A'râf suresi

A'râf suresi, 145. ayet

A'râf suresi, 145. ayet. وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْعِظَةً وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَٰسِقِينَ

veketebnâ lehû fi-l'elvâḥi min külli şey'im mev`iżatev vetefṣîlel likülli şey'. feḫuẕhâ biḳuvvetiv ve'mür ḳavmeke ye'ḫuẕû biaḥsenihâ. seürîküm dâra-lfâsiḳîn.

Diyanet İşleri

Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 142–148 · surenin 145. ayeti / 206

Konu Mûsâ'nın Tûr'a gidişi ve "beni göremezsin" A'râf 142–147 3

  1. A'râf 142

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma" dedi.

  2. A'râf 143

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Fakat (şu) dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin." dedi. Rabbi, dağa tecelli edince onu darmadağın ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca, "Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah'ım! Sana tövbe ettim. Ben inananların ilkiyim" dedi.

  3. A'râf 144

    (Allah) "Ey Musa! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.

  4. 145

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

  5. A'râf 146

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

  6. A'râf 147

    Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.

  7. A'râf 148

    Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

145. “Musa için Levhalarda” kulların gerek duyacağı “her şeye dair” hayır işleme şevkini uyandıran ve kötülük işlemekten korkutan “bir öğüt ve” şer’i hükümler, itikad, ahlak ve adab ile alakalı “her şeyin açıklamasını yazdık. Haydi bunları kuvvetle” tam bir ciddiyetle ve uygulama konusunda tam bir gayretle “tut. Kavmine de emret, onların en güzel olanını alsınlar!” Bunlar, farz ve müstehap emirlerdir. Çünkü en güzel olanlar bunlardır. Bu buyrukta Yüce Allah’ın bütün şeriatlerindeki emirlerinin kamil, adaletli ve güzel olduğuna delil vardır.

“Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” Allah o fasıkları helak ettikten sonra onların yurtlarını, ilâhi tevfike mazhar olan alçak gönüllü mü’minlere öğüt alacakları bir ibret olarak geride bırakacaktır. Müminlerin dışındakiler hakkında da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz Musa'ya tahtada veya başka levhalarda İsrailoğulları'nın din ve dünyaları ile ilgili ihtiyaç duydukları her şeyi, açıklanmaya ihtiyaç duyulan hükümleri açıklayarak onlardan öğüt almak isteyenler için bir öğüt olarak yazdık. "Ey Musa! Bu Tevrat’ı ciddiyet, özen ve sebatla al. Kavmin İsrailoğulları'na da onu en güzel şekilde almalarını emret. Zira emredilenleri en güzel şekliyle yapmak karşılığında bol sevap verilen davranışlardan birisidir. Emirlerime muhalefet edip, itaatimin dışına çıkan ve ardından helak ve hüsrana ulaşacak olan kimselerin akıbetlerini size yakında göstereceğim."

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَتَبْنَا ve ketebna ve yazdık kök: كتب
  2. لَهُۥ lehu O'nun (Musa) için
  3. فِى fi
  4. ٱلْأَلْوَاحِ l-elvahi levhalara kök: لوح
  5. مِن min ne varsa
  6. كُلِّ kulli her kök: كلل
  7. شَىْءٍۢ şey'in şeyi kök: شيا
  8. مَّوْعِظَةًۭ mev'izeten öğüte dair kök: وعظ
  9. وَتَفْصِيلًۭا ve tefsilen ve açıklamasına dair kök: فصل
  10. لِّكُلِّ likulli her kök: كلل
  11. شَىْءٍۢ şey'in şeyin kök: شيا
  12. فَخُذْهَا fehuzha bunları tut kök: اخذ
  13. بِقُوَّةٍۢ bikuvvetin kuvvetle kök: قوي
  14. وَأْمُرْ ve'mur ve emret kök: امر
  15. قَوْمَكَ kavmeke kavmine kök: قوم
  16. يَأْخُذُوا۟ ye'huzu tutsunlar kök: اخذ
  17. بِأَحْسَنِهَا ۚ biehseniha bunların en güzelini kök: حسن
  18. سَأُو۟رِيكُمْ seurikum size göstereceğim kök: راي
  19. دَارَ dara yurdunu kök: دور
  20. ٱلْفَـٰسِقِينَ l-fasikine yoldan çıkmışların kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لوح (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: لوح (6 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa'nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı.

