Mâide suresi

Mâide suresi, 13. ayet

Mâide suresi, 13. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm le`annâhüm vece`alnâ ḳulûbehüm ḳâsiyeh. yüḥarrifûne-lkelime `am mevâḍi`ihî venesû ḥażżam mimmâ ẕükkirû bih. velâ tezâlü teṭṭali`u `alâ ḫâinetim minhüm illâ ḳalîlem minhüm fa`fü `anhüm vaṣfaḥ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 10–16 · surenin 13. ayeti / 120

Konu İsrâiloğullarından ve Hıristiyanlardan alınan söz Mâide 12–19 3

  1. Mâide 10

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.

  2. Mâide 11

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a karşı gelmekten sakının. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  3. Mâide 12

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

  4. 13

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

  5. Mâide 14

    "Biz hıristiyanız" diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!

  6. Mâide 15

    Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.

  7. Mâide 16

    Allah, onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. Bu buyrukta sanki şöyle denmektedir: Acaba onlar, Allah’a verdikleri bu sözü yerine getirdiler mi yoksa bozdular mı? İşte Yüce Allah, onların bu sözlerini bozduklarını beyan ederek şöyle buyurmaktadır:

“Böyle iken sözlerini bozdukları için” yani sözlerini bozmaları sebebi ile onları çeşitli şekillerde cezalandırdık:

Birincisi: “Onları lanetledik” yani rahmetimizden kovup uzaklaştırdık. Çünkü onlar bizzat kendilerine karşı rahmet kapılarını kapatmışlardı. Rahmetin en büyük sebebi olan kendilerinden alınan sözü yerine getirmemişlerdi.

İkincisi: “kalplerini katılaştırdık” Öğütlerin etkilemeyeceği, âyet ve uyarıların fayda sağlamayacağı katı bir hale getirdik. O nedenle herhangi bir teşvik onları harekete geçirmiyor, herhangi bir korkutma sebebi ile de ellerini kötülükten geri çekmiyorlardı. Hidâyetin de hayrın da hiçbir fayda sağlayamayacağı, kötülükten başka bir şey bulunmayan böyle bir kalbe sahip olmak, bir kul için en büyük cezalardan birisidir.

Üçüncüsü: “Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler” yani onlar kelimeleri yerlerinden oynatmak ve tahrif edip değiştirmek belasına uğradılar. Allah’ın belli bir manayı murad ettiği sözü Allah ve Rasûlü’nün murad ettiğinden başka bir hale soktular.

Dördüncüsü: “Kendilerine verilen öğütten önemli bir kısmı da unuttular.” Onlara Tevrat ile ve Allah’ın Mûsâ’ya indirdikleri ile öğüt verildi. Fakat onlar bunun önemli bir bölümünü unuttular. Bu ifade hem onun bilgisinin unutulmasını ve onların bu ilmi unutup kaybettiklerini ifade etmektedir. Yani Allah’ın onlara bir ceza olmak üzere bunları unutturduğunu, onların bir çoğunun ellerinde bulunmadığını ifade etmektedir. Hem de bu, emrolunanı terk etme anlamındaki amelin unutulmasını da ifade etmektedir. Böylece onlar emrolunduklarını yerine getirmek muvaffakiyetine nail olamadılar. Bu ayet, kitap ehlinin kitaplarında zikrolunan yahut da kendi dönemlerinde meydana gelen ama onların inkâr ettikleri bazı şeylerin, unuttukları şeyler arasında olduğuna delil gösterilebilir.

Beşincisi: Sürekli bir hainliktir ki “içlerinden pek azı müstesna olmak üzere sen onların daima” hem Allah’a hem de mü’min kullara “hainlik ettiklerini görürsün.” Onların en büyük hainlikleri ise kendilerine öğüt veren, haklarında hüsnü zan besleyen kimseye karşı hakkı gizlemeleri ve küfürleri üzere kalmalarıdır. Bu, çok büyük bir hainliktir.

