Duhân suresi

Duhân suresi, 58. ayet

Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

feinnemâ yessernâhü bilisânike le`allehüm yeteẕekkerûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Duhân 55–59 · surenin 58. ayeti / 59

Konu Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması Duhân 51–59 3

  1. Duhân 55

    Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

  2. Duhân 56

    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.

  3. Duhân 57

    Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

  4. 58

    (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

  5. Duhân 59

    Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. “Şüphesiz Biz onu” Kur’ân-ı Kerîm’i “düşünüp öğüt alırlar” kendilerine faydalı olacak şeyleri hatırlayıp onu işlerler, kendilerine zararlı olacak şeylerden de kaçınırlar “diye” dillerin kayıtsız ve şartsız olarak en fasihi ve en üstünü olan “senin dilinle kolaylaştırdık.” Böylelikle bu dil sayesinde hem lafzı kolaylaşmış, hem de manası kolaylaşmıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Biz bu Kur'an'ı öğüt alırlar diye senin dilinle indirdik, kolayca anlaşılması için de kolaylaştırdık.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّمَا feinnema kesinlikle
  2. يَسَّرْنَـٰهُ yessernahu biz o'nu kolaylaştırdık kök: يسر
  3. بِلِسَانِكَ bilisanike senin diline kök: لسن
  4. لَعَلَّهُمْ leallehum umulur ki
  5. يَتَذَكَّرُونَ yetezekkerune düşünüp öğüt alırlar kök: ذكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    (18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş)

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…

  • Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

  • Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.

Muhammed Esed

Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.

Ahmed Hulusi

Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.

Ali Bulaç

Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

Ali Özek ve heyeti

Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alırlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

Ali Rıza Safa

İşte, Onu, senin dilinle kolaylaştırdık; belki öğüt alırlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz Kur'an'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Edip Yüksel

Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onu sade senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler

Erhan Aktaş

İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

Gültekin Onan

Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

Hasan Basri Çantay

Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.

İbni Kesir

Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

Mehmet Alagaş

(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

Süleyman Ateş

Biz o (Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.

Şaban Britch

Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

Şaban Piriş

Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have revealed it -the Quran - in your tongue O Muhammad; so that it takes effect and be of operative influence on your people that they may comprehend and lift to Allah their inward sight.

Abdul Haleem

We have made this Quran easy to understand- in your own language [Prophet]- so that they may take heed.

Abdullah Yusuf Ali

Verily, We have made this (Qur'an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), We have made this Book easy in your tongue so that they may take heed.

Aisha Bewley

We have made it easy in your own tongue so that hopefully they will pay heed.

Al-Hilali & Khan

Certainly, We have made this (Qur’an) easy in your tongue, in order that they may remember.

Ali Quli Qarai

Indeed We have made it simple in your language, so that they may take admonition.

Amatul Rahman Omar

And We have made this (Qur'ân) easy (by revealing it) in your (Arabic) tongue, so that the people may take heed.

Arthur John Arberry

Now We have made it easy by thy tongue, that haply they may remember.

Bijan Moeinian

I have made this book easy to understand in Arabic. May you take advantage of it.

E. Henry Palmer

And we have only made it easy for thy tongue, that haply they may be mindful.

Edip-Layth

We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.

George Sale

Moreover We have rendered the Koran easy for thee, by revealing it in thine own tongue: To the end that they may be admonished:

Hamid S. Aziz

Verily We have made it (the Quran) easy in your tongue that they may be mindful.

Mahmoud Ghali

So We have surely made it easy by your tongue, only that possibly they would remind themselves.

Marmaduke Pickthall

And We have made (this Scripture) easy in thy language only that they may heed.

Mohamed Ahmed - Samira

Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.

Muhammad Asad

THUS, THEN, [O Prophet,] have We made this [divine writ] easy to understand, in thine own [human] tongue, so that men might take it to heart.

Mustafa Khattab

Indeed, We have made this ˹Quran˺ easy in your own language ˹O Prophet˺ so perhaps they will be mindful.

Progressive Muslims

We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.

Rashad Khalifa

We have thus clarified it in your language, that they may take heed.

Sahih International

And indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded.

Sam Gerrans

And We have made it easy in thy tongue, that they might take heed.

Shabbir Ahmed

Thus, then, (O Prophet) We have made this Qur'an easy to understand, in your own human language, so that people might take it to their minds and hearts.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have made this (Quran) easy, in your tongue, in order that they may remember.

Taqi Usmani

So, We had made it (the Qur’ān) easy in your tongue, so that they may take lesson.

The Monotheist Group

We have thus made it easy in your language, perhaps they may take heed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