Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 14. ayet

Şûrâ suresi, 14. ayet. وَمَا تَفَرَّقُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى لَّقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

vemâ teferraḳû illâ mim ba`di mâ câehümü-l`ilmü bagyem beynehüm. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike ilâ ecelim müsemmel leḳuḍiye beynehüm. veinne-lleẕîne ûriŝü-lkitâbe mim ba`dihim lefî şekkim minhü mürîbün.

Diyanet İşleri

Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab'a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 11–17 · surenin 14. ayeti / 53

Konu Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin Şûrâ 10–16 3

  1. Şûrâ 11

    O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

  2. Şûrâ 12

    Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  3. Şûrâ 13

    "Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

  4. 14

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab'a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.

  5. Şûrâ 15

    (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: "Ben, Allah'ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O'nadır."

  6. Şûrâ 16

    Allah'ın çağrısına uyulduktan sonra O'nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.

  7. Şûrâ 17

    Allah, hak olarak Kitab'ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. Yüce Allah, müslümanların dinleri etrafında bir arada bulunmalarını emredip ayrılığa düşmelerini yasakladıktan sonra, onların Allah’ın kendilerine indirmiş olduğu kitaptan dolayı gurura kapılıp aldanmamaları gerektiğini bildirmektedir. Çünkü Kitap ehli, Allah bir araya gelip toplanmalarını gerektiren kitabı üzerlerine indirinceye kadar tefrikaya düşmediler. Kitap üzerlerine indikten sonra kitaplarının kendilerine emrettiğinin aksini işlediler. Bunun sebebi ise haset ve düşmanlık yapmaları idi. Onlar, birbirlerine karşı nefret duydular ve birbirlerine haset ettiler. Sonunda aralarında kin ve düşmanlık başgösterdi ve tefrikaya düştüler. O bakımdan ey müslümanlar, onlar gibi olmaktan sakının.

“Eğer Rabbin tarafından verilmiş belirli bir süreye kadar” azabın ertelenmesini hükme bağlayan “sözü olmasaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi.” Fakat hikmeti ve hilmi (cezayı ertelemesi), onların azaplarının ertelenmesini gerektirmiştir.

“Onlardan sonra kitabın kendilerine miras verildiği kimseler de” yani aralarından onlara varis ve halef olup onların ilmini miras alanlar da “şüphesiz ondan yana derin bir şüphe içindedirler.”

Ayrılığa düşürecek türden büyük bir şüphe ve karmaşa içindedirler. Çünkü onlardan öncekiler, inat ve haset yüzünden ayrılığa düştüler. Onlardan sonra gelenler de şüphe ve tereddüt ederek ayrılığa düştüler. İşte hepsi de kötü olan ihtilafa düşme konusunda ortak bir özelliğe sahiptirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kâfirler ve müşrikler ancak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderilmesiyle onların üzerine delil ikame edildikten sonra ayrılığa düşmüşlerdir. Ve bu ayrılıkları da ancak zulüm ve haksızlık sebebiyle olmuştur. Eğer Allah'ın ilminde daha önceden belli bir süreye kadar onlardan azabı kıyamet gününe ertelemesi vaadi olmamış olsaydı, mutlaka Allah aralarında hükmederdi. Allah'a küfretmeleri ve resullerini yalanlamaları sebebi ile onları çabucak azaplandırıldı. Şüphesiz Yahudilerden sonra Tevrat'a ve Hristiyanlardan sonra İncil'e varis olanlar ve müşrikler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiği bu Kur'an'ı gerçekten yalanlayarak şüphe içerisinde oldular.