İşte bu hoş olmayan hasletler, onların sıfatlarına sahip olan herkes hakkında geçerlidir. Yani Allah’ın verdiği emirleri yerine getirmeyen ve Allah’ın kendisinden aldığı sözlere riâyet etmeyen herkes, tıpkı İsrailoğulları gibi lanetten, kalp katılığından, sözlerin tahrif edilmesi ile müptela oluştan hak ettiği payını alır ve doğruya ulaşma muvaffakiyetini elde edemez. Kendisine verilen öğüdün bir bölümünü de unutur ve mutlaka hainliğe müptela olur. Yüce Allah’tan esenlik dileriz.

Allah Teala, onlara hatırlatılan şeylere “حظ” (önemli bir pay, nasip) adını vermektedir. Çünkü en büyük pay ve nasip odur. Onun dışında kalanlar ise geçici dünyevi nasiplerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Derken zineti içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler dediler ki: “Keşke Karun’a verilenin bize de verilseydi. Gerçekten de o büyük bir pay sahibidir.” (el-Kasas, 28/79) Yüce Allah faydalı olan pay hakkında da şöyle buyurmaktadır: “Buna ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.” (Fussilet, 41/35)

Yüce Allah’ın: “içlerinden pek azı müstesna olmak üzere” buyruğuna gelince, yani bu pek az bölüm Allah’a verdikleri sözlerinde bağlı kaldılar. O da onlara muvaffakiyet verdi ve onları dosdoğru yola iletti. “Yine de sen onları affet ve aldırış etme.” Yani onlardan affedilmelerini gerektiren türden sadır olacak ve seni rahatsız edecek şeyler dolayısı ile onları sorgulama, onları bağışla! Çünkü bu ihsan çeşitlerindendir. “Şüphe yok ki Allah ihsan sahiplerini sever.” Allah hakkında ihsan, Allah’a O’nu görüyormuşçasına ibadet etmendir. Sen O’nu görmüyorsan dahi O seni görür. Yaratılmışlar hakkında ihsan ise onlara dini ve dünyevi bakımdan faydalı olacak şeyleri karşılıksız olarak vermektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerinden alınan kuvvetli sözü bozmaları sebebiyle (İsrailoğulları'nı) rahmetimizden kovduk. Kalplerini, hiçbir hayrın ulaşamayacağı ve hiçbir öğüdün fayda vermeyeceği şekilde kaskatı kıldık. Hevâlarına uyacak şekilde manalarını tevil ederek ve lafızlarını değiştirerek Allah'ın kelamının anlamını tahrif ediyorlar. Kendilerine emredilenlerle amel etmeyi terk ettiler. Ey resul! Hâlâ sen Allah'a ve Mümin kullarına karşı yaptıkları hainliklerini ortaya çıkarıyorsun. Ancak bunlardan azı hariç vermiş oldukları o sözü yerine getirmediler. Verdikleri söze uyanları affet ve azarlayıp paylama, bağışla. Bu ihsandandır. Şüphe yoktur ki Allah iyilik edenleri sever.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَبِمَا febima sebebiyle
  2. نَقْضِهِم nekdihim bozmaları kök: نقض
  3. مِّيثَـٰقَهُمْ misakahum sözlerini kök: وثق
  4. لَعَنَّـٰهُمْ leannahum onları la'netledik kök: لعن
  5. وَجَعَلْنَا ve cealna ve yaptık kök: جعل
  6. قُلُوبَهُمْ kulubehum kalblerini kök: قلب
  7. قَـٰسِيَةًۭ ۖ kasiyeten kaskatı kök: قسو
  8. يُحَرِّفُونَ yuharrifune kaydırıyorlar kök: حرف
  9. ٱلْكَلِمَ l-kelime kelimeleri kök: كلم
  10. عَن an
  11. مَّوَاضِعِهِۦ ۙ mevadiihi yerlerinden kök: وضع
  12. وَنَسُوا۟ ve nesu ve unuttular kök: نسي
  13. حَظًّۭا hazzen pay almayı kök: حظظ
  14. مِّمَّا mimma şeyden
  15. ذُكِّرُوا۟ zukkiru öğütlenen kök: ذكر
  16. بِهِۦ ۚ bihi kendilerine
  17. وَلَا ve la asla
  18. تَزَالُ tezalu daima kök: زيل
  19. تَطَّلِعُ tettaliu muttali olursun kök: طلع
  20. عَلَىٰ ala üzerinde (olduklarına)
  21. خَآئِنَةٍۢ hainetin hainlik kök: خون
  22. مِّنْهُمْ minhum onlardan
  23. إِلَّا illa hariç
  24. قَلِيلًۭا kalilen pek azı kök: قلل
  25. مِّنْهُمْ ۖ minhum içlerinden
  26. فَٱعْفُ fea'fu yine de affet kök: عفو
  27. عَنْهُمْ anhum onları
  28. وَٱصْفَحْ ۚ vesfeh ve aldırma kök: صفح
  29. إِنَّ inne şüphesiz
  30. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  31. يُحِبُّ yuhibbu sever kök: حبب
  32. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananları kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرف (6 geçiş) · Aynı kök: وضع (26 geçiş) · Aynı kök: لعن (41 geçiş)

