A'râf suresi

A'râf suresi, 143. ayet

A'râf suresi, 143. ayet. وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

velemmâ câe mûsâ limîḳâtinâ vekellemehû rabbühû ḳâle rabbi erinî enżur ileyk. ḳâle len terânî velâkini-nżur ile-lcebeli feini-steḳarra mekânehû fesevfe terânî. felemmâ tecellâ rabbühû lilcebeli ce`alehû dekkev veḫarra mûsâ ṣa`iḳâ. felemmâ efâḳa ḳâle sübḥâneke tübtü ileyke veenâ evvelü-lmü'minîn.

Diyanet İşleri

Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 140–146 · surenin 143. ayeti / 206

Konu Mûsâ'nın Tûr'a gidişi ve "beni göremezsin" A'râf 142–147 3

  1. A'râf 140

    "Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?"

  2. A'râf 141

    Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

  3. A'râf 142

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma" dedi.

  4. 143

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

  5. A'râf 144

    (Allah) "Ey Musa! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.

  6. A'râf 145

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

  7. A'râf 146

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

143. “Mûsâ” Kitabı indirmek üzere kendisi için “tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi onunla” ona indirdiği vahiylerle, emir ve yasakları ile “konuşunca” Mûsâ, Rabbini görmeyi arzuladı. Rabbine duyduğu sevgi ve O’nu görme iştiyakı ile bunu candan istedi ve: “dedi ki: Rabbim, bana kendini göster de sana bakayım.” Yüce Allah “buyurdu ki: “Sen Beni göremezsin.” Yani şu an için beni görme kudretin yoktur. Çünkü Allah bu dünya yurdunda insanları buna güç yetiremeyecekleri bir halde, Allah’ı görme karşısında sebat gösteremeyecekleri bir durumda yaratmıştır. Bu buyrukta mü’minlerin Allah’ı cennette göremeyeceklerine dair herhangi bir delil yoktur. Çünkü Kur’ân nasları ve nebevi hadisler, cennetliklerin şanı yüce ve mübarek olan Rab’lerini göreceklerine, O’nun kerim yüzüne bakma lezzetine ereceklerine, Allah'ın onları cennette kendisini görmeye güç yetirecek şekilde kamil bir yaratılışla yaratacağına açıkça delalet etmektedir. Bu nedenledir ki Yüce Allah, bu âyet-i kerimede kendisinin görülmesini, dağın yerinde kalması şartına bağlamış ve Mûsâ’yı, görme isteğini kabul etmeme konusunda ikna ederek şöyle buyurmuştur:

“Fakat şu dağa bak! Eğer o” Allah ona tecelli ettiğinde “yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin. Rabbi o” cansız ve kaskatı “dağa tecelli edince onu paramparça etti.” Yani dağ Yüce Allah’ı görmekten ve buna sebat gösterememekten dolayı kum gibi dağılıp gitti. “Mûsâ da” bunları görünce “baygın düştü. Ayılınca” işte o vakit Allah’ı görmeye karşı dağın dahi sebat gösteremediğini açıkça gördü. O halde kendisinin buna karşı sebat edememesinin öncelikle söz konusu olacağını anladı. Rabbinden böyle uygun düşmeyen bir talepte bulunduğundan dolayı bağışlanma diledi: “Dedi ki: Seni tenzih ederim.” Celaline yakışmayan şeylerden tenzih ve tazim ederim. “Sana” bütün günahlardan ve sana karşı edebe uygun olmayan her türlü tutumdan “tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim.” Yani Mûsâ, daha önce bilmediği bir hususu Yüce Allah’ın kendisine öğretmesi sureti ile eksiğini tamamlamasından dolayı imanını yeniledi, tazeledi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa, Rabbi ile münacatı için tayin ettiğimiz vakitte geldi. O süre kırk gece oldu. Rabbi Musa ile emirleri, yasakları ve başka hususları konuştu. Musa'nın nefsi Rabbini görmeyi arzuladı ve O'na bakmak istedi. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- onun bu dileğine şöyle cevap verdi: "Beni dünya hayatında asla göremezsin. Çünkü ona gücün yetmez. Fakat dağa bak, ben ona tecelli edeceğim, eğer yerinde durabilirse sen de beni göreceksin. Eğer tecelli ettiğim dağ yerle bir dümdüz olursa, beni dünyada asla göremeyeceksin." Allah, dağa tecelli edince onu yerle bir dümdüz etti. Musa da baygın düştü. Musa, kendisine isabet eden baygınlığından ayılınca dedi ki: "Ey Rabbim! Seni layık olmayan bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. İşte ben seni dünyada görmeyi istedim şimdi tövbe ediyorum. Ben kavmimin sana ilk iman edenlerindenim." dedi.

