Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 39. ayet

Enbiyâ suresi, 39. ayet. لَوْ يَعْلَمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ حِينَ لَا يَكُفُّونَ عَن وُجُوهِهِمُ ٱلنَّارَ وَلَا عَن ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

lev ya`lemü-lleẕîne keferû ḥîne lâ yeküffûne `av vucûhihimü-nnâra velâ `an żuhûrihim velâ hüm yünṣarûn.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 36–42 · surenin 39. ayeti / 112

Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3

  1. Enbiyâ 36

    İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.

  2. Enbiyâ 37

    İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.

  3. Enbiyâ 38

    Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

  4. 39

    İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

  5. Enbiyâ 40

    Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.

  6. Enbiyâ 41

    Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

  7. Enbiyâ 42

    (Ey Muhammed!) De ki: "(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahman'ın azabından sizi kim koruyacak?" Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. “O kâfirler, ateşi yüzlerinden de sırtlarından da savamayacakları ve kendilerine yardım da edilmeyeceği” başkalarının kendilerine yardım edemeyeceği gibi kendileri de başkalarına yardım edemeyecek ve başkalarının yardımını alamayacakları o “zaman” karşı karşıya kalacakları feci hallerini “bir bilselerdi!” Zira o vakit azap onları her bir yandan kuşatmış olacak, dört bir taraftan sarmış olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yeniden dirilmeyi inkâr eden o kâfirler yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacaklar. Ve azabı kendilerinden def etmek için bir yardımcı da bulamayacaklardır. Eğer bunu kesin olarak biliyor iseler niçin azap için aceleci davranıyorlar?

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَوْ lev eğer
  2. يَعْلَمُ yea'lemu bir bilselerdi kök: علم
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  5. حِينَ hine zamanı kök: حين
  6. لَا la
  7. يَكُفُّونَ yekuffune savamayacakları kök: كفف
  8. عَن an -nden
  9. وُجُوهِهِمُ vucuhihimu yüzleri- kök: وجه
  10. ٱلنَّارَ n-nara ateşi kök: نور
  11. وَلَا ve la ne de
  12. عَن an -ndan
  13. ظُهُورِهِمْ zuhurihim sırtları- kök: ظهر
  14. وَلَا ve la ve
  15. هُمْ hum onlara
  16. يُنصَرُونَ yunsarune yardım da olunmayacakları kök: نصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)

    Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce,…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)

    Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah'ı tespih edin.

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    "Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah'ın azabından kim kurtarır?"…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, "Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?" demişti.…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip…

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım edilemeyeceği zamanı (o günün dehşetini keşke) bir bilselerdi!

Mustafa İslamoğlu

İnkarda ısrar eden bu kimseler, yüzlerini ve sırtlarını ateşten koruyamayacakları, dahası hiçbir yardım da alamayacakları anın (dehşetini) keşke bir bilseler!

Muhammed Esed

Hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, kimseden bir yardım bulamayacakları o günü keşke bilselerdi!

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler, ne vechlerinden (iç dünyalarından) ne de sırtlarından (dıştan) yakanı önleyemeyecekleri; kendilerine yardım da olunmayacağı zamanı bir bilselerdi!

Ali Bulaç

O inkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi püskürtemeyecekleri ve hiç yardım alamayacakları zamanı bir bilselerdi.

Ali Özek ve heyeti

O küfredenler, ne yüzlerini ve ne de sırtlarını ateşten koruyamayacakları ve kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı keşke bilselerdi.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve yardım görmeyecekleri zamanı bir bilselerdi!

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilemeyeceği zamanı bir bilselerdi!

Edip Yüksel

İnkar edenler, yüzlerinden ve arkalarından ateşi savamayacakları ve yardım da görmeyecekleri anı bir bilselerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkar edenler, yüzlerinden ve arkalarından ateşi savamıyacakları ve yardım da görmeyecekleri anı bir bilselerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir bilseler o küfredenler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından savamayacakları ve hiçbir taraftan yardım görmeyecekleri zamanı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bilseler o küfredenler ne yüzlerinden ne arkalarından ateşi men'edemiyecekleri, ve hiç bir taraftan yardım olunmıyacakları o demi

Erhan Aktaş

Kafirler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve tamamen yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!

Gültekin Onan

O küfredenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi püskürtemeyecekleri ve hiç yardım alamayacakları zamanı bir bilselerdi.

Hasan Basri Çantay

O küfredenler yüzlerinden ve arkalarından (saran) ateşi hiçbir suretle meni' edemeyecekleri, kendilerinin yardım da göremeyecekleri zamaanı bir bilse (ler) di.

İbni Kesir

O küfredenler; yüzlerinden ve sırtlarından ateşi engellemeyecekleri ve yardım göremeyecekleri zamanı keşki bilseler.

