A'râf suresi

A'râf suresi, 169. ayet

A'râf suresi, 169. ayet. فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَٰقُ ٱلْكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ وَٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

feḫalefe mim ba`dihim ḫalfüv veriŝü-lkitâbe ye'ḫuẕûne `araḍa hâẕe-l'ednâ veyeḳûlûne seyugferu lenâ. veiy ye'tihim `araḍum miŝlühû ye'ḫuẕûh. elem yü'ḫaẕ `aleyhim mîŝâḳu-lkitâbi el lâ yeḳûlû `ale-llâhi ille-lḥaḳḳa vederasû mâ fîh. veddâru-l'âḫiratü ḫayrul lilleẕîne yetteḳûn. efelâ ta`ḳilûn.

Diyanet İşleri

Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 166–172 · surenin 169. ayeti / 206

Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3

  1. A'râf 166

    Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

  2. A'râf 167

    Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  3. A'râf 168

    Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.

  4. 169

    Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

  5. A'râf 170

    Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

  6. A'râf 171

    Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız" demiştik.

  7. A'râf 172

    Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

169. “Onların ardından” kötülükleri daha da ileri olan “kötü bir nesil gelip” onlardan sonra “Kitab’a mirasçı oldu.” Kitaba dair hususlarda onlara başvurulur oldu, onlar da hevalarına göre davranmaya koyuldular. Haksız yere fetva ve hüküm versinler diye onlara çok mallar verilmeye başlandı. Böylece rüşvet aralarında alabildiğine yaygınlaştı.

“Bu değersiz (dünyanın) malını alıyorlar ve” yaptıklarının bir günah olduğunu, kendilerinin de zalim olduğunu itiraf ederek: “Biz (nasılsa) bağışlanırız, diyorlardı.” Ancak bu sözün gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bu, gerçek anlamı ile bir istiğfar ve bağışlanma dileği değildir. Bunun bir gerçekliği olsaydı yaptıklarına pişman olurlar ve bir daha o yaptıklarına dönmemeye karar verirlerdi. Fakat onlar, bir başka mal ve bir rüşvetle karşılaşacak olurlarsa hemen onu da alıverirlerdi. Böylelikle Allah’ın âyetlerini az bir bedele satıyorlar ve daha hayırlı olan karşılığında daha aşağılık olanı alıyorlardı.

Yüce Allah yaptıklarını reddetmek ve cüretkârlıklarını açıklamak sadedinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’a karşı haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın teminatı alınmamış mıydı?” O halde ne diye onun hakkında hevalarına uyarak ve göz diktikleri menfaatlere meylederek gerçek olmayan şeyleri söylemektedirler?

“Üstelik onda olanları da okumuşlardı!” Öyleyse bu hususta içinden çıkılamayacak bir durum yoktu. Aksine yaptıklarını kasten yapıyorlardı ve suçları bile bile işliyorlardı. Bu ise günahın daha büyük, kınamanın daha ağır, cezanın da daha vahim olmasına sebeptir. Bu tutumları, dünya hayatını âhirete tercih etmeye meyyal akıllarının eksikliği ve görüşlerinin isabetsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Halbuki ahiret yurdu” Allah’ın indirdiğinden başkası ile hüküm verme karşılığında Allah’ın kendilerine haram kıldığı şeyleri yemekten ve verilen rüşveti almaktan, bunların dışında kalan çeşitli haramlardan “sakınanlar için daha hayırlıdır.”