Kelimeler

41 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَمَّا velemma ne zaman ki
  2. جَآءَ ca'e gelip de kök: جيا
  3. مُوسَىٰ musa Musa
  4. لِمِيقَـٰتِنَا limikatina tayin ettiğimiz vakitte kök: وقت
  5. وَكَلَّمَهُۥ ve kellemehu ve ona konuşunca kök: كلم
  6. رَبُّهُۥ rabbuhu Rabbi kök: ربب
  7. قَالَ kale dedi kök: قول
  8. رَبِّ rabbi Rabbim kök: ربب
  9. أَرِنِىٓ erini bana görün kök: راي
  10. أَنظُرْ enzur bakayım kök: نظر
  11. إِلَيْكَ ۚ ileyke sana
  12. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  13. لَن len
  14. تَرَىٰنِى terani sen beni göremezsin kök: راي
  15. وَلَـٰكِنِ velakini fakat
  16. ٱنظُرْ unzur bak kök: نظر
  17. إِلَى ila
  18. ٱلْجَبَلِ l-cebeli dağa kök: جبل
  19. فَإِنِ feini eğer
  20. ٱسْتَقَرَّ stekarra durursa kök: قرر
  21. مَكَانَهُۥ mekanehu yerinde kök: كون
  22. فَسَوْفَ fesevfe o zaman
  23. تَرَىٰنِى ۚ terani sen de beni göreceksin kök: راي
  24. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  25. تَجَلَّىٰ tecella görününce kök: جلو
  26. رَبُّهُۥ rabbuhu Rabbi kök: ربب
  27. لِلْجَبَلِ lilcebeli dağa kök: جبل
  28. جَعَلَهُۥ cealehu onu etti kök: جعل
  29. دَكًّۭا dekken darmadağın kök: دكك
  30. وَخَرَّ ve harra ve bayılarak kök: خرر
  31. مُوسَىٰ musa Musa
  32. صَعِقًۭا ۚ saikan düştü kök: صعق
  33. فَلَمَّآ fe lemma ne zaman ki
  34. أَفَاقَ efaka ayılınca kök: فوق
  35. قَالَ kale dedi kök: قول
  36. سُبْحَـٰنَكَ subhaneke Sen yücesin kök: سبح
  37. تُبْتُ tubtu tevbe ettim kök: توب
  38. إِلَيْكَ ileyke sana
  39. وَأَنَا۠ ve ena ve ben
  40. أَوَّلُ evvelu ilkiyim kök: اول
  41. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine inananların kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جلو (5 geçiş) · Aynı kök: وقت (13 geçiş)

    Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…

  • Aynı kök: دكك (7 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    (13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek)…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    (1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte…

  • Aynı kök: خرر (12 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Musa, belirlediğimiz zamanda (Sînâ Dağı'na) gelip Rabbi ona konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster de seni göreyim!" demişti. (Allah) "Sen beni asla göremeyeceksin. dipnot 1 Fakat şu dağa bak; yerinde durabilirse sen de beni görebileceksin!" demişti. Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça etmiş, Musa da baygın düşmüştü. Ayılınca şöyle demişti: "Sen yücesin; sana yöneldim ve ben inananların öncüsüyüm." dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümlede Yüce Allah'ın asla ve asla görülemeyeceği ifade edilmektedir. Yüce Allah'ın görülmesi için O'nun kendini göstereceğini söylemesi gerekirdi. Bu noktada herhangi bir ayet yoktur. Benzer mesaj: En‘âm 6:103.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hz. Musa'nın dile getirdiği "ben, inananların evveliyim/ilkiyim" ifadesi, onun kendisine gelen mesajlara ilk inanan olduğunu gösterdiği gibi, inananların öncüsü olduğunu da gösterir.

