A'râf suresi

A'râf suresi, 64. ayet

A'râf suresi, 64. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ

fekeẕẕebûhü feenceynâhü velleẕîne me`ahû fi-lfülki veagraḳne-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ. innehüm kânû ḳavmen `amîn.

Diyanet İşleri

Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 61–67 · surenin 64. ayeti / 206
  1. A'râf 61

    (Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

  2. A'râf 62

    "Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."

  3. A'râf 63

    Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?

  4. 64

    Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.

  5. A'râf 65

    Ad kavmine de kardeşleri Hud'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.

  6. A'râf 66

    Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz."

  7. A'râf 67

    Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

64. Nuh’un sözlerinin kavmine bir faydası olmadı ve onlar “onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte bulunanları kurtardık.” Yani Yüce Allah’ın Nuh’a yapmasını emrettiği gemi ile kurtardık. Allah ona her çeşit hayvandan birer çift ayrıca aile halkını ve iman edenleri o gemiye bindirmesini emretmişti. Nuh da onları gemiye bindirdi ve Allah da o gemi ile onları kurtardı.

“Âyetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Çünkü onlar” hidâyeti görmeyen “kör bir toplum idiler.” Hakkı gördüler ve Yüce Allah da Nuh vasıtası ile onlara akıl sahibi kimselerin mutlaka iman edecekleri derecede apaçık âyetleri gösterdi. Ama onlar Nuh ile alay ettiler ve onu hafife alıp inkâra yöneldiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmi ise onu yalanladı ve ona iman etmeyerek, küfürlerinde devam ettiler. O da Allah’a onları helak etmesi için dua etti. Biz de onu ve gemide onunla beraber olan Müminleri boğulmaktan kurtardık. Ayetlerimizi inkâr edenleri ve yalanlamaya devam edenleri de onlara ceza olarak gönderilen tufanda boğarak helak ettik. Onların kalpleri hakka karşı kördü.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكَذَّبُوهُ fekezzebuhu O'nu yalanladılar kök: كذب
  2. فَأَنجَيْنَـٰهُ feenceynahu biz de kurtardık kök: نجو
  3. وَٱلَّذِينَ vellezine o kimseleri
  4. مَعَهُۥ meahu O'nunla berebar
  5. فِى fi bulunanları
  6. ٱلْفُلْكِ l-fulki gemide kök: فلك
  7. وَأَغْرَقْنَا ve egrakna ve boğduk kök: غرق
  8. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  9. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayanları kök: كذب
  10. بِـَٔايَـٰتِنَآ ۚ biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  11. إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar
  12. كَانُوا۟ kanu idiler kök: كون
  13. قَوْمًا kavmen bir kavim kök: قوم
  14. عَمِينَ amine kör kök: عمي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.

  • Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  • Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca,…

  • Aynı kök: فلك (25 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    "Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kavmi Nuh'u) yalanlamış, biz de onu ve onunla birlikte olanları gemide kurtarmıştık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk! Şüphesiz ki onlar kör bir toplumdu. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki ifadeye göre Hz. Nuh'un inkarcı kavminin körlüğünü bedensel ve fiziksel anlamda bir körlük değil de mecaz anlamında hak ve hakikati görmemek, onlara itibar etmemek anlamında manevi körlük olarak kabul etmek gerekir.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda onu yalanladılar. Bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise boğulmaya terk ettik: Onlar gerçekten de kör bir topluluk idiler.

Muhammed Esed

Ve (bu uyarıya rağmen) onu yalanladılar! Ve bunun üzerine Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) boğduk gerçekten kör bir topluluktu onlar!

Ahmed Hulusi

Onu yalanladılar. . . (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık. . . (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanları ise boğduk. . . Muhakkak ki onlar basiretsiz bir toplumdu!

Ali Bulaç

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

Ali Özek ve heyeti

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Ali Rıza Safa

Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, Onu ve Onunla birlikte gemide olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Aslında, onlar, kör bir toplumdu.

Bayraktar Bayraklı

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar manen kör bir kavim idiler.

Edip Yüksel

Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Onlar kör bir halktı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Onlar kör bir halktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu ve beraberinde iman edenleri gemide kurtuluşa erdirdik ve ayetlerimize yalan diyenleri suda boğduk. Çünkü onlar basiretleri körelmiş bir toplum idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine onu tekzib ettiler, biz de kendisini ve ma'iyyetinde iyman edenleri gemide necata erdirdik de ayetlerimizi tekzib edenleri garkeyledik, çünkü bunlar basıyretleri körelmiş bir kavm idiler

Erhan Aktaş

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Gültekin Onan

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selamete erdirdik, ayetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) doğduk. Çünkü onlar (kalb gözleri) kör (olan) bir kavm idiler.

İbni Kesir

Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar, gerçekten kör bir kavim idiler.

