Fâtır suresi

Fâtır suresi, 42. ayet

Fâtır suresi, 42. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câehüm neẕîrul leyekûnünne ehdâ min iḥde-l'ümem. felemmâ câehüm neẕîrum mâ zâdehüm illâ nüfûrâ.

Diyanet İşleri

Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fâtır 39–45 · surenin 42. ayeti / 45

Konu Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu Fâtır 38–45 3

  1. Fâtır 39

    O, sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. İnkarcıların inkarı, Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. İnkarcıların inkarı, ancak ziyanlarını arttırır.

  2. Fâtır 40

    De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?" Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

  3. Fâtır 41

    Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

  4. 42

    Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara bir uyarıcı gelince, bu ancak onların nefretlerini artırdı.

  5. Fâtır 43

    Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah'ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah'ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.

  6. Fâtır 44

    Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah'ı aciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

  7. Fâtır 45

    Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. Yani ey Allah’ın peygamberi! Şu seni yalanlayanlar olabildiğince ağır yeminler ederek: “eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse kesinlikle bütün ümmetlerden” kitap ehli olan yahudi ve hristiyanlardan “daha çok hidâyette olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler ettiler.” Ancak bu yemin ve antlarının gereğini yerine getirmediler.

Zira “onlara bir uyarıcı geldiğinde” hidâyet bulmadılar. Diğer ümmetlerden daha çok hidâyet üzere yürüyenler olmadılar. Hatta önceden izlemekte oldukları sapık yollarını da aynen sürdürmediler. Aksine daha da ileri gittiler. Zira “bu, sadece onların (haktan) uzaklaşmalarını” sapıklıklarını, azgınlık ve inatlarını “artırdı.” Onların sözü edilen yeminleri, güzel bir maksat ve hakkı arayış için değildi. Yoksa bu konuda kendilerine başarı ihsan olunurdu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yalanlayan bu kâfirler; kendilerini Allah'ın azabı ile uyaracak bir uyarıcı peygamber gelirse, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve diğerlerinden daha çok doğru yolda olacaklarına ve ona tabi olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah adına büyük bir yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın azabı ile korkutmak üzere peygamber olarak gelince, bu onların batıla bağlanıp haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı. Onlar; kendilerinden öncekilerden daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleri ile ettikleri yeminlerini yerine getirmediler.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَقْسَمُوا۟ ve eksemu ve yemin ettiler kök: قسم
  2. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  3. جَهْدَ cehde bütün gücüyle kök: جهد
  4. أَيْمَـٰنِهِمْ eymanihim yeminlerinin kök: يمن
  5. لَئِن lein andolsun eğer
  6. جَآءَهُمْ ca'ehum kendilerine gelirse kök: جيا
  7. نَذِيرٌۭ nezirun bir uyarıcı kök: نذر
  8. لَّيَكُونُنَّ leyekununne olacaklarına kök: كون
  9. أَهْدَىٰ ehda daha çok doğru yolda kök: هدي
  10. مِنْ min
  11. إِحْدَى ihda herbir kök: احد
  12. ٱلْأُمَمِ ۖ l-umemi milletten kök: امم
  13. فَلَمَّا felemma fakat
  14. جَآءَهُمْ ca'ehum gelince kök: جيا
  15. نَذِيرٌۭ nezirun uyarıcı kök: نذر
  16. مَّا ma
  17. زَادَهُمْ zadehum onların arttırmadı kök: زيد
  18. إِلَّا illa başka bir şey
  19. نُفُورًا nufuran nefretten kök: نفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    (O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin…

  • Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(42, 43) Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair dipnot 1 bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. dipnot 2 Onlar öncekilere (uygulanan Allah'ın) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah'ın kanununda asla bir sapma bulamazsın. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:157; Zümer 39:57.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18, 30; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10; Mü'min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Ahzâb 33:38, 62; Mü'min 40:85; Fetih 48:23.

Mustafa İslamoğlu

Bir de o (inkarcı)lar, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, doğru yolu bulmakta tüm toplumların önünde yer alacaklarına dair Allah adına var güçleriyle yemin ettiler; fakat onlara bir uyarıcı geldiğinde ise, bu onların sadece tepkilerine artırdı;

Muhammed Esed

Onlar, (hakikate her fırsatta muhalefet edenler,) eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, o'nun rehberliğine, (kendilerine gönderilen uyarıcıya tabi olan eski) toplumlardan daha çok bağlanacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler: İşte şimdi onlara bir uyarıcı geldi, ama (o'nun çağrısı) onların sadece muhalefetlerini artırdı,

Ahmed Hulusi

Var güçleriyle (billahi diye) Allah'a yemin ettiler ki, eğer onlara uyarıcı gelir ise, mutlaka (geçmiş ve gelecek diğer) ümmetlerin (herhangi) birinden daha çok hidayette olacaklardı. . . Kendilerine bir uyarıcı geldiğindeyse, (bu) onlarda nefretten başka bir şey artırmadı!

