Diyanet İşleri
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 9. ayet. يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
yüḫâdi`ûne-llâhe velleẕîne âmenû. vemâ yaḫde`ûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.
8-9. Şu bilinmelidir ki nifak (münafıklık) dışa hayır izhar etmek, içte şer gizlemektir. Bu tarifin kapsamına hem itikadî münafıklık, hem de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadis-i şerifte söz konusu ettiği amelî münafıklık girer: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, ona emanet verilirse hainlik eder.” Bir başka rivâyette de şu vasıf beyan buyrulmaktadır: “Tartıştığı/davalaştığı zaman haddi aşar.”
Kişiyi İslâm çerçevesinin dışına çıkartan itikadî münafıklık, Yüce Allah’ın gerek bu sûrede gerekse diğerlerinde münafıkları kendisiyle nitelendirdiği münafıklıktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke’den Medine’ye hicretinden önce de hicretten hemen sonra da Medine’de münafıklık yoktu. Ta ki Bedir vakası meydana geldikten sonra Allah mü’minleri muzaffer kılıp güçlendirinceye kadar. İşte o zaman Medine’de müslüman olmayanlar zelil duruma düşünce onlardan bazıları korkarak ve müslümanları aldatarak müslüman olduklarını izhar ettiler. Böylelikle kanlarının dökülmesini ve mallarına zarar gelmesini önlemek istemişlerdi. Bunlar müslümanlar arasında yaşarlardı ve zahiren müslümanlardan görünmekle birlikte, hakikatte müslümanlardan değillerdi.
İşte Yüce Allah’ın mü’minlere lütfunun bir tecellisi olarak O, bu münafıkların kendilerini başkalarından ayırt eden niteliklerini açıkça ortaya koydu ki, mü’minler onlara aldanmasınlar ve münafıklar da yapacakları pek çok kötülüklerden böylelikle vazgeçsinler. Nitekim bir başka yerde Yüce Allah: “Münafıklar haklarında kalplerinde olanı kendilerine açıkça haber verecek bir sûrenin indirilmesinden çekinirler.” (et-Tevbe, 9/64) diye buyurmaktadır.
Yüce Allah münafıkları, münafıklığın asıl özelliği ile vasfederek şöyle buyurmaktadır: “İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a ve âhiret gününe iman ettik derler.” Yani onlar kalplerinde olmayan şeyleri dilleri ile söylerler. Yüce Allah; “Oysa mümin değildirler” buyruğu ile onların yalancı olduklarını ifade etmektedir. Çünkü gerçek iman için kalp ile dil arasında bir uyum bulunmalıdır. Bu şekilde (ikiyüzlü) bir tutum ise sadece Allah’ı ve O’nun mü’min kullarını aldatmaya çalışmaktır.
Aldatmaya çalışmak (muhâdaa); aldatmak isteyenin aldatmaya çalıştığı kimseye içinde gizlediğinden farklı görünmesidir ki aldattığı kimseye karşı gözettiği maksadı böylelikle gerçekleştirebilsin. İşte bu münafıklar Allah’a ve Allah’ın kullarına karşı böyle bir yol izlemeye çalışmışlar fakat aldatmaları bizzat kendi başlarına geçmiş, aleyhlerine dönmüştür. Bu da hayret edilecek bir husustur. Çünkü aldatmaya çalışan bir kimsenin bu aldatması ya sonuç verir ve maksadını elde eder yahut da o, ne lehine ne de aleyhine hiçbir sonuç olmaksızın başa baş kalır. Bunların aldatmaları ise kendi aleyhlerine dönmüştür. Sanki onlar, yaptıkları hileleri bizzat kendilerini helâk etmek, kendilerine zarar vermek, kendilerini tuzağa düşürmek için yapıyor gibidirler. Zira Yüce Allah onların aldatmak istemelerinden hiçbir şekilde zarar görmez, mü’min kullarına da onların hile ve tuzaklarının hiçbir zararı dokunmaz. Zira münafıkların iman ettiklerini açığa vurmalarının mü’minlere bir zararı yoktur. Böylelikle münafıklar mallarını kurtarmış ve kanlarını korumuş olurlar ama bu hile ve tuzakları bizzat kendi başlarına geçer, bundan dolayı da dünya hayatında rezil ve rüsvay olurlar. Mü’minlerin elde ettikleri güç ve zaferler dolayısıyla sürekli kederlenir, tasalanırlar. Bundan sonra âhirette de onlara yalan söylemeleri, küfürleri ve günahkârlıkları sebebi ile oldukça feci, ızdırap ve acı verici, can yakıcı azap vardır. Ne var ki onlar cahillikleri ve ahmaklıklarından ötürü bunun farkına dahi varamazlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İçinde bulundukları cahillik sebebiyle imanlarını izhar edip küfürlerini gizleyerek Allah'ı ve Müminleri aldattıklarını zannederler. Ancak bunun farkında değillerdir. Çünkü Allah Teâlâ gizliyi de açık olanı da en iyi bilir. Müminlere de bu kimselerin durumlarını ve özelliklerini bildirmiştir.