Mustafa İslamoğlu

Ve Musa tayin ettiğimiz vakitte tesbit ettiğimiz yere gelince Rabbi de ona konuştu: (Musa): "Rabbim! Göster bana zatını, göreyim seni!" dedi. (Allah) "Asla göremezsin beni!" dedi. "Fakat şu dağa bir bak; eğer o yerinde kalırsa, sen Beni ancak o zaman görebilirsin." Ve Rabbi dağa tecelli eder etmez, onu toza toprağa çevirdi; Musa ise baygın düştü. Kendine geldiği zaman dedi ki: "Şanın ne yücedir senin! Pişmanlık duyarak sana yöneldim ve ben (bu gerçeğe, yaşayarak) inananların öncüsüyüm.

Muhammed Esed

Ve Musa belirlediğimiz vakitte, belirlediğimiz yere (Sina Dağına) varınca, Rabbi onunla konuştu. (Musa da:) "Ey Rabbim" dedi, "göster bana (Kendini) ki seni göreyim!" (Allah): "Beni asla göremezsin. Ama yine de (istersen) şu dağa bir bak; eğer o öylece yerinde kalırsa, o zaman, ancak o zaman, beni görebilirsin!" Ve Rabbi şavkını dağa gösterir göstermez onu toza toprağa çevirdi; ve Musa da bayılıp düştü; uyanıp kendine geldiği zaman "Ne sınırsız bir yücelik seninki? Pişmanlık içinde sana sığınıyorum; ve (bundan böyle daima) inanların ilki olacağım!"

Ahmed Hulusi

Musa, takdir ettiğimiz süreç tamamlandığında; Rabbi de Ona seslenince, (şöyle) dedi: "Rabbim, göster kendini, bakayım sana!". . . (Rabbi) buyurdu: "Beni, asla göremezsin!. . Fakat dağa (benlik dağı) nazar et. . . Şayet (tecelli ettiğimde) dağ hala durursa, beni görebilirsin!". . . Rabbi dağa (benliğine) tecelli edince, onu yok etti. . . Musa da baygın (benliğini yitirmiş olarak) düştü! Kendine döndüğünde: "Subhansın sen (seni tenzih ederim)! Sana tövbe ettim. . . Ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.

Ali Bulaç

Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O'nunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca «Rabbim! Bana (kendini) göster, seni göreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: «Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.»

Ali Rıza Safa

Musa, belirlediğimiz zamanda geldiğinde, Efendisi, Onunla konuştu. "Efendim! Bana görün; Seni göreyim!" dedi. "Beni, asla göremezsin! Fakat dağa bak; o yerinde durursa, o zaman, Beni görebilirsin!" Efendisi dağa belirince, onu paramparça etti ve Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde, şöyle dedi: "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Pişmanlığımı Sana gösterdim. Çünkü ben, inananların öncüsüyüm!" dipnot 124

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 124
    Allah tarafından paramparça edildiği bildirilen dağ, Sina Dağı değildir. Allah'ın, Musa peygamberle konuşması, Tevrat ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Mısır'dan Çıkış 33:11; "Rab, Musa'yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu." Çölde
    Sayım 12:6-8 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 12:6

    RAB onlara seslendi: “Sözlerime kulak verin: 2 Eğer aranızda bir peygamber varsa, 2 Ben RAB görümde kendimi ona tanıtır, 2 Onunla düşte konuşurum.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "Rab, şöyle seslendi: ‘Eğer aranızda bir peygamber varsa, Ben Rab, görme yeteneği vererek kendimi ona tanıtır; onunla rüyada konuşurum. Fakat kulum Musa öyle değildir. Onunla bilmecelerle değil, açıkça yüz yüze konuşurum. O, Rabbin suretini görüyor.'"

Bayraktar Bayraklı

Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisine konuşunca, şöyle dedi: "Rabbim! Bana kendini göster, seni göreyim!" Allah, "Beni asla göremezsin;ama şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin" dedi. Rabbinin kudreti dağa tecelli edince, onu paramparça etti, Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Seni noksan sıfatlardan uzak tutarım, tövbe edip sana yöneldim.Ben iman edenlerin ilkiyim."

