Diyanet İşleri
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 74. ayet. يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi Âl-i İmrân 64–80 3
Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Kitap ehlinden bir grup, "Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler" dedi.
"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.
Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 69–74. ayetler için yazılmıştır.
69-74. Yüce Allah’ın bu ümmete, Kitap ehline mensup düşmanlarının hile ve tuzaklarını ve onların mü’minleri saptırma konusundaki aşırı tutkuları dolayısıyla son derece kötü ve çeşitli tuzaklar kurduğunu haber vermesi bu ümmete olan lütuflarındandır. İşte onlardan bir kesim şöyle demişlerdi: “İman edenlere indirilene gündüzün başında iman edin.” Gündüzün son saatlerinde de onların dinlerinden geri dönün. Çünkü onlar sizlerin bilgi sahibi olduğunuza inandıkları için dinlerinden döndüğünüzü görecek olurlarsa, kendi dinleri hakkında şüpheye düşerler ve şöyle derler: “Eğer onlar bizim bu dinimizde beğenmedikleri bir şey görmüş ve önceki kitaplara uygun düşmeyen şeyler tespit etmiş olmasalardı dönmezlerdi.” İşte Kitap ehlinin tuzakları budur. Dilediğini hidâyete erdiren ise Yüce Allah’tır. Lütuf O’nun elindedir ve bunu dilediğine tahsis eder. İşte siz ey Muhammed ümmeti, size de sizden başkalarına vermediği özellikler tahsis etmiştir. Ancak bu tuzak kuranlar şunu bilmemektedirler: Allah’ın dini haktı ve bu dinin hakikati kalplere ulaştı mı, zaman geçtikçe sahibinin bu dine olan iman ve yakîni gittikçe artar. Dini ile ilgili ileri sürülen şüpheler de ancak onun dinine bağlılığını artırır; Yüce Allah’a olan hamd-ü senasını -bu din ile kendisine lütufta bulunduğundan dolayı- daha da çoğaltır.
Onların söyledikleri nakledilen: “Size verilenin benzerinin başkasına verilmiş olduğuna yahut onların Rabbiniz nezdinde size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın).” sözleri şu anlama gelmektedir: Onları bu kötü işleri yapmaya iten şey; kıskançlıkları, azgınlıkları ve kendilerine karşı delil getirilmesi korkusudur. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Kitap ehlinden birçoğu hak kendilerine besbelli olmuşken içlerinde yerleşmiş olan kıskançlıktan dolayı sizi imanınızdan sonra kâfirlere döndürmeyi çok isterler...” (el-Bakara, 2/109)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah rahmetini kullarından dilediğine has kılar. Ona fazlından hidayet, peygamberlik ve çeşitli lütuflarda bulunur. Allah, büyük ve sınırsız lütuf sahibidir.
Aynı kök: خصص (4 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: خصص (4 geçiş)
Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.
Aynı kök: خصص (4 geçiş)
Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah) rahmetini dipnot 1 dilediğine (layık olana) özgü kılar. Allah büyük lütuf sahibidir."
Dilediğine rahmetini bağışlar: zaten Allah muazzam lütuf sahibidir.
dilediğine rahmetini bağışlar; ve Allah, lütfunda sınırsızdır."
Rahmetini (dilediğinden) dilediğine has kılar! Allah Aziym fazl sahibidir.
O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Allah büyük 'lutuf ve ihsan (fazl)' sahibidir.
Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütuf sahibidir.
"Rahmetini, dilediğine ayırır. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir!"
"Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah üstün lütuf sahibidir."
Rahmetini dilediğine özgü kılar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Rahmetini dilediğine özgü kılar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Rahmeti ile dilediğine ayrıcalık verir, Allah çok büyük nimet sahibidir.
Rahmetiyle imtiyazı dilediğine bahşeder, daha Allah çok büyük fazıl sahibidir
Allah, rahmetini hak edene dipnot 1 has kılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Allah, rahmetini hak edene dipnot 1 has kılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Allah, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
O, kime dilerse rahmetini tahsis eder, Tanrı büyük 'lutuf ve ihsan' (fazl) sahibidir.
O, kime dilerse rahmetiyle ona imtiyaz verir. Allah en büyük fazl-ü inayet saahibidir.
Dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah, en büyük lütuf sahibidir.
