ye'ti-llâhü biḳavmiy yüḥibbühüm veyüḥibbûnehû eẕilletin `ale-lmü'minîne e`izzetin `ale-lkâfirîn. yücâhidûne fî sebîli-llâhi velâ yeḫâfûne levmete lâim. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 51–57 · surenin 54. ayeti / 120

Konu Dost edinme ve Allah'ın taraftarları Mâide 51–56 3

  1. Mâide 51

    Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

  2. Mâide 52

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.

  3. Mâide 53

    (O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır.

  4. 54

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  5. Mâide 55

    Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

  6. Mâide 56

    Kim Allah'ı, O'nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.

  7. Mâide 57

    Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. Yüce Allah âlemlere muhtaç olmadığını, dininden dönen kimselerin Allah’a hiçbir şekilde zarar veremeyeceğini, yalnızca kendilerine zarar vereceklerini, Allah’ın ihlâs sahibi kullarının ve samimi şekilde inançlarına bağlı erlerinin bulunduğunu haber vermektedir. Rahman ve Rahîm olan Allah, bunlara yol göstericilik etmeyi tekeffül etmiş ve onları varlık sahnesine çıkartacağını vaat etmiştir. Bunlar nitelikleri itibari ile insanların en mükemmeli, ruh ve maneviyatları en güçlü, ahlakları en güzel olanlarıdır. Onların en üstün nitelikleri ise Yüce Allah’ın kendilerini sevmesi, onların da Allah’ı sevmeleridir. Allah’ın kulunu sevmesi elbette ki ona ihsan ettiği en üstün nimet, ona bağışladığı en büyük lütuftur. Allah kulunu sevdi mi onun için sebepleri kolaylaştırır, böylece her türlü zor ona kolay gelir. Hayırları işleme muvaffakiyetini, münkerleri terk etme başarısını ona ihsan eder. Kullarının kalplerini o kimseye doğru sevgi ve bağlılıkla yöneltir.

Kulun Rabbini sevmesinin gerektirdiği hususlardan biri, mutlaka zahiri ile batını ile söz ve davranışları ile bütün halleri ile Allah Rasûlüne uyma niteliğine sahip olmasıdır. Nitekim Allah azze ve celle bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “(Ey Muhammed onlara) de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” (Al-i İmran, 3/31)

Allah’ın kulunu sevmesini sağlayan şey ise kulun, farz ve nafilelerle Yüce Allah’a çokça yakınlaşmaya çalışmasıdır. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Yüce Allah’tan naklettiğini belirttiği sahih bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Kulum bana benim kendisine farz kıldığım şeylerden daha çok sevdiğim herhangi bir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafilelerle bana yakınlaşmaya devam edip durur ve nihâyet ben de onu severim. Ben onu sevdim mi de artık kendisi vasıtası ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olurum. Andolsun benden bir dilekte bulunacak olursa mutlaka ona veririm ve eğer bana sığınacak olursa andolsun onu himayeme alırım.”

Allah’ı sevmeyi sağlayan hususlardan biri, O’nu bilip tanımak ve O’nu çokça anıp hatırlamaktır. Çünkü Allah’ı tanımaksızın söz konusu olan sevgi gerçekten çok eksiktir. Hatta varlığından bile söz edilemez. Var olduğu iddia edilse bile bu böyledir. Allah’ı seven bir kimse O’nu çokça anar. Allah da bir kulu sevdi mi o kulun yaptığı az miktardaki ameli kabul eder ve pek çok hata ve yanılmalarını da bağışlar.

