Bakara suresi

Bakara suresi, 9. ayet

Bakara suresi, 9. ayet. يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

yüḫâdi`ûne-llâhe velleẕîne âmenû. vemâ yaḫde`ûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.

Diyanet İşleri

Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 6–12 · surenin 9. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 6

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  2. Bakara 7

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  3. Bakara 8

    İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.

  4. 9

    Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

  5. Bakara 10

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.

  6. Bakara 11

    Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.

  7. Bakara 12

    İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.

8-9. Şu bilinmelidir ki nifak (münafıklık) dışa hayır izhar etmek, içte şer gizlemektir. Bu tarifin kapsamına hem itikadî münafıklık, hem de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadis-i şerifte söz konusu ettiği amelî münafıklık girer: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, ona emanet verilirse hainlik eder.” Bir başka rivâyette de şu vasıf beyan buyrulmaktadır: “Tartıştığı/davalaştığı zaman haddi aşar.”

Kişiyi İslâm çerçevesinin dışına çıkartan itikadî münafıklık, Yüce Allah’ın gerek bu sûrede gerekse diğerlerinde münafıkları kendisiyle nitelendirdiği münafıklıktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke’den Medine’ye hicretinden önce de hicretten hemen sonra da Medine’de münafıklık yoktu. Ta ki Bedir vakası meydana geldikten sonra Allah mü’minleri muzaffer kılıp güçlendirinceye kadar. İşte o zaman Medine’de müslüman olmayanlar zelil duruma düşünce onlardan bazıları korkarak ve müslümanları aldatarak müslüman olduklarını izhar ettiler. Böylelikle kanlarının dökülmesini ve mallarına zarar gelmesini önlemek istemişlerdi. Bunlar müslümanlar arasında yaşarlardı ve zahiren müslümanlardan görünmekle birlikte, hakikatte müslümanlardan değillerdi.

İşte Yüce Allah’ın mü’minlere lütfunun bir tecellisi olarak O, bu münafıkların kendilerini başkalarından ayırt eden niteliklerini açıkça ortaya koydu ki, mü’minler onlara aldanmasınlar ve münafıklar da yapacakları pek çok kötülüklerden böylelikle vazgeçsinler. Nitekim bir başka yerde Yüce Allah: “Münafıklar haklarında kalplerinde olanı kendilerine açıkça haber verecek bir sûrenin indirilmesinden çekinirler.” (et-Tevbe, 9/64) diye buyurmaktadır.

Yüce Allah münafıkları, münafıklığın asıl özelliği ile vasfederek şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a ve âhiret gününe iman ettik derler.” Yani onlar kalplerinde olmayan şeyleri dilleri ile söylerler. Yüce Allah; “Oysa mümin değildirler” buyruğu ile onların yalancı olduklarını ifade etmektedir. Çünkü gerçek iman için kalp ile dil arasında bir uyum bulunmalıdır. Bu şekilde (ikiyüzlü) bir tutum ise sadece Allah’ı ve O’nun mü’min kullarını aldatmaya çalışmaktır.

