Bakara suresi

Bakara suresi, 285. ayet

Bakara suresi, 285. ayet. ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ

âmene-rrasûlü bimâ ünzile ileyhi mir rabbihî velmü'minûn. küllün âmene billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülih. lâ nüferriḳu beyne eḥadim mir rusülih. veḳâlû semi`nâ veeṭa`nâ gufrâneke rabbenâ veileyke-lmeṣîr.

Diyanet İşleri

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 282–286 · surenin 285. ayeti / 286

Konu Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua Bakara 284–286 3

  1. Bakara 282

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkarca bir davranış olur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  2. Bakara 283

    Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah'tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse, şüphesiz onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

  3. Bakara 284

    Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  4. 285

    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."

  5. Bakara 286

    Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 285–286. ayetler için yazılmıştır.

285-286. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre geceleyin bu iki âyeti okuyan kimseye bu iki âyet bütün kötülüklere karşı yeterli gelir, ona isabet edecek kötülükleri önler. Buna sebep ise bu iki âyet-i kerimenin ihtiva ettiği oldukça yüce manalardır.

Yüce Allah, bu surenin baş tarafında: “Deyin ki: Biz Allah’a ve bize indirilene... iman ettik” (el-Bakara, 2/136) buyruğu ile bütün insanlara imanın bütün esaslarına iman etmeyi emretmektedir. Bu âyet-i kerimede ise Peygamberin de onunla birlikte olan mü’minlerin de bu büyük esaslara, özellikle de bütün peygamberlere ve bütün kitaplara iman ettiklerini ve bunların bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkar edenlerin yaptığını yapmadıklarını haber vermektedir. Nitekim haktan sapan din mensuplarının ve doğru yoldan uzaklaşmış kimselerin böyle yaptıkları malumdur.

Mü’minlerin peygamber ile birlikte söz konusu edilip, hepsi hakkında aynı haberin verilmesi mü’minler için büyük bir şereftir. Ayrıca bu Peygamberin de şer’i hitaplarda ümmeti ile ortak olduğunu, bu şer’i hitapları tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, mü’minlerden bu hususta üstün olduğunu, hatta ve hatta iman hukukunu yerine getirmekte bütün peygamberlerden de ileri olduğunu ortaya koymaktadır.

“İşittik, itaat ettik” buyruğu mü’minlerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği Kitab’ın ve Sünnetin tamamına uyup bağlandıklarını, onların bu buyrukları -kabul etmek ve dinleyip itaat etmek anlamında- işittiklerini bildirmektedir. Bunun muhtevasında, bu görevleri yerine getirmeleri hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak, Allah’ın, yerine getirmekte kusurları bulunan görevlerini bağışlaması, işledikleri haramları affetmesi de vardır. Onlar bu faydalı dualar ile Yüce Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Yüce Allah da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın ifadesi ile onların bu dualarına “Evet, öyle yaptım” diye cevap vermiştir. Bu dualar topluca bütün mü’minlerden kabul edildiği gibi eğer duanın kabulüne bir engel yoksa her bir ferdinden de kabul edilir.

Yüce Allah unutma ve yanılma hallerinde onlardan sorumluluğu kaldırmıştır. Ayrıca Yüce Allah şeriatini mü’minlere son derece kolaylaştırmış, kendilerinden öncekilere yüklemiş olduğu zorlukları, ağır yükleri ve sorumlulukları onlara yüklememiştir. Takat getiremeyecekleri şeyleri de sırtlarına yük olarak vurmamıştır. Allah onlara mağfiret buyurmuş, merhamet eylemiş, kâfirler topluluğuna karşı onlara zafer vermiş, yardım etmiştir.

Yüce Allah’tan isimleri, sıfatları ve bize lütfetmiş olduğu dinine bağlılık ile bize yönelik Peygamberinin dili ile yaptığı vaatlerini gerçekleştirmesini ve mü’minlerin hallerini ıslah etmesini niyaz ederiz.

Bu buyruktan dinin bütün emirlerinde zorluğun kaldırılıp kolaylığın sağlanması kaidesi anlaşılmaktadır. “İbadetlerde ve Allah’ın haklarında unutma ve yanılmanın affedildiği” kaidesi de buradan anlaşılmaktadır. İnsanların hakları ile ilgili hususlarda ise bu, sadece günahın ve yerilmenin kaldırıldığını gösterir. Can veya mala yanılarak yahut unutarak zarar verilmesi halinde tazminatlarının ödenme gereği, bunları haksız yere telef etmenin bir sonucudur. Böyle bir tazminat, hem unutma ve yanılmayı hem de kasti halleri kapsamına almaktadır.

