Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 79. ayet

Âl-i İmrân suresi, 79. ayet. مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ

mâ kâne libeşerin ey yü'tiyehü-llâhü-lkitâbe velḥukme vennübüvvete ŝümme yeḳûle linnâsi kûnû `ibâdel lî min dûni-llâhi velâkin kûnû rabbâniyyîne bimâ küntüm tü`allimûne-lkitâbe vebimâ küntüm tedrusûn.

Diyanet İşleri

Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 76–82 · surenin 79. ayeti / 200

Konu Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi Âl-i İmrân 64–80 3

  1. Âl-i İmrân 76

    Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.

  2. Âl-i İmrân 77

    Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  3. Âl-i İmrân 78

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

  4. 79

    Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."

  5. Âl-i İmrân 80

    Onun size, "Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin." diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkarı emreder mi?

  6. Âl-i İmrân 81

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

  7. Âl-i İmrân 82

    Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 79–80. ayetler için yazılmıştır.

79 - 80. Yani Allah’ın vahyi, Kitabı ve peygamberliği lütfettiği, ona şer’î hükümleri verdiği bir insanın, diğer insanlara kendisine ibadet etmelerini, peygamberlere ve meleklere ibadet edip onları rabler edinmelerini emretmesi son derece imkânsız ve hiç olmayacak bir şeydir. Çünkü bu, bizatihi küfürdür. İşte bu peygamber de nasıl böyle bir şey yapabilir ki? Yüce Allah ona her yönden küfrün zıddı olan İslâm’ı göndermiş iken o nasıl olur onun zıddı olan küfrü emredebilir? Böyle bir şeye imkân yoktur; çünkü onun durumu ve üzerinde bulunduğu gerçek, Allah’ın kendisine lütfetmiş olduğu faziletler ve özellikler tam bir ubudiyeti gerektirir, bir ve tek, gücü her şeye yeten Allah’a tam anlamı ile boyun eğip itaati gerektirir.

Bu, Necran heyetine verilen bir cevaptır. Zira Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara yalnızca Allah’a ibadet edip O’na itaat etmelerini emrettiğinde gururları onların imana yönelmelerini engellemiş ve kibirleri dolayısı ile: Ey Muhammed, sana ibadet etmemizi mi emrediyorsun? demişlerdi. Şanı Yüce Allah böylelikle onların söylediklerinin geçersiz olduğunu, onların ve benzerlerinin bu husustaki sözlerinin açıkça bâtıl olduğunu ifade buyurmuştur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, kendi katından bir kimseye indirilmiş bir kitap verdikten, onu ilim ve anlayış ile rızıklandırdıktan ve kendisini peygamber olarak seçtikten sonra o kimsenin,’’ Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun’’ demesi doğru değildir. Fakat, onlara şöyle der: "Kitabı ezberleyerek ve anlayarak ders verdiniz, insanlara indirilmiş olan kitabı öğretmeniz sebebiyle ilimleriyle amel eden âlimler, terbiye ve ıslah eden kimseler olun."

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. كَانَ kane mümkün değildir kök: كون
  3. لِبَشَرٍ libeşerin hiçbir insanın kök: بشر
  4. أَن en
  5. يُؤْتِيَهُ yu'tiyehu ona vermesinden (sonra) kök: اتي
  6. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  7. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  8. وَٱلْحُكْمَ velhukme hüküm (hikmet) kök: حكم
  9. وَٱلنُّبُوَّةَ ve nnubuvve te ve nebilik kök: نبا
  10. ثُمَّ summe sonra (o kalksın)
  11. يَقُولَ yekule demesi kök: قول
  12. لِلنَّاسِ linnasi insanlara kök: نوس
  13. كُونُوا۟ kunu olun kök: كون
  14. عِبَادًۭا ibaden kul(lar) kök: عبد
  15. لِّى li bana
  16. مِن min
  17. دُونِ duni bırakıp kök: دون
  18. ٱللَّهِ llahi Allah'ı kök: اله
  19. وَلَـٰكِن velakin fakat (der ki)
  20. كُونُوا۟ kunu olun kök: كون
  21. رَبَّـٰنِيِّـۧنَ rabbaniyyine Rabbe halis kullar kök: ربب
  22. بِمَا bima şeyler gereğince
  23. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  24. تُعَلِّمُونَ tuallimune okuyor kök: علم
  25. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  26. وَبِمَا ve bima ve
  27. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  28. تَدْرُسُونَ tedrusune öğretiyor kök: درس

