Ankebût suresi

Ankebût suresi, 14. ayet

Ankebût suresi, 14. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne `âmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 11–17 · surenin 14. ayeti / 69

Konu Nûh, İbrâhim ve Lût Ankebût 14–27 3

  1. Ankebût 11

    Allah, elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.

  2. Ankebût 12

    İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

  3. Ankebût 13

    Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir.

  4. 14

    Andolsun, biz, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

  5. Ankebût 15

    Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.

  6. Ankebût 16

    İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."

  7. Ankebût 17

    "Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. Yüce Allah, peygamberleri yalanlayan ümmetleri cezalandırmasına dair hüküm ve hikmetini bildirmekte, kulu ve rasûlü Nûh aleyhisselam’ı kavmine, kendilerini tevhide, yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmeye, O’na ortak koşulan eşlerden ve putlardan uzak kalmaya davet etmek üzere gönderdiğini haber vermektedir.

“O, onların arasında” davetçi bir peygamber olarak “elli yıl eksik olmak üzere bin yıl kaldı.” Bu zaman zarfında onları davete ara vermedi. Onlara öğüt vermeyi bırakmadı. Gece gündüz, gizli açık onları davet edip durdu. Fakat onlar, doğru yola gelmediler, hidâyet bulmadılar. Aksine küfür ve tuğyanlarını sürdürüp gittiler. Sonunda peygamberleri Nûh -salât ve selâm olsun ona- ileri derecedeki sabır ve tahammülüne rağmen onlara: “Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden dönüp dolaşan tek bir kimse bırakma!” (Nûh, 71/26) diyerek beddua etti.

“Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken” artık azabı hak edince “tûfân” gökten bol bol inen ve yerden şiddetlice kaynayan sel suları “onları yakaladı.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muhakkak biz Nuh’u bir peygamber olarak kavmine gönderdik. O da dokuz yüz elli sene boyunca, onları Allah’ı birlemeye davet ederek aralarında yaşadı. Onlarsa onu yalanladılar ve küfürlerine devam ettiler. Allah'a karşı küfürleri ve peygamberlerini yalanlamalarından ötürü içinde bulundukları zulümleri sebebiyle tufan onları yakalayıverdi ve boğularak helak oldular.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. أَرْسَلْنَا erselna biz gönderdik kök: رسل
  3. نُوحًا nuhen Nuh'u
  4. إِلَىٰ ila
  5. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmine kök: قوم
  6. فَلَبِثَ fe lebise kaldı kök: لبث
  7. فِيهِمْ fihim onların arasında
  8. أَلْفَ elfe bin kök: الف
  9. سَنَةٍ senetin seneden kök: سنو
  10. إِلَّا illa eksik
  11. خَمْسِينَ hamsine elli kök: خمس
  12. عَامًۭا aamen yıl kök: عوم
  13. فَأَخَذَهُمُ feehazehumu sonunda yakaladı kök: اخذ
  14. ٱلطُّوفَانُ t-tufanu Tufan kök: طوف
  15. وَهُمْ vehum
  16. ظَـٰلِمُونَ zalimune haksızlık edenleri kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خمس (8 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)

    Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

  • Aynı kök: خمس (8 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)

    Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size…

  • Aynı kök: عوم (9 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)

    Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

  • Aynı kök: الف (22 geçiş) · Aynı kök: سنو (20 geçiş)

    Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O,…

  • Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yusuf, onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye, "Efendinin yanında beni an", dedi. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o,…

  • Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Nuh'u kendi halkına göndermiştik; bin seneden elli yıl eksik dipnot 1 bir süre onların arasında kalmıştı. Onlar haksızlık ederken (sonunda) tufan kendilerini yakalamıştı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki "1000 sene" ifadesi ile Hz. Nuh'un kavminin içerisinde verimsiz ve çok uzun seneler geçirdiği, "50 yıl" ifadesi ile de peygamberlik yaptığı verimli süre kastedilmiş olabilir. "Bin seneden elli yıl eksik" ifadesini bir bütün olarak ele aldığımızda, ayette hem [seneh] (sene) hem de [‘âm] (yıl) kelimelerinin kullanılmış olması bir ayrıma dikkat çekmektedir. Zira Râğıb el-Isfehânî'nin de belirttiği gibi, Yûsuf 12:47'de geçen [seneh] kelimesi daha çok verimsiz ve kurak seneler için kullanılırken, iki ayet sonra Yûsuf 12:49'da geçen [‘âm] sözcüğü ise bereketli ve yağışlı yıllar anlamında kullanılmıştır.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Nuh'u da kendi kavmine elçi göndermiştik: Nuh da onlar arasında -elli yıl eksiğiyle- bin sene kalmıştı; ve onlar iyice zulme gömülüp gitmiş bir haldeyken, tufan onları enseleyivermişti.

