Bakara suresi

Bakara suresi, 136. ayet

Bakara suresi, 136. ayet. قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

ḳûlû âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile ilâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi vemâ ûtiye mûsâ ve`îsâ vemâ ûtiye-nnebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.

Diyanet İşleri

Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 133–139 · surenin 136. ayeti / 286

Konu İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti Bakara 130–141 3

  1. Bakara 133

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler O'na boyun eğmiş müslümanlarız." dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?

  2. Bakara 134

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

  3. Bakara 135

    (Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

  4. 136

    Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."

  5. Bakara 137

    Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Bakara 138

    "Biz, Allah'ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz" (deyin).

  7. Bakara 139

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O'na gönülden bağlanmış kimseleriz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

136. Bu âyet-i kerime kendisine iman edilmesi gereken her şeyi kapsamaktadır. Şu bilinmelidir ki iman, bu esasların kalpten tam anlamıyla tasdik ve ikrar edilmesidir ki bu aynı zamanda hem kalbin amellerini, hem de beden âzâlarının amellerini içine almaktadır. Bu itibarla İslâm imanın kapsamına girdiği gibi, bütün salih ameller de imanın kapsamı içerisindedir. Salih ameller imandandır ve imanın sonuçlarındandır. İman (yalnız başına) mutlak olarak zikredilecek olursa, sözü geçen bütün bu hususlar imanın kapsamına girer. İslâm da aynı şekilde mutlak olarak zikredildiği takdirde iman da onun kapsamına girer. Şayet her ikisi birlikte zikredilecek olurlarsa o zaman iman, kalpte bulunan ikrar ve tasdikin adı; İslâm ise zahiri amellerin adı olur. İman ve salih amellerin birlikte zikredilmesi halinde de durum böyledir.

Yüce Allah’ın: “Deyin ki” buyruğu, kalplerinizle uyum halinde olmak üzere, dillerinizle de söyleyin, demektir. İşte mükâfata ve ecir almayı gerektiren “tam deme/söyleme” böyle olur. Kalbin itikadı olmaksızın dil ile söylemek nifak ve küfür olduğu gibi, kalbin amelinden yoksun bulunan sözün de etkisi yoktur ve faydası pek azdır. Söz hayırlı olup beraberinde imanın aslı bulunması halinde, kulun ecir alması söz konusu olmakla birlikte durum böyledir. Ancak yalın bir söz ile kalbî amelin eşlik ettiği söz arasında da önemli bir fark vardır.

Yüce Allah’ın: “Deyin ki...” buyruğunda akidenin açıkça ilan edilmesine ve akideye davete işaret vardır. Zira dinin aslı ve temeli akidedir. “İman ettik” buyruğunda ve benzeri gibi bir fiilin bütün ümmete nispet edilerek sâdır olduğu belirtilen buyruklarda ise ümmetin hep beraber Allah’ın ipine sıkı sıkıya sarılması ve birbirleri ile kaynaşmaları gerektiğine bir işaret vardır. Tâ ki onların davetleri de, amelleri de bir olsun. Bu buyrukta zımnen tefrika/ayrılık da yasaklanmaktadır. Yine bu buyrukta mü’minlerin tek bir beden gibi oldukları gerçeğine de işaret edilmektedir.

Yüce Allah’ın: “Deyin ki: Biz Allah’a... iman ettik” buyruğunda insanın kayıtlamak sureti ile imanı kendisine izafe etmesinin caiz olduğuna, hatta bunun farz olduğuna delil vardır. Ancak “Ben mü’minim” ve benzeri ifadeler böyle (İman ettik vb. fiil cümleleri gibi) değildir. Zira “Ben mü’minim” vb. ifadeler ancak Allah’ın meşieti ile istisna edilerek (Ben inşaallah mü’minim, şeklinde) söylenebilir. Çünkü (inşaallah demeden “Ben mü’minim” demek) kişinin nefsisini tezkiye etmesi ve kendisi hakkında (kamil) imana sahip olduğunu iddia etmesi anlamına gelir.