Edip Yüksel

Musa, belirlenen vakitte bize gelince ve Efendisi kendisiyle konuşunca, "Efendim, bana görün, sana bakayım" dedi. "Beni göremezsin. Ancak şu dağa bak; yerinde durursa o zaman beni göreceksin" dedi. Efendisi, dağa görününce onu paramparça etti ve bunun üzerine Musa kendinden geçti. Ayılınca, "Sen yücesin, sana yöneliyorum. Ben iman edenlerin en önde olanıyım" dedi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Cennet halkı Tanrı'yı görecek. 39:69; 75:23, 89:22.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Musa, belirlenen vakitte bize gelince ve Rabbi kendisiyle konuşunca, 'Rabbim, bana görün, sana bakayım,' dedi. 'Beni göremezsin. Ancak şu dağa bak; yerinde durursa o zaman beni göreceksin,' dedi. Rabbi, dağa görününce onu paramparça etti ve bunun üzerine Musa kendinden geçti. Ayılınca, 'Sen yücesin, sana yöneliyorum. Ben (buna) inananların en önde olanıyım,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa tayin ettiğimiz özel vakitte gelip Rabbi O'na kelamiyle iltifatta bulununca: "Ey Rabbim, göster bana kendini, Sana bakayım." dedi. O da buyurdu ki: "Beni katiyyen göremezsin, ancak dağa bak, eğer yerinde durursa demek beni görebileceksin" Derken Rabbi dağa tecelli buyurunca onu un ufra (toz duman) ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca: "Münezzehsin, Sana tevbe ile döndüm ve ben mü'minlerin ilkiyim." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktaki Musa mikatımıza geldi, ve rabbı onu kelamiyle taltıyf buyurdu, ya rab! dedi: göster bana bakayım sana, buyurdu ki: beni kat'ıyyen göremezsin ve lakin dağa bak eğer yerinde durursa demek beni göreceksin, derken rabbi dağa bir tecelli buyurunca onu un ufra ediverdi, Musa da baygın düştü, sonra vaktaki ayıldı sübhansın, dedi: sana tevbe ile döndüm ve ben mü'minlerin evveliyim

Erhan Aktaş

Ve Musa, belirlediğimiz yere gelip de Rabb'i onunla konuşunca: "Bana görün de Sana bakayım! dipnot 1 " dedi. "Sen Beni göremezsin, fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de Beni göreceksin." buyurdu. Rabb'i dağa tecelli edince onu darmadağın etti ve Musa baygın düştü. Kendine gelince: "Sen münezzehsin. dipnot 2 Tevbe ettim Sana. Ben Mü'minlerin dipnot 3 ilkiyim." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 6: 103. ayet: "Gözler O'nu göremez, O ise gözleri görür…"
  2. metne dön, dipnot 2
    Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir (42:11)." Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
  3. metne dön, dipnot 3
    Emin olanların, güvenenlerin ilkiyim.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Musa, belirlediğimiz yere gelip de Rabb'i onunla konuşunca: "Bana görün de Sana bakayım!" dipnot 1 dedi. "Sen Beni göremezsin, fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de Beni göreceksin." buyurdu. Rabb'i dağa tecelli edince onu darmadağın etti ve Musa baygın düştü. Kendine gelince: "Sen münezzehsin. dipnot 2 Tevbe ettim Sana. Ben Mü'minlerin dipnot 3 ilkiyim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 6:
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayet: "Gözler O'nu göremez, O ise gözleri görür..."
  3. metne dön, dipnot 3
    Kusur ve eksikliklerden arınık. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir. 42:11" Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
  4. metne dön, dipnot 4
    Emin olanların, güvenenlerin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Musa, sözleşilen yere gelip de, Rabb'i onunla konuşunca: "Ey Rabb'im! Bana görün de Sana bakayım!" dipnot 1 dedi. "Sen Beni göremezsin, fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de Beni göreceksin." buyurdu. Rabb'i dağa tecelli edince onu darmadağın etti ve Musa baygın düştü. Kendine gelince: "Seni tenzih ederim. Tövbe ettim Sana. Ben inanların ilkiyim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    6/En'am Suresi, 103: "Gözler O'nu göremez, O ise gözleri görür…"

Gültekin Onan

Musa, belirlenen sürede gelince ve rabbi kendisiyle konuşunca: "Rabbim, bana göster, seni göreyim" dedi. (Tanrı:) "Beni asla göremezsin. Ancak şu dağa bak; yerinde durursa o zaman beni göreceksin" dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen yücesin, sana tevbe ettim ve ben inançlıların ilkiyim" dedi.

