A'râf suresi

A'râf suresi, 10. ayet

A'râf suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

veleḳad mekkennâküm fi-l'arḍi vece`alnâ leküm fîhâ me`âyiş. ḳalîlem mâ teşkürûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 7–13 · surenin 10. ayeti / 206

Konu Kitaba uyun; helâk edilen memleketler ve amellerin tartılması A'râf 1–10 3

  1. A'râf 7

    Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.

  2. A'râf 8

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  3. A'râf 9

    Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

  4. 10

    Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

  5. A'râf 11

    Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblis'ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

  6. A'râf 12

    Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.

  7. A'râf 13

    Allah, "Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. Yüce Allah, kullarına ihsan etmiş olduğu mesken ve geçim nimetlerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki sizi yeryüzünde yerleştirdik” yani sizlere orada bina yapmak, ekip biçmek ve daha başka şekillerde ondan yararlanma imkânlarını temin ettik “ve size orada” gerek bitki ve ağaçlardan elde edilen ürünlerden, gerek yeryüzündeki madenlerden, gerekse de çeşitli sanayi ve ticaretlerden “birçok geçim vasıtaları yarattık.” Bütün bunları yaratan ve sebeplerini emrinize sunan O’dur. Ama siz, bunca çeşitli nimetleri size ihsan eden ve türlü musibetleri sizden uzaklaştıran Allah’a “ne kadar az şükrediyorsunuz?!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Âdemoğulları!- Şüphesiz sizleri, yeryüzüne yerleştirdik ve sizler için orada yaşam koşulları var ettik. Buna karşılık Allah’a şükretmeniz gerekirdi, fakat şükrünüz çok azdı.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve doğrusu
  2. مَكَّنَّـٰكُمْ mekkennakum biz sizi yerleştirdik kök: مكن
  3. فِى fi
  4. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  5. وَجَعَلْنَا ve cealna ve verdik kök: جعل
  6. لَكُمْ lekum size
  7. فِيهَا fiha orada
  8. مَعَـٰيِشَ ۗ meaayişe geçimlikler kök: عيش
  9. قَلِيلًۭا kalilen ne kadar da az kök: قلل
  10. مَّا ma
  11. تَشْكُرُونَ teşkurune şükrediyorsunuz kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عيش (8 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: عيش (8 geçiş)

    Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.

  • Aynı kök: عيش (8 geçiş)

    "Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz."

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki sizi yeryüzüne biz yerleştirdik ve orada sizin için (gerekli) geçim vasıtaları sağladık. Ne kadar da azınız şükrediyor!

Mustafa İslamoğlu

(Ey insanlar!) Doğrusu sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada geçiminizi sağlayacak bir ortam hazırladık: (Bu gerçeğe rağmen) şükredenleriniz ne kadar azdır?

Muhammed Esed

Evet, (ey insanlar), sizi yeryüzüne gerçekten (bolluk içinde) yerleştirdik ve size orada geçiminizi sağlayacak şeyler verdik: (Hal böyleyken) ne kadar az şükrediyorsunuz!

Ahmed Hulusi

Andolsun ki, sizi arzda yerleştirdik ve sizin için orada yaşamınızı devam ettirecek nimetler oluşturduk. . . Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

Ali Bulaç

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz?

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler verdik. Ne denli az şükrediyorsunuz?

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Edip Yüksel

Sizleri yeryüzüne yerleştirdik ve orada size yaşama imkanları sağladık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizleri yeryüzüne yerleştirdik ve orada size yaşama imkanları sağladık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için onda birçok geçim kaynakları yaptık. Siz, pek az şükrediyorsunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için sizi Arzda yerleştirdik ve sizin için onda bir çok geçimlikler yaptık, siz pek az şükrediyorsunuz

Erhan Aktaş

Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu Biz, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlik verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Gültekin Onan

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orada size geçimlikler yarattık. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, sizi yer (yüzün) de yerleşdirmişiz, size orada bir çok geçim vasıtaları yaratmışızdır. Ne az şükredersiniz!

İbni Kesir

Andolsun ki; sizi, yeryüzüne yerleştirdik. Ve size orada geçimlikler yarattık. Ne de az şükrediyorsunuz.

