Enfâl suresi

Enfâl suresi, 56. ayet

Enfâl suresi, 56. ayet. ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِى كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ

elleẕîne `âhette minhüm ŝümme yenḳuḍûne `ahdehüm fî külli merrativ vehüm lâ yetteḳûn.

Diyanet İşleri

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 53–59 · surenin 56. ayeti / 75

Konu Münafıklar, Firavun ailesinin durumu ve ahdi bozanlar Enfâl 49–58 3

  1. Enfâl 53

    Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. Enfâl 54

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

  3. Enfâl 55

    Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkar edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.

  4. 56

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

  5. Enfâl 57

    Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

  6. Enfâl 58

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

  7. Enfâl 59

    İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 55–56. ayetler için yazılmıştır.

55-56. İşte bu üç sıfatı kendinde toplayan, yani küfre saplanan, iman etmeyen ve verdikleri hiçbir sözde durmayan, hiçbir ahde sadakat göstermeyen kimseler “Allah katında canlıların en kötü” olanlarıdır. Bu yüzden onlar eşeklerden, köpeklerden ve diğer hayvanlardan da daha kötüdür. Çünkü onlarda hayır namına bir şey bulunmaz, aksine kötülük yapmaları her an için beklenen bir husustur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Kureyzaoğulları gibi- kendileriyle anlaşmalar ve sözleşmeler yaptığın kimseler, her defasında anlaşmayı bozarlar. Onlar Allah'tan korkmazlar ve ahitlerini (sözlerini) yerine getirmezler. Kendilerinden alınan sözlere de bağlı kalmazlar.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  2. عَـٰهَدتَّ aahedte sen andlaşma yaptığın kök: عهد
  3. مِنْهُمْ minhum kendileriyle
  4. ثُمَّ summe sonra
  5. يَنقُضُونَ yenkudune bozarlar kök: نقض
  6. عَهْدَهُمْ ahdehum andlaşmalarını kök: عهد
  7. فِى fi
  8. كُلِّ kulli her kök: كلل
  9. مَرَّةٍۢ merratin defasında kök: مرر
  10. وَهُمْ ve hum ve onlar
  11. لَا la hiç
  12. يَتَّقُونَ yettekune çekinmeden kök: وقي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نقض (9 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: نقض (9 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.

  • Aynı kök: نقض (9 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında takvâlı (duyarlı) davranmayıp sözleşmelerini bozanlar(a gelince),

Mustafa İslamoğlu

Kendileriyle anlaşma yaptıktan sonra, her seferinde, sorumsuzca anlaşmalarını bozanlara gelince:

Muhammed Esed

Kendileriyle bir andlaşma yapmış olduğu halde, Allaha karşı sorumluluk bilinci taşımaksızın, fütursuzca her fırsatta sözlerinden dönen kimselere gelince,

Ahmed Hulusi

Onlar (Medine-i Münevvere civarındaki Yahudi kabileler), kendileri ile antlaşma yaptığın kimselerdir. . . Sonra da her defasında sözlerini bozarlar. . . Onlar korunmazlar (Allah'tan sakınmazlar).

Ali Bulaç

Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.

Ali Rıza Safa

Kendileriyle antlaşma yaptıktan sonra, hepsinde antlaşmalarını bozarlar. Sorumluluk bilincine de erişmiş değillerdir.

Bayraktar Bayraklı

Sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden her defasında anlaşmalarını bozarlar.

Edip Yüksel

Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozar ve hiç çekinmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki kendilerinden muahede almışındır da sonra her def'asında ahidlerini nakzederler ve hiç çekinmezler,

Erhan Aktaş

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

Gültekin Onan

Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

Hasan Basri Çantay

Onlar, içlerinden kendileriyle muaahede etdiğin kimselerdir ki (muaahededen) sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar da.

İbni Kesir

Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın kimselerdir. Sonra her defasında ahidlerini bozdular. Onlar sakınmazlar da.

Mehmet Alagaş

(55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında anlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

Süleyman Ateş

Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın ve antlaşmalarını her seferinde bozan kimselerdir. Onlar yanlış yapmaktan sakınmazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendileriyle yaptığın her antlaşmadan sonra antlaşmalarını bozarlar. Onlar Allah'tan çekinmezler.

Şaban Britch

Onlar kendileriyle antlaşma yaptığın her defasında antlaşmalarını bozan kimselerdir. Bundan da hiç sakınmazlar.

Şaban Piriş

Antlaşma yaptığın kimseler, sonra her defasında hiç çekinmeden bunu bozarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmez ki bunlar...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who concluded with you O Muhammad a truce and resolved to cause a discord to pass into a concord, yet they break every agreement contracted for amity and peace, and never do they entertain the profound reverence dutiful to Allah.

Abdul Haleem

who, whenever you [Prophet] make a treaty with them, break it, for they have no fear of God.

Abdullah Yusuf Ali

They are those with whom thou didst make a covenant, but they break their covenant every time, and they have not the fear (of Allah).