Hasan Basri Çantay

Vaktaki Musa (ibadeti için) ta'yin etdiğimiz vakıtda geldi, Rabbi ona (ilahi sözünü) söyledi. (Musa) dedi ki: "Rabbim, (cemalini) göster bana, (ne olur) seni göreyim". Buyurdu: "Beni kat'iyyen göremezsin. Fakat şu dağa bak. Eğer o, yerinde durabilirse sen de beni görürsün". Derken Rabbi o dağa tecelli edince onu param parça ediverdi. Musa da baygın yere düşdü. Ayılınca dedi ki: "Seni tenzih ederim. Tevbe etdim Sana. Ben iman edenlerin ilkiyim".

İbni Kesir

Musa ta'yin ettiğimiz vakitte gelince ve Rabbı onunla konuşunca; dedi ki: Rabbım; bana, kendini göster. Sana bakayım. Buyurdu ki: Beni kat'iyyen göremezsin. Ama dağa bak; eğer o yerinde kalırsa, sen de Beni görürsün. Rabbı dağa tecelli edince; onu paramparça etti ve Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Tenzih ederim Seni, Sana tevbe ettim ve ben, mü'minlerin ilkiyim.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ, belirlediğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Bana (kendini) göster de sana bakayım!" Rabbi: "Beni göremeyeceksin, fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin." dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Mûsâ bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: "Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim içinde) Sana iman edenlerin ilkiyim." dedi.

Süleyman Ateş

Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmağa gelip de Rabbi ona konuşunca: "Rabbim, bana görün, sana bakayım!" dedi. (Rabbi) buyurdu ki: "Sen beni göremezsin; fakat dağa bak, eğer o yerinde durursa, sen de beni göreceksin!" Rabbi dağa görününce onu darmadağın etti ve Musa da baygın düştü. Ayılınca: "Sen yücesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Musa kararlaştırdığımız yere gelip Rabbi de onunla konuşunca "Rabbim! Bana kendini göster ki sana bakayım." dedi. Allah: "Beni asla göremezsin; ama şu dağa bak, yerinde kalırsa görebilirsin." dedi. Rabbinin dağa görünmesi onu dümdüz etti, Musa düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki: "Sana içten boyun eğerim, pişman olup sana yöneldim. Ben (senin gözle görülemeyeceğine) inananların ilkiyim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa belirlenen vakitte gelip de Rabbi onunla konuşunca dedi ki "Rabbim! Bana kendini göster de seni seyredeyim." Dedi ki "Beni göremezsin, ama şu dağa bak; eğer yerinde kalabilirse daha sonra beni görürsün." Rabbi dağa görünür görünmez orasını dümdüz etti. Musa düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki "Sana içten boyun eğerim, sana yöneldim. Ben inanıp güvenenlerin en önde olanıyım."

Şaban Britch

Musa belirlediğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu. Musa dedi ki: Rabbim, bana (kendini) göster de sana bakayım! Rabbi: Beni göremeyeceksin fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin, dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim içinde) Sana iman edenlerin ilkiyim, dedi.

Şaban Piriş

Musa belirlediğimiz yere gelince Rabbi onunla konuştu. Musa dedi ki: -Rabbim, bana kendini göster de sana bakayım! Rabbi: -Beni göremeyeceksin fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin, dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: -Senin şanın çok yücedir, sana yöneldim. Sana inananların ilkiyim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle konuştu: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni." Dedi: "Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni görebileceksin." Rabbi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When Mussa came to the place set for Our assignation, the hallowed environment spoke Allah's presence proclaimed by sound. And when Allah spoke to Mussa, he expressed his wish, thus: "O Allah, my Creator", he asked, "may I perceive you by sight!". "You shall not be able to see Me", said Allah, "but look at the mountain", if it remains standing in its place, you shall then see Me. And when Allah manifested to the mountain an infinitely short flash of His mercifully invisible glorious light, the mountain was levelled with the ground*. Terribly shocked, Mussa dropped unconscious, and when he recovered from the swoon, he prayed: "Praise be to You O Allah and extolled are Your glorious attributes; in lowliest plight do I stand repentant and I am the first and foremost of those who conform to Your will".