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş) · Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: حرف (6 geçiş) · Aynı kök: وضع (26 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: نقض (9 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz…

  • Aynı kök: حظظ (7 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: نسي (45 geçiş)

    "Biz hıristiyanız" diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: نقض (9 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: لعن (41 geçiş)

    Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetlemiş ve kalplerini katılaştırmıştık. Onlar, kendilerine hatırlatılan (Tevrat'tan) paylarını unutarak kelimelerin yerlerini değiştirirler. dipnot 1 İçlerinden azı hariç, onlardan daima bir ihanet göreceksin. (Yine de) sen onları affet ve (onları) hoşgör! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Nisâ 4:46; Mâide 5: 41.

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra, bu kesin taahhütlerimi bozdukları için onları rahmetimizden dışladık ve kalplerini katılaştırdık; (şimdi onlar) kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; üstelik kendilerine hatırlatılan hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. Çok azı dışında hep onların ihanetine uğrayacaksın. Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever.

Muhammed Esed

Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık; (öyle ki, şimdi) onlar, (vahyedilmiş) sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onların hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.

Ahmed Hulusi

Ahdlerini bozmaları ile onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki manaları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular. . . Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. . . Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerini sever.

Ali Bulaç

Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

Ali Özek ve heyeti

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat’ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

Ali Rıza Safa

Verdikleri sözü bozdukları için onları lanetledik ve yüreklerini katılaştırdık. Sözlerin anlamlarını saptırdılar ve kendilerine verilen öğretiden pay almayı unuttular. Çok azı dışında, onlardan sürekli alçaklık göreceksin. Yine de onları bağışla ve aldırış etme. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananları sever.

Bayraktar Bayraklı

Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O haldesıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

Edip Yüksel

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra bu sözleşmelerini bozmaları yüzünden, Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak değiştirirler, uyarıldıkları gerçeklerden paylarını almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında, onlardan sürekli bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırma! Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bu misaklarını nakzettikleri içindir ki biz onları la'netledik ve kalblerini kas katı ettik, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, ıhtar edildikleri hakikatlerden hazz almayı unuttular, içlerinden pek azı müstesna olmak üzere onlardan daima bir hainliğe muttali' olur durursun, yine sen onlardan afvet ve aldırma, çünkü Allah ihsan edenleri sever

Erhan Aktaş

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet dipnot 1 ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Gültekin Onan

Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları affet, aldırış etme. Kuşkusuz Tanrı iyilik yapanları sever.

