Fâtır suresi

Fâtır suresi, 22. ayet

Fâtır suresi, 22. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

vemâ yestevi-l'aḥyâü vele-l'emvât. inne-llâhe yüsmi`u mey yeşâ'. vemâ ente bimüsmi`im men fi-lḳubûr.

Diyanet İşleri

Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fâtır 19–25 · surenin 22. ayeti / 45

Konu İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" Fâtır 15–23 3

  1. Fâtır 19

    Kör ile gören bir olmaz.

  2. Fâtır 20

    Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.

  3. Fâtır 21

    Gölge ile sıcaklık bir olmaz.

  4. 22

    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

  5. Fâtır 23

    Sen, ancak bir uyarıcısın.

  6. Fâtır 24

    Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

  7. Fâtır 25

    (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 19–23. ayetler için yazılmıştır.

19-23. Yüce Allah, zıt şeylerin ilâhî hikmette ve kullarına tevdi etmiş olduğu fıtratta birbirine eşit olamayacağını bildirmektedir: “Kör ile gören bir olmaz, karanlıkla aydınlık ve gölge ile sıcak da. Dirilerle ölüler de bir olmaz.” Bu hususta en ufak bir şüphe dahi söz konusu değildir. Sizce de kabul edildiği üzere sözü edilen bu hususlar, şüphesiz birbirine eşit olamazlar.

Aynı şekilde şunu da bilin ki manevî olarak birbirine zıt olan şeylerin birbirine eşit olmaması öncelikle söz konusudur. O bakımdan mü’min ile kâfir, hidâyet bulan ile sapık olan, alim ile cahil, cennetlikler ile cehennemlikler, diri kalpliler ile ölü kalpliler de bir olmaz. Bunlar arasında Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği kadar büyük farklılıklar vardır.

Bu mertebeler öğrenildiğine, eşyalar birbirinden ayırt edildiğine ve uğrunda yarışılması gerekenle onun zıddı apaçık belli olduğuna göre kararlı olan kimse kendisi için daha uygun ve tercihe daha değer olanı tercih etmelidir.

“Şüphesiz Allah dilediği kimseye” kavrayıp kabul etmekle sonuçlanacak şekilde “işittirir.” Çünkü hidâyete ileten, tevfikini ihsan eden O’dur.

“Sen kabirde olanlara” ölü kalplilere “işittiremezsin.” Yahut senin davetinin kabirde bulunanlara hiçbir faydası olmadığı gibi, sana karşı çıkıp inatla direnen kimselere de hiçbir faydası olmaz.

Ancak senin vazifen; uyarmak ve davetin kabul edilsin yahut edilmesin seninle gönderilen risaleti tebliğ etmektir. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sen ancak bir uyarıcısın.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ölüler ile dirilerin bir olmadığı gibi, Müminler ile kâfirler de bir olamazlar. Allah, dilediği kimseye hidayetini işittirir. Ey Resul! Sen, kabirlerdeki ölüler gibi olan kâfirlere işittiremezsin.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve olmaz
  2. يَسْتَوِى yestevi eşit kök: سوي
  3. ٱلْأَحْيَآءُ l-ehya'u dirilerle kök: حيي
  4. وَلَا ve la ve
  5. ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ l-emvatu ölüler kök: موت
  6. إِنَّ inne şüphesiz
  7. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  8. يُسْمِعُ yusmiu işittirir kök: سمع
  9. مَن men kimseye
  10. يَشَآءُ ۖ yeşa'u dilediği kök: شيا
  11. وَمَآ ve ma yoksa değilsin
  12. أَنتَ ente sen
  13. بِمُسْمِعٍۢ bimusmiin işittirecek kök: سمع
  14. مَّن men kimselere
  15. فِى fi içindeki
  16. ٱلْقُبُورِ l-kuburi kabirler kök: قبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne…

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş)

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Hayat

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(19, 20, 21, 22) Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Mü'min 40:58.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem 19:98.

Mustafa İslamoğlu

ne de (manen) dirilerle ölüler bir olurlar.Şu kesin ki Allah, işitmeyi dileyene işittirir, fakat sen mezardakiler (gibi manen) ölmüş olanlara asla işittiremezsin:

Muhammed Esed

ve ne de yaşayan ile (kalben) ölmüş bulunan. Şüphen olmasın ki (ey Muhammed,) Allah dilediğine işittirir, halbuki sen mezarlardaki (ölüler gibi kalben ölmüş)lere işittiremezsin.