Yüce Allah’ın: “Biz Allah’a... iman ettik” buyruğunda Allah’ın Vâcibu’l-Vücud olduğu, bir ve tek olduğu, kemâl sıfatlarına sahip bulunduğu, her türlü eksiklik ve kusurdan münezzeh olduğu, bütün ibadetlerin yalnızca kendisine yapılması gerektiği ve bu hakka yalnızca O’nun sahip olduğu; ibadetin hiçbir bölümüne O’ndan başkasının ortak edilmemesi, hiçbir şekilde başkasının O’na ortak koşulmaması gerektiği ifade edilmektedir.

“Bize indirilene” buyruğu Kur’ân’ı ve Sünnet’i kapsamaktadır. Çünkü Yüce Allah: “Ve Allah sana Kitab’ı ve Hikmet’i indirdi.” (en-Nisa, 4/113) buyurmaktadır. Bunun da kapsamına Allah’ın Kitab’ının ve Rasûlü’nün Sünnetinin ihtiva etmiş olduğu Yaratıcının sıfatlarına, rasûllerinin sıfatlarına, âhiret gününe, geçmiş ve geleceğe dair gaybi bilgilere, yine onların içerdiği Şer’î emir ve hükümlere, cezaî hükümlere ve diğerlerine iman etmek de dahildir.

“İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene…” Burada, tüm peygamberlere indirilmiş bütün kitaplara iman, genel olarak bütün peygamberlere özel olarak da –üstünlükleri ve büyük Şeriatleri getirmeleri dolayısıyla- âyet-i kerimede açıkça sözü edilen peygamberlere iman vurgulanmaktadır. Peygamberlere ve kitaplara imanda göz önünde bulundurulması gereken husus, genel ve kapsamlı şekilde hepsine iman etmektir. Bundan sonra ise mufassal olarak (ismen bilinenlere de) öylece iman etmek icap eder.

“Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.” Aksine onların tümüne iman ederiz. İşte bu müslümanların bir özelliğidir. Bu özellikle onlar belli bir din üzere olduğunu iddia eden herkesten ayrılırlar. Yahudiler, hıristiyanlar, sabiîler ve diğerleri -her ne kadar birtakım Peygamber ve kitaplara iman ettiklerini iddia ediyor iseler de- kendi kitapları ve peygamberleri dışındakileri inkar etmektedirler. Böylelikle peygamberler ve kitaplar arasında ayrım yaparlar, kimi peygamber ve kitaplara iman ederken, kimilerini inkar ederler. Onların bu inkar ve yalanlamaları ise tasdikleri ile tezat teşkil etmektedir. Zira kendisine iman ettiklerini iddia ettikleri peygamber de diğer peygamberleri, özellikle de Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i tasdik etmiştir. Bunlar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanladıklarına göre kendi peygamberlerini ve onların verdiği haberleri de yalanlamış ve kendi peygamberlerini inkâr etmiş olurlar.

Yüce Allah’ın: “ve bütün Peygamberlere Rabb’leri tarafından verilenlere iman ettik” buyruğunda dünya ve âhiret mutluluğunun ayrılmaz bir parçası olan gerçek lütfun din bağışı olduğuna açık delil vardır. Zira Yüce Allah bizlere; Peygamberlere verilen büyük mülk, hükümdarlık, mal ve benzeri şeylere iman etmemizi emretmemiştir. Aksine O bizlere, peygamberlerine verilen kitap ve şeriatlara iman etmemizi emretmiştir. Yine bu buyrukta peygamberlerin, Allah’tan aldıklarını tebliğ eden kimseler ve Allah ile insanlar arasında Allah’ın dininin tebliğ edilmesi hususunda aracı olduklarına ancak “emir namına hiçbir şeye sahip olmadıklarına” açık delil vardır.

“Rabb’leri tarafından” buyruğunda da Allah’ın kullarının kâmil Rabb’i olduğuna işaret vardır. İşte bu kemal Rububiyetinin bir tecellisi olarak onlara kitaplar indirmiş ve peygamberler göndermiştir. O’nun Rububiyeti onları başıboş ve ihmal edilmiş halde bırakılmamalarını gerektirir.