“Hâlâ akletmeyecek misiniz?” Sizin tercih edilmesi gereken şeyler ile edilmemesi gereken şeyler arasında, uğrunda çalışılması daha uygun ve başkasına göre öncelikli olan şeylerle böyle olmayanlar arasında mukayese yapacak akıllarınız yok mu? Çünkü aklın özelliği akıbete bakmak, sonu göz önünde bulundurmaktır. Bu durumda az miktarda ve geçici, buna karşılık kalıcı nimetlerin elden çıkmasına sebep olan dünyalığa bakan ve ona göz diken bir kimsenin aklı ve sağlıklı bir görüşü olduğundan söz edilebilir mi? Gerçek akıllılar, şanı Yüce Allah’ın şu buyruğu ile nitelendirdiği kimselerdir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların ardından kötü bir nesil geldi ve Tevrat'ı atalarından miras aldılar. Onu okuyorlar ama onda bulunanlarla amel etmiyorlardı. Allah'ın kitabını tahrif etmek ve onda indirilmeyen ile hükmetmek için değersiz dünya malını rüşvet olarak alıyorlardı. Üstelik Allah'ın onların günahlarını bağışlayacağına dair kuruntular kuruyorlardı. Onlara değersiz dünya malı geldiğinde onu alırlardı ve tekrar geldiğinde yine almaktan geri kalmazlardı. Yüce Allah, tahrif etmeden ve değiştirmeden ancak hakkı söyleyeceklerine dair onlardan söz ve misaklar almamış mıydı? Onlar kitapla amel etmeyi cehaletlerinden dolayı terk etmediler, bilakis bilerek terk etmişlerdi. Kesinlikle kitapta yazılanları okuyup bilmekteydiler. Bundan dolayı onların suçu daha şiddetliydi. Kuşkusuz ahiret yurdu ve ahiret yurdunda bulunan nimetler, dünyanın o geçici malından ve varlıklarından; Allah'ın emirlerine uyanlar ve yasaklarından sakınanlar için dâimi olarak daha hayırlıdır. Yüce Allah'ın muttakiler için ahiret yurdunda hazırladıklarının dünyada almış oldukları bu değersiz mallardan daha hayırlı ve kalıcı olduğunu bunlar akıl edemediler mi?

Kelimeler

40 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَخَلَفَ fehalefe ardından kök: خلف
  2. مِنۢ min
  3. بَعْدِهِمْ bea'dihim sonra onların kök: بعد
  4. خَلْفٌۭ halfun yerlerine geçip kök: خلف
  5. وَرِثُوا۟ verisu varis olanlar kök: ورث
  6. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitaba kök: كتب
  7. يَأْخُذُونَ ye'huzune alıyorlar kök: اخذ
  8. عَرَضَ arade menfaatini kök: عرض
  9. هَـٰذَا haza şu
  10. ٱلْأَدْنَىٰ l-edna alçak(dünyan)ın kök: دنو
  11. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar ki kök: قول
  12. سَيُغْفَرُ seyugferu (nasıl olsa) bağışlanacağız kök: غفر
  13. لَنَا lena biz
  14. وَإِن ve in ve eğer
  15. يَأْتِهِمْ ye'tihim kendilerine gelse kök: اتي
  16. عَرَضٌۭ aradun bir menfaat daha kök: عرض
  17. مِّثْلُهُۥ misluhu ona benzer kök: مثل
  18. يَأْخُذُوهُ ۚ ye'huzuhu onu da alırlar kök: اخذ
  19. أَلَمْ elem
  20. يُؤْخَذْ yu'haz peki alınmamış mıydı? kök: اخذ
  21. عَلَيْهِم aleyhim kendilerinden
  22. مِّيثَـٰقُ misaku misak (söz) kök: وثق
  23. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap'ta kök: كتب
  24. أَن en diye
  25. لَّا la
  26. يَقُولُوا۟ yekulu söylemeyecekler kök: قول
  27. عَلَى ala hakkında
  28. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  29. إِلَّا illa başkasını
  30. ٱلْحَقَّ l-hakka gerçekten kök: حقق
  31. وَدَرَسُوا۟ vederasu ve öğrenmediler mi? kök: درس
  32. مَا ma
  33. فِيهِ ۗ fihi onun içindekini
  34. وَٱلدَّارُ ve ddaru ve yurdu kök: دور
  35. ٱلْـَٔاخِرَةُ l-ahiratu Âhiret kök: اخر
  36. خَيْرٌۭ hayrun daha hayırlıdır kök: خير
  37. لِّلَّذِينَ lillezine
  38. يَتَّقُونَ ۗ yettekune korunanlar için kök: وقي
  39. أَفَلَا efela
  40. تَعْقِلُونَ tea'kilune düşünmüyor musunuz? kök: عقل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da,…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayır

    Allah'a karşı gelmekten sakınan kimselere, "Rabbiniz ne indirdi?" denildiğinde, "Hayr indirdi" derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır.…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayır

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan sonra da şu değersiz (dünya) malını alıp, "(Nasıl olsa) bağışlanacağız!" dipnot 1 diyerek Kitab'a (Tevrat'a) mirasçı olan birtakım kötü kişiler gelmişti. Onlara, benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlardı. (Peki), Allah hakkında gerçek(ler)den başka bir şey söylemeyeceklerine dipnot 2 dair kendilerinden Kitap'ta (Tevrat'ta) söz alınmamış mıydı ve onlar (bunu Kitap'ta) okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu takvâlı (duyarlı) olanlar için hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz?