Bu iyi kulların nitelikleri arasında: “Mü’minlere karşı boynu eğik, kâfirlere karşı başları dik” olmak da vardır. Bunlar mü’minleri sevdiklerinden, onlara samimi davranıp iyiliklerini istediklerinden, yumuşak davrandıklarından, onlara rıfk ile muamele ettiklerinden, şefkat ve merhamet beslediklerinden, onlara karşı nazik davranıp kendilerinden istenen şeyleri mümkün mertebe gerçekleştirmeyi istediklerinden ötürü mü’minlere karşı alçakgönüllüdürler. Buna karşılık Allah’a küfreden, âyetlerine karşı inatlaşan, peygamberlerini yalanlayan kimselere karşı da güçlü ve onurludurlar. Bunlara düşmanlık beslemekte bütün gayret ve kararlılıklarını ortaya koyarlar, onlara karşı zafer elde etmeyi gerçekleştirebilecek her türlü yolda bütün çaba ve gayretlerini de harcarlar. Nitekim Allah subhanehu şöyle buyurmaktadır: “Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı... korkutasınız.” (el-Enfal, 8/60). Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Onunla birlikte olanlar kâfirlere karşı sert kendi aralarında merhametlidirler.” (el- Feth, 48/29)

Allah’ın düşmanlarına karşı sert olmak, kulu Allah’a yakınlaştırıcı işlerdendir. Bu tutumu ile kul Rabbine, kâfirlere gazap noktasında uygun bir tutum içerisinde olur. Ancak sert olmak, onları en güzel yolla İslâm dinine çağırmaya engel değildir. Böylelikle sert olmak ile davet ederken yumuşak olmak özellikleri bir arada bulunur. Her iki durum da onların maslahatlarının bir parçasıdır ve bu tutumların menfaatleri onlara aittir.

Bu mü’minler malları ile canları ile sözleri ile davranışları ile “Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar.” Aksine Rablerinin rızasına öncelik tanırlar, O’nun kınamasını kulların kınamasından daha çok önemserler. İşte bu, onların gayretlerinin ne kadar büyük, kendilerinin ne kadar kararlı olduklarına bir delildir. Hiç şüphesiz kalbi güçsüz olan bir kimsenin gayreti de zayıftır. Kınayanların kınaması halinde kararlılığı kalmaz, gücü gevşeyiverir. Bunların kalplerinde, mahlukatı göz önünde bulundurma, onların rıza ve kınamalarını Allah’ın emrinden öne geçirme oranında Allah’tan başkasına bir ibadet etme söz konusudur. Kul, Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacak hale gelinceye kadar kalbini Allah’tan başkasına ibadet etmekten korumuş olamaz.

Yüce Allah bu kullarına ihsan etmiş olduğu güzel nitelikleri, üstün konumları -ki bunlar sözünü etmediği diğer hayırlı davranışları yapmalarını da gerektirmektedir- söz konusu ederek onları övdükten sonra bunun onlara bir lütuf ve ihsanı olduğunu haber vermektedir ki kendilerini beğenmesinler ve kendilerine bunları ihsan eden yüce zâta -üzerlerindeki lütfunu daha çok artırması için- şükretsinler, onlardan başkaları da Allah’ın lütfunun karşısında hiçbir engelin duramadığını bilsinler. İşte bu maksatla: “Bu Allah’ın lütfudur ki onu dilediği kimseye verir. Allah Vâsidir,” Yani Allah lütuf ve ihsanı pek çok, bağışları bol olandır. O’nun rahmeti her şeyi kapsamıştır ve O gerçek dostlarına lütfunu -başkalarına vermeyeceği bir şekilde- bol bol verir. Bununla birlikte O, “Alîmdir.” lütfuna kimin layık olduğunu da çok iyi bilir ve böylelerine lütfunu ihsan eder. Allah esası itibari ile de teferruatı ile de risaletini nereye bırakacağını en iyi bilendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey iman edenler! İçinizden her kim, dinden küfre dönerse, Allah böyle yapanların yerine öyle bir kavim getirir ki, dosdoğru olduklarından dolayı onları sever, onlar da O'nu severler. Müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı sert davranırlar. Allah'ın dininin en üstün olması için, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşırlar. Allah'ın rızasını yaratılmışların rızasına takdim ettiklerinden dolayı kendilerine zorluk çıkaran hiçbir kimsenin güçlük çıkarmasından korkmazlar. Bu Allah'ın kullarından dilediğine vermiş olduğu lütfu ve ihsanıdır. Allah bol ihsan ve lütuf sahibidir. Hak etmeyen kullarını da ihsanından ve lütfundan mahrum eder.