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan…

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer…

  • Aynı kök: قوي (42 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Onlar, haksız yere, sırf, "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Her şeyle ilgili öğüt ve her şeyin açıklamasını dipnot 1 levhalarda onun için (Musa için) yazmış ve "Onlara kuvvetle sarıl; kavmine de en güzel olanlarını almalarını emret! dipnot 2 Yakında size, yoldan çıkmışların yurdunu göstereceğim." (demiştik).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümleye "Bu hükümlere en güzel şekilde uymalarını emret!" veya "Kavmine de emret, en güzelini alsınlar." şeklinde de anlam verilebilir.

Mustafa İslamoğlu

Ve levhalara onun için her şey hakkında öğüt ve her konuda net açıklamalar yazdık: Artık onlara kuvvetle sarıl; halkına da emret: iyi niyetle onlar da sıkıca sarılsınlar! Daha durun, size yoldan çıkmışların dünyasını da göstereceğim!

Muhammed Esed

Ve levhalara onun için her konuda öğüt ve her şey hakkında yeterli açıklamalar yazdık. Ve (ona): "Onlara kuvvetle sarıl ve halkına emret ellerinden gelen en güzel bir biçimde onlar da sıkıca sarılsınlar!" (dedik). Size günaha batmış kimselerin gittiği yolu (da) göstereceğim.

Ahmed Hulusi

Biz Musa için levhalarda, kaçınılması gereken şeyler hakkında öğüt ve yaşam için gerekli olan şeyleri detaylarıyla yazdık. . . "Bunları sıkıca tut ve kavmine, bunlara en güzel şekilde uyup muhafaza etmelerini emret. . . (Bu hükümlere uymayan) itaatten çıkmışların yurdunu göstereceğim size. "

Ali Bulaç

Biz ona Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).

Ali Özek ve heyeti

Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdık. (Ve dedik ki): Bunları kuvvet (ve ciddiyet) le tut, kavmine de onun en güzelini almalarını (onu en güzel şekilde tutmalarını) emret. Yakında size, yoldan çıkmışların (ve emrime muhalefet edenlerin) yurdunu göstereceğim.

Ali Rıza Safa

Her şeyden bir öğüt ve her şeyin açıklamasını, Onun için, yazıtlara yazdık. "Artık, tüm gücünle onlara sarıl ve toplumuna da söyle; en güzel biçimde sarılsınlar. Yoldan çıkanların ülkesini, yakında size göstereceğim!" dipnot 125

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 125
    Musa peygambere verilen buyrukların yazıtlara yazılması, Tevrat ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Mısır'dan Çıkış 24:12; "Rab, Musa'ya: ‘Dağa; yanıma çık!' dedi. ‘Burada bekle; halkın öğrenmesi için, yasaları ve buyrukları üzerine yazdığım taş levhaları sana vereceğim.'" Mısır'dan Çıkış 31:18; "Sina Dağı'nda, Musa'yla konuşmasını bitirince, sözleşme koşullarını kendi eliyle üzerine yazdığı taş levhaları ona verdi."

Bayraktar Bayraklı

Öğüt ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdık. "Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarını emret! Yakında size yoldan çıkmışların yurdunu göstereceğim."

