Enfâl suresi

Enfâl suresi, 47. ayet

Enfâl suresi, 47. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِم بَطَرًا وَرِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

velâ tekûnû kelleẕîne ḫaracû min diyârihim beṭarav veriâe-nnâsi veyeṣuddûne `an sebîli-llâh. vellâhü bimâ ya`melûne müḥîṭ.

Diyanet İşleri

Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 44–50 · surenin 47. ayeti / 75
  1. Enfâl 44

    Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün işler Allah'a döndürülür.

  2. Enfâl 45

    Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.

  3. Enfâl 46

    Allah'a ve Resul'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

  4. 47

    Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır.

  5. Enfâl 48

    Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, "Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, "Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler) görüyorum. Ben Allah'tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır" demişti.

  6. Enfâl 49

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Enfâl 50

    Melekler, kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve "haydi tadın yangın azabını" diyerek canlarını alırken bir görseydin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

47. Siz, Rabbinize saygı ile itaatte bulunun ve O’nun önünde kalpten boyun eğin de “Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve (insanları) Allah yolundan alıkoyan kimseler gibi olmayın.” Yani bu kimselerin yurtlarından çıkış maksadı işte budur. Onları yurtlarından çıkmaya iten sebep, kibir ve şımarıklıktır, insanlar kendilerini görsün ve insanlara karşı övünüp dursunlar diye böyle yaparlar. Onların bu çıkışlarının en büyük maksadı ise Allah’ın yolunu izlemek isteyen kimseleri o yoldan alıkoymaktır.

“Allah yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.” Bundan dolayı Yüce Allah, sizlere onların maksatlarını haber vererek onlara benzemekten sizleri sakındırmıştır. Şüphesiz ki O, bu tutumlarına karşılık en ağır şekilde onları cezalandıracaktır. Öyleyse sizin yurtlarınızdan çıkışınızın asıl maksadı, Yüce Allah’ın rızası, Allah’ın dinini yüceltmek ve Allah’ın gazabına, cezasına ulaştıran yolları kapamak, insanları Allah’ın nimetlerle dolu olan cennetlerine ulaştıran dosdoğru yoluna çekmek olmalıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Mekke'den kibirlenerek ve insanlara gösteriş yaparak çıkan, insanları Allah'ın dininden ve Allah'ın dinine girmekten alıkoyan müşrikler gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. Onların amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna karşılık olarak onları cezalandıracaktır.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la
  2. تَكُونُوا۟ tekunu olmayın kök: كون
  3. كَٱلَّذِينَ kallezine gibi
  4. خَرَجُوا۟ haracu çıkan kök: خرج
  5. مِن min -ndan
  6. دِيَـٰرِهِم diyarihim yurtları- kök: دور
  7. بَطَرًۭا betaran çalım satarak kök: بطر
  8. وَرِئَآءَ ve ria'e ve gösteriş yaparak kök: راي
  9. ٱلنَّاسِ n-nasi insanlara kök: نوس
  10. وَيَصُدُّونَ ve yesuddune ve men'edenler kök: صدد
  11. عَن an -ndan
  12. سَبِيلِ sebili yolu- kök: سبل
  13. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah kök: اله
  14. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  15. بِمَا bima
  16. يَعْمَلُونَ yea'melune onların bütün yaptıklarını kök: عمل
  17. مُحِيطٌۭ muhitun kuşatmıştı kök: حوط

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بطر (2 geçiş)

    Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz…

  • Aynı kıssa: Bedir Gazvesi · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah'a, Peygamber'e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.…

  • Aynı kıssa: Bedir Gazvesi

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (saldıran kâfirler) gibi olmayın! Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Mustafa İslamoğlu

Ve yurtlarından, gösteriş içinde kasılarak huruç eden kimseler gibi olmayın; çünkü onlar Allah'ın yolundan (insanları) alıkoyuyorlar. Allah ise onları yaptıkları şeylerle kuşatandır.

Muhammed Esed

İnsanların gözlerini kamaştıran bir gösteriş içinde ve kurum satarak yurtlarından çıkıp gelen (o inanmayan) kimseler gibi olmayın: Çünkü onlar başkalarını Allahın yolundan çevirmeye çabalıyorlardı. Oysa Allah onların edip eylediği her şeyi (sınırsız kudretiyle) kuşatmış bulunuyordu.

Ahmed Hulusi

Yurtlarından, şımarıp çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan engelleyenler gibi olmayın! Allah onların yaptıklarını Muhiyt'tir!