(64-74) De ki Ey kitap halkı bizimle sizin arasındaki aynı seviyede olan kelimeye gelin, Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim ve ona herhangi bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ın dışında bazımız bazılarını ilah edinmesin, eğer yüz çevirirlerse deyin ki şahit olunuz ki biz Müslümanlarız. De ki Ey kitap halkı İbrahim konusunda niçin tartışıyorsunuz? Tevrat ta İncil de ondan sonra indirildi , akletmiyor musunuz? İşte siz, işte onlar, hakkında bilginiz olan şeyde bile tartıştınız , peki niye hakkında ilminizin olmadığı konuda tartışırsınız ki? Allah bilir sizler bilmezsiniz. İbrahim Yahudi de değildi Hristiyan da değildi ve lakin hanifti müslümandı, Müşriklerden olmadı. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) İnsanlardan İbrahim’e en dost olanı bu Resule / Muhammed’e uyanlar ve iman edenlerdir , Allah iman edenlerin dostudur. Ehli Kitaptan bir kısım, sizi saptırmış olmayı arzuladılar, onlar ancak kendilerini saptırdılar ve de bilincinde / şuurunda değildiler. Ey Kitap halkı şahit olduğunu z halde niçin Allah’ın ayetlerini yok sayıyorsunuz , ey kitap halkı niçin hakka batıl giydiriyorsunuz, niçin bildiğiniz halde hakkı saklıyorsunuz? Ehli kitaptan bir kısım dedi ki gündüzün ön yüzünde inanın , sonrasında inkâr edin, böylelikle belki onlar dönerler , sizin dininize uyandan başkasına iman etmeyin dediler. De ki, muhakkak ki yola sokma kta / kılavuzlukta Allah’ın kılavuzluğudur, size verilenin benzeri, birine daha veriliyor (Sizin ki resul ise bu da resul) diye mi yahut Rabbinizin yanında O, sizinle tartışacak diye mi? De ki muhakkak ki fazıl Allah’ın yanındadır, onu istediğine verir. (Risalet’i kime vereceğini size mi soracak) Allah kapsayıcıdır / geniştir, bilendir. İstediğine rahmetini tahsis eder / özel olarak verir, Allah fazıl sahibidir, büyüktür.
O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lutuf ve ikram sahibidir.
Allah, tercih ettiği dipnot 1 kişilere özel ikramda bulunur. Allah büyük lütuf sahibidir. dipnot 2
Yapacağı iyiliği, tercih ettiği kişiye yapar. Allah büyük iyilik ve ikram sahibidir.
Rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük nimet sahibidir.
Rahmetini dilediğine özgüler. Allah, büyük lütfun sahibidir.
"He extends His mercy to whom He will and He is the source of sufficient grace which abounds in whom He will and of the efficacious grace which effects the end for which it is given".
and He singles out for His mercy whoever He will. His grace is infinite.’
For His Mercy He specially chooseth whom He pleaseth; for Allah is the Lord of bounties unbounded.
He singles out for His mercy whomever He wills, Allah is possessed of abounding bounty.'
He picks out for His mercy whoever He wills. Allah’s favour is indeed immense.’
He selects for His Mercy (Islâm and the Qur’ân with Prophethood) whom He wills and Allâh is the Owner of Great Bounty.
He singles out for His mercy whomever He wishes, and Allah is dispenser of a great grace. ’
Allâh has singled out for His grace (of the bestowal of Divine revelation) one whom He has pleased, for Allâh is the Lord of great eminence.
He singles out for His mercy whom He will; God is of bounty abounding. '
God chooses for His favor whoever He wills and there is no limit for His Grace.
He specially favours with his mercy whom he pleases, for God is Lord of mighty grace.
He specifies His mercy for whomever He chooses, and God is with Great Bounty.
He will confer peculiar mercy on whom he pleaseth; for God is indued with great beneficence.
He especially selects for His mercy whom he pleases, for Allah is Lord of Unbounded Grace.
He appropriates of His mercy to whomever He decides; and Allah is The Owner of the magnificent Grace.
He selecteth for His mercy whom He will. Allah is of Infinite Bounty.
He may choose whom He likes for His favours, for great is His bounty.
singling out for His grace whom He wills. And God is limitless in His great bounty."
He chooses whoever He wills to receive His mercy. And Allah is the Lord of infinite bounty.
He specifies with His mercy whom He chooses, and God is with Great Bounty.
He specifies His mercy for whomever He wills; GOD possesses unlimited grace.
He selects for His mercy whom He wills. And Allah is the possessor of great bounty.
He chooses for His mercy whom He wills; and God is possessor of tremendous bounty.
He selects for His Grace whom He Wills. Allah, the Possessor of infinite bounties knows the proper time, place and person for His Revelation.
For His Mercy, He specially chooses whom He pleases; For Allah is the Bestower of greatest bounties.
He chooses for His grace whom He wills. Allah is the Lord of great bounty."
He singles out with His mercy whom He chooses, and God is with Great Bounty.