Edip Yüksel

Her şeyin detaylı açıklaması ve öğüt olarak her ne varsa Musa için levhalara yazdık: "Bu öğretilere sıkı sarıl, halkına da söyle ona en güzel biçimde sarılsınlar. Yoldan çıkmışların son durağını size göstereceğim."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Her şeyin detaylı açıklaması ve öğüt olarak her ne varsa Musa için levhalara yazdık: 'Bu öğretilere sıkı sarıl, halkına da söyle ona en güzel biçimde sarılsınlar. Yoldan çıkmışların son durağını size göstereceğim.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onun için levhalarda herşeyden yazdık; öğüt ve hükümlerin ayrıntılarına dair herşeyi. Dedik ki: "Haydi bunları sıkı tut, kavmine de emret, onları en güzeliyle tutsunlar! İleride sizi o fasıkların yurduna göndereceğim!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onun için elvahta her şeyden yazdık, mev'ızaya ve ahkamın tafsıline dair her şey'i. Haydi, dedik: bunları kuvvetle tut, kavmine de emret onları en gözeliyle tutsunlar, ileride size o fasıkların yurdunu göstereceğim

Erhan Aktaş

Ona verdiğimiz levhalarda öğüt olmak üzere her şeyi açık bir şekilde yazdık. "Onu kuvvetle tut dipnot 1 ve halkına da onu en iyi şekilde tutmalarını buyur. Yakında size fasıkların dipnot 2 yurdunu göstereceğim."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buyruklarımı özenle yerine getir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona verdiğimiz levhalarda öğüt olmak üzere her şeyi açık bir şekilde yazdık. "Onu kuvvetle tut ve halkına da onu en iyi şekilde tutmalarını buyur. Yakında size fasıkların dipnot 1 yurdunu göstereceğim."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günaha sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ona verdiğimiz levhalarda öğüt olmak üzere her şeyi açık bir şekilde yazdık. Onu kuvvetle tut ve halkına da onu en iyi şekilde tutmalarını buyur. Yakında size fasıkların dipnot 1 yurdunu göstereceğim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.

Gültekin Onan

Biz ona Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de buyur ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).

Hasan Basri Çantay

Biz onun için levhalarda her bir şey'i, mev'ızaya ve (hükümlerin) tafsiline aid her şey'i yazdık. "Haydi bunları kuvvetle (ciddiyetle, azm ile) tut, kavmine de onun en güzel (hükümler) ini tutmalarını emret. Size ileride faasıkların yurdunu göstereceğim".

İbni Kesir

Biz, ona levhalarda herşeyden bir öğüt yazdık ve herşeyi uzun uzadıya açıkladık. Öyleyse sen, bunları kuvvetle al, kavmine de emret. Onları en güzel şekilde tutsunlar. İlerde size fasıklar yurdunu göstereceğim.