Abdul Haleem

When Moses came for the appointment, and his Lord spoke to him, he said, ‘My Lord, show Yourself to me: let me see You!’ He said, ‘You will never see Me, but look at that mountain: if it remains standing firm, you will see Me,’ and when his Lord revealed Himself to the mountain, He made it crumble: Moses fell down unconscious. When he recovered, he said, ‘Glory be to You! To You I turn in repentance! I am the first to believe!’

Abdullah Yusuf Ali

When Moses came to the place appointed by Us, and his Lord addressed him, He said: "O my Lord! show (Thyself) to me, that I may look upon thee." Allah said: "By no means canst thou see Me (direct); But look upon the mount; if it abide in its place, then shalt thou see Me." When his Lord manifested His glory on the Mount, He made it as dust. And Moses fell down in a swoon. When he recovered his senses he said: "Glory be to Thee! to Thee I turn in repentance, and I am the first to believe."

Abul A'la Maududi

And when Moses came at Our appointment, and his Lord spoke to him, he said: 'O my Lord! Reveal Yourself to me, that I may look upon You!' He replied: 'Never can you see Me. However, behold this mount; if it remains firm in its place, only then you will be able to see Me.' And as soon as his Lord unveiled His glory to the mount, He crushed it into fine dust, and Moses fell down in a swoon. And when he recovered, he said: 'Glory be to You! To You I turn in repentance, and I am the foremost among those who believe.'

Aisha Bewley

When Musa came to Our appointed time and his Lord spoke to him, he said, ‘My Lord, show me Yourself so that I may look at You!’ He said, ‘You will not see Me, but look at the mountain. If it remains firm in its place, then you will see Me.’ But when His Lord manifested Himself to the mountain, He crushed it flat and Musa fell unconscious to the ground. When he regained consciousness he said, ‘Glory be to You! I make tawba to You and I am the first of the muminun!’

Al-Hilali & Khan

And when Mûsâ (Moses) came at the time and place appointed by Us, and his Lord (Allah) spoke to him; he said: "O my Lord! Show me (Yourself), that I may look upon You." Allâh said: "You cannot see Me, but look upon the mountain; if it stands still in its place then you shall see Me." So when his Lord appeared to the mountain[1], He made it collapse to dust, and Mûsâ (Moses) fell down unconscious. Then when he recovered his senses he said: "Glory be to You, I turn to You in repentance and I am the first of the believers."

Ali Quli Qarai

When Moses arrived at Our tryst and his Lord spoke to him, he said, ‘My Lord, show [Yourself] to me, that I may look at You!’ He said, ‘You shall not see Me. But look at the mountain: if it abides in its place, then you will see Me.’ So when his Lord disclosed Himself to the mountain, He levelled it, and Moses fell down swooning. And when he recovered, he said, ‘Immaculate are You! I turn to You in penitence, and I am the first of the faithful.’

Amatul Rahman Omar

And when Moses came at the time and place appointed by Us, and his Lord spoke to him, he said, `My Lord! reveal Yourself to me that I may look at You. ' He said, `You cannot stand My revelation. Yet look at the mountain, and if it stands firm in its place, (only) then you shall stand My revelation.' Then when his Lord manifested His glory to the mountain, He sent it crashing down into pieces and Moses fell down unconscious, so that when he recovered he said, `Glory be to You! I turn towards You and I am the first to believe.'

Arthur John Arberry

And when Moses came to Our appointed time and his Lord spoke with him, he said, 'Oh my Lord, show me, that I may behold Thee!' Said He, 'Thou shalt not see Me; but behold the mountain -- if it stays fast in its place, then thou shalt see Me. ' And when his Lord revealed Him to the mountain He made it crumble to dust; and Moses fell down swooning. So when he awoke, he said, 'Glory be to Thee! I repent to Thee; I am the first of the believers.'