Bakara Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd-ü senalarımız Yüce Allah’adır, efendimiz Muhammed’e, onun aile halkına ve ashabına salat ve selam olsun.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Resul Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinden kendisine indirilen her şeye iman etmiştir. Müminler de. Hepsi de Allah’a, meleklerinin hepsine, peygamberlerine indirdiği kitaplarının hepsine ve Allah'ın gönderdiği resullerinin hepsine iman etmişlerdir ve şöyle demişlerdir: "Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırmayız" Şöyle dediler: "Bize emrettiğin ve bizi yasakladığın her şeyi işittik, bize emrettiklerini yapmak ve yasakladıklarından kaçınmak hususunda sana itaat ettik. Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz. Şüphesiz her işimizde dönüşümüz ancak sanadır.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ءَامَنَ amene inandı kök: امن
  2. ٱلرَّسُولُ r-rasulu Resul kök: رسل
  3. بِمَآ bima şeye
  4. أُنزِلَ unzile indirilen kök: نزل
  5. إِلَيْهِ ileyhi kendisine
  6. مِن min -nden
  7. رَّبِّهِۦ rabbihi Rabbi- kök: ربب
  8. وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ velmu'minune ve mü'minler (de) kök: امن
  9. كُلٌّ kullun hepsi kök: كلل
  10. ءَامَنَ amene inandı kök: امن
  11. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  12. وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ ve melaiketihi ve meleklerine kök: ملك
  13. وَكُتُبِهِۦ ve kutubihi ve Kitaplarına kök: كتب
  14. وَرُسُلِهِۦ ve rusulihi ve resullerine kök: رسل
  15. لَا la
  16. نُفَرِّقُ nuferriku ayırdetmeyiz (dediler) kök: فرق
  17. بَيْنَ beyne arasını kök: بين
  18. أَحَدٍۢ ehadin hiçbirini kök: احد
  19. مِّن min -nden
  20. رُّسُلِهِۦ ۚ rusulihi O'nun elçileri- kök: رسل
  21. وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  22. سَمِعْنَا semia'na İşittik kök: سمع
  23. وَأَطَعْنَا ۖ ve etaa'na ve ita'at ettik kök: طوع
  24. غُفْرَانَكَ gufraneke bağışlamanı dileriz kök: غفر
  25. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  26. وَإِلَيْكَ ve ileyke sanadır
  27. ٱلْمَصِيرُ l-mesiru dönüş(ümüz) kök: صير

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Kitap ehlinden o inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Allah'ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.

  • Aynı kök: صير (29 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O elçi, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine iman ettiler. (Müminler) "O'nun (Allah'ın) elçilerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz." dipnot 1 (derler). "İşittik, itaat ettik. Rabbimiz, affına (sığındık)! Dönüş yalnızca sanadır." derler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bakara 2:136, Al-i İmrân 3:84 ve Nisâ 4:152 ile okunması gereken bu cümle, elçiler arasında ayrım yapılmaması gerektiğinin delilidir.

Mustafa İslamoğlu

Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü'minler. Hepsi Allah'a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: "O'nun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!" dediler.

Muhammed Esed

Elçi ve o'nunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından o'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, vahiylerine ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: "İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri Sensin!" derler.

Ahmed Hulusi

Er Rasul (Hz. Muhammed a. s. ) Rabbinden (varlığını oluşturan Allah Esma'sı bileşiminden) kendisine (şuuruna) inzal olana (boyutsal bir geçiş yapan bilgiye) iman etmiştir. İman edenler de! Hepsi iman etti ("B" harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda) nefslerini oluşturan hakikatlerinin Allah Esma'sı olduğuna, meleklerine (nefslerinin aslı olan Esma kuvvelerine), Kitaplarına (inzal olan bilgilerine), Rasullerine. . . O'nun Rasulleri arasında (irsal olmaları konusunda) hiçbir ayırım yapmayız. . . "Algıladık ve itaat ettik, mağfiretini isteriz Rabbimiz; dönüşümüz sanadır" dediler.

Ali Bulaç

Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik; Rabbimiz, bağışlamanı dileriz. Dönüş sanadır.» dediler.

Ali Rıza Safa

Elçi, Efendisinden kendisine indirilene inandı; inananlar da öyle. Tümü, Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına ve O'nun elçilerine inandılar. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız!" Şöyle de dediler: "Duyduk ve boyun eğdik. Efendimiz; bağışlamanı diliyoruz. Çünkü dönüş, Sana olacaktır!" dipnot 59

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 59
    2:285,286 ayetlerinin ikisi birlikte, 285. ayette geçen Amene Er Resulu söylemi nedeniyle, Amener Resulu -Elçi İnandı- olarak anılır. Yatsı namazları camilerde kılındıktan sonra -geleneksel olarak- bu ayetler Arapça okunarak yakarışlar tamamlanır.

