A'râf suresi

A'râf suresi, 148. ayet

A'râf suresi, 148. ayet. وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

vetteḫaẕe ḳavmü mûsâ mim ba`dihî min ḥuliyyihim `iclen cesedel lehû ḫuvâr. elem yerav ennehû lâ yükellimühüm velâ yehdîhim sebîlâ. itteḫaẕûhü vekânû żâlimîn.

Diyanet İşleri

Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 145–151 · surenin 148. ayeti / 206

Konu Buzağı, levhalar, yetmiş kişi ve ümmî peygamber A'râf 148–157 3

  1. A'râf 145

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

  2. A'râf 146

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

  3. A'râf 147

    Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.

  4. 148

    Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

  5. A'râf 149

    İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz" dediler.

  6. A'râf 150

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "Ey anam oğlu" dedi, "Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma."

  7. A'râf 151

    (Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

148. “Mûsâ’nın kavmi, onun ardından zinet eşyalarından” Samirî’nin yapıp üzerine elçinin (Cebrail’in atının) izinden bir avuç attığı bu nedenle de “böğüren” yani ses çıkartan “bir buzağı heykelini” ilah diye “edindiler” ve ona ibadet ettiler. Samiri onlara: “Bu sizin de ilahınızdır, Mûsâ’nın da ilahıdır. Ama o unuttu” (Taha, 20/88) O nedenle gidip bu ilahı başka yerde arıyor, demişti. Bu, onların kıtakıllılıklarından ve basiretsizliklerinden kaynaklanmaktadır. Nasıl olur da göklerin ve yerin Rabbini, mahlukatın en basitlerinden olan bir buzağıya benzetirler? Bu yüzden Yüce Allah bu buzağıda ilah olmasını gerektirecek zati ve fiili hiçbir sıfatın bulunmadığını beyan ederek şöyle buyurmaktadır:

“Onun kendileri ile konuşamadığını” çünkü konuşmamak büyük bir eksikliktir. O nedenle kendileri bile konuşamayan o hayvandan yahut cansız varlıktan daha mükemmeldirler. “Onlara bir yol da gösteremediğini” onları dini bakımdan doğru bir yola iletemediğini ve dünyevi bir fayda sağlayamadığını “görmediler mi?” Çünkü akıl ve fıtratların kabul ettiği gerçek şu ki: Konuşmayan, fayda sağlayamayan, zarar veremeyen bir varlığı ilah edinmek batılın en batılıdır. Ahmaklığın en ahmakçasıdır. Bundan dolayı Yüce Allah: “(Buna rağmen) onu (ilah) edindiler ve zalimlerden oldular” buyurmaktadır. Çünkü onlar ibadeti, ona layık olmayan bir şeye yaptılar ve Allah’a aslında herhangi bir delil indirmediği varlığı ortak koştular.

Bu buyruktan Allah’ın kelamını inkâr eden kimselerin Yüce Allah’ın uluhiyet özelliklerinden birisini inkâr ettiğine delil vardır. Çünkü Yüce Allah burada konuşmamayı, konuşamayan kimsenin ilah olmaya elverişli olmadığına delil göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa, Rabbi ile konuşmaya gittikten sonra kavmi ziynet eşyalarından ruhu olmayan/cansız böğüren bir buzağı yaptı. Bu buzağının onlarla konuşamayacağını, onları somut ve soyut bir hayır yoluna irşat edemeyeceğini, bir fayda sağlamayacağını ve üzerlerinde olan bir zararı kaldıramayacağını bilmiyorlar mı? Onu kendilerine ilah edindiler ve böylece kendi nefislerine zulmeden kimseler oldular.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱتَّخَذَ vettehaze ve benimsediler kök: اخذ
  2. قَوْمُ kavmu kavmi kök: قوم
  3. مُوسَىٰ musa Musa'nın
  4. مِنۢ min
  5. بَعْدِهِۦ bea'dihi kendisinden sonra kök: بعد
  6. مِنْ min
  7. حُلِيِّهِمْ huliyyihim zinetlerinden yapılmış kök: حلي
  8. عِجْلًۭا iclen bir buzağı kök: عجل
  9. جَسَدًۭا ceseden heykelini kök: جسد
  10. لَّهُۥ lehu vardı onun
  11. خُوَارٌ ۚ huvarun böğürmesi kök: خور
  12. أَلَمْ elem
  13. يَرَوْا۟ yerav görmediler mi ki kök: راي
  14. أَنَّهُۥ ennehu o
  15. لَا la
  16. يُكَلِّمُهُمْ yukellimuhum ne kendilerine söz söylüyor kök: كلم
  17. وَلَا ve la
  18. يَهْدِيهِمْ yehdihim ne de onlara gösteriyor kök: هدي
  19. سَبِيلًا ۘ sebilen bir yol kök: سبل
  20. ٱتَّخَذُوهُ ttehazuhu onu benimsediler kök: اخذ
  21. وَكَانُوا۟ ve kanu ve oldular kök: كون
  22. ظَـٰلِمِينَ zalimine zalimler(den) kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خور (2 geçiş) · Aynı kök: جسد (4 geçiş) · Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır.…