Bijan Moeinian

When Moses came to My meeting and His Lord spoke to him, he requested: "Lord, indulge me with the pleasure of looking at you. " His Lord said: "You [are physically limited and] cannot see me. Look at that mountain [which is made of the matter]; if it can stand My [full] presence, then your eyes [which are made of the matter] will be capable to see me too". When His Lord manifested Himself to the mountain, that turned it into fine dust, and Moses fell unconscious. When Moses got back to normal, he said: "Lord, Glory is yours. Please accept my repentance. I am the first to believe in you."

E. Henry Palmer

And when Moses came to our appointment, and his Lord spake unto him, he said, 'O my Lord! show me, - that I may look on thee!' He said, Thou canst not see me; but look upon the mountain, and if it remain steady in its place, thou shalt see me;' but when his Lord appeared unto the mountain He made it dust, and Moses fell down in a swoon! And when he came to himself, he said, 'Celebrated be thy praise! I turn repentant unto Thee, and I am the first of those who are resigned. '

Edip-Layth

So when Moses came to Our appointed time, and his Lord spoke to him, he said, "My Lord, let me look upon you." He said, "You will not see Me, but look upon the mountain, if it stays in its place then you will see Me." So, when his Lord manifested Himself to the mountain, He caused it to crumble; thus Moses fell unconscious. When he recovered, he said, "Glory be to You, I repent to You and I am the first of those who acknowledge."

George Sale

And when Moses came at Our appointed time and his Lord spoke to him, he said, 'My Lord, show Thyself to me that I may look at Thee. ' Allah replied, 'Thou shalt not see Me. But look at the mountain; and if it remains in its place, then thou shalt see Me.' And when his Lord manifested Himself on the mountain, He broke it into pieces and Moses fell down unconscious. And when he recovered, he said, 'Holy art Thou, I turn to thee and I am the first to believe.'

Hamid S. Aziz

And when Moses came to Our appointment, and his Lord spoke unto him, he said, "O my Lord! Show me Thyself, that I may look on Thee!" Allah said, "Thou canst not see Me; but look upon the mountain. If it remains steady in its place, you have seen Me;" But when his Lord appeared unto the mountain He made it dust, and Moses fell down in a swoon! And when he woke he said, "Glory unto Thee! I turn repentant unto Thee, and I am the foremost of those who believe."

Mahmoud Ghali

And as soon as Mûsa came to Our fixed time and his Lord spoke to him, he said, "Lord! Show me, that I may look at You!" Said He, "You will never see Me; but look at the mountain, so, in case it stays residing in its place, then you will eventually see Me. " Then as soon as his Lord manifested Himself to the mountain, He made it pounded (into dust), and Mûsa collapsed stunned. So, as soon as he recovered, he said, All Extolment be to You! I repent to You, and I am the first of the believers.".

Marmaduke Pickthall

And when Moses came to Our appointed tryst and his Lord had spoken unto him, he said: My Lord! Show me (Thy Self), that I may gaze upon Thee. He said: Thou wilt not see Me, but gaze upon the mountain! If it stand still in its place, then thou wilt see Me. And when his Lord revealed (His) glory to the mountain He sent it crashing down. And Moses fell down senseless. And when he woke he said: Glory unto Thee! I turn unto Thee repentant, and I am the first of (true) believers.

Mohamed Ahmed - Samira

When Moses arrived at the appointed time and his Lord spoke to him, he said: "O Lord, reveal Yourself to me that I may behold You. " "You cannot behold Me," He said. "But look at the mountain: If it remains firm in its place you may then behold Me." But when his Lord appeared on the mountain in His effulgence, it crumbled to a heap of dust, and Moses fell unconscious. When he came to, he said: "All glory to You. I turn to You in repentance, and I am the first to believe."

Muhammad Asad

And when Moses came [to Mount Sinai] at the time set by Us, and his Sustainer spoke unto him, he said: "O my Sustainer! Show [Thyself] unto me, so that I might behold Thee!" Said [God]: "Never canst thou see Me. However, behold this mountain: if it remains firm in its place, then - only then - wilt thou see Me. And as soon as his Sustainer revealed His glory to the mountain, He caused it to crumble to dust; and Moses fell down in a swoon. And when he came to himself, he said: "Limitless art Thou in Thy glory! Unto Thee do I turn in repentance; and I shall [always] be the first to believe in Thee!"