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Yüce Allah'ın azap etme sıfatını görmezlikten gelmenin korkunç bir hata olduğunu göstermektedir. Bu söz, kişileri Yüce Allah ile aldatan şeytanın sözüne benzemektedir. Benzer mesajlar: Lokmân 31:33; Fâtır 35:6; Hadîd 57:14.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: A‘râf 7:105.

Mustafa İslamoğlu

Onların ardında, kendilerinin yerini alan yeni kuşaklar Kitab'a varis oldular; (fakat) bu değersiz dünyanın geçici hazlarına kapıldılar. Ayaklarına gelen bu türden her (dünyevi) hazzı fırsat bilip üzerine atladıkları halde, "Nasıl olsa sonunda bağışlanacağız!" bile dediler. Oysa ki onlardan Allah hakkında, gerçekten başka hiçbir şey söylemeyeceklerine dair vahiy (ile belgelenen) söz alınmamış mıydı? Dahası, onun kitapta kayıtlı bulunan dersini almamışlar mıydı? Tabii ki, sorumluluğunun bilincinde olanlar için ahiret hayatı en hayırlısıdır: Hala akıllanmayacak mısınız?

Muhammed Esed

Ve ardından ilahi kitabın mirasçısı (oldukları halde) bu değersiz dünyanın geçici tatlarına sarılan (yeni) kuşaklar aldı onların yerini; ve "Nasıl olsa sonunda affedileceğiz" diyerek karşılarına çıkan bu kabil geçici şeylere sarılan (günahkar) kimseler olup çıktılar. (Oysa), onlardan Allaha yalnızca doğru ve gerçek olanı isnat edeceklerine dair ilahi kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Onda (yazılı) olanı tekrar tekrar okumamışlar mıydı? Allaha karşı sorumluluk bilinci duyan herkes için (iki hayattan) en iyisi, en üstünü ahiret hayatı olduğuna göre artık aklınızı kullanmayacak mısınız?

Ahmed Hulusi

Onlardan sonra, yerlerine hakikat bilgisine varis olan, yeni nesiller geldi. . . Şu en sefil dünyanın zenginliğini elde etmek için yaşıyorlar, sonra da "Mağfiret olacağız nasıl olsa" diyorlardı. Şayet onlara onun misli bir dünyalık gelse, onu da alırlardı. . . Kendilerinden, Allah üzerine Hak olmayanı söylemeyecekler diye hakikat bilgisi adına söz alınmamış mıydı? Onda olanı ders edinip incelemediler mi? Korunanlar için sonsuz olan gelecek yaşam ortamı daha hayırlıdır. . . Aklınızı kullanmayacak mısınız?

Ali Bulaç

Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?

Ali Özek ve heyeti

Onların ardından da (âyetleri tahrif karşılığında) şu değersiz dünya malını alıp, nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek Kitab’a (Tevrât'a) vâris olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar Kitap'takini okumamışlar mıydı? Âhiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hiç akıl etmiyor musunuz?

Ali Rıza Safa

Onların arkasından, Kitap'a kalıtçı olan kuşaklar, onların yerine geldi. Bu değersiz dünyanın geçici çıkarlarını seçerlerdi ve "Yakında bağışlanacağız!" diyerek, benzeri bir çıkar bulunca onu da alırlardı. Allah hakkında gerçeklerden başkasını söylemeyeceklerine ilişkin, onlardan Kitap sözü alınmamış mıydı? Onun içindekilerini okumamışlar mıydı? Sorumluluk bilinci taşıyanlar için, Sonsuz Yaşam Ülkesi, kesinlikle daha iyidir. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

Bayraktar Bayraklı

Onların ardından da, ayetleri tahrif karşılığında şu değersiz dünya malını alıp, "Nasıl olsa bağışlanacağız" diyerek kitaba varis olan birtakım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alınmamış mıydı ve onlar kitaptakini okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınız ermiyor mu?