Kelimeler

37 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. مَن men kim
  5. يَرْتَدَّ yertedde dönerse kök: ردد
  6. مِنكُمْ minkum sizden
  7. عَن an -nden
  8. دِينِهِۦ dinihi dini- kök: دين
  9. فَسَوْفَ fesevfe yakında
  10. يَأْتِى ye'ti getirecektir kök: اتي
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. بِقَوْمٍۢ bikavmin bir toplumu kök: قوم
  13. يُحِبُّهُمْ yuhibbuhum onları seven kök: حبب
  14. وَيُحِبُّونَهُۥٓ ve yuhibbunehu onlar da O'nu severler kök: حبب
  15. أَذِلَّةٍ ezilletin alçak gönüllüdürler kök: ذلل
  16. عَلَى ala karşı
  17. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine Mü'minlere kök: امن
  18. أَعِزَّةٍ eizzetin onurlu ve şiddetlidirler kök: عزز
  19. عَلَى ala karşı
  20. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlere kök: كفر
  21. يُجَـٰهِدُونَ yucahidune cihad ederler kök: جهد
  22. فِى fi
  23. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  24. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  25. وَلَا ve la
  26. يَخَافُونَ yehafune korkmazlar kök: خوف
  27. لَوْمَةَ levmete kınamasından kök: لوم
  28. لَآئِمٍۢ ۚ laimin hiçbir kınayıcının kök: لوم
  29. ذَٰلِكَ zalike bu
  30. فَضْلُ fedlu bir lutfudur kök: فضل
  31. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  32. يُؤْتِيهِ yu'tihi onu verir kök: اتي
  33. مَن men kimseye
  34. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  35. وَٱللَّهُ vallahu Allah'(ın) kök: اله
  36. وَٰسِعٌ vasiun (lutfu) geniştir kök: وسع
  37. عَلِيمٌ alimun bilendir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    "Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: وسع (32 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, dipnot 1 (bilsin ki) Allah kendilerini sevdiği, onların da O'nu (Allah'ı) sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, dipnot 2 (ayrıca) Allah yolunda cihad eden (fedakârlık yapan) ve kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. dipnot 3 Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu mesaj Bakara 2:217 ve Muhammed 47:38. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Söz konusu ayetlerden de anlaşıldığı üzere, fiili bir savaşa girişmedikleri sürece dinden dönenlere herhangi bir ceza verilemez. Onlar yeniden kazanılsın diye çalışılmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet Fetih 48:29. ayetle birlikte okunmalıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:133; En‘âm 6:133; Tevbe 9:39; Hûd 11:57; İbrâhîm 14:19; Fâtır 35:16; Muhammed 47:38.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! İçinizden her kim dininden dönerse, iyi bilsin ki Allah zaman içerisinde onun yerine başka bir topluluk getirir; O onları sever, onlar da O'nu; mü'minlere karşı alçakgönüllü, kafirlere karşı onurlu davranırlar; Allah yolunda tüm çabalarını sergiler, kınayacak olanın da kınamasından korkmazlar: İşte bütün bu özellikler Allah'ın isteyene bahşetmeyi dilediği lutfudur. Zira Allah engin (lütuf) sahibidir, her şeyi ayrıntısıyla bilendir.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer imanınızı kaybederseniz, Allah, zaman içinde (sizin yerinize) Onun sevdiği ve Onu seven insanlar geçirecektir; müminlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurlu; Allah yolunda üstün çaba gösteren ve kendilerini kınayabilecek kimselerin kınamasından korkmayan (insanlar): Bu, Allahın dilediğine bağışladığı lütfudur. Allah (lütfunda) sınırsızdır ve her şeyi bilendir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onun yerine) öyle bir topluluk getirir ki, (O) onları sever, (onlar da) O'nu severler. . . İman edenlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurludurlar. (Onlar) hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, Allah uğruna mücahede ederler. . . Bu Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. . . Allah Vasi'dir, Aliym'dir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu', Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! İçinizden her kim, dîninden dönerse, (böylelerine karşı) Allah, öyle bir kavim getirir ki, kendisi onları sever, onlar da Allah'ı severler; mü'minlere, karşı yumuşak, kâfirlere karşı güçlüdürler. Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bir fazilettir. Allah, ihsanı bol, her şeyi hakkıyla bilendir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Aranızdan kim dininden dönerse, Allah, O'nun sevdiği ve O'nu seven bir toplum getirecektir. İnananlara karşı alçakgönüllü; nankörlük edenlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah'ın yolunda çaba gösterirler ve kınayanların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler; hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsızdır ve her şeyi bilendir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, kim dininden dönerse şunu bilsin: ALLAH sevdiği bir toplumu getirir; onlar da O'nu sever. Gerçeği onaylayanlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve pektirler. ALLAH yolunda cihat ederler, kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, ALLAH'ın lütfudur; onu dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, kim dininden dönerse şunu bilsin: ALLAH sevdiği bir toplumu getirir; onlar da O'nu sever. İnananlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve pektirler. ALLAH yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, ALLAH'ın lütfudur; onu dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, duysun: Allah onların yerine, kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o, Allah'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol, herşeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! İçinizden kim dininden dönerse duysun: Allah onun yerine öyle bir kavm getirecek ki Allah onları sever, onlar Allahı severler, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda mücahede ederler, dil uzatanın levminden korkmazlar, işte o Allahın fazlıdır, onu dilediğine verir, ve Allah vasi'dir, alimdir

