Enfâl suresi

Enfâl suresi, 57. ayet

Enfâl suresi, 57. ayet. فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِى ٱلْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِم مَّنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

feimmâ teŝḳafennehüm fi-lḥarbi feşerrid bihim men ḫalfehüm le`allehüm yeẕẕekkerûn.

Diyanet İşleri

Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 54–60 · surenin 57. ayeti / 75

Konu Münafıklar, Firavun ailesinin durumu ve ahdi bozanlar Enfâl 49–58 3

  1. Enfâl 54

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

  2. Enfâl 55

    Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkar edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.

  3. Enfâl 56

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

  4. 57

    Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

  5. Enfâl 58

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

  6. Enfâl 59

    İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.

  7. Enfâl 60

    Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

57. O halde böylelerinin kökten imha edilmeleri, hastalıklarının başkasına bulaşmaması için kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır. “Eğer onları savaşta yakalarsan” savaş halinde seninle aralarında uyman gereken herhangi bir ahit ve antlaşmaları yokken onları ele geçirecek olursan “onlara, arkalarında olanları dağıtacak bir ceza ver ki belki ibret alırlar.” Yani onlara vereceğin ve uygulayacağın ibretli cezalar, geride kalanlara ibret olsun. Olur ki geride kalanlar, senin bunlara yaptıklarının benzeri başlarına gelmesin diye onların yaptıklarını yapmazlar.

İşte bu, isyan ve günahlara karşılık verilen ceza ve hadlerin faydalarındandır. Çünkü bunlar günah işleyenlerin bu işten vazgeçmelerine sebep olurlar. Hatta bunları işleyen bir kimsenin aynı işi bir daha tekrarlamasını dahi önlerler.

Ayetteki cezanın “savaşta” olması şeklindeki kayıt, kâfir bir kimseye bir ahit ve eman verilecek olursa -çokça hainlik eden ve ahdini çabukça bozan bir kimse olsa dahi- ona verilen bu ahde hainlik edip de cezalandırmanın caiz olmadığına delildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Ahitlerini bozan böyle kimselerle savaşta karşılaşırsan onları en şiddetli şekilde cezalandır ki, bunu diğerleri de işitsin. Olur ki onların bu durumundan ibret alırlar da sana karşı savaşmaktan korkarlar ve bu durum senin düşmanlarına karşı da bir gösteriş ve üstünlük olur.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِمَّا feimma bundan dolayı
  2. تَثْقَفَنَّهُمْ teskafennehum onları yakalarsan kök: ثقف
  3. فِى fi
  4. ٱلْحَرْبِ l-harbi savaşta kök: حرب
  5. فَشَرِّدْ feşerrid dağıt kök: شرد
  6. بِهِم bihim onları
  7. مَّنْ men kimseleri de
  8. خَلْفَهُمْ halfehum arkalarında ki kök: خلف
  9. لَعَلَّهُمْ leallehum böylece
  10. يَذَّكَّرُونَ yezzekkerune ibret alsınlar kök: ذكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرب (11 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kök: ثقف (6 geçiş)

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: ثقف (6 geçiş)

    Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın…

  • Aynı kök: ثقف (6 geçiş)

    Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona…

  • Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına…

  • Aynı kök: حرب (11 geçiş)

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Savaşta onları yakalarsan, onları darmadağın et ki arkalarından gelenler için (gerçeği) hatırlamaları noktasında (bir ders olsun).

Mustafa İslamoğlu

savaşta onları gözüne kestirirsen, geriden gelenlere ibret olsun için öyle bir darmadağın et ki, berikiler ders alabilsinler.

Muhammed Esed

onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler akıllarında tutarlar;

Ahmed Hulusi

Eğer onları harpte yakalarsan, onlarla, onların arkalarında bulunanları dağıt ki ibret alsınlar.

Ali Bulaç

Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

Ali Özek ve heyeti

Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.

Ali Rıza Safa

Savaşta yakalarsan, arkalarından gelecek olanlara örnek olacak biçimde, onları darmadağın et; böylece, belki öğüt alırlar.

Bayraktar Bayraklı

Savaşta onları yakalarsan, onlarla birlikte arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ders alsınlar.

Edip Yüksel

Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için onları ne zaman savaşta yakalarsan kendileri ile arkalarındakilerini ürküt; belki ibret alırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

onun için onları ne zaman harbde yakarlarsan kendileriyle arkalarındakileri ürgüt gerek ki ıbret alırlar

Erhan Aktaş

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Gültekin Onan

Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

Hasan Basri Çantay

Onun için eğer bunları harbde muhakkak yakalarsan onlar (a yapacağın ceza) ile arkalarında (ahdi bozacak) kimseleri de ürküt. Me'müldür ki (onlar da) iyice ibret alırlar.