Edip Yüksel

Onların yerine, kitaba mirasçı olan başka nesiller geçti. Ancak, "Nasıl olsa bağışlanacağız" diyerek aşağılık ve geçici menfaatleri seçtiler. Kendilerine, benzeri geçici menfaatler gelse yine seçerler. Onlardan, kitaba bağlı kalacaklarına ve ALLAH hakkında ancak gerçeği söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Onu okuyup öğrenmediler mi? Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Anlamıyor musunuz?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların yerine, kitaba mirasçı olan başka nesiller geçti. Ancak, 'Nasıl olsa bağışlanacağız,' diyerek aşağılık ve geçici menfaatleri seçtiler. Kendilerine, benzeri geçici menfaatler gelse yine seçerler. Onlardan, kitaba bağlı kalacaklarına ve ALLAH hakkında ancak gerçeği söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Onu okuyup öğrenmediler mi? Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Anlamıyor musunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, arkalarından Kitab'ı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerine geçti. Onlar şu alçak dünya malını alırlar, bir de: "Biz nasıl olsa bağışlanacağız!" derler. Karşı taraftan da kendilerine öyle birşey gelse, onu da alırlar. Allah'a karşı yalnız hakkı söyleyeceklerine dair kendilerinden Kitapta söz alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri durmadan okumadılar mı? Halbuki ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır; hala akıllanmayacak mısınız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken arkalarından bunlara bozuk bir güruh halef oldu ki kitabı miras aldılar, şu alçak Dünya arazını irtikab ile alırlar da birde "bize mağfiret olunacak" derler. Mukabil taraftan da kendilerine öyle bir şey gelse onu da alırlar, ya Allaha karşı haktan başka bir şey söylemiyeceklerine dair kendilerinden kitab misakı alınmadı mı idi? Ve onun içindekini ders edinib okumadılarmı? Halbuki Ahıret evi Allahtan korkanlar için daha hayırlıdır, hala akıllanmıyacakmısınız?

Erhan Aktaş

Onların yerine Kitap'a mirasçı olanlar, nasıl olsa bağışlanacağız diyerek dünyanın geçici menfaatlerini tercih ettiler; kendilerine buna benzer şeyler gelse, onu da tercih ederler. Onlardan, Kitap'a bağlı kalacaklarına ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Oysaki onlar, o Kitap'ta olanı okumuşlardı. Ahiret yurdu takva sahibi olanlar için daha hayırlıdır. Hala akletmeyecek misiniz?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların yerine Kitap'a mirasçı olanlar, nasıl olsa bağışlanacağız diyerek dünyanın geçici menfaatlerini tercih ettiler; kendilerine buna benzer şeyler gelse, onu da tercih ederler. Onlardan, Kitap'a bağlı kalacaklarına ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Oysaki onlar, o Kitap'ta olanı okumuşlardı. Ahiret yurdu takva sahibi olanlar için daha hayırlıdır. Hala akletmeyecek misiniz?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların yerine Kitap'a mirasçı olanlar, nasıl olsa bağışlanacağız diyerek dünyanın geçici menfaatlerini tercih ettiler; kendilerine buna benzer şeyler gelse, onu da tercih ederler. Onlardan, Kitap'a bağlı kalacaklarına ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Oysaki onlar, o Kitap'ta olanı okumuşlardı. Ahiret yurdu takva sahibi olanlar için daha hayırlıdır. Hala akletmeyecek misiniz?

Gültekin Onan

Onların ardından yerlerine (halife) kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)nın geçici yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Tanrı'ya karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Tanrı'dan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akletmeyecek misiniz?