Hasan Basri Çantay

(Buna rağmen) onlar (verdikleri) o kat'i te'minatı çözüb bozmuş oldukları içindir ki biz kendilerini rahmetimizden koğduk, kalblerini kaskatı yapdık. Onlar kelimeleri (Allah tarafından) konulan yerlerinden (kaldırıb) değişdirirler. Onlar nasıyhat ve ihtaar edildikleri şeylerden (hakıykatlerden) bir nasıyb almayı da unutdular. İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan daima bir haainliğe muttali olub duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.

İbni Kesir

Ahidlerini bozmalarından ötürü onlara la'net ettik, kalblerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azı müstesna daima hainliklerini görürsün. Sen; onları affet ve geç. Muhakkak Allah; ihsan edenleri sever.

Mehmet Alagaş

(12-13) Allah İsrail oğullarından kesin bir şekilde söz almıştı, onlardan on iki adet temsilci / nakip yaratmıştık, Allah dedi ki ben sizle beraberim, eğer ki namazı kalkar kılarsanız, zekâtı verirseniz, elçilerime güvenirseniz / iman ederseniz ve onları saygıyla desteklerseniz, (azzera; Üzeyir ile aynı kökten) Allah’a da güzel bir borcu, borç olarak verirseniz, sizin kötülüklerinizi örtbas ederim, sizi altlarından nehirler akan cennetlere sokarım dedi, bunun ardında da sizden her kim küfrederse artık o da yolun dengesinden sapmıştır. Onları sözlerinden caymaları nedeniyle lanetledik, kalplerini kaskatı yaptık, kelimelerin anlam yerlerini harfleri kullanarak tahrif ediyorlardı, (Hınta yerine Hıtta, Selamu yerine Seamu, ünzurna yerine raina) anılan / zikredilen şeylerden haz almayı da / nasiplenmeyi unuttular, onlardan pek azı hariç onların, sürekli olarak hainlikleri ile karşılaşırsın / muttali olursun, yine de affet onları, aldırış etme, Allah güzel davrananları sever.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden tahrif edip,değiştirdiler. Kendilerine hatırlatılanlardan bir kısmını unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, ihsan sahiplerini sever.

Süleyman Ateş

Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı

Verdikleri sözden dönmelerinden dolayı onları lanetledik /dışladık, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin asıl anlamlarını tahrif ediyor /kaydırıyor dipnot 1 , akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unutuyorlardı dipnot 2 . Pek azı dışında onlardan hep hainlik göreceksin. Sen onlara bakma ve yeni bir sayfa aç. Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Din bilginlerinin Tevrat üzerinde yaptıkları tahrif/ anlam kaydırması, Tevrat'ın içinde de yer bulmaktadır: "Nasıl, "biz bilge kişileriz, Rabbin Yasası bizdedir" diyebiliyorsunuz? İşte, bilginlerin yalancı kalemi Yasayı yalana çevirmiş." (
    Yeremya 8/8 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeremya 8:8

    “ ‹Nasıl, biz bilge kişileriz, 2 RABbin Yasası bizdedir, diyebiliyorsunuz? 2 İşte, bilginlerin yalancı kalemi 2 Yasayı yalana çevirmiş.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    )
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah kimseyi, unuttuğu şeyden dolayı sorumlu tutmayacağı için (Bakara 2/286) buradaki unutma mecazdır. Hıristiyanların unuttukları şeylerden biri de gelecek nebiye inanma görevidir (Araf 7/157).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sözlerinden caydıkları için onları dışladık (lanetledik), kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırarak tahrif dipnot 1 ederler. Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden nasip almayı unuttular. Pek azı müstesna onların yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları bağışla ve aldırma çünkü Allah, güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Eski Ahid,
    Yeremya 7/22-24 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeremya 7:22

    Çünkü atalarınızı Mısırdan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; 8/8.

Şaban Britch

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin kullanıldıkları anlamlarını tahrif ediyorlar, kendilerine hatırlatılandan bir pay çıkarmayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Allah, iyilik yapanları sever.

