Diyanet İşleri
İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 36. ayet. وَإِذَا رَءَاكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَٰذَا ٱلَّذِى يَذْكُرُ ءَالِهَتَكُمْ وَهُم بِذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ هُمْ كَٰفِرُونَ
veiẕâ raâke-lleẕîne keferû iy yetteḫiẕûneke illâ hüzüvâ. ehâẕe-lleẕî yeẕküru âliheteküm. vehüm biẕikri-rraḥmâni hüm kâfirûn.
İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
Biz, senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedi mi kalacaklar?
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.
İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. "Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?" derler. Halbuki kendileri Rahman'ın kitabını inkar ediyorlar.
İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.
Bir de "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
İnkar edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
36. Bu, onların aşırı derecedeki küfürlerinin bir sonucudur. Müşrikler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gördüklerinde onunla alay eder ve: “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derlerdi. Yani kendi kanaatlerine göre bu sıradan kişi mi sizin ilâhlarınıza sövüyor, onları yeriyor, onlara dil uzatıyor? Yani onun böyle yapmasına aldırmayın. Böyle yaptığı için de kendi aranızda ayrılığa düşmeyin. Aslında onlar, Peygamberin kemâlini küçük görüyor ve alaya alıyorlardı. Çünkü o, en kâmil, en üstün şahsiyetti. Onun fazilet ve üstün ahlâki değerlerinin birisi de ibadetini yalnız Allah’a ihlâsla yapması, Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen her bir varlığı yermesi, onu küçük görmesidir. Onun gerçek yerinin ve konumunun ne olduğunu ortaya koymasıdır. Bu yüzden asıl küçümsenip alay edilmesi gerekenler, şu her türlü kötü huyu şahıslarında toplamış olan kâfirlerdir. Eğer onların yüce Rabbe kâfir olup peygamberlerini inkâr etmenin dışında hiçbir kötü yanları bulunmasaydı bile yine bundan dolayı yaratılmışların en değersizleri ve en aşağılıkları olurlardı. Bununla beraber onların en iyi halleri olan Rahmanı anışları bile aslında onu inkârdır. Zira onlar, ancak şirk koşarak O’nun adını anar ve O’na şirkle karışık iman ederler. Dolayısıyla O’nu anışları bile bir küfür ve şirktir. Peki, ya bunun dışındaki halleri ne olur? Bundan dolayı Yüce Allah: “Halbuki Rahman’ın zikrini inkâr eden (o nedenle alayı hak eden) kendileridir” buyurmaktadır. Burada Yüce Allah’ın “Rahman” adının zikredilmesi, onların hallerinin ne kadar çirkin olduğunu açıklamak içindir. Yani onlara bunca nimetleri ihsan eden, onlardan pe kçok musibeti defeden, kulların sahip olduğu ne kadar nimet varsa hepsi kendisinin lütuf ve ihsanı olan, kötülükleri Ondan başka önleyici bulunmayan o Rahman’a onlar, küfür ve şirk ile karşılık vermişler ve böylece çok çirkin bir hale düşmüşlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Bu müşrikler seni gördüğünde kendilerine tabi olanları nefret ettirerek şu sözler ile seni alaya alırlar: İbadet etmiş olduğunuz ilahlara kötü sözler söyleyen bu mudur? Onlar seni alaya almakla birlikte Allah'ın Kur'an'da kendilerine indirdiğini inkâr eden ve onlara vermiş olduğu nimetlere karşı nankörlük edenlerdir. Onlar bütün kötülükleri bir arada topladıkları için kınanmaya daha layıktırlar.
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanlar seni gördükleri zaman "Sizin ilahlarınızı diline dolayan dipnot 1 bu mu!" diyerek seninle hep alay ederler. dipnot 2 (Oysa) onlar, Rahmân'ın zikrini (Kur'an'ı) inkâr edenlerin ta kendileridir.
Ve o küfre saplanmış olanlar ne zaman seni görseler, sadece alaya almak amacıyla "Bu muymuş sizin ilahlarınızı diline dolayan?" diye (dudak bükerler); ama iş, Rahman (adının) anılıp yüceltilmesine gelince: onu ısrarla tanımazdan gelen de yine onlar olur.
Ama hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar ne zaman seni gözönüne alsalar, (birbirlerine:) "Bu mu sizin tanrılarınızı diline dolayan?" (diyerek) seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. Ve Rahman'dan her söz edişlerinde hakkı örtbas etmeye kalkışanlar da yine böyleleridir!
