4. sure

Nisâ Suresi النساء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 22 konu
  1. Tek nefisten yaratılış ve yetim malları 1–10 karşılaştır — Tek nefisten yaratılış ve yetim malları
  2. Miras payları 11–14 karşılaştır — Miras payları
  3. Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları 15–22 karşılaştır — Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları
  4. Evlenilmesi haram olanlar 23–28 karşılaştır — Evlenilmesi haram olanlar
  5. Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması 29–35 karşılaştır — Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması
  6. Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü 36–42 karşılaştır — Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü
  7. Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar 43–46 karşılaştır — Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar
  8. Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması 47–57 karşılaştır — Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması
  9. Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak 58–70 karşılaştır — Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak
  10. Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük 71–84 karşılaştır — Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük
  11. Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak 85–91 karşılaştır — Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak
  12. Bir mü'minin öldürülmesi 92–94 karşılaştır — Bir mü'minin öldürülmesi
  13. Oturanlar ve cihad edenler; hicret 95–100 karşılaştır — Oturanlar ve cihad edenler; hicret
  14. Sefer ve korku namazı 101–104 karşılaştır — Sefer ve korku namazı
  15. Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar 105–115 karşılaştır — Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar
  16. Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular 116–126 karşılaştır — Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular
  17. Kadınlar hakkında fetva ve adalet 127–134 karşılaştır — Kadınlar hakkında fetva ve adalet
  18. Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler 135–141 karşılaştır — Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler
  19. Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka 142–152 karşılaştır — Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka
  20. Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları 153–162 karşılaştır — Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları
  21. Peygamberlere vahiy ve şahitlik 163–170 karşılaştır — Peygamberlere vahiy ve şahitlik
  22. "Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü 171–176 karşılaştır — "Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Tek nefisten yaratılış ve yetim malları 1–10

  1. Nisâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَآءً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

    yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm min nefsiv vâḥidetiv veḫaleḳa minhâ zevcehâ vebeŝŝe minhümâ ricâlen keŝîrav venisââ. vetteḳu-llâhe-lleẕî tesâelûne bihî vel'erḥâm. inne-llâhe kâne `aleyküm raḳîbâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten dipnot 1 (candan/cevherden) yaratan, eşini de ondan dipnot 2 yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan dipnot 3 Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Kendisiyle ilgili birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a ve yakınlara karşı takvâlı olun! Şüphesiz ki Allah üzerinizde gözetleyicidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:98; A‘râf 7:189; Zümer 39:6.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlk insan yani erkek türü nereden yaratıldıysa eşi de oradan yaratılmıştır; yani ilk kadın, ilk erkekten yaratılmamıştır; iki türün yaratıldığı kaynak aynıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümle Rûm 30:20, Fâtır 35:11 ve Nebe' 78:8 ile okunmalıdır. Bu mesaj, ilk insanların pek çok erkek ve kadından oluşan çiftler hâlinde yaratıldığının delilidir. Böylece her türlü ensest iddiaları geçersiz olmaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 1. ayet

  2. Nisâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 2. ayet. وَءَاتُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا۟ ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا

    veâtü-lyetâmâ emvâlehüm velâ tetebeddelü-lḫabîŝe biṭṭayyib. velâ te'külû emvâlehüm ilâ emvâliküm. innehû kâne ḥûben kebîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Yetimlere (yetişkin olduklarında) mallarını verin! Temizi pis olanla değişmeyin! Onların mallarını kendi mallarınıza (katarak kendi malınızmış gibi) yemeyin! Şüphesiz ki o, büyük bir günahtır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 2. ayet

  3. Nisâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 3. ayet. وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا۟ فِى ٱلْيَتَٰمَىٰ فَٱنكِحُوا۟ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ مَثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ فَوَٰحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَلَّا تَعُولُوا۟

    vein ḫiftüm ellâ tuḳsiṭû fi-lyetâmâ fenkiḥû mâ ṭâbe leküm mine-nnisâi meŝnâ veŝülâŝe verubâ`. fein ḫiftüm ellâ ta`dilû fevâḥideten ev mâ meleket eymânüküm. ẕâlike ednâ ellâ te`ûlû.

    Mehmet Okuyan

    (Kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarını gözetememekten korkarsanız beğendiğiniz (size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın! Adil olamamaktan korkarsanız bir tane ile veya sahip olduğunuzla (yetinin)! Bu (davranış), adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:129. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 3. ayet

  4. Nisâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 4. ayet. وَءَاتُوا۟ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًٔا مَّرِيٓـًٔا

    veâtü-nnisâe ṣadüḳâtihinne niḥleh. fein ṭibne leküm `an şey'im minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.

    Mehmet Okuyan

    Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin! Ondan (verdiğiniz mehirden) bir kısmını (gönül hoşluğu ile) size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 4. ayet

  5. Nisâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 5. ayet. وَلَا تُؤْتُوا۟ ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَٰمًا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

    velâ tü'tü-ssüfehâe emvâlekümü-lletî ce`ale-llâhü leküm ḳiyâmev verzüḳûhüm fîhâ veksûhüm veḳûlû lehüm ḳavlem ma`rûfâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (muhakemesi henüz gelişmemiş olanlara) vermeyin! Onlarla (kendi mallarıyla) onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 5. ayet

  6. Nisâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 6. ayet. وَٱبْتَلُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا۟ ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَٱدْفَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا۟ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا

    vebtelü-lyetâmâ ḥattâ iẕâ belegü-nnikâḥ. fein ânestüm minhüm ruşden fedfe`û ileyhim emvâlehüm. velâ te'külûhâ isrâfev vebidâran ey yekberû. vemen kâne ganiyyen felyesta`fif. vemen kâne feḳîran felye'kül bilma`rûf. feiẕâ defa`tüm ileyhim emvâlehüm feeşhidû `aleyhim. vekefâ billâhi ḥasîbâ.

    Mehmet Okuyan

    Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin! Onlarda yetişkinlik dipnot 1 görürseniz hemen mallarını kendilerine verin! Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye onları (yetimlerin mallarını) israf ile ve tez elden yemeyin! Zengin olan (veli, yetimin malına) tenezzül etmesin; fakir olan da (ihtiyacına) uygun olarak yesin! Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman onlarla ilgili şahit bulundurun! Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki evlilik çağı, [rüşd] yani yetişkinlik çağıdır. Ergenlik veya daha küçük yaşlarda evlilik kesinlikle Kur'an'dan destek alamaz.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 6. ayet

  7. Nisâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 7. ayet. لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا

    lirricâli neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûn. velinnisâi neṣîbüm mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûne mimmâ ḳalle minhü ev keŝür. neṣîbem mefrûḍâ.

    Mehmet Okuyan

    Gerek azından, gerek çoğundan belirli bir hisse olmak üzere, ana babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette kişilere ana babaları ve yakınlarından kalan mal mülkte erkeklerle kadınlara eşit payın söz konusu olabileceğine işaret edilmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 7. ayet

  8. Nisâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 8. ayet. وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

    veiẕâ ḥaḍara-lḳismete ülü-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkînü ferzüḳûhüm minhü veḳûlû lehüm ḳavlem ma`rûfâ.

    Mehmet Okuyan

    (Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras paylaşımında hazır bulunduğu zaman, bundan (mirastan) onları da rızıklandırın dipnot 1 ve onlara güzel söz söyleyin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk, mirastan yararlanmak için başkalarının da gözetilmesi hükmünü içermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 8. ayet

  9. Nisâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 9. ayet. وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    velyaḫşe-lleẕîne lev terakû min ḫalfihim ẕürriyyeten ḍi`âfen ḫâfû `aleyhim. felyetteḳu-llâhe velyeḳûlû ḳavlen sedîdâ.

    Mehmet Okuyan

    Geriye gücü yetmez nesiller bıraktıkları takdirde (hâlleri ne olur) diye endişe edenler, (yetimlere haksızlık etmekten de) korkup titresinler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olsun ve doğru söz söylesinler! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:70.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 9. ayet

  10. Nisâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا

    inne-lleẕîne ye'külûne emvâle-lyetâmâ żulmen innemâ ye'külûne fî büṭûnihim nârâ. veseyaṣlevne se`îrâ.

    Mehmet Okuyan

    Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler, şüphesiz karınlarında ancak ateş yemiş olur. Onlar, alevlenmiş ateşe girecektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 10. ayet

Miras payları 11–14

  1. Nisâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 11. ayet. يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِىٓ أَوْلَٰدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَآءً فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَٰحِدَةً فَلَهَا ٱلنِّصْفُ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٌ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخْوَةٌ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِى بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    yûṣîkümü-llâhü fî evlâdiküm liẕẕekeri miŝlü ḥażżi-l'ünŝeyeyn. fein künne nisâen fevḳa-ŝneteyni felehünne ŝülüŝâ mâ terak. vein kânet vâḥideten felehe-nniṣf. veliebeveyhi likülli vâḥidim minhüme-ssüdüsü mimmâ terake in kâne lehû veled. feil lem yekül lehû veledüv veveriŝehû ebevâhü feliümmihi-ŝŝülüŝ. fein kâne lehû iḫvetün feliümmihi-ssüdüsü mim ba`di veṣiyyetiy yûṣî bihâ ev deyn. âbâüküm veebnâüküm. lâ tedrûne eyyühüm aḳrabü leküm nef`â. ferîḍatem mine-llâh. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli gibi (miras vermenizi) emreder. dipnot 1 (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölünün) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. (Mirasçı) tek bir (kadın) ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana babasından her birinin mirastan altıda bir payı vardır. Çocuğu yok da ana babası ona mirasçı olmuş ise annesine üçte bir (düşer). Ölenin kardeşleri varsa, annesine altıda bir (düşer. Bütün bu paylar, ölenin daha önce yapmış olduğu) vasiyetten ve/veya borçtan sonradır. dipnot 2 Babalarınız ve oğullarınız(dan) hangisinin size yarar bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. dipnot 3 (Bunlar) Allah tarafından belirlenmiş farzlardır (paylardır). Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Nisâ 4:7. ayet ışığında anlaşılmalıdır. Ayet, kişinin kendi kazancıyla ilgili oğluna verdiğinin en az yarısı gibi bir miktarı kızına da vermesini hükme bağlamaktadır. Kızların insandan sayılmadığı, diri diri gömüldüğü, mal gibi alınıp satıldığı bir ortamda erkeğe verilenin "en az" yarısı kadar bir miktarın kızlara da verilmesi öngörülmektedir. Bakara 2:177, 180, 215 ve İsrâ 17:26 ile okununca, ana baba ve yakınlar bağlamında kızlara da belirli bir miktar vasiyet ederek onlara katkı sağlanması gerekliliği de unutulmamalıdır. Yüce Allah'ın mutlak emri olan "adaleti" sağlamada gerekeni yapmak herkesin sorumluluğundadır. Erkeklere fazla verilmesinin nedeni kazanmadaki katkısı, ailenin bakımı, mehir vs. olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada ve bir sonraki ayette geçen bu uyarı miras paylaşımının kişinin borcu ve vasiyetinden sonra olmasını hükme bağlamakta, dolayısıyla Bakara 2:180'de dikkat çekilen farzın göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce Allah ayetin başında neden önceliği çocuklara verdiğini, sonrasında neden babaları ve annelerinden bahsettiğini, oranları neye göre belirlediğini, bu anlamda muhataplara kimlerin ne kadar yakın olduğunu insanların idrak edemeyeceğini bildirmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 11. ayet

  2. Nisâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 12. ayet. وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَإِن كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّ وَصِيَّةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ

    veleküm niṣfü mâ terake ezvâcüküm il lem yekül lehünne veled. fein kâne lehünne veledün felekümü-rrubü`u mimmâ terakne mim ba`di veṣiyyetiy yûṣîne bihâ ev deyn. velehünne-rrubü`u mimmâ teraktüm il lem yekül leküm veled. fein kâne leküm veledün felehünne-ŝŝümünü mimmâ teraktüm mim ba`di veṣiyyetin tûṣûne bihâ ev deyn. vein kâne racülüy yûraŝü kelâleten evi-mraetüv velehû eḫun ev uḫtün felikülli vâḥidim minhüme-ssüdüs. fein kânû ekŝera min ẕâlike fehüm şürakâü fi-ŝŝülüŝi mim ba`di veṣiyyetiy yûṣâ bihâ ev deynin gayra müḍârr. veṣiyyetem mine-llâh. vellâhü `alîmün ḥalîm.

    Mehmet Okuyan

    Çocukları yoksa eşlerinizin (hanımlarınızın) bıraktıklarının yarısı sizindir. Yapacakları vasiyetten ve/veya borçtan sonra, onların (eşlerinizin) çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuklarınız yoksa bıraktıklarınızın dörtte biri onların (hanımlarınızın)dır. Çocuğunuz varsa, yapacağınız vasiyetten ve/veya borçtan sonra, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Bir erkek veya hanım bir kelâle dipnot 1 (annesi, babası ve çocukları bulunmayan kişi)nin malı mirasçılara kalırsa ve (başka bir anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa her birine altıda bir düşer. (Kelâle durumundakinin kardeşleri) bundan fazla iseler, yapılacak vasiyetten ve/veya borçtan sonra üçte bire ortaktırlar. (Bu vasiyetler ve/veya borçlar) kimse zarara uğratılmaksızın dipnot 2 ve Allah'tan size bir vasiyet (farz bir görev) olarak (yapılacak)tır. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kelâleh] kelimesi, "ana baba ve çocukları bulunmadan ölen kişi" veya "çocuk ve baba tarafından olmayan akrabalar", bir anlamda "birinci dereceden bir mirasçısı bulunmayan kişi" demektir. [Kelâleh] hakkında bilgi için bkz. Nisâ 4:176, dipnot 1.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ifadeden anlaşılıyor ki miras paylaşımında herhangi bir tarafa zarar vermemek, yani bir mağdur oluşturmamak ve adaletten ayrılmamak gerekmektedir. Yüce Allah ayetin bu kısmında önceki ayette bir kez geçen, bu ayette ise üç kez geçen "vasiyyet ve/veya borçların" mirasçılara zarar verici boyutta olmamasını içermektedir. Hz. Muhammed'den nakledildiğine göre, kendisine vasiyetin ne kadar olabileceği sorusuna şu şekilde cevap verdiği rivayet edilmektedir: "Üçte biri, üçte biri de çoktur. Vârislerini zengin olarak bırakman, onları fakirlik ve ihtiyaç içinde bırakmandan hayırlıdır" (Buhârî, Vesâyâ, 2; Cenâiz, 37; Müslim, Vasıyyet, 5; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 2; Tirmizî, Vesâyâ, 1; Nesâî, Vesâyâ, 3; İbn Mâce, Mesâyâ, 5;imâm Mâlik , Muvatta', Vasıyyet, 1). Ayette sözü edilen "zarar vermeme" işlemi, malın üçte birden fazlasını veya malının hepsini vererek, mirasçılara zarar vermek için gerçekte olmayan bir borcu varmış gibi göstererek veya sahip olmadığı alacağını almış gibi göstererek vs. şekillerde görülebilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 12. ayet

  3. Nisâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 13. ayet. تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    tilke ḥudûdü-llâh. vemey yüṭi`i-llâhe verasûlehû yüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    İşte şu(nlar), Allah'ın (koyduğu) sınırlarıdır. dipnot 1 Kim Allah'a ve Elçisine gönülden itaat ederse, (Allah) onu, içinde ebedî kalıcılar olarak altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte bu, büyük kurtuluştur. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da 14 kez geçen ve hepsi de Medine dönemi surelerinde yer alan [hudûd] sözcüğü [hadd] kelimesinin çoğuludur ve "sınırlar" manasına gelmektedir. Bu kelime Yüce Allah'a nispet edilerek [hudûdüllâh] yani "Allah'ın sınırları" manasında O'nun belirlediği hükümlerin sınırlarını ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'a ve Elçisine itaatle ilgili olarak Kur'an'da çeşitli ayetler yer almakta ve konunun önemine dikkat çekilmiş olmaktadır. Her kim bağlam gereği miras konularında, genelde ise bütün emirleri ve yasakları bağlamında Yüce Allah'a ve mesajları ileten Elçisine gönülden itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağını müjdelemektedir. Kur'an'da cennetlerin altlarından ırmaklar akacağını bildiren pek çok ayetin yer aldığını hatırlatmak gerekir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 13. ayet

  4. Nisâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 14. ayet. وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدْخِلْهُ نَارًا خَٰلِدًا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû veyete`addâ ḥudûdehû yüdḫilhü nâran ḫâliden fîhâ. velehû `aẕâbüm mühîn.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a ve Elçisine isyan eder ve (Allah'ın) sınırlarını aşarsa, (Allah) onu, içinde ebedî kalacağı ateşe koyar. Onun için küçük düşürücü bir azap vardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 14. ayet

Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları 15–22

  1. Nisâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 15. ayet. وَٱلَّٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا

    vellâtî ye'tîne-lfâḥişete min nisâiküm festeşhidû `aleyhinne erbe`atem minküm. fein şehidû feemsikûhünne fi-lbüyûti ḥattâ yeteveffâhünne-lmevtü ev yec`ale-llâhü lehünne sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Kadınlarınızdan çirkinlik (fuhuş) yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin! dipnot 1 Şahitlik ederlerse, o (kadı)nları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar için bir yol açıncaya kadar dipnot 2 evlerde hapsedin! dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "dört şahit"te, özel olarak cinsiyet göndermesi veya cinsiyet tahsisi yoktur. Ayetteki [minküm] "sizden" ifadesi, "siz müslümanlardan" anlamına alınmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilen "Allah'ın onlar için açacağı yol" onların lehine olmak üzere tevbe ettikten sonra evlenebilmeleri hükmüdür.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet kadın kadına [fuhş]un cezasını içermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 15. ayet

