Enfâl suresi

Enfâl suresi, 58. ayet

Enfâl suresi, 58. ayet. وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةً فَٱنۢبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْخَآئِنِينَ

veimmâ teḫâfenne min ḳavmin ḫiyâneten fembiẕ ileyhim `alâ sevâ'. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lḫâinîn.

Diyanet İşleri

(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 55–61 · surenin 58. ayeti / 75

Konu Münafıklar, Firavun ailesinin durumu ve ahdi bozanlar Enfâl 49–58 3

  1. Enfâl 55

    Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkar edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.

  2. Enfâl 56

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

  3. Enfâl 57

    Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

  4. 58

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

  5. Enfâl 59

    İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.

  6. Enfâl 60

    Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.

  7. Enfâl 61

    Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. “Eğer bir kavmin hainlik yapacağından endişe edersen” Yani seninle bir başka kavim arasında savaşmamaya dair bir antlaşma bulunur da sen onların hallerinden, hainlik edeceklerine dair -anlaşmayı bozacaklarını açıkça ifade etmeksizin- birtakım alametler tespit edecek olursan “kendilerine antlaşmalarını bozduğunu açıkça bildir.” Yani artık seninle aralarında bir antlaşma bulunmadığını onlara ilan et. Ancak bu “açıkça” olsun, yani bunu bilme hususunda iki taraf da eşit olsun. Yoksa gizlice onların antlaşmalarına hainlik etmen yahut da bu hususta onlara haber vermeksizin ahdin gereği olan herhangi bir şeyi yerine getirmemen helâl değildir. “Çünkü Allah hainlik edenleri sevmez.” Aksine hainlik edenlerden son derecede nefret eder. Bu yüzden bu işi sizi hainlikten uzak tutacak şekilde açıkça yapmanız gerekir.

Âyet-i kerime şuna delildir: Kâfirlerin, antlaşmalarına hainlik ettikleri kesin bir şekilde ortaya çıkmış ise antlaşmanın bozulduğunu onlara bildirmeye ayrıca gerek yoktur. Zira bu husus onlar için gizli değildir. Aksine düşman bu işi bile bile yapmıştır. Diğer taraftan böyle bir şeyi bildirmenin faydası da yoktur. Ayrıca “açıkça bildir” ifadesi de bunu gerektirmektedir. Zira böyle bir durumda herkes onların antlaşmalarını bozduklarını bilmektedir.

Yine âyet-i kerime mefhumu ile şuna delildir: Eğer onlardan antlaşmayı bozacaklarına delil olacak bir alamet görülmemişse ve hainlik edeceklerinden korkulmuyorsa ahdin bozulduğunu onlara bildirmek caiz değildir. Aksine verilen ahdin süresi bitinceye kadar ona bağlı kalmak icab eder.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Eğer kendileri ile anlaşma yaptığın (ahitleştiğin) bir kavmin sana beliren ipucundan dolayı anlaşmayı bozmasından ve seni aldatmasından korkarsan, sen de bu durumda onlarla yaptığın anlaşmayı bozacağını kendilerine bildir. Böylece seninle birlikte onlar da bunu bilsinler. Sakın, haber vermeden önce onlara baskın yapma. Çünkü aniden saldırmak hıyanettir. Allah Teâlâ, hainleri sevmez. Bilakis Yüce Allah, hainlerden nefret eder. Bu yüzden sen de hainlik etmekten (aldatmaktan) sakın.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِمَّا ve imma ve eğer
  2. تَخَافَنَّ tehafenne korkarsan kök: خوف
  3. مِن min
  4. قَوْمٍ kavmin bir kavmin kök: قوم
  5. خِيَانَةًۭ hiyaneten hiyanet etmesinden kök: خون
  6. فَٱنۢبِذْ fenbiz sen de davran kök: نبذ
  7. إِلَيْهِمْ ileyhim onlara
  8. عَلَىٰ ala
  9. سَوَآءٍ ۚ seva'in aynı şekilde kök: سوي
  10. إِنَّ inne çünkü
  11. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  12. لَا la
  13. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  14. ٱلْخَآئِنِينَ l-hainine hainleri kök: خون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خون (16 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.

  • Aynı kök: خون (16 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: خون (16 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz…

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Antlaşma yaptığın) bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın antlaşmayı) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir! Şüphesiz ki Allah hainleri sevmez.