Mehmet Alagaş

(59-64) Kesin olan şu ki Nuh’u kavmine biz gönderdik, dedi ki ey kavmim Allah’a ibadet edin ondan gayrı ilah sizlere yok. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. Kavmin ileri gelenleri / seçkinleri dedi ki seni apaçık bir sapmışlıkta görüyoruz. Dedi ki ey kavmim bende bir sapma yok ve lakin ben, alemlerin Rabbinden bir Resulüm. Sizlere Rabbimin mesajlarına / risalelerine dair bilgilendiriyorum / tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum / nasihat veriyorum ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Rabbinizden sakınmanız ve uyarılmanız için bir hatırlatmanın sizden olan bir adam üzerinden size gelmesine hayret mi ettiniz / acayip mi geldi size? Böylelikle belki esirgenirsiniz. Onu yalanladılar ve onu ve beraberindekileri gemide kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk / garkettik. Kesinlikle onlar körleşmiş bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Şüphesiz onlar, kör bir milletti.

Süleyman Ateş

O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Süleymaniye Vakfı

Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları da suda boğduk. Çünkü bir körler topluluğu olmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onu yalancı yerine koydular. Biz de onu ve onunla birlikte olanları gemiyle kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Çünkü onlar körlük eden bir topluluktu.

Şaban Britch

Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.

Şaban Piriş

Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yalanladılar. Bunun üzerine biz onu beraberindekileri gemi içinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gözleri görmez bir topluluktu onlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet they disbelieved him, refused to give him credence and thought he was conveying a false message In consequence, We rescued him together with those who willingly accepted his message. We put them on board ship -the Ark- and We drowned, in the flood, those who drowned themselves in sin and denied Our signs. Their minds' eyes were indeed blind.

Abdul Haleem

but they called him a liar. We saved him, and those who were with him, on the Ark and We drowned those who rejected Our revelations- they were wilfully blind.

Abdullah Yusuf Ali

But they rejected him, and We delivered him, and those with him, in the Ark: but We overwhelmed in the flood those who rejected Our signs. They were indeed a blind people!

Abul A'la Maududi

But they charged him with falsehood. Thereupon We delivered Noah and those who were with him in the Ark, and caused those who rejected Our signs as false to be drowned. dipnot 1 Surely they were a blind folk.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    An uninitiated reader of the Qur'an may, mistakenly conceive that the mission of each Prophet - to call his people to God - would have finished after the few attempts they made in that connection. Some people might even entertain a rather simplistic image of their mission. It might be thought that a Prophet would have suddenly risen and proclaimed to his people that he had been designated by God as a Prophet. This would have been followed by the raising of objections to that claim. Subsequently, the Prophet concerned would have explained the matter and might have removed their misgivings. The people would have stuck to their position, would have rejected the Prophet's claim and called him a liar. whereupon God must have visited that people with punishment. The fact of the matter, however, is that the Qur'an has narrated in just a few lines a story that was worked out over a long period of time. The brevity of the Qur'anic description owes itself to the fact that the Qur'an is not interested per se in story-telling; that its narration and purpose are didactic. Hence, while recounting a historical event, the Qur'an mentions only those fragments of the event which are relevant, ignoring those details which are irrelevant to Qur'anic purposes. Again, at different places in the Qur'an the same event is mentioned for a variety of reasons. On every occasion only those fragments of the story which are relevant to a specific purpose are mentioned and the rest are left out. An instance in point is the above narrative about Noah. In narrating Noah's story the Qur'an aims to point out the consequences attendant upon the rejection of the Prophet's Message. Since the total period spent on conveying the Message does not have any direct relationship with that purpose, the Qur'an altogether ignores it here. However, in passages where the Prophet and the Companions have been asked to remain patient, the long duration of the Prophet Noah's missionary, effort has been mentioned. This has been done precisely, with a view to raising the morale of the believers and to prevent them from feeling low because they did not see any, good results coming out of that struggle. By mentioning how Noah strove patiently for such a long period of time and in the face of discouraging circumstances is quite relevant in this context as it helps to teach the lesson which is intended. That lesson is to persist in serving the cause of the truth and to refuse to be daunted by the adversity of the circumstances. See( al-'Ankabut 29: 14). It would be appropriate to remove, at this stage, a doubt which might agitate the minds of some people. For one frequently reads in the Qur'an accounts of nations which rejected their Prophets and charged them with lying. One also reads about the Prophets warning them of God's punishment, and then about its sudden advent, scourging the nation and totally destroying it. This gives rise to the question: Why do such catastrophic incidents not take place in our own time? Nations still rise and fall, but the phenomenon of their rise and fall is of a different nature. We do not see it happen that a nation is served with a warning, and is then totally destroyed by a calamity such as an earthquake. a flood, a storm, or a thunderbolt. In order to understand this it should be remembered that a nation which has directly received God's Message from a Prophet is treated by God in a different manner from nations which have not witnessed a Prophet. For if a nation directly witnesses a Prophet - an embodiment of righteousness - and receives God's Message from his tongue, it has no valid excuse left for rejecting that Message. And if it still rejects the Message, it indeed deserves to be summarily punished. Other nations are to be placed in a different category since they received God's Message indirectly. Hence, if the nations of the present time are not visited by; the devastating punishments which struck the nations of the Prophets in the past, one need not wonder since prophethood came to an end with the advent of Muhammad (peace be on him). One should indeed have cause to wonder if one saw the opposite happen - that is, if the nations of the present were visited by punishments from God which had afflicted those nations that rejected their Prophets face to face. This does not mean, however, that God has ceased to inflict sevire punishments on nations which turn away from God and are sunk in ideological and moral error. The fact is that God's punishments still afflict different nations of the world. These punishments are both minor and major. Minor punishments are aimed at warning those nations, and the major ones are of a much more serious character and cause considerable damage. However, in the absence of the Prophets who are wont to draw attention to moral degeneration as the basic cause of these calamities, the historians and thinkers of our time only scratch the surface and explain these in terms of physical laws or historical causes. These sophisticated explanations are of little help. On the contrary, nations so afflicted with heedlessness and moral stupor are thereby further prevented from appreciating that God has always warned evil-doing nations against following their evil ways, and that when they wilfully disregard these warnings and adamantly stick to their erroneous ways. He ultimately inflicts disastrous punishments upon them.

