Bakara suresi

Bakara suresi, 75. ayet

Bakara suresi, 75. ayet. أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

efetaṭme`ûne ey yü'minû leküm veḳad kâne ferîḳum minhüm yesme`ûne kelâme-llâhi ŝümme yüḥarrifûnehû mim ba`di mâ `aḳalûhü vehüm ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 72–78 · surenin 75. ayeti / 286

Konu Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası Bakara 75–82 3

  1. Bakara 72

    Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

  2. Bakara 73

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.

  3. Bakara 74

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

  4. 75

    Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

  5. Bakara 76

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

  6. Bakara 77

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

  7. Bakara 78

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

75. “Şimdi bunların size inanacaklarını mı ümit ediyorsunuz?” Bu buyruk ile kitap ehlinin iman edeceklerinden yana mü’minlerin umutları kesilmektedir. Yani onların iman edeceklerini ummayın, çünkü onların sahip oldukları ahlâk onlardan yana ümitlenmeyi gerektirmemektedir. Çünkü onlar anlayıp öğrendikten sonra bile bile Allah’ın Kelam’ını tahrif ediyorlar ve ona Allah’ın murad etmediği manalar veriyorlardı. Böylelikle insanlara Allah tarafından gelmemiş bu manaların Allah tarafından gönderildiği izlenimi vermeye çalışıyorlardı. Kendileri için bir şeref ve dinlerinin kaynağı olarak gördükleri kitaplarına karşı tutumları bu olduğuna ve bu kitapla insanları Allah’ın yolundan alıkoyduklarına göre, onların size iman edecekleri nasıl umulabilir ki? Bu çok uzak bir ihtimaldir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler- Yahudilerin gerçek yüzünü ve inadını anladıktan sonra onların iman edeceklerini ve size icabet edeceklerini mi umuyorsunuz? Onların bir grup âlimi, Tevrat'ta kendilerine indirilen Allah'ın kelamını dinliyor, iyice anlayıp kavradıktan sonra lafzını ve manasını değiştiriyorlardı. Ve onlar işlemiş oldukları suçun büyüklüğünü de biliyorlardı.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَفَتَطْمَعُونَ efetetmeune umuyor musunuz? kök: طمع
  2. أَن en ki
  3. يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanacaklar kök: امن
  4. لَكُمْ lekum size
  5. وَقَدْ vekad oysa
  6. كَانَ kane vardı ki kök: كون
  7. فَرِيقٌۭ ferikun bir grup kök: فرق
  8. مِّنْهُمْ minhum bunlardan
  9. يَسْمَعُونَ yesmeune işitirlerdi de kök: سمع
  10. كَلَـٰمَ kelame sözünü kök: كلم
  11. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  12. ثُمَّ summe sonra
  13. يُحَرِّفُونَهُۥ yuharrifunehu onu değiştirirlerdi kök: حرف
  14. مِنۢ min -ından
  15. بَعْدِ bea'di ard- kök: بعد
  16. مَا ma
  17. عَقَلُوهُ akaluhu düşünüp akıl erdirdikten kök: عقل
  18. وَهُمْ vehum ve onlar
  19. يَعْلَمُونَ yea'lemune bildikleri halde kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرف (6 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…

  • Aynı kök: حرف (6 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: حرف (6 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: طمع (12 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve…

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…

  • Aynı kök: طمع (12 geçiş)

    "Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

  • Aynı kök: طمع (12 geçiş)

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların (kitap ehlinin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz! Oysa onlardan bir grup, Allah'ın kelamını duyarlar da iyice anladıktan sonra bilerek onu tahrif ederler(di). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:46; Mâide 5:13, 41.

Mustafa İslamoğlu

Bütün bu olanlardan sonra siz, onların size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Oysa onlardan bir çoğu Allah'ın kelamını işitip ne demek istediğini kavradıkları halde, bile bile tahrif ediyorlar.