Muhammed Esed

Biz (çok zaman önce) Nuh'u kendi kavmine göndermiştik ve Nuh onlar arasında dokuzyüzelli yıl geçirmişti; sonra onlar hala zulüm batağında yaşamaya devam ederlerken bir tufana yakalanmışlardı.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Nuh'u kendi toplumuna irsal ettik de onların içinde elli yıl hariç bin sene kaldı! Zulümleri üzereyken tufan onları yakaladı.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Ali Rıza Safa

Ve gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik; onların arasında, bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Haksızlıklarını sürdürürlerken, tufan onları yakaladı. dipnot 326

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 326
    Dokuz yüz elli yıl anlatımının, "Bin yıldan elli yıl eksik" biçiminde bildirilmesi, Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılara göre, sayısal örgüyü oluşturan Kur'an'daki harf sayılarıyla ilişkilidir. Nuh peygamberin dokuz yüz elli yaşına dek yaşaması konusu, Tevrat, Yaratılış 7:6 ve 9:28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Nuh, yeryüzünde tufan koptuğunda altı yüz yaşındaydı. Tufandan sonra, üç yüz elli yıl daha yaşadı."

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik. O, bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Edip Yüksel

Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Neden "dokuzyüz elli yıl" değil de, "bin eksi elli yıl" ifadesinin kullanıldığı sorusuna, matematiksel mucizenin kodunu keşfedinceye kadar doyurucu bir cevap bulamıyorduk. Kuran'ın sureleri, ayetleri, kelimeleri ve harfleri matematiksel sistemde yer aldıkları gibi Kuran'daki sayıların da bu sistem içinde rolü vardır. * Örneğin Kuran'da geçen tüm sayıların tekrarsız toplamları 162146'dır (19x8534). Buradaki ifade 950 olsaydı, yukarıdaki toplam 900 fazla olacak ve 19 sistemini bozacaktı. Ayrıca, Nuh'un toplam yaşının da 19'un katı oluşu bu ilişkiyi daha da güçlendirmektedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nuh'u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli eksik bin (dokuz yüz elli) yıl kaldı, derken zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakalayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve celalim hakkı için Nuhu kavmine gönderdik de içlerinde elli yılı müstesna bin sene durdu derken onları tufan yakalayıverdi hep zulmediyorlardı

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan elli yıl dipnot 1 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, "Ame". Ayette, "senetin" ve "amen" kelimeleri geçmektedir. Bu iki kelimeye de "yıl" anlamı verilerek "bin yıldan elli yıl eksik" diye çeviri yapmak yani bu iki kelimeye de "yıl" anlamı vermek doğru değildir. O günün takviminde "senetin"in ay, "amen"in de yıl demek olduğu iddiaları da söz konusudur. Böyle olduğunda doğru çeviri: "Bin aydan elli yıl eksik" olmalıdır. Bu hesaba göre Nuh'un yaklaşık otuz üç yıl Nebi'lik yaptığı anlaşılmaktadır. Elli yıl, altı yüz ay eder. Bin aydan altı yüz ay çıkarılırsa dört yüz ay kalır o da yaklaşık otuz üç yıl etmektedir. Dolayısı ile elli yıl ile otuz üç yıl toplandığında Nuh'un toplam yaşının seksen üç olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir yorum da "Bin yıl" sayısal bir anlam taşımamakta olup, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamındadır. Böyle kabul edildiğinde de "uzun bir ömrün elli yılı hariç" denmiş olmaktadır. Nuh'un dokuz yüz elli yıl yaşadığı iddiası doğru değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Nuh'u halkına gönderdik. Onların içinde bin aydan dipnot 1 elli yıl dipnot 2 eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak "Sene"
  2. metne dön, dipnot 2
    Literal olarak "Ame". Ayette, "Senetin" ve "Amen" sözcükleri geçmektedir. Bu iki sözcüğe de "yıl" anlamı verilerek "bin yıldan elli yıl eksik" diye çeviri yapmak yani bu iki sözcüğe de "yıl" anlamı vermek doğru değildir. O günün takviminde "Senetin"in ay, "Amen"in de yıl demek olduğu iddiaları da söz konusudur. Böyle olduğunda doğru çeviri "bin aydan elli yıl eksik" olmalıdır. Bu hesaba göre Nuh'un yaklaşık otuz üç yıl nebilik yaptığı anlaşılmaktadır. Elli yıl, altı yüz ay eder. Bin aydan altı yüz ay çıkarılırsa dört yüz ay kalır o da yaklaşık otuz üç yıl etmektedir. Dolayısı ile elli yıl ile otuz üç yıl toplandığında Nuh'un toplam yaşının seksen üç olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir yorum da "Bin yıl" sayısal bir anlam taşımamakta olup, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamındadır. Böyle kabul edildiğine de "uzun bir ömrünün elli yılı hariç" denmektedir. Nuh'un Dokuz yüz elli yıl yaşadığı iddiası doğru değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Biz, Nuh'u kavmine gönderdik. Onların içinde bin yıldan dipnot 1 elli yıl eksik kaldı. Sonunda haksızlık edenleri tufan aldı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bin yıl ifadesi, sayısal değer olarak "bin yıl" anlamına değil, deyim olarak "çok uzun zaman" anlamına gelmektedir. Uzun ömrünün elli yılı hariç, onların arasında kaldı anlamını ifade etmektedir.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Nuuhu kavmine (peygamber olarak) göndermişizdir de o, aralarında, elli yılı müstesna olmak üzere, bin sene kalmışdır. Nihayet onlar zulümde devam edib dururlarken kendilerini tuufan yakalayıvermişdir.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Nuh'u, kavmine gönderdik. Aralarında elli yılı müstesna olmak üzere bin yıl kaldı. Sonunda onlar, zulme devam edip dururken kendilerini tufan yakalayıverdi.