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. تَفَرَّقُوٓا۟ teferraku onlar ayrılığa düşmediler kök: فرق
  3. إِلَّا illa başka sebeple
  4. مِنۢ min
  5. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  6. مَا ma
  7. جَآءَهُمُ ca'ehumu kendilerine geldikten kök: جيا
  8. ٱلْعِلْمُ l-ilmu ilim kök: علم
  9. بَغْيًۢا begyen çekememezlik kök: بغي
  10. بَيْنَهُمْ ۚ beynehum aralarındaki kök: بين
  11. وَلَوْلَا velevla ve eğer olmasaydı
  12. كَلِمَةٌۭ kelimetun sözü kök: كلم
  13. سَبَقَتْ sebekat geçmiş kök: سبق
  14. مِن min -nden
  15. رَّبِّكَ rabbike Rabbi- kök: ربب
  16. إِلَىٰٓ ila kadar
  17. أَجَلٍۢ ecelin bir süre kök: اجل
  18. مُّسَمًّۭى musemmen belirli kök: سمو
  19. لَّقُضِىَ lekudiye hüküm verilirdi kök: قضي
  20. بَيْنَهُمْ ۚ beynehum aralarında kök: بين
  21. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  22. ٱلَّذِينَ ellezine
  23. أُورِثُوا۟ urisu varis kılınanlar kök: ورث
  24. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitaba kök: كتب
  25. مِنۢ min
  26. بَعْدِهِمْ bea'dihim onlardan sonra kök: بعد
  27. لَفِى lefi içindedirler
  28. شَكٍّۢ şekkin bir şüphe kök: شكك
  29. مِّنْهُ minhu ondan
  30. مُرِيبٍۢ muribin kuşku veren kök: ريب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde)…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine bilgi geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. dipnot 1 Belirli bir süreye kadar Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar (Mekkeliler) de şüphesiz ki ondan (Kur'an'dan) kuşkulandıran bir şüphe içindedir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Al-i İmrân 3:19; Yûnus 10:93; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, hakikatin bilgisi kendilerine ulaştıktan sonra, sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden birbirlerine düştüler: Ve eğer Rabbin tarafından daha önceden belirli bir vadeye kadar ertelendiğne dair bir yasa konmasaydı, haklarındaki hüküm hemen infaz edilirdi. İşte onların ardından gelen (eski) vahyin (son) varisleri de, bu (vahiy)den dolayı tereddütle karışık bir şüphe içindedirler.

Muhammed Esed

(Geçmiş vahiylerin mensuplarına gelince,) onlar (hakikati) tanıyıp öğrendikten sonra, aralarındaki kıskançlık ve çekişmelerden dolayı bütünlükten uzaklaştılar; ve Rabbinden (O'nun koyduğu) belli bir vadeye kadar (bütün hükümleri iptal eden) bir hüküm gelmemiş olsaydı, onlar arasında (baştan) her şey karara bağlanmış olurdu. İşte bakın, öncekilerden ilahi kelamı devralanlar (şimdi) onun öğretileri hakkında şüpheye varan büyük bir tereddüt içindeler.

Ahmed Hulusi

İlim (Hakikat ilmi) kendilerine geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden tefrikaya düştüler! Eğer Rabbinden, belirlenmiş bir zamana kadar yaşamaları hükmolunmamış olsaydı; onlar arasında elbette işleri bitirilirdi! Onlardan sonra BİLGİye varis kılınanlara (ehl-i kitaba) gelince; muhakkak ki Ondan (Kuran'dan) kuşkulu bir tereddüt içindedirler.

Ali Bulaç

Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden, adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Şüphesiz onların ardından Kitaba mirasçı olanlar ise, her halde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Ali Özek ve heyeti

Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Ali Rıza Safa

Kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekemezlik yüzünden ayrılığa sürüklendiler. Belirlenmiş bir süreye dek, Efendinden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Aslında, onlardan sonra Kitap'a kalıtçı olanlar da Onun hakkında, gerçekten derin bir kuşkuya kapıldılar.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine ilim geldikten sonra ihtilafa düşmeleri, sırf aralarındaki kıskançlıktan dolayıdır. Eğer Rabbin tarafından belirli bir süreye kadar önceden verilmiş bir söz olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm verilecekti. Onlardan sonra kendilerine kitap verilenler de kesinlikle o din hakkında aşırı şüphe içerisindedirler.

Edip Yüksel

Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Belli bir zaman için Efendinin verilmiş bir söz olmasaydı onların arasında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba mirasçı olanlar da ondan kuşku ve şüphe içindedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Belli bir zaman için Rabbinin verilmiş bir söz olmasaydı onların arasında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba mirasçı olanlar da ondan kuşku ve şüphe içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine bilgi geldikten sonra ayrılığa düşmeleri sadece aralarındaki düşmanlık ve ihtirastan dolayıdır. Eğer Rabbin tarafından "belirli bir vakte kadar" şeklinde bir söz geçmemiş olsaydı aralarında verilen hüküm mutlaka yerine getirilir ve (iş) bitirilirdi. Kendilerinden sonra Kitab'a mirasçı kılınanlar da ondan kuşkulu bir şüphe içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tefrikaya düşmeleri ise kendilerine ılim geldikten sonra sırf aralarında Bağy-ü ıhtırastan dolayıdır ve eğer rabbından müsemma bir ecele kadar diye bir kelime geçmiş olmasa idi, aralarında hukmi kaza mutlak icra edilir bitirilirdi, arkalarından kitaba varis kılınanlar da ondan işkilli bir şekk içindedirler