Mehmet Alagaş

(103-156) Onların arkasından firavuna ve onun seçkinlerine , ayetlerimizle Musa’yı yarattık, ona zulmettiler. Hele bak bozguncuların / müfsitlerin sonu / akıbeti nasıl oldu. Musa dedi ki, ey firavun kesinlikle ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim. Hakikat şu ki Allah hakkında gerçek olandan / haktan başka söz söyleyemem , kesinlikle size rabbinizden apaçık delillerle geldim, İsrail oğullarını benimle beraber yolla / gönder. Dedi ki; eğer ayet ile geldinse eğer ki sözüne bağlı isen / sadık isen onu bize getir. Asasını bır aktı apaçık bir ejderha /yılan oldu. Elini çekip çıkardığı vakit o da bakanlara bembeyaz oldu. Firavun kavminden seçkin olanlar, kesinlikle bu , bilgili bir sihirbaz dır. Sizi yerinizden / arzınızdan çıkarmak gibi bir dileği var, peki o halde ne emredersiniz dediler. Dediler ki Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcılar / organizatörler gönder. Bilgili sihirbazların her birini sana getirsinler. Sihirbazlar firavuna geldi ve dediler ki eğer galip olursak bize bir ücret / ecir var değil mi? Dedi ki evet, kesinlikle yakınlardan / akrabalardan olacaksınız. Dediler ey Musa sen mi bıra kacaksın ya da bizler mi bırakalım ? Dedi ki siz bırakın , bıraktıkları zaman insanların gözlerini büyülediler / etki altına aldılar, onları ürküttüler, büyük bir sihir getirdiler. Biz de Musa’ya hadi bırak asanı diye vahyettik, o vakit asa, uydurduklarını / ifklerini yutuyordu. Gerçek / hak ortaya çıktı /vuku buldu ve yaptıkları boşa çıktı / iptal oldu. İşte orada yenildiler / mağlup oldular. Küçü lmüş hale / önemsiz hale dönüştüler . Sihirbazlar secdeye kendilerini bıraktılar. Alemlerin rabbine Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik dediler. Firavun dedi ki; size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz ? kesin bu bir kurulu tuzak , şehirde iken halkını oradan çıkarmak için onu kurmuşsunuz, i leride bileceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama / karşısından / hilafından doğrayacağım / keseceğim, sonra da hepinizi asacağım / sallandıracağım. Dediler ki; bizler rabbimize dönüyoruz / inkılap ediyoruz. Bizden öc alman / intikam alman ın nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde onlara iman ettiğimizdendir. Rabbimiz üzerimize sabır yağdır Müslümanlar olarak canlılığımızı al / vefat ettir. Firavun kavminden seçkinler dedi ki; Musa’yı ve kavmini arzda bozgun yapsınlar, ilahlarını ve seni terk etsinler diye bırakıyor musun? Dedi ki; oğullarını öldüreceğiz , kadınlarını hayatta bırakacağız onların üzerinde ezici güçteyiz / kahrediciyiz. Musa kavmine dedi ki; Allaha sığının ve sabredin , kesinlikle Arz, Allah içindir , Ona, kullarından istediği ni varis edecek ve sonuçta / akıbette sakınanların / muttakilerin olacak. İsrail oğulları d ediler ki; sen bize gelmeden önce eziyet edildik sen geldikten sonra da eziyet ediliyoruz. Musa dedi ki u mulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizleri arzın devralanları / halifeleri yapar ve de n asıl amel ediyorsunuz ona bakar. Gerçekten biz Firavun yandaşları nı / ailesini senelerce yakaladık, ürünlerden / semerelerden de kısıtladık böylelikle belki düşünürler. Güzellik geldiğinde bu bizdendir dediler , eğer ki kötülük isabet ettiğindeyse bu, Musa ’nın ve beraberindekilerin uğursuzluğudur dediler. (Tayyir; Arapların bir işin uğuru yahut uğursuzluğu için kuş uçurmalarından gelir) Dikkat edin ! muhakkak onların uğursuzlukları Allah yanındadır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Firavun kavmi, Musa’ya b izleri büyülemek için ayetlerden her neyi getirsen getir, bizler sana inananlar değiliz dediler . Biz de onlara tufan, çekirge haşerat, kurbağa, kan gibi ayrıntılı / detaylı ayetler gönderdik. Büyüklendiler ve suçlu kavim oldular. Üzerlerine pislik etki edince dediler ki Ey Musa , Rabbine, sana olan vaadi gereği çağrıda bulun / dua et , ü zerimizden pisliği giderirsen sana iman edeceğiz, senle beraber İsrail oğullarını da göndereceğiz. Üzerlerinden pisliği erişebi lecekleri belli süreye kadar giderdiğimiz de ise, aynısını tekrarladılar / nüksettiler. Bizde onlardan int ikam aldık denizde onları boğduk , kesinlikle ayetlerimizi yalanladılar ve de ondan bihaber kaldılar / gafil oldular . Düşkün biçare kavmi, içinde bereket olan arzın, doğusundan batısına kadar mirasçı ettik. Rabbinin İsrail oğulları üzerindeki kelimeleri , sabırlarından dolayı güzellikle tamamlandı. (Bilal-i Şam Nil Fırat arası onların oldu) Firavun ve kavmini yaptıklarından dolayı imha ettik. Onlar taht kurmuşlardı / arş kurmuşlardı. İsrail oğullarını denizden geçirdik, bir kavme uğradılar onlar putlara tapıyorlardı, Dediler ki ey Musa onların ilahları gibi bize de ilah yap , sizler kesinlikle cahillik eden bir