Hasan Basri Çantay

Onlardan sonra — (bir tarafdan) bu dünyanın geçici metaını kapıb: "Biz (nasıl olsa) ileride yarlığanırız" demek, (bir tarafdan) kendilerine ona benzer bir meta' gelirse onu da (kaçırmayıb) almak (da devam etmek) özere o kitaba varis olan — kötü kimseler gelib onların yerine geçmişdir. Allaha İcardı hakdan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın (hükmü vech ile) te'minat alınmadı mıydı? Halbuki onda olanı durmayıp okumuşlardır da. Halbuki ahiret yurdu (öyle kötü hallerden) sakınanlar için (mahz-ı) hayırdır. Daha aklınızı başınıza almayacak mısınız?

İbni Kesir

Onlardan kötü kimseler gelip onların yerine geçmiş, kitaba varis olmuşlardı. Dünyanın geçici meta'ını alıyorlar ve: İleride affedileceğiz diyorlardı. Onlara buna benzer bir meta' gelse onu da alıyorlar. Onlardan; Allah'a karşı ancak hakkı söyleyeceklerine dair kitab üzerine ahd alınmamış mıydı? Ahiret yurdu, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?

Mehmet Alagaş

(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlardan sonra arkalarından kötü kimseler gelip yerlerine geçti. Kitaba da mirasçı oldular. Biz nasıl olsa bağışlanacağız diyerek, bu dünyanın geçici menfaatini alıyorlardı. Yine onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan kitapta söz alınmamış mıydı? Ve onlar kitaptakini okuyup öğrenmemişler miydi? Takva sahipleri için ahiret yurdu çok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz?

Süleyman Ateş

Onların ardından, yerlerine geçip Kitaba varis olan birtakım insanlar geldi ki, onlar, şu alçak(dünyan)ın menfaatini alıyorlar: "Biz nasıl olsa bağışlanacağız!" diyorlar. Kendilerine, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki "Allah hakkında, gerçekten başkasını, söylememeleri hususunda kendilerinden Kitap misakı alınmamış mıydı? Ve onun içindekini okuyup öğrenmediler mi? Ahiret yurdu, korunanlar için daha hayırlıdır. Düşünmüyor musunuz?

Süleymaniye Vakfı

Arkalarından o kitaba mirasçı olan bir nesil geldi. "Eninde sonunda bağışlanacağız dipnot 1 " diyerek bu dünyanın geçici menfaatine yapıştılar. Benzer bir menfaat daha görseler ona da yapışırlar. Kitaplarında onlardan, "Allah'a karşı yalnızca gerçeği söyleyeceksiniz!" diye söz alınmış değil miydi? Kitapları üzerinde çalışmadılar mı? Yanlışlardan sakınanlar için hayırlı olan Ahiret yurdudur. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkalarından o Kitab'a mirasçı olan yeni bir nesil geldi. Şu en düşük olanın geçici menfaatine (dünya menfaatine) yapışır, "Allah bizi bağışlayacaktır" derlerdi. Öyle bir şey daha gelse (ellerindekine benzer uydurulmuş bir din daha gelse) dipnot 1 onu da alırlardı. Allah'a karşı yalnızca gerçeği söyleyeceklerine dair o Kitapta onlardan alınmış bir sözün sorumluluğu altında değiller miydi? Üstelik onda olan bilgiye de sahiplerdi. Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar için hayırlısı Ahiret yurdudur. Aklınızı kullanmaz mısınız?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ateş bize birkaç gün dokunur, Allah bizi mutlaka bağışlar gibi hükümleri olan uydurma bir din gelse hemen kabullenirlerdi.

Şaban Britch

Onların ardından, kitaba varis olan bir nesil geldi. Biz nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek, bu dünyanın geçici menfaatini alıyorlar. Yine Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Ve onlar Kitap'takini okuyup, öğrenmemişler miydi? Takva sahipleri için ahiret yurdu çok hayırlıdır. Akletmiyor musunuz?