Ali Bulaç

Bir de yurtlarından refahtan şımarıp azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Ali Özek ve heyeti

Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (kâfirler) gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Ali Rıza Safa

Büyüklük taslayarak ve insanlara gösteriş yaparak yurtlarından çıkanlar ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Bayraktar Bayraklı

İnsanlara çalım satarak, gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayınız. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Edip Yüksel

ALLAH'ın yoluna engel olmak amacıyla, halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkan o kendini beğenmişler gibi olmayın. ALLAH yaptıklarını çepeçevre Kuşatır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın yoluna engel olmak amacıyla, halka gösteriş yaparak yurtlarından çıkan o kendini beğenmişler gibi olmayın. ALLAH yaptıklarını çepeçevre Kuşatır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Oysa Allah bütün yaptıklarını çember içine almıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar gibi olmayın ki diyarlarından çalım satarak ve nasa gösteriş yaparak çıktılar ve Allah yolundan men'ediyorlardı, halbuki Allah bütün amellerini çenber içine almıştı

Erhan Aktaş

Çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak ve Allah'ın yolundan alıkoyarak yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak ve Allah'ın yolundan alıkoyarak yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve Allah'ın yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Gültekin Onan

Bir de yurtlarından refahtan şımarıp azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Tanrı'nın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Tanrı onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Hasan Basri Çantay

Yurdlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar (halkı) Allahın yolundan (hak dininden) men'edenler gibi olmayın. Onlar ne yaparlarsa (hepsini) Allah (ilmi ve kudreti ile) çepçevre kuşatıcıdır.

İbni Kesir

Hem yurtlarından böbürlenerek ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Mehmet Alagaş

(42-48) Bir vakit sizler yakın bir vadide idiniz, (dünya yakın demek, hayatın yakın kısmı , ahiret devam kısmı) onlar ise uzak bir vadide idiler (Kusva uzak demek. Dünyanın zıddı) Süvariler ise sizden aşağıda idi. Şayet vaatleşmiş olsaydınız tayin edilen yer konusunda anlaşmazlık / ihtilaf kesin yaşardınız ve lakin Allah emrini gerçeklemek için faaliyette idi. (İşi size bırakmadı) helak olacak olan açık ve net helak olsun , yaşayacak olan da açık ve net yaşasın. Allah kesinlikle işitir, bilir . O vakit Allah rüyanda o nları sana az gösteriyordu , e ğer onları çok gösterseydi korkacaktınız, emirde anlaşmazlığa düşecektiniz ve lakin Allah kurtar dı, (selleme) muhakkak O, göğüslerin özünü bilir. Karşılaştığınızda onları sizin gözünüzde az gösteriyordu , o nların gözlerinde de sizleri az gösteriyordu , faal olan / aktif olan Allah’ın emrinin gerçekleşmesi içindi, işler Allah ’a dönüş yapar. Ey iman edenler belli bir kısmı ile karşılaştığınız vakitte sebat edin ve Allah’ı çokça hatırlayın böylelikle belki kurtuluşa / felaha erersini z, Allaha ve Resul’üne itaat edin, çekişmeyin içinize korku düşer ve kuvvetiniz gider, sabredin, muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. Yurtlarından çalımlı ve insanlara gösterişli (Ria, iki yüzlü) çıkanlar gibi olmayın, Allah yolundan alıkoymayın, Allah yaptıklarınızı çepeçevre kuşatmıştır. Bir vakit şeytan onlara amellerini süslü / ziynetli gösterdi ve dedi ki insanlardan bugün size galip gelecek yoktur bende size yakın komşuyum , n e zaman ki iki tarafı gördü, arkasını dönüp caydı , m uhakkak ben sizden u zağım, sizin göremediklerinizi görüyorum, Allahtan da korkarım dedi. Allah şiddetli azap edendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Süleyman Ateş

Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men'edenler gibi olmayın. Allah, onların bütün yaptıklarını kuşatmıştır.