Şaban Piriş

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet, set to their discredit was the crime of breaking the divine covenant which brought them within the measure of Allah’s wrath; We poured upon them maledictions and rendered them hard-hearted. They translocation the words of the Sacred Scriptures to alter Allah’s words and willfully neglect a part of what was imparted to them. And thus still you sense O Muhammad deception as the principal ingredient in their disposition with the excepting a few among them who lift to Allah their inward sight. Nonetheless, accord them forgiveness and do not entertain them with thoughts of ill-will; Allah likes those who turn their thoughts on moral excellence and benevolence.

Abdul Haleem

But they broke their pledge, so We distanced them [from Us] and hardened their hearts. They distort the meaning of [revealed] words and have forgotten some of what they were told to remember: you [Prophet] will always find treachery in all but a few of them. Overlook this and pardon them: God loves those who do good.

Abdullah Yusuf Ali

But because of their breach of their covenant, We cursed them, and made their hearts grow hard; they change the words from their (right) places and forget a good part of the message that was sent them, nor wilt thou cease to find them- barring a few - ever bent on (new) deceits: but forgive them, and overlook (their misdeeds): for Allah loveth those who are kind.

Abul A'la Maududi

Then, for their breach of the covenant We cast them away from Our mercy and caused their hearts to harden. (And now they are in such a state that) they pervert the words from their context and thus distort their meaning, and have forgotten a good portion of the teaching they were imparted, and regarding all except a few of them you continue to learn that they committed acts of treachery. Pardon them, then, and overlook their deeds. Surely Allah loves those who do good deeds.

Aisha Bewley

But because of their breaking of their covenant, We have cursed them and made their hearts hard. They distort the true meaning of words and have forgotten a good portion of what they were reminded of. You will never cease to come upon some act of treachery on their part, except for a few of them. Yet pardon them, and overlook. Allah loves good-doers.

Al-Hilali & Khan

So, because of their breach of their covenant, We cursed them and made their hearts grow hard. They change the words from their (right) places and have abandoned a good part of the Message that was sent to them.[1] And you will not cease to discover deceit in them, except a few of them. But forgive them and overlook (their misdeeds). Verily, Allâh loves Al-Muhsinûn (good-doers - See V.2:112).

Ali Quli Qarai

Then, because of their breaking their covenant We cursed them and made their hearts hard: they pervert words from their meanings, and have forgotten a part of what they were reminded. You will not cease to learn of some of their treachery, excepting a few of them. Yet excuse them and forbear. Indeed Allah loves the virtuous.

Amatul Rahman Omar

So on account of their breaking their covenant We deprived them of Our blessings, and We let their hearts become hardened. Now they pervert the words from their proper context (of the Divine Book) and (in doing so) they have abandoned a good portion of what they were (reminded of and) exhorted with. And you will never cease to discover one dishonesty (or the other) on their part, with the exception of a few of them; so pardon them and pass (them) over. Verily, Allâh loves the doers of good to others.

Arthur John Arberry

So for their breaking their compact We cursed them and made their hearts hard, they perverting words from their meanings; and they have forgotten a portion of that they were reminded of; and thou wilt never cease to light upon some act of treachery on their part, except a few of them. Yet pardon them, and forgive; surely God loves the good-doers.

Bijan Moeinian

Then they broke their covenant! Therefore, I put a curse on them and made their hearts insensitive to the truth. With a few exception, they are the ones who falsify the words of the Scriptures and disregard some of their commandments. You will be subject to their betrayal every now and then. Forgive them and disregard them as God loves graceful people.

E. Henry Palmer

And for that they broke their compact, we cursed them, and placed in their hearts hardness, so that they perverted the words from their places, and forgot a portion of what they were reminded of. But thou wilt not cease to light upon treachery amongst them, save a few of them; but pardon them and shun them; verily, God loves the kind.

Edip-Layth

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, made their hearts become hardened. They take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. You will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

George Sale

Wherefore because they have broken their covenant, we have cursed them, and hardened their hearts; they dislocate the words of the pentateuch from their places, and have forgotten part of what they were admonished; and thou wilt not cease to discover deceitful practices among them, except a few of them. But forgive them, and pardon them, for God loveth the beneficent.

