Ankebût suresi

Ankebût suresi, 35. ayet

Ankebût suresi, 35. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy ya`ḳilûn.

Diyanet İşleri

Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 32–38 · surenin 35. ayeti / 69
  1. Ankebût 32

    İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

  2. Ankebût 33

    Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

  3. Ankebût 34

    Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

  4. 35

    Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

  5. Ankebût 36

    Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Şu'ayb, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.

  6. Ankebût 37

    Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  7. Ankebût 38

    Ad ve Semud kavimlerini de helak ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 30–35. ayetler için yazılmıştır.

31. Lût kavmini helâk etmek üzere gönderilen melekler, önce İbrahim aleyhisselam’a uğradılar ve ona İshak’ın doğacağı müjdesini verdiler. İshak’tan sonra da (onun oğlu olan) Yakub’un doğacağını müjdelediler. Daha sonra İbrahim aleyhisselam onlara nereye gitmek istediklerini sorunca Lût kavmini helâk etmek üzere gönderildiklerini bildirdiler. İbrahim aleyhisselam da onlarla tartışmaya koyuldu:

32. İbrahim aleyhisselam onlara: “Ama orada Lût da var” deyince onlar da kendisine: “Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler.” Sonra da Lût aleyhisselam’ın yanına gittiler:

33-34. Lût aleyhisselam meleklerin gelişinden tedirgin olmuş ve üzülmüştü. Onları tanımadığı için tasalanmış ve içi daralmıştı. Zira bu gelenleri yoldan geçen misâfirlerden zannetmişti. O bakımdan kavminin bunlara kötülük yapacağından korkmuştu. Melekler de ona: “Korkma ve üzülme” diyerek kendilerinin Allah’ın elçileri olduklarını bildirdiler. “Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır. Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” diyerek geceleyin aile halkı ile birlikte yola çıkıp gitmesini emrettiler.

Sabah olunca Allah, diyarlarını ters çevirip başlarının üzerine yıktı ve ülkelerinin altını üstüne getirdi. Onlara pişmiş çamurdan ardı arkasına taş yağdırdı ve nihâyet bu taş yağmuru onların hepsini helak etti. Böylelikle onlar, sohbet konularından bir konu ve ibretlerden bir ibret oluverdiler.

35. Yani Lût kavminin diyarından, kalpleri ile ibretleri düşünecek ve onlardan gereği gibi faydalanacak bir topluluk için apaçık deliller/aşikar kalıntılar bırakmış bulunuyoruz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Siz onların (yurtlarından) sabahleyin de geçip gidiyorsunuz, geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (es-Saffat, 37/137-138)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz, helak ettiğimiz bu kentte, aklını kullanan topluluklar için apaçık bir ayet bıraktık. Çünkü ayetlerden ibret alan onlardır.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَد velekad ve andolsun
  2. تَّرَكْنَا terakna biz bırakmışızdır kök: ترك
  3. مِنْهَآ minha ondan
  4. ءَايَةًۢ ayeten bir işaret kök: ايي
  5. بَيِّنَةًۭ beyyineten açık kök: بين
  6. لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için kök: قوم
  7. يَعْقِلُونَ yea'kilune aklını kullanan kök: عقل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş)

    Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz aklını kullanacak bir toplum için oradan apaçık bir delil bırakmışızdır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu pasajda 15. ayette Hz. Nuh'un gemisi için, 24. ayette Hz. İbrahim'in kıssası için kullanılan "ayet" ifadesi Hz. Lut'un helak edilen kavmi için de söz konusu edilmekte, bu ayette kendisine gönderme yapılan yerin Lut Gölü olarak bilinen Ölüdeniz olduğu ifade edilmektedir. Burası bir zamanlar Sodom ve Gomore'nin bulunduğu yöreyi kapsamakta ve suları hiçbir balık ve bitki türünün yaşayamayacağı oranda sülfür ve potasyum içermekteydi. Bu gölün bugünkü hali ve gölün güney yönündeki Lisân (Dil) adı verilen ucunda boydan boya görülen derin bir fay hattının günümüzde açıkça gözlemlenmesi, muhtemelen bu olay sonucunda göl suyunun hiçbir canlının yaşamasına izin vermeyen kimyasal yapısı, o beladan geriye kalan açık işaretlerden bazıları olarak sayılabilir (Esed, [Kur'an Mesajı], s. 810'da 29. not; İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an], s. 784'te 6. not).

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz ondan geriye, akleden bir topluluk için hakikatin apaçık belgeleri olan işaretler bırakmışızdır.

Muhammed Esed

(Sonunda dediğimiz oldu;) ve ondan geriye, aklını kullananlar için açık işaretler bıraktık.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki ondan (o bölgeden), aklını değerlendiren bir topluluk için apaçık bir ibret nişanesi bıraktık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, aklını kullanacak bir toplum için, ondan açık bir kanıt bıraktık.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir toplum için orada apaçık bir ders bırakmışızdır.