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Nübüvvet

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden…

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece…

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    (156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz,…

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz…

  • Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…

  • Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet

    Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın kendisine Kitap, hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve peygamberlik vermesinden sonra hiçbir insanın, insanlara "Allah'ın peşi sıra bana kullar olun!" demesi mümkün değildir. dipnot 1 Aksine (şöyle derler): "Kitabı (okuyup) öğreterek ve (ondan) ders yaparak kendini Rabbe adayan kullar olun!" dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümlede [teslis] (üçleme) gibi inanışların uydurma olduğu bildirilmektedir. Ayrıca bu ayet herhangi bir peygambere kul olma iddiasının da hem kitaba hem peygambere hem de peygamberlik kurumuna yönelik bir iftira olduğunun delilidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette verilmek istenen temel mesaj, bütün peygamberlerin çağrısını öğretmektir ki arzu edilen durum ümmetin fertlerinin birer [rabbânî] olmalarıdır. [Rabbânî] olanlar yani kendini, benliğini, En‘âm 6:162'de belirtildiği gibi bütün desteğini, ibadetlerini, hayatını, ölümünü, bir anlamda her şeyini âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah'a adayan yiğitler olmak risalet çağrısının temel öğretisidir. Bu mesajda bütün ilahî öğretilerin ortak amacı dile getirilmekte, vahyi öğrenip öğretmek ve vahiyden ders yapmak gerektiği ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın kendisine vahiy, hüküm ve peygamberlik verdiği hiç kimsenin, bunun ardı sıra topluma "Allah'ın peşi sıra bana da kulluk edin!" demesi düşünülemez. Aksine "İlahi kelamı derinliğine öğrenip onu başkalarına da öğreterek Rabbin şahsiyetler olun!" der.

Muhammed Esed

Allah'ın vahiy, sağlam muhakeme ve peygamberlik bağışladığı hiç kimsenin bundan sonra halkına, "Allah'ın yanısıra bana da kulluk edin!" demesi düşünülemez; aksine, (onlara şöyle öğüt verir): "ilahi kelamın bilgisini yayarak ve kendiniz (onu) derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun!"

Ahmed Hulusi

Bir beşer için olacak şey değildir, Allah kendisine hakikat bilgisini, hükmü ve nübüvveti versin de, sonra o kalkıp insanlara, "Allah'ı bırakıp, bana kulluk edin" desin! Bilakis onlara şöyle der: "Hakikat bilgisi öğretinize ve yaptığınız çalışmalara uygun olarak, Rabbinize kulluk ettiğinizin bilincinde olanlardan olun. "

Ali Bulaç

Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten, sonra insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler olunuz" (deme görevindedir.)

Ali Özek ve heyeti

Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: «Allah'ı bırakıp bana kul olun!» demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.

Ali Rıza Safa

Allah, kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdikten sonra, hiçbir insanoğlu, insanlara, "Allah'tan başka, ayrıca bana da hizmet edin!" diyemez. Tam tersine, "Kitap'ı öğrenerek ve öğreterek, kendisini Efendisine adayanlar olun!"

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kul olun!" demesi mümkün değildir. Aksine "İlahi kelamın bilgisini öğreterek ve onu derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun" der.

Edip Yüksel

ALLAH'ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiçbir insan, "ALLAH'tan sonra bana da hizmet ediniz" diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, "Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Efendisine adayan kullar olun" der.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiç bir insan, 'ALLAH'tan sonra bana da kulluk ediniz,' diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, 'Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Rabbine adayan kullar olun,' der

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın kendisine kitap, bilgi ve peygamberlik vermiş olduğu hiçbir kişinin kalkıp da insanlara: "Allah'a değil bana kul olun" diyebilme yetkisi yoktur. Ancak: "Kitabı öğretmekte ve ders alıp vermekte olmanız sebebiyle Allah yolunun erleri olunuz!" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir beşer için o salahiyyet yoktur ki Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de o sonra insanlara Allahdan beride bana kul olun diyebilsin, ve lakin kitab ta'lim etmekte olduğunuz ve ders alıb vermekte bulunduğunuz için rabbaniler olunuz der