kavimsiniz dedi. Muhakkak puta tapanların içinde bulundukları durum helak olacaktır ve yaptıkları her neyse boşa gitmişti / batıldır /iptaldir. Dedi ki; O sizi alemlerde tercih edip faziletl i kılmışken / erdemli kılmışken ben size Allahtan gayrı ilah ister miyim? Bir vakit sizi Firavun yandaşlarından kurtarmıştık , kötü şekilde azap çekiyordunuz , oğullarınızı öldürüyorlar ve kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı, bunda, Rabbinizden, size büyük bir imtihan / bela vardı. Musa ile 30 gecelik sözleştik / vaatleştik ona 10 gece ekleyerek, Rabbinin tayin ettiği vakit olan 40 geceye tamamlandı. (Zilkade ayından 30 ve zilhicceden 10 gün) Musa Kardeşi Harun’a dedi ki; kavmimde benim yerimi devralan ol / halifem ol. Onları düzenle / ıslah et, bozucuların yoluna uyma. Musa tayin edilen vakitte geldi ve Rabbi onunla konuştu , Musa, bana göster / gözük , sana bakayım dedi, dedi ki; sen beni göremezsin ve lakin dağa bak, mek ânında istikrar ederse/ yerinde kalmayı başarırsa sen beni görebilirsin, (Ben görünmem demedi len erâ demedi len tera göremezsin dedi, bu bedende bu göz ile olmaz) Rabbi dağa belirince / tecelli edince onu paramparça yaptı, Musa bayılarak yere düştü, Ayılınca dedi ki; seni üstün tutarım sana tövbe ettim, ben müminlerin ilkiyim / evveliyim. Ey Musa dedi; kesin olarak seni insanlara mesajlarım ve konuşmalarım için seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Onun için, levhalar içine her bir konuyu / mevzuyu ve her bir şeyi ayrıntılı olarak / detaylı olarak yazdık , onu kuvvetle tut ve kavmine de emret, güzellikle onlarda tutsunlar , sana yoldan çıkmışların yurdunu ilerde göstereceğim. Haksız yere arzda büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım , a yetlerin hepsini görseler dahi onlara iman etmezler , erişkinlik yolunu / rüşte erdiren yolu görseler dahi onu yol olarak edinmezler , azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak edinirler , bu onların ayetlerimizi yalanlamalarındandır ve on lardan bihaberdirler / gafildiler. Ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlayanlar öyleleridir ki yaptıkları ameller, boşa çıkmıştır / başarıya ulaşmamıştır , yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı? Sonrasında Musa kavmi , süs eşyalarından yapma böğürmesi olan buzağı bedenini edindi , görmezler mi ki gerçekten o, onlarla konuşmuyor / kelam etmiyor, yola da yönlendirmiyor, onu edindiler ve de zalimler oldular. Onlar ileri sürdüklerinde pişman oldular ve gerçekten onlar ne yapacaklarını bilemez hallerini de gördüler, dediler ki; Rabbimiz eğer ki sen bize merhamet etmez isen bizi bağışlamazsan hasara uğrayanlardan / hüsran olanlardan olacağız. Musa kavmine öfkeli ve tasalı bir şekilde döndüğü vakit, benden so nra ne kadar kötü bir halifelik yaptınız , Rabbinizin emri için acelemi ettiniz dedi, levhaları bıraktı , kardeşinin başını eline aldı, kendine doğru çekti, Harun dedi ki; anamın oğlu, kavmin beni düşkün / biçare / mustazaf hale getirdiler ve nerdeyse beni öldüreceklerdi , beni düşmanlara güldürme , beni zalim kavimle beraber bir tutma. Musa d edi ki; Rabbim beni ve kardeşimi bağışla , bizi, rahmetine dahil eyle, sen merhametlilerin en merhametlisisin. Buzağıyı edinenler kesinlikle onlar , ileride Rablerinden hışıma / gazaba ve dünya hayatında horlanmaya / zillete nail olacaklar, İftiracıları işte böyle cezalandırırız. Öyle ki kötülük yaptılar, sonra o kötülüklerinin ardından vazgeçtiler ve de iman ettiler, Rabbin de el bet bağışlayıcıdır, kollayandır / esirgeyendir. Musa’daki kızgınlık sessizleşince / yatışınca levhaları aldı, ki o nüshalardan birinde "Rablerinden ürkenler için / korkanlar için rahmet ve yönlendirme / hidayettir " ayeti vardı. Musa kavminden 40 adamı tayin edilen vakit için / randevu zamanı için seçti, onları bir sarsıntı aldığındaysa dedi ki Rabbim isteseydin onları ve beni daha öncesinde helak edebilirdin , bizden aklı kıtların / sefihlerin / aptalların yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? kesin bu senin bir sınamandır / fitnendir, sen o nunla istediğini saptırırsın , istediğini de yola sokarsın , sen bizim dostumuzsun / velimizsin, bizi bağışla , bize merhamet et , sen bağışlayıcıların hayırlısısın. Bize bu dünyada da ahirette de güzellik yaz, biz sana yöneldik , dedi; azabım istediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyden daha geniştir. Onu / rahmetimi kesinlikle sakınanlara ve zekât verenlere yazacağım, onlar ayetlerimize iman ediyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir de ona Levhalar’da her şeye ait bir öğüt ve herşeye dair açıklamayı yazdık: "Haydi bunları kuvvetle al. Kavmine de bunları en güzel şekilde tutmalarını emret. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim."

