Kasas suresi

Kasas suresi, 58. ayet

Kasas suresi, 58. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍۭ بَطِرَتْ مَعِيشَتَهَا فَتِلْكَ مَسَٰكِنُهُمْ لَمْ تُسْكَن مِّنۢ بَعْدِهِمْ إِلَّا قَلِيلًا وَكُنَّا نَحْنُ ٱلْوَٰرِثِينَ

vekem ehleknâ min ḳaryetim beṭirat me`îşetehâ. fetilke mesâkinühüm lem tüskem mim ba`dihim illâ ḳalîlâ. vekünnâ naḥnü-lvâriŝîn.

Diyanet İşleri

Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 55–61 · surenin 58. ayeti / 88

Konu Güvenli harem, dünya metaı ve mahşerdeki sorgu Kasas 57–67 3

  1. Kasas 55

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.

  2. Kasas 56

    Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.

  3. Kasas 57

    Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

  4. 58

    Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.

  5. Kasas 59

    Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

  6. Kasas 60

    (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?

  7. Kasas 61

    Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. “Biz (rahat) yaşamlarından dolayı şımarmış nice ülkeleri helâk ettik.” O ülke ahalisi, bol geçimleri sebebiyle böbürlendiler, onlarla meşgul olup oyalandılar da peygamberlere iman etmediler. Allah da onları helâk etti. Onların bu nimetlerini ellerinden aldı ve onlara azabını gönderdi.

“İşte meskenleri! Oralarda onlardan sonra çok az oturulmuştur.” Çünkü helâk onlara peş peşe gelmiş ve ardı arkasına yok edilmişlerdir. Onlardan sonra da meskenleri ıpıssız kalmıştır.

ullara “Biz varis olduk.” Onları öldürürüz de kendilerini faydalandırdığımız bütün nimetler de Bize döner. Sonra onları huzurumuza getirir ve amellerinin karşılığını onlara veririz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah’ın üzerlerine olan nimetlerini inkâr eden, günah ve isyanlarda haddi aşmış ne kadar da çok şehirler vardır. Biz de üzerlerine azap gönderdik ve o azapla onları helak ettik. Onların yaşadığı yurtlar; helak olan halkının ardından az bir yolcu geçmesinin dışında içinde hiç kimsenin ikamet etmediği, izleri silinip gitmiş meskenlerdir. Göklerde, yeryüzünde ve bu ikisinin içinde bulunanlara varis/mirasçı olan mirasçılar bizlerdik.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَمْ ve kem ve nicesini
  2. أَهْلَكْنَا ehlekna helak ettik kök: هلك
  3. مِن min -den
  4. قَرْيَةٍۭ karyetin kent(ler)- kök: قري
  5. بَطِرَتْ betirat şımarmış kök: بطر
  6. مَعِيشَتَهَا ۖ meiyşeteha refah içinde kök: عيش
  7. فَتِلْكَ fe tilke İşte şunlar
  8. مَسَـٰكِنُهُمْ mesakinuhum onların meskenleri kök: سكن
  9. لَمْ lem
  10. تُسْكَن tusken oralarda oturulmadı kök: سكن
  11. مِّنۢ min
  12. بَعْدِهِمْ bea'dihim onlardan sonra kök: بعد
  13. إِلَّا illa ancak
  14. قَلِيلًۭا ۖ kalilen pek az kök: قلل
  15. وَكُنَّا ve kunna ve biz olduk kök: كون
  16. نَحْنُ nehnu biz
  17. ٱلْوَٰرِثِينَ l-varisine varisler kök: ورث

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بطر (2 geçiş)

    Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah,…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size "kelale" (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür…

  • Aynı kök: عيش (8 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hala…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz refahından şımarmış nice şehri helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içinde az oturulabilen evleri! Onlara biz mirasçı olmuşuzdur. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hicr 15:23; Meryem 19:40.

Mustafa İslamoğlu

Ama Biz, refahın şımartıp azgınlaştırdığı nice ülkeyi helak etmişiz. Bakın, işte onların yaşadıkları mekanlar! Pek azı dışında arkalarından oralara bir daha yerleşen olmadı: ve zaten her şeyin ebedi varisi sadece Biziz.

