Diyanet İşleri
"Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."
Cin suresi
Cin suresi, 11. ayet. وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا
veennâ minne-ṣṣâliḥûne veminnâ dûne ẕâlik. künnâ ṭarâiḳa ḳidedâ.
"Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3
"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
"Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
"Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."
"Muhakkak ki biz Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık."
"Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."
"Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Gerçekten bizim içimizde salih kimseler de var, bundan aşağıda olanlar da var.” Yani kimimiz fâsık, kimimiz fâcir, kimimiz de kâfirdir.
"Biz farklı farklı yollara ayrılmışız.” Çeşitli fırkalar, farklı görüşler arkasından gitmişiz. Her bir grup da sahip olduğu yolundan memnundur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz -cin topluluğu- içimizde takva sahibi iyi kimseler de var, kâfir ve günahkâr olanlar da var. Biz farklı türler ve farklı arzulara sahibiz.
Aynı kök: قدد (5 geçiş)
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…
Aynı kök: قدد (5 geçiş)
Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın…
Aynı kök: قدد (5 geçiş)
"Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."
Aynı kök: طرق (11 geçiş)
Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya), Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.
Aynı kök: طرق (11 geçiş)
(Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Bu ise Allah'a çok kolaydır.
Aynı kök: طرق (11 geçiş)
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İçimizden iyiler de başkaları (kötüler) de var. Hepimiz türlü türlü yollar tutmuştuk.
Nitekim bizden iyi olanlar var, ama bizden öyle olmayanlar da var: zaten öteden beri biz hep birbirine aykırı yollar izlemişiz.
tıpkı, içimizden bazıları (nasıl) dürüst ve erdemli olurken bazılarımızın da bunun (çok çok) aşağısında kaldı(ğını bilmediğimiz gibi). Biz her zaman birbirinden çok farklı yollar/yöntemler izledik.
"Bizden salihler vardır; yine bizden, ondan (Salihlik mertebesinden) aşağı olanlar da vardır. . . Biz çok çeşitli tarikler (türleri - yapıları anlayışları farklı, kozmopolit halk) olduk. "
"Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz."
Gerçekten biz, kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere türlü türlü yollar tutmuştuk.
"Aslında, aramızda, hem erdemli olanlar hem de bunun dışında olanlar vardır; çok sayıda yollara ayrıldık!"
"Bizden iyiler de vardır, iyi olmayanlar da. Biz çeşitli gruplara ayrıldık."
"Aramızda erdemliler de var, bunun aşağısında olanlar da var; biz çeşitli tarikatlara(yollara) ayrıldık."
'Aramızda erdemliler de var, bunun aşağısında olanlar da var; biz çeşitli tarikatlara(yollara) ayrıldık. '
Doğrusu bizler: Bizlerden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Dilim dilim tarikatlar olmuşuz.
Ve doğrusu bizler: bizlerden salih olanlar da var, olmıyanlar da var dilim dilim tarikatler olmuşuz
"Doğrusu bir kısmımız salihlerdeniz, bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk."
"Doğrusu bir kısmımız salihlerdeniz, bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk."
"Bir kısmımız salihlerdeniz dipnot 1 , bir kısmımız da bunun dışındadır. Biz, ayrı ayrı yollar tuttuk."
"Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz.
"Hakıykaten biz, kimimiz salaha ermiş (iyi kişi) leriz, kimimiz ise bunlardan aşağıdır. Çeşid çeşid yollar (a saahib) olmuşuz".
Gerçekten aramızda salihler de vardır ve bundan aşağı olanlar da. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.
(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.
Şüphesiz bizim içimizde salih olanlar da vardır, salih olmayanlar da vardır. Her birimiz ayrı ayrı yollara ayrılmışız.
Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.
Biz (gördük ki) içimizde iyiler de var, öyle olmayanlar da. Biz ayrı ayrı yollardaymışız dipnot 1 .
Bizim içimizde iyiler de var, yanlış yapanlar da. Her birimiz ayrı ayrı yollardayız.
Şüphesiz bizden salih olanlar da vardır ve bizden böyle (salih) olmayanlar da. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız
İçimizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.
"Şu da bir gerçek ki, bizden hayra yönelenler/barışçılar vardır; ama bizden, başka türlü olanlar da vardır. Dilim dilim yollar olmuşuz biz."
"Yet among us -the Jinn- are those who are righteous, acting rightly and justly and those proceeding in different directions from that ordained by Allah".
Some of us are righteous and others less so: we follow different paths.
'There are among us some that are righteous, and some the contrary: we follow divergent paths.
and that "some of us are upright and some of us are otherwise for we follow widely divergent paths"; dipnot 1
Among us there are some who are righteous and some who are other than that. We follow many different paths.
‘There are among us some that are righteous, and some the contrary; we are groups having different ways (religious sects).
Among us some are righteous and some of us are otherwise: we are multifarious sects.
"And some of us are righteous and some of us are otherwise. We follow different ways.
And some of us are the righteous, and some of us are otherwise; we are sects differing.
"Among us there are righteous Jinns and wicked ones; we are following different ideologies. "
'"And of us are some who are pious, and of us are some who are otherwise: we are in separate bands.
"Among us are those who are good doers, and some of us are opposite to that, we are in many paths."
There are some among us who are upright; and there are some among us who are otherwise: We are of different ways.
"And some of us are righteous and others of us are far from that: we are sects following different ways:
And that among us are the righteous, and among us are lesser than that; (i. e., besides that) we have been of discrete roads.
And among us there are righteous folk and among us there are far from that. We are sects having different rules.
For some of us are upright and some otherwise: Surely we follow different ways.
Just as [we do not know how it happens] that some from among us are righteous, while some of us are [far] below that: we have always followed widely divergent paths.
Among us are those who are righteous and those who are less so. We have been of different factions.
"And among us are those who are good doers, and some of us are opposite to that, we are in many paths. "
" 'Some of us are righteous, and some are less than righteous; we follow various paths.
And among us are the righteous, and among us are [others] not so; we were [of] divided ways.
“And that: ‘Among us are those righteous, and among us are other than that; we are of diverse paths.’
(The nomads continued their conversation), "And some of us are righteous and others are far from that, and we follow varying paths. "
" ‘There are some among us who are righteous, and some (that are) the opposite:— We are assemblies (of jinns') having different ways.
and that some of us are (already) righteous, and some of us are otherwise, and we were on different ways;
"And among us are those who are good doers, and some of us are opposite to that, we are in many paths."