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; Mü'minlere karşı alçak gönüllü, Kafirlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mürted olursa. Geleneksel İslam'ın fıkıh kayklarında yer alan, "mürted olanın öldürülmesi" hükmü kesinlikle Kur'an'a aykırı bir düşüncedir. Dinde zorlama yoktur. Rabb'imiz, kullarına dilediğini seçme hakkı vermiştir. Dileyen iman eder, dileyen küfreder. Esas küfür, zorla dindar edilmek veya zorla dinden döndürülmektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.
  3. metne dön, dipnot 3
    Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; Müminlere karşı alçak gönüllü, Kafirlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mürted olursa. İslam inancında yer alan, "mürted olanın öldürülmesi" görüşü kesinlikle Kur'an'a aykırı bir düşüncedir. Dinde zorlama yoktur. Rabb'imiz, kullarına dilediğini seçme hakkı vermiştir. Dileyen iman eder, dileyen küfreder. Esas küfür, zorla dindar edilmek veya zorla dinden döndürülmektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.
  3. metne dön, dipnot 3
    Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse dipnot 1 bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; müminlere karşı alçak gönüllü, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı izzetli, dipnot 2 Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir toplum getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır dipnot 3 ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mürted olursa. İslam inancında yer alan, "mürted olanın öldürülmesi" görüşü kesinlikle Kur'an'a aykırı bir düşüncedir. Dinde zorlama yoktur. Rabb'imiz, kullarına dilediğini seçme hakkı vermiştir. Dileyen iman eder, dileyen küfreder. Esas küfür, zorla dindar edilmek veya zorla dinden döndürülmektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.
  3. metne dön, dipnot 3
    Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

Gültekin Onan

Ey inananlar, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Tanrı (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, inançlılara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu', Tanrı yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Tanrı'nın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Tanrı (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse Allah — mü' minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onların da kendisini seveceği — bir kavm getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiç bir kınayanın kınamasından (dedi kodusundan) çekinmezler. Bu, Allahın lutf-ü inayetidir ki onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; içinizden her kim, dininden dönerse; Allah'ın sevdiği ve onların da O'nu sevdikleri, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı zorlu bir kavim getirir. Allah yolunda cihad ederler, hiç bir yerenin yermesinden korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur. O'nu dilediğine verir. Allah; Vasi'dir, Alim'dir.