Şaban Piriş

Onların ardından, onları izleyen ve kitaba varis olan bir nesil geldi. -Biz nasıl olsa bağışlanacağız, diyerek, bu dünyanın geçici malını alıyorlar. Yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Öğrendikleri kitapta, onlardan 'Allah hakkında doğru olandan başkasını söylememek' üzere 'kitap andı' alınmamış mıydı? Korunanlar için ahiret yurdu daha iyidir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then, there came their successors on whom the weight of AL-Tawrah had devolved and the responsibility of subscribing to its precept had fallen. Yet they chose to go by the world and its vanities, and unmerited forgiveness haunted their imagination; They said: "We will be forgiven our iniquities", and in vanity they wasted their days. Every opportunity favourable to a wicked end or purpose gave them occasion to a burst of merriment. Do they not recall to the mind that they did subscribe to the covenant Allah had revealed in AL-Tawrah which they have carefully studied; the covenant forbidding them to relate to Allah but the truth and emphasizing that the Hereafter is infinitely far better and more advantageous to those who entertain the profound reverence dutiful to Allah. Can you - people- not reflect!

Abdul Haleem

and they were succeeded by generations who, although they inherited the Scripture, took the fleeting gains of this lower world, saying, ‘We shall be forgiven,’ and indeed taking them again if other such gains came their way. Was a pledge not taken from them, writ-ten in the Scripture, to say nothing but the truth about God? And they have studied its contents well. For those who are mindful of God, the Hereafter is better. ‘Why do you not use your reason?’

Abdullah Yusuf Ali

After them succeeded an (evil) generation: They inherited the Book, but they chose (for themselves) the vanities of this world, saying (for excuse): "(Everything) will be forgiven us." (Even so), if similar vanities came their way, they would (again) seize them. Was not the covenant of the Book taken from them, that they would not ascribe to Allah anything but the truth? and they study what is in the Book. But best for the righteous is the home in the Hereafter. Will ye not understand?

Abul A'la Maududi

Then others succeeded them who inherited the scriptures, and yet kept themselves occupied in acquiring the goods of this world and kept saying: 'We shall be forgiven.' And when there comes to them an opportunity for acquiring more of those goods, they seize it. dipnot 1 Was not the covenant of the Book taken from them that they would not ascribe to Allah anything but the truth? And they have read what is in the Book dipnot 2 and know that the abode of the Hereafter is better for the God-fearing. dipnot 3 Do you not understand?

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Jews knowingly commit sins in the belief that being God's chosen people they will necessarily be pardoned and spared God's punishment. As a result of this misconception, they neither repent nor refrain from committing sins. How unfortunate the Jews are! They received the Scriptures which could have made them leaders of all mankind. But they were so petty-minded that they aspired to nothing higher than paltry worldly benefits. Thus even though they had the potential of becoming the upholders of justice and righteousness across the world they ended up merely as worshippers of this world.
  2. metne dön, dipnot 2
    The people of Israel know well that the Torah does not unconditionally assure them salvation. They have never been promised by God or any of His Prophets that they will attain deliverance no matter what they do. Therefore they have absolutely no right to ascribe to God something which He never told them. What makes their crime even worse is that their claim to unconditional salvation constitutes a sacrilege of their covenant with God whereby they pledged never to attribute any false statement to God.
  3. metne dön, dipnot 3
    The above verse has two renderings. It may be either translated as above or it may be rendered thus: 'For the righteous, only the home in the Hereafter is the best.' Going by the first rendering, the verse means that salvation is not the exclusive privilege of a particular person or a family. It is absolutely out of the question that one will attain deliverance even if one commits sins, simply on account of being a Jew. A little reflection will help one realize that only the righteous and God-fearing will be rewarded in the Hereafter. In the light of the second rendering, only the unrighteous prefer worldly, gains to reward in the Hereafter. As for the righteous, they are conscious of the importance of the Hereafter and hence forego worldly benefits for the sake of reward in the Next World.

Aisha Bewley

An evil generation has succeeded them, inheriting the Book, taking the goods of this lower world, and saying, ‘We will be forgiven. ’ But if similar goods come to them again they still take them. Has not a covenant been made with them in the Book, that they should only say the truth about Allah and have they not studied what is in it? The Final Abode is better for those who have taqwa. Will you not use your intellect?

Al-Hilali & Khan

Then after them succeeded an (evil) generation, which inherited the Book, but they chose (for themselves) the goods of this low life (evil pleasures of this world) saying (as an excuse): "(Everything) will be forgiven to us." And if (again) the offer of the like (evil pleasures of this world) came their way, they would (again) seize them (would commit those sins). Was not the covenant of the Book taken from them that they would not say about Allâh anything but the truth? And they have studied what is in it (the Book). And the home of the Hereafter is better for those who are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2). Do not you then understand?

