Bakara suresi

Bakara suresi, 275. ayet

Bakara suresi, 275. ayet. ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

elleẕîne ye'külûne-rribâ lâ yeḳûmûne illâ kemâ yeḳûmü-lleẕî yeteḫabbeṭuhü-şşeyṭânü mine-lmess. ẕâlike biennehüm ḳâlû inneme-lbey`u miŝlü-rribâ. veeḥalle-llâhü-lbey`a veḥarrame-rribâ. femen câehû mev`iżatüm mir rabbihî fentehâ felehû mâ selef. veemruhû ile-llâh. vemen `âde feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Diyanet İşleri

Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 272–278 · surenin 275. ayeti / 286
  1. Bakara 272

    Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

  2. Bakara 273

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

  3. Bakara 274

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

  4. 275

    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.

  5. Bakara 276

    Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkar nankörü sevmez.

  6. Bakara 277

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

  7. Bakara 278

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

275. Yüce Allah infak edenlerin halini, onların Allah nezdindeki hayırlı mükâfaatlarını, onların affedilecek büyük ve küçük günahlarını söz konusu ettikten sonra faiz ehli ve helâl olmayan muameleler yapan zalimleri söz konusu ederek bunların da amellerine uygun cezalandırılacaklarını bildirmektedir. Bunlar dünyada iken haram kazançlar peşinde deliler gibi koştukları için berzahta ve Kıyamet gününde kabirlerinden kalkacakları vakit yahut da öldükten sonra diriltilip mahşere gelecekleri sırada “şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar.” Yani bunlar cinnetten ve saraya yakalanmaktan dolayı şeytanın çarptığı kimseler gibi olacaklardır. Bu da onlar için bir ceza, bir rüsvaylık ve rezilliklerini artırmak için bir teşhir, konumlarına ve: “Alış-veriş de tıpkı riba gibidir” sözlerini açıkça söyleyip ifade etmelerine uygun bir cezadır. Onlar Allah’ın helâl kıldığı bir şeyle haram kıldığı bir şeyi aynı kefeye koymak cüretkârlığını göstermiş, bu yolla da faizi mubah saymışlardır.

Daha sonra Yüce Allah faiz alıp verenlere de diğerlerine de tevbe etmelerini teklif ederek: “Artık kime Rabbinden bir öğüt” yani vaad ve tehdidin beraberinde bulunduğu bir açıklama “gelir de” alıp verdikleri fâizden “vazgeçerse geçmişte olanlar” yani işlemek cesaretini gösterip de sonradan tevbe ettikleri şey “kendisinindir. İşi” geleceğindeki durumu “da Allah’a aittir.” Tevbesini sürdürecek olursa şüphesiz Allah, iyi işler yapaların mükâfaatını boşa çıkarmayacaktır.

“Kim” Yüce Allah’ın açıklamasından, öğüdünden ve fâiz yemenin tehdidini belirtmesinden sonra “dönerse onlar da cehennemliktir, onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” Bu buyrukta faizin cehenneme girmeyi ve orada ebedi kalmayı gerektirdiği belirtilmektedir. Buna sebep ise faizin oldukça çirkin oluşudur. Ancak bu, cehennemde ebedi kalmanın engeli olan iman bulunmadığı takdirde söz konusudur. Bu husus da şartlarının varlığına ve manilerinin yokluğuna bağlı olan hükümlerden birisidir.

Diğer tehdit âyetlerinde olduğu gibi bu buyrukta da Haricilerin lehine delil olacak bir şey yoktur. Çünkü bize farz olan Kitap ve Sünnetin bütün naslarını tasdik etmektir. Kul naslarda tevâtüren ifade edilen hususlara iman etmelidir. Bunlardan biri de kalbinde en küçük hardal tanesi ağırlığı kadar imandan eser bulunan bir kimsenin cehennemden çıkacağıdır. Bir diğeri de cehenneme girmeyi gerektiren helâk edici büyük günahları işleyenin -tevbe etmemiş ise- cehenneme girmeyi hak ettiğidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Faiz yiyenler ve faizle çalışanlar, kıyamet günü kabirlerinden Şeytan çarpmış kimselerin düşüp kalkması gibi kalkarlar. Bu; onların faiz yemeyi helal saymaları ve faiz ile Allah'ın helal kıldığı alım-satımın arasını ayırmamaları sebebiyledir. Onlar:"Zaten alışveriş de faiz gibidir" dediler. Çünkü bunlara göre her ikisinde de malın artması vardır. Bundan dolayı Allah, onların sözünü reddetmiştir. Allah Teâlâ onların bu kıyaslarını ve yalanlarını boşa çıkarmış ve alım-satımı, içinde genel ve özel faideler olması sebebi ile helal kıldığını açıklamıştır. Faizi ise; insanların mallarını haksız olarak ve zulüm ile bir karşılık olmaksızın yemeyi içerdiği için haram kılmıştır. Artık kime, Rabbinin katından içerisinde faizden sakındıran ve bundan yasaklayan öğüdü ulaşmışsa o kimse faize son versin ve bundan dolayı Allah'a tevbe etsin. O kimsenin tevbe etmeden önce faiz yoluyla aldıkları sebebiyle kendisine bir günah yoktur ve artık gelecekte onun işi Allah'a kalmıştır. Artık her kim de Allah'ın yasaklamasından sonra tekrar faiz yemeye dönecek olursa, bu kimseye delil ulaşmış ve hüccet ikame olunmuştur. Cehennem'e girmeyi ve ebedi kalmayı haketmiştir. Bu ebedi kalmaktan kasıt faizi helal görererek yemek ya da Cehennem'de uzun bir müddet kalmaktır. Muhakkak ki, ebedi bir şekilde kalmak sadece kâfirler içindir. Tevhid ehline gelince Cehennem'de ebedi olarak bırakılmayacaklardır.