Muhammed Esed

Şimdi, onların tebliğ ettiğimiz şeye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir çoğu Allah'ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile çarpıtırlar.

Ahmed Hulusi

Şimdi siz ey iman edenler, (genetik geçmişi bu olan Yahudilerin) size inanmalarını mı ümit ediyorsunuz? Oysa onların bir kısmı vardı ki, kelamullahı (Musa'yı) dinler, dediklerini anlar, sonra da bile bile tahrif ederlerdi (değiştirirler başka anlamlara çevirirlerdi).

Ali Bulaç

Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir grup, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Ali Rıza Safa

Onların, size inanacaklarını mı umut ediyorsunuz? Üstelik onların arasından bir küme, Allah'ın Sözünü duyduktan sonra, Onu anlamalarına karşın, bilerek değiştirirler.

Bayraktar Bayraklı

Artık onların, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerler ve kavrayıp anladıktan sonra, bile bile onda değişiklik yaparlardı.

Edip Yüksel

Onların sizi onaylayacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, ALLAH'ın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile çarpıtıp tahrif ederlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, ALLAH'ın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bunların size iman edeceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir zümre vardır ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bunların size iman edivereceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir fırka vardı ki Allahın kelamını işitirlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

Erhan Aktaş

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu, bile bile çarpıtırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

Gültekin Onan

Onların size inanacaklarını (güveneceklerini) umuyor musunuz? Oysa onların bir bölümü / zümresi (feriykun) Tanrı'nın sözünü (kelam) işitip (yesmeune) aklettikten sonra, bile bile / bilerek (yalemun) onu değiştirirlerdi (yuharrifunehu).

Hasan Basri Çantay

Artık (ey mü'minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allanın kelamını (Tevratı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi.

İbni Kesir

Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan öyle bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları yattıktan sonra, bile bile bunu değiştirirlerdi.

Mehmet Alagaş

(75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şimdi (ey Müminler) size iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Süleyman Ateş

Şimdi (ey mü'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Şimdi bunların (bu Yahudilerin) size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? Onların bir takımı Allah'ın sözünü /Kur'an'ı dinler,(Tevrat ile) bağlantısını kurduktan dipnot 1 sonra onu tahrif ederler /anlamını kaydırırlar. dipnot 2 Bunu bile bile yaparlar.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Akl" kelimesi "bağlamak yoluyla alıkoymak" anlamında mastardır. Devenin iki ayağını birbirine bağlamak anlamında "عقلت البعير" denir. Böylelikle devenin hareketi, yürüyüp gitmesi engellenmiş olur. Nitekim devenin iki ayağını birbirine bağlayan bağ ya da zincire de "العقال" denir. Akıl insana nispet edildiğinde kendine hakim olan ve istediği şeyi yapmaktan kendini engelleyen (Lisan'ul-Arab) anlamı öne çıkar. Kelimenin Kur'an'daki tüm kullanımları fiil şeklindedir. Bu, aklın başlı başına bir cevher değil, işlev olduğunu gösterir. Nitekim Kur'an'da "akıl" anlamı verilen ve isim formunda kullanılan "اللُّبُّ", "الحِجْر", "النُّهى" gibi kelimeler bulunur. Yukarıdaki ayette "مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ" ifadesi geçmektedir. Yani doğru bağlantıyı kurduktan sonra tahrife kalkıştıkları haber veriliyor. Bağlantıyı doğru kurmak, bu ayette olduğu gibi her zaman doğru davranışı yapmakla sonuçlanmaz. Ayette sözü edilen Yahudiler, Kur'an'ı dinlemişler, kurmaları gereken bağlantıyı kurmuşlar ama işlerine gelmediği için bu bağlantıları gölgelemek amacıyla tahrife kalkışmışlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Uç" anlamındaki harf (حرف) kökünden türemiş olan tahrif, iki uca çekilebilecek sözü bir tarafa çekmektir (Müfredat). Bu ayette sözü edilen tahrif, Kur'an'ın ellerindeki Tevrat'ı tasdik ettiğini gören ve gerçeği anlayan Yahudilerin tasdik konusunu, bile bile saptırmalarıdır. Dini bozmak için yapılan tahrif de ayete bağlamına uygun olmayan anlamı verme şeklinde yapılır (Nisa 4/46, Maide 5/41). Tahrif metinde değil anlamda yapıldığı için Kur'an, önceki kitapların ana metinlerini tasdik eder. Ama tahrif kelimesi de tahrif edilip ona "tebdil" yani metni değiştirme anlamı verildiğinden (Muharref DİA) hem Kur'an'ın önceki kitapları tasdik ettiği unutturulmuş hem de ayetlerde yapılan anlam kaydırmalarının üstü örtülmüştür. En fazla tahrif, Yahudi ve Hristiyanları rahatsız eden ayetlerde yapılmıştır. Ayetlerin anlamları üzerinde yapılan tahrif, günümüzde de devam etmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şimdi bunların size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı, Allah'ın sözünü dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu, bile bile yaparlar.