Mustafa Khattab

When Moses came at the appointed time and his Lord spoke to him, he asked, "My Lord! Reveal Yourself to me so I may see You." Allah answered, “You cannot see Me! But look at the mountain. If it remains firm in its place, only then will you see Me.” When his Lord appeared to the mountain, He levelled it to dust and Moses collapsed unconscious. When he recovered, he cried, “Glory be to You! I turn to You in repentance and I am the first of the believers.”

Progressive Muslims

So when Moses came to Our appointed time, and his Lord spoke to him, he said: "My Lord, let me look upon you. " He said: "You will not see Me, but look upon the mountain, if it stays in its place then you will see Me." So when his Lord revealed Himself to the mountain, He caused it to crumble; thus Moses fell unconscious. When he awoke, he said: "Glory be to You, I repent to You and I am the first of those who believe."

Rashad Khalifa

When Moses came at our appointed time, and his Lord spoke with him, he said, "My Lord, let me look and see You." He said, "You cannot see Me. Look at that mountain; if it stays in its place, then you can see Me." Then, his Lord manifested Himself to the mountain, and this caused it to crumble. Moses fell unconscious. When he came to, he said, "Be You glorified. I repent to You, and I am the most convinced believer."

Sahih International

And when Moses arrived at Our appointed time and his Lord spoke to him, he said, "My Lord, show me [Yourself] that I may look at You. " [ Allah ] said, "You will not see Me, but look at the mountain; if it should remain in place, then you will see Me." But when his Lord appeared to the mountain, He rendered it level, and Moses fell unconscious. And when he awoke, he said, "Exalted are You! I have repented to You, and I am the first of the believers."

Sam Gerrans

And when Moses came at Our appointed time and his Lord spoke to him, he said: “My Lord: show Thou me that I might look upon Thee.” Said He: “Thou wilt not see Me; but look thou upon the mountain: if it should remain in its place, then thou wilt see Me.” And when his Lord was revealed upon the mountain, He made it level; and Moses fell down thunderstruck. Then when he recovered, he said: “Glory be to Thee! I turn to Thee repentant; and I am the first of the believers!”

Shabbir Ahmed

When Moses arrived at the appointed time, and his Lord spoke to him, Moses said, "My Lord! Show me Yourself, such that I can see You. " His Lord said, "You cannot see Me. The best way to see Me is to look at this mountain and think. If you contemplate, you will understand that even a single mountain is made of countless atoms that were scattered. Then consider that you have seen Me." Realizing this, Moses imagined the Glory of His Lord through His signs in the Universe. He was stunned and when he recovered his senses, he said, "Infinite are You in Your Glory! I feel embarrassed and repent at my question. I am among the foremost believers." (The 7,359 feet high Mount Sinai is standing to this day. Therefore contrary to popular literal translation of this verse, its understanding in allegorical terms is preferred. Also, a Prophet of God is unlikely to make a demand to behold God in physical form).

Syed Vickar Ahamed

And When Musa (Moses) came to the place set by Us, and his Lord called to him, he (Musa) said: "O my Lord! Show (Yourself) to me, that I may look at You. " Allah said: "By no means can you see Me (directly); But look upon the mountain; If it still there in its place, then you shall see Me." When his Lord showed His Glory to the Mountain, He made it like dust, and Musa (Moses) fell down (being) unconscious. When he came back to his senses he said: "Glory be to You! To You, I come in repentance, and I am the first (one) to believe."

Taqi Usmani

When Mūsā came at Our appointed time and his Lord spoke to him, he said, "My Lord, show (Yourself) to me that I may look at You." He said: “You shall never see Me. But look at the mount. If it stays at its place, you will see Me.” So when his Lord appeared to the Mount, He made it smashed, and Mūsā fell down unconscious. When he recovered, he said: “Pure are You. I repent to You, and I am the first to believe (that no one can see You in this world.)”

The Monotheist Group

So when Moses came to Our appointed time, and his Lord spoke to him, he said: "My Lord, let me look upon you." He said: "You will not see Me, but look upon the mountain, if it stays in its place then you will see Me." So when his Lord revealed Himself to the mountain, He caused it to crumble; thus Moses fell unconscious. When he awoke, he said: "Glory to You, I repent to You and I am the first of those who believe."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 143. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 143. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 143. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