Kelimeler

45 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine o kimseler ki
  2. يَأْكُلُونَ ye'kulune yerler kök: اكل
  3. ٱلرِّبَوٰا۟ r-riba Riba (faiz) kök: ربو
  4. لَا la
  5. يَقُومُونَ yekumune kalkamazlar kök: قوم
  6. إِلَّا illa ancak
  7. كَمَا kema gibi
  8. يَقُومُ yekumu kalkarlar kök: قوم
  9. ٱلَّذِى llezi kimse
  10. يَتَخَبَّطُهُ yetehabbetuhu çarptığı kök: خبط
  11. ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytanın kök: شطن
  12. مِنَ mine
  13. ٱلْمَسِّ ۚ l-messi dokunup kök: مسس
  14. ذَٰلِكَ zalike bu
  15. بِأَنَّهُمْ biennehum onların
  16. قَالُوٓا۟ kalu demelerindendir kök: قول
  17. إِنَّمَا innema şüphesiz
  18. ٱلْبَيْعُ l-bey'u alışveriş de kök: بيع
  19. مِثْلُ mislu gibidir kök: مثل
  20. ٱلرِّبَوٰا۟ ۗ r-riba riba (faiz) kök: ربو
  21. وَأَحَلَّ veehalle oysa helal kılmıştır kök: حلل
  22. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  23. ٱلْبَيْعَ l-bey'a alış-verişi kök: بيع
  24. وَحَرَّمَ veharrame ve haram kılmıştır kök: حرم
  25. ٱلرِّبَوٰا۟ ۚ r-riba ribayı kök: ربو
  26. فَمَن femen kime
  27. جَآءَهُۥ ca'ehu gelir de kök: جيا
  28. مَوْعِظَةٌۭ mev'izetun bir öğüt kök: وعظ
  29. مِّن min -nden
  30. رَّبِّهِۦ rabbihi Rabbi- kök: ربب
  31. فَٱنتَهَىٰ fenteha (ribadan) vazgeçerse kök: نهي
  32. فَلَهُۥ fe lehu sonra onun için
  33. مَا ma ne varsa
  34. سَلَفَ selefe geçmişte kök: سلف
  35. وَأَمْرُهُۥٓ ve emruhu ve işi de kök: امر
  36. إِلَى ila kalmıştır
  37. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'a kök: اله
  38. وَمَنْ ve men kim
  39. عَادَ aade tekrar (ribaya) dönerse kök: عود
  40. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike onlar
  41. أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır kök: صحب
  42. ٱلنَّارِ ۖ n-nari ateş kök: نور
  43. هُمْ hum onlar
  44. فِيهَا fiha orada
  45. خَـٰلِدُونَ halidune ebedi kalacaklardır kök: خلد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سلف (8 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: سلف (8 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları,…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

  • Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş)

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: سلف (8 geçiş) · Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)

    Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa)…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kişilerin kalktıkları gibi kalkarlar. dipnot 1 Bu, onların "alışveriş tıpkı faiz gibidir." demeleri yüzündendir. (Oysa) Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. (Artık) kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse, geçmişte olan (kazançları) kendisinindir. dipnot 2 Onun işi Allah'a (kalmış)tır. Kim de (tekrar faize) dönerse, işte onlar ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Kur'an'da başka hiçbir günah için kullanılmamaktadır. Faiz veya tefecilik denen işlem bir malın haksız yere artması ve emeksiz bir artış göstermesi anlamına geldiği için Kur'an'da şiddetle reddedilmekte, bu ayette faiz yiyenlerin şeytan çarpmış, şeytanın maskarası durumuna düşmüş bir halde olacakları bildirilmektedir. Faize veya tefeciliğe alışmış olanların gözünü para hatta bütünüyle dünya sevgisi bürümüş olacağı için, onların dünya hayatındaki duruşları gözü dönmüşlüktür.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Mâide 5:95, 101; Enfâl 8:38.

Mustafa İslamoğlu

Faiz yiyen kimseler, başka değil sadece şeytanın dokunarak aklını çeldiği kimse gibi hareket ederler: Çünkü onlar "Alışveriş de faiz gibidir" derler. Oysa ki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Her kim Rabbinden kendisine nasihat gelir gelmez bu işe son verirse, evvelki kazançları ona, onun hakkında karar vermek de Allah'a kalır. Her kim de dönerse, içerisinde kalıcı oldukları ateşe mahkum olanlar işte bunlardır.

Muhammed Esed

Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimseler gibi davranırlar; çünkü onlar "Alışveriş de bir tür faizdir!" derler. Halbuki Allah alışverişi helal ve faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen (faizden) vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah'a kalır; ona, (faize) geri dönenlere gelince; içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum olanlar işte böyleleridir.

Ahmed Hulusi

Riba yiyenler, şeytan (cin) çarpmış (asılsız fikirlere obsede olmuş) kişi nasıl ayağa kalkarsa öylece kalkarlar. Bu onların, ribayı alışverişle aynı tutmalarından ileri gelir. Oysa Allah alışverişi helal kıldı, ribayı haram. (Alışverişte aldığının karşılığı ödenir; riba ise verilen borcun çeşitli miktarlarda fazlasıyla karşılığının alınmasıdır. Riba, karşılıksız yardımlaşma "infak" anlayışının tam zıddıdır. ) Artık her kim Rabbinden gelen öğüt ile ribadan vazgeçerse, geçmişi ona aittir, hakkındaki hüküm ise Allah'ındır. Kim de döner riba alırsa, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada sonsuza dek kalırlar.