Bayraktar Bayraklı

Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O'nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve "İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin" derler.

Edip Yüksel

Elçi, Efendisinden kendisine indirileni onayladı, müminler de... Hepsi, ALLAH'ı, meleklerini, kitaplarını ve elçilerini onaylarlar: "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayrım yapmayız." Derler ki: "İşittik ve uyduk. Efendimiz bizi bağışla; dönüş sanadır." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Hıristiyanlar gibi müslümanlar da elçilerini diğer elçilerle üstünlük yarışına sokarak Kuran ile çelişen iddialarda bulunmuşlardır. * Peygamber Muhammed'in diğer peygamberlerden üstün olduğunu desteklemek için yüzlerce Hadis ve mucize uydurulmuştur. * Örneğin tüm evrenin Muhammed peygamber için yaratıldığı iddiası (levlake levlake lema khalaktul eflake) "Hadis-i Kutsi" diye Tanrı'ya yakıştırılmıştır. Muhammed peygambere iftira edilen "cinsel mucizeler" ise onu seks düşkünü olarak tanıtmaktadır. * Buhari başta olmak üzere "sahih Hadis kitapları" Muhammed peygamberin seks hayatıyla ilgili iğrenç abartmalarla doludur. * Kendi seks fantezilerini peygambere yakıştırdıkları yalanlarla kutsallaştıran din adamları yaptıklarının hesabını verecektir (6:112).

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, müminler de. Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve: "Peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız." diye Peygamberlerine inandılar ve: "İşittik ve boyun eğdik, bağışlamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Dönüş sanadır!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Peygamber, Rabbından ne indirildi ise ona iman getirdi, mü'minler de, her biri "Allaha ve melaikesine ve kitablarına ve peygamberlerine: Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız diye" iman getirdiler ve şöyle dediler: semi'na ve eta'na, gufranını dileriz ya rabbena! sanadır gidiş

Erhan Aktaş

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rasul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve rasullerine iman ettiler: "Biz, O'nun rasullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.". "İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.

Gültekin Onan

Elçi, kendisine rabbinden indirilene inandı, inançlılar da. Tümü Tanrı'ya, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak sanadır" dediler.

Hasan Basri Çantay

O peygamber de kentlisine Rabbinden indirilene iman etdi, müminler de. (Onlardan) her biri Allaha, onun meleklerine, Kitablarına, peygamberlerine inandı. "Onun (Allanın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabul etdik; emrine) itaat etdik. Ey Rabbimiz, mağfiretini (isteriz). Son varış (ımız) ancak Sanadır" dediler.

İbni Kesir

Peygamber de, iman edenler de O'na indirilene inandı. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine iman etti. O'nun peygamberlerinden hiçbirinin arasını tefrik etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz, ey Rabbımız. Dönüş Sana'dır, dediler.

Mehmet Alagaş

(285-286) Resul ve iman edenler kendisine Rabbinden indirilene iman etti, hepsi Allah’a meleklerine, kitaplarına Resullerine iman etti, hiçbir Resul arasında ayırım yapma yız ve dediler ki işittik ve itaat ettik, Rabbimiz senden bağışlanmayı dileriz ve dönüş sanadır. Allah kişiye kapsamı / genişliği kadar teklifte bulunur . K azandığı ne varsa kendinedir aleyhine kazandıkları da kendinedir. Rabbimiz eğer unutursak yahut hata edersek bizi sorumlu tutma . Rabbimiz bizden öncekilere taşıttığın ağır yük gibi bize de yük yükl eme, Rabbimiz gücümüzün / takatimizin yetmeyeceği şeyi bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge, sen bizim dostumuzsun, bize kafir kavme karşı yardım et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etmiştir, Müminler de! Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, demişlerdir. Rabbimiz! Bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır.

Süleyman Ateş

Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, ita'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"

Süleymaniye Vakfı

Bu elçi, Rabbinden kendisine indirilen her şeye inanıp güvenir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız." dipnot 1 derler. Şunu da derler: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik! dipnot 2 Bağışla bizi ey Rabbimiz! Dönüp varılacak yer, senin huzurundur."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur."

Şaban Britch

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etmiştir, mü’minler de! Hepsi de, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve: Allah’ın peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, demişlerdir. Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır.”