Peygamberlere verilenler Rabb’lerinden geldiğine göre peygamberler ile peygamberlik iddiasında bulunanlar arasındaki fark da ortaya çıkmaktadır. Aralarındaki fark ise sırf neye davet ettiklerinin bilinmesi ile anlaşılabilir. Peygamberler hayırdan başka bir şeye çağırmazlar ve sadece her türlü kötülüğü yasaklarlar. Onların her birisi diğerini tasdik eder ve onun doğru olduğuna dair şahitlik eder, aralarında herhangi bir muhalefet veya çelişki olmaz. Çünkü onların getirdikleri Rabb’lerinden gelmiştir. “Eğer o Allah’tan başkasından gelse idi, elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.” (en-Nisa, 4/82) Peygamberlik iddiasında bulunanların durumu ise çok daha farklıdır. Bu iddiada bulunanların verdikleri haberlerin, emir ve yasakların birbirleri ile çelişmeleri kaçınılmazdır. Nitekim bu iddiada bulunanların hallerini tetkik eden ve davet ettikleri şeyi bilen kimseler bunu açıkça anlarlar.

Yüce Allah özel ve genel olarak iman edilecek şeylerin tümünü beyan etmekle birlikte, amelsiz sözün bir faydası olmadığından “Biz yalnızca O’na teslim olduk.” buyurmaktadır. Yani biz O’nun azâmetine saygı ile eğilenler, zahir ve batınımızla ibadetine bağlı kalan kimseleriz. İbadetimizi yalnız O’na halis kılarız. “Halis kılma”; “Ona” anlamındaki “له” kelimesinin daha önce zikredilmesinden anlaşılmaktadır.

Bu âyet-i kerime oldukça özlü ve kısa olmakla birlikte, tevhidin üç türü olan rububiyet tevhidi, ulûhiyet tevhidi, isim ve sıfatların tevhidini kapsamakta; bütün peygamberlere ve kitaplara imana; ismi sayılan peygamberlerin faziletine; kalp, dil ve âzâlar ile tasdike, bütün bu hususlarda Allah’a ihlâs ile bağlanmaya; doğru söyleyen Peygamberler ile yalancı olup da Peygamberlik iddiasında bulunanların birbirinden farklı olduklarına, yüce yaratıcının kullarına neleri nasıl söylemeleri gerektiğini öğretmesine, onun dünya ve âhiret mutluluğuna sıkı sıkıya bağlı bulunan dini nimetleri onlara ihsan edip rahmetini onlara bağışladığına delâlet etmektedir. Kitab’ını (gerekli) her şeyin açıklaması, iman eden bir topluluk için de bir hidâyet ve rahmet kılan Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Yahudi ve Hristiyanlardan bu batıl iddiada bulunanlara şöyle deyin: "Bizler Allah'a ve bize indirilen Kur'an'a iman ettik. İbrahim'e oğulları İsmail, İshak ve Yakup'a indirilene de iman ettik. Yakup'un soyundan gelen peygamberlere indirilene de iman ettik. Allah'ın Musa'ya verdiği Tevrat'a da, İsa'ya verdiği İncil'e de iman ettik. Allah'ın bütün peygamberlere verdiklerine de iman ettik. Bazısına iman edip bazısını inkâr ederek onlardan hiçbirinin arasını ayırt etmeyiz. Bilakis bütün hepsine iman ederiz. Bizler yalnızca Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya boyun eğer ve itaat ederiz."