Ali Bulaç

Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

Ali Özek ve heyeti

Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların «alışveriş tıpkı faiz gibidir» demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah’a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennem ashâbıdırlar, orada dâimidirler.

Ali Rıza Safa

Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. "Faiz de alışveriş gibidir!" dedikleri için böyledir. Oysa Allah, alışverişi helal yapmış; faizi yasaklamıştır. Efendisinin öğüdünü kim dinler ve hemen buna son verirse, geçmişi kendisine, işi de Allah'a kalmıştır. Kim dönerse, ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimselerin kalkması gibi kalkarlar/davranırlar. Bu hal onların,"Alım satım da tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alımsatımı helal, faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen faizden vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah'a kalır; faize geri dönenlere gelince, içinde süreli kalacakları cehennemin yaranı onlardır.

Edip Yüksel

Tefecilikle para yiyenler, sapkının çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar. Bu, onların, "Tefecilik alışveriş gibidir" demelerinden ötürüdür. Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı. Kime Efendinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de ALLAH'a kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bireylerin zaruri ihtiyaçlarını sömürenler, tefeciliği ticaret diye savunur. * Bak 3:130; 4:161.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tefecilikle para yiyenler, şeytanın çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar. Bu, onların, 'Tefecilik alışveriş gibidir,' demelerinden ötürüdür. Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de ALLAH'a kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Faiz yiyen kimseler, şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: "Ticaret, tıpkı faiz gibidir." demeleri yüzündendir. Oysa, Allah, ticareti helal, faizi haram etti. Bundan böyle her kim Rabbı tarafından kendisine bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, artık geçmişte aldığı onundur ve hakkındaki kararı Allah verecektir. Her kim de döner, yeniden faiz alırsa, işte onlar cehennemin sakinleridirler, hep orada kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Riba yiyen kimseler şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa öyle kalkarlar, bu işte onların "beyi' tıpkı riba gibidir" demeleri yüzünden, halbuki Allah bey'i halal kıldı ribayı haram, bundan böyle her kim Rabbı tarafından kendine bir öğüt gelir de ribadan vaz geçerse artık geçmişi ona ve hakkında hüküm Allaha aiddir, her kim de döner yeniden alırsa işte onlar eshabı nardırlar, hep orada kalacaklardır

Erhan Aktaş

Riba dipnot 1 yiyenler, ancak şeytanın dokunuşuyla çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de riba gibidir." demelerindendir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kim Rabb'inden gelen öğüde uyarak, ribadan vazgeçerse, geçmişte aldığı onundur. Onun kararı Allah'a kalmıştır. Kim tekrar ribaya dönerse, işte onlar ateş ehlidirler ve orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Riba'nın, ebedi olarak cehennemlik yapacak haramlardan sayılmasının nedeni, zenginin yoksulu, güçlünün güçsüzü ezmesine, sömürmesine yol açmasındandır. Riba, çok özet olarak "haksız ve karşılıksız fazlalık" demektir. "Vade" ve "alım satım arasındaki kar farkı" gibi fazlalıklar, "haklı fazlalık" yani "kazanç" türü fazlalıklardır. Bu nedenle her fazlalık riba değildir. Faiz, "kazanç" türü bir fazlalıktır. Zira faiz, vade ve hizmet karşılığında elde edilmektedir. Faiz, aynı zamanda paranın "alım gücü değerini" korumaktadır. Faiz, bir işlem türü olarak ribanın karşılığı değildir. Ribaya "faiz" anlamı vermek önemli bir yanılgıdır. Riba, gerek mal gerek hizmet olarak bir karşılığa dayanmaksızın "fazladan, karşılıksız ve haksız olarak" elde edilen kazançtır; diğer bir deyimle "haksız" fazlalıktır. Hiç emek harcamadan elde edilen bir kazançtır. Bankacılık sisteminde alınan krediye veya bankaya yatırılan paraya karşılık elde edilen kazanç, verilen hizmete ve paranın alım gücü değerinin korunmasına karşılık alınmaktadır. Diğer bir deyimle, riba, "haksız ve karşılıksız fazlalık", faiz ise verilen hizmete karşılık elde edilen kardır. Ancak bu kar farkının/kazancın, verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olması esastır. Denkliğin gözetilmemesi, yüksek vade farkının olması durumunda faiz ribaya dönüşür. Bu bağlamda, yalnızca faiz değil, alışverişteki aşırı kar miktarı da vade farkındaki aşırı fark da ribadır. Verilen hizmet, vade farkı ve piyasa koşullarına denk olma esasına göre belirlenen faizin, ribayı (tefeciliği) önleyen en önemli faktörlerden biri olması diğer bir önemli husustur. Ayrıca "faiz" kelime olarak Kur'an'da kazanç anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime, Allah'ın rızasını kazanma ve ödül anlamında birçok ayette yer almaktadır: (Bkz. 2:97; 9:20; 23:111; 24:52; 59:20.)