Şaban Piriş

Peygamber, Rabbi'nden kendisine indirilene iman etmiştir, mü'minler de! Hepsi de, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve: -Allah'ın peygamberlerinden hiç birini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır." demişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The Prophet strongly believes in all that has been revealed to him from Allah, his Creator. He pays credence to it and embraces it as truth personified. Similarly act the true believers who revere profoundly, they believe in Allah, His spiritual angels or attendants, His books and His Messengers. And they emphatically declare: "We do not differentiate between one Prophet and another." And they beseech Allah for forgiveness with the following prayer of invocation: "We have, O Allah, heard Your message with receptive hearts and venerated Your revelations and all enjoined, and we obey all Your statutes and ordinances You decreed. O Allah, our Creator, kindly grant Your mercy and forgiveness to us; You are the end of all destiny.

Abdul Haleem

The Messenger believes in what has been sent down to him from his Lord, as do the faithful. They all believe in God, His angels, His scriptures, and His messengers. ‘We make no distinction between any of His messengers,’ they say, ‘We hear and obey. Grant us Your forgiveness, our Lord. To You we all return!’-

Abdullah Yusuf Ali

The Messenger believeth in what hath been revealed to him from his Lord, as do the men of faith. Each one (of them) believeth in Allah, His angels, His books, and His messengers. "We make no distinction (they say) between one and another of His messengers." And they say: "We hear, and we obey: (We seek) Thy forgiveness, our Lord, and to Thee is the end of all journeys."

Abul A'la Maududi

The Messenger believes, and so do the believers, in the guidance sent down upon him from his Lord: each of them believes in Allah, and in His angels, and in His Books, and in His Messengers. They say: "We make no distinction between any of His Messengers. We hear and obey. Our Lord! Grant us Your forgiveness; to You we are destined to return." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse outlines what one is required to believe in and what should be the distinguishing characteristics of one's conduct. They consist of the following: belief in God, in His angels, in His Books, in all His Messengers (instead of some rather than others), and in the fact that ultimately one will have to stand before God's judgement. These are the five fundamental articles of faith in Islam. Having accepted them, the only proper attitude for a Muslim is to cheerfully accept and follow whatever directives he receives from God. Instead of exulting in his moral excellence he should be humble and should constantly seek God's forgiveness and mercy.

Aisha Bewley

The Messenger has iman in what has been sent down to him from his Lord, and so do the muminun. Each one has iman in Allah and His angels and His Books and His Messengers. We do not differentiate between any of His Messengers. They say, ‘We hear and we obey. Forgive us, our Lord! You are our journey’s end.’

Al-Hilali & Khan

The Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) believes in what has been sent down to him from his Lord, and (so do) the believers. Each one believes in Allâh, His Angels, His Books, and His Messengers. (They say), "We make no distinction between one another of His Messengers" - and they say, "We hear, and we obey. (We seek) Your Forgiveness, our Lord, and to You is the return (of all)."

Ali Quli Qarai

The Apostle has faith in what has been sent down to him from his Lord, and all the faithful. Each [of them] has faith in Allah, His angels, His scriptures and His apostles. [They declare,] ‘We make no distinction between any of His apostles.’ And they say, ‘We hear and obey. Our Lord, forgive us, and toward You is the return.’

Amatul Rahman Omar

The Messenger believes in what has been revealed to him by his Lord and (so do) the faithful. Everyone believes in Allâh, His angels, His Books and His Messengers. (And the faithful declare,) `We make no distinction (in believing) between any of His Messengers.' They say, `(Lord!) we have heard (Your commandments) and we are obedient. (Grant us) Your protection, Our Lord! for to You is the returning.'

Arthur John Arberry

The Messenger believes in what was sent down to him from his Lord, and the believers; each one believes in God and His angels, and in His Books and His Messengers; we make no division between any one of His Messengers. They say, 'We hear, and obey. Our Lord, grant us Thy forgiveness; unto Thee is the homecoming.'

Bijan Moeinian

The Prophet (Mohammad) has absolute belief in what is revealed to him. The believers also believe in the Lord’s revelations. They believe in God, His Angels and His Books. The believers do not discriminate against any Prophet of God. They say: "We heard and obey. We ask for Your forgiveness and know that to you is the end of all journeys."

E. Henry Palmer

The Apostle believes in what is sent down to him from his Lord, and the believers all believe on God, and His angels, and His Books, and His apostles,- we make no difference between any of His apostles,- they say, 'We hear and obey, Thy pardon, O Lord! for to Thee our journey tends.

Edip-Layth

The messenger acknowledges what was sent down to him from his Lord and those who have acknowledged. All acknowledged God, His controllers, His books, and His messengers, "We do not discriminate between any of His messengers;" and they said, "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."