  2. Nisâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 16. ayet. وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

    velleẕâni ye'tiyânihâ minküm feâẕûhümâ. fein tâbâ veaṣleḥâ fea`riḍû `anhümâ. inne-llâhe kâne tevvâber raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden onu (o fuhşu) yapan iki erkeği de cezalandırın! dipnot 1 tevbe eder, kendilerini düzeltirlerse dipnot 2 artık onlardan (kendilerine ceza vermekten) vazgeçin! Şüphesiz ki Allah tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet öncekinin zıddına bu defa "erkek erkeğe yapılan homoseksüellik" ahlaksızlığının cezasını içerir. Bu iki ayette bilinen anlamda kadın-erkek yapılan zinadan söz edilmemektedir. Zira bilinen anlamda zinanın cezası, Nûr 24:2'de 100 [celde] (değnek) olarak belirlenmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 16. ayet

  3. Nisâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 17. ayet. إِنَّمَا ٱلتَّوْبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    inneme-ttevbetü `ale-llâhi lilleẕîne ya`melûne-ssûe bicehâletin ŝümme yetûbûne min ḳarîbin feülâike yetûbü-llâhü `aleyhim. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın kabul edeceği tevbe, sadece bilmeden kötülük edip sonra hemen tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. dipnot 1 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Yüce Allah'ın kabul edeceği tevbenin bilgisizce yapılan bir hatadan hemen sonra gerçekleştirilen pişmanlık ve yöneliş olduğuna dikkat çekilmektedir. Hata işledikten hemen sonra tevbe etmek, günahın günah olduğunu idrak edebilmek ve günahı savunmamaktır. Zamana yayılan hata bir süre sonra kanıksanır, benimsenir, unutulur, alışkanlığa dönüşür ve kişiyi yaptığının hata olmadığı sonucuna götürür ki işte bu korkunç bir akıbettir. Ayette geçen [es-sûe] "kötülük" kelimesinin tekil getirilmesi, hatalara dalmamayı öğütlemektedir. Bilerek hatada ısrar etmek kişinin tevbe etmeden ölmesine yol açabilir ki bundan kurtulmak için hatadan hemen sonra tevbe etmek gerekmektedir. Benzer mesaj: Neml 27:11.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 17. ayet

  4. Nisâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 18. ayet. وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    veleyseti-ttevbetü lilleẕîne ya`melûne-sseyyiât. ḥattâ iẕâ ḥaḍara eḥadehümü-lmevtü ḳâle innî tübtü-l'âne vele-lleẕîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike a`tednâ lehüm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Kötülükleri (sürekli) yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim." diyenler ile kâfir olarak ölmekte olanlar için (kabul edilecek) tevbe yoktur. dipnot 1 Onlar için acı bir azap hazırlamış (olacağ)ız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki ayette geçen [es-sû'] kelimesi yerine burada [es-seyyiât] sözcüğünün çoğul getirilmesi, bağışlanmayacak kötülüklerin hem sayısının fazla oluşunu göstermektedir hem de sıklıkla yapıldıkları için adeta alışkanlık haline getirildikleri anlaşılmaktadır. Kabul edilmeyen tevbelerle ilgili mesajlar için bkz. En‘âm 6:158; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe' 34:52; Mü'min 40:85; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 18. ayet

  5. Nisâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 19. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا۟ ٱلنِّسَآءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا۟ بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yeḥillü leküm en teriŝü-nnisâe kerhâ. velâ ta`ḍulûhünne liteẕhebû biba`ḍi mâ âteytümûhünne illâ ey ye'tîne bifâḥişetim mübeyyineh. ve`âşirûhünne bilma`rûf. fein kerihtümûhünne fe`asâ en tekrahû şey'ev veyec`ale-llâhü fîhi ḫayran keŝîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Apaçık bir çirkinlik yapmaları hariç, onlara verdiğinizin (mehrinizin) bir kısmını gidermeniz (geri almanız) için de onları sıkıştırmayın! Onlarla iyi geçinin! Onlardan hoşlanmazsanız, (bilin ki) sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allah çok hayır koymuş olabilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 19. ayet

  6. Nisâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 20. ayet. وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا۟ مِنْهُ شَيْـًٔا أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

    vein erattümü-stibdâle zevcim mekâne zevciv veâteytüm iḥdâhünne ḳinṭâran felâ te'ḫuẕû minhü şey'â. ete'ḫuẕûnehû bühtânev veiŝmem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Bir eşin yerine (başka) bir eş değiştirmek (yeni bir eş almak) isterseniz, onlardan birine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile ondan hiçbir şeyi (geri) almayın! İftira ederek ve (böylece) apaçık bir günah işleyerek onu (verdiğiniz mehri) geri alır mısınız!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 20. ayet

  7. Nisâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 21. ayet. وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُۥ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    vekeyfe te'ḫuẕûnehû veḳad efḍâ ba`ḍuküm ilâ ba`ḍiv veeḫaẕne minküm mîŝâḳan galîżâ.

    Mehmet Okuyan

    Daha önce birbirinizle içli dışlı olduğunuz ve (kendilerini koruyacağınıza dair nikâhta) sizden sağlam bir söz almış oldukları hâlde onu (verdiğiniz mehri) nasıl geri alırsınız ki! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette, kadınların haklarının gözetilmesinin önemine vurgu yapıldığı görülmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 21. ayet

  8. Nisâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 22. ayet. وَلَا تَنكِحُوا۟ مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَمَقْتًا وَسَآءَ سَبِيلًا

    velâ tenkiḥû mâ nekeḥa âbâüküm mine-nnisâi illâ mâ ḳad selef. innehû kâne fâḥişetev vemaḳtâ. vesâe sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Geçmişte olanlar hariç, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin! Şüphesiz ki bu bir çirkinliktir; öfke (sebebi)dir ve çok kötü bir yoldur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 22. ayet

Evlenilmesi haram olanlar 23–28

  1. Nisâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 23. ayet. حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّٰتُكُمْ وَخَٰلَٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا۟ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا۟ بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    ḥurrimet `aleyküm ümmehâtüküm vebenâtüküm veeḫavâtüküm ve`ammâtüküm veḫâlâtüküm vebenâtü-l'eḫi vebenâtü-l'uḫti veümmehâtükümü-llâtî erḍa`neküm veeḫavâtüküm mine-rraḍâ`ati veümmehâtü nisâiküm verabâibükümü-llâtî fî ḥucûriküm min nisâikümü-llâtî deḫaltüm bihinn. feil lem tekûnû deḫaltüm bihinne felâ cünâḥa `aleyküm. veḥalâilü ebnâikümü-lleẕîne min aṣlâbiküm veen tecme`û beyne-l'uḫteyni illâ mâ ḳad selef. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Anneleriniz, kızlarınız, dipnot 1 kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt (emmekten dolayı oluşan) kız kardeşleriniz, dipnot 2 kadınlarınızın (eşlerinizin) anneleri, kendileriyle (cinsel ilişki ile) birleştiğiniz kadınlarınızdan (eşlerinizden) olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız da size haram kılınmıştır. Onlarla (hanımlarla nikâhlanmış da) henüz (cinsel ilişki ile) birleşmemiş (ve onlardan boşanmış)sanız, (onların kızlarını almanızda) size herhangi bir vebal yoktur. dipnot 3 Kendi neslinizden olan oğullarınızın helalleri (gelinleriniz) dipnot 4 ve iki kız kardeşi (aynı anda) birlikte dipnot 5 almak da (size haram kılındı). Ancak geçen geçmiştir. dipnot 6 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen "anneleriniz ve kızlarınız" ifadesi, yukarıya doğru anneanneleri ve babaanneleri içerdiği gibi kızları ve onların kızları olan torunları da elbette içerir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ifade süt kardeşliğinin bile evliliğe engel olduğu hükmünü içermektedir. Dolayısıyla Hz. Adem'in çocuklarının farklı doğumlarda dünyaya gelmiş kardeşlerin birbiriyle evlendirildiği iddiası bu hüküm karşısında tümüyle geçersiz hale getirilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      [Rabîbe] kelimesinin çoğulu olan [rabâib] kelimesi "üvey kızlar" demektir. Yüce Allah bu cümlede evlenilip cinsel anlamda birleşilmiş olan hanımların başka erkeklerden yani önceki evliliklerinden olma kızlarıyla da evlenilemeyeceğini ifade etmektedir. Eğer nikâh yapılmış da henüz cinsel birliktelik yaşanmadan ayrılık gerçekleşmişse bu durumda o hanımların kızları yabancı durumunda olacakları için onlarla evlenilebileceği ifade edilmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen ve [halîleh] kelimesinin çoğulu olan [halâil] kelimesi "gelinler" demektir. Yüce Allah ayetin bu kısmında kişinin kendi öz çocuğunun boşadığı hanımıyla yani "gelinler"le evlenilemeyeceğini ifade etmektedir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Buradaki vurgu iki kız kardeşin her ne sebeple olursa olsun aynı anda aynı kişinin nikahı altında bulundurulmasının haramlığıdır.
    6. metne dön, dipnot 6
      Bu ifade, Kur'an hükümleri gelmeden önceki uygulamaları içermektedir. Kur'an geldikten sonra böyle bir izin söz konusu değildir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 23. ayet

  2. Buradan itibaren cüz 5

    Nisâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 24. ayet. وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    velmuḥṣanâtü mine-nnisâi illâ mâ meleket eymânüküm. kitâbe-llâhi `aleyküm. veüḥille leküm mâ verâe ẕâliküm en tebtegû biemvâliküm muḥṣinîne gayra müsâfiḥîn. feme-stemta`tüm bihî minhünne feâtûhünne ücûrahünne ferîḍah. velâ cünâḥa `aleyküm fîmâ terâḍaytüm bihî mim ba`di-lferîḍah. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Sağ ellerinizin (yeminlerinizin) sahip oldukları dipnot 1 hariç, Allah'ın size bir yazısı (emri) olarak evli kadınlar dipnot 2 da (size haram kılınmıştır). dipnot 3 Bunların ötesinde (başkasını), namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılınmıştır. Onlardan yararlanmanıza karşılık, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin! dipnot 4 mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size herhangi bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, hem bu ayette hem de Bakara 2:235'te belirtildiği üzere yeminlerle sahip olunacağı bildirilen aday eşler veya evlenilerek özgürlüklerine kavuşturulacak cariyeler anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [el-muhsanât] kelimesi namusu adeta bir kale gibi koruma altına alınmış kadınlar anlamında evli hanımların hem bizzat kendileri hem de eşleri tarafından korunmuşluğu demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nisâ 4:22-24. ayetlerde, kendileriyle evlenilmesi dinen haram olan kadınlar sayılmaktadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayette sözü edilen durum, geçici süreli birliktelik anlamında [mut‘a] nikâhı değildir. Ayetin bağlamına dikkat edildiğinde kastedilenin, evliliklerde hanımlara verilen mehir olduğu apaçık ortadadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 24. ayet

  3. Nisâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 25. ayet. وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِكُم بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَٰتٍ غَيْرَ مُسَٰفِحَٰتٍ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَٰحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ وَأَن تَصْبِرُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemel lem yesteṭi` minküm ṭavlen ey yenkiḥa-lmuḥsenâti-lmü'minâti femim mâ meleket eymânüküm min feteyâtikümü-lmü'minât. vellâhü a`lemü biîmâniküm. ba`ḍuküm mim ba`ḍ. fenkiḥûhünne biiẕni ehlihinne veâtûhünne ücûrahünne bilma`rûfi muḥṣanâtin gayra mesâfiḥâtiv velâ mütteḫiẕâti aḫdân. feiẕâ uḥṣinne fein eteyne bifâḥişetin fe`aleyhinne niṣfü mâ `ale-lmuḥsenâti mine-l`aẕâb. ẕâlike limen ḫaşiye-l`anete minküm. veen taṣbirû ḫayrul leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden, imanlı özgür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kişi, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan, yeminlerinizin sahip oldukların)dan (cariyelerinizden alsın)! Allah sizin imanınızı çok iyi bilendir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onları sahiplerinin izni ile nikâhlayın ve namuslu yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ile uygun bir şekilde mehirlerini de (bizzat) kendilerine verin! Evlendikten sonra bir çirkinlik (fuhuş) yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). dipnot 1 Bu (cariye ile evlenme emri), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için hayırlı olandır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümlede verilmek istenen mesaj, Nûr 24:2'de belirtildiği üzere, zinaya öngörülen 100 [celde] (değnek) sopa cezasının cariyelikten sonra evlilik yapan kadınlara zina yapmaları durumunda bunun yarısının yani 50 sopalık cezanın uygulanacağı hükmünü içermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 25. ayet

  4. Nisâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 26. ayet. يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    yürîdü-llâhü liyübeyyine leküm veyehdiyeküm sünene-lleẕîne min ḳabliküm veyetûbe `aleyküm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah size (hükümleri) açıklamak, sizi sizden önceki (iyi)lerin yollarına ulaştırmak dipnot 1 ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah din konusunda bize kanun olarak belirlediği şeyleri daha önce Hz. Nuh'a da, Hz. Muhammed'e de, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya da emrettiğini bildirerek ilahi mesajlardaki kaynak ve ruh birlikteliğine dikkat çekmektedir. Şûrâ 42:13'te bahsedilen bu beş peygamberden Ahzâb 33:7'de de bahsedilmektedir. Aynı mesaj içeriğinde olmak üzere Al-i İmrân 3:19, 52, 81, 85, En‘âm 6:83-90, A‘râf 7:126, Enbiyâ 21:92, Hacc 22:78, Mü'minûn 23:52, Şu‘arâ 26:192-196, Şûrâ 42:13, Ahkâf 46:9, Necm 53:36-41 ve A‘lâ 87:18-19 gibi ayetlerde çeşitli bilgiler verildiğini hatırlatmak gerekmektedir. Benzer ayetlerde vurgulanan husus, peygamberlerin ve getirdikleri mesaj içeriklerinin ruh ve amaç açısından birlikteliklerini ortaya koymaktır. Bu itibarla tekrar vurgulayalım ki önceki peygamberlere veya kitaplara atfedilen ilâhî mesajların doğruluk değeri veya ölçüsü, Kur'an'a uygunluk şartına bağlıdır. Kur'an'a uygun iseler doğrudurlar; aykırı iseler tahrife uğramışlardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 26. ayet

  5. Nisâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 27. ayet. وَٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلشَّهَوَٰتِ أَن تَمِيلُوا۟ مَيْلًا عَظِيمًا

    vellâhü yürîdü ey yetûbe `aleyküm veyürîdü-lleẕîne yettebi`ûne-şşehevâti en temîlû meylen `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor; şehvetlerine uyanlar ise büyük bir sapkınlığa sapmanızı (tamamen yoldan çıkmanızı) istiyorlar.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 27. ayet

  6. Nisâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 28. ayet. يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ ضَعِيفًا

    yürîdü-llâhü ey yüḫaffife `anküm. veḫuliḳa-l'insânü ḍa`îfâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek istiyor; (çünkü) insan zayıf yaratılmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kullarının durumunu bildiği için verdiği bütün hükümlerinde onların yükünü hafifletmeyi amaçladığını ve onlara güçlerinin üstünde herhangi bir görev yüklemeyeceğini ifade etmektedir. Burada öncelikli konu evlilik, hatta cariyelerle evlilik olduğu için bu noktada bu tür evliliklere getirdiği esnekliklerin amacı bildirilmektedir. Bakara 2:286'da şöyle buyrulmaktadır: "Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz." Yüce Allah bu cümlede çok temel bir prensibe değinmekte ve hiç kimsenin üstesinden gelemeyeceği, gücünün yetmeyeceği herhangi bir şeyle yükümlü tutulamayacağını, yükümlü tutulmaması gerektiğini ilkeleştirmektedir. Böylece emrettiği ve yasakladığı her bir buyruğunun aslında kulların yapabileceği türden kolay şeyler olduğunu dolaylı olarak ifade etmiş olmaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 28. ayet

Malı batılla yemeyin; erkek ve kadın; aranın açılması 29–35

  1. Nisâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 29. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâṭili illâ en tekûne ticâraten `an terâḍim minküm velâ taḳtülû enfüseküm. inne-llâhe kâne biküm raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Velev ki aranızdaki rızaya dayalı ticaretle bile olsa mallarınızı batıl (yollar) ile aranızda yemeyin dipnot 1 ve kendinizi öldürmeyin! Şüphesiz ki Allah size karşı çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki buyruk, malların batıl bir şekilde yenmemesi hükmünü içermektedir. Ayette yer alan [illâ] edatına bu nedenle "velev ki" şeklinde bir tercümeyi esas aldık. Aksi takdirde, yani edata bilinen yaygın anlamı olan "ancak, hariç" anlamı verilince, her razı olunan ticaret meşru görülebilir ki faiz, kumar, rüşvet, uyuşturucu, kara para aklama vs. işlemler bu noktada anlaşılmaz olur. Bir işlem batıl ise ticaret adıyla da olsa onu bu durumdan çıkarmak söz konusu olamaz (Esed, [Kur'an Mesajı,] Nisâ 29. ayetin dipnotu). [İllâ] edatına istisna anlamı verilecekse bu defa "aranızda razı olduğunuz ticaret hariç" ifadesinde ticaretin batıl olmayan yönüne vurgu yapılmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 29. ayet

  2. Nisâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 30. ayet. وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    vemey yef`al ẕâlike `udvânev veżulmen fesevfe nuṣlîhi nârâ. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (bu yasakları) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe atacağız; bu ise Allah'a çok kolaydır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 30. ayet

  3. Nisâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 31. ayet. إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا

    in tectenibû kebâira mâ tünhevne `anhü nükeffir `anküm seyyiâtiküm venüdḫilküm müdḫalen kerîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Yasaklandıklarınızın büyüklerinden (büyük günahlardan) kaçınırsanız, dipnot 1 küçük günahlarınızı örteriz ve sizi değerli bir yere koyarız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet geleneksel algıda iddia edilen "şefaatin büyük günah sahiplerine olacağı" şeklindeki iddiayı geçersiz kılmaktadır. Bu mesaj, Şûrâ 42:37 ve Necm 53:32 ile okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 31. ayet