Ali Bulaç

Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı, korkutucu geldiğinde (bu) nefretlerinden başkasını artırmadı.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

Ali Rıza Safa

Kendilerine bir uyarıcı gelirse, toplumların herhangi birinden daha çok doğru yol üzerinde olacaklarına ilişkin, tüm güçleriyle yemin ettiler. Fakat bir uyarıcı geldiği zaman, nefretlerinden başka bir şey artmadı.

Bayraktar Bayraklı

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse bütün toplumların en doğruları olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Ancak kendilerine bir uyarıcı gelince, bu, onların sadece haktan kaçmalarını arttırdı.

Edip Yüksel

Kendilerine bir uyarıcı gelse, tüm topluluklardan daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle ALLAH'a yemin ettiler. Kendilerine bir elçi geldiğinde, bu durum, onların ancak nefretini artırdı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine bir uyarıcı gitse tüm topluluklardan daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle ALLAH'a yemin ettiler. Kendilerine bir elçi gittiğinde, bu durum, onların ancak nefretini artırdı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse kesinlikle ilerideki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyetli olacaklarına daha çok doğru yola gideceklerine dair Allah'a en ağır yeminleriyle yemin etmişlerdi. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman, bu onların yalnızca ürkekliklerini artırdı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerinin en kuvvetlisiyle Allaha kasem de etmişlerdi ki: billahi kendilerine inzar edici bir Peygamber gelse her halde ilerideki ümmetlerin en birincisinden daha kabiliyyetli olacaklar, daha iyi yola geleceklerdi, fakat kendilerine inzar edici bir Peygamber geldiği vakıt onlara sırf bir ürküntü artırdı

Erhan Aktaş

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

Gültekin Onan

Yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı, korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair Tanrı'ya and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı, korkutucu geldiğinde (bu) nefretlerinden başkasını arttırmadı.

Hasan Basri Çantay

Onlar, kendilerine azab ile korkutucu (bir peygamber) gelirse her halde (diğer) ümmetlerden herhangi birinden daha ziyade doğru yolu tutacaklarını yeminlerinin bütün hızıyle Allaha andetmişlerdi. Fakat onlara azab ile korkutan (bir peygamber) gelince bu, onların (hakdan) uzaklaşmalarından başka bir şey attırmadı.

İbni Kesir

Var güçleriyle Allah'a yemin ettiler ki; kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa; muhakkak ki, ümmetlerin herhangi birinden daha doğru yolda olacaklardır. Fakat kendilerine bir uyarıcı gelince; onların sadece nefretlerini artırdı.

Mehmet Alagaş

(42-45) Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse , uyarı gelmiş toplumlardan / ümmetlerden herhangi birinden daha iyi yola gireceklerine dair tüm gayretleriyle Allah’a yemin ettiler. Ne zaman ki onlara uyarıcı geldi, nefretlerinden başka bir şeyi artırmadı. Arzda büyüklenme, kötülük tuzaklama, tuzaklanan kötülükler sahibinden başka sının başına gelmez. Evvelkilere yapılanları mı bekliyorlar ? Allah’ın iş yapışında değişiklik / mübadele bulamazsın, Allah’ın iş yapışında değişme de bulamazsın. Arz da hiç gezmiyorlar mı? Öncekilerin sonları / akıbetleri nasıl olmuş bakmıyorlar mı? ki onlar, onlardan daha şiddetliydiler / kuvvetteydiler. Allah’ı, yerde ve göklerde herhangi bir şey aciz bırakamaz. Muhakkak ki O, bilendir, ayarlayandır muktedir olandır. Eğer ki Allah , insanları kazandıkları dolayısıyla hemen cezalandırsa idi , görünür de tek bir yaratık bırakmazdı ve lakin belli bir süreye kadar , süreleri gelinceye kadar erteliyor, muhakkak ki Allah kullarını görendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, ümmetler içinde en doğru yolda olacaklarına, dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) gelince; bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

Süleyman Ateş

"Andolsun eğer kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, her milletten daha çok doğru yolda olacaklar" diye, yeminlerinin bütün gücüyle Allah'a yemin ettiler. Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine uyarıcı gelirse, toplulukların her birinden daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle yemin ettiler. Kendilerine uyarıcı gelince de sadece nefretleri arttı.

Şaban Britch

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, herhangi bir milletten daha çok hidayet üzere olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, kaçmaktan başka bir şey yapmadılar.

Şaban Piriş

Eğer kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, ümmetlerin içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, nefretle uzaklaşmaktan başka birşey yapmadılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerinin tüm gücüyle Allah'a ant içmişlerdi ki, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerin herhangi birinden çok daha doğru bir gidiş üzere olacaklar. Fakat uyarıcı onlara gelince, bu onlara nefretle kaçıştan başka bir katkı sağlamadı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The infidels make a solemn declaration with an appeal to Allah that if there comes to them a spectacle and warning they would regard him with more reverence than any other people and they would be more prepared than all others to acknowledge the message of truth guiding into all truth. Yet when there came to them the spectacle and the warning their mental attitude -pitifully- made them more averse.