Erhan Aktaş

Onların, kendilerine ilim dipnot 1 geldikten sonra anlaşmazlığa düşmelerinin nedeni kıskançlık ve ihtiraslarıdır. Eğer Rabb'inden, "belirlenmiş bir süreye kadar" sözü verilmemiş olunsaydı, aralarında hemen hüküm gerçekleştirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar, dipnot 2 tam bir ikilem ve kaygı içindedirler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitap Ehli.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların, kendilerine ilim dipnot 1 geldikten sonra anlaşmazlığa düşmelerinin nedeni kıskançlık ve ihtiraslarıdır. Eğer Rabb'inden, "belirlenmiş bir süreye kadar" sözü verilmemiş olunsaydı, aralarında hemen hüküm gerçekleştirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar dipnot 2 , tam bir ikilem ve kaygı içindedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ehl-i Kitap.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların, kendilerine ilim dipnot 1 geldikten sonra anlaşmazlığa düşmelerinin nedeni kıskançlık ve ihtiraslarıdır. Eğer Rabb'inden, "belirlenmiş bir süreye kadar" sözü verilmemiş olunsaydı, aralarında hemen hüküm gerçekleştirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar dipnot 2 , derin bir kuşku içindedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ehl-i Kitap.

Gültekin Onan

Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler. Eğer rabbinden adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmiş)ti. Şüphesiz onların ardından Kitaba mirasçı olanlar ise, her halde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Onlar ancak kendilerine ilim geldikden sonradır ki, aralarındaki ihtiraas yüzünden, ayrılığa düşdüler. Eğer Rabbinden ad verilmiş bir va'deye kadar bir söz geçmiş olmasaydı aralarında muhakkak hukum verilmiş (her şey olub bitirilmişdi) bile. Onlardan sonra kitaba mirascı yapılanlar da ondan mutlak şübheci bir tereddüd içindedirler.

İbni Kesir

Onlar; kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Şayet belirli bir süre için Rabbından bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba varis kılınanlar da ondan mutlak bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Mehmet Alagaş

(13-16) Dini sana uyulacak bir kural / bir şeriat yaptık, Nuh’a vasiyet ettiğimizi ne ise onu, sana da vahyediyoruz. İbrahim’e Musa’ya ve İsa’ya neyi tavsiye etti isek onu , sana vahyediyoruz, dini ayağa kaldırın / ayakta tutun ikame edin , onda fırkalaşmayın / ayrılığa düşmeyin , ortak koşanlara / müşriklere onları çağırdığın şey büyük geldi , Allah ki ona (dinine) istediğini seçecek ve gönülden yönelenlerden istediğini yola iletecek. Kendilerine ilim geldikten sonra ayrışmaları / fırkalaşmaları aralarında ki çekememezlik / kıskançlık yüzündendir , eğer ki Rabbinden belirli bir süreye dair kelime önceden geçmiş olmasaydı aralarındaki hüküm gerçekleşirdi, onlardan sonra kitaba mirasçı yapılanlar , O’nda kuşku içindeydiler. İşte bu şekilde sen çağrıda bulun nasıl emrolunuyorsan o istikamette kal ve onların havai keyiflerine uyma ve de ki Allah’ın kitaptan indirdiklerine iman ettim / inandım / güvendim ve aranızda adil olmakla emrolundum, Allah rabbimizdir ve rabbinizdir, amellerimiz bizedir amelleriniz de sizedir , bizle siz arasında delilleşmeye / ispatlaşmaya gerek yoktur, Allah hepimizi bir araya toplayacaktır ve ileride de O’na gidilecektir. Allah’ın davete icabet etmesinden sonra Allah hakkında ispatlaşmaya / delilleşmeye kalkışanların delilleri Rabbinin yanında / indinde çürümüştür, Onların üzerine / aleyhine öfke / gazap vardır, onlara şiddetli bir işkence / azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki düşmanlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belirlenmiş bir süreye kadar bir söz geçmiş olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onların ardından kitaba mirasçı olanlar da elbette ondan bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Süleyman Ateş

Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Onlardan sonra Kitaba varis kılınanlar ondan, kuşku veren bir şüphe içindedirler.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine bu bilgi dipnot 1 geldikten sonra sadece, birbirlerine üstünlük kurma gayretlerinden dolayı ayrılığa düştüler dipnot 2 . Rabbinin, belirlenmiş ecellerine kadar onları bırakma sözü dipnot 3 olmasaydı aralarında mutlaka hüküm verilirdi (de işleri bitirilirdi). Onlardan sonra Kitaba mirasçı olanlar ise Kitap'tan yana tam bir ikilemde bırakan şüphe içine düştüler dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayrılığa düşmeleri, kendilerine bu bilgi geldikten sonra, birbirlerini kıskanmalarından dolayı oldu. Sahibinin, o belirlenmiş ecellerine kadar özgür bırakma sözü dipnot 1 olmasaydı hemen yargılanırlardı. Onlardan sonra Kitaba mirasçı olanlar ise kuşku içinde bocalayıp dururlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ecel konusu için Bkz:En'am 6/2 ve dip notu.

Şaban Britch

Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki düşmanlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin’den belirlenmiş bir süreye kadar bir söz geçmiş olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onların ardından kitaba mirasçı olanlar da elbette ondan bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Şaban Piriş

Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki "haksız tecavüz" sebebiyle gruplara ayrıldılar. Eğer Rabbin'den belirlenmiş bir süreye kadar bir söz olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilmiş olurdu. Onların ardından kitaba mirasçı olanlar da elbette ondan bir şüphe ve tereddüt içindedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden fırkalara bölündüler. Eğer belli bir süreye kadar erteleme sözü Rabbinden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar da onun hakkında, işkillendiren bir kuşku içindedirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet they only became divided into sects and factions, through envy and enmity, each with a belief cherished in their minds after their acquaintance with facts and intellectual perception of the truth. And had it not been for Allah's word proclaimed beforehand to put punishment in respite to a determined point of time, their Hereafter would have been planted in the now. And now your contemporaries, the successors who have inherited the Book AL-Tawrah (the Torah) are in perplexity about it on account of its present Intricate character

Abdul Haleem

They divided, out of rivalry, only after knowledge had come to them, and, if it had not been for a decree already passed by your Lord to reprieve them until an appointed time, they would already have been judged. Those after them, who inherited the Scripture, are in disquieting doubt about it.

Abdullah Yusuf Ali

And they became divided only after Knowledge reached them,- through selfish envy as between themselves. Had it not been for a Word that went forth before from thy Lord, (tending) to a Term appointed, the matter would have been settled between them: But truly those who have inherited the Book after them are in suspicious (disquieting) doubt concerning it.