  4. Nisâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 32. ayet. وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    velâ tetemennev mâ feḍḍale-llâhü bihî ba`ḍaküm `alâ ba`ḍ. lirricâli neṣîbüm mimme-ktesebû velinnisâi neṣîbüm mimme-ktesebn. ves'elü-llâhe min faḍlih. inne-llâhe kâne bikülli şey'in `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri arzu etmeyin! dipnot 1 Erkeklerin de kazandıklarından bir payı vardır; kadınların da kazandıklarından bir payı vardır. Allah'ın lütfundan isteyin! Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki mesaj insanların sahip kılındığı özelliklerin değişkenlik arz ettiği ve herkesin sahip kılındığı kadarıyla sorumlu tutulacağına dair bir bilinç inşasına yöneliktir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 32. ayet

  5. Nisâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 33. ayet. وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا

    veliküllin ce`alnâ mevâliye mimmâ terake-lvâlidâni vel'aḳrabûn. velleẕîne `aḳadet eymânüküm feâtûhüm neṣîbehüm. inne-llâhe kâne `alâ külli şey'in şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve yakınların bıraktığından (paylarını alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kişilere (gelince), onlara da paylarını verin! Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 33. ayet

  6. Nisâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 34. ayet. ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

    erricâlü ḳavvâmûne `ale-nnisâi bimâ feḍḍale-llâhü ba`ḍahüm `alâ ba`ḍiv vebimâ enfeḳû min emvâlihim. feṣṣâliḥâtü ḳânitâtün ḥâfiżâtül lilgaybi bimâ ḥafiża-llâh. vellâtî teḫâfûne nüşûzehünne fe`iżûhünne vehcürûhünne fi-lmeḍâci`i vaḍribûhünn. fein eṭa`neküm felâ tebgû `aleyhinne sebîlâ. inne-llâhe kâne `aliyyen kebîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın onlardan (insanlardan) bir kısmını diğerlerine (farklı oldukları noktalarda) üstün kılması ve (bir de) mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların koruyucusudur. (Onun için) iyi kadınlar, (Allah'a) itaatkâr; Allah'ın (kendilerini) korumasına karşılık gizliyi (namuslarını) koruyanlardır. Geçimsizliğinden dipnot 1 endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara öğüt verin; onları yataklarda yalnız bırakın ve kendilerini (kısa süreli yanınızdan) uzaklaştırın! dipnot 2 Size gönülden bağlanırlarsa dipnot 3 artık onların aleyhine başka bir yol aramayın! Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, [nüşûz]undan yani başkasıyla evlenmek düşüncesiyle hareket ederek hanımların gözlerini, bakışlarını kaldırması, başka birisiyle evlilik arayışına girmesi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki [darb] fiili "dayak atmak", "dövmek" değil, "kısa süreli ayrılmak" demektir ki bu olayın nasıl uygulandığı noktasında Hz. Muhammed'in hayatında da iki örnek olayın yaşandığı rivayet edilmektedir. Bu konuda bir yaklaşımımızı daha hatırlatmakta yarar görmekteyiz. Ayette geçen [ıdribûhunne] ifadesi kelimenin anlamları içerisinde ilk belirttiğimiz anlam gereği boşanma öncesinde hanımlara "örnek verilmesi", yani evliliği sürdürmenin gerekliliği noktasında sunulacak örnek uygulamaları ve örnek hayatları hanımlara bildirmek gerektiği şeklinde de bir yorum getirilebilir ki bu yorum [darabe] fiilinin anlam alanında zaten var olan bir boyutun tercih edilmesidir. Zira Ra‘d 13:17 ve Zuhruf 43:58'de bu kelimenin herhangi bir takı olmadan "örnek vermek" anlamında kullanıldığı bilinmektedir. Gerçekte ayette kastedilen anlamın dövmek olmadığı gün gibi aşikârdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada sözü edilen "itaat", gönülden sağlanan bağlılık, yani aile birlikteliğini sağlayacak olan sevgi bağlılığıdır. Kastedilen zoraki ve baskıcı zorbalık içerikli bir boyun eğdirme değildir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 34. ayet

  7. Nisâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 35. ayet. وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا

    vein ḫiftüm şiḳâḳa beynihimâ feb`aŝû ḥakemem min ehlihî veḥakemem min ehlihâ. iy yürîdâ iṣlâḥay yüveffiḳi-llâhü beynehümâ. inne-llâhe kâne `alîmen ḫabîrâ.

    Mehmet Okuyan

    (Buna rağmen) onların (eşlerin) aralarının açılmasından korkarsanız, (hem erkeğin) ailesinden bir hakem, (hem de kadının) ailesinden bir hakem gönderin! Bunlar, (eşlerin arasını) düzeltmeyi isterlerse Allah aralarını bulur. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj boşanmalarda hakemlik/hâkimlik kurumunun önemi ve vazgeçilmezliğini içermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 35. ayet

Ana babaya iyilik; cimrilik, gösteriş ve şahitlik günü 36–42

  1. Nisâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 36. ayet. وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا

    va`büdü-llâhe velâ tüşrikû bihî şey'ev vebilvâlideyni iḥsânev vebiẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni velcâri ẕi-lḳurbâ velcâri-lcünübi veṣṣâḥibi bilcembi vebni-ssebîli vemâ meleket eymânüküm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne muḫtâlen feḫûrâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana babaya, dipnot 1 yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, sağ ellerinizin sahip olduklarına iyilik (edin)! Şüphesiz ki Allah, kendini beğenmiş, övünüp duranı sevmez. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:83; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Lokmân 31:18; Hadîd 57:23.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 36. ayet

  2. Nisâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 37. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫli veyektümûne mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden, dipnot 1 Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kişilerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hadîd 57:24.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 37. ayet

  3. Nisâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 38. ayet. وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيْطَٰنُ لَهُۥ قَرِينًا فَسَآءَ قَرِينًا

    velleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm riâe-nnâsi velâ yü'minûne billâhi velâ bilyevmi-l'âḫir. vemey yeküni-şşeyṭânü lehû ḳarînen fesâe ḳarînâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları hâlde, mallarını, insanlara gösteriş için infak edenleri (verenleri) de (Allah sevmez). dipnot 1 Şeytan bir kişiye arkadaş olursa, (bilsin ki) o, ne kötü bir arkadaştır!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:264, Nisâ 4:142 ve Mâ‘ûn 107:6. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah yaptıkları infak kendilerine yarar sağlamayacak olanlara dikkat çekmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 38. ayet

  4. Nisâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 39. ayet. وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا

    vemâẕâ `aleyhim lev âmenû billâhi velyevmi-l'âḫiri veenfeḳû mimmâ razeḳahümü-llâh. vekâne-llâhü bihim `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah'ın kendilerine verdiğinden (O'nun yolunda) infak etselerdi (verselerdi) ya! Allah onları(n durumunu) bilendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 39. ayet

  5. Nisâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا

    inne-llâhe lâ yażlimü miŝḳâle ẕerrah. vein tekü ḥasenetey yüḍâ`ifhâ veyü'ti mil ledünhü ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş) iyilik olursa (Allah) onu katlar (kat kat artırır) ve katından bir de büyük bir ödül verir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 40. ayet

  6. Nisâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 41. ayet. فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا

    fekeyfe iẕâ ci'nâ min külli ümmetim bişehîdiv veci'nâ bike `alâ hâülâi şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak getirdiğimiz zaman (hâlleri) nasıl olacak! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:144, Nahl 16:84, 89 ve Kasas 28:75. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 41. ayet

  7. Nisâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 42. ayet. يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَعَصَوُا۟ ٱلرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًا

    yevmeiẕiy yeveddü-lleẕîne keferû ve`aṣavu-rrasûle lev tüsevvâ bihimü-l'arḍ. velâ yektümûne-llâhe ḥadîŝâ.

    Mehmet Okuyan

    İnkâr edip Elçi'ye isyan edenler, o gün yer(in dibin)e batırılmayı isterler; Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet peygambere isyanın ve peygambersiz din algısının sonuçlarından birisini vermektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 42. ayet

Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar 43–46

  1. Nisâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 43. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳrabu-ṣṣalâte veentüm sükârâ ḥattâ ta`lemû mâ teḳûlûne velâ cünüben illâ `âbirî sebîlin ḥattâ tagtesilû. vein küntüm merḍâ ev `alâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣa`îden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm. inne-llâhe kâne `afüvven gafûrâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, -yolcu olanlar hariç- cünüpken de yıkanıncaya kadar salât'a (namaza) yaklaşmayın! dipnot 1 Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh dipnot 2 edin! dipnot 3 Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [salât] kelimesi Mâide 5:6'daki kullanım gereği "namaz"dır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "[Mesh] etmek", "dokunmak, temas etmek, sıvazlamak, sürmek" anlamlarına gelmektedir. Bu ayette kastedilen, su bulunamadığı durumlarda temiz toprağa sürülen ellerin, yüz ve kollara temas ettirilmesi ve bu şekilde abdest yerine geçecek şekilde teyemmüm yapılmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu mesaj Mâide 5:6. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 43. ayet

  2. Nisâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 44. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ

    elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yeşterûne-ḍḍalâlete veyürîdûne en teḍillü-ssebîl.

    Mehmet Okuyan

    Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? Sapkınlığı satın alıyor ve yoldan sapmanızı istiyorlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kitap ehlinden olan Yahudilerin sapkınlığı satın aldıklarını ifade etmektedir. Ayette, gerçekleri bilmelerine rağmen Hz. Muhammed'in risaletini ve Kur'an'ın gerçek ilahi bir mesaj olduğunu kabul ve itiraf etmedikleri hatırlatılmaktadır. Hakikat yani Hz. Muhammed'in peygamberliği ve Kur'an'ın hak bir bilgi olduğu onlar için apaçık bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen, müminlerin yeniden eski hallerine yani küfre dönmelerini istedikleri görülmektedir. Onların bu isteklerindeki asıl etken ise dindarlıkları veya kendi dinlerini çok sevip onu sahiplenmeleri değil peygamberin kendi içlerinden çıkmaması sebebiyle duydukları hasettir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 44. ayet

  3. Nisâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 45. ayet. وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًا

    vellâhü a`lemü bia`dâiküm. vekefâ billâhi veliyyâ. vekefâ billâhi neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah düşmanlarınızı çok iyi bilendir. Dost olarak Allah yeter; yardımcı olarak da Allah yeter.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 45. ayet

  4. Nisâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 46. ayet. مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    mine-lleẕîne hâdû yüḥarrifûne-lkelime `am mevâḍi`ihî veyeḳûlûne semi`nâ ve`aṣaynâ vesma` gayra müsme`iv verâ`inâ leyyem bielsinetihim veṭa`nen fi-ddîn. velev ennehüm ḳâlû semi`nâ veeṭa`nâ vesma` venżurnâ lekâne ḫayral lehüm veaḳveme velâkil le`anehümü-llâhü biküfrihim felâ yü'minûne illâ ḳalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Yahudilerden bir kısmı dipnot 1 kelimelerin yerlerini değiştirir; dipnot 2 (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik ve karşı geldik", "Dinle, dinlemez olası!" ve (bir de) ‘Râ‘ınâ' dipnot 3 (bize çobanlık et) derler. Onlar "İşittik, itaat ettik", "(Bizi) dinle." ve "Bizi gözet." deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir; dipnot 4 artık azı inanır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir toplulukla ilgili bütüncül bir değerlendirme yapmamak gerektiği, kötüleri olduğu gibi iyilerinin de bulunabileceği bilinmelidir. Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Mâide 5:66; A‘râf 7:168.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Mâide 5:13, 41.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada geçen [râ‘ınâ] kelimesi, "bizim çobanımız" gibi olumsuz anlamdaki bir kullanımdır ve bazı yahudilerin müslümanlara yönelik olumsuz ve hakaret içerikli ifadelerini içermektedir. Bu yüzden Yüce Allah bunu söylemeyi yasaklamaktadır. Bu mesaj, Bakara 2:104. ayetle birlikte okunmalıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Lanet "sonuç"; inkâr ise "sebep"tir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 46. ayet

Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması 47–57

  1. Nisâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 47. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَٰبَ ٱلسَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

    yâ eyyühe-lleẕîne ûtü-lkitâbe âminû bimâ nezzelnâ müṣaddiḳal limâ me`aküm min ḳabli en naṭmise vucûhen feneruddehâ `alâ edbârihâ ev nel`anehüm kemâ le`annâ aṣḥâbe-ssebt. vekâne emru-llâhi mef`ûlâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silerek arkalarına çevirmeden dipnot 1 veya onları Cumartesi dipnot 2 (yasağını çiğneyen) halk gibi lanetlemeden önce, elinizdekini (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin! (Çünkü) Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen durum, umutları söndürülerek arkalarına baktırılmaları, geçmiş günlerin aranması anlamında bir pişmanlık hâli mecaz olarak ifade edilmek istenmektedir. Bu olay, Medine'de verdikleri sözün gereğini yerine getirmeyen, ihanete ve hainliğe başvuran Nadîroğullarının Medine'den sürülmelerine ve sürgün edilirken de hasretle geri dönüp bakmalarına işaret etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cumartesi Yasağı ile ilgili bkz. Bakara 2:65, dipnot 4.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 47. ayet

  2. Nisâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 48. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

    inne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâ'. vemey yüşrik billâhi feḳadi-fterâ iŝmen `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını, (diğer günahları) dilediği (layık olan) kimse için bağışlar. dipnot 1 Allah'a ortak koşan kişi büyük bir günah(la) iftira etmiş olur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Nisâ 4:116. ayetle birlikte okunmalıdır. Demek ki Yüce Allah'ın bağışlamayacağını ilan ettiği tek günah şirk, yani Allah'a ortak koşmak üzere ölmektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 48. ayet

  3. Nisâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 49. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne yüzekkûne enfüsehüm. beli-llâhü yüzekkî mey yeşâü velâ yużlemûne fetîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? dipnot 1 Hayır! Allah dileyeni (layık gördüğünü) temize çıkarır ve (onlar) en küçük bir haksızlığa uğratılmazlar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nûr 24:21; Necm 53:32.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [fetîl] kelimesi "kıl kadar, en küçük bir şekilde, zerre kadar, çekirdekteki ince zar kadar" demektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 49. ayet

  4. Nisâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 50. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًا مُّبِينًا

    ünżur keyfe yefterûne `ale-llâhi-lkeẕib. vekefâ bihî iŝmem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Bak, nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her iftira, büyük günahtır. Ancak en büyük iftira, Yüce Allah'a yapılandır ve bu çok büyük bir günahtır. Bu konuda benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:94; En‘âm 6:21, 93, 144, 157; A‘râf 7:37; Yûnus 10:17; Hûd 11:18; Kehf 18:15; ‘Ankebût 29:68; Zümer 39:32; Saff 61:7.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 50. ayet

  5. Nisâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 51. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَبِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne ûtû neṣîbem mine-lkitâbi yü'minûne bilcibti veṭṭâgûti veyeḳûlûne lilleẕîne keferû hâülâi ehdâ mine-lleẕîne âmenû sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? Putlara ve batıla dipnot 1 (sahte ilahlara) iman ediyor; sonra da kâfir olanlar için "Bunlar, (Allah'a) iman edenlerden daha doğru yoldadır." diyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [el-cibt] kelimesi "putlar", [et-Tağut] sözcüğü ise "batıl ve azgın olan her şey"dir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 51. ayet

  6. Nisâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 52. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا

    ülâike-lleẕîne le`anehümü-llâh. vemey yel`ani-llâhü felen tecide lehû neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği (merhametinden uzaklaştırdığı) kişilerdir. Allah'ın lanet ettiğine hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 52. ayet

  7. Nisâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 53. ayet. أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا

    em lehüm neṣîbüm mine-lmülki feiẕel lâ yü'tûne-nnâse neḳîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onların otoriteden herhangi bir payları mı varmış! Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi dipnot 1 (kadar bile) vermezlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [nakîr] kelimesi "zerre kadar" demektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 53. ayet

  8. Nisâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 54. ayet. أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا

    em yaḥsüdûne-nnâse `alâ mâ âtâhümü-llâhü min faḍlih. feḳad âteynâ âle ibrâhîme-lkitâbe velḥikmete veâteynâhüm mülken `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar! Elbette İbrahim'in soyuna Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) vermiş ve onlara büyük bir hükümdarlık lütfetmiştik.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 54. ayet

  9. Nisâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 55. ayet. فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا

    feminhüm men âmene bihî veminhüm men ṣadde `anh. vekefâ bicehenneme se`îrâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan bir kısmı ona (İbrahim'e) inanmış; kimi de ondan yüz çevirmişti. (Onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 55. ayet

  10. Nisâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا

    inne-lleẕîne keferû biâyâtinâ sevfe nuṣlîhim nârâ. küllemâ neḍicet cülûdühüm beddelnâhüm cülûden gayrahâ liyeẕûḳu-l`aẕâb. inne-llâhe kâne `azîzen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ayetlerimizi inkâr edenleri ileride ateşe atacağız. Derileri pişip dökülünce, onları başka derilerle değiştireceğiz ki azabı tatsınlar! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:16-17; Hacc 22:19-20; Mü'minûn 23:104; Muhammed 47:15; Müddessir 74:27-29.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 56. ayet

  11. Nisâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 57. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherah. venüdḫilühüm żillen żalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları da içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlar için orada tertemiz eşler dipnot 1 de vardır. Onları koyu (serinletici) bir gölgeye koyacağız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:25; Al-i İmrân 3:15.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 57. ayet

Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak 58–70

  1. Nisâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا۟ ٱلْأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا۟ بِٱلْعَدْلِ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    inne-llâhe ye'müruküm en tü'eddü-l'emenâti ilâ ehlihâ veiẕâ ḥakemtüm beyne-nnâsi en taḥkümû bil`adl. inne-llâhe ni`immâ ye`iżuküm bih. inne-llâhe kâne semî`am beṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emretmektedir. dipnot 1 Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki buyruk yani "emanetleri ehline vermek" ve "insanlar arasında adaletle hükmetmek" İslam'ın toplumsal hayattaki hassasiyetini ve evrensel bakışını ortaya koymaktadır. Layık olmayan birisini bir göreve getirmek göreve de, o göreve getirilen ehliyetsiz kişiye de haklı olup hakkı verilmeyene de zulümdür. Ayrıca adalet de "devletin dini" olarak görülmelidir; bu yüzden tarafgirlikten kurtulup adaletin herkes için gerekliliğine ve herkesin hakkı olduğuna dair bir bilinç geliştirilmelidir. Bu iki değer için din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet, coğrafya, mezhep, meşrep, meşguliyet vs. farkı söz konusu edilemez, edilmemelidir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:135; Mâide 5:8, 42; En‘âm 6:152; Nahl 16:90; Mü'minûn 23:8; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8; Me‘âric 70:32.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 58. ayet

  2. Nisâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 59. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû eṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûle veüli-l'emri minküm. fein tenâza`tüm fî şey'in feruddûhü ile-llâhi verrasûli in küntüm tü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü te'vîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin; Elçi'ye ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete inanıyorsanız onu Allah'a ve Elçi'ye götürün! Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla daha güzeldir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Herhangi bir konuyu Yüce Allah'a götürmek demek onu Kur'an'a arz etmek demektir. Elçi'ye götürmek de aynı şeydir; çünkü Nisâ 4:105'te Kur'an'ın Hz. Muhammed'e indiriliş amacı, Allah'ın kitabında kendisine gösterdiği şekilde insanlar arasında hüküm vermesi olarak belirlenmiştir. Bu arada konu Hz. Muhammed'in hakem tayin edilmesinden söz edilen Nisâ 4:65. ayetle de ilişkilendirilmelidir. Hem Nisâ 4:65'te hem de bu ayette Hz. Muhammed'in hakemliğine dikkat çekilmekte, Nisâ 4:105'te ise bunun ne anlama geldiği açıklanmaktadır. Bu arada En‘âm 6:114'te ise bütün bu bilgiler toparlanmakta ve asıl hakemin Yüce Allah olduğu, O'nun dışında hakem aranmaması gerektiği ifade edilmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 59. ayet

  3. Nisâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 60. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓا۟ إِلَى ٱلطَّٰغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوٓا۟ أَن يَكْفُرُوا۟ بِهِۦ وَيُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    elem tera ile-lleẕîne yez`umûne ennehüm âmenû bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike yürîdûne ey yeteḥâkemû ile-ṭṭâgûti veḳad ümirû ey yekfürû bih. veyürîdü-şşeyṭânü ey yüḍillehüm ḍalâlem be`îdâ.