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Riba dipnot 1 yiyenler, ancak şeytanın dokunuşuyla çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de riba gibidir." demelerindendir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kim Rabb'inden gelen öğüde uyarak, ribadan vazgeçerse, geçmişte aldığı onundur. Onun kararı Allah'a kalmıştır. Kim tekrar ribaya dönerse, işte onlar ateş ehlidirler ve orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Riba'nın, ebedi olarak cehennemlik yapacak haramlardan sayılmasının nedeni, zenginin yoksulu, güçlünün güçsüzü ezmesi, sömürmesine yol açması nedeniyledir. Riba, çok özet olarak "haksız fazlalık" demektir. "Vade" ve "alım satım arasındaki kar farkı" gibi fazlalıklar, "haklı fazlalık" yani "kazanç" türü fazlalıklardır. Bu nedenle her fazlalık riba değildir. Faiz, "kazanç" türü bir fazlalıktır. Zira faiz, vade ve hizmet karşılığında elde edilen bir kazançtır. Paranın "alım gücü değerini" korumaktadır. Faiz, ribanın karşılığı değildir. Ribaya "faiz" anlamı vermek önemli bir yanılgıdır. Riba, gerek mal gerek hizmet olarak bir karşılığa dayanmaksızın "fazladan ve haksız olarak" elde edilen kazançtır; diğer bir deyimle "haksız" fazlalıktır. Hiç emek harcamadan elde edilen bir kazançtır. Bankacılık sisteminde alınan krediye veya bankaya yatırılan paraya karşılık elde edilen kazanç, verilen hizmete ve paranın alım gücü değerinin korunmasına karşılık alınmaktadır. Diğer bir deyimle, riba, "haksız fazlalık", faiz ise verilen hizmete karşılık elde edilen kardır. Ancak bu kar farkının/kazancın, verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olması esastır. Denkliğin gözetilmemesi, yüksek vade farkının olması durumunda faiz ribaya dönüşür. Bu bağlamda, yalnızca faiz değil, alışverişteki aşırı kar miktarı da vade farkındaki aşırı fark da ribadır. Diğer bir husus ta verilen hizmet, vade farkı ve piyasa koşullarına denk olma esasına göre belirlenen faiz, ribayı (tefeciliği) önleyen önemli faktördür. * Faiz, sözcüğü Kur'an'da kazanç anlamında kullanılan bir sözcüktür. Bu sözcük, Allah'ın rızasını kazanma ve ödül anlamında birçok ayette yer almaktadır. (2:97;9:20;23:111;24:52; 59:20.)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Riba dipnot 1 yiyenler, ancak şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de riba gibidir." demelerindendir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kim Rabb'inden gelen öğüde uyarak, ribadan vazgeçerse, geçmişte aldığı onundur. Onun kararı Allah'a kalmıştır. Kim tekrar ribaya dönerse, işte onlar ateş ehlidirler ve orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Riba, "haksız fazlalık" demektir. Bankacılık sistemindeki "faiz" de bir fazlalık olmakla birlikte; yapılan işlerin önemli bir kısmı "haksız fazlalık" kapsamına girmediği için, faize konu olan her işlemi riba olarak tanımlamak doğru değildir. Zira her fazlalık, "haksız fazlalık" değildir. Tıpkı alım ve satım arasındaki kardan doğan fark/fazlalık veya vade farkından doğan fark gibi. Ayrıca, riba sözcüğüne "faiz" anlamı vermek doğru değildir. Riba, özetle: ne mal ne de hizmet olarak bir karşılığa dayanmaksızın "fazladan" elde edilen bir kazançtır; "haksız" fazlalıktır. Oysaki bankacılık sisteminde kullanılan krediye karşılık alınan faiz; bir "hizmet karşılığı" alınan ücrettir. Diğer bir deyimle, riba: "haksız fazlalık", faiz ise bir "hizmete karşılık ortaya çıkan fazlalık"tır. Verilen hizmete karşılık alınan ücrettir. Bu ücretin, verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olması esastır. Denkliğin gözetilmemesi durumunda faiz ribaya dönüşür. Bu bağlamda, alışverişteki aşırı kar miktarı da vade farkındaki aşırılık da ribadır. Verilen hizmete ve piyasa koşullarına denk olma esasına göre belirlenen faiz, ribayı (tefeciliği) önleyen en önemli faktördür.

Gültekin Onan

Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Tanrı alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, buyruğu Tanrı'ya aittir. Kim (faize) geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

Hasan Basri Çantay

Riba (faiz) yiyenler kendilerini şeytan çarpmış (birer mecnun) dan başka bir halde (kabirlerinden) kalkmazlar. Böyle olması da onların: "Alım satım da ancak riba gibidir" demelerindendir. Halbuki Allah, alış verişi halal, ribayı (faizi) haram kılmışdır. (Bundan böyle) kim Rabbinden kendisine bir öğüt gelib de (faizden) vaz geçerse geçmişi ona, ve işi (hakkındaki hüküm) de Allaha aiddir. Kim de tekrar (faize) dönerse onlar o ateşin yaranıdırlar ki orada onlar (bir daha çıkmamak üzere) ebedi kalıcıdırlar.

İbni Kesir

Faiz yiyenler ancak, şeytan çarpan kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: Zaten alış-veriş faiz gibidir, demelerinden dolayıdır. Halbuki Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbından bir öğüt gelir de faizcilikten vazgeçerse, geçmiş olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm Allah'a aittir. Kim de dönerse, onlar cehennem yaranıdırlar, orada temelli kalacaklardır.

Mehmet Alagaş

(275-281) Riba / faiz yiyenler, (Borç verdiğini aynı birimden artırtarak /yükselterek geri alanlar) Şeytanın dokunuşu ile çarpılmış / ağzı gözü yamulmuş birinin kalkması gibi kalkarlar , bu, onların, alışveriş te riba gibidir, demelerinden dolayıdır , Allah ticareti helal, ribayı haram etmiştir. Kim Rabbinden öğüt / vaaz gel dikten sonra onu sonlandırırsa (Ribayı sonlandırdı ise) geçmiştekiler onundur, İşi de (durumunun değerlendirilmesi) Allah’a kalır, kim de tekrar dönerse o ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah artırmayı / faizi yok eder (Hilalin yok olması gibi) sadakaları artırır, Allah hiçbir görmezden geleni / kafiri ve suçluyu sevmez. İman edenlerin ve ıslah edicilik yapanların, namazı kılanların, zekâtı verenlerin, kesinlikle onların ücretleri / ecirleri Rablerinin yanındadır. (Yanına gittiklerinde alacaklar) Onlara korku yoktur, onlar hüzünlenmeyecekler. Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve eğer iman ediyorsanız Riba’nın geriye kalanını / bakiyesini bırakın (Borcun aslını al üstüne bir şey isteme) eğer bunu yapmazsanız Allah’a ve Resulüne harp ilan etmiş olursunuz , eğer vazgeçerseniz / tövbe ederseniz mallarınızın baş kısmı / ana sermayesi sizindir , zulmetmezsiniz ve size de zulmedilmez, zorda ise kolaylayıncaya kadar bekleyin , eğer bilirseniz ki sadaka olarak bırakmanız / tasadduk etmeniz sizin için daha iyidir. Allah’a geri döndürüleceğiniz günden sakının sonra her kişiye kazandığı tam tamına karşılığı ödenir, zulmedilmezsiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.