Mehmet Alagaş

(1-10) Elif Lam Mim Sad, sana indirilen kitaptır ve müminlere bir hatırlatmadır. Onunla uyarı yapmandan dolayı göğsünde / sadrında bir zorluk / bir haraç olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun / tâbi olun. Onun dışındaki dostlar / veliler / evliyalar bilip uymayın / tâbi olmayın. Ne de a z hatırlayıp düşünüyorsunuz. Nice yerleşkeleri / karyeleri helak et tik. Onlara sertliğimizi / be'simiz ya geceleyin geldi veya öğlen dinlenirken geldi. Hışmımız geldiğinde, çağrıları / duaları ise kesinlikle biz zalimler olduk demeleriydi. Kendilerine Resul gönderilenleri sorgulayacağız, Resulleri de sorgulayacağız. Ve dahi onlara belli bir ilimle kesinlikle anlatacağız. Biz kayıp değiliz ki / gayb değiliz ki. Tartı / mizan, o gün gerçektir. Kimin tartısı ağır ise işte onlar kurtulurlar / felaha ererler. Kimin mizanı hafifse onlar, ayetlerimize zulmediyor olmaları nedeniyle kendilerini / nefislerini hasara uğratanlardır. Biz sizi arza yerleştirdik / mekân ettirdik. (Hayatı idame ettiren şeyler, imkânlar) sizin için onda geçim / maişet sağladık. Az teşekkür ediyorsunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirip orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Süleyman Ateş

Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı

Sizi yeryüzüne biz yerleştirdik, orada size yaşama imkanları oluşturduk. Görevlerinizi ne kadar az yapıyorsunuz!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Geçinebileceğiniz imkanlar oluşturarak sizi yeryüzüne yerleştirdik. İmkanlarınızı ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

Şaban Britch

Sizi yeryüzünde yerleştirdik. Orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar az şükrediyorsunuz.

Şaban Piriş

Sizi yeryüzünde yerleştirdik. Orada sizin için geçimlikler sağladık. Buna rağmen ne kadar az şükrediyorsunuz!

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada, geçiminize yarayacak nimet ve imkanlara vücut verdik. Ne de az şükrediyorsunuz!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have firmly established you people on earth and endowed you with the means of living, and with conditions capable of being turned to use, yet how little are thankful.

Abdul Haleem

We established you [people] on the earth and provided you with a means of livelihood there––small thanks you give!

Abdullah Yusuf Ali

It is We Who have placed you with authority on earth, and provided you therein with means for the fulfilment of your life: small are the thanks that ye give!

Abul A'la Maududi

We assuredly established you in the earth and arranged for your livelihood in it. Little do you give thanks.

Aisha Bewley

We have established you firmly on the earth and granted you your livelihood in it. What little thanks you show!

Al-Hilali & Khan

And surely, We gave you authority on the earth and appointed for you therein provisions (for your life). Little thanks do you give.

Ali Quli Qarai

Certainly We have established you on the earth, and made in it [various] means of livelihood for you. Little do you thank.

Amatul Rahman Omar

(People!) We have indeed established you in the earth (giving you power therein), and provided for you therein (various) means of subsistence. How little thanks you give!

Arthur John Arberry

We have established you in the earth and there appointed for you livelihood; little thanks you show.

Bijan Moeinian

I put you on the earth, entrusted you with power and showered you with provision. What a shame that only a few are grateful.

E. Henry Palmer

We have established you in the earth, and we have made for you therein livelihoods; little is it that ye thank;

Edip-Layth

We granted you dominion on earth, and made for you in it a habitat; little do you give thanks!

George Sale

And now have We placed you on the earth, and have provided you food therein: But how little are ye thankful!

Hamid S. Aziz

We have given you power (authority) in the earth, and provided for you therein the means of self-fulfilment (livelihood, opportunities, resources, faculties); little thanks give ye.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already established you in the earth and made for you therein (means of) subsistence; little do you thank (Us).

Marmaduke Pickthall

And We have given you (mankind) power in the earth, and appointed for you therein livelihoods. Little give ye thanks!

Mohamed Ahmed - Samira

We settled you on the earth, and provided means of livelihood for you in it; but little are the thanks you give.

Muhammad Asad

YEA, INDEED, [O men,] We have given you a [bountiful] place on earth, and appointed thereon means of livelihood for you: [yet] how seldom are you grateful!

Mustafa Khattab

We have indeed established you on earth and provided you with a means of livelihood. ˹Yet˺ you seldom give any thanks.

Progressive Muslims

And We granted you dominion on Earth, and made for you in it a habitat; little do you give thanks!

Rashad Khalifa

We have established you on earth, and we have provided for you the means of support therein. Rarely are you appreciative.

Sahih International

And We have certainly established you upon the earth and made for you therein ways of livelihood. Little are you grateful.

Sam Gerrans

And We have established you in the earth and made for you therein livelihoods; little are you grateful.

Shabbir Ahmed

(Take heed before the final scales are set). We have placed you on earth and given you means for a fulfilling life. How seldom are you grateful! (Being grateful is sharing Allah's bounties with others (16:114), (31:12)).

Syed Vickar Ahamed

And surely, it is We Who have placed you (O men!) with authority on earth, and given you there the means to fulfill your life: Small are the thanks that you give!

Taqi Usmani

We established you on earth, and created in it means of living for you. Little you appreciate.

The Monotheist Group

And We granted you dominion on the earth, and made for you in it a habitat; little do you give thanks!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