Diyanet İşleri
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 35. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy ya`ḳilûn.
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Ankebût 28–35 3
İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Şu'ayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 30–35. ayetler için yazılmıştır.
31. Lût kavmini helâk etmek üzere gönderilen melekler, önce İbrahim aleyhisselam’a uğradılar ve ona İshak’ın doğacağı müjdesini verdiler. İshak’tan sonra da (onun oğlu olan) Yakub’un doğacağını müjdelediler. Daha sonra İbrahim aleyhisselam onlara nereye gitmek istediklerini sorunca Lût kavmini helâk etmek üzere gönderildiklerini bildirdiler. İbrahim aleyhisselam da onlarla tartışmaya koyuldu:
32. İbrahim aleyhisselam onlara: “Ama orada Lût da var” deyince onlar da kendisine: “Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler.” Sonra da Lût aleyhisselam’ın yanına gittiler:
33-34. Lût aleyhisselam meleklerin gelişinden tedirgin olmuş ve üzülmüştü. Onları tanımadığı için tasalanmış ve içi daralmıştı. Zira bu gelenleri yoldan geçen misâfirlerden zannetmişti. O bakımdan kavminin bunlara kötülük yapacağından korkmuştu. Melekler de ona: “Korkma ve üzülme” diyerek kendilerinin Allah’ın elçileri olduklarını bildirdiler. “Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır. Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” diyerek geceleyin aile halkı ile birlikte yola çıkıp gitmesini emrettiler.
Sabah olunca Allah, diyarlarını ters çevirip başlarının üzerine yıktı ve ülkelerinin altını üstüne getirdi. Onlara pişmiş çamurdan ardı arkasına taş yağdırdı ve nihâyet bu taş yağmuru onların hepsini helak etti. Böylelikle onlar, sohbet konularından bir konu ve ibretlerden bir ibret oluverdiler.
35. Yani Lût kavminin diyarından, kalpleri ile ibretleri düşünecek ve onlardan gereği gibi faydalanacak bir topluluk için apaçık deliller/aşikar kalıntılar bırakmış bulunuyoruz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Siz onların (yurtlarından) sabahleyin de geçip gidiyorsunuz, geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (es-Saffat, 37/137-138)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz, helak ettiğimiz bu kentte, aklını kullanan topluluklar için apaçık bir ayet bıraktık. Çünkü ayetlerden ibret alan onlardır.
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Aynı kıssa: Hz. Lût
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: ترك (43 geçiş)
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…
Aynı kök: عقل (49 geçiş)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: عقل (49 geçiş)
"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki biz aklını kullanacak bir toplum için oradan apaçık bir delil bırakmışızdır. dipnot 1
Doğrusu Biz ondan geriye, akleden bir topluluk için hakikatin apaçık belgeleri olan işaretler bırakmışızdır.
(Sonunda dediğimiz oldu;) ve ondan geriye, aklını kullananlar için açık işaretler bıraktık.
Andolsun ki ondan (o bölgeden), aklını değerlendiren bir topluluk için apaçık bir ibret nişanesi bıraktık.
Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.
Üstelik gerçek şu ki, aklını kullanacak bir toplum için, ondan açık bir kanıt bıraktık.
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir toplum için orada apaçık bir ders bırakmışızdır.
Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.
Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.
Andolsun ki, Biz aklını kullanacak bir topluluk için oradan bir ibret tablosu bıraktık.
Ve celalim hakkı için ondan bir ayet (bir nişane) bırakmışızdır ki teakkul edecek bir kavm için beyyine olsun
Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan dipnot 1 apaçık bir ayet dipnot 2 bıraktık.
Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan dipnot 1 apaçık bir ayet dipnot 2 bıraktık.
Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir toplum için ondan dipnot 1 apaçık bir ayet dipnot 2 bıraktık.
Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
Andolsun, aklını kullanacak bir kavm için biz oradan apaçık bir nişane (bir ibret) bırakmışızdır.
Andolsun ki; akleden bir kavim için Biz, orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.
(31-35) İbrahim’e elçilerimiz müjde ile geldiklerinde işte bu memleketi de kesinlikle helak edeceğiz , oranın halkı kesinlikle zalimdiler dediler, O da o rada Lut var dedi , orada kim olduğunu biz biliyoruz. O ’nu ve yakın çevresini eşi hariç kurtaracağız, O geride kalanlardan / dökülenlerden olacak dediler, Lut’a elçilerimiz geldiği vakit onlardan dolayı yüzü fenalaştı, o nlardan sebep göğsü darlandı , korkma, üzülme, seni ve karın hariç yakın çevreni kurtaracağız , O geri de kalanlardan olacak, bu memleketin halkına yaptıkları bozgunculuk nedeniyle semadan kirli bir azap indireceğiz dediler, kesin olan şu ki onları akleden bir kavim için açık bir gösterge / açık bir ayet olarak bıraktık / terk ettik.
Andolsun ki, akıl eden bir topluluk için oradan (geriye) apaçık bir ayet bıraktık.
Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum için ondan, (harab ettiğimiz o ülkeden) açık bir işaret bırakmışızdır.
Aklını kullanan bir topluluk için o şehirden geriye açık bir ayet /gösterge bıraktık dipnot 1 .
O şehirden geriye, düşünen bir topluluk için açık bir belge bıraktık.
Akleden bir toplum için, oradan bir apaçık ayet/işaret bıraktık.
Aklını kullanabilen bir toplum için, onlardan apaçık belgeler bırakmışızdır.
Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.
And We made of its relics an evident sign emblematic of Allah's Omnipotence and Authority appreciated by people who comprehend events with their senses especially with their minds' eyes.
We left some [of the town] there as a clear sign for those who use their reason.
And We have left thereof an evident Sign, for any people who (care to) understand.
And We have left a vestige of it in that city as a Clear Sign for a people who use their reason.
We have left a Clear Sign of them behind for people who use their intellect.
And indeed We have left thereof an evident Ayâh (a lesson and a warning and a sign - the place where the Dead Sea is now in Palestine)[1] for a folk who understand.
Certainly We have left of it a manifest sign for a people who apply reason.
Behold! We have left there (- in the ruins of this township) a clear sign for a people who would care to understand.
And indeed, We have left thereof a sign, a clear sign? unto a people who understand.
I have left the ruins of their cities to serve as a lesson for those people who use their brains.
and we have left therefrom a manifest sign unto a people who have sense. '
We left remains of it as a clear sign for a people who understand.
And We have left thereof a manifest sign unto people who understand.
"Verily, we are about to send down upon the people of this city a horror from heaven, for that they are evil-livers. "
And indeed We have already left thereof a supremely evident sign for a people who consider.
And verily of that We have left a clear sign for people who have sense.
Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
And [so it happened; and] thereof, indeed, We have left a clear sign for people who use their reason.
And We did leave ˹some of˺ its ruins as a clear lesson for people of understanding.
And We left remains of it as a clear sign for a people who understand.
We left standing some of their ruins, to serve as a profound lesson for people who understand.
And We have certainly left of it a sign as clear evidence for a people who use reason.
And We have left thereof a proof as clear evidence for people who reason.
And so it was - Therein indeed, We have left a Clear Sign for people who use their intellect. (The Dead Sea to this day is known as 'Bahr Lut' = The Sea of Lot and it remains devoid of plant and fish life).
And indeed, there We have left an evident Sign, (In the town under the Dead Sea now in Palestine) for any people who (want to) understand.
And We left from it (the town) an evident sign for a people who understand.
And We left remains of it as a clear sign for a people who comprehend.