Süleyman Ateş

Riba yiyenler, ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: "Alışveriş de riba gibidir." demelerinden ötürüdür. Oysa Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kime Rabbi'nden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak ribadan) vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder). Kim tekrar (ribaya) dönerse onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

Faiz yiyenler, sadece şeytanın dürtüp aklını çeldiği kimselerin duruşu gibi bir duruş sergilerler. dipnot 1 Bu, onların: "Alım-satım, tıpkı faizli işlem dipnot 2 gibidir" demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah alım-satımı helal, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizli işlemi) bırakırsa önceden aldıkları kendine aittir. dipnot 3 Onun işi Allah'a kalmıştır. Kim de tekrar (faizli işleme) dönerse onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şeytanın yaptığı, insanın yanlış işlerini güzel göstermektir (En'am 6/43, Enfal 8/48). Yanlışlardan sakınanlar, Şeytanın bir vesvesesini fark edince doğru bilgileri (ayetleri) hatırlar ve hemen gerçeği görürler (A'raf 7/201).
  2. metne dön, dipnot 2
    "Faizli işlem" anlamı verdiğimiz kelime er-riba (الربوا)'dır. Mastar olarak 'artma ve çoğalma'; isim olarak 'artan' yani 'faiz' veya 'artmaya sebep olan eylem' yani 'faizli işlem' anlamındadır. Ayette riba, kar ile değil, alım-satım ile karşılaştırıldığı için burada riba, 'faizli işlem' anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    O ana kadar aldıkları kendine kalır ama tahsil etmediği faiz alacaklarını alamaz (Bakara 2/278).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Faiz yiyenler, şeytanın aklını çeldiği dipnot 1 kimsenin tavrından farklı tavır göstermezler. Bu (şeytanca tavır) onların "Alım-satım, tıpkı faizli işlem gibidir." demeleridir. Allah, alım-satımı helal, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Sahibinden (Rabbinden) bir öğüt ulaşır da faiz almayı bırakırsa, önceden aldıkları kendine kalır. Onun işi Allah'a aittir. Kim de devam ederse, onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen, tehabbut تخبط,  "takılıp aklını çelme ve aklını bozma" anlamlarına da gelir (Lisan, Tac'l-arus).

Şaban Britch

Faiz yiyenler, ancak kendisini şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu “alışveriş, faiz gibidir” demeleri dolayısıyladır. Halbuki Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve o da (faize) son verirse, geçmişte (haram olduğu kendisine ulaşmadan önce) faizle ilgili olanlar hakkında kendisine bir günah yoktur. Artık onun işi Allah’a aittir. Kim de tekrar (faizciliğe) dönerse, işte bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Şaban Piriş

Faiz yiyenler, "alışveriş, faiz gibidir" demeleri dolayısıyla, ancak kendisini şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Halbuki Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve o da (faize) son verirse, geçmişi kendisine, işi Allah'a aittir. Kim de tekrar (faizciliğe) dönerse, işte bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "Alış-veriş de riba gibidir." demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabb'inden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who have such a voracious appetite that they indifferently devour all they can gain from their practice of usury are both offensive and defensive with respect to mankind and they assume the demeanour of the mentally disturbed who offer themselves to al-Shaytan who debased them mentally and spiritually. That is because they allege, "Just as trade is a means of livelihood, so is usury; it is commercial dealing." But just as Allah permitted legitimate trade and consented to industry, He utterly forbade usury. Therefore, he who bows his ears in receiving admonition from Allah, his Creator, and restrains and monitors his desires and actions, may keep the gain from the past and plead his causes and Allah mercifully decides upon them. But those who relapse into this evil practice shall be the inmates of Hell eternally.

Abdul Haleem

But those who take usury will rise up on the Day of Resurrection like someone tormented by Satan’s touch. That is because they say, ‘Trade and usury are the same,’ but God has allowed trade and forbidden usury. Whoever, on receiving God’s warning, stops taking usury may keep his past gains- God will be his judge- but whoever goes back to usury will be an inhabitant of the Fire, there to remain.

Abdullah Yusuf Ali

Those who devour usury will not stand except as stand one whom the Evil one by his touch Hath driven to madness. That is because they say: "Trade is like usury," but Allah hath permitted trade and forbidden usury. Those who after receiving direction from their Lord, desist, shall be pardoned for the past; their case is for Allah (to judge); but those who repeat (The offence) are companions of the Fire: They will abide therein (for ever).