Mustafa İslamoğlu

Ve eğer (aranızda anlaşma bulunan) bir toplumun ihanetinden haklı nedenlerle kaygıya kapılırsan, durumu dengelemek için onlarla yaptığın anlaşmayı geçersiz ilan et: unutma ki Allah hainleri sevmez!

Muhammed Esed

beri yandan, eğer (kendisiyle andlaşma yapmış bulunduğun) bir topluluğun ihanet etmesinden kaygı duyman için ortada makul sebep varsa, sen de buna karşılık olarak onlarla yaptığın andlaşmayı boz: çünkü, Allah asla hainleri sevmez!

Ahmed Hulusi

Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allah ihanet edenleri sevmez.

Ali Bulaç

Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) at. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.

Ali Özek ve heyeti

(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Bir toplumun alçaklık yapmasından kaygı duyarsan, sen de aynı biçimde antlaşmayı bozmalısın. Kuşkusuz, Allah, alçaklık yapanları sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan, sen de aynı şekilde onlarla yaptığın antlaşmayı onlara at; çünkü Allah, ihanet edenleri sevmez.

Edip Yüksel

Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at. Kuşkusuz ALLAH hainleri sevmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at. Kuşkusuz ALLAH hainleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer bir kavmin hiyanetinden endişe edersen, hemen doğrudan doğruya antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir; çünkü Allah hainleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her hangi bir kavmden de bir hıyanet endişe edersen evvel emirde (nebzet) ahidlerini reddettiğini düpe düz kendilerini bildir, çünkü Allah hainleri sevmez

Erhan Aktaş

Eğer bir halkın ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer bir halkın ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer bir toplumun ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

Gültekin Onan

Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) at. Gerçekten Tanrı, ihanet edenleri sevmez.

Hasan Basri Çantay

Eğer (muaahede eden) bir kavmin haainliğini (ahdine sadakatsizliğini anlayarak bu cihetden) kat'i endişeye düşersen (evvela) hak ve adalet üzere (keyfiyyeti) kendilerine (bildir ve ahidlerini) at. Çünkü Allah haainleri sevmez.

İbni Kesir

Eğer bir kavmin hiyanet etmesinden korkarsan; sen de onlara karşı aynı şekilde davran. Muhakkak ki Allah; hainleri sevmez.

Mehmet Alagaş

(55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Anlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de anlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

Süleyman Ateş

Bir kavmin, (andlaşmaya) hiyanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın andlaşmayı) aynı şekilde onlara at; çünkü Allah; hainleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Bir topluluğun hainlik yapacağından, bilgiye dayalı olarak korkarsan dipnot 1 sen de aynı şekilde onlarla ilişkiyi kes. Allah hainleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayet metninde geçen havf (خوف) kelimesi, kesin veya kesine yakın bir bilgiye dayalı olan korkudur (Müfredat). Ayet, "Allah hainleri sevmez" şeklinde bittiği için buradaki korkunun, sağlam bir gerekçeye dayalı olması gerekir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir topluluğun hainlik yapacağından bilgiye dayalı olarak korkarsan, yaptıklarına karşılık anlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Allah hainleri sevmez.

Şaban Britch

Eğer bir topluluğun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlaşmayı kendilerine at/boz. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

Şaban Piriş

Eğer bir topluluğun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlaşmayı kendilerine at. Çünkü Allah hainleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir. Allah, hainlik edenleri sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Should you suspect treachery on the part of a people with whom you have concluded a peace treaty, let them know that you have cancelled your vow just the same; Allah detests indeed the treacherous.

Abdul Haleem

And if you learn of treachery on the part of any people, throw their treaty back at them, for God does not love the treacherous.

Abdullah Yusuf Ali

If thou fearest treachery from any group, throw back (their covenant) to them, (so as to be) on equal terms: for Allah loveth not the treacherous.