Mehmet Alagaş

(54) Ey iman edenler sizden kim din değiştirirse / mürted olursa ilerde Allah öyle bir topluluk getirir ki , onları sever, onlar da O’nu / Allah’ı severler, müminlere karşı alçalırlar, kafirlere karşı onurlu / izzetli olurlar, Allah’ın yolunda gayret gösterirler / cihat ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar, işte bu Allah’ın maddi ve manevi hazinesidir / erdemidir onu istediği kişiye verir, Allah kapsamı geniştir, bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah (lütfu) geniştir, her şeyi bilendir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, daha sonra Allah bir topluluk getirir. Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Müminlere alçak gönüllü, kafirlere karşı dik duruşlu olur; Allah yolunda cihad eder /ellerinden geleni yapar dipnot 1 ve kınayanın kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, gereğini yapana dipnot 2 verir. Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Şae (شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Maide 5/17. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse Allah, çok geçmeden onların yerine sevdiği bir topluluk getirir; onlar da O'nu severler. İnanıp güvenenlere karşı saygılı, ayetleri görmezden gelenlere karşı başları dik olur. Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte Allah'ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verir. Allah'ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah (lütfu) geniştir, her şeyi bilendir.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah'ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar, işte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah kuşatandır, bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam : He who turns renegade and deserts Islam in favour of another religion shall not frustrate the laws nor the statutes of heaven's realm; Allah shall replace them by people whom He favours and who lift to Him their inward sight; they are humble and meek with their co - religionists and proud - hearted hauty severe toward the infidels; they strive in the cause of Allah not caring what people say. This is the grace of Allah; He confers it on whom He will, and Allah is Wasiun (Omnipresent),and 'Alimun.

Abdul Haleem

You who believe, if any of you go back on your faith, God will soon replace you with people He loves and who love Him, people who are humble towards the believers, hard on the disbelievers, and who strive in God’s way without fearing anyone’s reproach. Such is God’s favour. He grants it to whoever He will. God has endless bounty and knowledge.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! if any from among you turn back from his Faith, soon will Allah produce a people whom He will love as they will love Him,- lowly with the believers, mighty against the rejecters, fighting in the way of Allah, and never afraid of the reproaches of such as find fault. That is the grace of Allah, which He will bestow on whom He pleaseth. And Allah encompasseth all, and He knoweth all things.

Abul A'la Maududi

Believers! If any of you should ever turn away from your faith, remember that Allah will raise up a people whom He loves, and who love Him; a people humble towards the believers, and firm towards the unbelievers; dipnot 1 who will strive hard in the way of Allah and will not fear the reproach of the reproacher. dipnot 2 This is the favour of Allah which He grants to whom He wills. Allah is vast in resources, All-Knowing.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    To be 'humble towards believers' signifies that a person should never use his strength against the believers. His native intelligence, shrewdness, ability, influence, wealth, physical prowess should not be used for the purpose of either suppressing, persecuting or causing harm to the Muslims. Among themselves, the Muslims should always find him gentle, merciful, sympathetic and mild tempered.To be 'firm towards unbelievers', on the contrary, means that by virtue of the intensity of his faith, the sincerity of his conviction, his strict adherence to his principles, his strength of character and his insight and perspicacity born of faith, a man should be firm as a rock in his dealings with the opponents of Islam, so that they find it impossible to dislodge him. There should be no doubt in their minds that the believer would rather lay down his life than compromise his position by yielding to external pressures.
  2. metne dön, dipnot 2
    In following the religion of God, in implementing His injunctions, in judging things to be either right or wrong according to the criteria of the faith, the believer will be afraid of nothing. He will be impervious to opposition, reproach, denunciation, name-calling and scorn. Even when public opinion happens to be hostile, and his efforts to follow Islam single him out for the scorn of the whole world, the man of faith will still follow the way which he recognizes in his heart to be true.