  • Aynı kök: جسد (4 geçiş)

    Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

  • Aynı kök: جسد (4 geçiş)

    Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Musa'nın kavmi, ondan (Sînâ'ya gidişinden) sonra ziynet (eşya)larından boğuk bir sese sahip bir ceset şeklindeki buzağı heykelini dipnot 1 (ilah) edinmişti. O (buzağının) kendilerine konuşamadığı ve onlara yol gösteremediğini görmediler mi? Onu (ilah olarak) benimsemişler ve zalimlerden olmuşlardı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sâmirî'nin İsrailoğulları için yaptığı bu buzağı heykeliyle ilgili bilgi için bkz. Tâhâ 20:88.

Mustafa İslamoğlu

Ve Musa'nın halkı onun peşi sıra, takılardan mamul ses çıkaran bir buzağı heykelini ilah edindiler. Onlar onun kendileriyle konuşmayacağını, yol da göstermeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki! (Yine de onu) ilah edindiler; çünkü onlar bilinci altüst olmuş kimselerdi.

Muhammed Esed

Ve Musa'nın halkı, onun yokluğunda, süs eşyalarından (yaptıkları), içinden boğuk bir ses çıkaran bir buzağı heykeline tapmaya başladılar. Bunun kendileriyle ne konuşabileceğini ne de onlara hiçbir biçimde yol gösteremeyeceğini görmüyorlar mıydı sanki? (Öyleyken yine de) ona tapmaya devam ettiler, çünkü zalim kimselerdi onlar:

Ahmed Hulusi

Musa'nın halkı ondan sonra (yani Musa'nın Tur'a çıkışından sonra), kendilerinin değerli süs eşyalarından meydana gelen, (buzağı gibi) böğürebilen buzağı heykeli edindiler. . . Fark edemediler mi ki o (heykel) onlarla ne kelam edebiliyor ne de bir yola hidayet edebiliyor? Onu (ilah) edindiler ve zalimler oldular (nefslerine zulmettiler)!

Ali Bulaç

(Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.

Ali Özek ve heyeti

(Tûr'a giden) Musa'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (kendilerine ilah) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (ilah olarak) benimsemişler ve zalimlerden olmuşlardı.

Ali Rıza Safa

Musa toplumu, Onun arkasından, süs eşyasından böğürmesi olan bir buzağı heykeli edindi. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara doğru yolu göstermediğini görmediler mi? Onu edindiler ve kendilerine yazık ettiler. dipnot 126

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 126
    Buzağının böğürmesi, büyük olasılıkla, buzağı heykelinin üzerinde yapılmış olan deliklerin, rüzgarın etkisiyle çıkardığı seslerdir. Eski Mısır tapınaklarında yer alan kimi heykellerin, rüzgarın etkisiyle ses çıkaran delikleri olduğu belirlenmiştir. Kimi yorumcular ise TaHa 20:96 ayetinde bildirilen, "Elçinin izinden bir tutam alarak attım!" söyleminden dolayı, buzağı heykelinin karışımına yaratılış gizeminin atıldığı ve bu nedenle buzağının gerçekten ses çıkardığı biçiminde uydurma yorumlar yapmışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Musa'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından böğürebilen bir buzağı heykelini tanrı edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor. Onu tanrı olarak benimsediler ve zalimler oldular.

