Diyanet İşleri
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 76. ayet. بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ
belâ men evfâ bi`ahdihî vetteḳâ feinne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi Âl-i İmrân 64–80 3
"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
76. “Hayır” yani durum dedikleri gibi değildir. Çünkü “kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa” yani hem Allah’ın haklarını hem de kullarının haklarını yerine getirirse işte sakınan (takvâ sahibi olan) kişi budur ve Allah böylelerini sever.
Öte yandan kim bunun aksine hareket eder de kendisi ile insanlar arasındaki ahit ve akitlerini yerine getirmeyecek olursa ve Allah’tan da sakınmazsa işte Allah böylelerine de gazap eder ve bu tutum dolayısı ile onları en ağır ve ibretlik şekilde cezalandırır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gerçek onların dediği değildir. Aksine onların üzerine bir günah vardır. Fakat kim, Allah'a ve resulüne iman etmek için verdiği sözünü tutar, insanlara karşı olan sözünü yerine getirir ve emaneti geri verirse, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'tan sakınmış olur. Muhakkak ki Allah, sakınanları sever ve sakınmalarından dolayı onlara mükâfatın en güzelini verecektir.
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Ancak Allah'a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Allah'a ortak koşanların Allah katında ve Resulü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Aksine kim sözünü yerine getirir ve takvâlı (duyarlı) davranırsa, şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.
Bilakis, kim taahhütlerine sadık kalır ve sorumluluk bilinci taşırsa, iyi bilsin ki Allah sorumluluk bilinciyle hareket edenleri sever.
Ama (Allah,) Kendisine karşı taahhütlerine sadık kalanlar(ın) ve Kendisine karşı sorumluluk bilinci duyanlar(ın farkındadır): ve Allah, Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanları sever.
Evet, kim sözünün arkasındaysa ve korunursa, şüphesiz ki Allah korunanları sever.
Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Hayır! (sorumluluk vardır). Her kim sözünü yerine getirir ve (Allah'tan) sakınırsa, Allah da şüphesiz, sakınanları sever.
Hayır, öyle değil! Kim sözünü yerine getirir ve sorumluluk bilincine erişirse, kuşkusuz, Allah, sorumluluk bilinci taşıyanları sever.
Hayır, gerçek onların dediği gibi değil; her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.
Kim sözünü yerine getirir ve erdemli bir yaşam sürerse, bilsin ki ALLAH erdemlileri sever.
Kim sözünü yerine getirir ve erdemli bir yaşam sürerse, bilsin ki ALLAH erdemlileri sever.
Hayır yol var! Her kim verdiği sözü yerine getirir ve sakınırsa şüphesiz, Allah o sakınanları sever.
Hayır yol var, Allah var, her kim ahdine vefa eder ve korunursa şüphe yok ki Allah o muttekileri sever
Hayır dipnot 1 ! Kim sözünü yerine getirir ve takvalı dipnot 2 olursa, kuşkusuz Allah, takvalı olanları sever.
Hayır! dipnot 1 Kim sözünü yerine getirir ve takvalı dipnot 2 olursa, kuşkusuz Allah, takvalı olanları sever.
Hayır! dipnot 1 Kim sözünü yerine getirir ve takvalı dipnot 2 olursa, kuşkusuz Allah, takvalı olanları sever.
Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Tanrı da sakınanları sever.
Hayır, kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa şübhesiz Allah da o sakınanları sever.
Hayır, kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa; şüphe yok ki Allah, sakınanları sever.
(75-77) Ehli kitaptan birileri var ki ona kantarlarca emanet et onu sana iade eder , kimi de var ki ona dirhem emanet etsen başında dikilip beklemedikçe onu sana geri vermez, bunun böyle olmasının nedeni , biz, kendilerine kitap verilmemişlerden sorulacak değiliz, demeleridir. (Yahudiler böyle düşünürler) Allah’a karşı yalan söyleyerek bunu yapıyorlar. (Allah böyle bir şey dememiştir) Bilakis kim ahdine tam olarak uyarsa ve sakınırsa muhakkak ki Allah sakınanları sever. Ahitlerini ve yeminlerini az bir pahaya satışa çıkaranlar işte onlara ahirette hiç pay yoktur , Allah onlarla konuşmayacaktır / kelam etmeyecektir , onlara kıyamet günü bakılmayacak, onlar arındırılmayacaklar dır ve onlar için acıtıcı bir azap vardır.
