Diyanet İşleri
Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"
En'âm suresi
En'âm suresi, 109. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ
veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câethüm âyetüh leyü'minünne bihâ. ḳul inneme-l'âyâtü `inde-llâhi vemâ yüş`iruküm ennehâ iẕâ câet lâ yü'minûn.
Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahye uy; "putlara sövmeyin" En'âm 104–110 3
Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.
Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
109. “Onlar” yani Allah Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayan müşrikler: “eğer kendilerine” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in doğruluğuna delalet eden “bir mucize gelirse mutlaka ona iman edeceklerine dair var güçleri ile” yani alabildiğine büyük yeminler ederek ve yeminlerini pekiştirerek “Allah adına yemin ettiler.” Ancak onların söyledikleri bu sözden kasıtları, doğruyu bulmak değildi. Onların esas maksatları kendilerine yapılan itirazı önlemek ve peygamberlerin getirdikleri kesin gerçekleri reddetmekti. Çünkü Yüce Allah Rasûlü’nü apaçık âyetlerle ve kesin delillerle desteklemiştir. Bunlara dikkat edilecek olursa onun getirdiklerinin doğruluğunda en ufak bir şüphe ve anlaşılamayacak bir husus kalmaz. Artık bundan sonra onların mucize istekleri, kabul edilmeyi ve olumlu karşılanmayı hak etmeyen, inatlaşma kabilinden bir istektir. Hatta bu tür isteklerinin kabul edilmemesi, onların faydasınadır. Çünkü Yüce Allah’ın kulları hakkında cereyan edegelen sünneti/kanunu şudur: Peygamberlerine mucizeler göstermesi teklifinde bulunanlara istedikleri mucizeler gelecek olur da onlara iman etmeyecek olurlarsa onlar, bu dünyada derhal cezalandırılırlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır” Yani dilediği vakit bunları gönderen, dilemediği vakit göndermeyen O’dur. Bu konuda benim herhangi bir yetkim söz konusu değildir. Öyleyse benden bir takım mucizeler göstermemi istemeniz, hem bir haksızlıktır hem de güç yetiremeyeceğim şeyleri benden istemeniz demektir. Benden istenen size getirdiklerimin açıklanması ve buna karşılık sizin bunları tasdik etmenizdir. Ben de size getirdiklerimi açıklamış bulunuyorum.
Bununla birlikte istedikleri mucizeler gelecek olsa bile iman ve tasdik edip etmeyecekleri belli değildir. Aksine bu durumda olanlardan çoğunlukla görülen, iman etmedikleridir. Bundan dolayı Yüce Allah: “O mucize geldiği zaman da yine iman etmeyeceklerinin farkında değil misiniz?” buyurmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müşrikler, eğer Muhammed onların istedikleri mucizeleri getirirse ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah adına yemin etmişlerdi. -Ey Resul!- Onlara de ki: "Mucizeler bende değildir, ancak Allah katındadır ve dilediği zaman onları Yüce Allah indirir." -Ey Müminler!- Şüphesiz bu mucizeler onların istedikleri şekilde geldiği zaman yine iman etmezler. Bilakis inatları ve inkârları üzerine kalırlar. Çünkü onlar hidayete ermek istemezler.
Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…
Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine…
Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)
Münafıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin.…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine bir ayet (mucize) gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair güçlü bir şekilde Allah'a yemin etmişlerdi. dipnot 1 De ki: "Ayetler (mucizeler) yalnızca Allah'ın katındadır. (Mucizeler) geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?" dipnot 2
Şimdi kendilerine bir mucize gösterilmesi halinde bu vahye iman edeceklerine dair var güçleriyle yeminler ediyorlar. De ki: "Tüm mucizeler Allah katındadır!" Ve farkında değil misiniz ki, onlara bir mucize gelmiş olsaydı dahi yine de inanmazlardı.
Şimdi en emin ve kararlı şekilde Allaha yemin ediyorlar ki eğer kendilerine bir mucize gösterilmiş olsaydı bu (ilahi kelam)a gerçekten inanmış olacaklardı. De ki: "Mucizeler yalnız Allahın elindedir!" Ve hepinizin bildiği gibi, onlara bir mucize gösterilmiş olsaydı bile ona inanmazlardı
Eğer onlara bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair, Allah adına olanca güçleriyle yemin ettiler. De ki: "Mucizeler yalnız indAllah'tadır". . . O (mucize) geldiği zaman da iman etmeyeceklerinin farkında değil misiniz?
Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah katındadır"; onlara (mucizeler) gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz?
Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dâir bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem, mucize geldiğinde, onların yine de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz?
Onlara bir mucize gösterilmiş olsaydı, Ona gerçekten inanacaklarına ilişkin, tüm güçleriyle, Allah'ın üzerine yemin ediyorlar. De ki: "Mucizeler, ancak Allah'ın katındandır!" Gelse de inanmayacaklarının ayırdında değil misiniz?
Eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair, olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem bilir misiniz, o gelmiş olsa da onlar inanmazlar.
Kendilerine bir mucize gelse onu mutlaka onaylayacaklarına dair tüm güçleriyle ALLAH'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler ALLAH'ın yanındadır." Mucize geldiği zaman da onların onaylamayacağını bilmez misiniz?
Kendilerine bir mucize gelse ona mutlaka inanacaklarına dair tüm güçleriyle ALLAH'a yemin ederler. De ki: 'Mucizeler ALLAH'ın yanındadır.' Mucize geldiği zaman da onların inanmıyacağını bilmez misiniz?
Bir de onlar en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ediyorlar ki kendilerine bambaşka bir mucize gelseymiş, muhakkak ona inanacaklarmış. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır!" Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz.
Bir de olanca yeminleriyle Allah kasem ettiler ki: eğer kendilerine bambaşka bir ayet gelirse imiş her halde ona iyman edeceklermiş, de ki "Ayetler ancak Allahın nezdinde" siz ne bileceksiniz ki doğrusu: onlar o ayet geldiği vakit de iyman etmiyecekler
Eğer kendilerine bir ayet dipnot 1 gelirse, ona dipnot 2 inanacaklarına dair kesin bir yeminle dipnot 3 Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler dipnot 4 ancak Allah'ın yanındadır." O ayet gelmiş olsa da onların yine de iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?
Eğer kendilerine bir ayet dipnot 1 gelirse, ona dipnot 2 inanacaklarına dair kesin bir yeminle dipnot 3 Allah'a yemin ettiler. De ki: "Âyetler dipnot 4 ancak Allah'ın yanındadır." O mucize gelmiş olsa da onların yine de inanmayacaklarının bilincinde değil misiniz?
Eğer kendilerine bir ayet dipnot 1 gelirse, ona dipnot 2 inanacaklarına dair Allah'a kesin bir dille yemin ettiler. De ki: "Âyetler dipnot 3 ancak Allah'ın yanındadır." O mucize gelmiş olsa da onların yine de inanmayacaklarının bilincinde değil misiniz?
Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Tanrı'ya yemin ettiler. De ki: "Ayetler ancak Tanrı katındadır"; onlara gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz?
Allaha yeminlerinin bütün hızıyla andetdiler ki eğer kendilerine (istedikleri gibi) bir ayet (bir mu'cize) gelirse her halde ona inanacaklar. De ki: "Ayetler ancak Allahın nezdindedir". O (ayet) geldiği zaman da onların yine iman etmeyeceklerinin siz farkında değil misiniz?
Onlar, bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler ki; eğer kendilerine bir ayet gelirse mutlaka ona inanacaklar. De ki: Ayetler; ancak Allah'ın nezdindedir. O, geldiği zaman da onların yine inanmayacaklarının farkında değil misiniz?
(109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.
(Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
Eğer kendilerine bir mu'cize gelirse ona mutlaka inanacaklarına olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mu'cizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem bilir misiniz o (mu'cize) gelmiş olsa da onlar yine inanmazlar?
"Bize bir mucize gelsin, ona mutlaka inanacağız dipnot 1 " diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki "Mucizeler Allah katındadır." Siz nereden bileceksiniz; onlara istedikleri mucize gelse bile inanmazlar!
Hele kendilerine bir mucize gelsin ona mutlaka inanacaklar, diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki "Mucizeler Allah katındadır." Farkında mısınız? İstedikleri mucize gelse yine de inanıp güvenmeyeceklerdir.
(Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair bütün güçleriyle Allah’ın adına yemin etmişlerdi. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındandır. Mucize geldiği zaman da onların inanmayacağını bilmez misiniz?
Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. De ki: -Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır. Hem mucize gelse bile ona inanmazlardı.
Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır." Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?
The infidels make a solemn declaration with an appeal to Allah that if a significant sign be revealed to them to evince both Muhammad’s Prophethood and integrity; they would most certainly accept it. Say to them: "Revelations and signs evincing my Prophethood and the truth of my mission rest in the hands of Allah alone. Nonetheless, how do you know, you Muslims, whether the infidels will or will not favourably respond to the miraculous sign!
They swear by God with their most solemn oaths that if a miraculous sign came to them they would believe in it. Say [Prophet], ‘Signs are in the power of God alone.’ What will make you [believers] realize that even if a sign came to them they still would not believe?
They swear their strongest oaths by Allah, that if a (special) sign came to them, by it they would believe. Say: "Certainly (all) signs are in the power of Allah: but what will make you (Muslims) realise that (even) if (special) signs came, they will not believe."?
