Furkân suresi

Furkân suresi, 12. ayet

Furkân suresi, 12. ayet. إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ سَمِعُوا۟ لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا

iẕâ raethüm mim mekânim be`îdin semi`û lehâ tegayyüżav vezefîrâ.

Diyanet İşleri

Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 9–15 · surenin 12. ayeti / 77

Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3

  1. Furkân 9

    (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.

  2. Furkân 10

    Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.

  3. Furkân 11

    Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.

  4. 12

    Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.

  5. Furkân 13

    Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler

  6. Furkân 14

    (Kendilerine) "Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, birçok kere yok olmayı isteyin!" (denir.)

  7. Furkân 15

    De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. “O ateş onları uzak bir yerden” henüz birbirlerine ulaşmadan önce “görünce onun” kendilerine karşı “onlar, onun öfkeli kaynayışını ve” kalpleri yerinden oynatan, yürekleri paramparça eden, korkusunun dehşetinden adeta kişiyi öldürecek duruma getiren “uğultusunu işiteceklerdir.” Bu ateş Yaratıcının gazabı dolayısı ile öfkelenecek, küfür ve kötülüklerinin fazlalığı dolayısıyla alevi daha da artacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cehennem, kâfirler ona doğru sürülürken uzak bir mesafeden onları gördüğünde onlar, kendilerine karşı olan kızgınlığının şiddetinden dolayı cehennemin müthiş kaynamasını ve tedirgin edici sesini işitirler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذَا iza ne zaman ki
  2. رَأَتْهُم raethum onları görünce kök: راي
  3. مِّن min
  4. مَّكَانٍۭ mekanin bir yerden kök: كون
  5. بَعِيدٍۢ beiydin uzak kök: بعد
  6. سَمِعُوا۟ semiu onlar işitirler kök: سمع
  7. لَهَا leha bunun
  8. تَغَيُّظًۭا tegayyuzen öfkesini kök: غيظ
  9. وَزَفِيرًۭا ve zefiran ve homurtusunu kök: زفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 5 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زفر (3 geçiş)

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  • Aynı kök: زفر (3 geçiş)

    Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları…

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş)

    (14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, çok uzak bir mekandan dahi, kendilerini gördüğü zaman o ateşin nasıl bir homurtuyla kükrediğini elbet işitecekler.

Muhammed Esed

O ateş uzaktan karşılarına çıkınca onun öfkeli kükremesini ve uğultusunu işitecekler;

Ahmed Hulusi

Daha cehenneme girmeden (kabir alemlerindeyken), onun taşan öfkesini ve şiddetli uğultulu sesini işitirler.

Ali Bulaç

(Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.

Ali Özek ve heyeti

Cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.

Ali Rıza Safa

Uzaktan onları gördüğünde, öfkesini ve uğultusunu duyarlar.

Bayraktar Bayraklı

O ateş uzaktan kendilerine göründüğünde, onun kaynama sesini ve uğultusunu işitirler.

Edip Yüksel

Cehennem onları uzaktan görünce, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Cehennem onları uzaktan görünce, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O ateş onları uzak bir yerden gördüğü zaman, ona özgü bir hışımlanma ve uğultu duyarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onları gördüğü vakıt ona mahsus bir hışımlanma, bir zefir işitirler

Gültekin Onan

(Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.

Hasan Basri Çantay

O, kendilerini uzak bir yerden gördüğü zaman onlar bunun o müdhiş gazablanışını ve uğultusunu duyacaklardır.

İbni Kesir

Bu, kendilerine uzak bir yerden gözükünce onun kaynayışını ve uğultusunu duyacaklardır.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

O ateş onları uzaktan görünce onun büyük bir öfke ile çıkaracağı şiddetli uğultusunu işiteceklerdir.

Süleyman Ateş

(Bu ateş) onları uzak bir yerden görünce onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.

Süleymaniye Vakfı

O alevli ateş onları uzak bir yerden görünce, onlar onun kızgınlığını ve havayı şiddetle dışarı verişini duyarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O ateş onları uzaktan görünce onun çatlarcasına yanmasının ve çektiği havanın uğultusunu duyacaklardır.

Şaban Britch

Bu ateş onlara uzak bir yerden göründüğü zaman, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.

Şaban Piriş

Bu ateş onlara uzak bir yerden göründüğü zaman, onun gürültüsünü ve uğultusunu işitirler.

Yaşar Nuri Öztürk

O, onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No sooner do they come within the range of its sight than they hear its roaring under the influence of rage, heaving sighs of woe for the evil that shall befall them

Abdul Haleem

When it sees them from a distance, they will hear it raging and roaring,

Abdullah Yusuf Ali

When it sees them from a place far off, they will hear its fury and its ranging sigh.

Abul A'la Maududi

When it sees dipnot 1 them from a place afar, they will hear its raging and roaring,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "The Fire sees them" The words used in the text may be metaphorical, or they may mean that the Fire of Hell will be endowed with the faculties of seeing, thinking and judging.

Aisha Bewley

When it sees them coming from a long way off, they will hear it seething and rasping.

Al-Hilali & Khan

When it (Hell) sees them from a far place, they will hear its raging and its roaring.

Ali Quli Qarai

When it sights them from a distant place, they will hear it raging and roaring.

Amatul Rahman Omar

When it (- the blazing Fire) sees them from afar, they will hear its raging and roaring.

Arthur John Arberry

When it sees them from a far place, they shall hear its bubbling and sighing.

Bijan Moeinian

When they approach from afar, the Hell will welcome them with rage while roaring with fumes.

E. Henry Palmer

when it seizes them from a far-off place they shall hear its raging and roaring;

Edip-Layth

When it sees them from a far place, they hear its raging and roaring.

George Sale

when it shall see them from a distant place, they shall hear it furiously raging, and roaring.

Hamid S. Aziz

Nay, but they deny the coming of the Hour, and for those who deny the Hour We have prepared a blaze:

Mahmoud Ghali

When it sees them from a far place, they will hear the (furious) raging and the groaning it has.

Marmaduke Pickthall

When it seeth them from afar, they hear the crackling and the roar thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

When (Hell) appears to them from a distance they will hear it raging and roaring.

Muhammad Asad

when it shall face them from afar, they will hear its angry roar and its hiss;

Mustafa Khattab

Once it sees them from a distance, they will hear it fuming and growling.

Progressive Muslims

When it sees them from a far place, they hear its raging and roaring.

Rashad Khalifa

When it sees them from afar, they will hear its rage and fuming.

Sahih International

When the Hellfire sees them from a distant place, they will hear its fury and roaring.

Sam Gerrans

When it sees them from a place far away, they will hear the fury and the roaring thereof.

Shabbir Ahmed

When the Flame sees them from afar they will hear its rage and its roar.

Syed Vickar Ahamed

When it sees them from a far away place, they will hear its fury and its angry roar.

Taqi Usmani

When it will see them from a distant place, they will hear (the sounds of) its raging and breathing,

The Monotheist Group

When it sees them from a far place, they hear it raging and roaring.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