Cin suresi

Cin suresi, 9. ayet

Cin suresi, 9. ayet. وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

veennâ künnâ naḳ`udü minhâ meḳâ`ide lissem`. femey yestemi`i-l'âne yecid lehû şihâber raṣadâ.

Diyanet İşleri

"Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Cin 6–12 · surenin 9. ayeti / 28

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3

  1. Cin 6

    "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."

  2. Cin 7

    "Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."

  3. Cin 8

    "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

  4. 9

    "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

  5. Cin 10

    "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

  6. Cin 11

    "Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."

  7. Cin 12

    "Muhakkak ki biz Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.

8. “Gerçekten biz, göğü yokladık”; oraya gittik ve oradan haber almaya kalkıştık “da” köşe bucağına ulaşmak ve ona yaklaşmayı engellemek üzere “güçlü bekçilerle ve alevli ateşlerle doldurulmuş olduğunu gördük.” Bu ateşler, kulak hırsızlığı yoluyla bir şeyler işitmeye çalışanlara atılıyor.

9. Bu ise bizim daha önce alışageldiğimize duruma aykırıdır. Çünkü bizler daha önce semâdan haber alma imkânını buluyorduk: “Halbuki (bundan önce) biz, (göğün haberlerini) dinlemek için orada birtakım yerlere oturuyor idik.” Ve Allah’ın dilediği kadarı ile semâdaki haberlerden bir şeyler kapıp öğreniyorduk. “Şimdi ise kim dinlemeye kalksa kendisini bekleyen alevli bir ateş bulur.” Bu alevli ateş, onu beklemekte, onu telef etmek ve yakmak için hazır bulunmaktadır.

Yani bu durumun, çok büyük bir sebebi ve pek muazzam bir haberi olmalıdır. Böylelikle onlar, Yüce Allah’ın, yeryüzünde hayır ya da şer türünden pek büyük bir olay meydana getirmeyi murat ettiğine kesin kanaat getirmişlerdi. Bundan dolayı şunları söylediler:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz geçmişte semada meleklerin konuştukları şeyleri dinlediğimiz yerler ediniyorduk ve bunları yeryüzü halkından kâhinlere haber veriyorduk. Şimdi ise bu durum değişti. Şimdi bizden kim dinlemek isterse, kendisini hedef alan, tutuşturulmuş bir ateş yakalıyor. Eğer yaklaşırsa ateş ona gönderiliyor ve onu yakıyor.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنَّا ve enna ve elbette biz
  2. كُنَّا kunna idik kök: كون
  3. نَقْعُدُ nek'udu oturur kök: قعد
  4. مِنْهَا minha onun
  5. مَقَـٰعِدَ mekaide oturma yerlerinde kök: قعد
  6. لِلسَّمْعِ ۖ lissem'i dinlemeğe mahsus kök: سمع
  7. فَمَن femen artık kim
  8. يَسْتَمِعِ yestemii dinlemek istese kök: سمع
  9. ٱلْـَٔانَ l-ane şimdi
  10. يَجِدْ yecid bulur kök: وجد
  11. لَهُۥ lehu kendisini
  12. شِهَابًۭا şihaben bir ışın kök: شهب
  13. رَّصَدًۭا rasaden gözetleyen kök: رصد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رصد (6 geçiş) · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş)

    Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

  • Aynı kök: شهب (5 geçiş)

    Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.

  • Aynı kök: رصد (6 geçiş)

    Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resulüne karşı savaşanlara…

  • Aynı kök: رصد (6 geçiş)

    (27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin,…

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin,…

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk fakat şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev hüzmesi bulu(yo)r. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hicr 15:17; Sâffât 37:7-9; Mülk 67:5.

Mustafa İslamoğlu

halbuki vaktiyle biz onun uygun yerlerinde (haber) dinlemek için otururduk; ne var ki şimdi (bizden) her kim dinlemeye kalksa, derhal karşısında hedefe kilitli bir ateş topu buluyor.

Muhammed Esed

halbuki onu(n gizlediği her sırrı) dinleyebileceğimiz (uygun) yerlere kurulmuştuk ve şimdi (veya başka zaman) onu dinlemeye çalışan herkes (aynı şekilde) kendisini bekleyen bir alev ile karşılaşacaktır!

Ahmed Hulusi

"Biz anlamak için ondan mekan edinip oturuyorduk. Şimdi ise kim dinlese kendisi için gözetleyen tahrip edici ışın bulur!"

Ali Bulaç

"Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur."

Ali Özek ve heyeti

Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.

Ali Rıza Safa

"Aslında, dinlemek için orada oturma yerlerine otururduk. Artık, şimdi kim dinlemek isterse, kendisini izleyen yakıcı ışınlar bulur!"

Bayraktar Bayraklı

"Halbuki biz, göğü dinleyebileceğimiz yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev hüzmesi buluyor."

Edip Yüksel

"Biz orada casusluk için otururduk. Ancak şimdi her kim dinlemek isterse kendisini gözleyen bir ateş topu bulur."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Biz orada casusluk için otururduk. Ancak şimdi her kim dinlemek isterse kendisini gözleyen bir ateş topu bulur.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu biz dinlemek için onun bazı mevkilerinde otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir alev buluyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz ondan dinlemek için bazı mevkı'lere otururduk fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor.