Kelimeler

31 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُولُوٓا۟ kulu deyin kök: قول
  2. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  3. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  4. وَمَآ ve ma ve şeye
  5. أُنزِلَ unzile indirilen kök: نزل
  6. إِلَيْنَا ileyna bize
  7. وَمَآ ve ma ve şeye
  8. أُنزِلَ unzile indirilen kök: نزل
  9. إِلَىٰٓ ila
  10. إِبْرَٰهِـۧمَ ibrahime İbrahim'e
  11. وَإِسْمَـٰعِيلَ ve ismaiyle ve İsma'il'e
  12. وَإِسْحَـٰقَ ve ishaka ve İshak'a
  13. وَيَعْقُوبَ ve yea'kube ve Ya'kub'a
  14. وَٱلْأَسْبَاطِ vel'esbati ve torunlarına kök: سبط
  15. وَمَآ ve ma ve şeye
  16. أُوتِىَ utiye verilen kök: اتي
  17. مُوسَىٰ musa Musa'ya
  18. وَعِيسَىٰ ve iysa ve Îsa'ya
  19. وَمَآ ve ma ve şeye
  20. أُوتِىَ utiye verilen kök: اتي
  21. ٱلنَّبِيُّونَ n-nebiyyune nebilere kök: نبا
  22. مِن min -nden
  23. رَّبِّهِمْ rabbihim rableri- kök: ربب
  24. لَا la
  25. نُفَرِّقُ nuferriku ayırım yapmayız kök: فرق
  26. بَيْنَ beyne arasında kök: بين
  27. أَحَدٍۢ ehadin hiçbiri kök: احد
  28. مِّنْهُمْ minhum onların
  29. وَنَحْنُ ve nehnu ve biz
  30. لَهُۥ lehu O'na
  31. مُسْلِمُونَ muslimune teslim olanlarız kök: سلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سبط (5 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere…

  • Aynı kök: سبط (5 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…

  • Aynı kök: سبط (5 geçiş)

    Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi…

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman…

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah,…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    (Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlara) şöyle deyin: "Biz Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve (onların) torunlar(ın)a indirilene; Rableri tarafından Musa'ya ve İsa'ya verilenlere, (ayrıca) diğer peygamberlere verilenlere inandık. Onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeyiz. dipnot 1 Biz yalnızca O'na (Allah'a) teslim olanlarız." dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:285; Al-i İmrân 3:84; Nisâ 4:152.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:84.

Mustafa İslamoğlu

Deyiniz ki: "Biz Allah'a inanırız; bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a Yakub'a ve onların (iman) soyundan gelen (peygamberlere) indirilenlere; Musa'ya ve İsa'ya indirilene; yani tüm nebilere Rablerinden indirilenlere inanırız; onların arasından hiçbirini ayırt etmeyiz: zira biz sadece O'na teslim olanlarız.

Muhammed Esed

Deyin ki: "Biz Allah'a inanırız; ve bize indirilene ve İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onların soyundan gelenlere indirilene; ve Musa'ya, İsa'ya ve Rableri tarafından (diğer) tüm peygamberlere tevdi edilmiş olana (inanırız); onların arasında hiçbir ayrım yapmayız. Ve biz O'na teslim olanlarız."

Ahmed Hulusi

Deyin ki: "(Biz tüm varlığın aslı ve hakikati olan) Allah'a, bize inzal olana, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve oğullarına inzal olunana; Musa ve İsa'ya verilenlere; Rablerinden Nebilere verilenlere iman ettik. . . Onlardan hiçbirini ayırmayız bu yönden. Biz O'na teslim olmuşlardanız!"

Ali Bulaç

Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."

Ali Özek ve heyeti

«Biz, Allah'a iman ettik ve (yine) bize indirilene; İbrâhim, İsmâil, İshâk, Ya'kûb ve Esbât (Ya'kûb'un torunların)a indirilene, Musâ ve İsâ'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk» deyin.

Ali Rıza Safa

Deyin ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve Efendilerinden peygamberlere verilenlere inanıyoruz. Onların arasında hiçbir ayrım yapmayız. Çünkü biz, O'na teslim olanlarız!"

Bayraktar Bayraklı

"Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve onların torunlarına indirilene; Musa ve İsa'ya verilenlere, Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbirisinin arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyiniz.

Edip Yüksel

"ALLAH'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya verilene ve tüm peygamberlere Efendi'leri tarafından verilenleri onayladık. Onların hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz sadece O'na teslim olanlarız" deyiniz. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 2:285. Demek ki elçilerin isimlerini "hazret" "efendi" vesaire eklemeden tek başına söylememiz emrediliyor. * Bak: 3:84; 33:56; 33:43; 9:99, 103; 33:41-42.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'ALLAH'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya verilene ve tüm peygamberlere Rab'leri tarafından verilenlere inandık. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Biz sadece O'na teslim olanlarız,' deyiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve deyin ki: "Biz Allah'a iman ettiğimiz gibi, bize ne indirildiyse; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına ne indirildiyse; Musa'ya, İsa'ya ne verildiyse ve bütün peygamberlere Rableri tarafından ne verildiyse hepsine iman ettik. O'nun elçilerinden hiçbirini ayırt etmeyiz. Ve biz, ancak O'nun için boyun eğen müslümanlarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve deyin ki biz Allaha iman ettiğimiz gibi bize ne indirildiyse, İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakuba ve Esbata ne indirildise, Musaya ve İsaya ne verildiyse ve bütün Pegyamberlere rablarından olarak ne verildiyse hepsine iman ettik, onun Resullerinden birinin arasını ayırmayız ve biz ancak onun için boyun eğen müslimleriz