Abul A'la Maududi

As for those who devour interest, dipnot 1 they behave as the one whom Satan has confounded with his touch. dipnot 2 Seized in this state they say: "Buying and selling is but a kind of interest," dipnot 3 even though Allah has made buying and selling lawful, and interest unlawful. dipnot 4 Hence, he who receives this admonition from his Lord, and then gives up (dealing in interest), may keep his previous gains, and it will be for Allah to judge him. dipnot 5 As for those who revert to it, they are the people of the Fire, and in it shall they abide.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The term riba in Arabic means 'to grow, to exceed, to increase'. Technically, it denotes the amount that a lender receives from a borrower at a fixed rate of interest. At the time of the revelation of the Qur'an several forms of interest transactions were in vogue and were designated as riba by the Arabs. Of these one was that the vendor sold an article and fixed a time limit for the payment of the price, stipulating that if the buyer failed to pay within the specified period of time, he would extend the time limit but increase the price of the article. Another was that a man loaned a sum of money to another person and stipulated that the borrower should return a specified amount in excess of the amount loaned within a given time limit. A third form of interest transaction was that the borrower and vendor agreed that the former would repay the loan within a certain limit at a fixed rate of interest, and that if he failed to do so within the limit, the lender would extend the time limit, but at the same time would increase the rate of interest. It is to transactions such as these that the injunctions mentioned here apply.
  2. metne dön, dipnot 2
    The Arabs used the word majnun (possessed by the jinn) to characterize the insane. The Qur'an uses the same expression about those who take interest. Just as an insane person, unconstrained by ordinary reason, resorts to all kinds of immoderate acts, so does one who takes interest. He pursues his craze for money as if he were insane. He is heedless of the fact that interest cuts the very roots of human love, brotherhood and fellow-feeling, and undermines the welfare and happiness of human society, and that his enrichment is at the expense of the well-being of many other human beings. This is the state of his 'insanity' in this world: since a man will rise in the Hereafter in the same state in which he dies in the present world, he will be resurrected as a lunatic.
  3. metne dön, dipnot 3
    The unsoundness of this view lies in not differentiating between the profit one gains on investment in commercial enterprises on the one hand, and interest on the other. As a result of this confusion, the proponents of this view argue that if profit on money invested in a business enterprise is permissible, why should the profit accruing on loaned money be deemed unlawful? Similar arguments are advanced by those who thrive on interest in our own times. Their argument runs as follows: A person who could have profitably invested his money in a commercial enterprise loans it out to somebody who, in turn, makes a profit out of it. In such circumstances why should the borrower not pay the lender a part of the profit? Such people, however, disregard the fact that no enterprise in which a man participates, whether it is commercial, industrial or agricultural, and whether one participates in it with one's organizing skill or capital, or by both, is immune from risk. No enterprise carries absolutely guaranteed profit at a fixed rate. What is the justification, then, for the fact that out of all the people in the business world, the financier alone should be considered entitled to a profit at a fixed rate in all circumstances, and should be protected against all possibility of loss? Let us set aside for a moment the questions of non-profitable loans and vacillations in the rate of profit. Let us consider only the question of loans for profitable enterprises, and confine our consideration to loans made at non-exorbitant rates of interest. The question, however, remains: Which rational principle, which logic, which canon of justice and which sound economic principle can justify that those who spend their time, energy, capacity and resources, and whose effort and skill make a business thrive, are not guaranteed profit at any fixed rate, whereas those who merely lend out their funds are fully secured against all risks of loss and are guaranteed profit at a fixed rate? And which principle can justify the fact that a man lends out his funds to an industrial concern and fixes, say for the next twenty years, that he will be entitled to receive each year a given per cent interest on his capital, while the proprietors of the industrial concern have no means of foretelling the price changes affecting their commodity, and hence their profit? Let us consider another case, namely that of war loans. How can it be appropriate that all classes of people endure all kinds of losses and are exposed to all kinds of risks and dangers connected with war, whereas the financiers, simply by having made loans, continue to receive Interest on them for long periods of time, sometimes even for a whole century?
  4. metne dön, dipnot 4
    The essential difference between non-interest business transactions and interest-bearing transactions rests on the following grounds: (1) In ordinary business transactions there occurs a mutually equitable exchange of benefits between the buyer and the seller. The buyer derives benefit from the article which he purchases from the seller; the seller receives compensation for the effort, ingenuity and time spent on making the article available to the buyer. In interest-bearing transactions, on the other hand, the exchange of benefits does not take place equitably. The interest receiving party, receives a fixed amount as a payment for using the loan he advances and thus his gain is secured. The other party to the transaction has only one thing at his disposal - a period of time during which he can make use of the funds loaned, and which may not always yield a profit. If such a person spends the borrowed funds on consumption, there is obviously no question of profit. Even if the funds are invested in trade, agriculture or industry, one stands the chance both of making a profit and of incurring a loss during the period of time in question. Hence an interest-bearing transaction entails either a loss on one side and a profit on the other, or an assured and fixed profit on one side and an uncertain and unspecified profit on the other. (2) In business enterprises the profit that a person makes, however large it may be, is made only once. The person who lends out money on interest receives, on the contrary, an on-going profit which multiplies with the passage of time. Moreover, however large the extent of the profit made by the borrower from the loaned money it will still be within certain limits, while the claims of the lender in return for this profit are unlimited. It is even possible that the lender may seize the entire turnover of the borrower if he defaults on payment, thus depriving him of all the resources from which he makes his living. It is also possible that even after the lender has seized all the property of the borrower, his claims will still remain unsatisfied. (3) In a business deal, the transaction ends with the exchange between a commodity and its price. After this exchange has taken place, no obligation remains on either party towards the other. If the transaction is that of rent, the thing rented (e.g. land or building) is not consumed but is rather used and remains intact, and is returned to the owner after a stipulated period of time. In a transaction involving interest, however, what actually happens is that the borrower first spends the loaned funds, then reclaims them with his efforts, returning them to the lender together with a surplus. (4) In agriculture and industry, and in trade and commerce, one makes a profit after having expended one's effort, intelligence and time. In an interest-bearing transaction, on the contrary, one becomes entitled to a sizeable share in the earnings of others without any toil and effort, by merely allowing someone to make use of one's surplus money. The lender is neither a 'partner' in the technical sense of the term, for he does not share both the profit and the loss, nor is his share in proportion to the actual profit. There is thus a tremendous difference from an economic point of view between business transactions as such and interest- bearing transactions. Whereas the former plays a highly constructive role in human society, the latter leads to its corrosion. This is in addition to its moral implications. By its very nature interest breeds meanness, selfishness, apathy and cruelty towards others. It leads to the worship of money and destroys fellow-feeling and a spirit of altruistic co-operation between man and man. Thus it is ruinous for mankind from both an economic and a moral viewpoint.
  5. metne dön, dipnot 5
    What is said here is not that man will be pardoned by God for the interest taken in the past, but that it is for God to judge him. The expression: 'may keep his previous gains' does not signify absolute pardon from God for the interest one has taken, rather it points to the legal concession that has been made. It only means that no legal claim will be made for the interest taken in the past. For were such claims to be entertained, an endless succession of litigation would ensue. From a moral point of view, however, the earnings made by way of interest would continue to be impure. If a person is really God-fearing and if his economic and moral viewpoint has really undergone a change under the influence of Islam, he will try to abstain from spending on himself the income which he has obtained by illegitimate means. He will also try to seek out those from whom he has derived illegitimate earnings and will try to return those earnings to such people; if he is unable to locate them, he will try to spend them on collective welfare rather than on himself. It is this conduct alone which can save him from the punishment of God. As for one who continues to enjoy his illegitimate earnings, it is not unlikely that he will be subjected to God's punishment.

