Diyanet İşleri
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 59. ayet. وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَبَقُوٓا۟ إِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ
velâ yaḥsebenne-lleẕîne keferû sebeḳû. innehüm lâ yü`cizûn.
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kuvvet hazırlamak, barışa yanaşmak ve sabır Enfâl 59–66 3
Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.
Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.
(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
59. Yani Rablerini inkar edip âyetlerini yalanlayan kâfirler, Allah’ın elinden kaçıp kurtulduklarını zannetmesinler. Çünkü Allah’ı asla aciz bırakamazlar. Allah onları devamlı gözetlemektedir. Yüce Allah’ın onlara mühlet vermesinde ve onları hemen cezalandırmamasında sonsuz hikmetleri vardır. Mü’min kullarını sınayıp imtihan etmek, Allah’a itaat ederek üstün mevkilere kendilerini ulaştıracak ve o olmaksızın ulaşmaları da söz konusu olmayacak türden birtakım ahlak ve niteliklere sahip olmalarını sağlamak bu hikmetler arasındadır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla mü’min kullarına şöyle hitap etmektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kâfirler, Yüce Allah'ın cezalandırmasından kurtulup kaçtıklarını zannetmesinler. Onlar kesinlikle O'ndan kurtulamazlar ve O'nun cezalandırmasından kaçamazlar. Bilakis O (Allah), onları yakalayacaktır ve onlara ulaşacaktır.
Aynı kök: عجز (26 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
Aynı kök: سبق (37 geçiş)
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanlar (Allah'ı) geçtiklerini (azaptan kurtulduklarını) sanmasınlar! Şüphesiz ki onlar, (bizi) aciz bırakamazlar. dipnot 1
Nitekim, küfre saplanan kimseler (Bizi) aşabileceklerini sanmasınlar. Unutmasınlar ki onlar (Allah'ı) atlatamazlar.
(Bunun için) o hakkı inkara şartlanmış olanlar, (Allahtan) kaçıp kurtulacaklarını sanmasınlar: (Onun murad ettiği şeyin gerçekleşmesine) asla engel olamayacaklar.
O hakikat bilgisini inkar edenler, sakın kaçarak kendilerini kurtaracaklarını sanmasınlar. . . Kesinlikle onlar (Allah'ı) dilediğini yapmaktan aciz bırakamazlar!
İnkar edenler, kaçıp kurtulduklarını sanmasınlar; gerçek şu ki, onlar (bizi) aciz bırakamazlar.
İnkâr edenler yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar (bizi) âciz bırakamazlar.
Nankörlük edenler, kaçıp kurtulduklarını sanmasınlar. Kuşkusuz, güçsüz bırakamazlar.
İnkar edenler, bizim elimizden kurtulup geçtiklerini sanmasınlar. Onlar bizi aciz bırakamazlar.
Kafirler, kurtulduklarını sanmasınlar. Kaçamazlar.
Kafirler, kurtulduklarını sanmasınlar. Kaçamazlar.
Ve sakın küfredenler ileri gidip kurtulduklarını sanmasınlar, çünkü onlar aciz bırakamazlar.
Ve o küfr edenler asla zannetmesinler ki ileri gitmişlerdir çünkü onlar aciz bırakamazlar
Kafirler kendilerinden vazgeçildiğini sanmasınlar. Onlar, Bizi aciz bırakamazlar.
Kafirler kendilerinden vazgeçildiğini sanmasınlar. Onlar, Bizi aciz bırakamazlar.
Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerinden vazgeçildiğini sanmasınlar. Onlar, Bizi aciz bırakamazlar.
Küfredenler kaçıp kurtulduklarını sanmasınlar; gerçek şu ki, onlar (bizi) aciz bırakamazlar.
O küfredenler (yakalarını kurtarıb) geçdiklerini ve (sizi) aciz bırakacaklarını asla zannetmesin (ler).
Küfredenler; asla öne geçtiklerini ve bizi aciz bırakacaklarını sanmasınlar.
(55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.
Kâfirler, kaçıp-kurtardıklarını zannetmesinler. Onlar asla aciz bırakamazlar.
İnkar edenler (bizim elimizden kurtulup) geçtiklerini sanmasınlar. Onlar (bizi) aciz bırakamazlar.
Kafirlik edenler, kaçıp kurtulabileceklerini sanmasınlar; onlar sizi çaresiz bırakamazlar.
O kafirler, kaçıp kurtulacaklarını sanmasınlar. Sizi çaresiz bırakamazlar.
O kâfirler asla kurtulduklarını sanmasınlar. Çünkü onlar aciz bırakamazlar.
O kafirler asla üstün geldiklerini sanmasınlar. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Küfre sapanlar sakın öne geçtiklerini düşünmesinler. Onlar bizi aciz bırakamazlar.
And those infidels who deny Allah must realize that they have not escaped His divine attributes of Prescience and Omniscience nor shall they deter Him from afflicting them with a retributive punishment.
The disbelievers should not think they have won; they cannot escape.
Let not the unbelievers think that they can get the better (of the godly): they will never frustrate (them).
Let not the deniers of the truth be deluded that they will gain any advantage. Surely, they, can never overcome Us!
Do not imagine that those who are kafir have got ahead. They are quite powerless.
And let not those who disbelieve think that they can outstrip (escape from the punishment). Verily, they will never be able to save themselves (from Allâh’s Punishment).
Let the faithless not suppose that they have outmaneuvered [Allah]. Indeed they cannot thwart [His power].
And let not those who disbelieve think that they have outstripped (Us). They shall not be able to frustrate (Our purpose).
And thou art not to suppose that they who disbelieve have outstripped Me; they cannot frustrate My will.
Let not those who disbelieve think that they can get away with it. There is no way that they can frustrate the Lord.
Deem not that those who misbelieve can win; verily, they cannot make (God) powerless!
Let not those who have rejected think that they have escaped; they will never avail themselves.
And think not that the unbelievers have escaped God's vengeance, for they shall not weaken the power of God.
Let not those who disbelieve deem that they can outstrip (believers or Allah's purpose); verily, they cannot frustrate them (or escape).
And definitely let not the ones who have disbelieved reckon that they have outstripped (the believers); surely they (cannot) defy (My Will).
And let not those who disbelieve suppose that they can outstrip (Allah's Purpose). Lo! they cannot escape.
The infidels should not think that they can bypass (the law of God). Surely they cannot get away.
And let them not think - those who are bent on denying the truth -that they shall escapee [God]: behold, they can never frustrate [His purpose].
Do not let those disbelievers[1] think they are not within reach. They will have no escape.
And let not those who have rejected think that they have escaped; they will never avail themselves.
Let not those who disbelieve think that they can get away with it; they can never escape.
And let not those who disbelieve think they will escape. Indeed, they will not cause failure [to Allah ].
And let not those who ignore warning think they have got away; they cannot escape.
Let not the rejecters suppose that they can get away with their violations. They cannot escape the Law of Requital.
And do not let the disbelievers think that they can gain (over and escape the punishment): They will never be able to save themselves.
The disbelievers should never think that they have surpassed (the divine punishment). Surely, they cannot frustrate (the Divine will).
And let not those who have rejected think that they have escaped; they will never avail themselves.