Abul A'la Maududi

(especially) those with whom you entered into a covenant and then they broke their covenant time after time, and who do not fear Allah. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This refers especially to the Jews. After arriving in Madina, the Prophet (peace be on him) concluded a treaty of mutual co-operation and good neighbourliness with them. Not only did the Prophet (peace be on him) take the initiative in this connection, he also tried his best to maintain pleasant relations with them. The Prophet (peace be on him) also felt greater affinity with the Jews than with the polytheists of Makka. As a rule he always showed preference to the customs and practices of the People of the Book over those of the polytheists. But somehow the Jewish rabbis and scholars were irked by the Prophet's preaching of pure monotheism and moral uprightness, let alone his scathing criticism of the deviations which appeared in Jewish belief and conduct. They were constantly engaged, therefore, in efforts to sabotage the new religious movement. In this respect, theyleft no stone unturned. They collaborated with the hypocrites who were apparently an integral part of the Muslim body-politic. To serve the same end they fanned flames to rejuvenate the old animosities between the Aws and Khazraj which had brought about bloodshed and fratricide in pre-Islamic times. They attempted to hatch conspiracies against Islam in collaboration with the Quraysh and other tribes. What was all the more deplorable was that they indulged in these nefarious activities despite their treaty of friendship and co-operation with the Prophet (peace be on him). When the Battle of Badr took place, they took it for granted that the Muslims would not be able to survive the very first attack of the Quraysh. However, when the outcome of the battle dashed their hopes, they became all the more spiteful. Apprehending that the victory in the Battle of Badr would help the Muslims consolidate their position, they carried out their hostile activities against Islam even more vigorously'. Ka'b b. Ashraf, a Jewish chief, went to Makka personally and recited stirring elegies for their dead warriors with a view to provoking the Quray'sh into hostile action against the Muslims. It was the same Ka'b b. Ashraf who considered the Muslim victory in the Battle of Badr such a catastrophe that he regarded death to be better than life. In his own words: 'The belly of the earth has become preferable to us than its back.' (Ibn Hisham, vol. 2. p. 51 - Ed.) Banu Qaynuqa', a Jewish tribe, in brazen violation of their agreement of friendship and alliance with the Muslims, took to indecent molestation and teasing the Muslim women who passed through their quarters. When the Prophet (peace be on him) reproached them for this shameful conduct, they threatened the Prophet (peace be on him), saying: 'Do not be deluded by your encounter with a people who had no knowledge of warfare, and so you had good luck with them. By God, if we were to wage war against you, you will know that we are the men.'(lbn Hisham, vol. 2, p. 47 - Ed.)

Aisha Bewley

those with whom you make a treaty and who then break it every time. They have no taqwa.

Al-Hilali & Khan

They are those with whom you made a covenant, but they break their covenant every time and they do not fear Allâh.

Ali Quli Qarai

—Those with whom you made a treaty, and who violated their treaty every time, and who are not Godwary.

Amatul Rahman Omar

(Particularly) those with whom you entered into a pact, but every time they break their pact and they do not guard (against breach of trusts).

Arthur John Arberry

those of them with whom thou hast made compact then they break their compact every time, not being godfearing.

Bijan Moeinian

You have signed agreement with such disbelievers and they have violated the agreements time after time; this is because they do not fear the Lord.

E. Henry Palmer

with whom if thou dost make a league, they break their league each time, for they fear not God;

Edip-Layth

The ones whom you made a pledge with them, then they break their pledge every time, and they do not care.

George Sale

As to those who enter into a league with thee, and afterwards violate their league at every convenient opportunity, and fear not God;

Hamid S. Aziz

Those with whom if you make a treaty, they break their treaty at each opportunity, for they fear not (or keep not their duty to) Allah;

Mahmoud Ghali

The ones of them with whom you have covenanted, thereafter they break their covenant every time, and they are not pious.

Marmaduke Pickthall

Those of them with whom thou madest a treaty, and then at every opportunity they break their treaty, and they keep not duty (to Allah).

Mohamed Ahmed - Samira

As for those with whom you have made a treaty and who abrogate it every time, and do not fear God,

Muhammad Asad

AS FOR THOSE with whom thou hast made a covenant, and who thereupon break their covenant on every occasion, not being conscious of God-

Mustafa Khattab

˹namely˺ those with whom you ˹O Prophet˺ have entered into treaties, but they violate them every time, not fearing the consequences.

Progressive Muslims

The ones whom you made a pledge with them, then they break their pledge every time, and they do not care.

Rashad Khalifa

You reach agreements with them, but they violate their agreements every time; they are not righteous.

Sahih International

The ones with whom you made a treaty but then they break their pledge every time, and they do not fear Allah.

Sam Gerrans

Those from whom thou takest a covenant, then they break their covenant every time; and they are not in prudent fear.

Shabbir Ahmed

Those with whom you have made a peace treaty, and then at every opportunity they break their treaty, certainly violate the Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

They (the disbelievers) are those with whom you made a promise, but they break their promise every time, and they do not have the fear (of Allah).

Taqi Usmani

-those with whom you have entered into a treaty, then they break their treaty each time, and they do not fear Allah.

The Monotheist Group

Those of them with whom you made a pledge, then they break their pledge every time, and they do take heed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 56. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 56. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 56. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