Şaban Britch

Size onların iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Şaban Piriş

Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardı ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, kavramalarının ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O Muslims do you really expect that Ahl al-Kitab (the Jews) would accept or believe or fall in line with you when some of them (the rabbi) comprehended the word of Allah and His precepts represented in AL-Tawrah and perverted the truth with falsehood?!

Abdul Haleem

So can you [believers] hope that such people will believe you, when some of them used to hear the words of God and then deliberately twist them, even when they understood them?

Abdullah Yusuf Ali

Can ye (o ye men of Faith) entertain the hope that they will believe in you?- Seeing that a party of them heard the Word of Allah, and perverted it knowingly after they understood it.

Abul A'la Maududi

Do you hope that these people will believe in the Message you are preaching, dipnot 1 even though a party of them has been wont to listen to the Word of Allah and after they had fully grasped it, knowingly distorted it? dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is addressed to the converts of Madina, who had then lately embraced the faith of the Arabian Prophet. These people had some vague notions about Prophethood, Heavenly Scriptures, Angels, the After-life, Divine Law and so on, and for this they were indebted to their Jewish neighbours. It was from these same Jewish neighbours that they had heard that another Prophet was about to appear, and that his followers would prevail over the rest of the world.It was partly because of this background that when the people of Madina heard about the Prophet, they readily turned towards him and embraced Islam in large numbers. They naturally expected that those who already followed Prophets and Divine Scriptures, and who, by introducing them to these ideas had contributed to their embracing the true faith, would not only join the ranks of the true believers, but would even be amongst their vanguard. As a result of these expectations the enthusiastic Muslim converts approached their Jewish friends and neighbours and invited them to embrace Islam. When the Jews flatly declined to do so, this negative reply was exploited by the hypocrites and other enemies of Islam as an argument for creating doubts about the truth of Islam. If Muhammad was the true Prophet, they argued, how was it conceivable that the Jewish scholars and divines would deliberately turn away from him since, if he was a true Prophet, such a behaviour would be tantamount to ruining their After-life? Here the simple-hearted Muslims learn of the historical record of the Jews, a record which is replete with perversion and corruption. This was designed to make them realize that they ought not to expect too much of a people with so dark a past, for if they were not realistic in their expectations about them they would be utterly disappointed when their call failed to penetrate their hardened and stony hearts. Their chronic decadence had a history of several centuries. For a long time they had treated those verses of the Scriptures which made sincere believers tremble in awe as objects of jest and play. They had tailored religion to suit their base desires and it was around such a perverted view of religion that all their hopes of salvation were centred. It was futile to hope that such people would flock to the call of Truth the moment it was proclaimed.
  2. metne dön, dipnot 2
    'A party of them' refers to the scholars and religious doctors of the Jewish community. The' Word of God' here signifies the Torah, the Psalms (Zabur) and other Scriptures which the Jews had received through the Prophets. 'Distortion' denotes the attempt to twist a text in such a manner as to make it signify something different from its real meaning, and may also denote tampering with the text of the Scriptures. The Israelite scholars had subjected the Scriptures to distortions of both kinds.