Hakikat bilgisini inkar edenler seni gördüklerinde, "Bu mu tanrılarınız hakkında konuşan!" diyerek seni küçümsemekten başka bir şey yapmazlar. . . Oysa Hakikatleri olan Rahmaniyet hatırlatılınca, onu inkar etmekteler!
İnkar edenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay konusu ediyorlar (ve:) "Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?" (derler.) Oysa Rahman (olan Allah)ın sözünü (Kitabını) inkar edenler kendileridir.
(Rasûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: «Sizin ilâhlarınızı diline dolayan bu mu?» diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar, Rahmân'ın (çok esirgeyici Allah'ın) Kitabı'nı inkâr edenlerin ta kendileridir.
Nankörlük edenler, seni gördüklerinde alaya alıyorlar: "Tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" Üstelik Bağışlayanın Öğretisini inkar ediyorlar.
İnkarcılar seni gördüklerinde, "Sizin tanrınızı diline dolayan bu mudur?" diye seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. Oysa kendileri, çok merhametli olan Allah'ı anmayı inkar ediyorlar.
Kafirler (gerçeği örtenler) seni gördüklerinde, "Tanrılarınızı diline dolayan bu mu" diye alaylarına hedef yapmaktan başka bir tepki göstermiyorlar. Rahman'ın mesajını tümüyle inkar etmektedir onlar.
Kafirler (gerçeği örtenler) seni gördüklerinde, 'Tanrılarınızı diline dolayan bu mu,' diye alaylarına hedef yapmaktan başka bir tepki göstermiyorlar. Rahman'ın mesajını tümüyle inkar etmektedir onlar.
O küfredenler seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve: "İlahlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki, onlar hep Rahman'ın zikrine küfür ediyorlar.
O küfredenler seni gördükleri vakıt da seni alaya tutuyorlar, bu mu ilahlarınızı anıp duran diyorlar, halbuki onlar hep rahmanın zikrine küfrediyorlar
Ve Kafirler seni gördükleri zaman: "İlahlarınızı zikreden dipnot 1 bu mu?" diye alaya alıyorlar. Onlar, Rahman'ın zikrini dipnot 2 küfredenlerdir. dipnot 3
Ve Kafirler seni gördükleri zaman: "İlahlarınızı zikreden dipnot 1 bu mu?" diye alaya alıyorlar. Onlar, Rahman'ın zikrini dipnot 2 Küfredenlerdir. dipnot 3
Ve gerçeği yalanlayan nankörler seni gördükleri zaman: "İlahlarınızı zikreden dipnot 1 bu mu?" diye alaya alıyorlar. Onlar, Rahman'ın zikrini dipnot 2 küfredenlerdir. dipnot 3
Küfredenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay konusu ediyorlar (ve:) "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" (derler.) Oysa Rahmanın zikrine küfredenler kendileridir.
O küfr (ü inkar) edenler seni gördükleri zaman, seni istihza (mevzuu) ndan başka bir şey edinmezler: "Sizin Tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" derler. Halbuki çok esirgeyici Allahın (indirdiği) Kur'anı inkar ile kafir olanlar onlardır, onların kendileridir.
Küfredenler seni gördükleri zaman, alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. Ve: Tanrılarınızı diline dolayan bu mudur? derler. İşte Rahman'ın kitabını inkar edenler onlardır.
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
Kâfirler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler. Hâlbuki kendileri Rahman’ın kitabını inkâr ediyorlar.
Kafirler seni gördükleri zaman: "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?" diye seninle alay ederler. Oysa kendileri Rahman'ın Zikri(uyarısı)nı kabul etmiyorlar.
O kafirler seni gördüklerinde, "İlahlarınıza dil uzatan bu mu!" diyerek sadece hafife alırlar dipnot 1 . Onlar, Rahman'ın zikrini /kitabını görmezlikte direnen kimselerdir dipnot 2 .
O kafirler seni gördüklerinde sadece hafife alır, " İlahlarınıza dil uzatan bu mu?" derler. Onlar, Rahman'ın kitabını görmezlikten gelen kimselerdir1.
Kâfirler seni gördüklerinde, ancak seninle alay ederler: İlahlarınızı diline dolayan bu mu? derler. İşte Rahman’ın zikrine/kitabına kâfir olanlar onlardır.
Kafirler seni gördüklerinde, ancak seninle alay ederler: -İlahlarınızı diline dolayan bu mu? derler, işte Rahman'ın zikrini/kitabını inkar edenler onlardır.
O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: "İlahlarınızı diline dolayan bu mu?" Ama Rahman'ın zikrini/Kur'an'ı bizzat onlar örtüp inkar ediyorlar.
And when the infidels see you O Muhammad they receive you with nothing but disdain and scorn which ride sparkling in their eyes and they say: "Is this the one who blasphemes your gods! And when Al Rahman is mentioned, their countenances speak blasphemy against Him.