Abdul Haleem

[The idolaters] swore their most solemn oath that, if someone came to warn them, they would be more rightly guided than any [other] community, but when someone did come they turned yet further away,

Abdullah Yusuf Ali

They swore their strongest oaths by Allah that if a warner came to them, they would follow his guidance better than any (other) of the Peoples: But when a warner came to them, it has only increased their flight (from righteousness),-

Abul A'la Maududi

Swearing by Allah their strongest oaths they claimed that if a warner came to them they would be better-guided than any other people. dipnot 1 But when a warner did come to them, his coming only increased their aversion (to the Truth).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Before the advent of the Prophet (peace be upon him), the same thing used to be said by the Arabs, in general, and by the Quraish, in particular, when they witnessed the moral degeneration of the Jews and the Christians. Mention of this saying of theirs has also been made in( Surah Al-Anaam, Ayats 156-157) and in (Surah As-Saffat, Ayats 167-169).

Aisha Bewley

They swore by Allah with their most earnest oaths that if a warner came to them they would be better guided than any other community. But then when a warner did come to them, it only increased their aversion,

Al-Hilali & Khan

And they swore by Allâh their most binding oath that if a warner came to them, they would be more guided than any of the nations (before them); yet when a warner (Muhammad صلى الله عليه وسلم) came to them, it increased in them nothing but flight (from the truth)

Ali Quli Qarai

And they swore by Allah with solemn oaths that if a warner were to come to them they would be better guided than any of the nations. But when a warner came to them it only increased them in aversion,

Amatul Rahman Omar

These people used to swear by Allâh by their most ardent oaths that if ever a Warner should come to them from Allâh they would be more rightly guided than anyone of the nations. But when a Warner did come to them this (coming of his) only increased them in aversion,

Arthur John Arberry

They have sworn by God the most earnest oaths that if a warner came to them, they would be more rightly guided than any one of the nations; but when a warner came to them, it increased them only in aversion,

Bijan Moeinian

The disbelievers used to swear to join the religion of God, if it is purified out of its man made amendments. But when a Prophet was sent to them with the authentic/ original religion of God, they plainly refused it!

E. Henry Palmer

They swore by God with their most strenuous oath, verily, if there come to them a warner they would be more guided than any one of the nations; but when a warner comes to them, it only increases them in aversion,

Edip-Layth

They swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

George Sale

The Koreish swore by God, with a most solemn oath, that if a preacher had come unto them, they would surely have been more willingly directed than any nation: But now a preacher is come unto them, it hath only increased in them their aversion from the truth,

Hamid S. Aziz

Surely Allah sustains the heavens and the earth lest they fail (deviate, collapse); and if they should fail, there is none who can uphold them after Him; surely He is the Forbearing, the Forgiving.

Mahmoud Ghali

And they have sworn by Allah their most earnest oaths that indeed in case a constant warner came to them, indeed they would definitely be more (rightly) guided than any one of the nations. Yet as soon as a constant warner came to them, in no way did it increase them in anything except in repulsion,

Marmaduke Pickthall

And they swore by Allah, their most binding oath, that if a warner came unto them they would be more tractable than any of the nations; yet, when a warner came unto them it aroused in them naught save repugnance,

Mohamed Ahmed - Samira

The unbelievers swore on oath emphatically that if an admonisher came to them they would be guided better than the other communities. But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,

Muhammad Asad

As it is, they [who are averse to the truth often] swear by God with their most solemn oaths that if a warner should ever come to them, they would follow his guidance better than any of the communities [of old had followed the warner sent to them]: but now that a warner has come unto them, [his call] but increases their aversion,

Mustafa Khattab

They swore by Allah their most solemn oaths that if a warner were to come to them, they would certainly be better guided than any other community. Yet when a warner did come to them, it only drove them farther away—

Progressive Muslims

And they swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

Rashad Khalifa

They swore by GOD solemnly that if a warner went to them, they would be better guided than a certain congregation! However, now that the warner did come to them, this only plunged them deeper into aversion.

Sahih International

And they swore by Allah their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than [any] one of the [previous] nations. But when a warner came to them, it did not increase them except in aversion.

Sam Gerrans

And they swore by God their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than any of the communities; but when a warner came to them, it increased them only in aversion,

Shabbir Ahmed

Thus it is, yet - they used to swear by Allah with their most solemn oaths that if a Warner came to them, they would follow his guidance better than any nation ever could. But now that a Warner has come unto them, it arouses in them nothing but aversion.

Syed Vickar Ahamed

And they promised with their strongest words by Allah (Himself, they swore) that if a warner came to them, they would follow teachings better than any of the (other) peoples: But when a warner came to them, it has only increased their turning away (from righteousness)—

Taqi Usmani

They had sworn forceful oaths that if a warner would come to them, they would be more receptive to guidance than any other community. But when a warner came to them, it added nothing to them but aversion,

The Monotheist Group

And they swore by God in their strongest oaths, that if a warner came to them, they would be the most guided of all nations, but when a warner came to them, it only increased their aversion!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