Edip Yüksel

Musa'nın halkı kendisinden sonra, süs eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli yapıp putlaştırdılar. Onun, konuşmaktan ve kendilerine yol göstermekten aciz olduğunu görmediler mi? Onu benimseyerek zalimlerden oldular. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Buzağı heykelinin "böğürdüğü" değil de "böğürmeye sahip" olduğunun bildirilmesi ilginçtir. Bu ses büyük olasılıkla heykelin üzerindeki deliklere rüzgarın çarpmasıyla oluşuyordu. Nitekim arkeolojik kazılar, eski Mısır tapınaklarındaki bazı heykellerin rüzgar yoluyla ses çıkarabilen deliklere sahip olduklarını ortaya çıkardı. * Ayrıca bak 20:83-99.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Musa'nın halkı kendisinden sonra, süs eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli yapıp putlaştırdılar. Onun, konuşmaktan ve kendilerine yol göstermekten aciz olduğunu görmediler mi? Onu benimseyerek zalimlerden oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa'nın arkasından kavmi tutmuş takılarından bir dana, böğüren bir heykel edinmişlerdi. Onun kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol göstermediğini görmemişler miydi? Fakat onu tanrı edindiler ve zalimdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musanın arkasından ise kavmi tutmuşlar huliyyatlarından bir dana: böğüren bir heykel idinmişlerdi, görmemişler miydi ki o, onlara bir söz de söyliyemezdi, bir yol da gösteremezdi, fakat onu idindiler ve zalim idiler

Erhan Aktaş

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı heykelini benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve yol gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı heykelini benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve yol gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa'nın halkı, onun arkasından, böğürmesi olan, süs eşyalarından yapılmış bir buzağı benimsediler. Onun kendileriyle konuşamadığını ve hidayet yolunu gösteremediğini görmediler mi ki onu benimsediler? Onu benimsemekle zalimlerden oldular.

Gültekin Onan

(Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapacak Tanrı) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (Tanrı) edindiler de zulmedenler oldular.

Hasan Basri Çantay

("Tuur" a giden) Musanın arkasından kavmi zinet takımlarından bir buzağı heykel (i yapıb onu Tanrı) edindiler ki onun (inek gibi) bir böğürmesi de vardı. Onun kendileriyle konuşmayacağını, onlara bir yol da gösteremeyeceğini görmediler mi ki ona tutundular, kendilerine yazık ediciler oldular?

İbni Kesir

Musa'nın kavmi; onun ardından, zinet takımlarından canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve bir yol da göstermediğini görmediler mi ki, tanrı edindiler de zalimlerden oldular?

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ ’nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? Onu (ilah) edindiler ve böylece zalimlerden oldular.

Süleyman Ateş

Musa kavmi, kendisin(in, Rabbi ile mülakata gitmesin)den sonra kendilerinin zinet takımlarından yapılmış, böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tanrı diye) benimsediler. Görmediler mi ki o, ne kendilerine söz söylüyor, ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zalimler(den) oldular.

Süleymaniye Vakfı

Musa'nın halkı, ondan sonra süs eşyalarından, böğürebilen bir boğa heykeli edindi. Onun kendileriyle konuşmayacağını ve kendilerine bir yol göstermeyeceğini görmediler mi? Onu ilah dipnot 1 edindiler ve yanlışa dalan kimseler oldular.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'nın halkı, ondan sonra süs eşyalarından boğa gibi böğüren bir sığır yavrusu yaptılar. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara yol göstermediğini görmüyorlar mıydı? Onu (ilah dipnot 1 ) edindiler ve yanlış yapan kimseler oldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ta-Ha 20/88

Şaban Britch

Musa’nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onların bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? Ona (ilah) edindiler ve böylece zalimlerden oldular.