Süleyman Ateş

Öğüte ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalara yazdık: "Bunları kuvvetle tut, kavmine de emret, bunların en güzelini tutsunlar (bu en güzel buyruklar gereğince amel etsinler); size, yoldan çıkmışların yurdunu (nasıl tarumar ettiğimi) göstereceğim!"

Süleymaniye Vakfı

O levhalara Musa için her türlü öğüdü ve her şeyin ayrıntılı açıklamasını yazdık dipnot 1 . Şöyle dedik: "Bunlara sıkı sarıl; halkına emret, onlar da en güzel biçimde sarılsınlar. Yoldan çıkmışların yurdunu yakında size göstereceğim."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Verdiğimiz) Levhalara, onun için her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık. Dedik ki: "Bunlara sıkı sarıl; halkına emret, onlar da bu güzel levhalara sarılsınlar dipnot 2 . (Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyerek) dipnot 1 Yoldan çıkmışların yurdunu yakında size göstereceğim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki ahsen = أَحْسَن sıfat-ı müşebbehedir, her şeyiyle güzel demektir.  Ha = هَا zamiri de levhaları gösterir. "Bi hasenin fi'l-elvah /بحسن في الالواح =  levhalar içinde her şeyiyle güzel olanlara" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Parantez içindeki açıklama Maide 5/47 gereği eklenmiştir.

Şaban Britch

(Tevrat) levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: Şimdi onları kuvvetle tut ve kavmine de ona iyice sarılmalarını emret. Size fasıkların yurdunu göstereceğim.

Şaban Piriş

Ona levhalarda her şeyi öğüt yazdık ve hüküm olan her şeyi yazdık. -Levhalara kuvvetle sarıl ve kavmine de ona iyice sarılmalarını emret. Size fasıkların yurdunu göstereceğim.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz Musa için levhalarla herşeyi yazdık: Öğüt olarak, herşeyin ayrıntısı olarak. "Kuvvetle tut bunları ve emret toplumuna da onları en güzel şekliyle tutsunlar. Fasıklar yurdunu göstereceğim size."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We set down for him in writing on the plates all that bore reference to every subject, affair, event, circumstance, concern, contention, dispute, litigation and the like, distinctly expressing all that was meant, leaving nothing merely implied. And We commanded him to act strongly upon all that was imparted to him and to enjoin his people to adopt those divine precepts that would be in their best interests. And We added: "I will show your people the destined desolate abode and the destined insecure condition of those who grew daily more and more wicked".