Abul A'la Maududi

They did not split up except after knowledge had come to them, dipnot 1 and then only because they wished to commit excesses against each other. dipnot 2 Had your Lord not already decreed that judgement would be made later at an appointed time, the matter between them would surely have been decided once and for all. dipnot 3 Indeed those who were later made the heirs of the Book are in disquieting doubt about it. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the divisions were created not because Allah had failed to send the Prophets and the Books, and therefore, the people could not know the right way and so invented their own separate religions, sects, schools of thought and systems of life, but divisions appeared after knowledge had come to them from Allah. Therefore, Allah is not responsible for it, but the people who abandoned the clear principles of religion and commands of the Shariah and created their own creeds and religions are themselves responsible for it.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the motive for creating the divisions was not good, but they resulted from the desire for ostentation, love of an independent entity, mutual rivalry and stubbornness, the urge to humiliate and defeat one another, and greed for worldly wealth and position. When the clever and ambitious saw that if the godly people followed the true religion honestly, there would only be One God before whom the people would bow, there would be one Messenger whom they would acknowledge as their guide and leader, there would be one Book which they would turn to and there would be a clearly defined creed and code of life which they would be following. In such a system there could be no place of distinction for themselves, on the strength of which they could have their own leadership flourish so that the people should rally round them, and bow to them and also make rich offerings to them. This was the real cause which became the motive of the invention of new creeds and philosophies, new ways and rites of worship and new systems of life, and diverted a large part of humanity from the highway of divine religion and misled them into blind alleys. Then the mutual disputes of the factions and their religious, economic and political conflicts gave rise to intense bitterness, which in turn led to bloodshed and violence among humanity.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, all such people who were guilty of inventing false systems and followed them would have been annihilated in the world itself by a torment, and only the righteous ones allowed to survive, which should have indicated as to who was a follower of the truth and who of falsehood in the sight of Allah. But Allah has deferred this decision till Resurrection, for after such a decision in the world, the trial of mankind becomes meaningless.
  4. metne dön, dipnot 4
    It means: After the passage of the time of every Prophet and his closest followers when the divine Book reached the later generations, they did not receive it with faith and conviction but were involved in doubts and suspicions and confusions about it. There were many causes for this state of affairs, which can be easily understood by a study of the case of the Torah and the Gospel. The earlier generations have not conveyed both these Books to the later generations well preserved in their original state and in their original words and language. They mixed up the divine word in them with the human word in the form of their commentary, history, verbal traditions and juristic hair-splitting. They made their translations prevail until the original was lost and only the translations remained. Their historical authenticity also was ruined, so much so that nobody now can say with certainty that the Book in his hand is the same that the world had once received through the Prophet Moses or the Prophet Jesus (peace be upon them). Then their elders in the different periods of history initiated such discussions on religion, divinity, philosophy, law, physics, psychology and sociology and invented such systems of thought that the people were lost in them and it became impossible for them to decide as to which was the straight highway of the truth among the countless crooked ways. And since the divine Book did not exist in its original, reliable state, they could neither turn to any authority that could help them to distinguish the truth from falsehood.

Aisha Bewley

They only split up after knowledge came to them, tyrannising one another. And were it not for a prior decree from your Lord for a specified term, the judgement between them would already have been made. Those who inherited the Book after them are indeed in grave doubt about it.

Al-Hilali & Khan

And they divided not till after knowledge had come to them, through (selfish) transgression between themselves. And had it not been for a Word that went forth before from your Lord for an appointed term, the matter would have been settled between them. And verily, those who were made to inherit the Scripture [i.e. the Taurâh (Torah) and the Injeel (Gospel)] after them (i.e. Jews and Christians) are in grave doubt concerning it (i.e. Allâh’s true religion - Islâm or the Qur’ân).

Ali Quli Qarai

They did not divide [into sects] except after the knowledge had come to them, out of envy among themselves; and were it not for a prior decree of your Lord [granting them reprieve] until a specified time, decision would have been made between them. Indeed those who were made heirs to the Book after them are surely in grave doubt concerning it.

Amatul Rahman Omar

And these (rejecters of the faith) split themselves into factions only after (true) knowledge (of the fundamental principles of faith) had come to them (and that too) out of jealousy among themselves and to spite one another. But for the word (of promise) already gone forth from your Lord, (that they would be given respite) for a fixed term, the judgment upon these (disbelievers) would surely have long been passed (by their complete annihilation). As for those who have been made to inherit the Scripture after these (Prophets) they are in a disquieting and grave doubt about this (Qur'ân).

Arthur John Arberry

They scattered not, save after knowledge had come to them, being insolent one to another; and but for a Word that preceded from thy Lord until a stated term, it had been decided between them. But those to whom the Book has been given as an inheritance after them, behold, they are in doubt of it disquieting.

Bijan Moeinian

[Ironically, the followers of the scriptures] broke up into sects after the knowledge was revealed to them, in account of jealousy between themselves! If God had not made a pre-determined decision to take care of them on the Day of Judgment, He would have settled the matter immediately. The fact of the matter is that the followers of the Scriptures have inherited nothing but a bunch of doubts.

E. Henry Palmer

But they did not part into sects until after the knowledge had come to them, through mutual envy; and had it not been for thy Lord's word already passed for an appointed time, it would surely have been decided between them; but, verily, those who have been given the Book as an inheritance after them, are in hesitating doubt concerning it.

Edip-Layth

They only divided after the knowledge had come to them, due to resentment among themselves. Had it not been for a predetermined decision from your Lord, they would have been judged immediately. Indeed, those who inherited the book after them are full of doubts.