Mehmet Alagaş

(14-15) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u kesinlikle kavmine gönderdik. Elli yılı hariç aralarında bin yıl kaldı, onları tufan yakaladı, onlar zalimlerdi, biz onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık o gemiyi de alemlere gösterge / ayet yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler), sonunda haksızlık etmekte olan insanları Tufan yakaladı.

Süleymaniye Vakfı

Nuh'u kendi halkına elçi göndermiştik dipnot 1 . Aralarında (elçi olarak) dokuz yüz elli yıl kaldı dipnot 2 . Nihayet tufan onları yakalayıverdi, hep yanlışlar içindeydiler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nuh kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: A'raf 7/59-64, Yunus 10/71-73, Hud 11/25-48, Mu'minun 23/23-30, Şuara 26/105-122, Saffat 37/75-82, Kamer 54/9-16, Nuh 71/1-28.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Dokuz yüz elli yıl" şeklinde tercüme edilen ifadenin aslı "bin seneden (سَنَة) elli am (عام) eksik" şeklindedir. Arapçada "sene" sözcüğü tamı tamına bir sene anlamında kullanılırken, "am" sözcüğü bir seneye yakın ya da biraz eksik süreleri anlatmak için kullanılır. Demek ki Nuh aleyhisselam, bin yıldan yaklaşık 50 sene eksik, yani 950 yıldan fazla ama 951 yıldan az kalmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh'u kendi halkına elçi gönderdik. Aralarında dokuyüz elli yıl kaldı. Nihayet yanlışlar içinde oldukları bir sırada o tufan, onları alıp götürdü.

Şaban Britch

Nuh’u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.

Şaban Piriş

Nuh'u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz Nuh'u toplumuna gönderdik de o, onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We sent Nuh to his people among whom he sojourned for one thousand years less fifty and they were inundated and swept away by the flood, for they were steeped in wrongful actions.

Abdul Haleem

We sent Noah out to his people. He lived among them for fifty years short of a thousand but when the Flood overwhelmed them they were still doing evil.

Abdullah Yusuf Ali

We (once) sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years less fifty: but the Deluge overwhelmed them while they (persisted in) sin.

Abul A'la Maududi

We did indeed send Noah to his people dipnot 1 and he lived among them a thousand years save fifty. dipnot 2 Eventually the Flood overtook them while they were engaged in wrongdoing. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For comparison, see (Surah Aal-Imran: Ayats 33-34), (Surah An-Nisa: Ayat 163), (Surah Al-Anaam: Ayat 84), (Surah Al-Aaraf: Ayats 59-64),(Surah Yuuns: Ayats 71-73), (Surah Hud: Ayats 25-48), (Surah Al-Anbiyaa: Ayats 76-77), (Surah Al-Muminun: Ayats 23-30),(Surah Al-Furqan: Ayat 37), (Surah Ash-Shuara: Ayats 105-123), (Surah As-Saffat: Ayats 75-82), (Surah Al-Qamar: Ayats 9-15), (Surah Al- Haqqah: Ayats 11-12),Surah Nuh: Entire Surah. One should keep the initial verses of this Surah in view in order to understand the relevancy of these stories in this context. There, on the one hand, it has been said to the believers, "We have put to the test all those believers who have passed before you", and, on the other, the wicked disbelievers have been warned to the effect: “You should not have the misunderstanding that you will outstrip Us and escape Our grasp.” It is to impress these two things that these historical events are being related here.
  2. metne dön, dipnot 2
    This does not mean that the Prophet Noah (peace be upon him) lived for 950 years, but it means that after his appointment to prophethood till the coming of the flood, he went on making efforts for 950 years for the reformation of his wicked people, and he did not lose heart even though he suffered persecutions for such a long time. The same is the aim of the discourse here. The believers are being told: "You have been suffering persecutions and experiencing stubbornness of your wicked opponents hardly for six years or so. Just imagine the patience and resolution and firmness of Our servant who braved such afflictions and hardships continuously for nine and a half centuries."
  3. metne dön, dipnot 3
    The Quran and the Bible differ about the age of the Prophet Noah (peace be upon him). The Bible says that he lived for 950 years. He was 600 years old when the flood came, and lived for another 350 years after the flood. But according to the Quran, he must have lived for at least a thousand years, because 950 years is the time that he spent in preaching his mission after his appointment to prophethood till the coming of the flood. Evidently, he must have been appointed to prophethood after he had attained his maturity, and must have lived some life after the flood also.