Aisha Bewley

Do you really hope they will follow you in iman when a group of them heard Allah’s Word and then, after grasping it, knowingly distorted it?

Al-Hilali & Khan

Do you (faithful believers) covet that they will believe in your religion inspite of the fact that a party of them (Jewish rabbis) used to hear the Word of Allâh [the Taurât (Torah)], then they used to change it knowingly after they understood it?

Ali Quli Qarai

Are you then eager that they should believe you, though a part of them would hear the word of Allah and then they would distort it after they had understood it, and they knew [what they were doing]?

Amatul Rahman Omar

Do you (O Muslims!) expect that they will believe you while (you see) there are some of them who hear the Word of Allâh and then tamper with it after having fully understood it, and they know (that this way of theirs is wrong)?

Arthur John Arberry

Are you then so eager that they should believe you, seeing there is a party of them that heard God's word, and then tampered with it, and that after they had comprehended it, wittingly?

Bijan Moeinian

How do you expect these people to join you in belief? These are the same people who listened to the revelations of God, got the message and then, some of them, knowingly altered the words of God [to fit their purposes. ]

E. Henry Palmer

Do ye crave that they should believe you when already a sect of them have heard the word of God and then perverted it after they had understood it, though they knew?

Edip-Layth

Did you expect that they would acknowledge for you, when a group of them had heard God's words then altered them knowingly after what they had reasoned?

George Sale

Do ye therefore desire that the Jews should believe you? Yet a part of them heard the word of God, and then perverted it, after they had understood it, against their own conscience.

Hamid S. Aziz

Do you hope that they should believe you when already a sect of them have heard the word of Allah and then perverted it knowingly after they had understood it?

Mahmoud Ghali

Do you then long for (the fact) that they should believe you, and a group of them already were hearing the Speech of Allah; thereafter they perverted it even after they had considered it, while they knew (the Truth).

Marmaduke Pickthall

Have ye any hope that they will be true to you when a party of them used to listen to the word of Allah, then used to change it, after they had understood it, knowingly?

Mohamed Ahmed - Samira

How do you expect them to put their faith in you, when you know that some among them heard the word of God and, having understood, perverted it knowingly?

Muhammad Asad

CAN YOU, then, hope that they will believe in what you are preaching - seeing that a good many of them were wont to listen to the word of God and then, after having understood it, to pervert it knowingly?

Mustafa Khattab

Do you ˹believers still˺ expect them to be true to you, though a group of them would hear the word of Allah then knowingly corrupt it after understanding it?

Progressive Muslims

Did you expect that they would believe with you, when a group of them had heard God's words then altered them knowingly after having understood

Rashad Khalifa

Do you expect them to believe as you do, when some of them used to hear the word of GOD, then distort it, with full understanding thereof, and deliberately?

Sahih International

Do you covet [the hope, O believers], that they would believe for you while a party of them used to hear the words of Allah and then distort the Torah after they had understood it while they were knowing?

Sam Gerrans

Do you hope that they will believe you? And a faction among them had heard the word of God, then twisted it after they had understood it, when they knew.

Shabbir Ahmed

Even now, believers hope in all sincerity, that their compatriots (the Jewish people in town) might join their ranks. But some of them, despite hearing and comprehending the Word of Allah (in Torah) have been distorting it knowingly.

Syed Vickar Ahamed

Can you (O men of Faith), hope that they will believe in you? Seeing that a party of them heard the Word of Allah, and altered it knowingly after they understood it.

Taqi Usmani

(O Muslims) do you still fancy that they will believe you, although a group of them used to hear the word of Allah, and then, having understood it, used to distort it knowingly?

The Monotheist Group

Did you expect that they would believe with you, when a group of them had heard the words of God then altered them knowingly after having understood?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 75. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 75. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 75. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