Ali Quli Qarai

Then they were succeeded by an evil posterity which inherited the Book: they grab the transitory gains of this lower world, and say, ‘It will be forgiven us. ’ And if similar transitory gains were to come their way, they would grab them too. Was not the covenant of the Book taken with them that they shall not attribute anything to Allah except the truth? They have studied what is in it, and [know that] the abode of the Hereafter is better for those who are Godwary. Do you not apply reason?

Amatul Rahman Omar

Then there succeeded them an evil generation who having inherited the Scripture (of Moses), go on taking the paltry goods of this base (life) and say, `We shall surely be protected. ' And if the like of these goods (again) come their way, they will take them (and sin persistently). Were they not bound to the covenant mentioned in the Scripture that they would not say of Allâh anything but the truth? And they have read for themselves what it (- the Scripture) contains. And the abode of the Hereafter is better only for those who become secure against evil. Have you then no sense?

Arthur John Arberry

And there succeeded after them a succession who inherited the Book, taking the chance goods of this lower world, and saying, 'It will be forgiven us'; and if chance goods the like of them come to them, they will take them. Has not the compact of the Book been taken touching them, that they should say concerning God nothing but the truth? And they have studied what is in it; and the Last Abode is better for those who are godfearing. Do you not understand?

Bijan Moeinian

The generations after them inherited the Scripture, but they preferred the vanities of this low life and said: "God will forgive us (as they were considering themselves the favorites of the Lord)!" Now if they would have received another [shameful] proposal, they would not have hesitated in accepting it. Did they not make a solemn covenant that they will uphold the Scripture and say nothing but the truth about the Lord? They have studied the Scriptures and know that the Hereafter is much better for the righteous ones? Do they ever contemplate?

E. Henry Palmer

But there succeeded them successors who inherited the Book! They take the goods of this lower world and say, 'It will be forgiven us. ' But if the like goods came to them they would take them too! Was there not taken from them a covenant by the Book, that they should not say against God aught but the truth? Yet they study therein! But the abode of the future life is better for those who fear - do ye not then understand?

Edip-Layth

A generation came after them who inherited the book, but they indulged in the petty materials of this world by saying, "It will be forgiven for us." They continued choosing materials, whenever they were given a chance. Did they not make a covenant to uphold the book that they would only say the truth about God? They studied what was in it; but the abode of the Hereafter is better for those who are aware. Do you not reason?

George Sale

Then there came after them an evil generation who inherited the Book. They take the paltry goods of this low world and say, 'It will be forgiven us.' But if there came to them similar goods again, they would take them. Was not the covenant of the Book taken from them, that they would not say of Allah anything but the truth? And they have studied what is therein. And the abode of the Hereafter is better for those who are righteous. Will you not then understand.

Hamid S. Aziz

But after them a generation succeeded them who inherited the Book (Scriptures)! They chose the vanities of this lower world, saying, "Everything will be forgiven us. " But if similar vanities came to them again they would seize them too! Was there not taken from them a covenant by the Book, that they should not ascribe to Allah anything but the truth? Yet they study what is therein! But the abode of the Hereafter is better for those who fear - do you not then understand?

Mahmoud Ghali

Then there succeeded even after them a succession who inherited the Book, taking the advantage of this meaner (life), and saying, "Soon it will be forgiven us. " And in case an advantage, the like of it, comes up to them, they will take it. Has not the compact of the Book been taken upon them, that they should say nothing concerning Allah except the truth? And they studied what is in it; and the Last Residence is most charitable for the ones who are pious. Then do you not consider (that?. (

Marmaduke Pickthall

And a generation hath succeeded them who inherited the scriptures. They grasp the goods of this low life (as the price of evil-doing) and say: It will be forgiven us. And if there came to them (again) the offer of the like, they would accept it (and would sin again). Hath not the covenant of the Scripture been taken on their behalf that they should not speak aught concerning Allah save the truth? And they have studied that which is therein. And the abode of the Hereafter is better, for those who ward off (evil). Have ye then no sense?