Aisha Bewley

You who have iman! if any of you renounce your deen, Allah will bring forward a people whom He loves and who love Him, humble to the muminun, fierce to the kafirun, who strive in the Way of Allah and do not fear the blame of any censurer. That is the unbounded favour of Allah which He gives to whoever He wills. Allah is Boundless, All-Knowing.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Whoever from among you turns back from his religion (Islâm), Allâh will bring a people whom He will love and they will love Him; humble towards the believers, stern towards the disbelievers, fighting in the Way of Allâh, and never fear of the blame of the blamers. That is the Grace of Allâh which He bestows on whom He wills. And Allâh is All-Sufficient for His creatures’ needs, All-Knower.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Should any of you desert his religion, Allah will soon bring a people whom He loves and who love Him, [who will be] humble towards the faithful, stern towards the faithless, waging jihād in the way of Allah, not fearing the blame of any blamer. That is Allah’s grace which He grants to whomever He wishes, and Allah is all-bounteous, all-knowing.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! if anyone of you should renounce his Faith (let him remember that) Allâh will bring forth (in his stead) a people (more zealous in faith) whom He will love and who will love Him, who will be kind and humble towards the believers, and mighty and firm against the disbelievers. They will strive hard in the cause of Allâh and will not fear the reproach of any fault-finder. (Remember) these (virtues) are (to be attained through) Allâh's bounty which He bestows upon whomsoever He will. And Allâh is Bountiful, All-Knowing.

Arthur John Arberry

O believers, whosoever of you turns from his religion, God will assuredly bring a people He loves, and who love Him, humble towards the believers, disdainful towards the unbelievers, men who struggle in the path of God, not fearing the reproach of any reproacher. That is God's bounty; He gives it unto whom He will; and God is All-embracing, All-knowing.

Bijan Moeinian

O’ Believers, if you turn away from Islam, God will raise new Muslims, whom He will love Him and they, too, will love Him. They will be kind toward each others and tough in dealing with the disbelievers. They will fight in the cause of God and will not mind the others blaming them the least. Such is God’s blessing; He will shower whoever He wants with as God is the Most Generous and the Most Wise.

E. Henry Palmer

O ye who believe! whoso is turned away from his religion - God will bring (instead) a people whom He loves and who love Him, lowly to believers, lofty to unbelievers, strenuous in the way of God, fearing not the blame of him who blames. That is God's grace! He gives it unto whom He pleases, for God both comprehends and knows.

Edip-Layth

O you who acknowledge, whoever from among you turns away from His system, then God will bring a people whom He loves and they love Him; humble towards those who acknowledge, dignified towards the ingrates; they strive in the cause of God and do not fear the blame of those who blame. This is God's grace, He bestows it upon whom He wills; God is Encompassing, Knowledgeable.

George Sale

O true believers, whoever of you apostatizeth from his religion, God will certainly bring other people to supply his place, whom He will love, and who will love Him; who shall be humble towards the believers, but severe to the unbelievers: They shall fight for the religion of God, and shall not fear the obloquy of the detracter. This is the bounty of God, He bestoweth it on whom He pleaseth: God is extensive and wise.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Whoever of you turns away from his religion, Allah will bring (instead) a people whom He loves and who love Him, humble to believers, stern to unbelievers, striving in the way of Allah, fearing not the blame (or reproach) of any blamer (or critic). That is Allah's Grace! He gives it unto whom He pleases, for Allah is All-Embracing, All-Knowing.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, whoever of you turns back from His Allah's) religion, then Allah will eventually come up with a people He loves and who love Him, humble towards the believers, mightily proud towards the disbelievers, striving in the way of Allah; and they do not fear the blame of (any) blamer. That is the Grace of Allah (that) He brings to whomever He decides; and Allah is Ever-Embracing, Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Whoso of you becometh a renegade from his religion, (know that in his stead) Allah will bring a people whom He loveth and who love Him, humble toward believers, stern toward disbelievers, striving in the way of Allah, and fearing not the blame of any blamer. Such is the grace of Allah which He giveth unto whom He will. Allah is All-Embracing, All-Knowing.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, any one of you who turns back on his faith (should remember) that God could verily bring (in your place) another people whom He would love as they would love Him, gentle with believers, unbending with infidels, who would strive in the way of God, unafraid of blame by any slanderer. Such is the favour of God which He bestows on whomsoever He will. God is infinite and all-knowing.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! If you ever abandon your faith, " God will in time bring forth [in your stead] people whom He loves and who love Him - humble towards the believers, proud towards all who deny the truth: [people] who strive hard in God's cause, and do not fear to be censured by anyone who might censure them: such is God's favour, which He grants unto whom He wills. And God is infinite, all-knowing.