Erhan Aktaş

Deyin ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onların soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve diğer Nebilere Rabb'lerinden verilenlere, iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz. Ve biz O'na teslim olanlardanız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Deyin ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve onların soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rabb'lerinden verilenlere, iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz. Ve biz O'na teslim olanlardanız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Deyin ki: "Biz; Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve onların soyundan gelenlere indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rabb'lerinden verilenlere, iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz. Ve biz O'na teslim olanlardanız."

Gültekin Onan

Deyin ki: "Biz Tanrı'ya, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilen ile peygamberlere rabbinden verilene inandık. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmayız / Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz. Biz sadece O'na teslim olanlarız".

Hasan Basri Çantay

(Ey mü'minler) deyin ki: "Biz Allaha, bize indirilene (Kur'an-ı Kerime), İbrahime, İsmaile, İshaka, Yakuba ve torunlarına (esbaata) indirilenlere, Musaya, İsaye verilenlere ve (bütün) peygamberlere Rableri katından verilen (Kitab ve ayetler) e iman etdik. Onlardan hiçbirini (kimine inanmak, kimini inkaretmek suretiyle) diğerinden ayırd etmeyiz. Biz (Allaha) teslim olmuş (müslümanlar) ız".

İbni Kesir

Biz; Allah'a, bize indirilmiş olana, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kub 'a, ve torunlarına indirilmiş olanlara, Musa'ya, İsa'ya verilenlere, peygamberlere Rabbları tarafından verilmiş olanlara iman ettik. Onların hiçbirinin arasını diğerinden ayırmayız. Biz ona teslim olmuşlardanız, deyin.

Mehmet Alagaş

(135-141) Eğer hidayete erişmek istiyorsanız Yahudi yahut Hristiyan olun dediler, Be ki Bilakis İbrahim milleti doğru yolu bulmuş tek tanrılı idi / hanif idi , ortak koşanlardan / müşriklerden değillerdi. Allah’a ve bize indirilenlere, İbrahim’e İsmail’e İshak’a Yakub’a torunlarına indirilenlere, Musa’ya İsa’ya verilenlere, Nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik, onlardan herhangi birisini ayrı tutmayız / fark gözetmeyiz ve biz O’na / Allah’a teslim olanlardanız deyin. Şayet sizin iman etmeniz gibi iman ederlerse kesinlikle yola girmişlerdir , eğer yüz çevirirlerse de onlar kesinlikle ayrışmışlardır , Allah onlara karşı sana yeterlidir, O, işitendir, bilendir. Allah’ın boyası, Allah’tan daha güzel boyaca kim olabilir ki? Biz O’na / Allah’a ibadet edenleriz . De ki Allah konusunda benimle tartışıyor musunuz? O , benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin yaptıklarınız sizedir. Biz O’na / Allah’a karşı , saf / katışıksız olanlarız / samimi olanlarız. Yoksa onlar, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve Torunları Yahudi veya Hristiyanlardı mı diyorsunuz? De ki siz mi biliyorsunuz yahut Allah mı bilir? Yanında şahit olduğu şeyi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. İşte bu , bir toplu mdu / bir ümmetti geldi geçti , ne kazandılarsa kendileri için kazandılar, sizde ne kazandıysanız kendiniz için kazandınız , onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız (Herkes kendi yaptıklarından sorgulanır)

Rowwad Tercüme Merkezi

Deyin ki: ''Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kûb ve torunlarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rablerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.''

Süleyman Ateş

"Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsma'il'e, İshak'a, Ya'kub'a ve sıbt(torun kabile)lere indirilene, Musa ve İsa'ya verilene ve (diğer) peygamberlere Rabbleri tarafından verilene inandık, onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz Allah'a teslim olanlarız." deyin.