Aisha Bewley

But they denied him so We rescued him and those with him in the Ark. And We drowned the people who denied Our Signs. They were a blind people.

Al-Hilali & Khan

But they belied him, so We saved him and those along with him in the ship, and We drowned those who belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). They were indeed a blind people.

Ali Quli Qarai

But they denied him. So We delivered him and those who were with him in the ark, and We drowned those who denied Our signs. Indeed they were a blind lot.

Amatul Rahman Omar

But they (to whom he delivered His Messages) cried lies to him, so We rescued him and those with him in the Ark (from the deluge), and We drowned those who cried lies to Our Messages. They were certainly a (spiritually) blind people.

Arthur John Arberry

But they cried him lies; so We delivered him, and those with him, in the Ark, and We drowned those who cried lies to Our signs; assuredly they were a blind people.

Bijan Moeinian

Eventually I saved him (and those who chose to seek refuge in his arc) and drowned those who chose to ignore My Revelations; indeed the latter were literally blind.

E. Henry Palmer

But they called him a liar, and we rescued him and those who were with him in the ark; and we drowned those who said our signs were lies, verily, they were a blind people.

Edip-Layth

They denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our signs; they were a blind people.

George Sale

And they accused him of imposture: But We delivered him and those who were with him in the ark, and We drowned those who charged our signs with falsehood; for they were a blind people.

Hamid S. Aziz

But they called him a liar, and We rescued him and those who were with him in the ark; and We drowned those who denied Our Signs. Verily, they were a blind people.

Mahmoud Ghali

So they cried him lies; then We delivered him, and the ones with him, in the ship (s), and We drowned (the ones) who cried lies to Our signs; surely they were a wilfully blind people.

Marmaduke Pickthall

But they denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our tokens. Lo! they were blind folk.

Mohamed Ahmed - Samira

But they called him a liar, and We saved him and those with him in the Ark, and drowned the others who rejected Our signs, for they were a people purblind.

Muhammad Asad

And yet they gave him the lie! And so We saved him and those who stood by him, in the ark, the while We caused those who had given the lie to Our messages to drown: verily, they were blind folk!

Mustafa Khattab

But they rejected him, so We saved him and those with him in the Ark, and drowned those who rejected Our signs. They were certainly a blind people.

Progressive Muslims

They denied him, so We saved him and those with him in the Ship, and We drowned those who denied Our revelations; they were a blind people.

Rashad Khalifa

They rejected him. Consequently, we saved him and those with him in the ark, and we drowned those who rejected our revelations; they were blind.

Sahih International

But they denied him, so We saved him and those who were with him in the ship. And We drowned those who denied Our signs. Indeed, they were a blind people.

Sam Gerrans

Then they denied him; so We delivered him and those with him in the ship, and drowned those who denied Our proofs; they were a blind people.

Shabbir Ahmed

But they denied him. So, We saved him and those with him in the ship, and drowned those who denied Our Revelations. Indeed they were folk blind in arrogance. (A great flood was about to come and Noah was informed. He and his followers built an Ark. They were with him in belief and in the ship, so were they saved).

Syed Vickar Ahamed

But they rejected him (Nuh) and We delivered him, and those with him, in the Ark: But We overcame (and drowned) in the Flood those (of his people) who rejected Our Signs (verses). They were truly a blind people!

Taqi Usmani

Then, they accused him of falsehood; so We saved him, and those with him in the Ark, and drowned those who rejected Our signs. Certainly, they were a blind people.

The Monotheist Group

They denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our revelations; they were a blind people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 64. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 64. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 64. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