Abul A'la Maududi

And if you fear treachery from any people (with whom you have a covenant) then publicly throw their covenant at them. dipnot 1 Allah does not love the treacherous.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    According to the above verse, it is not lawful for Muslims to decide unilaterally that their treaty with an ally is annulled either because of their grievance that their ally did not fully observe the terms of the treaty in the past or on ground of the fear that he would treacherously breach it in the future. There is no justification for Muslims to make such a decision nor to behave as if no treaty bound the two parties. On the contrary, whenever the Muslims are forced into such a situation they are required to inform the other party, before embarking on any hostile action, that the treaty was terminated. This step is necessary in order that both parties are clear in their minds as to where things stand. Guided by this principle, the Prophet (peace be on him) laid down a basic rule of Islamic international law in the following words: 'Whoever is bound in treaty with a people may not dissolve it until either its term expires, or he flings it at them (i.e. publicly declares that it had been annulled).' (Abu Da'ud, 'Jihad', Babfi al-Iman yakunbaynaha al-'Aduw 'Ahad, vol. 2, p. 75; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 4, pp. 111 and 113 - Ed.) The Prophet (peace be on him) further elucidated this by sayling: 'Do not be treacherous even to him who is treacherous to you' (Abu Da'ud, Kitab al-Buyu', 'Bab fi al-Rajul Ya'khudh Hakkahu man tahe Yadih', vol. 2, p. 260 - Ed.) These directives were not given merely in order that preachers might preach them from the pulpit or embellish them in religious books. On the contrary, Muslims were required to foliow these directive in their everyday lives, and they did in fact do so. Once Mu'awiyah during his reign, concentrated his troops on the borders of the Roman Empire in order to carry out a sudden attack immediately after the expiry of the treaty. 'Amr b. 'Anbasah, a Companion, strongly opposed this manoeuvre. He supported his opposition by reference to a tradition from the Prophet (peace he on him) in which he condemned such an act of treachery. Ultimately Mu'awiyah had to yield and call off his troops. (See the comments on the verse by Qurtubi and Ibn Kathir. See also Ahmad b. Hanbal, Musnad , vol. 4, pp. 113 and 389 - Ed,) To annul a treaty unilaterally and to launch an armed attack without any warning was common practice in the time of ancient jahiliyah (Ignorance). That practice remains in vogue in the civilized jahiliyah of the present day as well. Recent instances in point are the Russian invasion of Germany and the Russian and British military action against Iran during the Second World War. Such actions are usually justified on the ground that a previous warning would have put the enemy on the alert and would have enabled him to put up even stiffer resistance. It is also justified by saying that a military initiative has the effect of pre-empting a similar military initiative by the enemy. If such pleading can absolve people of their moral obligations, then every offence is justifiable. In such a case even those who commit theft, robbery, illegitimate sexual intercourse, homicide, or forgery can proffer either one pretext or the other for so doing. It is also amazing that acts which are deemed unlawful for individuals are deemed perfectly lawful when they are committed by nations. It should also be pointed out that an unannounced attack. according to Islamic law, is lawful in one situation: when the ally has clearly violated the treaty and has blatantly indulged in hostile action. Only in such an eventuality it is not binding on Muslims to first declare the dissolution of the treaty. Not only that, in such a circumstance it is also lawful to launch an unannounced military action. In deriving this legal rule, Muslim jurists have drawn on the Prophet's own conduct in regard to the Quraysh who had breached the Hudaybiyah Treaty in dealing with Bana Khuza'ah. In this instance the Prophet (peace be on him) did not notify them that the treaty had been annulled. On the contrary, he invaded Makka without warning. (See Qurtubi's comments on the verse - Ed.) Nonetheless, while acting on this exceptional provision one should be cautious and take into account the totality of circumstances in which the Prophet (peace be on him) took this step. That alone will help one to properly follow the Prophet's example. For one should try to imitate the Prophet's example in its totality rather than just one or other aspect of it depending on one's whim. What we know from the Sirah and Hadith with regard to this is the following: First, that the Quraysh had so openly violated the treaty that its annulment had become absolutely clear. Even men of the Quraysh themselves acknowledged that the treaty was no longer in operation. It is because of this realization that the Qurayrsh had deputed Abu Sufyan to Madina to negotiate for its renewal (Al-Tabari. Ta'rikh, vol. 3, p. 46 -Ed.) This fact clearly indicates that the Quraysh were in no doubt that the treaty stood dissolved. It is immaterial whether the party which annulled the treaty verbally declared so or not for it had been violated so blatantly that no room for doubt was left. Second, after the annulment of the treaty the Prophet (peace be on him) did not say anything, either in clear or ambiguous terms, which could justify the impression that he still regarded the Quraysh to be his allies or that the treaty relations with them were still intact. All relevant reports, on the contrary, suggest that when Abu Sufyan pleaded for the renewal of the treaty, the Prophet (peace be on him) did not accede to that request, (Ibn Hisham. vol. 2, p. 395 - Ed.) Third, the Prophet (peace he on him) himself initiated military action against the Quraysh and he did so openly. There was no element of duplicity or fraud in the Prophet's behaviour; there was no trace of pretence to be at peace while secretly engaging in belligerent activities. This is the full picture of the Prophet's attitude on the occasion. Hence the directive of flinging the treaty in the face of the other party as embodied in the above verse (i.e. informing the other party that the treaty had been terminated) may only be disregarded in very special circumstances such as those existing then. And should it be disregarded then this should be done in the straightforward and graceful manner adopted by the Prophet (peace be on him).Moreover, if some dispute arises with a people with whom the Muslims have a treaty and the dispute remains unresolved even after direct negotiations or international mediation; or if the other party appears bent upon forcing a military solution to the problem, it would be lawful for Muslims to resort to force. However, according to the above verse, force may be used by Muslims after making a clear proclamation of the annulment of the treaty, and that the action taken should be overt. To carry out military action by stealth is an immoral act and can nowhere be found among the teachings of Islam.