Aynı kök: خدع (5 geçiş)
Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar,…
Aynı kök: خدع (5 geçiş)
(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar Allah'ı ve müminleri (güya) aldatırlar. dipnot 1 (Oysa) onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar ve (bunun) farkına da varmazlar.
Allah'ı ve iman etmiş kimseleri aldatmak isterler; halbuki onlar yalnızca kendilerini aldatırlar; ama bunu (Allah'ın ifşa edeceğinin) farkında bile değiller.
(Aslında) onlar, (böylece) Allah'ı ve iman etmiş olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler.
(Lafta "'B' anlamı kapsamınca iman ettik" diyerek) hakikatleri olan Allah'ı ve iman etmişleri aldatmaya çalışırlar; halbuki kendilerini aldatırlar da bunun şuurunda değiller!
(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.
Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.
Allah'ı ve inanca çağırılanları aldatmak için uğraşırlar. Oysa kendilerinden başkasını aldatamazlar; üstelik ayırdında değiller.
Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Halbuki onlar kendilerini aldatıyorlar da bunun farkında değillerdir.
ALLAH'ı ve müminleri aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.
ALLAH'ı ve müminleri aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.
Allahı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varamazlar
Onlar dipnot 1 , Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunun ayırdında değiller.
Onlar dipnot 1 , Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da bunun ayırdında değiller.
Onlar, Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da farkında değiller.
Tanrı'yı ve inananları aldatmak isterler / aldatırlar. Halbuki kendi kendilerini (nefslerini) aldatıyorlar. Bilincinde (şuurunda) bile değiller.
Allahı da, iman edenleri de (guya) aldatırlar. Halbuki onlar kendilerinden başkasını aldatmazlar da yine farkına varmazlar.
Allah'ı da, iman edenleri de aldatmaya çalışırlar. Oysa kendilerinden başkasını aldatamazlar da, bunun farkında değiller.
(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.
Allah’ı ve Müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.
Allah'ı ve mü'minleri aldatmağa çalışırlar, halbuki yalnız kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. dipnot 1 Onlar yalnızca kendilerini aldatırlar ama bunun bilincinde değillerdir! dipnot 2
Allah'a ve müminlere karşı oyun kurarlar, dipnot 1 fakat farkında olmadan oyunu kendilerine karşı kurarlar.
Allah’ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar.
Allah'ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar.
Allah'ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler. Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar. Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.
They apply their minds to deceiving Allah, AL-'Alim (the Omniscient), Who knows what is secretly suggested to the mind, and to deceive those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues, when in fact, they only deceive themselves, failing to perceive;
They seek to deceive God and the believers but they only deceive themselves, though they do not realize it.
Fain would they deceive Allah and those who believe, but they only deceive themselves, and realise (it) not!
They are trying to deceive Allah and those who believe, but they do not realize that in truth they are only deceiving themselves. dipnot 1
They think they deceive Allah and those who have iman. They deceive no one but themselves but they are not aware of it.
They (think to) deceive Allâh and those who believe, while they only deceive themselves, and perceive (it) not!
They seek to deceive Allah and those who have faith, yet they deceive no one but themselves, but they are not aware.
They abandon Allâh and those who believe, but they (as a matter of fact) only deprive themselves (of the blessings of God), and they do not perceive (it).
They would trick God and the believers, and only themselves they deceive, and they are not aware.
They (hypocrites) think that by a simple declaration (of submitting themselves to the will of God) they can deceive God and the believers; in fact they do not deceive anyone but themselves and simply do not get it.
They would deceive God and those who do believe; but they deceive only themselves and they do not perceive.
They seek to deceive God and those who acknowledge, but they only deceive themselves without noticing.
they seek to deceive God, and those who do believe, but they deceive themselves only, and are not sensible thereof.
They would deceive Allah and those who do believe; but they deceive only themselves and they do not perceive.
They try to deceive Allah and (the ones) who have believed, and in no way do they deceive (anyone) except themselves, and in no way are they aware.
They think to beguile Allah and those who believe, and they beguile none save themselves; but they perceive not.
They (try to) deceive God and those who believe, yet deceive none but themselves although they do not know.
They would deceive God and those who have attained to faith-the while they deceive none but themselves, and perceive it not.
They seek to deceive Allah and the believers, yet they only deceive themselves, but they fail to perceive it.
They seek to deceive God and those who believe, but they only deceive themselves without noticing.
In trying to deceive GOD and those who believe, they only deceive themselves without perceiving.
They [think to] deceive Allah and those who believe, but they deceive not except themselves and perceive [it] not.
They would deceive God and those who heed warning, but they deceive only themselves; and they perceive not.
(Men and women of this psyche fall prey to the misconception that they can bypass the rock solid Divine Laws and) they deceive Allah and the believers. (Since reason is a faculty that has to be exercised and they have forsaken it) such men and women have little awareness that by this attitude they deceive no one but themselves.
Surely! They try to deceive Allah and those who believe, but they only deceive themselves, But do not realize!
They try to deceive Allah and those who believe, while they are not deceiving anyone except themselves, although they are unaware of it.
They seek to deceive God and those who believe, but they only deceive themselves without noticing.