Aldatmaya çalışmak (muhâdaa); aldatmak isteyenin aldatmaya çalıştığı kimseye içinde gizlediğinden farklı görünmesidir ki aldattığı kimseye karşı gözettiği maksadı böylelikle gerçekleştirebilsin. İşte bu münafıklar Allah’a ve Allah’ın kullarına karşı böyle bir yol izlemeye çalışmışlar fakat aldatmaları bizzat kendi başlarına geçmiş, aleyhlerine dönmüştür. Bu da hayret edilecek bir husustur. Çünkü aldatmaya çalışan bir kimsenin bu aldatması ya sonuç verir ve maksadını elde eder yahut da o, ne lehine ne de aleyhine hiçbir sonuç olmaksızın başa baş kalır. Bunların aldatmaları ise kendi aleyhlerine dönmüştür. Sanki onlar, yaptıkları hileleri bizzat kendilerini helâk etmek, kendilerine zarar vermek, kendilerini tuzağa düşürmek için yapıyor gibidirler. Zira Yüce Allah onların aldatmak istemelerinden hiçbir şekilde zarar görmez, mü’min kullarına da onların hile ve tuzaklarının hiçbir zararı dokunmaz. Zira münafıkların iman ettiklerini açığa vurmalarının mü’minlere bir zararı yoktur. Böylelikle münafıklar mallarını kurtarmış ve kanlarını korumuş olurlar ama bu hile ve tuzakları bizzat kendi başlarına geçer, bundan dolayı da dünya hayatında rezil ve rüsvay olurlar. Mü’minlerin elde ettikleri güç ve zaferler dolayısıyla sürekli kederlenir, tasalanırlar. Bundan sonra âhirette de onlara yalan söylemeleri, küfürleri ve günahkârlıkları sebebi ile oldukça feci, ızdırap ve acı verici, can yakıcı azap vardır. Ne var ki onlar cahillikleri ve ahmaklıklarından ötürü bunun farkına dahi varamazlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İçinde bulundukları cahillik sebebiyle imanlarını izhar edip küfürlerini gizleyerek Allah'ı ve Müminleri aldattıklarını zannederler. Ancak bunun farkında değillerdir. Çünkü Allah Teâlâ gizliyi de açık olanı da en iyi bilir. Müminlere de bu kimselerin durumlarını ve özelliklerini bildirmiştir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يُخَـٰدِعُونَ yuhadiune aldatmaya çalışırlar kök: خدع
  2. ٱللَّهَ llahe Allah'ı kök: اله
  3. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseleri
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inanan kök: امن
  5. وَمَا ve ma
  6. يَخْدَعُونَ yehdeune aldatamazlar kök: خدع
  7. إِلَّآ illa başkasını
  8. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerinden kök: نفس
  9. وَمَا ve ma değiller
  10. يَشْعُرُونَ yeş'urune farkında kök: شعر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 5 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خدع (5 geçiş)

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar,…

  • Aynı kök: خدع (5 geçiş)

    (62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların…

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

  • Aynı kök: شعر (40 geçiş)

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

49 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah'ı ve müminleri (güya) aldatırlar. dipnot 1 (Oysa) onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar ve (bunun) farkına da varmazlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Nisâ 4:142 ile birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ı ve iman etmiş kimseleri aldatmak isterler; halbuki onlar yalnızca kendilerini aldatırlar; ama bunu (Allah'ın ifşa edeceğinin) farkında bile değiller.

Muhammed Esed

(Aslında) onlar, (böylece) Allah'ı ve iman etmiş olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler.

Ahmed Hulusi

(Lafta "'B' anlamı kapsamınca iman ettik" diyerek) hakikatleri olan Allah'ı ve iman etmişleri aldatmaya çalışırlar; halbuki kendilerini aldatırlar da bunun şuurunda değiller!

Ali Bulaç

(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.

Ali Özek ve heyeti

Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.

Ali Rıza Safa

Allah'ı ve inanca çağırılanları aldatmak için uğraşırlar. Oysa kendilerinden başkasını aldatamazlar; üstelik ayırdında değiller.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Halbuki onlar kendilerini aldatıyorlar da bunun farkında değillerdir.

Edip Yüksel

ALLAH'ı ve müminleri aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ı ve müminleri aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varamazlar

Erhan Aktaş

Onlar dipnot 1 , Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunun ayırdında değiller.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İman etmedikleri halde iman etmiş gibi görünenler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar dipnot 1 , Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunun ayırdında değiller.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmadıkları halde inanmış gibi görünenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da farkında değiller.

Gültekin Onan

Tanrı'yı ve inananları aldatmak isterler / aldatırlar. Halbuki kendi kendilerini (nefslerini) aldatıyorlar. Bilincinde (şuurunda) bile değiller.

Hasan Basri Çantay

Allahı da, iman edenleri de (guya) aldatırlar. Halbuki onlar kendilerinden başkasını aldatmazlar da yine farkına varmazlar.

İbni Kesir

Allah'ı da, iman edenleri de aldatmaya çalışırlar. Oysa kendilerinden başkasını aldatamazlar da, bunun farkında değiller.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’ı ve Müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.