Edip Yüksel

Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Biz aklını kullanacak bir topluluk için oradan bir ibret tablosu bıraktık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve celalim hakkı için ondan bir ayet (bir nişane) bırakmışızdır ki teakkul edecek bir kavm için beyyine olsun

Gültekin Onan

Andolsun, biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, aklını kullanacak bir kavm için biz oradan apaçık bir nişane (bir ibret) bırakmışızdır.

İbni Kesir

Andolsun ki; akleden bir kavim için Biz, orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.

Mehmet Alagaş

(31-35) İbrahim’e elçilerimiz müjde ile geldiklerinde işte bu memleketi de kesinlikle helak edeceğiz , oranın halkı kesinlikle zalimdiler dediler, O da o rada Lut var dedi , orada kim olduğunu biz biliyoruz. O ’nu ve yakın çevresini eşi hariç kurtaracağız, O geride kalanlardan / dökülenlerden olacak dediler, Lut’a elçilerimiz geldiği vakit onlardan dolayı yüzü fenalaştı, o nlardan sebep göğsü darlandı , korkma, üzülme, seni ve karın hariç yakın çevreni kurtaracağız , O geri de kalanlardan olacak, bu memleketin halkına yaptıkları bozgunculuk nedeniyle semadan kirli bir azap indireceğiz dediler, kesin olan şu ki onları akleden bir kavim için açık bir gösterge / açık bir ayet olarak bıraktık / terk ettik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun ki, akıl eden bir topluluk için oradan (geriye) apaçık bir ayet bıraktık.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, aklını kullanan bir toplum için ondan, (harab ettiğimiz o ülkeden) açık bir işaret bırakmışızdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O şehirden geriye, düşünen bir topluluk için açık bir belge bıraktık.

Şaban Britch

Akleden bir toplum için, oradan bir apaçık ayet/işaret bıraktık.

Şaban Piriş

Aklını kullanabilen bir toplum için, onlardan apaçık belgeler bırakmışızdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We made of its relics an evident sign emblematic of Allah's Omnipotence and Authority appreciated by people who comprehend events with their senses especially with their minds' eyes.

Abdul Haleem

We left some [of the town] there as a clear sign for those who use their reason.

Abdullah Yusuf Ali

And We have left thereof an evident Sign, for any people who (care to) understand.

Abul A'la Maududi

And We have left a vestige of it in that city as a Clear Sign for a people who use their reason.

Aisha Bewley

We have left a Clear Sign of them behind for people who use their intellect.

Al-Hilali & Khan

And indeed We have left thereof an evident Ayâh (a lesson and a warning and a sign - the place where the Dead Sea is now in Palestine)[1] for a folk who understand.

Ali Quli Qarai

Certainly We have left of it a manifest sign for a people who apply reason.

Amatul Rahman Omar

Behold! We have left there (- in the ruins of this township) a clear sign for a people who would care to understand.

Arthur John Arberry

And indeed, We have left thereof a sign, a clear sign? unto a people who understand.

Bijan Moeinian

I have left the ruins of their cities to serve as a lesson for those people who use their brains.

E. Henry Palmer

and we have left therefrom a manifest sign unto a people who have sense. '

Edip-Layth

We left remains of it as a clear sign for a people who understand.

George Sale

And We have left thereof a manifest sign unto people who understand.

Hamid S. Aziz

"Verily, we are about to send down upon the people of this city a horror from heaven, for that they are evil-livers. "

Mahmoud Ghali

And indeed We have already left thereof a supremely evident sign for a people who consider.

Marmaduke Pickthall

And verily of that We have left a clear sign for people who have sense.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.

Muhammad Asad

And [so it happened; and] thereof, indeed, We have left a clear sign for people who use their reason.

Mustafa Khattab

And We did leave ˹some of˺ its ruins as a clear lesson for people of understanding.

Progressive Muslims

And We left remains of it as a clear sign for a people who understand.

Rashad Khalifa

We left standing some of their ruins, to serve as a profound lesson for people who understand.

Sahih International

And We have certainly left of it a sign as clear evidence for a people who use reason.

Sam Gerrans

And We have left thereof a proof as clear evidence for people who reason.

Shabbir Ahmed

And so it was - Therein indeed, We have left a Clear Sign for people who use their intellect. (The Dead Sea to this day is known as 'Bahr Lut' = The Sea of Lot and it remains devoid of plant and fish life).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, there We have left an evident Sign, (In the town under the Dead Sea now in Palestine) for any people who (want to) understand.

Taqi Usmani

And We left from it (the town) an evident sign for a people who understand.

The Monotheist Group

And We left remains of it as a clear sign for a people who comprehend.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