    Mehmet Okuyan

    Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Onu inkâr etmeleri emredilmiş olduğu hâlde Tağut'un (azgınlık edenin) dipnot 1 önünde mahkemeleşmek istiyorlar. dipnot 2 (Oysa) şeytan onları tamamen saptırmak istiyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [Tağut], gerçeğin karşısında azgınlığı yani batılı temsil eden herkestir ve her şeydir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Medine'de bazı münafık kılıklı insanlar başkalarıyla davalaşınca esasında tartışma konusunu Yüce Allah'a ve Elçisine götürmekle emrolunmalarına rağmen bunu yapmadıkları, aksine [et-tâğût] denilen bir azgına müracaat ettikleri bildirilmektedir. Burada sözü edilen [et-tâğût] kelimesi Ka‘b b. Eşref, Ebû Bür-de el-Eslemî vs. kişiler olabilir; ancak bu kelimenin "azgınlıkla anılan herkesi" içerdiği bilinmelidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 60. ayet

  4. Nisâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 61. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ رَأَيْتَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا

    veiẕâ ḳîle lehüm te`âlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli raeyte-lmünâfiḳîne yeṣuddûne `anke ṣudûdâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Allah'ın indirdiğine (Kitaba) ve Elçi'ye gelin (onlara başvuralım)" dendiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların Hz. Muhammed'den yüz çevirmesinin sebebi, onun adaletli davranacağının farkında olmaları, tarafgirlik yapmaması, rüşvet almaması, adam kayırmaması vs. hassasiyet gerektiren bir duyarlılıkla hareket edeceğini bilmeleridir. Bunu bildikleri için de ondan iyice uzaklaştıkları, bir anlamda yanına yöresine yanaşmadıkları ifade edilmek istenmektedir. Bu tür ifadelerde fiil ile [mef‘ûl] aynı kökten getirilerek sözü edilen eylemin tam anlamıyla gerçekleştirildiği anlamı devreye sokulmaktadır. Zira onların Hz. Muhammed'den kaçışlarının öfke/nefret içerikli olduğu bilinmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 61. ayet

  5. Nisâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 62. ayet. فَكَيْفَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَٰنًا وَتَوْفِيقًا

    fekeyfe iẕâ eṣâbethüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim ŝümme câûke yaḥlifûne billâhi in eradnâ illâ iḥsânev vetevfîḳâ.

    Mehmet Okuyan

    Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelince, dipnot 1 "Sadece iyilik ve uzlaştırma istedik." diye (yalan yere) yemin ederek nasıl da hemen sana gelirler! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:79, Kasas 28:47, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Münafıkların bu türden yalan yeminleri hakkında Nisâ 4:62'de, ayrıca Tevbe 9:42, 56, 62, 74, 95, 96, 107, Mücâdele 58:14 ve 18'de bilgi verilmekte, hepsinde de aynı fiil yani [yahlifûne] kullanılmaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 62. ayet

  6. Nisâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 63. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَعْلَمُ ٱللَّهُ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِىٓ أَنفُسِهِمْ قَوْلًۢا بَلِيغًا

    ülâike-lleẕîne ya`lemü-llâhü mâ fî ḳulûbihim fea`riḍ `anhüm ve`iżhüm veḳul lehüm fî enfüsihim ḳavlem belîgâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, kalplerindekini Allah'ın bildiği kişilerdir. Onlardan yüz çevir! Kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili söz söyle! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet tebliğ etmenin ve tebliğde etkili konuşmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 63. ayet

  7. Nisâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 64. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

    vemâ erselnâ mir rasûlin illâ liyüṭâ`a biiẕni-llâh. velev ennehüm iż żalemû enfüsehüm câûke festagferü-llâhe vestagfera lehümü-rrasûlü levecedü-llâhe tevvâber raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Biz her elçiyi -Allah'ın buyruğu gereği- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah'tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, dipnot 1 Allah'ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle insanların birbirleri için dua ve istiğfar edebileceklerinin delillerindendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 64. ayet

  8. Nisâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 65. ayet. فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

    felâ verabbike lâ yü'minûne ḥattâ yüḥakkimûke fîmâ şecera beynehüm ŝümme lâ yecidû fî enfüsihim ḥaracem mimmâ ḳaḍayte veyüsellimû teslîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Hayır (onların yaptığı doğru değildir); Rabbine yemin olsun: Aralarında çıkan anlaşmazlık hakkında seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tamamen kabulleninceye kadar iman etmiş olmazlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:105, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 65. ayet

  9. Nisâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 66. ayet. وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا۟ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا۟ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا

    velev ennâ ketebnâ `aleyhim eni-ḳtülû enfüseküm evi-ḫrucû min diyâriküm mâ fe`alûhü illâ ḳalîlüm minhüm. velev ennehüm fe`alû mâ yû`ażûne bihî lekâne ḫayral lehüm veeşedde teŝbîtâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın." diye emretmiş olsaydık, içlerinden azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, (bu durum) onlar için hem hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 66. ayet

  10. Nisâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 67. ayet. وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا

    veiẕel leâteynâhüm mil ledünnâ ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (67, 68) O zaman elbette kendilerine katımızdan büyük ödül verirdik ve onları elbette doğru yola ulaştırırdık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ödüle layık görülmenin ve doğru yola eriştirilmenin "sonuç", fedakârlıklar yapmanın ise "sebep" olduğunun delilidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 67. ayet

  11. Nisâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 68. ayet. وَلَهَدَيْنَٰهُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    velehedeynâhüm ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (67, 68) O zaman elbette kendilerine katımızdan büyük ödül verirdik ve onları elbette doğru yola ulaştırırdık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler ödüle layık görülmenin ve doğru yola eriştirilmenin "sonuç", fedakârlıklar yapmanın ise "sebep" olduğunun delilidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 68. ayet

  12. Nisâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 69. ayet. وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَ وَحَسُنَ أُو۟لَٰٓئِكَ رَفِيقًا

    vemey yüṭi`i-llâhe verrasûle feülâike me`a-lleẕîne en`ame-llâhü `aleyhim mine-nnebiyyîne veṣṣiddîḳîne veşşühedâi veṣṣâliḥîn. veḥasüne ülâike rafîḳâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a ve Elçi'ye itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, (gerçeği) doğrulayanlar, şahitler ve iyilerle beraberdir. dipnot 1 Onlar, ne güzel arkadaştırlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Fâtiha 1:7'deki mesajın açılımıdır. Ayette sözü edilen [en-nebiyyîn] kelimesi "peygamberler"; [es-sıddîkîn] sözcüğü "gerçeği onaylayanlar"; [eş-şühedâ'] kelimesi "gerçeğe şahitlik edenler"; [es-sâlihîn] sözcüğü ise "sözü ve özü bir olanlar" demektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 69. ayet

  13. Nisâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 70. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْفَضْلُ مِنَ ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا

    ẕâlike-lfaḍlü mine-llâh. vekefâ billâhi `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    O lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 70. ayet

Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük 71–84

  1. Nisâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 71. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ خُذُوا۟ حِذْرَكُمْ فَٱنفِرُوا۟ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُوا۟ جَمِيعًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḫuẕû ḥiẕraküm fenfirû ŝübâtin evi-nfirû cemî`â.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Önleminizi alın; (ya) bölük bölük savaşa çıkın; veya (gerektiğinde) topyekün savaşın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah müminlere emretmekte ve gerektiğinde küçük gruplar halinde, gerektiğinde topluca hareket ederek düşmana karşı konulmasını, hem kendilerini korumaları gerektiğini hem de karşı tarafı geri çekilmek zorunda bırakmak için güçlü, hazırlıklı, donanımlı ve teçhizat bakımından gereken her türlü önlemi almış olmayı bir zorunluluk olarak ortaya koymakta, bu anlamda fedakârlık yapılması için gerektiği şartlarda ve boyutlarda evrensel anlamda bütün müminlere seslenmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 71. ayet

  2. Nisâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 72. ayet. وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا

    veinne minküm lemel leyübeṭṭienn. fein eṣâbetküm müṣîbetün ḳâle ḳad en`ame-llâhü `aleyye iẕ lem eküm me`ahüm şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden (savaş konusunda) ağırdan alanlar vardır. Size bir musibet gelirse, (böyleleri) "Elbette Allah bana lütfetti de onlarla birlikte bulunmadım." der. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah işte ayetin ilk cümlesinde sözünü ettiği kişilerin içlerindeki ikiyüzlü davranış özelliğini deşifre etmekte ve müslümanların başına herhangi bir musibet gelirse müslümanlarla beraber bulunmamalarını Allah'ın kendilerine lütfu ve ihsanı olduğunu söylediklerini haber vermektedir. Aslında kardeşlerini yalnız bıraktıkları ve muhtemelen bu davranışları yüzünden müslümanların başına sıkıntı geldiği için üzülecekleri yerde sevinen bu tipler, gerçek anlamda kalplerine iman henüz tam yerleşmemiş kişiler olmalıdır. Zira bu gibiler hakkında Al-i İmrân 3:154, 156 ve 168'de geniş sayılabilecek bilgiler verilmekte ve Uhud'da savaşa katılmamaları yanlışına ilave olarak, katılanları kınadıkları ve "savaşa katılmasalardı öldürülmezlerdi" şeklinde sözler söyledikleri ifade edilmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 72. ayet

  3. Nisâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 73. ayet. وَلَئِنْ أَصَٰبَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُنۢ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا

    velein eṣâbeküm faḍlüm mine-llâhi leyeḳûlenne keel lem teküm beyneküm vebeynehû meveddetüy yâ leytenî küntü me`ahüm feefûze fevzen `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'tan size herhangi bir lütuf gelirse, sanki sizinle onun arasında (görünüşte) bir sevgi (problemi) yokmuş gibi "Ah, keşke onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 73. ayet

  4. Nisâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 74. ayet. فَلْيُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يَشْرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَن يُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

    felyüḳâtil fî sebîli-llâhi-lleẕîne yeşrûne-lḥayâte-ddünyâ bil'âḫirah. vemey yüḳâtil fî sebîli-llâhi feyuḳtel ev yaglib fesevfe nü'tîhi ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Ahiret karşılığında dünya hayatını satanlar (feda edenler) Allah yolunda savaşsınlar! Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona ileride büyük bir ödül vereceğiz.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 74. ayet

  5. Nisâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 75. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلظَّالِمِ أَهْلُهَا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا

    vemâ leküm lâ tüḳâtilûne fî sebîli-llâhi velmüstaḍ`afîne mine-rricâli vennisâi velvildâni-lleẕîne yeḳûlûne rabbenâ aḫricnâ min hâẕihi-lḳaryeti-żżâlimi ehlühâ. vec`al lenâ mil ledünke veliyyâ. vec`al lenâ mil ledünke neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Size ne oluyor da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar; bize tarafından bir dost ver; bize katından bir yardımcı ver!" diyen zayıf düşürülmüş (zavallı) erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet müslümanların sadece kendileriyle değil, zulüm gören herkesle ilgili fedakârlıkta bulunmaları gerektiği hükmünü içermektedir. Allah yolunda, O'nun davası için zalimlerle mücadele edilmesini de dahası zayıf düşürülmüş insanlar için de savaşılmasını hükme bağlamıştır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 75. ayet

  6. Nisâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 76. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱلطَّٰغُوتِ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَوْلِيَآءَ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَٰنِ كَانَ ضَعِيفًا

    elleẕîne âmenû yüḳâtilûne fî sebîli-llâh. velleẕîne keferû yüḳâtilûne fî sebîli-ṭṭâgûti feḳâtilû evliyâe-şşeyṭân. inne keyde-şşeyṭâni kâne ḍa`îfâ.

    Mehmet Okuyan

    İman edenler Allah yolunda; kâfir olanlar ise Tağut (azgınlık yapanın) yolunda savaşırlar. Şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphesiz ki şeytanın tuzağı zayıftır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 76. ayet

  7. Nisâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 77. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    elem tera ile-lleẕîne ḳîle lehüm küffû eydiyeküm veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. felemmâ kütibe `aleyhimü-lḳitâlü iẕâ ferîḳum minhüm yaḫşevne-nnâse keḫaşyeti-llâhi ev eşedde ḫaşyeh. veḳâlû rabbenâ lime ketebte `aleyne-lḳitâl. levlâ eḫḫartenâ ilâ ecelin ḳarîb. ḳul metâ`u-ddünyâ ḳalîl. vel'âḫiratü ḫayrul limeni-tteḳâ velâ tużlemûne fetîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine "Ellerinizi (savaştan) çekin; namazı kılın ve zekâtı verin!" denen kişileri görmedin mi? Onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta dipnot 1 daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?" dediler. (Onlara) de ki: "Dünya geçimliği (hayatı) azdır; takvâlı (duyarlı) olanlar için ahiret hayırlı olandır. En küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaksınız."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ev] edatı "veya" değil, "hatta", "yani" anlamında yorumlanmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 77. ayet

  8. Nisâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 78. ayet. أَيْنَمَا تَكُونُوا۟ يُدْرِككُّمُ ٱلْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِى بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلٌّ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ فَمَالِ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا

    eyne mâ tekûnû yüdrikkümü-lmevtü velev küntüm fî bürûcim müşeyyedeh. vein tüṣibhüm ḥasenetüy yeḳûlû hâẕihî min `indi-llâh. vein tüṣibhüm seyyietüy yeḳûlû hâẕihî min `indik. ḳul küllüm min `indi-llâh. femâ lihâülâi-lḳavmi lâ yekâdûne yefḳahûne ḥadîŝâ.

    Mehmet Okuyan

    Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız ölüm size ulaşır. Kendilerine herhangi bir iyilik gelse "Bu, Allah'tandır." derler. Kendilerine herhangi bir kötülük geldiğinde ise "Bu, sendendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!"