Aisha Bewley

We sent Nuh to his people and he remained among them for fifty short of a thousand years; yet the Flood engulfed them while they were wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And indeed We sent Nûh (Noah) to his people, and he stayed among them a thousand years less fifty years [inviting them to believe in the Oneness of Allâh (Monotheism), and discard the false gods and other deities]; and the Deluge overtook them while they were Zâlimûn (wrong-doers, polytheists, disbelievers).

Ali Quli Qarai

Certainly We sent Noah to his people, and he remained with them for a thousand-less-fifty years. Then the flood overtook them while they were wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And we indeed sent Noah to his people and he (- his teachings) stayed among them for (as long as) a thousand years short of fifty years (- nine hundred and fifty years). While his people were steeped in wrongdoings they were caught in the Deluge.

Arthur John Arberry

Indeed, We sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years, all but fifty; so the Flood seized them, while they were evildoers.

Bijan Moeinian

I (God) chose Noah as a Prophet to his people. He tried for years [to invite his people to the right path without any significant success.] In account of their wickedness, they were doomed to the [great] flood.

E. Henry Palmer

And we sent Noah to his people, and he dwelt among them for a thousand years save fifty years; and the deluge overtook them while they were unjust:

Edip-Layth

We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty calendar years. Then the flood took them while they were wicked.

George Sale

We heretofore sent Noah unto his people; and he tarried among them one thousand years, save fifty years: And the deluge took them away, while they were acting unjustly;

Hamid S. Aziz

But they shall surely bear their own burdens, and other burdens besides their own; and they shall surely be questioned on the Day of Resurrection concerning what they devised.

Mahmoud Ghali

And indeed We already sent Nûh (Noah) to his people. So he lingered among them a thousand years except fifty seasons. Then the Deluge took them (away) (for) they were unjust.

Marmaduke Pickthall

And verily we sent Noah (as Our messenger) unto his folk, and he continued with them for a thousand years save fifty years; and the flood engulfed them, for they were wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

We sent Noah to his people, and he lived with them a thousand years minus fifty. Then they were caught by the deluge for they were evil.

Muhammad Asad

And, indeed, [in times long past] We sent forth Noah unto his people, and he dwelt among them a thousand years bar fifty; and then the floods overwhelmed them while they were still lost in evildoing:

Mustafa Khattab

Indeed, We sent Noah to his people, and he remained among them for a thousand years, less fifty. Then the Flood overtook them, while they persisted in wrongdoing.

Progressive Muslims

And We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty calendar years. Then the flood took them while they were wicked.

Rashad Khalifa

We sent Noah to his people, and he stayed with them one thousand years, less fifty . Subsequently, they incurred the flood because of their transgressions.

Sahih International

And We certainly sent Noah to his people, and he remained among them a thousand years minus fifty years, and the flood seized them while they were wrongdoers.

Sam Gerrans

And We sent Noah to his people, and he tarried among them a thousand years save fifty years; and the Flood took them when they were wrongdoers.

Shabbir Ahmed

And, indeed, We sent Noah to his nation, and his Message survived among his followers a thousand years less fifty. The flood overwhelmed the rejecters, for they used to violate human rights.

Syed Vickar Ahamed

And We (once before) sent Nuh (Noah) to his people, and he waited with them for a thousand years less fifty years; But the Flood overtook them while they (kept up their) sin.

Taqi Usmani

We sent NūH to his people. So he stayed with them one thousand, less fifty, years. Then the Deluge seized them, and they were transgressors.

The Monotheist Group

And We had sent Noah to his people, so he stayed with them one thousand years less fifty. Then the flood took them while they were wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