Erhan Aktaş

Allah'ın kendisine Kitap, Hüküm ve Nebi'lik verdiği bir beşerin, insanlara "Allah'ın yanı sıra bana da kulluk edin." demesi yakışmaz. Ancak, okuyup öğrendiğiniz Kitap'ın gereği olarak, "Kulluğunuz yalnızca Rabb'inize ait olsun. dipnot 1 " demesi gerekir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın kendisine Kitap, Hüküm ve Nebi'lik verdiği bir beşerin, insanlara "Allah'ın yanı sıra bana da kulluk edin demesi yakışmaz. Ancak, okuyup öğrendiğiniz Kitap'ın gereği olarak, "Kulluğunuz yalnızca Rabb'inize ait olsun." dipnot 1 demesi gerekir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın kendisine Kitap, hüküm ve nebilik verdiği bir kimsenin, "Allah'ın yanı sıra bana da kulluk edin demesi yakışmaz. Ancak, okuyup öğrendiğiniz Kitap'ın gereği olarak, "Kulluğunuz yalnızca Rabb'inize ait olsun." dipnot 1 demesi gerekir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir.

Gültekin Onan

Beşerden hiç kimsenin, Tanrı kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten, sonra insanlara: "Tanrı'yı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre rabbaniler olunuz" (deme görevindedir).

Hasan Basri Çantay

Beşerden hiç bir kimseye yakışmaz ki Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o, insanlara: "Allahı bırakıb da (gelin) bana kul olun." desin. Fakat o, "öğretmekde ve okuyub okutmakda olduğunuz Kitab sayesinde Rabbaniler olun" (der).

İbni Kesir

Hiç bir insana yakışmaz ki; Allah, kendisine kitabı, hükmü ve peygamberliği versinde sonra o, insanlara: Allah'ı bırakıp bana kullar olun, desin. Fakat: Kitabı okuyup öğrettiğinize göre Rabb'a kul olun, demek yaraşır.

Mehmet Alagaş

(79-80) Kendisine Allah’ın kitap, hüküm ve Resullük verdiği bir beşerin , sonradan kalkıp ta Allah’ın dışında bana ibadet edin demesi olur şey değildir, bilakis kitabın size öğretiliyor olmasından, sizin de ders alıyor olmanızdan dolayı Rabbin halis kulları / Rabbaniyyun olun der, size Melekleri ve Nebileri Rabler olarak edinin emri vermez, siz Müslümanlar olduktan sonra, size, küfretmeyi mi emredecek? (Hangi Resul bunu yapabilir ki?)

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah'ın, kendisine kitabı, hükmü ve peygamberliği verdiği bir insana (peygambere), “Allah'ı bırakıp bana ibadet edin” demek yaraşmaz. Lakin (her peygamber), “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabbanî insanlar olunuz” der

Süleyman Ateş

Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah ona Kitap, hüküm (hikmet) ve peygamberlik versin de, sonra (o kalksın) insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kullar olun", desin; fakat: "Öğrettiğiniz Kitap ve okuduğunuz şeyler gereğince Rabba halis kullar olun!" der.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve nebilik verdiği bir beşerin kalkıp da insanlara, "Beni Allah ile aranıza koyarak bana kulluk eden kişiler olun!" demeye hakkı yoktur. dipnot 1 Onun diyeceği şudur: "Kitabı öğretmeniz ve üzerinde çalışmanız sebebiyle kendini Rabbinin yoluna adayan kişiler olun!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir insana Allah; Kitap, hikmet ve nebilik verecek, o da tutup insanlara "Allah'tan önce bana kul olun!" diyecek! Buna hiç kimsenin hakkı yoktur dipnot 1 . Onun diyeceği şudur: "Kitabı öğretmenize ve özümsemenize karşılık sadece Rabbinizden (sahibinizden) yana olun."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    (Bkz. Hakka 69/44-46)

Şaban Britch

Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir insanın, bütün bunlardan sonra: Allah’ı bırakıp, benim kullarım olun, demesi mümkün değildir. Fakat: "Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabbani kul olunuz, der.

