Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Duhân suresi
Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
feinnemâ yessernâhü bilisânike le`allehüm yeteẕekkerûn.
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması Duhân 51–59 3
Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
58. “Şüphesiz Biz onu” Kur’ân-ı Kerîm’i “düşünüp öğüt alırlar” kendilerine faydalı olacak şeyleri hatırlayıp onu işlerler, kendilerine zararlı olacak şeylerden de kaçınırlar “diye” dillerin kayıtsız ve şartsız olarak en fasihi ve en üstünü olan “senin dilinle kolaylaştırdık.” Böylelikle bu dil sayesinde hem lafzı kolaylaşmış, hem de manası kolaylaşmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Biz bu Kur'an'ı öğüt alırlar diye senin dilinle indirdik, kolayca anlaşılması için de kolaylaştırdık.
Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)
Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile…
Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)
(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…
Aynı kök: يسر (44 geçiş)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Aynı kök: يسر (44 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: يسر (44 geçiş)
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz onu (Kur'an'ı gerçeği) hatırlasınlar diye senin diline kolaylaştırdık. dipnot 1
İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.
Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.
Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alırlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
İşte, Onu, senin dilinle kolaylaştırdık; belki öğüt alırlar diye.
Böylece biz Kur'an'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
Biz onu sade senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Biz o (Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Kur'an'ı senin dilinde (indirerek), kolay anlaşılır hale getirdik ki doğru bilgilere ulaşsınlar dipnot 1 .
Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
We have revealed it -the Quran - in your tongue O Muhammad; so that it takes effect and be of operative influence on your people that they may comprehend and lift to Allah their inward sight.
We have made this Quran easy to understand- in your own language [Prophet]- so that they may take heed.
Verily, We have made this (Qur'an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed.
(O Prophet), We have made this Book easy in your tongue so that they may take heed.
We have made it easy in your own tongue so that hopefully they will pay heed.
Certainly, We have made this (Qur’an) easy in your tongue, in order that they may remember.
Indeed We have made it simple in your language, so that they may take admonition.
And We have made this (Qur'ân) easy (by revealing it) in your (Arabic) tongue, so that the people may take heed.
Now We have made it easy by thy tongue, that haply they may remember.
I have made this book easy to understand in Arabic. May you take advantage of it.
And we have only made it easy for thy tongue, that haply they may be mindful.
We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.
Moreover We have rendered the Koran easy for thee, by revealing it in thine own tongue: To the end that they may be admonished:
Verily We have made it (the Quran) easy in your tongue that they may be mindful.
So We have surely made it easy by your tongue, only that possibly they would remind themselves.
And We have made (this Scripture) easy in thy language only that they may heed.
Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
THUS, THEN, [O Prophet,] have We made this [divine writ] easy to understand, in thine own [human] tongue, so that men might take it to heart.
Indeed, We have made this ˹Quran˺ easy in your own language ˹O Prophet˺ so perhaps they will be mindful.
We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.
We have thus clarified it in your language, that they may take heed.
And indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded.
And We have made it easy in thy tongue, that they might take heed.
Thus, then, (O Prophet) We have made this Qur'an easy to understand, in your own human language, so that people might take it to their minds and hearts.
Surely, We have made this (Quran) easy, in your tongue, in order that they may remember.
So, We had made it (the Qur’ān) easy in your tongue, so that they may take lesson.
We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.