Şaban Piriş

Musa'nın kavmi, onun ardından süs eşyalarından (yapılmış) böğüren bir buzağı heykelini ilah edindiler. onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmüyorlar mı? Ona bağlandılar, tapındılar ve kendilerine yazık ettiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki, o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu benimsediler ve zalimler haline geldiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Influenced by idolatrous Egypt, the people of Mussa took advantage of his absence on the Mount, being absorbed in the intense spiritual communion with Allah, and melted all their gold ornaments and built a body in the image of a calf* lowing like cattle when down wind. Did they not perceive that it was mute! Never did it speak to them nor would it guide them or determine the course of events! Yet they reverenced it and adored it with appropriate acts and rites, and were wrongful of actions.

Abdul Haleem

In his absence, Moses’ people took to worshipping a mere shape that made sounds like a cow- a calf made from their jewellery. Could they not see that it did not speak to them or guide them in any way? Yet they took it for worship: they were evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

The people of Moses made, in his absence, out of their ornaments, the image of calf, (for worship): it seemed to low: did they not see that it could neither speak to them, nor show them the way? They took it for worship and they did wrong.

Abul A'la Maududi

And in the absence of Moses dipnot 1 his people made the image of a calf from their ornaments, which lowed. Did they not observe that it could neither speak nor give them any guidance? And still they made it an object of worship. They were indeed wrong-doing. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here reference is made to the forty days which Moses spent on Mount Sinai in compliance with God's command when his people remained in the plain at the foot of the mountain called Maydan al-Rahah.
  2. metne dön, dipnot 2
    Their cow-worship was another manifestation of the Israelites' slavish attachment to the Egyptian traditions at the time of the Exodus. It is well-known that cow-worship was widespread in Egypt and it was during their stay there that the Israelites developed this strange infatuation. The Qur'an also refers to their inclination to cow-worship: 'Their hearts were overflowing with love for the calf because of their unbelief' (al-Baqarah 2: 93). What is more surprising about their turn to idolatry is that it took place just three months after their escape from Egypt. During that time they had witnessed the parting of the sea, the drowning of Pharaoh, and their own deliverance from what otherwise seemed inescapable slavery, to the Egyptians. They knew well that all those events had taken place owing to the unmistakable and direct interference of the all-powerful God. Yet they had the audacity to demand that their Prophet should make for them a false god that they might worship. Not only that, soon after Moses left them for Mount Sinai, they themselves contrived a false god. Disgusted with such conduct on the part of the Israelites, some Prophets have likened their people to a nymphomaniac who loves all save her husband and who is unfaithful to him even on their nuptial night.

Aisha Bewley

After he left, Musa’s people adopted a calf made from their ornaments, a form which made a lowing sound. Did they not see that it could not speak to them or guide them to any way? They adopted it and so they were wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And the people of Mûsâ (Moses) made in his absence, out of their ornaments, the image of a calf (for worship). It had a sound (as if it was mooing). Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to the way? They took it (for worship) and they were Zâlimûn (wrong-doers).

Ali Quli Qarai

The people of Moses took up in his absence a calf [cast] from their ornaments —a body that gave out a lowing sound. Did they not regard that it did not speak to them, nor did it guide them to any way? They took it up [for worship] and they were wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And the people of Moses in his absence, made out of their ornaments a calf; a mere frame (of saffron hue), with a lowing sound. Could they not see that it neither spoke to them, nor guided them to any way? Yet they took it (for god to worship) and became wrongdoers.

Arthur John Arberry

And the people of Moses took to them, after him, of their ornaments a Calf -- a mere body that lowed. Did they not see it spoke not to them, neither guided them upon any way? Yet they took it to them, and were evildoers.