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 78. ayet

  9. Nisâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 79. ayet. مَّآ أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَٰكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    mâ eṣâbeke min ḥasenetin femine-llâh. vemâ eṣâbeke min seyyietin femin nefsik. veerselnâke linnâsi rasûlâ. vekefâ billâhi şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    (Bu yüzden hâlâ şöyle diyorlar:) "Sana gelen her bir iyilik Allah'tandır. Başına gelen her bir kötülük ise nefsindendir." dipnot 1 Seni (bütün) insanlara elçi olarak gönderdik; dipnot 2 (buna) şahit olarak Allah yeter. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayeti, önceki ayetin mesajıyla yani münafıkların Hz. Muhammed'e yönelik suçlaması olarak okumak gerekmektedir. 79. ayeti bir önceki ayetten bağımsız düşünürsek, o zaman şunu söylemeliyiz: İnsanın başına gelen iyilikler, hem nimet hem de yaratma olarak Allah'tandır. İnsanın başına gelen kötülükler ise, istek ve irade olarak insandan kaynaklanmaktadır. Yaratma önceki ayette olduğu gibi Yüce Allah için kullanılmaktadır. Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, Kasas 28:47, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Muhammed'in peygamberliğinin yöreselden evrenselliğe doğru bir hareket içermesiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:19; A‘râf 7:158; Enbiyâ 21:107; Sebe' 34:28; Yâsîn 36:6; Şûrâ 42:7; Cum‘a 62:2-3.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce Allah Hz. Muhammed'in risaletiyle ilgili olarak kendisinin şahit olarak yeteceğini bildirmektedir. Konuyla ilgili olarak bkz. Ra‘d 13:43.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 79. ayet

  10. Nisâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 80. ayet. مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ ٱللَّهَ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا

    mey yüṭi`i-rrasûle feḳad eṭâ`a-llâh. vemen tevellâ femâ erselnâke `aleyhim ḥafîżâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim Elçi'ye itaat ederse elbette Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 80. ayet

  11. Nisâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 81. ayet. وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُوا۟ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ ٱلَّذِى تَقُولُ وَٱللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    veyeḳûlûne ṭâ`ah. feiẕâ berazû min `indike beyyete ṭâifetüm minhüm gayra-lleẕî teḳûl. vellâhü yektübü mâ yübeyyitûn. fea`riḍ `anhüm vetevekkel `ale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar) "Başüstüne!" derler. Yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazmaktadır. dipnot 1 Sen onlardan yüz çevir (aldırma) ve Allah'a güven! Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "insanların davranışlarının kaydedilmekte olduğunun" delillerindendir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:181; Yûnus 10:21; İsrâ 17:13; Kehf 18:49; Meryem 19:79; Enbiyâ 21:94; Yâsîn 36:12; Zuhruf 43:80; Câsiye 45:29; Kâf 50:18; Kamer 54:53; İnfitâr 82:10-12; Târık 86:4.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 81. ayet

  12. Nisâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 82. ayet. أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ ٱخْتِلَٰفًا كَثِيرًا

    efelâ yetedebberûne-lḳur'ân. velev kâne min `indi gayri-llâhi levecedû fîhi-ḫtilâfen keŝîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlar Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? dipnot 1 O, Allah'tan başkası katından (gönderilmiş) olsaydı, elbette onda birçok çelişki bulurlardı. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Tedebbür]le ilgili benzer mesajlar: Mü'minûn 23:68; Sâd 38:29; Muhammed 47:24.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Kur'an'da çelişki olmadığının delilidir. nesh konusu, Nisâ 4:82, Hacc 22:51, Sebe' 34:5, 38 ve Fussilet 41:42. ayetler ışığında değerlendirilmelidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 82. ayet

  13. Nisâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 83. ayet. وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَٰنَ إِلَّا قَلِيلًا

    veiẕâ câehüm emrum mine-l'emni evi-lḫavfi eẕâ`û bih. velev raddûhü ile-rrasûli veilâ üli-l'emri minhüm le`alimehü-lleẕîne yestembiṭûnehû minhüm. velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû letteba`tümü-şşeyṭâne illâ ḳalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar. (Oysa) onu, Elçi'ye veya aralarında yetki sahibi kişilere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı, azınız hariç elbette şeytana uyardınız.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 83. ayet

  14. Nisâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 84. ayet. فَقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلًا

    feḳâtil fî sebîli-llâh. lâ tükellefü illâ nefseke veḥarriḍi-lmü'minîn. `asa-llâhü ey yeküffe be'se-lleẕîne keferû. vellâhü eşeddü be'sev veeşeddü tenkîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah yolunda savaş! dipnot 1 Sen (öncelikle) sadece kendinden sorumlusun. dipnot 2 Müminleri de (savaşa) teşvik et! dipnot 3 Allah kâfir olanların gücünü elbette dipnot 4 kıracaktır. Allah'ın gücü (azabı) daha ağır ve cezası daha şiddetlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu emir, Bakara 2:190-193, Nisâ 4:88-91, Tevbe 9:5, Hacc 22:39-40 ve Mümtehine 60:7-9 gibi ayetlerde de belirtildiği gibi açılan bir savaşa karşı savunma içerikli bir çağrıdır; saldırmak demek değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Mâide 5:105.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu buyruk Enfâl 8:65. ayetle birlikte okunmalıdır. Burada amaç, saldırıya uğrayanların kendilerini savunmaları için hazırlıklı olmalarının gerekliliğine dikkat çekilmesidir; saldıran taraf olma kesinlikle öngörülmemektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayette de olduğu gibi [‘asâ] fiili, Yüce Allah için kullanıldığında "ihtimal" değil de "kesinlik" anlamında da yorumlanabilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 84. ayet

Selamı almak; münafıklar hakkında ikiye ayrılmak 85–91

  1. Nisâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 85. ayet. مَّن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا

    mey yeşfa` şefâ`aten ḥasenetey yekül lehû neṣîbüm minhâ. vemey yeşfa` şefâ`aten seyyietey yekül lehû kiflüm minhâ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'im müḳîtâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim güzel bir şekilde şefaat (iyi bir işe öncülük) ederse onun o işten bir payı olur. Kim de kötü bir şekilde şefaat (kötü bir işe öncülük) ederse onun da ondan bir payı olur. dipnot 1 Allah her şeyin karşılığını vericidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen "şefaat"le ilgili kelimeler, bilinen anlamda "şefaat" değil, "öncülük etmek, vesile veya sebep olmak" anlamındadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 85. ayet

  2. Nisâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 86. ayet. وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا۟ بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا

    veiẕâ ḥuyyîtüm biteḥiyyetin feḥayyû biaḥsene minhâ ev ruddûhâ. inne-llâhe kâne `alâ külli şey'in ḥasîbâ.

    Mehmet Okuyan

    Bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; veya dipnot 1 onu (o şekilde) karşılayın! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını tutandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ev] edatı, Nisâ 4:77. ayette de olduğu gibi, "yani" anlamında yorumlanabileceği gibi "veya" anlamında da yorumlanabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette selam vermenin de almanın da dinî bir gereklilik olduğu ve öneminin büyüklüğü dile getirilmek istenmektedir. Bu buyruk, En‘âm 6:54 ve Nûr 24:62. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayrıca bu ayette "Size barış teklif edildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile barışa karşılık verin" şeklinde bir mesaj da vardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 86. ayet

  3. Nisâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 87. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. leyecme`anneküm ilâ yevmi-lḳiyâmeti lâ raybe fîh. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḥadîŝâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 87. ayet

  4. Nisâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 88. ayet. فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا۟ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا۟ مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    femâ leküm fi-lmünâfiḳîne fieteyni vellâhü erkesehüm bimâ kesebû. etürîdûne en tehdû men eḍalle-llâh. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? (Oysa) Allah onları kendi kazandıkları sebebiyle baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığı (bu kişileri) siz mi doğru yola getirmek istiyorsunuz! dipnot 1 Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet (görünüşte) müslüman olarak Hz. Muhammed'e gelmiş olan bir topluluk hakkında inmiştir. Onlar Medine'de Yüce Allah'ın dilediği bir süre kadar kalmışlar, sonra da ‘Ya Rasûlallah biz çöle gitmek, (yerleşmek) istiyoruz; bu nedenle bize bu konuda izin ver!' demişler. Allah'ın Elçisi de onlara müsaade etmişti. Yola çıktıklarında, konaklaya konaklaya gidiyorlardı. Derken müşriklere yetişmişler, böylece müminler o münafıklar hakkında konuşmaya başlamıştı. Bunun üzerine bir grup mümin, ‘şayet onlar da bizim gibi müslüman olsaydı, bizimle birlikte kalır, bizim sabrettiğimiz gibi sabrederlerdi' demiş, diğer bir grup ise, ‘onlar müslümandırlar; durumları ortaya çıkıncaya kadar, onların hakkında kâfir diyemeyiz' demiş, bunun üzerine Yüce Allah bu ayette onların münafık olduklarını bildirmiştir (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], X, 218-219).
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Nisâ 4:143.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 88. ayet

  5. Nisâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 89. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا۟ فَتَكُونُونَ سَوَآءً فَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    veddû lev tekfürûne kemâ keferû fetekûnûne sevâen felâ tetteḫiẕû minhüm evliyâe ḥattâ yühâcirû fî sebîli-llâh. fein tevellev feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü vecettümûhüm. velâ tetteḫiẕû minhüm veliyyev velâ neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkâr etmenizi istediler dipnot 1 ki onlarla eşit olasınız. Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin! Yüz çevirirlerse onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün; onlardan hiçbir dost ve yardımcı edinmeyin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Mümtehine 60:2. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 89. ayet

  6. Nisâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 90. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا

    ille-lleẕîne yeṣilûne ilâ ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun ev câûküm ḥaṣirat ṣudûruhüm ey yüḳâtilûküm ev yüḳâtilû ḳavmehüm. velev şâe-llâhü leselleṭahüm `aleyküm feleḳâtelûküm. feini-`tezelûküm felem yüḳâtilûküm veelḳav ileykümü-sseleme femâ ce`ale-llâhü leküm `aleyhim sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya sizinle de kendi toplumlarıyla da savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hariçtir. Allah dileseydi onları da başınıza salardı da sizinle savaşırlardı. Onlar sizden ayrılır da sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, (bu durumda) Allah size, onların aleyhinde bir yol(a girme hakkı) vermemiştir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 90. ayet

  7. Nisâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 91. ayet. سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    setecidûne âḫarîne yürîdûne ey ye'menûküm veye'menû ḳavmehüm. küllemâ ruddû ile-lfitneti ürkisû fîhâ. feil lem ya`tezilûküm veyülḳû ileykümü-sseleme veyeküffû eydiyehüm feḫuẕûhüm vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm. veülâiküm ce`alnâ leküm `aleyhim sülṭânem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. dipnot 1 Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Ahzâb 33:14. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu son dört ayet (88-91), Bakara 2:190-193, 256, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 91. ayet

Bir mü'minin öldürülmesi 92–94

  1. Nisâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 92. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    vemâ kâne limü'minin ey yaḳtüle mü'minen illâ ḫaṭaâ. vemen ḳatele mü'minen ḫaṭaen fetaḥrîru raḳabetim mü'minetiv vediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî illâ ey yeṣṣaddeḳû. fein kâne min ḳavmin `adüvvil leküm vehüve mü'minün fetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. vein kâne min ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun fediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî vetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayn. tevbetem mine-llâh. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Hata (kaza) ile olması dışında, bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. dipnot 1 Hata ile bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Ancak (ölünün ailesinin o diyeti) bağışlaması başka. dipnot 2 (Hata ile öldürülen kişi) mümin olduğu hâlde, düşmanınız olan bir toplumdan ise mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Hata ile öldürülen kişi) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Bunları) bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesi(nin kabulü) olarak iki ay peşpeşe oruç tutması (gerekli)dir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette öncelikle görülmesi gereken konu, bir müminin bir başka mümini hiçbir şekilde öldürmemesi gerektiğidir. Mâide 5:32'de de belirtildiği gibi, şu veya bu sebeple, olur olmaz gerekçelerle, haksız yere bir cana kıymak bütün insanlığı öldürmekle eş değerdir. Bu yüzden hata dışında kalmak üzere hiçbir müminin bir başka bir mümini öldürmesi asla ve asla düşünülemez, düşünülmemelidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki [keffaret], öncelikli köle azadı olarak belirlendiği için, Kur'an'ın köle azadına verdiği önem görülmelidir. Bu konuda ayrıca bkz. Bakara 2:177; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3; Beled 90:13.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 92. ayet

  2. Nisâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 93. ayet. وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُۥ جَهَنَّمُ خَٰلِدًا فِيهَا وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُۥ وَأَعَدَّ لَهُۥ عَذَابًا عَظِيمًا

    vemey yaḳtül mü'minem müte`ammiden fecezâühû cehennemü ḫâliden fîhâ vegaḍibe-llâhü `aleyhi vele`anehû vee`adde lehû `aẕâben `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamış (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah hataen insan öldürmenin cezasını ifade ettikten sonra, sözü kasten bir mümini, bir insanı öldürmeye getirmektedir. Bu çerçevede her kim kasten bir mümini öldürürse, onun dünyevi karşılığının duruma göre ya kısas ya da diyet olduğu Bakara 2:178'de dile getirilmektedir. Böylelerinin mahşerdeki karşılığı ise içinde ebedi kalacakları ateş azabıdır. Üstelik Yüce Allah böylelerine "gazap etmiş olacağı" gibi "lanet de edecektir" ve "bunlar için çok büyük bir de azap hazırlamış olacaktır." İnsanoğlu Yüce Allah'ın şaheseridir. Bu nedenle Mâide 5:32'de de belirtildiği gibi bir cana kıymak bütün insanlığı öldürmekle, bir cana hayat vermek bütün insanlara hayat vermekle eşdeğer tutulmuştur. İnsan canına kıymak Yüce Allah'ın bir ayetini yok etmek şeklinde bir cinayettir. Bu nedenle, çocuk veya yetişkin herhangi bir insanı öldürmek hem insan hakkını ihlaldir hem de Yüce Allah'ın hukukuna tecavüzdür; belirlediği hayat sistematiğine bir müdahaledir. Esasında insan öldürmek en büyük fesattır. Çünkü "bir cana kıymak cihana kıymak"tır. "Bir âdemi öldürmek âlemi öldürmek" gibidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 93. ayet

  3. Nisâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 94. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا ضَرَبْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُوا۟ وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَنْ أَلْقَىٰٓ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٌ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḍarabtüm fî sebîli-llâhi fetebeyyenû velâ teḳûlû limen elḳâ ileykümü-sselâme leste mü'minâ. tebtegûne `araḍa-lḥayâti-ddünyâ. fe`inde-llâhi megânimü keŝîrah. keẕâlike küntüm min ḳablü femenne-llâhü `aleyküm fetebeyyenû. inne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah yolunda (savaş) yolculuğuna çıktığınız zaman (durumu) iyice araştırın! Size selam verene (barış teklif edene), dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin!" demeyin! dipnot 1 (Çünkü) Allah'ın katında sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyleyken Allah size lütfetmişti; (durumu) iyice araştırın! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet savaş yolculuklarında bile karşılaşılan insanların sözlerine itibar edilmesi ve onların mümin olmadıklarının söylenmemesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 94. ayet

Oturanlar ve cihad edenler; hicret 95–100

  1. Nisâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 95. ayet. لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُو۟لِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâ yestevi-lḳâ`idûne mine-lmü'minîne gayru üli-ḍḍarari velmücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim. feḍḍale-llâhü-lmücâhidîne biemvâlihim veenfüsihim `ale-lḳâ`idîne deraceh. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vefeḍḍale-llâhü-lmücâhidîne `ale-lḳâ`idîne ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 95. ayet

  2. Nisâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 96. ayet. دَرَجَٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    deracâtim minhü vemagfiratev veraḥmeh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 96. ayet

  3. Nisâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 97. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا۟ فِيمَ كُنتُمْ قَالُوا۟ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا۟ فِيهَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    inne-lleẕîne teveffâhümü-lmelâiketü żâlimî enfüsihim ḳâlû fîme küntüm. ḳâlû künnâ müstaḍ`afîne fi-l'arḍ. ḳâlû elem tekün arḍu-llâhi vâsi`aten fetühâcirû fîhâ. feülâike me'vâhüm cehennem. vesâet meṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Melekler, canlarını alırken kendilerine yazık eden kişilere "Neredeydiniz?" derler. dipnot 1 Onlar "Biz yeryüzünde güçsüzdük." derler. Onlar (melekler) "Allah'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzer ifadeler, insanların canını alan "melekler"den söz etmektedir. Ölüm melekleri içinde herkes için özel bir ölüm meleğinin varlığı da Secde 32:11'de ifade edilmektedir. Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.
    2. metne dön, dipnot 2
      Küfür diyarında kalmayı tercih eden bu kişiler kendilerinin yaşadıkları yerde baskı altında, çaresiz, itilip kakılan, zayıf düşürülmüş bir güçsüzlük içerisinde, aciz bir halde bulunduklarını söyleyecekleri veya söyledikleri ifade edilmektedir. İlk etapta makul gibi görülen bu cevabın aslında geçerli olmadığı bir sonraki cümlede açıkça dile getirilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu mesaj Nahl 16:28. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 97. ayet

  4. Nisâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 98. ayet. إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا

    ille-lmüstaḍ`afîne mine-rricâli vennisâi velvildâni lâ yesteṭî`ûne ḥîletev velâ yehtedûne sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Hiçbir çareye gücü yetmeyen, (hicret için) hiçbir yol bulamayan zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 98. ayet

  5. Nisâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 99. ayet. فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا

    feülâike `asa-llâhü ey ya`füve `anhüm. vekâne-llâhü `afüvven gafûrâ.

    Mehmet Okuyan

    İşte umulur ki Allah onları affeder. Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 99. ayet

  6. Nisâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 100. ayet. وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vemey yühâcir fî sebîli-llâhi yecid fi-l'arḍi mürâgamen keŝîrav vese`ah. vemey yaḫruc mim beytihî mühâciran ile-llâhi verasûlihî ŝümme yüdrikhü-lmevtü feḳad veḳa`a ecruhû `ale-llâh. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde gidecek birçok yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah'a ve Elçisine (din uğrunda) hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse elbette onun ödülü Allah'a ait olmuştur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 100. ayet

Sefer ve korku namazı 101–104

  1. Nisâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 101. ayet. وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا

    veiẕâ ḍarabtüm fi-l'arḍi feleyse `aleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm `adüvvem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfir olanların size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size herhangi bir günah (sorumluluk) yoktur. Şüphesiz ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet savaş yolculuklarında düşman tarafından gelebilecek bir ölüm tehlikesi varsa namazların kısaltılabileceği ruhsatını içermektedir. Böyle bir ölüm tehlikesinin bulunmadığı yolculuklarda, namazlar kısaltılmamalı ve tam kılınmalıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, savaş yolculuklarında iken eğer bir düşman tehlikesi varsa namazların kısaltılabilme ruhsatını içermesidir. Diğer yolculuklarda, üstelik bir düşman saldırısı tehlikesi de yokken namazların zorunlu olarak kısaltılması ve bunun Allah'ın bir ikramı olduğu yolundaki iddialar bu ayete aykırıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 101. ayet

  2. Nisâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 102. ayet. وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا۟ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا۟ فَلْيَكُونُوا۟ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا۟ فَلْيُصَلُّوا۟ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا۟ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا۟ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا۟ حِذْرَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    veiẕâ künte fîhim feeḳamte lehümu-ṣṣalâte felteḳum ṭâifetüm minhüm me`ake velye'ḫuẕû esliḥatehüm. feiẕâ secedû felyekûnû miv verâiküm. velte'ti ṭâifetün uḫrâ lem yüṣallû felyüṣallû me`ake velye'ḫuẕû ḥiẕrahüm veesliḥatehüm. vedde-lleẕîne keferû lev tagfülûne `an esliḥatiküm veemti`atiküm feyemîlûne `aleyküm meyletev vâḥideten. velâ cünâḥa `aleyküm in kâne biküm eẕem mim meṭarin ev küntüm merḍâ en teḍa`û esliḥateküm. veḫuẕû ḥiẕraküm. inne-llâhe e`adde lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Mehmet Okuyan

    Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza durup, silahlarını alsınlar (kuşansınlar); böylece secde ettiklerinde (namazı kıldıklarında diğerleri) arkanızda olsunlar! (Ardından henüz) namazını kılmamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namazı kılsın, onlar da önlemlerini ve silahlarını alsınlar! O kâfir olanlar sizin silahlarınızdan ve eşyanızdan habersiz olmanızı ve üstünüze birden baskın yapmayı isterler. Size yağmurdan (dolayı) bir eziyet dokunur veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda size herhangi bir vebal yoktur. (Yine de) önleminizi alın! Şüphesiz ki Allah kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, cephedeyken bile namazın terk edilemeyeceğini, tek secdeli ve tek rekatlı olsa bile namazın mutlaka kılınması gerektiğini göstermektedir. Önceki ayetle birlikte bu ayette savaş yolculuğu ve savaş ortamında namaz konusu detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 102. ayet

  3. Nisâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 103. ayet. فَإِذَا قَضَيْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِكُمْ فَإِذَا ٱطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ كَانَتْ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ كِتَٰبًا مَّوْقُوتًا

    feiẕâ ḳaḍaytümu-ṣṣalâte feẕkürü-llâhe ḳiyâmev veḳu`ûdev ve`alâ cünûbiküm. feiẕe-ṭme'nentüm feeḳîmu-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte kânet `ale-lmü'minîne kitâbem mevḳûtâ.