Mohamed Ahmed - Samira

Then after them a new generation inherited the Book. They took to the things of this base world, and said: "We shall (surely) be forgiven this." Yet they will accept similar things if they came their way again. Had they not been covenanted in the Book to say nothing in the name of God but the truth? And they have read this in it. The abode of the life to come is better for those who fear God. Can they not comprehend?

Muhammad Asad

And they have been succeeded by [new] generations who - [in spite of] having inherited the divine writ-clutch but at the fleeting good of this lower world and say, "We shall be forgiven, the while they are ready, if another such fleeting good should come their way, to clutch at it [and sin again]. Have they not been solemnly pledged through the divine writ not to attribute unto God aught but what is true, and [have they not] read again and again all that is therein? Since the life in the hereafter is the better [of the two] for all who are conscious of God -will you not, then, use your reason?

Mustafa Khattab

Then they were succeeded by other generations who inherited the Scripture. They indulged in unlawful gains, claiming, "We will be forgiven ˹after all˺." And if similar gain came their way, they would seize it. Was a covenant not taken from them in the Scripture that they would not say anything about Allah except the truth? And they were already well-versed in its teachings. But the ˹eternal˺ Home of the Hereafter is far better for those mindful ˹of Allah˺. Will you not then understand?

Progressive Muslims

A generation came after them who inherited the Scripture, but they took the materialism of this world, which is lower; and they Say: "It will be forgiven for us. " And if materialism again comes to them they take it; was not the covenant of the Scripture taken on them that they would only say the truth about God And they studied what was in it; but the abode of the Hereafter is better for those who are aware. Do you not comprehend

Rashad Khalifa

Subsequent to them, He substituted new generations who inherited the scripture. But they opted for the worldly life instead, saying, "We will be forgiven." But then they continued to opt for the materials of this world. Did they not make a covenant to uphold the scripture, and not to say about GOD except the truth? Did they not study the scripture? Certainly, the abode of the Hereafter is far better for those who maintain righteousness. Do you not understand?

Sahih International

And there followed them successors who inherited the Scripture [while] taking the commodities of this lower life and saying, "It will be forgiven for us. " And if an offer like it comes to them, they will [again] take it. Was not the covenant of the Scripture taken from them that they would not say about Allah except the truth, and they studied what was in it? And the home of the Hereafter is better for those who fear Allah, so will you not use reason?

Sam Gerrans

And there followed after them successors who inherited the Writ, taking the goods of this fleeting life, and saying: “It will be forgiven us.” And if there come to them goods the like thereof, they will take them. Has there not been taken from them an agreement to the Writ, that they ascribe not to God save the truth, and that they study what is therein? And the abode of the Hereafter is better for those of prudent fear. Will you then not use reason!

Shabbir Ahmed

But, the succeeding generations that inherited the Scripture, did no better. They became more materialistic, falling for instant gains. Yet, they insist, "We will be forgiven," and won't have to account for it. And they keep longing for material gains. Didn't they promise to uphold the Scripture, and not to say about God but the Truth? And they have studied the Commands in it! The long-term benefit and the abode of the Hereafter are better for those who deal justly with people and walk aright. Do you not use sense?

Syed Vickar Ahamed

After them succeeded an (evil) generation: They took over the (holy) Book, but they chose the showy things of this world, saying (for excuse): "(Everything) will be forgiven for us. " (Even then), when similar things came their way, they would (once again) grab them. Was the sacred Promise of the Book not taken from them, that they would not say about Allah anything but the truth? And that they would study what is in the Book? And best for the righteous is the home in the Hereafter. Will you not understand?

Taqi Usmani

Then, after them, came a generation that inherited the Book, opting for the mundane stuff of this world and saying, "We shall be forgiven." But if there comes to them similar stuff, they would opt for it (again). Was not the covenant of the Book taken from them that they should not say anything but the truth about Allah? They learnt what it contained. Certainly, the Last Abode is better for those who fear Allah. Have you then, no sense?

The Monotheist Group

Then, a generation came after them who inherited the Book, but they opted for the materialism of that which is lower; and they say: "It will be forgiven for us." And they continue to opt for the materialism if it comes to them; was not the covenant of the Book taken on them that they would only say the truth about God, and they studied what was in it? And the abode of the Hereafter is better for those who are aware. Do you not comprehend?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 169. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 169. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 169. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