Muhammed Esed

Oysa, Biz, varlık ve refahtan ötürü azgınlaşan nice toplumları yok etmişizdir; işte, (gözönünde) onların yaşadıkları yerler: pek azı dışında, onlardan sonra oralarda kimse yerleşmemiştir; çünkü herkes göçüp gittikten sonra, ebediyyen kalacak olan yalnızca Biziz!

Ahmed Hulusi

Dünyalığın getirdiği refahla şımarmış nice şehri yok ettik! İşte onların meskenleri! Onlardan sonra, azı hariç, oturanı olmadı! Varisler biz idik.

Ali Bulaç

Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.

Ali Özek ve heyeti

Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur.

Ali Rıza Safa

Varlıktan dolayı azıtan nice kentleri yıkıma uğrattık. İşte, onların yaşadıkları yerler; çok azı dışında, onlardan sonra oturulmadı. Çünkü Biz, Her Şeyin Son Sahibiyiz.

Bayraktar Bayraklı

Refahın şımarttığı nice memleketleri helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur.

Edip Yüksel

Kendilerine verilen nimetlere nankörlük eden nice toplumları yok etmişizdir. İşte şunlar, kendilerinden sonra pek az kimse tarafından ikametgah edinilmiş evleridir. Oralara biz varis olduk.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine verilen nimetlere nankörlük eden nice toplumları yok etmişizdir. İşte şunlar, kendilerinden sonra pek az kimse tarafından ikametgah edinilmiş evleridir. Oralara biz varis olduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla birlikte Biz, refahtan şımarmış nice memleketleri helak ettik. İşte arkalarından pek az oturulabilmiş olan yerleri! Onlara Biz varis olduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber biz maışetiyle şımarmış nice memleket helak ettik, işte meskenleri bir daha arkalarından meskun olmadı meğer ki pek az, ve hep biz varis olduk

Erhan Aktaş

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.

Gültekin Onan

Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.

Hasan Basri Çantay

Biz, (bol) geçimi ile (halkı) şımarmış nice memleket (ler) helak etdik. İşte kendilerinden sonra ancak pek az kimselerin konabileceği (haraab) meskenleri! (Bütün onlara.) biz varis olmuşuzdur.

İbni Kesir

Biz; nimet ve refahıyla şımarmış nice kasabaları yok etmişizdir. İşte kendilerinden sonra çok az kimselerin oturabileceği yerleri. Ve oralara varis olanlar Biz'dik, Biz.

Mehmet Alagaş

(51-61) Kesin olan şu ki, onlara sözü ulaştırdık, böylelikle belki düşünürler. Ondan önce kitap verdiklerimizden ona / Kuran’a iman edenler var, onlara Kuran sözlü okununca / tilavet edilince derler ki ona iman ettik, muhakkak ki o rabbimizden bir gerçektir. Kesinlikle biz ondan önce de teslim olmuştuk. İşte bunlara sabırlarından dolayı ecirleri iki kere verilecektir. (Bozulmadan beklemeleri onlar için sabırdır) kötülüğü güzellikle savarlar, verdiğimiz rızıktan harcarlar / infak ederler, boş söz / amaçsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler, bizim amelimiz bize, sizin ameliniz size selam olsun cahillerden herhangi bir beklentimiz olmaz derler. Muhakkak ki sen sevdiklerini doğru yola iletemezsin / hidayet edemezsin ve lakin Allah istediğini hidayete erdirir , O hidayet olunacakları en iyi bilendir. Dediler ki eğer seninle beraber hidayete uyarsak / tabi olursak , Yerimizden / arzımızdan koparılıp atılırız. Biz onları emin ve dokunulmaz yere yerleştirmemiş miydik? Onda her türlü ürünü katımızdan bir rızık olarak toplayıp geliyorlar dı velakin onların çoğu bilmiyorlar. Geçimlikleriyle / iaşeleri yle şımarmış nice kuşakları / nice nesilleri helak ettik , işte bunlar onların meskenleri onlardan sonrada az bir kimse hariç iskân eden olmadı, bizler varisler olduk. (Sizler halife bizler varisleriz) Hatta senin rabbin onlara ayetlerimizi okuyan önder bir Resul göndermedikçe memleketleri helak ed ilen biri olmamıştır. Halkı zalim olmadıkça biz memleketleri helak edici olmadık. (Devletler küfür ile değil zulüm ile yıkılır) Sizlere bir şey olarak her ne verilmişse, dünya hayatının geçimlik malzemesidir ve süsüdür. Allah'ın yanındaki daha hayırlı ve kalıcıdır, peki akletmeyecek misiniz? Güzel bir söz ver diğimiz / vaatte bulunduğumuz ve vadedilene kavuşan kimse, dünya hayatının geçimlik malzemeleri ile geçinen ve sonrasında kalkış gününde hazır edilenlerden biri gibi olur mu?