When the disbelievers see you, they laugh at you: ‘Is this the one who talks about your gods?’ They reject any talk of the Lord of Mercy.
When the Unbelievers see thee, they treat thee not except with ridicule. "Is this," (they say), "the one who talks of your gods?" and they blaspheme at the mention of (Allah) Most Gracious!
When the unbelievers see you they make you an object of fun, saying: "Is he the one who mentions your gods?" dipnot 1 They say so, and yet they reject with disdain the very mention of the Most Compassionate Lord. dipnot 2
When those who are kafir see you, they only make a mockery out of you: ‘Is this the one who makes mention of your gods?’ Yet they are kuffar about the mention of the All-Merciful.
And when those who disbelieved (in the Oneness of Allâh) see you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), they take you not except for mockery (saying): "Is this the one who talks (badly) about your gods?" While they disbelieve at the mention of the Most Gracious (Allâh). [Tafsir Al-Qurtubî].
Whenever the faithless see you they only take you in derision: ‘Is this the one who speaks ill of your gods?’ And they defy the remembrance of the All-beneficent.
And when those who disbelieve see you, they hold you for a mere trifle (and say), `Is this the fellow who speaks (ill) of your gods?' While it is they themselves who deny (disdainfully) the great Eminence of the Most Gracious (God).
When the unbelievers behold thee, they take thee only for mockery: 'Ha, is this the one who makes mention of your gods?' Yet they in the Remembrance of the All-merciful are unbelievers.
When you see the disbelievers, they will make fun of you and say: "Is this the man who does not believe in gods?" In fact, they are the ones who disbelieve in the Most Gracious.
And when those who misbelieve see thee, they only take thee for a jest, 'Is this he who mentions your gods?' Yet they at the mention of the Merciful do disbelieve.
When those who reject see you, they take you for mockery: "Is this the one who speaks about your gods!" While in the remembrance of the Gracious they are ingrates!
When the unbelievers see thee, they receive thee only with scoffing, saying, is this he who mentioneth your gods with contempt? Yet themselves believe not what is mentioned to them of the Merciful.
Every soul must taste of death. We will test you with evil and with good, as a trial; and unto Us will you be returned.
And when the ones who have disbelieved see you, decidedly they take you only for mockery, (saying), "Is this the one who makes mention of (i. e., mentions (their uselessness) your gods?" And they are they who in the Remembrance of The All-Merciful are the ones (who) are disbelievers.
And when those who disbelieve behold thee, they but choose thee out for mockery, (saying): Is this he who maketh mention of your gods? And they would deny all mention of the Beneficent.
But when the unbelievers see you they make fun of you (and say): "Is this the one who mentions your gods (deridingly)?" Yet in Ar-Rahman they disbelieve!
But [thus it is:] whenever they who are bent on denying the truth consider thee, they make thee but a target of their mockery, [saying to one another,] "Is this the one who speaks [so contemptuously] of your gods?" and yet, it is they themselves who, at [every] mention of the Most Gracious, are wont to deny the truth!
When the disbelievers see you ˹O Prophet˺, they only make fun of you, ˹saying,˺ "Is this the one who speaks ˹ill˺ of your gods?" while they disbelieve at the mention of the Most Compassionate.
And when those who reject see you, they take you for mockery: "Is this the one who speaks about your gods!" While in the remembrance of the Almighty they are rejecters!
When those who disbelieve see you, they ridicule you: "Is this the one who challenges your gods?" Meanwhile, they remain totally heedless of the message from the Most Gracious.
And when those who disbelieve see you, [O Muúammad], they take you not except in ridicule, [saying], "Is this the one who insults your gods?" And they are, at the mention of the Most Merciful, disbelievers.
And when those who ignore warning see thee, they take thee only in mockery: “Is this he who mentions your gods!” And they — of the remembrance of the Almighty — they are deniers.
(O Prophet) whenever the rejecters see you, they make you a target of their mockery, saying, "Is this the one who talks of your gods?" And yet, it is they who deny all mention of (the True God) the Beneficent.
And when the disbelievers see you, they treat you only with ridicule. "Is this," (they say), "the one who talks of your gods?" And they lie (and slander) at the mention about (Allah,) the Most Gracious (Rahmán)!
When disbelievers see you, they do nothing but take you in jest (saying to one another,) "Is this the one who talks of your gods?" - while they themselves reject even talking of the RaHmān (All-Merciful).
Andwhen those who reject see you, they take you for mockery: "Is this the one who speaks about your gods!" While in the remembrance of the Almighty they are rejecters!