George Sale

The apostle believeth in that which hath been sent down unto him from his Lord, and the faithful also. Every one of them believeth in God, and his angels, and his scriptures, and his apostles: We make no distinction at all between his apostles. And they say, we have heard, and do obey: We implore thy mercy, O Lord, for unto thee must we return.

Hamid S. Aziz

The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, and so do the believers. Each believes in Allah, and His angels, and His Scriptures, and His Messengers, - We make no distinction between any of His Messengers - and they say, "We hear and we obey, Thy pardon, O Lord! For to Unto Thee is our journeying."

Mahmoud Ghali

The Messenger has believed in what has been sent down to him from his Lord, and the believers (believe). Every one (of them) has believed in Allah, and His Angels and His Books, and His Messengers. We make no distinction between any of His Messengers. And they have said, "We have heard, and we have obeyed. Grant (us) Your All-Supreme forgiveness, our Lord, and to You is the Destiny.

Marmaduke Pickthall

The messenger believeth in that which hath been revealed unto him from his Lord and (so do) believers. Each one believeth in Allah and His angels and His scriptures and His messengers - We make no distinction between any of His messengers - and they say: We hear, and we obey. (Grant us) Thy forgiveness, our Lord. Unto Thee is the journeying.

Mohamed Ahmed - Samira

The Prophet believes in what has been revealed to him by his Lord, and so do the faithful. Each one believes in God and His angels, His Books and the prophets, and We make no distinction between the apostles. For they say: "We hear and obey, and we seek Your forgiveness, O Lord, for to You we shall journey in the end."

Muhammad Asad

THE APOSTLE, and the believers with him, believe in what has been bestowed upon him from on high by his Sustainer: they all believe in God, and His angels, and His revelations, and His apostles, making no distinction between any of His apostles; and they say: We have heard, and we pay heed. Grant us Thy forgiveness, O our Sustainer, for with Thee is all journeys' end!

Mustafa Khattab

The Messenger ˹firmly˺ believes in what has been revealed to him from his Lord, and so do the believers. They ˹all˺ believe in Allah, His angels, His Books, and His messengers. ˹They proclaim,˺ "We make no distinction between any of His messengers." And they say, “We hear and obey. ˹We seek˺ Your forgiveness, our Lord! And to You ˹alone˺ is the final return.”

Progressive Muslims

The messenger believes in what was sent down to him from his Lord. And the believers, all who believe in God, and His angels, and His Scriptures, and His messengers: "We do not differentiate between any of His messengers"; and they said: "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."

Rashad Khalifa

The messenger has believed in what was sent down to him from his Lord, and so did the believers. They believe in GOD, His angels, His scripture, and His messengers: "We make no distinction among any of His messengers." They say, "We hear, and we obey. Forgive us, our Lord. To You is the ultimate destiny.",

Sahih International

The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, and [so have] the believers. All of them have believed in Allah and His angels and His books and His messengers, [saying], "We make no distinction between any of His messengers." And they say, "We hear and we obey. [We seek] Your forgiveness, our Lord, and to You is the [final] destination."

Sam Gerrans

The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, as do the believers; each believes in God and His angels, and His Writs and His messengers: “We make no distinction between any of His messengers.” And they say: “We hear and we obey; Thy forgiveness our Lord[...]. And to Thee is the journey’s end.”

Shabbir Ahmed

The Messenger has full Conviction in what is revealed unto him from his Lord and so do the believers. Each one has full conviction in Allah, His angels, His Scriptures and His Messengers. They say, "We make no distinction between any of His Messengers" (since they were one in Purpose). And they say, "We hear and we obey, so grant us the protection of forgiveness, our Lord. We journey through life on Your Way."

Syed Vickar Ahamed

The Messenger (Muhammad) believes in what has revealed to him from His Lord, as do the men of faith. Each one (of them) believes in Allah, His angels, His books, and His messengers. (They say:) "We make no distinction between one and another of His messengers." And they say, "We hear, and we obey: (We seek) Your forgiveness, our Lord, and to You is the end of all journeys."

Taqi Usmani

The Messenger has believed in what has been revealed to him from his Lord, and the believers as well. All have believed in Allah and His angels and His Books and His Messengers. "We make no division between any of His Messengers," and they have said: “We have listened, and obeyed. Our Lord, (we seek) Your pardon! And to You is the return.”

The Monotheist Group

The messenger believes in what was sent down to him from his Lord; and the believers, all who believe in God, and His angels, and His Books, and His messengers: "We do not make a distinction between any of His messengers;" and they said: "We hear and obey, forgive us our Lord, and to you is our destiny."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 285. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 285. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 285. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