Diyanet İşleri
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
Sâd suresi
Sâd suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ
veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Süleymân Sâd 30–40 3
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi.
Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.
(37-38) Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
34. “Andolsun Biz Süleyman’ı imtihandan geçirdik.” Hükümdarlığının elinden gitmesi ve ondan ayrı kalması ile onu sınadık. Bunun sebebi, beşer tabiatının gerektirdiği bir yanılma olmuştu.
“Ve tahtı üzerine bir ceset” bir şeytan “bıraktık.” Yüce Allah, bu şeytanın onun hükümdarlık tahtına oturmasını hüküm ve takdir etmişti. Bu da Süleyman aleyhisselam’ın sınanması döneminde onun mülkünde tasarruf etmişti.
“Sonra o” Süleyman aleyhisselam tevbe ederek Yüce Allah’a “yöneldi.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Andolsun biz, Süleyman'ı bir imtihana tabi tuttuk ve hâkimiyet tahtının üzerine insan kılığına girmiş bir Şeytan oturttuk ve bu Şeytan, Süleyman'ın yerine kısa bir zaman tasarrufta bulundu. Sonra Yüce Allah, Süleyman'a tekrar hâkimiyeti ve Şeytanların üzerine olan otoritesini geri verdi.
Aynı kök: كرس (2 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: جسد (4 geçiş)
Musa'nın kavmi onun (Tur'a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle…
Aynı kök: جسد (4 geçiş)
Böylece (Samiri) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samiri ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Musa'nın da ilahıdır.…
Aynı kök: جسد (4 geçiş)
Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Ortak kavram: İmtihan
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki Süleyman'ı imtihan etmiş; tahtına bir ceset bırakmıştık dipnot 1 da bir süre sonra (bize) yönelmişti.
Doğrusu Biz Süleyman'ı, vaktiyle tahtının üzerine bir ceset koymakla sınamıştık; bunun ardından o da Bize yönelmiş (ve)
Fakat (daha önce) Süleyman'ı tahtının üzerine bir ceset koymak suretiyle denemiştik; bunun üzerine (Bize) yönelmiş (ve)
Andolsun ki Süleyman'ı imtihan ettik ve Onun tahtına ölü bir beden bıraktık (tahtına varis olacak olan imansız kişiyi. A. H. ). . . Sonra tövbe edip yöneldi.
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
Biz, Süleyman'ı, bir imtihana da tâbi tutmuştuk: Onu, tahtı üzerine (bir hastalık yüzünden) ceset haline getirmiştik; sonra yine eski haline dönmüştü.
Gerçek şu ki, tahtının üzerine bir ceset bırakarak, Süleyman'ı sınadık; sonra, yöneldi. dipnot 388
Andolsun, biz Süleyman'ı sınayıp tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra Allah'a yöneldi.
Süleyman'ı böylece sınadık; onun hükümranlığına maddi zenginlik kattık; ancak o tümüyle (Tanrı'ya) yöneldi.
Süleyman'ı böylece sınadık; onun hükümranlığına maddi zenginlik kattık; ancak o tümüyle (Tanrı'ya) yöneldi.
Andolsun ki Süleyman'ı fitneye düşürdük ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tevbe ile önceki haline döndü
Celalim hakkı için Süleymana bir fitne de verdik ve tahtının üstüne bir cesed bıraktık sonra tevbe ile rücu' etti
Ant olsun ki Süleyman'ı fitnelendirdik. dipnot 1 Kürsüsünün dipnot 2 üzerine bir ceset bıraktık. dipnot 3 Sonra o Bize yöneldi. dipnot 4
Ant olsun ki Süleyman'ı fitnelendirdik. dipnot 1 Kürsüsünün dipnot 2 üzerine bir ceset bıraktık. dipnot 3 Sonra o Bize yöneldi. dipnot 4
Ant olsun ki Süleyman'ı fitnelendirdik. dipnot 1 Kürsüsünün dipnot 2 üzerine bir ceset bıraktık. dipnot 3 Sonra o Bize yöneldi. dipnot 4
Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.
Andolsun biz, Süleymanı imtihan da etdik: Tahtının üstüne bir cesed bırakıverdik. (Nice günlerden) sonra o, yine (eski haaline) döndü.
Andolsun ki; Biz, Süleyman'ı denemiştik. Tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra eski haline döndü.