    Mehmet Okuyan

    Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı hatırlayın! Güvene kavuşunca namazı (tam) kılın! Şüphesiz ki namaz, müminler üzerine vakitle yazılmış (bir farz)dır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk, hayatın her alanında Yüce Allah'ı hatırlamanın ve hayatı Allah bilinciyle yaşamanın gerekliliğini hatırlatmaktadır. Allah bilincinden yoksun bir hayatın aslında ölümden farkı yoktur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 103. ayet

  4. Nisâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 104. ayet. وَلَا تَهِنُوا۟ فِى ٱبْتِغَآءِ ٱلْقَوْمِ إِن تَكُونُوا۟ تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرْجُونَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    velâ tehinû fi-btigâi-lḳavm. in tekûnû te'lemûne feinnehüm ye'lemûne kemâ te'lemûn. vetercûne mine-llâhi mâ lâ yercûn. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin! Siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedir. (Üstelik) siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. dipnot 1 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düşman ordusunu takipte bıkkınlık ve yılgınlık gösterilmemesi gerektiği ifade edilerek, müslümanlar savaş yorgunluğu noktasında sıkıntı çekmiş ve bitap düşmüş olsalar da düşmanlarının da aynı şekilde bitap durumda oldukları hatırlatılmakta, herhangi bir gevşeklik gösterilmemesi gerektiği özellikle tembihlenmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 104. ayet

Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar 105–115

  1. Nisâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 105. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِمَآ أَرَىٰكَ ٱللَّهُ وَلَا تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا

    innâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi litaḥküme beyne-nnâsi bimâ erâke-llâh. velâ tekül lilḫâinîne ḫaṣîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitabı (Kur'an'ı) bir amaç ile indirdik; dipnot 1 hainlerden taraf olma! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:65, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: Hz. Muhammed de diğer insanlar da hüküm verirken Kur'an ile hüküm vermelidir; çünkü vahyin indiriliş amacı hayatın, Yüce Allah'ın gösterdiği şekilde yaşanmasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müfessirler bu ayetlerin çoğunun, Tu‘me İbn Ubeyrık hakkında indirildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bu iniş sebebi olayının nasıl meydana geldiği konusunda değişik rivayetler vardır. Tu‘me bir zırh çalmıştı. Bu zırh kendisinden istendiği zaman, bu hırsızlığı yahudilerden birinin üzerine atmıştı. Onunla o yahudinin kavmi arasında davalaşma iyice kızışınca münafık Tu‘me'nin sülalesi Hz. Muhammed'e gelerek, bu dava konusunda kendilerine yardım etmesini ve bu hırsızlık işini o yahudinin yaptığına hükmetmesini istemişlerdi. Hz. Muhammed de (onların sözüne güvenerek) bunu yapmak isteyince, işte bu ayet nazil olmuştu (Semerkandî, [Bahru'l-‘Ulûm], I, 335-336).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 105. ayet

  2. Nisâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 106. ayet. وَٱسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vestagfiri-llâh. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'tan bağışlanma dile! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir önceki ayetin yani 105. ayetin iniş sebebi rivayetinden de anlaşılacağı üzere, kendisine yanlış bilgi veren münafık Tu‘me lehinde, haklı olan yahudi aleyhinde hüküm verince bunun bir hata olduğunu ve bağışlanma dileğinde bulunması gerektiğini Yüce Allah Hz. Muhammed'e emretmektedir. Yüce Allah Hz. Muhammed'in bağışlanma dileğinde bulunmasını emredince, aslında benzer olaylarda hata yapanlara da seslenmiş olmakta ve kasten olmasa da hataen karşılaşılan böyle durumlarda işlenen bu türden günahları bağışlayabileceğini, çünkü kendisinin çok bağışlayan ve çok merhametli olduğunu bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Muhammed'in de bir beşer olması itibariyle hata işleyebileceği, bu yüzden de bağışlanma dileğinde bulunması gerektiğiyle ilgili olan bu mesaj, Tevbe 9:43, Ahzâb 33:37, Muhammed 47:19, Fetih 48:2, Tahrîm 66:1, ‘Abese 80:1-10 ve Nasr 110:3. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 106. ayet

  3. Nisâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 107. ayet. وَلَا تُجَٰدِلْ عَنِ ٱلَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا

    velâ tücâdil `ani-lleẕîne yaḫtânûne enfüsehüm. inne-llâhe lâ yüḥibbü men kâne ḫavvânen eŝîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine ihanet edenleri savunma! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah günaha dalmış hainleri sevmez. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah hainleri savunmaması yönünde Hz. Muhammed'i uyarıp bağışlanma dileğinde bulunmasını emrettiği gibi kendilerine hıyanet edenleri de savunmamasını istemektedir. Burada sözü edilenler öncelikle bir yahudiye ait zırhı çalan Tu‘me adlı kişinin yalancı olduğunu bilmelerine rağmen onu savunan yakınlarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [havvân] ile [esîm] sıfatları [mübâlağa] yani "abartı" kalıbındadır. Bu nedenle, söz konusu kişiler "sürekli ihanet edenler" ve "sürekli günah işleyenler", adeta ihanetten ve günahtan beslenenler şeklinde nitelendirilmektedirler.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 107. ayet

  4. Nisâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 108. ayet. يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا

    yestaḫfûne mine-nnâsi velâ yestaḫfûne mine-llâhi vehüve me`ahüm iẕ yübeyyitûne mâ lâ yerḍâ mine-lḳavl. vekâne-llâhü bimâ ya`melûne müḥîṭâ.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan gizlerler de Allah'tan gizleyemezler. (Oysa) geceleyin, O'nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken, O onlarla beraberdir. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 108. ayet

  5. Nisâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 109. ayet. هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ جَٰدَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَمَن يُجَٰدِلُ ٱللَّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا

    hâentüm hâülâi câdeltüm `anhüm fi-lḥayâti-ddünyâ femey yücâdilü-llâhe `anhüm yevme-lḳiyâmeti em mey yekûnü `aleyhim vekîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Siz dünya hayatında onlara taraf olup savundunuz; peki kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil (güven kaynağı) olacakmış!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 109. ayet

  6. Nisâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 110. ayet. وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    vemey ya`mel sûen ev yażlim nefsehû ŝümme yestagfiri-llâhe yecidi-llâhe gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim bir kötülük yaparsa veya nefsine haksızlık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulacaktır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 110. ayet

  7. Nisâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 111. ayet. وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُۥ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    vemey yeksib iŝmen feinnemâ yeksibühû `alâ nefsih. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 111. ayet

  8. Nisâ suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 112. ayet. وَمَن يَكْسِبْ خَطِيٓـَٔةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِۦ بَرِيٓـًٔا فَقَدِ ٱحْتَمَلَ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

    vemey yeksib ḫaṭîeten ev iŝmen ŝümme yermi bihî berîen feḳadi-ḥtemele bühtânev veiŝmem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim küçük veya büyük bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 112. ayet

  9. Nisâ suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 113. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا

    velevlâ faḍlü-llâhi `aleyke veraḥmetühû lehemmeṭ ṭâifetüm minhüm ey yüḍillûk. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeḍurrûneke min şey'. veenzele-llâhü `aleyke-lkitâbe velḥikmete ve`allemeke mâ lem tekün ta`lem. vekâne faḍlü-llâhi `aleyke `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya (şaşırtmaya) yeltenirdi. (Oysa) onlar, sadece kendilerini saptırır dipnot 1 ve sana asla zarar veremezler. Allah sana Kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:69.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 113. ayet

  10. Nisâ suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 114. ayet. لَّا خَيْرَ فِى كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَىٰهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَٰحٍۭ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâ ḫayra fî keŝîrim min necvâhüm illâ men emera biṣadeḳatin ev ma`rûfin ev iṣlâḥim beyne-nnâs. vemey yef`al ẕâlike-btigâe merḍâti-llâhi fesevfe nü'tîhi ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Onların gizli toplantılarının dipnot 1 birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka veya bir iyilik veya insanların arasını düzeltmeyi emredenin (öğütleyenin gizli toplantısı) hariç! Kim Allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona ileride büyük bir ödül vereceğiz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [necvâ] kavramı hakkında bilgi için bkz. Mücâdele 58:7, dipnot 1.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 114. ayet

  11. Nisâ suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 115. ayet. وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ ٱلْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِۦ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    vemey yüşâḳiḳi-rrasûle mim ba`di mâ tebeyyene lehü-lhüdâ veyettebi` gayra sebîli-lmü'minîne nüvellihî mâ tevellâ venuṣlihî cehennem. vesâet meṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Elçi'ye karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu (kendisinin) döndüğü yere döndürecek ve cehenneme atacağız. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 115. ayet

Şirkin bağışlanmaması; şeytanın vaadi ve kuruntular 116–126

  1. Nisâ suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    inne-llâhe lâ yagfiru ey yüşrake bihî veyagfiru mâ dûne ẕâlike limey yeşâ'. vemey yüşrik billâhi feḳad ḍalle ḍalâlem be`îdâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını, (diğer günahları) dilediği (layık olan) kimse için bağışlar. dipnot 1 Allah'a ortak koşan kimse, elbette uzak bir sapkınlığa düşmüş (demek)tir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nisâ 4:48. Demek ki Yüce Allah'ın bağışlamayacağını ilan ettiği tek günah, [şirk] yani şirk üzere ölmektir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 116. ayet

  2. Nisâ suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 117. ayet. إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَٰثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَٰنًا مَّرِيدًا

    iy yed`ûne min dûnihî illâ inâŝâ. veiy yed`ûne illâ şeyṭânem merîdâ.

    Mehmet Okuyan

    (117, 118) (Müşrikler) O'nun (Allah'ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah'ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: "Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 117. ayet

  3. Nisâ suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 118. ayet. لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا

    le`anehü-llâh. veḳâle leetteḫiẕenne min `ibâdike neṣîbem mefrûḍâ.

    Mehmet Okuyan

    (117, 118) (Müşrikler) O'nun (Allah'ın) peşi sıra birtakım dişilerden (dişi isimli putlardan) başkasına yalvarmıyorlar. Onlar, Allah'ın kendisine lanet ettiği inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar ki o şöyle demişti: "Şüphesiz ki kullarından belirli bir pay edineceğim.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 118. ayet

  4. Nisâ suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 119. ayet. وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَٰمِ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

    veleüḍillennehüm veleümenniyennehüm veleâmürannehüm feleyübettikünne âẕâne-l'en`âmi veleâmürannehüm feleyügayyirunne ḫalḳa-llâh. vemey yetteḫiẕi-şşeyṭâne veliyyem min dûni-llâhi feḳad ḫasira ḫusrânem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Onları mutlaka saptıracağım, elbette onları boş kuruntulara boğacağım; elbette onlara emredeceğim (fısıldayacağım) ve hayvanların kulaklarını yaracaklar; elbette onlara emredeceğim ve Allah'ın yarattığını değiştirecekler." dipnot 1 Kim Allah'ın dışında (O'nu bırakır da) şeytanı dost edinirse, elbette apaçık bir şekilde kaybetmiştir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Yüce Allah'ın yaratma sistemine ve yarattığı şeylere sebepsiz yere müdahale etmenin şeytan kaynaklı bir işlem olduğuna ve bu türden uygulamalardan kaçınmak gerektiğine dair bilgi verilmektedir. [Sünnetüllah] denen "ilahi kanun"a müdahale anlamında her bir işlem bu ayetin kapsamına girebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümlede şeytanın dost edinilmesinin bir "alın yazısı" değil, isteyen kişilerin "tercihinin sonucu" olduğu belirtilmektedir. Şeytanın dostluğunu istemek "sebep", şeytanın dost edinilmesi ise "sonuç"tur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 119. ayet

  5. Nisâ suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 120. ayet. يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا

    ye`idühüm veyümennîhim. vemâ ye`idühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.

    Mehmet Okuyan

    (Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir. (Oysa) şeytan, onlara aldanmadan başka bir şey vadetmemektedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah şeytanın insanlara çeşitli vaatlerde bulunduğunu, onlara boş ve anlamsız kuruntular fısıldadığını belirtmekte, onun bütün vaatlerinin aldatmadan başka bir şey olmadığını dile getirmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 120. ayet

  6. Nisâ suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 121. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا

    ülâike me'vâhüm cehennemü velâ yecidûne `anhâ meḥîṣâ.

    Mehmet Okuyan

    İşte onların barınağı cehennemdir; ondan (kaçabilecek) herhangi bir sığınak da bulamayacaklardır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 121. ayet

  7. Nisâ suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 122. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلًا

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti senüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. va`de-llâhi ḥaḳḳâ. vemen aṣdeḳu mine-llâhi ḳîlâ.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları, Allah'ın gerçek bir vaadi olarak ileride içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. dipnot 1 Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir ki! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah şeytanın izini takip edip onun vaatlerine kanan, dolayısıyla onun güdümüne girenlerin feci akıbetlerini ifade ettikten sonra, Kur'an'daki "mesânîlik" üslubu gereği cennetliklerden bahsetmektedir. Bu çerçevede Nisâ 4:57'de de yer aldığı üzere, Yüce Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacaktır. Kur'an'da kurtuluşun nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili olarak verilen bilgiler "iman" ve "salih amel" çerçevesinde şekillenmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Nisâ 4:87.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 122. ayet

  8. Nisâ suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 123. ayet. لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَآ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَن يَعْمَلْ سُوٓءًا يُجْزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدْ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    leyse biemâniyyiküm velâ emâniyyi ehli-lkitâb. mey ya`mel sûey yücze bihî velâ yecid lehû min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    (Cennete giriş) sizin kuruntularınızla da kitap ehlinin kuruntularıyla da değildir. dipnot 1 Kim bir kötülük yaparsa ona (yaptığının) karşılığı verilir ve kendisi için Allah'tan başka dost da yardımcı da bulamaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:111. ayetle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah gerek müslümanların, gerekse kitap ehlinin kuruntularının gerçek olmadığını, böyle kuruntulu davranmakla kurtuluşa ermenin mümkün olmadığını ifade etmektedir. Kuruntunun hiçbir işe yaramayacağıyla ilgili olarak Bakara 2:111'de şöyle buyrulmaktadır: (Kitap ehli:) "Yahudi olanlar veya hristiyanlar hariç kimse asla cennete giremeyecek." demişlerdi. İşte şu (iddiaları), kendi kuruntularıdır. De ki: "Doğruysanız delilinizi getirin!"