Erhan Aktaş

"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir ışın buluyor."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Biz, dinlemek için oturma yerlerine otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

Gültekin Onan

Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, hemen kendisini izleyen bir şihab bulur."

Hasan Basri Çantay

"Halbuki hakıykaten biz (bundan evvel haber) dinlemek için onun ba'zı kısımlarında oturacak yerler (bulub) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinleyecek olursa kendisini gözetib duran bir şihab (karşısında) bulunuyor".

İbni Kesir

Doğrusu biz; göğün dinlenebileceği bir yerinde oturmuştuk; ama şimdi kim onu dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen bir alev buluyor.

Mehmet Alagaş

(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hâlbuki (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

Süleyman Ateş

Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur (gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halbuki biz orada bazı yerlere oturur, (yüce meclisi) dipnot 1 dinlerdik. Şimdi orayı kim dinlese kendini gözleyen bir ateş parçasıyla karşılaşıyor.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. Saffat 37/7-10 arası ayetler ve Şuara 26/212

Şaban Britch

Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

Şaban Piriş

Oysa, orada bizim dinlemek için oturma yerlerimiz vardı. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz eskiden, onun, dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk. Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Long did we sit peering deep into heaven to spy what is being said or discussed in the heaven's realm. But now he of us who endeavours to pry into the realm is followed by a fiery celestial body and suffers annihilation".

Abdul Haleem

we used to sit in places there, listening, but anyone trying to listen now will find a shooting star lying in wait for him––

Abdullah Yusuf Ali

'We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush.

Abul A'la Maududi

and that "we would take up stations in the heaven to try to hear but anyone who now attempts to listen finds a shooting meteor in wait for him"; dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the reason why these jinn were now out searching as to what particularly had happened or was going to happen on the earth, which had necessitated strict security measures against eavesdropping so that they were driven away from wherever they tried to eavesdrop in any way.

Aisha Bewley

We used to sit there on special seats to listen in. But anyone listening now finds a fiery meteor in wait for him.

Al-Hilali & Khan

‘And verily, we used to sit there in stations, to (steal) a hearing, but any who listens now will find a flaming fire watching him in ambush.

Ali Quli Qarai

We used to sit in its positions to eavesdrop, but anyone listening now finds a flame waiting for him.

Amatul Rahman Omar

"And that we used to sit in some of the observatories to listen to something. But he that tries to listen (in order to forecast some event) now (with the advent of Islam) finds a shooting star in ambush for him.

Arthur John Arberry

We would sit there on seats to hear; but any listening now finds a meteor in wait for him.

Bijan Moeinian

"And we were used to seat in some places in the space, monitoring intergalactic bands of noises/voices. But those places now are in the projectile of dangerous meteors."

E. Henry Palmer

and we did sit in certain seats thereof to listen; but whoso of us listens now finds a shooting-star for him on guard.

Edip-Layth

"We used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile seeking him."

George Sale

And we sat on some of the seats thereof to hear the discourse of its inhabitants; but whoever listeneth now, findeth a flame laid in ambush for him, to guard the celestial confines.

Hamid S. Aziz

"And we used to sit in some high hidden places therein to steal a hearing, but he who would try to listen now would find a flame lying in wait for him:

Mahmoud Ghali

And that we used to sit (there) on seats for (over)hearing; yet whoever listens now finds a flaming (meteor) (closely) observing him.

Marmaduke Pickthall

And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;

Mohamed Ahmed - Samira

We sat in observatories to listen; but any one who listened found a shooting star in wait for him.

Muhammad Asad

notwithstanding that we were established in positions [which we had thought well-suited] to listening to [whatever secrets might be in] it: and anyone who now [or ever] tries to listen will [likewise] find a flame lying in wait for him!

Mustafa Khattab

We used to take up positions there for eavesdropping, but whoever dares eavesdrop now will find a flare lying in wait for them.

Progressive Muslims

"And we used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile homing in on him. "

Rashad Khalifa

" 'We used to sit there in order to spy. Anyone who listens is pursued by a powerful projectile.

Sahih International

And we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him.

Sam Gerrans

“And that: ‘We sat there on seats to hear; but whoso listens in now finds for him a flame waiting.’

Shabbir Ahmed

(The nomads continued), "And we used to sit on places listening to the 'heavenly news'. But now whoever listens will find a flame waiting for him." (The brilliant flame of Divine Revelation is now ever-ready to torch the conjecture of the astrologers (37:6-9), (67:5)).

Syed Vickar Ahamed

" ‘And verily, we used indeed, to sit there in (the hidden) places, to listen in but anyone who listens now will find a flaming fire (and shooting stars) watching him in hiding (to drive him away).

Taqi Usmani

and that we used to sit at places therein to listen; but if one will (try to) listen now, he will find a flame in ambush for him,

The Monotheist Group

"And we used to sit in it in places of listening, but anyone who sits now finds a projectile seeking him."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