Süleymaniye Vakfı

Şöyle deyin: Biz Allah'a inanıp güvendik; bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a dipnot 1 ve torunlarına dipnot 2 indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilmiş olana, Rableri tarafından bütün nebilere verilenlere dipnot 3 inandık. Onlardan birini diğerinden ayırmayız. dipnot 4 Biz sadece Allah'a teslim olmuş kimseleriz.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen "İbrahim, İsmail, İshak ve Yakup" ifadeleri, Kur'an'ın Tevrat'ı tasdiki açısından önemlidir; çünkü Allah Musa aleyhisselama şu emri vermiştir: "İsrailliler'e de ki, 'Beni size atalarınız İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı gönderdi" (Çıkış 3:15). Tevrat'ta, İsmail ifadesinin geçmemesi ise İsmail'in onların değil Muhammed aleyhisselamın atası olmasından dolayıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yakup aleyhisselamın on iki oğluna ve onların soyundan gelenlere esbat denir. Ayetlere göre esbat içinden nebi olanlara da kitap indirilmiştir (Bakara 2/136,140; Al-i İmran 3/84; Nisa 4/163). Bunlardan İsa aleyhisselama İncil verildiği için (Maide 5/46) Tevrat, Musa'dan İsa'ya kadar İsrailoğullarının nebilerine verilmiş kitapların toplamından ibarettir. O nebiler, Tevrat ile hüküm verirlerdi (Maide 5/44).
  3. metne dön, dipnot 3
    Bütün nebilere, kitap ile birlikte hikmet de verilmiştir (Al-i İmran 3/81, En'am 6/89).
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayette geçen "Onlardan hiçbirini diğerinden ayırmayız" ifadesi, ayrım yapmaksızın tüm nebilere ve onlara indirilen /verilen tüm kitaplara inanmayı gerektirir. Onlardan bazısına inanıp bazısına inanmamak Allah'ın istediği şekilde bir iman olmaz (Nisa 4/150-152). Hem bu ayete hem de Bakara 213, Al-i İmran 81, 84 ve En'am 6/83-89. ayetlerde tüm nebilere kitap verildiği bildirilmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz şöyle söyleyin: "Biz Allah'a inanıp güvendik; bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene, Sahipleri (Rableri) tarafından Nebilere ne verilmişse hepsine inandık. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz Allah'a teslim olmuş kimseleriz."

Şaban Britch

Ve deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, Yakub’a, İshak’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve peygamberlere Rab’leri katından verilenlere iman ettik. Bunlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah’a teslim olanlarız.

Şaban Piriş

Ve deyin ki: -Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, Yakub'a, İshak'a ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya verilenlere ve peygamberlere Rab'leri katından verilenlere iman ettik. Bunlardan hiç biri arasında ayırım yapmayız. Biz Allah'a teslim olanlarız.

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle deyin: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, onun torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. Bunlar arasından hiç kimseyi ayırmayız. Biz yalnız O'na/Allah'a teslim olanlarız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O Muslims, declare thus: "We believe in Allah and in all that has been imparted to us and in the Quran and in all that was imparted to Ibrahim and Isma‘il, Ishaq and Ya’qub and to the tribes of his twelve sons and to Mussa and ‘Isa. And we believe in all that was imparted to Allah’s Prophets; We do not discriminate between them and we conform our will to His blessed will; He is the heart of our purpose.

Abdul Haleem

So [you believers], say, ‘We believe in God and in what was sent down to us and what was sent down to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob, and the Tribes, and what was given to Moses, Jesus, and all the prophets by their Lord. We make no distinction between any of them, and we devote ourselves to Him.’

Abdullah Yusuf Ali

Say ye: "We believe in Allah, and the revelation given to us, and to Abraham, Isma'il, Isaac, Jacob, and the Tribes, and that given to Moses and Jesus, and that given to (all) prophets from their Lord: We make no difference between one and another of them: And we bow to Allah (in Islam)."