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 123. ayet

  9. Nisâ suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 124. ayet. وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا

    vemey ya`mel mine-ṣṣâliḥâti min ẕekerin ev ünŝâ vehüve mü'minün feülâike yedḫulûne-lcennete velâ yużlemûne neḳîrâ.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 124. ayet

  10. Nisâ suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 125. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا

    vemen aḥsenü dînem mimmen esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinüv vettebe`a millete ibrâhîme ḥanîfâ. vetteḫaẕe-llâhü ibrâhîme ḫalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Güzel davranarak yüzünü (benliğini) Allah'a teslim eden ve din bakımından hanîf (Allah'ı birleyen) İbrahim'in dipnot 1 milletine (dinine) uyandan daha güzel kim olabilir ki! dipnot 2 (Nitekim) Allah, İbrahim'i dost edinmişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:135; Al-i İmrân 3:95; En‘âm 6:79, 161; Nahl 16:123; Hacc 22:78.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette dikkat çekilen "din", evrensel anlamda bütün peygamberlerin tebliğ ettiği "tevhid"dir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 125. ayet

  11. Nisâ suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 126. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekâne-llâhü bikülli şey'im müḥîṭâ.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir ve Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 126. ayet

Kadınlar hakkında fetva ve adalet 127–134

  1. Nisâ suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 127. ayet. وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى ٱلنِّسَآءِ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ فِى يَتَٰمَى ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلْوِلْدَٰنِ وَأَن تَقُومُوا۟ لِلْيَتَٰمَىٰ بِٱلْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِهِۦ عَلِيمًا

    veyesteftûneke fi-nnisâ'. ḳuli-llâhü yüftîküm fîhinne vemâ yütlâ `aleyküm fi-lkitâbi fî yetâme-nnisâi-llâtî lâ tü'tûnehünne mâ kütibe lehünne vetergabûne en tenkiḥûhünne velmüstaḍ`afîne mine-lvildâni veen teḳûmû lilyetâmâ bilḳisṭ. vemâ tef`alû min ḫayrin feinne-llâhe kâne bihî `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Senden kadınlar dipnot 1 hakkında fetva istiyorlar. De ki: "Onlarla ilgili fetvayı size Allah şöyle vermektedir: Kitapta, kendileri için yazılmışı (farz kılınan mirası, mehri) vermeyip nikâhlamak istediğiniz kadınların yetimleri, zayıf bırakılmış (çaresiz) çocuklar ve yetimlere karşı adil davranmanız hakkında size tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan ayetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymakta)dır. Her ne hayır (yardım) yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sure, adını burada geçen ve "kadınlar" anlamına gelen [en-Nisâ'] kelimesinden almıştır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 127. ayet

  2. Nisâ suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 128. ayet. وَإِنِ ٱمْرَأَةٌ خَافَتْ مِنۢ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَٱلصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ ٱلْأَنفُسُ ٱلشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    veini-mraetün ḫâfet mim ba`lihâ nüşûzen ev i`râḍan felâ cünâḥa `aleyhimâ ey yuṣliḥâ beynehümâ ṣulḥâ. veṣṣulḥu ḫayr. veuḥḍirati-l'enfüsü-şşüḥḥ. vein tuḥsinû vetetteḳû feinne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Bir hanım, kocasının geçimsizliğinden dipnot 1 veya kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, dipnot 2 aralarında tamamen bir barış yapmalarında onlara hiçbir vebal yoktur. Barış hayırlı olandır. Zaten nefisler kıskançlığa hazır kılınmıştır. Güzel davranır (iyi geçinir) ve takvâlı (duyarlı) olursanız, şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçimsizlik olarak anlam verdiğimiz nüşûz kelimesi, erkek eşlerin, başkasıyla evlenmek düşüncesiyle hareket ederek gözlerini, bakışlarını eşinin üzerinden kaldırması ve başka biriyle evlilik arayışına girmesi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu mesaj Nisâ 4:34-35. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 128. ayet

  3. Nisâ suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 129. ayet. وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا۟ أَن تَعْدِلُوا۟ بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا۟ كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    velen testeṭî`û en ta`dilû beyne-nnisâi velev ḥaraṣtüm felâ temîlû külle-lmeyli feteẕerûhâ kelmü`alleḳah. vein tuṣliḥû vetetteḳû feinne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Ne kadar uğraşsanız da kadınlar arasında adil davranmaya asla güç yetiremezsiniz; dipnot 1 (eşlerinizin birisine) tamamen yönelip (diğerini) askıdaymış gibi bırakmayın! Kendinizi düzeltir ve takvâlı (duyarlı) davranırsanız, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Nisâ 4:3. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 129. ayet

  4. Nisâ suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 130. ayet. وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ ٱللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمًا

    veiy yeteferraḳâ yugni-llâhü küllem min se`atih. vekâne-llâhü vâsi`an ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (Eşler birbirlerinden) ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. dipnot 1 Allah imkânı geniş olandır, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:236-237. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah eşler arasında adaletsizlik yapmamak için çıkabilecek problemleri ıslah eden, bozulan aile içi düzeni yeniden kurup ıslahı gerçekleştirenler, ayrıca takvâlı davranan yani sorumluluğunu bilip duyarlı davrananları yine de işleyecekleri hatalar noktasında bağışlayabileceğini ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 130. ayet

  5. Nisâ suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 131. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. veleḳad veṣṣayne-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm veiyyâküm eni-tteḳu-llâh. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekâne-llâhü ganiyyen ḥamîdâ.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. Yemin olsun ki sizden önce kendilerine Kitap verilenlere de size de "Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!" diye emrettik. dipnot 1 İnkâr ederseniz (bilin ki) göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. dipnot 2 Allah zengindir, övgüye layık olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah özelde evlilik ve boşanma hukuku, genelde ise dile getirdiği bütün prensiplerle ilgili olarak evrensel anlamda bütün risalet öğretilerini aynı içerikte şekillendirdiğini bildirmektedir. Burada hem müslümanlardan önce kendilerine kitap verilen yahudiler ve hristiyanlar gibi kitap ehline, hem de bu son ilahi mesajın muhatabı olan müminlere yönelik olarak "Allah'a karşı muttakî (duyarlı) olmaları" gerektiğini bildirdiğini ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Nisâ 4:170.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 131. ayet

  6. Nisâ suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 132. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 132. ayet

  7. Nisâ suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 133. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا

    iy yeşe' yüẕhibküm eyyühe-nnâsü veye'ti biâḫarîn. vekâne-llâhü `alâ ẕâlike ḳadîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Allah dilerse sizi giderir (yok eder) ve (yerinize) başkalarını getirir; Allah'ın buna gücü yeter. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:54; En‘âm 6:133; Tevbe 9:39; Hûd 11:57; İbrâhîm 14:19; Fâtır 35:16; Muhammed 47:38. Bu ayetlerde genelde insanlara, özelde ve bağlam gereği inkârcı nankörlere seslenilmekte ve Allah için vazgeçilmez olmadıkları ifade edilmek istenmektedir. Yüce Allah'a muhtaç olanlar insanlardır; Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; İhlâs 112:2'de geçtiği üzere [es-Samed] oluşunun anlamı da budur. Öyleyse sınırsız gücün sahibi olan Yüce Allah insanları yok edebilir ve yerlerine yenilerini elbette yaratabilir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 133. ayet

  8. Nisâ suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 134. ayet. مَّن كَانَ يُرِيدُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ ثَوَابُ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    men kâne yürîdü ŝevâbe-ddünyâ fe`inde-llâhi ŝevâbü-ddünyâ vel'âḫirah. vekâne-llâhü semî`am beṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Kim dünya sevabını (ödülünü) isterse (bilsin ki) dünyanın da ahiretin de sevabı (ödülü) yalnızca Allah katındadır. Allah duyandır, görendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 134. ayet

Adaletle şahitlik; kâfirleri dost edinenler 135–141

  1. Nisâ suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 135. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne bilḳisṭi şühedâe lillâhi velev `alâ enfüsiküm evi-lvâlideyni vel'aḳrabîn. iy yekün ganiyyen ev feḳîran fellâhü evlâ bihimâ felâ tettebi`ü-lhevâ en ta`dilû. vein telvû ev tü`riḍû feinne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Adaleti (titizlikle) ayakta tutan, kendiniz, ana baba(nız) ve yakınlar(ınız) aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kişiler olun! dipnot 1 (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin de fakir de olsalar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Adalet(ten sapma) konusunda arzular(ınız)a uymayın! (Şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez) veya şahitlik etmekten kaçınırsanız, (bilin ki) şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada muhataplar hem yönetici veya yargıç makamında bulunanlardır; hem de şahitlik etmesinden söz edilen herkestir. Nisâ 4:3 ve 127'de yetimler ve kadınlarla ilgili özel bazı konularda adaletle ilgili uyarılara yer verilmişken, Nisâ 4:58'de genel anlamda adaletle hükmedilmesi gerektiği dile getirilmişti. Burada adaletin sağlanması için insanlar arasındaki davalarda Yüce Allah için şahitler olunması gerektiği değişik boyutlar üzerinden ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Nisâ 4:58; Mâide 5:8, 42; En‘âm 6:152; Nahl 16:90; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 135. ayet

  2. Nisâ suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 136. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِى نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû âminû billâhi verasûlihî velkitâbi-lleẕî nezzele `alâ rasûlihî velkitâbi-lleẕî enzele min ḳabl. vemey yekfür billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülihî velyevmi-l'âḫiri feḳad ḍalle ḍalâlem be`îdâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a, Elçisine, Elçisine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaba (vahiylere) iman edip güvenin! dipnot 1 Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve son günü (ahiret gününü) inkâr ederse elbette uzak bir sapma ile sapmıştır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette imanla ilgili iki kelime geçtiği, ilkinde hitap "ey iman edenler" şeklinde belirlendiği için ikincisine "inanıp güvenin" veya "imanda devamlı olun" anlamı verilmelidir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 136. ayet

  3. Nisâ suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 137. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلًۢا

    inne-lleẕîne âmenû ŝümme keferû ŝümme âmenû ŝümme keferû ŝümme-zdâdû küfral lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki iman edip sonra inkâr edenler, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenler, sonra da inkârlarını artıranlar var ya, Allah (işte) onları bağışlamayacak ve onları doğru yola ulaştırmayacaktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:168; Muhammed 47:34.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 137. ayet

  4. Nisâ suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 138. ayet. بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    beşşiri-lmünâfiḳîne bienne lehüm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Münafıklara, kendileri için elem verici bir azap olduğunu müjdele!

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 138. ayet

  5. Nisâ suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 139. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا

    elleẕîne yetteḫiẕûne-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. eyebtegûne `indehümü-l`izzete feinne-l`izzete lillâhi cemî`â.

    Mehmet Okuyan

    Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların (kâfirlerin) yanında itibar mı arıyorlar? Bilsinler ki itibar bütünüyle ve yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:65; Fâtır 35:10.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 139. ayet

  6. Nisâ suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 140. ayet. وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا۟ مَعَهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦٓ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ جَامِعُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْكَٰفِرِينَ فِى جَهَنَّمَ جَمِيعًا

    veḳad nezzele `aleyküm fi-lkitâbi en iẕâ semi`tüm âyâti-llâhi yükferu bihâ veyüstehzeü bihâ felâ taḳ`udû me`ahüm ḥattâ yeḫûḍû fî ḥadîŝin gayrihi. inneküm iẕem miŝlühüm. inne-llâhe câmi`u-lmünâfiḳîne velkâfirîne fî cehenneme cemî`â.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) Kitapta size şöyle (bir hüküm) indirmiştir: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve/veya onlarla alay edildiğini duyduğunuz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla birlikte oturmayın! dipnot 1 (Aksi takdirde) şüphesiz ki siz de onlar gibi olursunuz. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet En‘âm 6:68, Tevbe 9:69 ve Müddessir 74:45. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'ın ayetlerinin inkâr edilerek alaya alınmasına göz yummak ve o ortamda bulunmaya devam etmek, bu inkâr ve alaya rıza göstermek ve onlar gibi davranarak bu günaha ortak olmak demektir. Gerçek anlamda inanan birinin, cehennemde bir araya toplanacak ve cezalandırılacak olan münafıklara ve kâfirlere uymaması gerekir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 140. ayet

  7. Nisâ suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 141. ayet. ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَٰفِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَٰفِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

    elleẕîne yeterabbeṣûne biküm. fein kâne leküm fetḥum mine-llâhi ḳâlû elem neküm me`aküm. vein kâne lilkâfirîne neṣîbün ḳâlû elem nestaḥviẕ `aleyküm venemna`küm mine-lmü'minîn. fellâhü yaḥkümü beyneküm yevme-lḳiyâmeh. veley yec`ale-llâhü lilkâfirîne `ale-lmü'minîne sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar) sizi gözetleyip dururlar. Size Allah'tan bir zafer (nasip) olursa, "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferde) bir payları olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebileceğimiz hâlde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?" derler. dipnot 1 Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:154 ve 167. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah münafıkların müminleri sürekli takip ettiklerini, içinde bulundukları her olayı, attıkları her adımı izlediklerini, duruma göre bir tavır içerisine girdiklerini bildirmektedir. Yaşanan herhangi bir savaşta eğer müslümanlar zafer elde etmişlerse "biz de sizinle birlikteydik" dedikleri ifade edilmektedir. Yüce Allah münafıkların ikiyüzlülüklerini ortaya koymak üzere, inkârcılar herhangi bir savaşta üstünlük sağlarlarsa bu defa onlara dönerek kendilerine destek verdiklerini, güçlü olmalarını sağladıklarını ve onları müminlerin saldırılarından koruduklarını söylediklerini ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 141. ayet

Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka 142–152

  1. Nisâ suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 142. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

    inne-lmünâfiḳîne yüḫâdi`ûne-llâhe vehüve ḫâdi`uhüm. veiẕâ ḳâmû ile-ṣṣalâti ḳâmû küsâlâ yürâûne-nnâse velâ yeẕkürûne-llâhe illâ ḳalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki münafıklar, Allah'ı aldat(tıklarını san)ıyorlar; (Oysa) O onları(n kendilerini) aldat(masını sağlayand)ır. dipnot 1 Onlar namaza kalktıkları zaman insanlara gösteriş yaparak üşenerek kalkarlar; dipnot 2 azı hariç Allah'ı hatırlamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:9. ayetle okunmalıdır. Bu tür ayetlerde kullanılan fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen Allah'ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Al-i İmrân 3:54; Enfâl 8:30; Tevbe 9: 67, 79.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Bakara 2:264, Nisâ 4:38 ve Mâ‘ûn 107:6. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 142. ayet

  2. Nisâ suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 143. ayet. مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    müẕebẕebîne beyne ẕâlik. lâ ilâ hâülâi velâ ilâ hâülâ'. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (yakınlar) ne de bunlara! Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 143. ayet

  3. Nisâ suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 144. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lkâfirîne evliyâe min dûni-lmü'minîn. etürîdûne en tec`alû lillâhi `aleyküm sülṭânem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! dipnot 1 (Bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:28, 118, Mâide 5:51, 57, Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 144. ayet

  4. Nisâ suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 145. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا

    inne-lmünâfiḳîne fi-dderki-l'esfeli mine-nnâr. velen tecide lehüm neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki münafıklar, ateşin en alt tabakasındadır. dipnot 1 Onlar için asla hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sadece burada geçen [ed-derkü'l-esfelü] tamlaması "en aşağı tabaka", "en dip", "en aşağı yer" gibi anlamlara gelmekte ve münafıkların küfür noktasında en kötü insanlar olduğu ifade edilmektedir. Küfrün her çeşidi elbette kötüdür, akıbeti fecidir; ancak küfrün mahşerdeki azabı en korkunç olanı, sahibini ateşin en alt tabakasına sokacak olan "münafıklık"tır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 145. ayet

  5. Nisâ suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 146. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا۟ دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    ille-lleẕîne tâbû veaṣleḥû va`teṣamû billâhi veaḫleṣû dînehüm lillâhi feülâike me`a-lmü'minîn. vesevfe yü'ti-llâhü-lmü'minîne ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler, dipnot 1 Allah'a sımsıkı sarılıp dipnot 2 dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar, müminlerle beraberdir. Allah müminlere ileride büyük bir ödül verecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Al-i İmrân 3:103 ve Zuhruf 43:43. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 146. ayet

  6. Nisâ suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 147. ayet. مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا

    mâ yef`alü-llâhü bi`aẕâbiküm in şekertüm veâmentüm. vekâne-llâhü şâkiran `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Siz şükredip iman ederseniz, Allah size neden azap etsin ki! Allah şükre çok karşılık verendir, bilendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 147. ayet

  7. Buradan itibaren cüz 6

    Nisâ suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 148. ayet. لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

    lâ yüḥibbü-llâhü-lcehra bissûi mine-lḳavli illâ men żulim. vekâne-llâhü semî`an `alîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; haksızlığa uğrayan(ın sözü) hariç! dipnot 1 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet haksızlığa uğratılanların verebileceği bazı tepkileri içerir. En‘âm 6:108 gereği, hiçbir şekilde sövgü serbestisi söz konusu değildir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 148. ayet

  8. Nisâ suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 149. ayet. إِن تُبْدُوا۟ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا۟ عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

    in tübdû ḫayran ev tuḫfûhü ev ta`fû `an sûin feinne-llâhe kâne `afüvven ḳadîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz (Allah bunları da bilir). Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, gücü yetendir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 149. ayet

  9. Nisâ suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 150. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُوا۟ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا

    inne-lleẕîne yekfürûne billâhi verusülihî veyürîdûne ey yüferriḳû beyne-llâhi verusülihî veyeḳûlûne nü'minü biba`ḍiv venekfüru biba`ḍiv veyürîdûne ey yetteḫiẕû beyne ẕâlike sebîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ı ve elçilerini inkâr edenler ve Allah ile elçilerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman eder, bir kısmını inkâr ederiz!" deyip dipnot 1 (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya,

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:85.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 150. ayet

  10. Nisâ suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 151. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    ülâike hümü-lkâfirûne ḥaḳḳâ. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 151. ayet

  11. Nisâ suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 152. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî velem yüferriḳû beyne eḥadim minhüm ülâike sevfe yü'tîhim ücûrahüm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve elçilerine iman edip onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayanlara (gelince), dipnot 1 işte Allah onlara ileride ödüllerini verecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:136, 285; Al-i İmrân 3:84.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 152. ayet

Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları 153–162

  1. Nisâ suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 153. ayet. يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    yes'elüke ehlü-lkitâbi en tünezzile `aleyhim kitâbem mine-ssemâi feḳad seelû mûsâ ekbera min ẕâlike feḳâlû erine-llâhe cehraten feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü biżulmihim. ŝümme-tteḫaẕü-l`icle mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü fe`afevnâ `an ẕâlik. veâteynâ mûsâ sülṭânem mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş dipnot 1 ve "Bize Allah'ı apaçık göster." demişlerdi dipnot 2 de haksızlıkları sebebiyle onları hemen yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık ayetler (mucizeler) geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. dipnot 3 Biz bunu da affetmiş, Musa'ya da apaçık bir delil vermiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:70.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:55; İsrâ 17:92; Furkân 25:21.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:51, 92. Yüce Allah Hz. Musa'nın Sînâ Dağı'na çıkışının ardından İsrailoğulları'nın bir buzağıyı ilah edinerek zalimler olduklarını ifade etmektedir. Ayrıca bkz. A‘râf 7:142.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 153. ayet

  2. Nisâ suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 154. ayet. وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    verafa`nâ fevḳahümu-ṭṭûra bimîŝâḳihim veḳulnâ lehümü-dḫulü-lbâbe süccedev veḳulnâ lehüm lâ ta`dû fi-ssebti veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.