Mustafa Khattab

O believers! Whoever among you abandons their faith, Allah will replace them with others who love Him and are loved by Him. They will be humble with the believers but firm towards the disbelievers, struggling in the Way of Allah; fearing no blame from anyone. This is the favour of Allah. He grants it to whoever He wills. And Allah is All-Bountiful, All-Knowing.

Progressive Muslims

O you who believe, whoever from among you turns away from His system, then God will bring a people whom He loves and they love Him; humble towards the believers, proud towards the rejecters; they strive in the cause of God and do not fear to be blamed by those who blame. This is God's grace, He bestows it upon whom He wills; God is Encompassing, Knowledgeable.

Rashad Khalifa

O you who believe, if you revert from your religion, then GOD will substitute in your place people whom He loves and who love Him. They will be kind with the believers, stern with the disbelievers, and will strive in the cause of GOD without fear of any blame. Such is GOD's blessing; He bestows it upon whomever He wills. GOD is Bounteous, Omniscient.

Sahih International

O you who have believed, whoever of you should revert from his religion - Allah will bring forth [in place of them] a people He will love and who will love Him [who are] humble toward the believers, powerful against the disbelievers; they strive in the cause of Allah and do not fear the blame of a critic. That is the favor of Allah ; He bestows it upon whom He wills. And Allah is all-Encompassing and Knowing.

Sam Gerrans

O you who heed warning: whoso among you renounces his doctrine: God will bring a people whom He will love, and who will love Him: humble towards the believers; stern towards the false claimers of guidance; striving in the cause of God, and fearing not the reproach of a critic. That is the bounty of God He gives to whom He wills; and God is encompassing and knowing.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! If you revert from your DEEN Allah will bring in your place people whom He loves and who love Him. They will be kind to the believers, and stern with the rejecters. They will strive in the Cause of Allah without fear of any blame. Such is the Bounty of Allah that He gives according to His Laws. He is Infinite, All Knowing.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! (In case) any from among you turns back from his Faith (in Islam, be sure that), soon Allah will produce a people whom He will love as they will love Him— (People who are) humble with the believers, strong against the Rejecters (of Faith) fighting in the Way (the Cause) of Allah, and never afraid of the (unpleasant) words from those who find fault. That is the Grace of Allah, which He will bestow on whom He pleases. And Allah is All Encompassing and Sufficient (Wasi’), All Knowing (Aleem).

Taqi Usmani

O you who believe, if anyone from you turns back from his Faith, then Allah will bring a people whom He loves and who love Him, humble toward the believers, hard on the disbelievers, who fight in the way of Allah and are not afraid of the reproach of any critic. That is a grace of Allah. He confers it on whom He wills. Allah is All-Embracing, All-Knowing

The Monotheist Group

O you who believe, whoever from among you turns away from His system, then God will bring a people whom He loves and they love Him; humble towards the believers, proud towards the rejecters; they strive in the cause of God and do not fear to be blamed by those who blame. This is the grace of God, He bestows it upon whom He wills; God is Encompassing, Knowledgeable.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