Bijan Moeinian

While Moses was absent [receiving the most important code of behavior for the believers], his people melted down their jewelries to make the statue of a cow with a capacity to make a sound. Were they not able to see that it could not neither talk nor guide them to the right path? Yet they took it as their god; how unjust of them.

E. Henry Palmer

And Moses' people after him took to themselves of their ornaments a corporeal calf that lowed; did they not see that it could not speak with them, nor could it guide them in the path? They took it and they were unjust;

Edip-Layth

The people of Moses, in his absence, made from their ornaments the statue of a calf which had a sound. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way. They took it and turned wicked.

George Sale

And the people of Moses made, in his absence, out of their ornaments, a calf -- a lifeless body, producing a lowing sound. Did they not see that it spoke not to them, nor guided them to any way? They took it for worship and they were transgressors.

Hamid S. Aziz

And the people of Moses, after he had left them, chose (for worship) an image of a lowing calf (or one that seemed to low) made out of their ornaments. Did they not see that it could not speak to them or guide them in the path? They chose it and became wrongdoers (or unjust, unreasonable, irrational, superstitious people).

Mahmoud Ghali

And the people of Mûsa (Moses) took to themselves even after him, of their (diverse) ornaments, a corporeal Calf that had a lowing (voice). Did they not see that it did not speak to them nor did it guide them upon any way? They took it to themselves and were an unjust (people)..

Marmaduke Pickthall

And the folk of Moses, after (he left them), chose a calf (for worship), (made) out of their ornaments, of saffron hue, which gave a lowing sound. Saw they not that it spake not unto them nor guided them to any way? They chose it, and became wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

In the absence of Moses his people prepared the image of a calf from their ornaments, which gave out the mooing of a cow. Yet they did not see it could neither speak to them nor guide them to the right path. Even then they took it (for a deity) and did wrong.

Muhammad Asad

AND IN his absence the people of Moses took to worshipping the effigy of a calf [made] of their ornaments, which gave forth a lowing sound. " Did they not see that it could neither speak unto them nor guide them in any way? [And yet] they took to worshipping it, for they were evildoers:

Mustafa Khattab

In the absence of Moses, his people made from their ˹golden˺ jewellery an idol of a calf that made a lowing sound. Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to the ˹Right˺ Path? Still they took it as a god and were wrongdoers.

Progressive Muslims

And the people of Moses, in his absence, made from their ornaments the image of a calf which made a sound. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way They took it and they were wicked.

Rashad Khalifa

During his absence, Moses' people made from their jewelry the statue of a calf, complete with the sound of a calf. Did they not see that it could not speak to them, or guide them in any path? They worshipped it, and thus turned wicked.,

Sahih International

And the people of Moses made, after [his departure], from their ornaments a calf - an image having a lowing sound. Did they not see that it could neither speak to them nor guide them to a way? They took it [for worship], and they were wrongdoers.

Sam Gerrans

And the people of Moses, while he was away, took up a calf out of their ornaments — a body that lowed. Did they not consider that it spoke not to them, neither guided them to a path? They took it up, and were wrongdoers.

Shabbir Ahmed

The people of Moses made up a calf out of their ornaments while Moses was on the Mount Sinai. They made it such that blowing into it produced a lowing sound. They didn't even see that it couldn't talk to them or show them any way. Still they chose it as a god, and thus wronged their own "Self".

Syed Vickar Ahamed

During his absence, the People of Musa (Moses), from their (own) ornaments made, the image of a calf, (for worship): It seemed so low (and improper): (That also, it had a low pitch sound when struck) did they not see that it could not speak to them, nor show them the Way? They took it (for worship) and they did wrong.

Taqi Usmani

And in the absence of Mūsā, his people made a calf from their ornaments, which was merely a sculpture with a moaning sound. Did they not see that it neither talked to them nor could it guide them to any way? They adopted it (as god), and were so unjust.

The Monotheist Group

And the people of Moses, in his absence, made from their ornaments a sculpture of a calf that emitted a cry. Did they not see that it could not speak to them, nor guide them to any way? They took it and they were wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 148. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 148. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 148. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