Abdul Haleem

We inscribed everything for him in the Tablets which taught and explained everything, saying, ‘Hold on to them firmly and urge your people to hold fast to their excellent teachings. I will show you the end of those who rebel.

Abdullah Yusuf Ali

And We ordained laws for him in the tablets in all matters, both commanding and explaining all things, (and said): "Take and hold these with firmness, and enjoin thy people to hold fast by the best in the precepts: soon shall I show you the homes of the wicked,- (How they lie desolate)."

Abul A'la Maududi

And We ordained for Moses in the Tablets all manner of admonition, and instruction concerning all things, dipnot 1 and said to him: Hold to these, with all your strength. and bid your people to follow them in accord with their best understanding. dipnot 2 I shall soon show you the habitation of the wicked. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Bible categorically mentions that the tablets were of stone. The act of writing on these tablets is attributed in both the Qur'an and the Bible, to God. Nonetheless, it is not possible to ascertain whether the actual act of writing was as performed by God exercising His power directly, or by God in the sense of His assignment of the task to some angel or to Moses (cf.
    Exodus 31: 18 — Eski Ahit, Mısır'dan Çıkış; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Mısır'dan Çıkış 31:18

    Tanrı Sina Dağı'nda Musa'yla konuşmasını bitirince, üzerine eliyle antlaşma koşullarını yazdığı iki taş levhayı ona verdi.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    , 32: 15-16; and Deuteronomyi, 5: 6-22).
  2. metne dön, dipnot 2
    The Israelites were asked to hold fast to the Law to follow it in its plain meaning, a meaning which can he grasped by an ordinary man of sound heart and good intent with the help of his common sense. This stipulation was added in order to discourage the chicanery and hair-splitting to which lawyers resort in order to accommodate the crooked aims of the people. The warning was necessary to emphasize that holding fast to the Law was not to be equated with following the chicanery of the lawyers.
  3. metne dön, dipnot 3
    The Israelites were told that on their way they would come across the ruins of earlier nations who had refused to turn to God and who had persisted in their evil way's. Observing those ruins would he instructive insofar as they eloquently spoke of the tragic end that meets those who indulge in such iniquity .

Aisha Bewley

We wrote about everything for him on the Tablets as an admonition and making all things clear. ‘Seize hold of it vigorously and command your people to adopt the best in it. I will show you the home of the deviators!’

Al-Hilali & Khan

And We wrote for him on the Tablets the lesson to be drawn from all things and the explanation for all things (and said): Hold unto these with firmness, and enjoin your people to take the better therein. I shall show you the home of Al-Fâsiqûn (the rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

And We wrote for him in the Tablets advice concerning all things and an elaboration of all things, [and We said], ‘Hold on to them with power, and bid your people to hold on to the best of [what is in] them. Soon I shall show you the abode of the transgressors.

Amatul Rahman Omar

And We preserved (in writing) for him on the Tablets all kinds of precepts and clear details of everything (which the Children of Israel needed). Then (We bade him), `Hold them fast and bid your people to carry out its best (teachings in its true significance). I will soon show you people the resort of the transgressors.' (- This nation will become corrupt and will meet an evil end.)

Arthur John Arberry

And We wrote for him on the Tablets of everything an admonition, and a distinguishing of everything: 'So take it forcefully, and command thy people to take the fairest of it. I shall show you the habitation of the ungodly.

Bijan Moeinian

Then I made My admonitions, concerning every aspect of life, and detailed commandments, being inscribed upon the tablets. I gave them to Moses and said: "Take these wholeheartedly and tell your people to follow them according to their best sense [and not to make them subject to the strange kind of interpretations.] Pretty soon, I will show you where the wicked ones will end in."