They swear by Allah with their most solemn oaths that if a sign dipnot 1 comes to them, they will certainly believe in it. Say: 'Signs are in Allah's power alone. dipnot 2 What will make you realize that even if those signs were to come, they would still not believe? dipnot 3
They have sworn by Allah with their most earnest oaths that if a Sign comes to them they will have iman in it. Say: ‘The Signs are in Allah’s control alone.’ What will make you realise that even if a Sign did come, they would still not have iman?
And they swear their strongest oaths by Allâh, that if there came to them a sign, they would surely believe therein. Say: "Signs are but with Allâh and what will make you (Muslims) perceive that (even) if it (the sign) came, they will not believe?"
They swear by Allah with solemn oaths that were a sign to come to them they would surely believe in it. Say, ‘The signs are only with Allah,’ and what will bring home to you that they will not believe even if they came?
And they swear by Allâh their most solemn oaths that if there comes to them a (particular) sign they would invariably believe in it. Say, `'(Not to speak of a single sign) there are indeed many signs with Allâh, but what is there to assure you that when that (sign) comes, even then, they will not believe.'
They have sworn by God the most earnest oaths if a sign comes to them they will believe in it. Say: 'Signs are only with God.' What will make you realize that, when it comes, they will not believe?
They solemnly swear by the Lord that they will believe, if they are exposed to a miracle. Say: "Miracle takes place at the discretion of God [and that I cannot make any miracle.]" For all you know, even if an undeniable miracle takes place, they will continue their disbelief.
They swore by God with their most strenuous oath, that if there come to them a sign they will indeed believe therein. Say, 'Signs are only in God's hands;- but what will make you understand that even when one has come, they will not believe?'
They swore by God using their strongest oaths; that if a sign came to them they would acknowledge it. Say, "The signs are from God; and how do you know that once it comes, that they would not reject?"
And they swear by Allah their strongest oaths that if there came to them a Sign, they would surely believe therein. Say, 'Surely, Signs are with Allah. And what should make you know that when the signs come, they will not believe.
They swore by Allah with their strongest oaths, that if there come to them a Sign they will indeed believe therein. Say, 'Signs are only in Allah's hands - but understand that even when one has come, they will not believe (or understanding is in Allah's hand)."
And they have sworn by Allah the most earnest oaths, that, indeed, in case a sign comes to them, indeed they will definitely believe in it. Say, "Surely the signs are only within the Providence of Allah; and what will make you (i.e., the believers) aware that, when it comes, they will not believe?"
And they swear a solemn oath by Allah that if there come unto them a portent they will believe therein. Say; Portents are with Allah and (so is) that which telleth you that if such came unto them they would not believe.
They solemnly swear by God: "If a sign comes to us we shall certainly believe in it. " Tell them: "The signs are with God." Yet for all you know they will not believe if the signs came to them.
Now they swear by God with their most solemn oaths that if a miracle were shown to them, they would indeed believe in this [divine writ]. Say: "Miracles are in the power of God alone." And for all you know, even if one should be shown to them, they would not believe
They swear by Allah their most solemn oaths that if a sign were to come to them, they would certainly believe in it. Say, ˹O Prophet,˺ "Signs are only with Allah." What will make you ˹believers˺ realize that even if a sign were to come to them, they still would not believe?
And they swore by God using their strongest oaths; that if a sign came to them they would believe in it. Say: "The signs are from God; and how do you know that once it comes, that they would not disbelieve"
They swore by GOD, solemnly, that if a miracle came to them, they would surely believe. Say, "Miracles come only from GOD." For all you know, if a miracle did come to them, they would continue to disbelieve.
And they swear by Allah their strongest oaths that if a sign came to them, they would surely believe in it. Say, "The signs are only with Allah." And what will make you perceive that even if a sign came, they would not believe.
And they swore by God their strongest oaths that if a proof came to them they would believe in it. Say thou: “The proofs are only with God.” And what will make you perceive that, if one comes, they will not believe?
They swear by Allah that if a miracle comes to them, they would surely believe in it (the Book). Say, "All miracles are with Allah (if you reflect on the Universe). What can make you understand that even if a physical miracle came to them, they will find other excuses and still not believe?
They make their strongest oaths by Allah, that if a (special) Sign came to them, (then) by it, they would believe. Say: "(All) Signs are certainly, in the Power of Allah: But what will make you (believers) realize that (even) if (special) Signs came, they will not believe?"
They have sworn forceful oaths by Allah that if a sign comes to them, they will surely believe in it. Say, "Signs are in Allah’s power alone." What will make you realize that even when they (the signs) come, they will not believe?
And they swore by God using their strongest oaths; that if a sign came to them they would believe in it. Say: "The signs are from God; and how do you know that once it comes, that they will not disbelieve?"