Mehmet Alagaş

(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

O kâfirler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!

Süleyman Ateş

İnkar edenler, ne yüzlerinden, ne de sırtlarından ateşi savamayacakları ve yardım da olunmayacakları zamanı bir bilselerdi (onu böyle acele istemezlerdi)!

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler, o ateşi, yüzlerinden ve sırtlarından savamayacakları, yardım da göremeyecekleri zamanı keşke bilseler!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayeti görmezlikten gelenler (kafirler) ne yüzlerinden ne de sırtlarından o ateşi uzaklaştıramayacakları ve yardım da göremeyecekleri o zamanı keşke bilselerdi.

Şaban Britch

O kâfirler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi engelleyemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi.

Şaban Piriş

O kafirler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi engelleyemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı keşke bilselerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

O inkar edenler, ne yüzlerinden ne sırtlarından azabı uzak tutamayacakları ve hiçbir yardım da göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If only these infidels who deny Allah knew that there shall come a time when they shall not be able to avert the blazing fire from their faces nor from their backs nor shall they be afforded help!

Abdul Haleem

If the disbelievers only knew, the time will arrive when they will not be able to ward off the Fire from their faces or their backs, and they will get no help.

Abdullah Yusuf Ali

If only the Unbelievers knew (the time) when they will not be able to ward off the fire from their faces, nor yet from their backs, and (when) no help can reach them!

Abul A'la Maududi

If only the unbelievers knew of the Hour when they shall not be able to keep off the Fire from their faces, nor from their backs; nor shall they be helped.

Aisha Bewley

If those who are kafir only knew of the time when they will not be able to keep the Fire away from their faces or their backs! And they will receive no help!

Al-Hilali & Khan

If only those who disbelieved knew (the time) when they will not be able to ward off the Fire from their faces, nor from their backs, and they will not be helped.

Ali Quli Qarai

If only the faithless knew of the time when they will not be able to keep the Fire off their faces and their backs, nor will they be helped!

Amatul Rahman Omar

How good it would be if those who disbelieve could know the time when they will not be able to ward off (the flames of) the fire from their faces nor from their backs and they shall not be helped!

Arthur John Arberry

If the unbelievers but knew when that they shall not ward off the Fire from their faces nor from their backs, neither shall they be helped!

Bijan Moeinian

If the disbelievers could see the Day that they are trying to turn the Fire off from their faces and from their backs while nobody comes to their help.

E. Henry Palmer

Did those who misbelieve but know when the fire shall not be warded off from their faces nor from their backs, and they shall not be helped!

Edip-Layth

If only those who reject knew, that they will not be able to ward off the fire from their faces, nor from their backs, nor will they be helped.

George Sale

If they who believe not, knew that the time will surely come, then they shall not be able to drive back the fire of hell from their faces, nor from their backs, neither shall they be helped, they would not hasten it.

Hamid S. Aziz

And they say, "When will this threat (come to pass), if you tell the truth?"

Mahmoud Ghali

If the ones who have disbelieved knew while (Or: the time when) they will not restrain the Fire from their faces nor from their backs, nor will they be vindicated.

Marmaduke Pickthall

If those who disbelieved but knew the time when they will not be able to drive off the fire from their faces and from their backs, and they will not be helped!

Mohamed Ahmed - Samira

If only the unbelievers could apprehend the moment when they would neither be able to ward off the fire from their faces and their backs, nor help reach them!

Muhammad Asad

If they but knew - they who are bent on denying the truth - [that there will come] a time when they will not be able to ward off the fire from their faces, nor from their backs, and will not find any succour!

Mustafa Khattab

If only the disbelievers knew that a time will come when they will not be able to keep the Fire off their faces or backs, nor will they be helped.

Progressive Muslims

If only those who reject knew, that they will not be able to ward off the fire from their faces, nor from their backs, nor will they be helped.

Rashad Khalifa

If only those who disbelieve could envision themselves when they try to ward off the fire - off their faces and their backs! No one will help them then.

Sahih International

If those who disbelieved but knew the time when they will not avert the Fire from their faces or from their backs and they will not be aided. ..

Sam Gerrans

If those who ignore warning but knew the time when they will not restrain the Fire from their faces, nor from their backs, nor will they be helped!

Shabbir Ahmed

If those who are bent upon denial, but knew that they will not be able to repel the fire from their faces and from their backs, and they will not be helped!

Syed Vickar Ahamed

If the disbelievers only knew (the time) when they will not be able to keep away the Fire from their faces, nor from their back and (when) no help can reach them!

Taqi Usmani

Only if the disbelievers were to know the time when they will not (be able to) keep off the fire from their faces or from their backs, nor will they be helped.

The Monotheist Group

If only those who reject knew, that they will not be able to ward off the fire from their faces, nor from their backs, nor will they be helped.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