E. Henry Palmer

And we wrote for him upon tablets an admonition concerning everything, and a detailing of everything: 'Take them then with firmness, and bid thy people take them for what is best thereof. I will show you the abode of those who work abominations;

Edip-Layth

We wrote for him on the tablets from everything a lesson, and detailing all things. You shall uphold them firmly and order your people to take the best from it. I will show you the abode of the corrupt.

George Sale

And We wrote for him upon the Tablets about everything an admonition and an explanation of all things. 'So hold them fast and bid thy people follow the best thereof. Soon shall I show you the abode of the transgressors.'

Hamid S. Aziz

And We wrote for him upon Tablets, admonitions, commanding and explaining everything, and said, "Hold fast to them, and bid your people take the best course, made clear therein. I will show you the abode of those who work abominations.

Mahmoud Ghali

And We wrote for him on the Tablets of everything an admonition, and an expounding of everything. "So take them with power, and command your people to take the fairest of them. I will soon show you the residence of the immoral..

Marmaduke Pickthall

And We wrote for him, upon the tablets, the lesson to be drawn from all things and the explanation of all things, then (bade him): Hold it fast; and command thy people (saying): Take the better (course made clear) therein. I shall show thee the abode of evil-livers.

Mohamed Ahmed - Samira

And We wrote down on tablets admonitions and clear explanations of all things for Moses, and ordered him: "Hold fast to them, and command your people to observe the best in them. I will show you the abode of the wicked.

Muhammad Asad

And We ordained for him in the tablets [of the Law] all manner of admonition, clearly spelling out everything. And [We said:] "Hold fast unto them with [all thy] strength, and bid thy people to hold fast to their most goodly rules." I will show you the way the iniquitous shall go.

Mustafa Khattab

We wrote for him on the Tablets ˹the fundamentals˺ of everything; commandments and explanations of all things. ˹We commanded,˺ "Hold to this firmly and ask your people to take the best of it.[1] I will soon show ˹all of˺ you the home of the rebellious.[2]

Progressive Muslims

And We wrote for him on the tablets from everything a lesson, and detailing all things. Take it with strength and order your people to take the best from it. I will show you the abode of the corrupt.

Rashad Khalifa

We wrote for him on the tablets all kinds of enlightenments and details of everything: "You shall uphold these teachings strongly, and exhort your people to uphold them - these are the best teachings. I will point out for you the fate of the wicked."

Sahih International

And We wrote for him on the tablets [something] of all things - instruction and explanation for all things, [saying], "Take them with determination and order your people to take the best of it. I will show you the home of the defiantly disobedient."

Sam Gerrans

And We wrote for him on the tablets every thing as an admonition and an explanation for everything: “Hold thou them fast, and command thou thy people to take the best thereof. I will show thee the abode of the perfidious:

Shabbir Ahmed

We ordained for him in, the Tablets of Law, Enlightenment and clearly spelled out Guidance. And told him, "Uphold these teachings strongly, and tell your people to uphold them. These are excellent teachings. I will soon let you and your people see (how blessed the outcome of compliance will be and) to which abode the drifters will be headed (39:18)."

Syed Vickar Ahamed

And We put together laws for him (written) in tablets (of stone), regarding all matters, both by commanding and by explaining all things, (and said to him): "Take and hold these (laws) with firmness, and instruct your people to firmly follow by the best in the standards (of conduct): Soon I will show you the homes of the rebellious— (How they will be destroyed). "

Taqi Usmani

We wrote for him on the Tablets advice of every kind, and explanations of all (needful) things. "So hold it firm, and ask your people to hold on to the best things in it. I shall show you the house of the sinners.

The Monotheist Group

And We wrote for him on the tablets from all things a lesson, and detailing all things. Take it with strength and order your people to take the best from it. I will show you the abode of the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 145. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 145. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 145. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