Süleymaniye Vakfı

Çalım satmak ve insanlara gösteriş yapmak için yurtlarından çıkan dipnot 1 ve Allah'ın yolundan engelleyenler gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanlara karşı zafer elde edeceklerine emin bir şekilde Mekke'den çıkış yapan ordunun tavrı. Önceki ayette "savaşa çıkarken korku ve telaşa kapılmayın", bu ayette ise "kesin üstün geleceğinizi düşünerek abartılı ve aşırı özgüvenli davranmayın" buyrulmuştur. Her iki ayet birlikte değerlendirildiğinde böyle bir tavır, ancak erdemli bir milletin (ümmetin) ulaşabileceği bir seviyedir ki gerektiğinde korkusuzca kendini savunacak sabır ve cesareti gösterebilen, üstün konumda olduğu takdirde ise zulüm ve aşırılıklara kapılmayacak bir millete tüm insanlar saygı duyar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak yurtlarından çıkan dipnot 1 ve Allah'ın yolundan engelleyenler gibi de olmayın. Allah, onların yaptığı her şeyi kuşatmaya almıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanlara karşı zafer elde edeceklerine emin bir şekilde Mekke'den çıkış yapan ordunun tavrı. Önceki ayette "şavaşa çıkaraken korku ve telaşa kapılmayın", bu ayette ise "kesin üstün geleceğinizi düşünerek abartılı ve aşırı özgüvenli davranmayın" buyrulmuştur. Her iki ayet birlikte değerlendirildiğinde böyle bir tavır, ancak erdemli bir milletin(ümmetin) ulaşabileceği bir seviyedir ki gerektiğinde korkusuzca kendini savunacak sabır ve cesareti gösterebilen, üstün konumda olduğu takdirde ise zulüm ve aşırılıklara kapılmayacak bir millete tüm insanlar saygı duyar.

Şaban Britch

Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın! Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Şaban Piriş

Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın! Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlara çalım satarak, gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatmıştır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And be not like those* who left their homes -for battle- displaying deliberately and ostentatiously their might in order to, attract notice, win admiration and warn others; they aimed at obstructing the way to the path of Allah, the path of righteousness, but Allah is Omniscient of all that they do.

Abdul Haleem

Do not be like those who came out of their homes full of conceit, showing off to people, and barring others from the way of God- God has full knowledge of all that they do.

Abdullah Yusuf Ali

And be not like those who started from their homes insolently and to be seen of men, and to hinder (men) from the path of Allah: For Allah compasseth round about all that they do.

Abul A'la Maududi

And be not like those who came forth from their homes exulting, with a desire to be seen of men, and hindering others from the way of Allah. dipnot 1 Allah encompasses all that they do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This alludes to the army of the disbelieving Qurayash, which, when it proceeded on a military expedition against the Muslims, was accompanied by singing and dancing minstrels. (See Ibn Sa'd. vol. 2, p. 13 - Ed.) Whenever the army halted, dancing and drinking parties were held. Also the army arrogantly vaunted its military power and numerical strength before the tribes and localities which fell on the way, and boasted of its invincibility. (See al-Waqidi, vol. 1, p. 39 - Ed.) This much is about the moral state of the Quraysh army. What was even worse was the object of their fighting. They were not fighting for any lofty ideal. What they aimed at was merely to defeat the forces of truth and justice, to suppress and obliterate the only group which sought to uphold the truth. They simply did not want any one to champion the cause of truth and justice.This occasion was considered appropriate to warn the Muslims not to let themselves degenerate into a group like the Quraysh. God had favoured them with faith and devotion to the truth. and gratitude to God for this favour required that they should purify both their conduct and their reason for fighting. This directive was not meant just for the time in which it was revealed. It is equally applicable today, and will remain applicable in all times to come. The forces of Unbelief today are no different from those in the time of the Prophet (peace he on him) for the moral state of the present-day armies is no better than of armies in the past. Arrangements for prostitution and drinking are as much a part of the present-day armies of unbelievers as ever before. The soldiers in these armies feel no shame in openly demanding the maximum amount of alcoholic drinks and as many call-girls as possible. Without any sense of shame the soldiers virtually ask their compatriots to make available to them their daughters and sisters for the gratification of their lust. That being the case how can one expect that the soldiers of today would not go about committing debauchery and polluting the life of the people in the lands which they happen to conquer? Apart from moral corruption, the soldiers of the present-day armies are known for their arrogance and affrontery to the conquered peoples. Their gestures and conversation - both of ordinary soldiers and officers - bespeak of their arrogance. Arrogance is also reflected in the statements made by the statesmen of the militarily-strong and triumphant nations who in effect boastfully say to their people, in the words of the Quran: 'No one shall overcome you today' (al-Anfal 8: 48) and challenging the whole world in their vainglory: 'Who is greater than us in strength?' (Fusilat 41: 15). These powers are evidently wicked, but the purposes for which they wage war are even more so. These powers are keen, out of sheer trickery, to assure the rest of the world that in waging war they are prompted only by the welfare of mankind. In actual fact, they might have either one motive for waging war or another, but it is absolutely certain that the motive is not the welfare of mankind. Their purpose is to establish their exclusive control and to exploit the resources created by God for all mankind. Their goal is to reduce other nations to the position of hewers of wood and drawers of water and to subject them to thraldom and servitude. Here Muslims are being told, in effect, that they should eschew the ways of non-Muslims and desist from devoting their lives, energy, and resources to the evil purposes for which non-Muslims engage in warfare.