Aisha Bewley

Those who practise usury will not rise from the grave except as someone driven mad by Shaytan's touch. That is because they say, ‘Trade is the same as usury.’ But Allah has permitted trade and He has forbidden usury. Whoever is given a warning by his Lord and then desists, may keep what he received in the past and his affair is Allah’s concern. But all who return to it will be the Companions of the Fire, remaining in it timelessly, for ever.

Al-Hilali & Khan

Those who eat Ribâ [1] (usury) will not stand (on the Day of Resurrection) except like the standing of a person beaten by Shaitân (Satan) leading him to insanity. That is because they say: "Trading is only like Ribâ (usury)," whereas Allâh has permitted trading and forbidden Ribâ (usury). So whosoever receives an admonition from his Lord and stops eating Ribâ (usury) shall not be punished for the past; his case is for Allâh (to judge); but whoever returns [to Ribâ (usury)], such are the dwellers of the Fire - they will abide therein.

Ali Quli Qarai

Those who exact usury will not stand but like one deranged by the Devil’s touch. That is because they say, ‘Trade is just like usury.’ While Allah has allowed trade and forbidden usury. Whoever, on receiving advice from his Lord, relinquishes [usury], shall keep [the gains of] what is past, and his matter shall rest with Allah. As for those who resume, they shall be the inmates of the Fire and they shall remain in it [forever].

Amatul Rahman Omar

Those who practice usury and interest, (their condition is such as) they will not be able to stand except like the standing of one who has lost his reason under the influence of satan. That is so because they say, `Trade is just like usury and interest.' Whereas Allah has made trade lawful and made interest unlawful. Then whosoever has received (this) admonition from his Lord and keeps away (from usury and interest) he may keep whatever (interest) he has taken in the past. His matter rests with Allâh. As for those who revert (to the practice of usury and interest) it is these who are the fellows of the Fire, therein shall they live for long.

Arthur John Arberry

Those who devour usury shall not rise again except as he rises, whom Satan of the touch prostrates; that is because they say, 'Trafficking (trade) is like usury. ' God has permitted trafficking, and forbidden usury. Whosoever receives an admonition from his Lord and gives over, he shall have his past gains, and his affair is committed to God; but whosoever reverts -- those are the inhabitants of the Fire, therein dwelling forever.

Bijan Moeinian

Those who charge interest for a loan are possessed by the devil that has convinced them that receiving interest is as legitimate as trade. [They do not realize that] God has forbidden charging interest [that is why Jesus, according to the Bible, attacked the money lenders in the temple] and has blessed the trade. Those who quit charging interest, after being exposed to this revelation, are God willing forgiven. Those who continue to practice charging interest, will end up living in Hellfire forever.

E. Henry Palmer

Those who devour usury shall not rise again, save as he riseth whom Satan hath paralysed with a touch; and that is because they say 'selling is only like usury,' but God has made selling lawful and usury unlawful; and he to whom the admonition from his Lord has come, if he desists, what has gone before is his: his matter is in God's hands. But whosoever returns (to usury) these are the fellows of the Fire, and they shall dwell therein for aye.

Edip-Layth

Those who consume usury, do not rise except as the one who is being beaten by the devil out of direct touch. That is because they have said, "Trade is like usury." Indeed God has made trade lawful, yet He has forbidden usury. Whoever has received understanding from His Lord and ceases, then he will be forgiven for what was before this and his case will be with God. But whoever returns, then they are the people of the fire, in it they will abide eternally.

George Sale

They who devour usury shall not arise from the dead, but as he ariseth whom Satan hath infected by a touch: This shall happen to them because they say. Truly selling is but as usury: And yet God hath permitted selling and forbidden usury. He therefore who when there cometh unto him an admonition from his Lord, abstaineth from usury for the future, shall have what is past forgiven him, and his affair belongeth unto God. But whoever returneth to usury, they shall be the companions of hell fire, they shall continue therein for ever.

Hamid S. Aziz

Those who devour usury shall not rise again, save as he rises whom Satan hath paralyzed with a touch; and that is because they say "trade is only like usury," but Allah has made selling (or trade) lawful and usury unlawful; and he to whom the admonition from his Lord has come, if he desists, he can keep his past gains: his matter is in Allah's hands. But whoever returns (to usury) these are the Fellows of the Fire, and they shall dwell therein.