Aisha Bewley

If you fear treachery on the part of a people, revoke your treaty with them mutually. Allah does not love treacherous people.

Al-Hilali & Khan

If you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) fear treachery from any people throw back (their covenant) to them (so as to be) on equal terms (that there will be no more covenant between you and them). Certainly Allâh likes not the treacherous.

Ali Quli Qarai

And if you fear treachery from a people, break off [the treaty] with them in a like manner. Indeed Allah does not like the treacherous.

Amatul Rahman Omar

And if you fear (and have reasons to fear) treachery from a people, then annul (their pact) on terms of equality. Indeed, Allâh loves not the treacherous.

Arthur John Arberry

And if thou fearest treachery any way at the hands of a people, dissolve it with them equally; surely God loves not the treacherous.

Bijan Moeinian

When you are betrayed by a given people, annul their treaties. God does not like those who recourse to betrayal.

E. Henry Palmer

And shouldst thou ever fear from any people treachery, then throw it back to them in like manner; verily, God loves not the treacherous.

Edip-Layth

If you are being betrayed by a people, then you shall likewise move against them. God does not like the betrayers.

George Sale

or if thou apprehend treachery from any people, throw back their league unto them, with like treatment; for God loveth not the treacherous.

Hamid S. Aziz

And should you ever fear treachery from any people, then throw back to them their treaty in like manner (or in fairness); verily, Allah loves not the treacherous.

Mahmoud Ghali

And definitely in case you ever fear treachery from any people, then renounce (the covenant) with them equally; surely Allah does not love the treacherous;

Marmaduke Pickthall

And if thou fearest treachery from any folk, then throw back to them (their treaty) fairly. Lo! Allah loveth not the treacherous.

Mohamed Ahmed - Samira

If you apprehend treachery from a people (with whom you have a treaty), retaliate by breaking off (relations) with them, for God does not like those who are treacherous.

Muhammad Asad

or, if thou hast reason to fear treachery from people [with whom thou hast made a covenant], cast it back at them in an equitable manner: for, verily, God does not love the treacherous!

Mustafa Khattab

And if you ˹O Prophet˺ see signs of betrayal by a people, respond by openly terminating your treaty with them. Surely Allah does not like those who betray.

Progressive Muslims

And if you are being betrayed by a people, then you shall likewise move against them. God does not like the betrayers.

Rashad Khalifa

When you are betrayed by a group of people, you shall mobilize against them in the same manner. GOD does not love the betrayers.

Sahih International

If you [have reason to] fear from a people betrayal, throw [their treaty] back to them, [putting you] on equal terms. Indeed, Allah does not like traitors.

Sam Gerrans

And if thou fear treachery from a people, then cast thou back to them likewise; God loves not the treacherous.

Shabbir Ahmed

If you anticipate treachery and breach of treaty, then fairly return the treaty back to them. Allah does not love the treacherous.

Syed Vickar Ahamed

If you fear disloyalty (or break of trust) from any group, remind (their promise) to them, (so as to be) on equal terms: For sure, Allah does not love the disloyal.

Taqi Usmani

And if you apprehend a breach from a people, then, throw (the treaty) towards them in straight-forward terms. Surely, Allah does not like those who breach the trust.

The Monotheist Group

And if you are being betrayed by a people, then you shall likewise move against them. God does not love the betrayers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