İbni Kesir

Bunun için eğer savaşta ele geçirirsen; onları dağıt ki arkalarında olanlar ibret alsınlar.

Mehmet Alagaş

(55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

Süleyman Ateş

Savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ibret alsınlar.

Süleymaniye Vakfı

Savaşta yakalarsan onları öyle bir dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları savaşta yakalarsan öyle dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

Şaban Britch

Savaşta onları her bulduğunda darmadağın et ki, bununla arkalarındakiler (korksun ve onlara) ibret olsun!

Şaban Piriş

Savaşta onları yakalarsan darmadağın et ki arkalarındakilere ibret olsun!

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, whenever and wherever you Muslims meet them in an active hostile contention, reduce them into a useless form to set an example of their humiliation serving as a deterrent to those who attempt thereafter to war against you.

Abdul Haleem

If you meet them in battle, make a fearsome example of them to those who come after them, so that they may take heed.

Abdullah Yusuf Ali

If ye gain the mastery over them in war, disperse, with them, those who follow them, that they may remember.

Abul A'la Maududi

So if you meet them in war, make of them a fearsome example for those who follow them dipnot 1 that they may he admonished.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The verse makes it lawful for Muslims to feel absolved of the obligations of a treaty with a people who, despite that alliance, threw the obligations of the treaty overboard and engaged in hostile actions against the Muslims. It would even be lawful for the Muslims to engage in hostilities against them. Likewise, if the Muslims are engaged in hostilities against a people and the non-Muslims who are bound in treaties of alliance or friendship with the Muslims, array themselves on the side of the enemy and fight against the Muslims, it would he lawful for the Muslims to treat them as enemies and kill them. For by their brazen violation of the obligations of the treaty concluded with their people, they had made it absolutely lawful for Muslims to disregard the terms of that treaty concerning the inviolability of the lives and properties of at least those individuals.

Aisha Bewley

So if you come upon such people in war, make a harsh example of them to deter those coming after them so that hopefully they will pay heed.

Al-Hilali & Khan

So if you gain the mastery over them in war, punish them severely in order to disperse those who are behind them, so that they may learn a lesson.

Ali Quli Qarai

So if you confront them in battle, treat them [in such a wise] as to disperse those who are behind them, so that they may take admonition.

Amatul Rahman Omar

Therefore if you find these (breakers of trust) in battle array, then (by inflicting an exemplary punishment upon them) disperse those behind them so that they may be admonished.

Arthur John Arberry

So, if thou comest upon them anywhere in the war, deal with them in such wise as to scatter the ones behind them; haply they will remember.

Bijan Moeinian

Consequently, if you meet them in combat, make of them such an example that those who dare to come after them think twice.

E. Henry Palmer

but shouldst thou ever catch them in war, then make those who come after them run by their example, haply they may remember then.

Edip-Layth

So, when you encounter them in battle, set them as an example to those who would come after them; perhaps they may remember.

George Sale

if thou take them in war, disperse, by making them an example, those who shall come after them, that they may be warned;

Hamid S. Aziz

Should you come to war with them, then deal with them so as to strike fear into those who come after them (as an example), that per chance (or possibly) they may remember.

Mahmoud Ghali

So definitely in case you ever catch them in the war, then deal with them so as to disperse the ones (who1. .are) behind them, that possibly they would constantly remember.

Marmaduke Pickthall

If thou comest on them in the war, deal with them so as to strike fear in those who are behind them, that haply they may remember.

Mohamed Ahmed - Samira

If you meet them in battle, inflict on them such a defeat as would be a lesson for those who come after them, and that they may be warned.

Muhammad Asad

if thou find them at war [with you], make of them a fearsome example for those who follow them, so that they might take it to heart;

Mustafa Khattab

If you ever encounter them in battle, make a fearsome example of them, so perhaps those who would follow them may be deterred.

Progressive Muslims

So, when you encounter them in battle, set them as an example to those who would come after them; perhaps they may remember.

Rashad Khalifa

Therefore, if you encounter them in war, you shall set them up as a deterrent example for those who come after them, that they may take heed.

Sahih International

So if you, [O Muúammad], gain dominance over them in war, disperse by [means of] them those behind them that perhaps they will be reminded.

Sam Gerrans

And if thou find them in war, then put thou fear by them into those behind them, that they might take heed.

Shabbir Ahmed

When you encounter them in war, deal with them to set an example for those who come after them, that they may remember.

Syed Vickar Ahamed

So if you win victory over them in war deal with them, and scatter them (and) those who follow them, that they may remember.

Taqi Usmani

So, if you find them in war, deal with them in a way that those behind them have to disperse fearfully, so that they take a lesson.

The Monotheist Group

So, when you encounter them in battle, set them as an example for those who will come after them; perhaps they may remember.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 57. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 57. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 57. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