George Sale

Those who lived in times past were not divided among themselves, until after that the knowledge of God's unity had come unto them; through their own perverseness: And unless a previous decree had passed from thy Lord, to bear with them till a determined time, verily the matter had been decided between them, by the destruction of the gain-sayers. They who have inherited the scriptures after them, are certainly in a perplexing doubt concerning the same.

Hamid S. Aziz

And they did not become divided until after knowledge had come to them out of rivalry among themselves; and had not a Word already gone forth from your Lord for an appointed term, certainly judgment would have been given between them; and those who were made to inherit the Book after them are most surely in hopeless (or suspicious, disturbing) doubt concerning it.

Mahmoud Ghali

And in no way were they disunited except even after knowledge had come to them, being inequitable among themselves; and had it not been for a Word that had gone before from your Lord until a stated term, indeed it would have been decreed between them. And surely the ones who were made to inherit the Book even after them are indeed in doubt of it, causing suspicion.

Marmaduke Pickthall

And they were not divided until after the knowledge came unto them, through rivalry among themselves; and had it not been for a Word that had already gone forth from thy Lord for an appointed term, it surely had been judged between them. And those who were made to inherit the Scripture after them are verily in hopeless doubt concerning it.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet they did not differ about it until knowledge came to them, through rivalries among themselves. If the Word of your Lord, (staying) it for a time ordained, had not preceded it, the matter would have been settled among them. But those who came to inherit the Book after them are also in doubt and disturbed about it.

Muhammad Asad

And [as for the followers of earlier revelation, ] they broke up their unity, out of mutual jealousy, only after they had come to know [the truth]. And had it not been for a decree that had already gone forth from thy Sustainer, [postponing all decision] until a term set [by Him], all would indeed have been decided between them [from the outset]. As it is, behold, they who have inherited their divine writ from those who preceded them are [now] in grave doubt, amounting to suspicion, about what it portends.

Mustafa Khattab

They did not split ˹into sects˺ out of mutual envy until knowledge came to them.[1] Had it not been for a prior decree from your Lord for an appointed term,[2] the matter would have certainly been settled between them ˹at once˺. And surely those who were made to inherit the Scripture[3] after them are truly in alarming doubt about this ˹Quran˺.

Progressive Muslims

And they only divided after the knowledge had come to them, due to resentment among themselves. And had it not been for a predetermined decision from your Lord, they would have been judged immediately. Indeed, those who inherited the Scripture after them are full of doubts.

Rashad Khalifa

Ironically, they broke up into sects only after the knowledge had come to them, due to jealousy and resentment among themselves. If it were not for a predetermined decision from your Lord to respite them for a definite interim, they would have been judged immediately. Indeed, the later generations who inherited the scripture are full of doubts.

Sahih International

And they did not become divided until after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. And if not for a word that preceded from your Lord [postponing the penalty] until a specified time, it would have been concluded between them. And indeed, those who were granted inheritance of the Scripture after them are, concerning it, in disquieting doubt.

Sam Gerrans

And they became divided only after knowledge came to them, through sectarian zealotry between them. And were it not for a word that preceded from thy Lord to a stated term, it would have been concluded between them. And those who were caused to inherit the Writ after them are in sceptical doubt concerning it.

Shabbir Ahmed

And they became sects for no reason but through rivalry among themselves, after the Knowledge had come to them. Had it not been for a Word that has already gone forth from your Lord for an appointed term, all matters would have been decided among them. (The Word = The Law of free will, in this context). Behold, the later generations who inherited the Scripture of the old still keep harboring doubts about it.

Syed Vickar Ahamed

And they (to whom you call) became divided only after knowledge came to them— Through selfish transgression and envy between themselves. If it was not for a Word that reached them before from your Lord, (regarding) a period (for repentance) appointed, the matter would have been settled between them. And truly, those (the Jews and Christians) who have inherited the Book (of Message, Torah and Gospel) after them are in (uneasy and) suspicious doubt about it (the Quran).

Taqi Usmani

And they were not divided, in jealousy with each other, but after the knowledge had come to them. Had it not been for a word that had come forth earlier from your Lord (and was effective) until a specified time, the matter would have been decided between them. And those who were made to inherit the Book after them are in confounding doubt about it.

The Monotheist Group

And they only divided after the knowledge had come to them, due to resentment among themselves. And had it not been for a predetermined decision from your Lord, they would have been judged immediately. Indeed, those who inherited the Book after them are full of doubts.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