Ahmed Hulusi

Diriler (hakikat ilmi) ile ölüler (kendini vefat edince yok olacak sanan bedenliler) de bir olmaz! Muhakkak ki Allah dilediğine işittirir. . . Sen, kabirlerin içindeki (kozalarının - beyinlerinin içindeki dünyalarında yaşayıp kendini bununla kilitlemiş) kimselere işittirme işlevine sahip değilsin!

Ali Bulaç

Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

Ali Özek ve heyeti

dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere işittiremezsin!

Ali Rıza Safa

Diriler ile ölüler de bir olmaz. Kuşkusuz, Allah, dilediğine duyurur. Oysa sen, mezarlarda bulunanlara duyuramazsın.

Bayraktar Bayraklı

-Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.

Edip Yüksel

Ne de diriler ile ölüler birdir. ALLAH, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Müşrikler mecazi anlamda ölülere benzetilirler. 6:122; 27:80; 30:50-52.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ne de diriler ile ölüler birdir. ALLAH, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah her dilediğine işittirirse de sen kabirdekilere işittirecek değilsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ölüler de müsavi olmaz diriler de, gerçi Allah her dilediğine işittirirse de sen kabirlerdekine işittirecek değilsin

Erhan Aktaş

Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene dipnot 1 duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, dileyene dipnot 1 duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun gördüğüne. Duyma çaba ve isteğinde olana. "Ne diyor" değil de "ne demek istiyor" dikkate alınırsa, "dilediğini" sözcüğü, aslında "dileyeni" anlamına gelmektedir.

Gültekin Onan

Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Tanrı, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

Hasan Basri Çantay

(Hulasa:) Dirilerle ölüler bir olmaz. Şübhesiz ki Allah kimi dilerse ona (hakıykatları) duyurur. Sen kabirlerde olanlara da işitdirecek değilsin a!..

İbni Kesir

Diriler ile ölüler de bir değildir. Muhakkak ki Allah; dilediğine işittirir. Sen; kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

Mehmet Alagaş

(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

Süleyman Ateş

Dirilerle, ölüler de bir olmaz. Allah dilediğine işittirir; yoksa sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dirilerle ölüler de eşit olmaz. Allah dinlemeyi tercih edene dinletir. Sen kabirlerde olanlara bir şey dinletemezsin.

Şaban Britch

Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin

Şaban Piriş

Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

Yaşar Nuri Öztürk

Diriler de eşit olmaz, ölüler de. Allah dilediğine/dileyene işittirir. Ama sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor do the living -a life deserving the name- and the dead physically or spiritually compare. Allah's voice reaches whom He will but your voice O Muhammad shall never reach those deposited in the graves.

Abdul Haleem

nor are the living and the dead. God makes anyone He wills hear [His message]: you cannot make those in their graves hear.

Abdullah Yusuf Ali

Nor are alike those that are living and those that are dead. Allah can make any that He wills to hear; but thou canst not make those to hear who are (buried) in graves.

Abul A'la Maududi

nor are the living and the dead alike. dipnot 1 Allah makes to hear whomsoever He wishes, but you, (O Prophet), cannot cause to hear those who are in their graves. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In these comparisons the present and the future of a believer and a disbeliever have been contrasted. There is a person who has closed his eyes to the realities and does not care to see as to what truth the whole system of the universe and his own existence itself are pointing. There is the other person, whose eyes are open and who clearly sees that everything outside and inside himself bears evidence to the Unity of God and to man’s answerability before him. There is a person, who is wandering blindly in the superstitions of ignorance and the darkness of presumptions and speculations, and is not inclined to benefit by the light of the candle lit by the Prophet. There is the other person, whose eyes are open and who, as soon as the light spread by the Prophet appears before him, comes to realize that all the ways being followed by the polytheists and the disbelievers and the atheists lead to destruction, and the way to success is only that which has been shown by the Messenger of God. Now how can it be possible that the attitude of the two persons be the same in the world and the two may follow one and the same path together? And how can this also be possible, either that the two should meet the same end and should both end up in the dust after death? Neither should one be punished for his wrongdoings, nor the other be rewarded for his righteous conduct. The sentence, "the cool shade and the heat of the sun are not alike" points to the same fate. The one will be provided shelter under the shade of Allah’s mercy and the other will burn in the fire of Hell. Thus, the notions that the two will ultimately meet the same end, is utterly false. In the end, the believer has been likened to the living and the stubborn disbeliever to the dead. That is, the believer is he whose feeling, understanding and perception are alive and whose conscience is making him aware of the distinction between the good and the evil every moment. Contrary to this, the person who has been, wholly lost in the prejudices of disbelief is even worse than the blind person who is wandering about in darkness. Nay, he is like a dead person who has no sense or feeling left in him.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, as for the powers of Allah, they are unlimited. He can even make the stones to hear. But it is not within the power of the Messenger to make those people to listen to him whose consciences have become dead and whose ears deaf to every call to the truth. He can only make those people to hear him, who are inclined to listen to every reasonable thing.