Şaban Piriş

Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir insanın, bütün bunlardan sonra: -Allah'ı bırakıp, benim kullarım olun, demesi mümkün değildir. Fakat: -Kitabı okuyup, incelediğinize göre Rabb'e kul olunuz, der.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbaniler olun!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is hardly intelligible that a human on whom Allah confers the Book and the wisdom and the prerogative of Prophethood would demand of the people to worship him in lieu of Allah. Rather he would ask of them by virtue of right and authority to pay reverence and veneration to Allah, the Creator, and to adore Him with appropriate acts and rites and devotion. This is the logical sequence which Allah has imparted to them, the divine knowledge which they have imparted to people, the divine knowledge which they themselves have applied their minds to its acquisition.

Abdul Haleem

No person to whom God had given the Scripture, wisdom, and prophethood would ever say to people, ‘Be my servants, not God’s.’ [He would say], ‘You should be devoted to God because you have taught the Scripture and studied it closely.’

Abdullah Yusuf Ali

It is not (possible) that a man, to whom is given the Book, and Wisdom, and the prophetic office, should say to people: "Be ye my worshippers rather than Allah's": on the contrary (He would say) "Be ye worshippers of Him Who is truly the Cherisher of all: For ye have taught the Book and ye have studied it earnestly."

Abul A'la Maududi

It does not befit a man that Allah should grant him His Book and sound judgement and prophet-hood, and thereafter he should say to men: 'Become servants to me apart from Allah.' He would rather say: 'Become dedicated men of Allah, dipnot 1 in accord with the dictates of the Book you have been teaching and studying.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The term rabbani is used here to denote Jewish religious scholars and functionaries who were supposed to provide true religious guidance to establish their rites of worship, implement religious laws, and so on. The same word occurs in( Surah 5: 44 and 63). In the Christian tradition the word 'divine' is used as an equivalent to the word rabbani.

Aisha Bewley

It is not right for any human being that Allah should give him the Book and Judgement and Prophethood, and then that he should say to people, ‘Be worshippers of me rather than Allah. ’ Rather he will say, ‘Be people of the Lord because of your knowledge of the Book and because you study.’

Al-Hilali & Khan

It is not (possible) for any human being to whom Allâh has given the Book and Al-Hukm (the knowledge and understanding of the laws of religion) and Prophethood to say to the people: "Be my worshippers rather than Allâh’s." On the contrary (he would say): "Be you Rabbâniyyûn (learned men of religion who practise what they know and also preach others), because you are teaching the Book, and you are studying it."

Ali Quli Qarai

It does not behoove any human that Allah should give him the Book, judgement and prophethood, and then he should say to the people, ‘Be my servants instead of Allah. ’ Rather [he would say], ‘Be a godly people, because of your teaching the Book and because of your studying it.’

Amatul Rahman Omar

It is not given to a human being that Allâh should give him the Book, the sovereignty and the prophethood and then he should say to the people, `Be servants to me beside Allâh. ' He would rather say, `Be you the sole devotees of (Allâh) the Lord, for you teach the Book and because you study (it).'

Arthur John Arberry

It belongs not to any mortal that God should give him the Book, the Judgment, the Prophethood, then he should say to men, 'Be you servants to me apart from God. ' Rather, 'Be you masters in that you know the Book, and in that you study.'

Bijan Moeinian

No man, to whom God gives the Book, wisdom and Prophet hood, would say to the people: "Worship me instead of God (as Christians attribute it to Christ. )" Such person (Jesus) will surely say: “Worship none but the Lord (Matthew 4-10.) Be sincere Rabbis in teaching the Scripture as you have learnt (and do not falsify it.)”

E. Henry Palmer

It is not right for a man that God should give him a Book, and judgment, and prophecy, and that then he should say to men, 'Be ye servants of mine rather than of God;' but be ye rather masters of teaching the Book and of what ye learn.