Abul A'la Maududi

Say: "We believe in Allah, and in what has been revealed to us and to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob and the descendants (of Jacob) and in what was given to Moses and Jesus and in what the other Prophets received from their Lord. We make no distinction between any of them, dipnot 1 and we are those who submit to Allah."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    To make no distinction between the Prophets means not to hold some of them to he right and the others to be wrong, not to recognize some to have been the recipients of Divine revelation and the others not. All the Prophets sent by God invited men to the same Truth and to the same way. Hence for anyone who is really a lover of Truth it is necessary that he should recognize all of them to be its bearers. Those who believe in one particular Prophet and disbelieve in others do not in fact believe even in that particular Prophet in whom they, claim to believe, for they have not grasped the nature of that universal 'Straight Way' (al-sirat al-mustaqim) which was enunciated by Moses, Jesus and the other Prophets. When such people claim to follow a Prophet they, really mean that they do so out of deference to their forefathers. Their religion in fact consists of bigoted ancestor-worship and blind imitation of inherited customs rather than sincere adherence to the directives of any Prophet of God.

Aisha Bewley

Say, ‘We have iman in Allah and what has been sent down to us and what was sent down to Ibrahim and Isma‘il and Ishaq and Ya‘qub and the Tribes, and what Musa and ‘Isa were given, and what all the Prophets were given by their Lord. We do not differentiate between any of them. We are Muslims submitted to Him.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muslims), "We believe in Allâh and that which has been sent down to us and that which has been sent down to Ibrâhîm (Abraham), Ismâ‘îl (Ishmael), Ishâq (Isaac), Ya‘qûb (Jacob), and to Al-Asbât [the offspring of the twelve sons of Ya‘qûb (Jacob)], and that which has been given to Mûsâ (Moses) and ‘Îsâ (Jesus), and that which has been given to the Prophets from their Lord. We make no distinction between any of them, and to Him we have submitted (in Islâm)."

Ali Quli Qarai

Say, ‘We have faith in Allah, and that which has been sent down to us, and that which was sent down to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob and the Tribes, and that which Moses and Jesus were given, and that which the prophets were given from their Lord; we make no distinction between any of them, and to Him do we submit. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `We believe in Allâh and in that (the Qur'ân) which has been revealed to us, and what was revealed to Abraham, Ismâîl, Isaac, Jacob and his children, and what was given to Moses and Jesus and (we believe) in what was given to (all other) Prophets from their Lord. We (while believing in them) make no discrimination between anyone of them, and to Him do we submit ourselves entirely.'

Arthur John Arberry

Say you: 'We believe in God, and in that which has been sent down on us and sent down on Abraham, Ishmael, Isaac and Jacob, and the Tribes, and that which was given to Moses and Jesus and the Prophets, of their Lord; we make no division between any of them, and to Him we surrender. '

Bijan Moeinian

[O Muslims, ] Say: "We believe in God and whatever He has revealed to us and to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob and the Tribes (Patriarchs. ) We believe in what was (and unfortunately is not available in its entirety) revealed to Moses, Jesus and other Prophets. We do not discriminate among any of them. We have completely surrendered ourselves to God as Muslims (Submitters.)

E. Henry Palmer

Say ye, 'We believe in God, and what has been revealed to us, and what has been revealed to Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the Tribes, and what was brought to Moses and Jesus, and what was brought unto the Prophets from their Lord; we will not distinguish between any one of them, and unto Him are we resigned.

Edip-Layth

Say, "We acknowledge God and what was sent down to us and what was sent down to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob, the Patriarchs, what was given to Moses and Jesus, and what was given to the prophets from their Lord; we do not make a distinction between any of them and to Him we peacefully surrender."

George Sale

Say, we believe in God, and that which hath been sent down unto us, and that which hath been sent down unto Abraham, and Ismael, and Isaac, and Jacob, and the tribes, and that which was delivered unto Moses, and Jesus, and that which was delivered unto the prophets from their Lord: We make no distinction between any of them, and to God are we resigned.