Aisha Bewley

The living and dead are not the same. Allah makes anyone He wills hear but you cannot make those in the grave hear.

Al-Hilali & Khan

Nor are (alike) the living (i.e. the believers) and the dead (i.e. the disbelievers). Verily, Allâh makes whom He wills to hear, but you cannot make hear those who are in graves.

Ali Quli Qarai

nor are the living equal to the dead. Indeed Allah makes whomever He wishes to hear, and you cannot make those who are in the graves hear.

Amatul Rahman Omar

The (spiritually) living and the (spiritually) dead are not alike. Allâh causes to hear whom He will. But you cannot make those hear who are (lying buried) in the graves (of ignorance and prejudice).

Arthur John Arberry

not equal are the living and the dead. God makes to hear whomsoever He will; thou canst not make those in their tombs to hear -

Bijan Moeinian

The living [the believer who is attached to the source of life] and the dead [the zombie whose living is reduced only to physical activities] are not equal. God makes those who are willing to hear, to grasp the reality. However, you cannot make a dead person to hear in his grave.

E. Henry Palmer

nor are the living equal with the dead; verily, God causes whom He pleases to hear, and thou canst not make those who are in their graves hear;

Edip-Layth

Nor equal are the living and the dead; God causes whomever He wills to hear. You cannot make those who are in the graves hear.

George Sale

Neither shall the living and the dead be held equal. God shall cause him to hear whom He pleaseth: But thou shalt not make those to hear who are in their graves.

Hamid S. Aziz

Nor the shade and the heat,

Mahmoud Ghali

And in no way are the living and the dead equal. Surely Allah makes to hear whomever He decides; and in no way can you ever make (the ones) in the tombs to hear.

Marmaduke Pickthall

Nor are the living equal with the dead. Lo! Allah maketh whom He will to hear. Thou canst not reach those who are in the graves.

Mohamed Ahmed - Samira

Equal are not the living and the dead. Verily God makes those He will to listen; but you cannot make those hear who are in their graves.

Muhammad Asad

and neither are equal the living and the dead [of heart]. Behold, [O Muhammad,] God can make hear whomever He wills, whereas thou canst not make hear such as are [dead of heart like the dead] in their graves:

Mustafa Khattab

Nor are the dead and the living equal. Indeed, Allah ˹alone˺ makes whoever He wills hear, but you ˹O Prophet˺ can never make those in the graves hear ˹your call˺.

Progressive Muslims

Nor equal are the living and the dead; God causes whomever He wills to hear. And you cannot make those who are in the graves hear.

Rashad Khalifa

Nor are the living and the dead; GOD causes whomever He wills to hear. You cannot make hearers out of those in the graves.

Sahih International

And not equal are the living and the dead. Indeed, Allah causes to hear whom He wills, but you cannot make hear those in the graves.

Sam Gerrans

And not equal are the living and the dead. God makes hear whom He wills; and thou canst not make hear those in the graves —

Shabbir Ahmed

Nor are the living equal with the dead. Behold, Allah makes him hear who wants to hear. You cannot make hear the dead of heart like those who are in the graves.

Syed Vickar Ahamed

Neither are the same, those who are living and those who are dead. Verily, Allah can make any whom He wills to hear; And you cannot make those who are (buried) in graves to hear.

Taqi Usmani

And the living and the dead are not alike. Allah makes to hear whomsoever He wills. And you cannot make to hear those who are in the graves.

The Monotheist Group

Nor equal are the living and the dead; God causes whoever He wills to hear; and you cannot make those who are in the graves hear.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