Edip-Layth

It is not for a human that God would give him the book, the authority, and the prophethood, then he would say to the people: "Be servants to me rather than to God!", rather: "Be devotees to what you have been taught of the book, and to what you studied."

George Sale

It is not fit for a man, that God should give him a book of revelations, and wisdom, and prophecy; and then he should say unto men, be ye worshippers of me, besides God; but he ought to say, be ye perfect in knowledge and in works, since ye know the scriptures, and exercise your selves therein.

Hamid S. Aziz

It is not possible for a man to whom Allah has given the Scripture and the Wisdom and the Prophethood, that then he should say to men, "Be you servants of mine rather than of Allah;" but (what he said was) "Be you rather faithful servants of the Lord in teaching the Scripture of what you learn. "

Mahmoud Ghali

In no way should a mortal (to whom) Allah brings the Book and the Judgment and the Prophethood thereafter say to mankind, "Be bondmen to me, apart from Allah. " But, (i.e. But he should say) "Be lordly (i.e. teachers of Divine Law and worshipers of Allah) in that you used to teach the Book and in that you used to study (it)."

Marmaduke Pickthall

It is not (possible) for any human being unto whom Allah had given the Scripture and wisdom and the prophethood that he should afterwards have said unto mankind: Be slaves of me instead of Allah; but (what he said was): Be ye faithful servants of the Lord by virtue of your constant teaching of the Scripture and of your constant study thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

It is not for a mortal to whom God reveals the Book and the judgement and the prophethood to say to the people: "Be my votaries instead of God's, " but (to say): "Become learned in divine law, by virtue of teaching and studying the Book. "

Muhammad Asad

It is not conceivable that a human being unto whom God had granted revelation, and sound judgment, and prophethood, should thereafter have said unto people, "Worship me beside God"; but rather [did he exhort them], "Become men of God by spreading the knowledge of the divine writ, and by your own deep study [thereof]. "

Mustafa Khattab

It is not appropriate for someone who Allah has blessed with the Scripture, wisdom, and prophethood to say to people, "Worship me instead of Allah." Rather, he would say, “Be devoted to the worship of your Lord ˹alone˺—by virtue of what you read in the Scripture and what you teach.”

Progressive Muslims

It is not for a human that God would give him the Scripture and the authority and the prophethood, then he would say to the people: "Be servants to me rather than God!", rather: "Be devotees for what you have been taught of the Scripture, and for what you studied. "

Rashad Khalifa

Never would a human being whom GOD blessed with the scripture and prophethood say to the people, "Idolize me beside GOD." Instead, (he would say), "Devote yourselves absolutely to your Lord alone," according to the scripture you preach and the teachings you learn.

Sahih International

It is not for a human [prophet] that Allah should give him the Scripture and authority and prophethood and then he would say to the people, "Be servants to me rather than Allah," but [instead, he would say], "Be pious scholars of the Lord because of what you have taught of the Scripture and because of what you have studied. "

Sam Gerrans

It is not for a mortal that God should give him the Writ and judgment and prophethood, then he should say to men: “Be servants to me rather than God”; but: “Be men of God by what you have taught of the Writ, and by what you have studied.”

Shabbir Ahmed

Never would a human being, whom Allah has blessed with the Scripture, Wisdom and Prophethood, say to people, "Be servants of me instead of Allah. " Instead he would say, "Become men of God by spreading the knowledge of the Scripture and the teachings you learn there from."

Syed Vickar Ahamed

It is not (possible) that a man, to whom is given the Book, and Wisdom, and the position of a prophet, can say to people; "Be you my worshippers rather than Allah’s:" On the contrary (he would say): "Be you the worshippers of Him, Who is truly the Cherisher of all: For you have been taught the Book and you have studied it truthfully. "

Taqi Usmani

It is not (possible) for a man that Allah gives him the Book, the wisdom and the prophethood, then he starts saying to the people "Become my worshippers, aside from Allah" rather, (he would say), “Be men of the Lord; as you have been teaching the Book, and as you have been learning it.”

The Monotheist Group

It is not for any human being that God would give him the Book and the authority and the prophethood, then he would say to the people: "Be servants to me rather than God!" Rather: "Be Devotees for what you have been taught of the Book, and of what you have studied."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