Aisha Bewley

Do not be like those who left their homes in arrogance, showing off to people and barring them from the way of Allah – Allah encompasses what they do –

Al-Hilali & Khan

And be not like those who come out of their homes boastfully and to be seen of men, and hinder (men) from the Path of Allâh; and Allâh is Muhîtun (encircling and thoroughly comprehending) all that they do.

Ali Quli Qarai

Do not be like those who left their homes vainly and to show off to the people, and to bar [other people] from the way of Allah, and Allah comprehends what they do.

Amatul Rahman Omar

And be not like those who marched forth from their homes (at the time of Battle of Badr) boastfully and making an ostentatious display of themselves to the people, and who hindered (the people) from following the path of Allâh. And Allâh is the Destroyer of whatever they do (against Islam).

Arthur John Arberry

Be not as those who went forth from their habitations swaggering boastfully to show off to men, and barring from God's way; and God encompasses the things they do.

Bijan Moeinian

Do not be like those [disbelievers of Mecca] who marched arrogantly [with the music, dancing, etc. ] displaying their force to the spectators. These are the people who prevent people from following the Lord’s path. God is fully aware [and in control of] what they are doing.

E. Henry Palmer

And be not like those who went forth from their homes with insolence, and for appearance sake before men, and to turn folks off God's way; for all they do God comprehends.

Edip-Layth

Do not be like those who came out from their homes to boast and to be seen by men, and they repel others away from the path of God. God encompasses of what they do.

George Sale

And be not as those who went out of their houses in an insolent manner, and to appear with ostentation unto men, and turned aside from the way of God; for God comprehendeth that which they do.

Hamid S. Aziz

And be not like those who went forth from their homes with insolence, and for appearance sake before men, and to turn away people from the way of Allah, for Allah surrounds all things.

Mahmoud Ghali

And do not be as the ones who went out of their residences boastfully (ungrateful) and showing off to the multitude and barring from the way of Allah; and Allah is Supremely Encompassing whatever they do.

Marmaduke Pickthall

Be not as those who came forth from their dwellings boastfully and to be seen of men, and debar (men) from the way of Allah, while Allah is surrounding all they do.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not be like those who went out of their homes full of their own importance, ostentatiously, trying to hinder others from the way of God. But God encompasses all they do.

Muhammad Asad

And be not like those [unbelievers] who went forth from their homelands full of self-conceit and a desire to be seen and praised by men for they were trying to turn others away from the path of God -the while God encompassed all their doings [with His might].

Mustafa Khattab

Do not be like those ˹pagans˺ who left their homes arrogantly, only to be seen by people and to hinder others from Allah’s Path. And Allah is Fully Aware of what they do.

Progressive Muslims

And do not be like those who came out from their homes to boast and to be seen by men, and they repel others away from the path of God. God is aware of what they do.

Rashad Khalifa

Do not be like those who left their homes grudgingly, only to show off, and in fact discouraged others from following the path of GOD. GOD is fully aware of everything they do.

Sahih International

And do not be like those who came forth from their homes insolently and to be seen by people and avert [them] from the way of Allah. And Allah is encompassing of what they do.

Sam Gerrans

And be not like those who come forth from their homes boastfully, and to be seen of men, and turn away from the path of God; and God encompasses what they do.

Shabbir Ahmed

Do not be like the disbelievers who come out of their homes boastfully and to show off, although they come forth to hinder people from the Path of Allah. Allah encompasses all actions that people do.

Syed Vickar Ahamed

And do not be like those who started (for war) from their homes haughtily and to be seen by men, and to want to stop (men) from the Path of Allah: For Allah controls all about all that they do.

Taqi Usmani

And do not be like those who set forth from their homes waxing proud and showing off to people, preventing (people) from the way of Allah. Allah is All-Encompassing of what they do.

The Monotheist Group

And do not be like those who came out from their homes to boast and to be seen by the people, and they repel others from the path of God; and God is aware of what they do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 47. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 47. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 47. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