Hamid S. Aziz

And because they broke their covenant, We cursed them, and placed hardness in their heart. They perverted the words from their contexts, and forgot a portion of what they were admonished. you will not cease to find treachery from all, save a few of them; but pardon them and bear with them (tolerate or ignore their perversity); verily, Allah loves the kind.

Mahmoud Ghali

So, for their breaking their compact, We cursed them and We made their hearts hard. They pervert the Wordings from their contexts, (i.e. original meanings) and they have forgotten a portion of what they were reminded. And you will not cease viewing some treacherous (act) on their part, except a few of them. Yet be clement towards them and pardon; surely Allah loves the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And because of their breaking their covenant, We have cursed them and made hard their hearts. They change words from their context and forget a part of that whereof they were admonished. Thou wilt not cease to discover treachery from all save a few of them. But bear with them and pardon them. Lo! Allah loveth the kindly.

Mohamed Ahmed - Samira

When they dishonoured their pledge We condemned them, and hardened their hearts. So they distort the words of the Scripture out of context, and have forgotten some of what they were warned against. You will always hear of treachery on their part except that of a few. But forbear and forgive them, for God loves those who do good.

Muhammad Asad

Then, for having broken their solemn pledge, We rejected them and caused their hearts to harden-[so that now] they distort the meaning of the [re-vealed] words, taking them out of their context; and they have forgotten much of what they had been told to bear in mind; and from all but a few of them thou wilt always experience treachery. But pardon them, and forbear: verily, God loves the doers of good.

Mustafa Khattab

But for breaking their covenant We condemned them and hardened their hearts. They distorted the words of the Scripture and neglected a portion of what they had been commanded to uphold. You ˹O Prophet˺ will always find deceit on their part, except for a few. But pardon them and bear with them. Indeed, Allah loves the good-doers.

Progressive Muslims

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, and made their hearts become hardened; they take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. And you will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

Rashad Khalifa

It was a consequence of their violating the covenant that we condemned them, and we caused their hearts to become hardened. Consequently, they took the words out of context, and disregarded some of the commandments given to them. You will continue to witness betrayal from them, excepting a few of them. You shall pardon them, and disregard them. GOD loves those who are benevolent.

Sahih International

So for their breaking of the covenant We cursed them and made their hearts hard. They distort words from their [proper] usages and have forgotten a portion of that of which they were reminded. And you will still observe deceit among them, except a few of them. But pardon them and overlook [their misdeeds]. Indeed, Allah loves the doers of good.

Sam Gerrans

So for their violation of their agreement We cursed them and made their hearts hard. They twist words from their places, and have forgotten a portion of that they were reminded of. And thou wilt not cease to find treachery among them save a few among them; but pardon thou them, and forbear thou; God loves the doers of good.

Shabbir Ahmed

When they broke their Promise, We rejected them and Our Law caused their hearts to harden. So, now they change words from their context and ignore a good part of the Message, forgetting what they were told to bear in mind. (O Prophet) You will not cease to discover betrayal from all but a few of them. Pardon them and forbear. Allah loves those who are kind, benefic.

Syed Vickar Ahamed

But because of their break of their (own) Promise, We cursed them, and made their hearts grow hard: They change the words from their (right) places and gave up a good part of the Message that was sent to them, also you will not stop finding them— Except a few of them— Always bent on (telling new) lies: But forgive them, and overlook (their wrong doings): For Allah loves those who do good deeds.

Taqi Usmani

So, because they broke their pledge, We cursed them and made their hearts hardened. They change words from their places, and they have overlooked a good deal of the Advice they were given. Every now and then you come across a certain treachery from all of them, except a few. So, forgive them and forego. Indeed, Allah loves those who are good in deeds.

The Monotheist Group

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, and made their hearts become hardened; they take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. And you will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