    Mehmet Okuyan

    Söz vermeleri (ve sözlerinde durmamaları) nedeniyle üzerlerine (âdeta Sînâ) dipnot 1 Dağı'nı kaldırmıştık. dipnot 2 (Başka bir sefer) onlara, "Baş eğerek kapıdan girin!" demiştik. (Bir başka zaman da) onlara, "Cumartesi günü sınırı aşmayın!" dipnot 3 demiştik. Kendilerinden sağlam bir söz almıştık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:63, 93; A‘râf 7:171.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Bakara 2:65; A‘râf 7:163; Nahl 16:124. İsrailoğulları, cumartesi günleri hiçbir işle ilgilenmeyip sadece ibadetle emrolunmuşlardı. Bu durum İsrailoğulları'nın, cumartesi günü dünya işleri ile uğraşmamaları gerektiğini ifade etmektedir. Bölgedeki balıklar da cumartesi günü (Allah'ın imtihanı olarak) açıktan açığa sürüler halinde kıyıya geliyorlardı. İsrailoğulları balıkların kıyıya akın akın gelmelerine imrenerek hırslarına mağlup olmuşlar, bu yasağı dinlemeyip cumartesi günlerinde de avlanmaya devam etmişlerdi. Böylece ilahi bir emre itibar etmeyip onu çiğnemişler, "Cumartesi Yasağı"nı ihlal etmişlerdi.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 154. ayet

  3. Nisâ suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 155. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm veküfrihim biâyâti-llâhi veḳatlihimü-l'embiyâe bigayri ḥaḳḳiv veḳavlihim ḳulûbünâ gulf. bel ṭabe`a-llâhü `aleyhâ biküfrihim felâ yü'minûne illâ ḳalîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Sözlerinden dönmeleri, dipnot 1 Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri dipnot 2 ve "Kalplerimiz perdelidir!" demeleri sebebiyle (onları cezalandırmıştık). Aksine (dahası), küfürleri sebebiyle Allah onlara (kalplere) mühür vurmuştur; azı hariç artık iman etmezler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kitap ehlinin verdikleri sözleri çeşitli zamanlarda sürekli bozmaları, taahhütlerini çiğnemeleri sebebiyle onları cezalandırdığını bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:61; Al-i İmrân 3:21, 112, 181.
    3. metne dön, dipnot 3
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 155. ayet

  4. Nisâ suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 156. ayet. وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًا

    vebiküfrihim veḳavlihim `alâ meryeme bühtânen `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    (Bir de) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından dolayı dipnot 1 (onları cezalandırmıştık).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Meryem 19:27. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 156. ayet

  5. Nisâ suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 157. ayet. وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا

    veḳavlihim innâ ḳatelne-lmesîḥa `îse-bne meryeme rasûle-llâh. vemâ ḳatelûhü vemâ ṣalebûhü velâkin şübbihe lehüm. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fîhi lefî şekkim minh. mâ lehüm bihî min `ilmin ille-ttibâ`a-żżann. vemâ ḳatelûhü yeḳînâ.

    Mehmet Okuyan

    (İsrailoğulları'nın) "Allah elçisi (olduğunu sanan) Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük!" demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememiş ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 157. ayet

  6. Nisâ suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 158. ayet. بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    ber rafe`ahü-llâhü ileyh. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Aksine Allah onu (İsa'yı) kendine (katına) yükseltmiştir. dipnot 1 Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:55 ve Mâide 5:116-117. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette Hz. İsa'nın ölmediği değil, düşmanları tarafından asılamadığı ve öldürülemediği dile getirilmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 158. ayet

  7. Nisâ suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 159. ayet. وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا

    veim min ehli-lkitâbi illâ leyü'minenne bihî ḳable mevtih. veyevme-lḳiyâmeti yekûnü `aleyhim şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehlinden her biri, (kendi) ölümünden önce ona (İsa'ya) elbette iman edecektir. dipnot 1 Kıyamet gününde de (İsa), onlara (aleyhte) şahit olacaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu inanç kitap ehlinden olan kişinin ölümü esnasında gerçekleşeceği için geçerli değildir. Bu mesaj, Nisâ 4:18, En‘âm 6:158, Yûnus 10:90-91 ve Mü'min 40:85. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 159. ayet

  8. Nisâ suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 160. ayet. فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا

    febiżulmim mine-lleẕîne hâdû ḥarramnâ `aleyhim ṭayyibâtin üḥillet lehüm vebiṣaddihim `an sebîli-llâhi keŝîrâ.

    Mehmet Okuyan

    Yahudilerin (yaptıkları) haksızlıktan, bir de çok kimseyi Allah yolundan engellemelerinden dolayı kendilerine (daha önce) helal kılınmış bulunan temiz şeyleri onlara haram kılmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Al-i İmrân 3:93 ve En‘âm 6:146. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 160. ayet

  9. Nisâ suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 161. ayet. وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    veaḫẕihimü-rribâ veḳad nühû `anhü veeklihim emvâle-nnâsi bilbâṭil. vea`tednâ lilkâfirîne minhüm `aẕâben elîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine yasaklanmasına rağmen faizi almaları ve insanların mallarını batıl yollarla yemelerinden dolayı içlerinden kâfirler için elem verici bir azap hazırladık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre inkâr ve yasakları işlemek "sebep", elem verici azaba çarptırılmak ise "sonuç"tur.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 161. ayet

  10. Nisâ suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 162. ayet. لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أُو۟لَٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا

    lâkini-rrâsiḫûne fi-l`ilmi minhüm velmü'minûne yü'minûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablike velmüḳîmîne-ṣṣalâte velmü'tûne-zzekâte velmü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫir. ülâike senü'tîhim ecran `ażîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eden, namazı kılan, zekâtı veren, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara ileride büyük bir ödül vereceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 100, 110, 113-115. ayetlerde de geçtiği üzere, Allah kitap ehlinin hepsinin aynı duyarsızlıkta olmadığını, kötüleri çoğunlukta olsa da içlerinde iyilerin de bulunduğunu, toptancı bir değerlendirme yapmamak gerektiğini bu ayette de çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 162. ayet

Peygamberlere vahiy ve şahitlik 163–170

  1. Nisâ suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 163. ayet. إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

    innâ evḥaynâ ileyke kemâ evḥaynâ ilâ nûḥiv vennebiyyîne mim ba`dih. veevḥaynâ ilâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi ve`îsâ veeyyûbe veyûnüse vehârûne vesüleymân. veâteynâ dâvûde zebûrâ.

    Mehmet Okuyan

    Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, (onların) torunlarına, İsa'ya, Eyüp'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyetmiştik. Davud'a da Zebur'u vermiştik.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 163. ayet

  2. Nisâ suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 164. ayet. وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا

    verusülen ḳad ḳaṣaṣnâhüm `aleyke min ḳablü verusülel lem naḳṣuṣhüm `aleyk. vekelleme-llâhü mûsâ teklîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Daha önce sana kıssasını anlattığımız elçilere de kıssasını sana anlatmadığımız elçilere de (vahy etmiştik). dipnot 1 Allah Musa'ya da tam anlamıyla konuşmuştu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da yer alan kıssaların tüm peygamberleri içermediği, çünkü kıssası anlatılmayan peygamberlerin de olduğuyla ilgili benzer mesaj: Mü'min 40:78.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 164. ayet

  3. Nisâ suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 165. ayet. رُّسُلًا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

    rusülem mübeşşirîne vemünẕirîne liellâ yekûne linnâsi `ale-llâhi ḥuccetüm ba`de-rrusül. vekâne-llâhü `azîzen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak dipnot 1 (gönderilen) elçilere de (vahy etmiştik) ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı herhangi bir delili (bahanesi) olmasın! Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Nisâ 4:165; En‘âm 6:48; Kehf 18:56.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 165. ayet

  4. Nisâ suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 166. ayet. لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا

    lâkini-llâhü yeşhedü bimâ enzele ileyke enzelehû bi`ilmih. velmelâiketü yeşhedûn. vekefâ billâhi şehîdâ.

    Mehmet Okuyan

    Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmi ile indirdiğine şahitlik eder; melekler de (buna) şahitlik ederler. Şahit olarak Allah yeter. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah vahiy ve risalet sisteminde keyfiliğin değil, bir sistemin var olduğunu ifade etmek üzere sözü genel anlamda bütün peygamberlerin tâbi kılındığı sisteme getirmektedir. Nisâ 4:152'de de belirtildiği gibi, kitap ehli Hz. Muhammed'den kendilerine gökten bir kitap indirmesini istemişti. Yüce Allah işte bu ayette kişilere özel vahiy indirmediğini ifade ederek vahyi indirmenin de peygamberlerin işi değil Allah'ın kudretiyle şekillendirildiğini ilan etmektedir. Hz. Muhammed'den gökten kendilerine bir kitap indirmesini isteyenlere cevap verilmekte, Hz. Nuh'a ve sonraki peygamberlere vahyedildiği gibi Hz. Muhammed'e de vahyi Yüce Allah'ın göndermekte olduğu ifade edilmekte, böylece hem risalet kurumuna ait bir sisteme değinilmekte hem de vahyi Allah'ın sahiplendiği bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 166. ayet

  5. Nisâ suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 167. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا

    inne-lleẕîne keferû veṣaddû `an sebîli-llâhi ḳad ḍallû ḍalâlem be`îdâ.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki inkar edip (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar dipnot 1 elbette (doğru yoldan) tamamen uzaklaşmışlardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer Mesajlar: Muhammed 47:32, 34.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 167. ayet

  6. Nisâ suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 168. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا

    inne-lleẕîne keferû veżalemû lem yeküni-llâhü liyagfira lehüm velâ liyehdiyehüm ṭarîḳâ.

    Mehmet Okuyan

    (168, 169) İnkâr edip haksızlık edenleri Allah asla bağışlayacak değildir. dipnot 1 Onları içinde ebedî kalacakları dipnot 2 cehennemin yolundan başka bir yola ulaştıracak da değildir. Bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:137; Muhammed 47:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 168. ayet

  7. Nisâ suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 169. ayet. إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    illâ ṭarîḳa cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Mehmet Okuyan

    (168, 169) İnkâr edip haksızlık edenleri Allah asla bağışlayacak değildir. dipnot 1 Onları içinde ebedî kalacakları dipnot 2 cehennemin yolundan başka bir yola ulaştıracak da değildir. Bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:137; Muhammed 47:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 169. ayet

  8. Nisâ suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 170. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

    yâ eyyühe-nnâsü ḳad câekümü-rrasûlü bilḥaḳḳi mir rabbiküm feâminû ḫayral leküm. vein tekfürû feinne lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Elbette Elçi size Rabbinizden gerçeği getirdi; kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin! İnkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz ki hepsi yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nisâ 4:131.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 170. ayet

"Dininizde sınırları aşmayın"; kelâle hükmü 171–176

  1. Nisâ suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 171. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ إِنَّمَا ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلْقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَا تَقُولُوا۟ ثَلَٰثَةٌ ٱنتَهُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ سُبْحَٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm velâ teḳûlû `ale-llâhi ille-lḥaḳḳ. inneme-lmesîḥu `îse-bnü meryeme rasûlü-llâhi vekelimetüh. elḳâhâ ilâ meryeme verûḥum minh. feâminû billâhi verusülih. velâ teḳûlû ŝelâŝeh. intehû ḫayral leküm. inneme-llâhü ilâhüv vâḥid. sübḥâneh ey yekûne lehû veled. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey kitap ehli! Dininiz hakkında aşırı gitmeyin dipnot 1 ve Allah hakkında, gerçek(ler)den başkasını söylemeyin! Mesih (yani) Meryem oğlu İsa, sadece Allah'ın elçisidir; (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı kelimesidir; dipnot 2 O'ndan bir rûhtur (mesajdır). Allah'a ve elçilerine iman edin! "(Tanrı) üçtür!" demeyin; sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin! Yalnızca Allah'tır tek ilah. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki hitap hristiyanlara yönelik olsa da ayet "Ey kitap ehli! Dininizde aşırı gitmeyin" diye başlamakta. Çünkü yahudiler, annesine iftira atarak nesebini dile dolamışlar, hristiyanlar ise Hz. İsa'yı insan olmaktan çıkarıp ilah olduğu iddiasında bulunmuşlardı. Ayette bu iki hatanın fark edilerek terk edilmesi hedeflenmiş olsa gerektir. Kitap ehlinin, dinde aşırıya kaçmamaları noktasında Mâide 5:77'de de uyarıldığı görülmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu mesaj Al-i İmrân 3:39 ve 45 ile okunmalıdır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 171. ayet

  2. Nisâ suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 172. ayet. لَّن يَسْتَنكِفَ ٱلْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْدًا لِّلَّهِ وَلَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ٱلْمُقَرَّبُونَ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا

    ley yestenkife-lmesîḥu ey yekûne `abdel lillâhi vele-lmelâiketü-lmüḳarrabûn. vemey yestenkif `an `ibâdetihî veyestekbir feseyaḥşüruhüm ileyhi cemî`â.

    Mehmet Okuyan

    Mesih (İsa) ve (Allah'a) yakınlaştırılmış melekler, dipnot 1 Allah'ın kulu olmaktan geri durmazlar. dipnot 2 Kim O'na kulluktan geri durup kibirlenirse, (bilsin ki Allah) hepsini ileride huzuruna toplayacaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meleklerin [tesbih]i ve ibadetiyle ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:206; Ra‘d 13:13; Nahl 16:49; Enbiyâ 21:19, 20; Zümer 39:75; Mü'min 40:7; Fussilet 41:38.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah Hz. İsa'ya kulluk edenler başta olmak üzere Yüce Allah'tan başkalarına kulluk edenlere hitap etmekte, gerek Hz. İsa'nın, gerekse Yüce Allah'a yakınlaştırılmış meleklerin Allah'a kulluktan geri durmadıklarını, çekinmediklerini bildirmektedir.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 172. ayet

  3. Nisâ suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 173. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْتَنكَفُوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    feemme-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti feyüveffîhim ücûrahüm veyezîdühüm min faḍlih. veemme-lleẕîne-stenkefû vestekberû feyü`aẕẕibühüm `aẕâben elîmev velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara (Allah) ödüllerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da verecektir. dipnot 1 (Kulluğundan) kaçınan ve kibirlenenlere gelince, (Allah) onlara elem verici bir şekilde azap edecektir. Onlar kendileri için Allah'a rağmen hiçbir dost da yardımcı da bulamayacaklardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da kurtuluşun nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili olarak verilen bilgiler "iman ve salih amel" çerçevesinde şekillenmektedir. Kur'an'a göre kişinin kurtuluşu iman ve salih amel birlikteliğine bağlanmaktadır. İman bir güven kurumudur ve bir inancın iman adını alması salih amellerle desteklenmesine ve ispatlanmasına bağlıdır. Salih amelin imandan ayrılamayacağı İsrâ 17:9, Kehf 18:2 ve Tâhâ 20:75'te açıkça ifade edilmektedir. Salih amel yoksa inanç "iman" olmaz; iman yoksa da davranışa "sâlih amel" denmez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:17.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 173. ayet

  4. Nisâ suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 174. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَٰنٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا

    yâ eyyühe-nnâsü ḳad câeküm bürhânüm mir rabbiküm veenzelnâ ileyküm nûram mübînâ.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Elbette size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nûr dipnot 1 (Kur'an) indirdik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bütün insanlığa [nûr-u mübîn] yani "apaçık bir nur" yani "Kur'an"ı indirdiğini bildirmektedir. Kur'an'ın "ışık" anlamına gelen bu ismiyle, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiş olduğu ortaya konulmaktadır. Bu konuda örnek ayetler için bkz. Mâide 5:15; A‘râf 7:157; Tevbe 9:32; Hacc 22:8; Nûr 24:35; Lokmân 31:20; Şûrâ 42:52; Saff 61:8; Teğâbun 64:8.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 174. ayet

  5. Nisâ suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 175. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍ مِّنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

    feemme-lleẕîne âmenû billâhi va`teṣamû bihî feseyüdḫilühüm fî raḥmetim minhü vefaḍliv veyehdîhim ileyhi ṣirâṭam müsteḳîmâ.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a iman edip O'na (vahyine) sımsıkı sarılanlara dipnot 1 gelince, (Allah) onları kendinden bir merhamete ve lütfa koyacaktır; onları kendine (varan) doğru yola ulaştıracaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 175. ayet

  6. Nisâ suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Nisâ suresi, 176. ayet. يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَٰلَةِ إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَهُۥٓ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِن كَانُوٓا۟ إِخْوَةً رِّجَالًا وَنِسَآءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

    yesteftûnek. ḳuli-llâhü yüftîküm fi-lkelâleh. ini-mruün heleke leyse lehû veledüv velehû uḫtün felehâ niṣfü mâ terak. vehüve yeriŝühâ il lem yekül lehâ veledün. fein kânete-ŝneteyni felehüme-ŝŝülüŝâni mimmâ terak. vein kânû iḫveter ricâlev venisâen feliẕẕekeri miŝlü ḥażżi-l'ünŝeyeyn. yübeyyinü-llâhü leküm en teḍillû. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Senden fetva istiyorlar. De ki: Kelâle dipnot 1 (nin mirası hakkında) Allah size fetvayı (şöyle) vermektedir: Çocuksuz bir kişi ölürse ve onun bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı onundur (kız kardeşindir). Çocuksuz bir kadın (ölür ve onun bir erkek kardeşi olursa) o (erkek kardeş) ona mirasçı olur. Kız kardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Şayet erkek ve kadın daha fazla kardeş var ise bir erkeğin payı iki kadının payı gibidir. Şaşırırsınız diye Allah size açıklıyor. Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nisâ 4:12'de de geçen [kelâleh] kelimesi, "ana baba ve çocukları bulunmadan ölen kişi" veya "çocuk ve baba tarafından olmayan akrabalar", bir anlamda "birinci dereceden bir mirasçısı bulunmayan kişi" demektir. [Kelâle] bazen mirasçı olanların, bazen de mirasçı olunanların niteliği olarak kullanılabilir. Bunlar, birinci derece akrabalığa göre daha zayıftır.

    Ayet detayı — Nisâ suresi, 176. ayet