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz geçimlerinde şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onlardan sonra –çok kısa bir süre dışında- kimsenin oturmadığı meskenleri. Mirasçı olanlar biz olduk biz.

Süleyman Ateş

Biz refah içinde şımarmış nice kenti helak ettik. İşte şunlar, onların meskenleri, onlardan sonra oralarda pek az oturuldu. Onlara hep biz varis olduk (hepsi bize kaldı).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz geçim bolluğu içinde şımarmış nice kentleri yok ettik. İşte oturdukları yerler! onlardan sonra pek az kullanıldı. Onların varisi biz olduk.

Şaban Britch

Biz, geçim bolluğu içinde yaşayıp şımarmış nice memleket (leri) helak ettik. İşte meskenleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Oralara biz varis olmuşuzdur.

Şaban Piriş

Biz, geçim bolluğu içinde yaşamış fakat, hakkı kabul etmemiş nice şehirleri helak ettik. İşte yerleri, onlardan sonra orada çok az oturan oldu. Onların mirasçısı biz olduk.

Yaşar Nuri Öztürk

Yaşayışı şımarıklık ve gösterişe yol açmış nice kenti helak ettik biz. İşte yerleri yurtları! Onlardan sonra oralarda çok az oturuldu. Biziz varis olanlar, biz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

How many towns did We reduce to a useless form after Our grace was made to abound in them and they met it with dissatisfaction and ingratitude! There you can see how their dwellings were left desolate thereafter and destitute of inhabitants but of a few and We were the inheritors!

Abdul Haleem

We have destroyed many a community that once revelled in its wanton wealth and easy living: since then their dwelling places have barely been inhabited- We are the only heir.

Abdullah Yusuf Ali

And how many populations We destroyed, which exulted in their life (of ease and plenty)! now those habitations of theirs, after them, are deserted,- All but a (miserable) few! and We are their heirs!

Abul A'la Maududi

And how many a town did We destroy whose inhabitants exulted on account of their affluence. These are their dwellings in which very few dwelt after them. Eventually it is We Who inherited them. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the second answer to their excuse. It means to imply this: The worldly wealth and prosperity of which you are so proud and whose probable danger of loss makes you stick to falsehood and turn away from the truth. This was also possessed once by Aad and Thamud and Saba and the people of Lot. Then, did it save them from destruction? After all, a high standard of living is not the only aim in life that man should endeavor to pursue it regardless of every consideration for truth and falsehood, and refuse to accept the right way only because there was a risk of losing it if one did so. Do you have any guarantee that if you persisted in the errors and evils that ruined the prosperous peoples of the past, you would remain safe and never meet the doom that they met?

Aisha Bewley

How many cities We have destroyed which lived in insolent ingratitude! There are their houses, never again inhabited after them, except a little. It was We who were their Heir.

Al-Hilali & Khan

And how many a town (population) have We destroyed, which was thankless for its means of livelihood (disobeyed Allâh, and His Messengers, by doing evil deeds and crimes)! And those are their dwellings, which have not been inhabited after them except a little. And verily! We have been the inheritors.