(30-40) Davud’a Süleyman’ı hibe ettik / bahşettik, ne güzel kuldu, muhakkak ki o hep yönelirdi. Akşamları ona çalımlı / tek ayağı kalkık pozda , cins koşu atları sunulduğunda / arz edildiğinde dedi ki Allah’ı hatırlatmasından dolayı mal / h ayr sevgisini kesinlikle sevdim dedi. Örtü arkasına gizlen dirilince / avret edilince o nları bana getirin dedi. Bacak ve boyunlarını sıvazlamaya / meshetmeye başladı. Kesin olan şu ki biz Süleyman’ı denedik ve tahtına / kürsüsüne bir ceset bıraktık sonra o yöneldi. Rabbim beni bağ ışla ve bana, benden sonra kimsenin talep edemeyeceği bir mülk hibe et. Kesinlikle sen, sensin hibe edebilen. Rüzgârı onun emrine amade ettik. Onun emriyle herhangi bir yere yumuşacık akardı / cereyan ederdi. Bina ustası ve dalgıç şeytanların hepsi. Diğerleri de zincir lerle birbirine bağlanmış. B u bizim hediyemiz, hesap etmeden ya serbest bırak yahut elinde tut. Kesinlikle onun yanımızda yakınlığı ve güzel bir varış yeri var.
Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yöneldi.
Andolsun Süleyman'ı denedik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra (bize) yöneldi.
Tahtının üzerine bir ceset bırakarak Süleyman'ı imtihandan geçirdik. Sonra (bize) yöneldi.
Tahtının üzerine bir ceset bırakarak Süleyman'ı zor bir imtihandan dipnot 1 geçirdik, sonra gerçeği gördü.
Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yöneldi
Süleyman'ı bir imtihana tabi tutmuştuk. Tahtının üzerinde ceset haline getirmiştik. Sonra da eski haline dönmüştü.
Yemin olsun ki biz, Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstüne bir ceset bıraktık da o, tövbe ile Allah'a yöneldi.
We decided to try Sulayman like We tried the other Messengers and test his true inclination worldly and spiritually, We seated a phantom on his throne. No sooner did it come to his mind that he was tried than he in lowliest plight repentant stood.
We certainly tested Solomon, reducing him to a mere skeleton on his throne.
And We did try Solomon: We placed on his throne a body (without life); but he did turn (to Us in true devotion):
Surely We put Solomon to the test and cast upon his throne a mere body. Thereupon he penitently turned (to Us).
We tested Sulayman and placed a lifeless body on his throne. Then he made tawba.
And indeed, We did try Sulaimân (Solomon) and We placed on his throne Jasad (a devil, so he lost his kingdom for a while) and he did return (to Allâh with obedience and in repentance, and to his throne and kingdom by the Grace of Allâh).
Certainly We tried Solomon, and cast a [lifeless] body on his throne. Thereupon he was penitent.
Behold! We tried Solomon (too) and We placed on his throne (of kingdom) a (mere) body (without any spirit or faith). Then he turned (to God seeking His mercy).
Certainly We tried Solomon, and We cast upon his throne a mere body; then he repented.
This is the way that I put Solomon to test; [unlike Job being tested with poverty] with vast material wealth [and he did not forget God’s regular worshipping while being extremely wealthy from any point of view. ] I put a mere body on his throne [probably reference to an out of body experience.]
And we did try Solomon, and we threw upon his throne a form; then he turned repentant.
We tested Solomon and placed a corpse on his throne, but he then repented.
We also tried Solomon, and placed on his throne a counterfeit body: Afterwards he turned unto God,
And certainly We tried Solomon, and We put on his throne a mere (soulless) body; then did he repent.
And indeed We already tempted Sulayman, (Solomon) and We cast upon his chair a corporeal (form); thereafter he turned penitent.
And verily We tried Solomon, and set upon his throne a (mere) body. Then did he repent.
We surely tried Solomon, and placed another body on his throne. So he turned to God
But [ere this], indeed, We had tried Solomon by placing upon his throne a [lifeless] body; and thereupon he turned [towards Us; and]
And indeed, We tested Solomon, placing a ˹deformed˺ body on his throne,[1] then he turned ˹to Allah in repentance˺.
And We tested Solomon and placed a corpse on his throne, but he then repented.
We thus put Solomon to the test; we blessed him with vast material wealth, but he steadfastly submitted.,
And We certainly tried Solomon and placed on his throne a body; then he returned.
And We subjected Solomon to means of denial, and cast upon his throne a body; then did he repent.
(That was Solomon and) We indeed tried him, and set upon his throne a mere body, and thereupon he turned to Us. (His son, the crown prince Rehoboam was just a hopeless presence (34:14). Until that point in history, the Kingdom of Israel was inherited among the generations of Prophet Jacob).
And, indeed We did try Sulaiman (Solomon): We placed a body (without life) on his throne: (Like giving him power without giving him a soul) but he turned (to Us in true devotion):
And indeed We tested Sulaimān while We threw on his throne a body after which he turned (to Us).
And We tested Solomon and placed a corpse upon his throne, but he then repented.