Diyanet İşleri
Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Secde suresi
Secde suresi, 9. ayet. ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
ŝümme sevvâhü venefeḫa fîhi mir rûḥihî vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.
Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabın indirilişi ve yaratılış Secde 1–9 3
İşte Allah, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.
Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.
Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
(Kafirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.
De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."
Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir.
“ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir.
“Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir.
Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra insanın yaratılışını kusursuz bir şekilde tamamladı. Ruh üflemek ile sorumlu olan meleğe emrederek ona ruhundan üfledi. -Ey İnsanlar!- Kendisi ile duyacağınız kulaklar, göreceğiniz gözler ve akıl ettiğiniz gönüller yarattı. Allah'ın sizi nimetlendirdiği bu nimetlere ne kadar da az şükrediyorsunuz.
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"
Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)
(28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim…
Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)
"Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
O, dilerse rüzgarı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra onu şekillendirmiş, ona rûhundan üflemiştir. Sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da azınız şükrediyor!
Daha sonra onu yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak Kendi ruhundan üflemiştir; derken sizi hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor.
sonra ona (yaratılış) amacına uygun bir şekil verip Kendi ruhundan üfler; ve (böylece, ey insanoğlu,) sizi hem işitme ve görme (melekeleri) hem de düşünce ve duygularla donatır, (Buna rağmen) ne kadar da az şükrediyorsunuz!
Sonra onu (beyini, Esma manalarını açığa çıkaracak şekilde) tesviye etti (nöronların Esma özelliklerini açığa çıkartacak dalga boylarını değerlendirecek şekilde oluşturulması) ve onda kendi ruhundan nefhetti (nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani içten dışa yani beynin data boyutundan açığa çıkarılan Esma manalarının özellikleridir ki, varlık alemindeki "Allah'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allahu alem). . . Sizin için sem' (algılama), basarlar (gözler - görme) ve FUADLAR (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - kalp nöronları) oluşturdu. . . Ne az şükrediyorsunuz (değerlendiriyorsunuz)!
Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra, onu biçimlendirip, Ruhundan üfledi; duyma yetisi, gözler ve duygular verdi. Ne denli az şükrediyorsunuz? dipnot 349
Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Sonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!
Sonra onu tesviye edib içine ruhundan nefh buyurdu ve sizin için o işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı, siz pek az şükrediyorsunuz
Sonra onu düzenledi ve ona Ruhundan üfledi. dipnot 1 Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi dipnot 1 . Size duyma yetisi, görme yetisi ve fuad dipnot 2 verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve yürekler (efideh) var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Sonra onu düzeltib tamamladı. İçine ruuhundan üfürdü. Sizin için kulaklar, gözler, gönüller yaratdı. Ne az şükredersiniz?
Sonra onu düzeltip tamamlamış ve ruhundan ona üflemiştir. Size de kulaklar, gözler ve kalbler vermiştir. Ne de az şükrediyorsunuz.
Sonra onu düzenli bir şekle soktu ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Sonra insana son şeklini vermiş dipnot 1 , içine ruhundan üflemiş, sizin için dipnot 2 dinleme yeteneği, basiret /ileri görüşlülük ve gönüller oluşturmuştur dipnot 3 . Görevlerinizi ne kadar az yerine getiriyorsunuz!
Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş dipnot 1 ; (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!
Sonra onu tamamlayıp, şekillendirdi ve ona ruhundan üfledi. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona şekil verip, canlandırdı. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Then He fashioned him and imparted to him the shape of man and inspirited him by special divine actuation emanating from His own spirit. And He provided you - People- with faculties divine: The faculty of hearing and that of sight and insight and with the seats of feeling, understanding and thought, yet how little do you show gratitude!
Then He moulded him; He breathed from His Spirit into him; He gave you hearing, sight, and minds. How seldom you are grateful!
But He fashioned him in due proportion, and breathed into him something of His spirit. And He gave you (the faculties of) hearing and sight and feeling (and understanding): little thanks do ye give!
then He duly proportioned him, dipnot 1 and breathed into him of His spirit, dipnot 2 and bestowed upon you ears and eyes and hearts. dipnot 3 And yet, little thanks do you give. dipnot 4
then formed him and breathed His Ruh into him and gave you hearing, sight and hearts. What little thanks you show!
Then He fashioned him in due proportion, and breathed into him the soul (created by Allâh for that person); and He gave you hearing (ears), sight (eyes) and hearts. Little is the thanks you give!
Then He proportioned him and breathed into him of His Spirit, and made for you the hearing, the sight, and the hearts. Little do you thank.
Then He endowed him with perfect faculties (of head and heart in accordance with what he is meant to be) and breathed into him of His spirit (thus made him the recipient of the Divine word). And He has given you hearing, eyes and hearts. Yet little are the thanks you give.
then He shaped him, and breathed His spirit in him. And He appointed for you hearing, and sight, and hearts; little thanks you show.
Then He completed the man’s creation by breathing into him of His Spirit and gave you the ears, the eyes and the hearts. Yet you are rarely grateful [for getting consciousness by the grace of God and to understand and enjoy the marvel of His realm of Creation.]
then He fashioned him and breathed into him of His spirit, and made for you hearing and eyesight and hearts;- little is it that ye give thanks!
Then He evolved him, and blew into him from His Spirit. He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.
and then formed him into proper shape, and breathed of his spirit into him; and hath given you the senses of hearing and seeing, and hearts to understand. How small thanks do ye return!
Then He made his progeny of an extract, of a fluid held in low esteem.
Thereafter He molded him and breathed into him of His Spirit; and He made for you hearing, and beholding (s) (i. e., eyesight) and heart-sights; (i.e., perception) little do you thank (Him).
Then He fashioned him and breathed into him of His Spirit; and appointed for you hearing and sight and hearts. Small thanks give ye!
Then proportioned and breathed into him of His spirit, and gave you the senses of hearing, sight and feeling. And yet how little are the thanks you offer!
and then He forms him in accordance with what he is meant to be, and breathes into him of His spirit: and [thus, O men,] He endows you with hearing, and sight, and feelings as well as minds: [yet] how seldom are you grateful!
then He fashioned them and had a spirit of His Own ˹creation˺ breathed into them. And He gave you hearing, sight, and intellect. ˹Yet˺ you hardly give any thanks.
Then He evolved him, and blew into him from His spirit. And He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.
He shaped him and blew into him from His spirit. And He gave you the hearing, the eyesight, and the brains; rarely are you thankful.
Then He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful.
Then He fashioned him, and breathed into him of His Spirit; and He made for you hearing and sight and hearts; little are you grateful.
(Then Emergent Evolution took place that distinguished humans from the Animal Kingdom. ) He shapes him in accordance with what he is meant to be, and breathes into him (something) of His Energy. (This something is a special gift to the humans in the form of free will). And thus (O Mankind) He gives you the faculties of hearing, and sight, and feelings as well as minds. Yet, how seldom are you grateful by making the best use of your perceptual and conceptual faculties!
Then He made him (man) in correct proportions, and breathed into him a little of His (Own) Spirit. And He gave you (the capability of) hearing, and sight and feeling (and understanding): (And yet) you give little thanks!
Then He gave him a proportioned shape, and breathed into him of His spirit. And He granted you the (power of) hearing and the eyes and the hearts. Little you give thanks.
Then He evolved him, and blew into him from His Spirit. And He made for you the hearing, the eyesight, and the hearts; rarely are you thankful.