Diyanet İşleri
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Duhâ suresi
Duhâ suresi, 9. ayet. فَأَمَّا ٱلْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
feemme-lyetîme felâ taḳher.
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nimetin karşılığı: yetim, isteyen, şükür Duhâ 9–11 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 9–11. ayetler için yazılmıştır.
9. “O halde yetimi sakın ezme” yetime kötü davranma, ona kızma, onu azarlama, bilakis ona ikramda bulun, elinden geldiğince ona bir şeyler ver. Senden sonra yetim bırakacağın evladına nasıl muamele edilmesini istiyorsan, ona öylece davran.
10. “İsteyeni sakın azarlama.” İsteyene karşı azarlama ve kaba bir şekilde davranma suretiyle onu istediğini vermeksizin geri çevirme anlamına gelecek türden bir söz, senden duyulmasın. Aksine yanında bulunandan, kolayına geleni ver yahut da güzel ve iyi sözlerle onu geri çevir.
Bunun kapsamına mal isteyene de ilim öğrenmek isteyene de karşılık vermek girmektedir. Bundan dolayı öğretmene düşen, öğrettiği kimseye karşı güzel ahlâklı olması, ona öncelikle kendisinin ikramda bulunması ve ona şefkatle davranmasıdır. Çünkü bu şekilde bir davranış, öğrencinin maksadını elde etmesine yönelik bir destek, kullara ve ülkeye faydalı olmak için çalışan bu kimseye bir ikramdır.
11. “Rabbinin nimetini de anlat.” Bu da hem din, hem dünya nimetlerini kapsar. Yani bu nimetler dolayısı ile Allah’ı öv, yücelt. Eğer bir maslahat söz konusu ise bu nimeti özellikle zikret. Değilse mutlak olarak Allah’ın nimetlerinden söz et. Çünkü Allah’ın nimetini dile getirmek, o nimetlere şükretmeyi ve kalplerin bu nimetleri ihsan edeni sevmesini sağlar. Çünkü ihsan sahibini, iyilikte bulunanı sevmek, kalbin mayasında olan bir özelliktir.
Duha Sûresi’nin tefsiri -Yüce Allah’ın yardımı ile- burada sona ermektedir.
Yüce Allah’a hamdolsun
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Küçük yaşta babasını kaybetmiş kimselere kötü muamele etme ve onları küçümseme.
Aynı kök: قهر (10 geçiş)
O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Aynı kök: قهر (10 geçiş)
O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz…
Aynı kök: قهر (10 geçiş)
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Musa'yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve…
Aynı kök: يتم (23 geçiş)
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: يتم (23 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: يتم (23 geçiş)
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yetimi sakın ezme!
Dolayısıyla, asla yetime otoriter davranma (surat asma)
Öyleyse yetime haksızlık yapma,
O halde, yetime hor bakma!
Öyleyse, sakın yetimi üzüp kahretme.
Öyleyse yetimi sakın ezme.
Öyleyse yetime kötü davranma.
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Öyleyse, öksüzü yüzüstü bırakma.
Öyleyse, öksüzü yüzüstü bırakma.
Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)!
Öyle ise amma yetime kahretme
Öyleyse sakın yetimi dipnot 1 hor görme. dipnot 2
Öyleyse sakın yetimi dipnot 1 hor görme. dipnot 2
Öyleyse sakın yetimi dipnot 1 hor görme. dipnot 2
Öyleyse, sakın yetimi üzüp kahretme.
O halde, yetime gelince: (Ona sakın) kahretme.
O halde sakın yetime kahretme.
(1-11) Kuşluğa, karardığı zaman geceye and olsun ki , Rabbin sana veda etmedi ve darılmadı / gücenmedi. Ahiret / sonra sı senin için öncekinden daha hayırlıdır. Kesinlikle Rabbin sana bahşedecek ve de sende hoşnut olacaksın / razı olacaksın. Seni yetim bulup barındırmadı mı / sığınak olmadı mı? Seni ne yapacağını bil emez halde / delalette bulup rehberlik etmedi mi? Yola sokmadı mı? Seni yoksul bulup zengin / gâni etmedi mi? Öyleyse çalışanı ölmüş olanı /yetimi, ezme / kahretme. Öyleyse dilenciyi azarlama. Ama Rabbinin nimetini anlat.
Öyleyse sakın yetimi ezme!
Öyleyse sakın öksüzü ezme,
Öyleyse sen de sakın yetimi hor görme! dipnot 1
Öyleyse sakın yetimi ezme.
Şimdi yetimi hor görme!
Şimdi yetimi hor görme.
O halde, yetimi örseleme,
Therefore, do not mistreat the orphan or humiliate,
So do not be harsh with the orphan
Therefore, treat not the orphan with harshness,
Therefore, be not harsh with the orphan; dipnot 1
So as for orphans, do not oppress them,
Therefore, treat not the orphan with oppression.
So, as for the orphan, do not oppress him;
Therefore as to the orphan, do not allow him to be an oppressed person.
As for the orphan, do not oppress him,
Therefore, you owe your Lord to be nice to the orphans.
But as for the orphan oppress him not;
As for the orphan, you shall not make him sad.
Wherefore oppress not the orphan;
Therefore, the orphan oppress him not;
Then, as for the orphan, then do not subdue (him),
Therefor the orphan oppress not,
So do not oppress the orphan,
Therefore, the orphan shalt thou never wrong,
So do not oppress the orphan,
As for the orphan, you shall not make him sad.
Therefore, you shall not forsake the orphan.
So as for the orphan, do not oppress [him].
Then as for the fatherless: oppress thou not.
Now you shall not treat harshly any orphan, widow, the helpless and he who feels left alone in the society.
Therefore, do not treat the orphan with harshness,
Therefore, as for orphan, do not oppress him,
As for the orphan, you shall not make him sad.