Ali Quli Qarai

How many a town We have destroyed that transgressed in its lifestyle! There lie their dwellings, uninhabited after them except by a few, and We were the [sole] inheritors.

Amatul Rahman Omar

We destroyed (so many people of) many a township, who were proud of their civilization and their (easy and plentiful) means of livelihood. There lie their dwellings (all in ruin). They have been but little occupied since. It is We alone Who are Everlasting.

Arthur John Arberry

How many a city We have destroyed that flourished in insolent ease! Those are their dwelling-places, undwelt in after them, except a little; Ourselves are the inheritors.

Bijan Moeinian

So many "safe" places I have destroyed in account of their inhabitants’ attitude when they became proud of their flourishing economy and turned into wicked. Visit their ruins; only a few of them are still inhabited. At last it is God who inherited the land [that He had given out of mercy to those ungrateful people.]

E. Henry Palmer

How many a city have we destroyed that exulted in its means of subsistence? These are their dwellings, never dwelt in after them, except a little; for we were the heirs.

Edip-Layth

How many a town have We destroyed for turning boastful of their lifestyles. So here are their homes, nothing but uninhabited ruins after them, except a few. We were the inheritors.

George Sale

How many cities have We destroyed, whose inhabitants lived in ease and plenty? And these their dwellings are not inhabited after them, unless for a little while; and We were the inheritors of their wealth.

Hamid S. Aziz

And they say, "If we follow the Guidance we shall be snatched away from the land. " Have We not established for them a safe sanctuary, to which are imported the fruits of all things as a provision from Us? But most of them know not.

Mahmoud Ghali

And how many a town We have caused to perish that were boastfully (ungrateful) in their subsistence. Yet those are their dwellings undwelt even after them, except a little; and We, Ever We, have been the Inheritors.

Marmaduke Pickthall

And how many a community have We destroyed that was thankless for its means of livelihood! And yonder are their dwellings, which have not been inhabited after them save a little. And We, even We, were the inheritors.

Mohamed Ahmed - Samira

How many habitations that had come to boast of their resources have We destroyed? These their dwellings were never inhabited except rarely after them; and they came back to Us.

Muhammad Asad

And how many a community that [once] exulted in its wanton wealth and ease of life have We destroyed, so that those dwelling-places of theirs – all but a few - have never been dwelt-in after them: for it is indeed We alone who shall remain when all else will have passed away!

Mustafa Khattab

˹Imagine˺ how many societies We have destroyed that had been spoiled by their ˹comfortable˺ living! Those are their residences, never inhabited after them except passingly.[1] And We ˹alone˺ were the Successor.

Progressive Muslims

And how many a town have We destroyed for turning unappreciative of their lives. So here are their homes, nothing but uninhabited ruins after them, except a few. We were the inheritors.

Rashad Khalifa

Many a community we annihilated for turning unappreciative of their lives. Consequently, here are their homes, nothing but uninhabited ruins after them, except a few. We were the inheritors.

Sahih International

And how many a city have We destroyed that was insolent in its [way of] living, and those are their dwellings which have not been inhabited after them except briefly. And it is We who were the inheritors.

Sam Gerrans

And how many a city We destroyed that was insolent in its livelihood; and those are their dwellings: they have not been inhabited after them save a little. And We are the inheritors.

Shabbir Ahmed

And how many a town We annihilated, which exulted in their life of ease and plenty! Such that most of their dwelling places have remain deserted after them. For it is indeed We alone Who shall remain when all else have passed away!

Syed Vickar Ahamed

And how many a town have We destroyed, (those) that became thankless for the livelihood: Now after them (the people of the towns), their homes lie empty and unlived— All except for a little! And We took over after them!

Taqi Usmani

And how many a town have We destroyed that were over-proud of their means of living. Now, those are their habitations, which were never inhabited after them except a few, and We alone were the inheritors.

The Monotheist Group

And how many a town have We destroyed that had become unappreciative of its livelihood. So here are their dwellings, they remained uninhabited after them, except for a few. And We were the inheritors.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