Mahmoud Ghali

The ones who eat (up) riba (Interest or other unlawful gain; usury) will not rise up except as he whom Ash-shaytan (The all-vicious, i. e., the Devil) ever smites with the touch rises up. That is because they have said, "Surely selling is only like rib'a." And Allah has made selling lawful, and has prohibited riba." So, he to whom an admonition has come from his Lord (and) so has refrained (in obedience), then he will have whatever is bygone, (i.e. he is forgiven for his parts gains) and his case (Literally: command, i.e. the command of Allah to him) is for Allah; and whoever goes back, then those are the companions (i.e., the inhabitants) of the Fire, and they are therein eternally (abiding).

Marmaduke Pickthall

Those who swallow usury cannot rise up save as he ariseth whom the devil hath prostrated by (his) touch. That is because they say: Trade is just like usury; whereas Allah permitteth trading and forbiddeth usury. He unto whom an admonition from his Lord cometh, and (he) refraineth (in obedience thereto), he shall keep (the profits of) that which is past, and his affair (henceforth) is with Allah. As for him who returneth (to usury) - Such are rightful owners of the Fire. They will abide therein.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who live on usury will not rise (on Doomsday) but like a man possessed of the devil and demented. This because they say that trading is like usury. But trade has been sanctioned and usury forbidden by God. Those who are warned by their Lord and desist will keep (what they have taken of interest) already, and the matter will rest with God. But those who revert to it again are the residents of Hell where they will abide for ever.

Muhammad Asad

THOSE who gorge themselves on usury behave but as he might behave whom Satan has confounded with his touch; for they say, "Buying and selling is but a kind of usury" - the while God has made buying and selling lawful and usury unlawful. Hence, whoever becomes aware of his Sustainer's admonition, and thereupon desists [from usury], may keep his past gains, and it will be for God to judge him; but as for those who return to it -they are destined for the fire, therein to abide!

Mustafa Khattab

Those who consume interest will stand ˹on Judgment Day˺ like those driven to madness by Satan’s touch. That is because they say, "Trade is no different than interest." But Allah has permitted trading and forbidden interest. Whoever refrains—after having received warning from their Lord—may keep their previous gains, and their case is left to Allah. As for those who persist, it is they who will be the residents of the Fire. They will be there forever.

Progressive Muslims

Those who consume financial interest, they do not rise except as the one who is being beaten by the devil out of direct touch. That is because they have said: "Trade is like financial interest." While God has made trade lawful, and He has forbidden financial interest. Whoever has received understanding from His Lord and ceases, then he will be forgiven for what was before this and his case will be with God. But whoever returns, then they are the people of the Fire, in it they will abide eternally.

Rashad Khalifa

Those who charge usury are in the same position as those controlled by the devil's influence. This is because they claim that usury is the same as commerce. However, GOD permits commerce, and prohibits usury. Thus, whoever heeds this commandment from his Lord, and refrains from usury, he may keep his past earnings, and his judgment rests with GOD. As for those who persist in usury, they incur Hell, wherein they abide forever.

Sahih International

Those who consume interest cannot stand [on the Day of Resurrection] except as one stands who is being beaten by Satan into insanity. That is because they say, "Trade is [just] like interest." But Allah has permitted trade and has forbidden interest. So whoever has received an admonition from his Lord and desists may have what is past, and his affair rests with Allah. But whoever returns to [dealing in interest or usury] - those are the companions of the Fire; they will abide eternally therein.

Sam Gerrans

Those who consume usury will not stand save as stands he whom the satan buffets with his touch; for it is that they say: “Commerce is but the same as usury,” when God has made commerce lawful and forbidden usury! And he to whom came the admonition from his Lord, and desisted: he has what is past, and his case is with God. But whoso returns: those are the companions of the Fire; therein they abide eternally.

Shabbir Ahmed

On the other hand are those who eat usury. In greed of money, they run around like someone who has been bitten by a snake. They claim that trade is like usury. This is not so. Trade is the return on labor that is permissible (53:39), while usury is the return on money. That is why Allah, in His Infinite Wisdom, has permitted trade and forbidden usury. One to whom the clear Admonition has come from his Sustainer, must abstain from taking usury forthwith. What he has taken in the past, he may keep and his judgment rests with Allah. (It is better for him to return the interest he has earned if possible, but the law shall not force him to do so). As for him who returns to usury, such are the rightful companions of the Fire to abide therein. (Satan=Serpent).

Syed Vickar Ahamed

Those who eat from (items including moneys that they receive as) interest, will not stand except as stands one whom The Satan by his touch has driven to madness. That is because they say: "Trade is like usury," But Allah has permitted trade and forbidden usury. Those who after receiving the direction from their Lord, do not receive (usury), shall be forgiven for the past; Their case is for Allah (to judge) but those who repeat (receiving usury) are companions of the Fire: They will live in there (for ever).

Taqi Usmani

Those who take ribā (usury or interest) will not stand but as stands the one whom the demon has driven crazy by his touch. That is because they have said: "Sale is but like ribā.’’, while Allah has permitted sale, and prohibited ribā. So, whoever receives an advice from his Lord and desists (from indulging in ribā), then what has passed is allowed for him, and his matter is up to Allah. As for the ones who revert back, those are the people of Fire. There they will remain forever.

The Monotheist Group

Those who consume usury do not rise except as one being influenced by the touch of the devil. That is because they have said: "Trade is the same as usury." While God has made trade lawful, and He has made usury unlawful. Whoever has received understanding from His Lord and ceases, then he will be forgiven for what was before this and his case will be with God. But whoever returns, then they are the people of the Fire, in it they will abide.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 275. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 275. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 275. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