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Hayır, kim sözünü yerine getirir ve (günahtan) korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.
Hayır! (sorumluluğunuz var.) Kim üstlendiği sorumluluğu dipnot 1 yerine getirir, yanlış yapmaktan da sakınırsa (bilsin ki) Allah yanlışlardan sakınanları sever.
Hayır! Kim sorumluluğunu yerine getirir ve kendini bozmazsa bilsin ki Allah, kendini bozmayanları dipnot 1 sever.
Evet, kim verdiği sözü yerine getirir ve Allah’tan sakınırsa, şüphe yok ki, Allah muttakileri sever.
Evet, kim verdiği sözü yerine getirir ve Allah'tan sakınırsa, şüphe yok ki, Allah muttakileri sever.
İş öyle değil! Kim ahdine vefa eder, takvaya sarılırsa hiç kuşkusuz, Allah takvaya sarılanları sever.
Indeed he who fulfils his promise when he pledges himself before Allah to do what is to be done, keeps the vow when he binds himself by one, his words and deeds together accord and entertain the profound reverence dutiful to Allah shall come in the grace of Allah for Allah likes those who entertain the profound reverence dutiful to Him.
No indeed! God loves those who keep their pledges and are mindful of Him,
Nay.- Those that keep their plighted faith and act aright,-verily Allah loves those who act aright.
But Allah loves only those who fulfil their covenant and fear Allah. Truly Allah loves the God-fearing.
No, the truth is, if people honour their contracts and have taqwa of Him, Allah loves those who have taqwa.
Yes, whoever fulfils his pledge and fears Allâh much; verily, then Allâh loves those who are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
Yes, whoever fulfills his commitments and is wary of Allah —Allah indeed loves the Godwary.
Nay (they will indeed be called to account). Yet whoso discharges his obligations and guards against evil, (he will find that) Allâh, infact, loves those who guard against evil.
Nay, but whoso fulfils his covenant and fears God, God loves the godfearing.
No way; God loves only those who are men of their words and do not fall into the Satan’s trap.
Yea, whoso fulfils his covenant and fears,- verily, God loves those who fear.
Indeed, anyone who fulfils his pledge and is conscientious, then God loves the conscientious.
Yea; whoso keepeth his covenant, and feareth God, God surely loveth those who fear him.
Nay, whoever fulfils his covenant and acts righteously, - verily, Allah loves those who act righteously.
Yes indeed, (but) whoever fulfils his covenant and is pious (to Allah), then surely Allah loves the pious.
Nay, but (the chosen of Allah is) he who fulfilleth his pledge and wardeth off (evil); for lo! Allah loveth those who ward off (evil).
But certainly whoever keeps his promise and follows the right path (will be blessed), for God loves those who shun evil and follow the right course.
Nay, but [God is aware of] those who keep their bond with Him, and are conscious of Him: and, verily, God loves those who are conscious of Him.
Absolutely! Those who honour their trusts and shun evil—surely Allah loves those who are mindful ˹of Him˺.
Indeed, anyone who fulfils his pledge and is aware of God, then God loves the righteous.
Indeed, those who fulfill their obligations and lead a righteous life, GOD loves the righteous.
But yes, whoever fulfills his commitment and fears Allah - then indeed, Allah loves those who fear Him.
Verily, whoso fulfils his covenant and is in prudent fear: God loves those of prudent fear.
Nay, the chosen of Allah is the one who fulfills his pledge and walks aright. Allah loves those who are mindful of His Commands.
Yes! Those who keep their true faith and act right— Surely, Allah loves those who act righteously.
Why (will they) not (be blamed)? Whoever fulfils his pledge and fears Allah, then, Allah loves the God-fearing.
Indeed, anyone who fulfils his pledge and is righteous, then God loves the righteous.