Hamid S. Aziz

Say you "We believe in Allah, and what has been revealed to us, and what has been revealed to Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the Tribes, and what was brought to Moses and Jesus, and what was brought unto the Prophets from their Lord; we make no distinction between any one of them, and unto Him have we surrendered. "

Mahmoud Ghali

Say (O Muslims), "We have believed in Allah, and whatever has been sent down to us, and whatever was sent down to Ibrahîm, and Shuaayb, and Ishaq and Yaaqûb (Abraham, Ishmael, Isaac and Jacob, respectively) and the Grandsons, (i. e., the Tribes) and whatever was brought down to Mûsa and Isa, (Moses and Jesus, respectively) and whatever was brought to the Prophets from their Lord. We make no distinction between any of them, and to Him we are Muslims."

Marmaduke Pickthall

Say (O Muslims): We believe in Allah and that which is revealed unto us and that which was revealed unto Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the tribes, and that which Moses and Jesus received, and that which the prophets received from their Lord. We make no distinction between any of them, and unto Him we have surrendered.

Mohamed Ahmed - Samira

They say: "Become Jews or become Christians, and find the right way. " Say: "No. We follow the way of Abraham the upright, who was not an idolater."

Muhammad Asad

Say: "We believe in God, and in that which has been bestowed from on high upon us, and that which has been bestowed upon Abraham and Ishmael and Isaac and Jacob and, their descendants, and that which has been vouchsafed to Moses and Jesus; and that which has been vouchsafed to all the [other] prophets by their Sustainer: we make no distinction between any of them. And it is unto Him that we surrender ourselves."

Mustafa Khattab

Say, ˹O believers,˺ "We believe in Allah and what has been revealed to us; and what was revealed to Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob, and his descendants; and what was given to Moses, Jesus, and other prophets from their Lord. We make no distinction between any of them. And to Allah we all submit."

Progressive Muslims

Say: "We believe in God and in what was sent down to us and what was sent down to Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the Patriarchs, and what was given to Moses and Jesus, and what was given to the prophets from their Lord; we do not make a distinction between any of them and to Him we surrender. "

Rashad Khalifa

Say, "We believe in GOD, and in what was sent down to us, and in what was sent down to Abraham, Ismail, Isaac, Jacob, and the Patriarchs; and in what was given to Moses and Jesus, and all the prophets from their Lord. We make no distinction among any of them. To Him alone we are submitters."

Sahih International

Say, [O believers], "We have believed in Allah and what has been revealed to us and what has been revealed to Abraham and Ishmael and Isaac and Jacob and the Descendants and what was given to Moses and Jesus and what was given to the prophets from their Lord. We make no distinction between any of them, and we are Muslims [in submission] to Him."

Sam Gerrans

Say: “We believe in God, and what has been sent down to us, and what was sent down to Abraham and Ishmael and Isaac, and Jacob and the Grandsons, and what was given to Moses and Jesus, and what was given to the prophets from their Lord; We make no division between any of them, and to Him are we submitting.”

Shabbir Ahmed

(O Believers!) say, "We believe in Allah and the Revelation that has been conveyed to us, and in that which was revealed to Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob as well as their descendant Prophets (the tribal Israelite Prophets, known as the Patriarchs), and in that which was given to Moses and Jesus and to the other prophets from their Lord. We make no distinction between any of them (in that all of them were one in Purpose and they got their guidance from the One True God). And for Him, we are Muslims."

Syed Vickar Ahamed

You say (to them): "We believe in Allah, and the revelation given to us, and to Ibrahim (Abraham), Ismail (Ishmael), Isháq (Isaac), Yàqoub (Jacob), and the Tribes, and that given to Musa (Moses) and Isa (Jesus), and that given to (all) prophets from their Lord: We make no difference between one and another of them and we bow to Allah (in Islam). "

Taqi Usmani

Say (O, Muslims): "We believe in Allah, and in what has been revealed to us, and in what has been revealed to Ibrāhīm, Ismā‘īl (Ishmael), IsHāq (Isaac), Ya‘qūb and his children, and in what has been given to Mūsā and ‘Īsā (Jesus) and what has been given to the prophets from their Lord: We make no difference between any of them, and to Him we submit ourselves."

The Monotheist Group

Say: "We believe in God and in what was sent down to us and what was sent down to Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the Patriarchs, and what was given to Moses and Jesus, and what was given to the prophets from their Lord; we do not make a distinction between any of them and to Him we submit."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 136. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 136. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 136. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