Süleyman Ateş

Allah'ı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki yalnız kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. dipnot 1 Onlar yalnızca kendilerini aldatırlar ama bunun bilincinde değillerdir! dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen hıda' (الخداع)'nın anlamı, planlı bir şekilde yanıltma ve aldatmadır (Müfredat). Yeni bir nebi beklentisinde olan bazı Yahudilerin nebimize gösterdikleri tavır buna örnektir (Bakara 2/75-79, 90). Hesaplarına uymayan ayetlere farklı anlamlar verip yan çizen herkes bu kapsama girer. Allah münafıkların, kafirleri kendilerine müminlerden daha yakın gören kimseler olarak tanımlamış (Nisa 4/138-139) ve böyle bir davranış göstermemeleri konusunda müminleri uyarmıştır (Nisa 4/144).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a ve müminlere karşı oyun kurarlar, dipnot 1 fakat farkında olmadan oyunu kendilerine karşı kurarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen hıda' (الخداع); planlı bir şekilde yanıltma ve aldatma demektir (Müfredat).

Şaban Britch

Allah’ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar.

Şaban Piriş

Allah'ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They apply their minds to deceiving Allah, AL-'Alim (the Omniscient), Who knows what is secretly suggested to the mind, and to deceive those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues, when in fact, they only deceive themselves, failing to perceive;

Abdul Haleem

They seek to deceive God and the believers but they only deceive themselves, though they do not realize it.

Abdullah Yusuf Ali

Fain would they deceive Allah and those who believe, but they only deceive themselves, and realise (it) not!

Abul A'la Maududi

They are trying to deceive Allah and those who believe, but they do not realize that in truth they are only deceiving themselves. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These people delude themselves that their hypocritical behaviour will profit them when in fact it will prove harmful both in this world and the Next. A hypocrite may be able to fool people for a while, but it does not last long; his hypocrisy is ultimately seen through. As for the Next Life, it is obvious that his claim to be a true believer is contradicted by his own actions and is thus quite worthless.

Aisha Bewley

They think they deceive Allah and those who have iman. They deceive no one but themselves but they are not aware of it.

Al-Hilali & Khan

They (think to) deceive Allâh and those who believe, while they only deceive themselves, and perceive (it) not!

Ali Quli Qarai

They seek to deceive Allah and those who have faith, yet they deceive no one but themselves, but they are not aware.

Amatul Rahman Omar

They abandon Allâh and those who believe, but they (as a matter of fact) only deprive themselves (of the blessings of God), and they do not perceive (it).

Arthur John Arberry

They would trick God and the believers, and only themselves they deceive, and they are not aware.

Bijan Moeinian

They (hypocrites) think that by a simple declaration (of submitting themselves to the will of God) they can deceive God and the believers; in fact they do not deceive anyone but themselves and simply do not get it.

E. Henry Palmer

They would deceive God and those who do believe; but they deceive only themselves and they do not perceive.

Edip-Layth

They seek to deceive God and those who acknowledge, but they only deceive themselves without noticing.

George Sale

they seek to deceive God, and those who do believe, but they deceive themselves only, and are not sensible thereof.

Hamid S. Aziz

They would deceive Allah and those who do believe; but they deceive only themselves and they do not perceive.

Mahmoud Ghali

They try to deceive Allah and (the ones) who have believed, and in no way do they deceive (anyone) except themselves, and in no way are they aware.

Marmaduke Pickthall

They think to beguile Allah and those who believe, and they beguile none save themselves; but they perceive not.

Mohamed Ahmed - Samira

They (try to) deceive God and those who believe, yet deceive none but themselves although they do not know.

Muhammad Asad

They would deceive God and those who have attained to faith-the while they deceive none but themselves, and perceive it not.

Mustafa Khattab

They seek to deceive Allah and the believers, yet they only deceive themselves, but they fail to perceive it.

Progressive Muslims

They seek to deceive God and those who believe, but they only deceive themselves without noticing.

Rashad Khalifa

In trying to deceive GOD and those who believe, they only deceive themselves without perceiving.

Sahih International

They [think to] deceive Allah and those who believe, but they deceive not except themselves and perceive [it] not.

Sam Gerrans

They would deceive God and those who heed warning, but they deceive only themselves; and they perceive not.

Shabbir Ahmed

(Men and women of this psyche fall prey to the misconception that they can bypass the rock solid Divine Laws and) they deceive Allah and the believers. (Since reason is a faculty that has to be exercised and they have forsaken it) such men and women have little awareness that by this attitude they deceive no one but themselves.

Syed Vickar Ahamed

Surely! They try to deceive Allah and those who believe, but they only deceive themselves, But do not realize!

Taqi Usmani

They try to deceive Allah and those who believe, while they are not deceiving anyone except themselves, although they are unaware of it.

The Monotheist Group

They seek to deceive God and those who believe, but they only deceive themselves without noticing.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