Diyanet İşleri
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
Fussilet suresi
Fussilet suresi, 22. ayet. وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ
vemâ küntüm testetirûne ey yeşhede `aleyküm sem`uküm velâ ebṣâruküm velâ cülûdüküm velâkin żanentüm enne-llâhe lâ ya`lemü keŝîram mimmâ ta`melûn.
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar Fussilet 19–25 3
Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."
"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."
"İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz."
Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. “Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden çekinmiyordunuz.” Yani sizler azalarınızın, aleyhinize şahitlik edeceğinizden yana bir çekince duyup günahlardan sakınmıyordunuz.
“Aksine” sizler masiyetlere yönelmek sureti ile “Allah'ın, yapmakta olduklarınızın birçoğunu bilmediğini zannediyordunuz.” Zaten yaptıklarınızı da bunun için yaptınız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmeyeceğini düşünüp hafife alıyordunuz. Çünkü sizler ölümden sonra hesabın, mükâfatın ve cezanın olduğuna iman etmiyordunuz. Ancak sizler; Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın, yapmış olduğunuz birçok şeyi bilmediğini, bilakis O'na gizli kaldığını zannediyordunuz. Bundan dolayı aldandınız.
Aynı kök: ستر (3 geçiş)
Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.
Aynı kök: ستر (3 geçiş)
Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
Aynı kök: جلد (13 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik
Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(nin koymuş olduğu hükmü…
Aynı kök: جلد (13 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik
Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar…
Aynı kök: جلد (13 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik
Nihayet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan
Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Siz işitme (duyu)nuzun, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Ancak yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
Bir zamanlar siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin size karşı şahitlik yapmasından sakınmazdınız; üstelik Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediği zannına kapılırdınız.
Ve kulaklarınız, gözleriniz yahut deriniz size karşı tanıklık yapmasın diye (günahlarınızı) gizlemeye çalışanlardan olmadınız, üstelik, Allah'ın yaptıklarınız hakkında fazla bir şey bilmediğini sandınız.
Sem'inizin (işitme azanızın), basarlarınızın (görme azalarınızın) ve bedenlerinizin aleyhinize şahitlik yapmasını ummadığınızdan (keyfinize göre yaşadınız). . . Yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz!
"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
"Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin kendinize karşı tanıklık edecek olmasından çekinmediniz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sandınız!"
Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz. Yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemeyeceğini sanıyordunuz.
Ne işitme ve görme organlarınızın, ne de derilerinizin aleyhinizdeki tanıklığını gizlemeye gücünüz yetmez. Buna rağmen siz yaptıklarınızın çoğunu ALLAH'ın bilemiyeceğini sanıyordunuz.
İlkin kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik edeceğinden sakınmazdınız, fakat Allah 'ın yaptıklarınızdan birçoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz.
Evvel kulaklarınız ve gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahadet eder diye sakınmaz idiniz ve lakin zannetmiş idiniz ki Allah yaptıklarınızdan bir çoğunu bilmez
"İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
"İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz.
"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
"Siz, ne kulaklarınız, ne gözleriniz, ne de derileriniz kendi aleyhinize şahidlik eder diye (düşünüb) sakınmadınız. Bil'akis Allah yapmakda olduklarınızın bir çoğunu bilmez sandınız".
Gözleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinize şahidlik eder diye sakınmadınız. Aksine yapmakta olduklarınızın bir çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz.
(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.
“Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.''
"Siz (günah işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz."
Kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye bir çekinceniz yoktu. Ayrıca Allah'ın, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmeyeceğini zannetmiştiniz dipnot 1 .
Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesine karşı önlem almıyordunuz. Sanıyordunuz ki Allah, yaptıklarınızın bir çoğunu bilmez.
Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
-Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah'ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.
Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz. Tam aksine siz, yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.
But you could not hide yourselves, even if you wanted to, from the notice of your hearing or your sight or your skins lest they should bear witness against your deeds of iniquity. The fact is, you did not think that Allah knows much of what you do.
yet you did not try to hide yourselves from your ears, eyes, and skin to prevent them from testifying against you. You thought that God did not know about much of what you were doing,
"Ye did not seek to hide yourselves, lest your hearing, your sight, and your skins should bear witness against you! But ye did think that Allah knew not many of the things that ye used to do!
When you used to conceal yourselves (while committing misdeeds) you never thought that your ears or your eyes or your skins would ever bear witness against you; you rather fancied that Allah does not know a great deal of what you do.
You did not think to shield yourselves from your hearing, sight and skin testifying against you and you thought that Allah would never know much of what you did.
And you have not been hiding yourselves (in the world), lest your ears, and your eyes, and your skins should testify against you; but you thought that Allâh knew not much of what you were doing.
You did not use to conceal yourselves lest your hearing should bear witness against you, or [for that matter] your sight, or your skin, but you thought that Allah did not know most of what you did.
`And (while committing sinful acts) you could not hide yourselves from the fact that neither your (own) hearing, nor your own eyes, nor your own skins should bear witness against you. As a matter of fact you had assumed that (even) Allâh did not know much of what you used to do,
Not so did you cover yourselves, that your hearing, your eyes and your skins should not bear witness against you; but you thought that God would never know much of the things that you were working.
Where in the universe will you hide from your own eyes, ears and skins that you never thought will witness against you? You were under impression that God is not aware of all your deeds!
and ye could not conceal yourselves that your hearing and your eyesight should not be witness against you, nor your skins; but ye thought that God did not know much of what ye do.
There was no way you could hide from the testimony of your own hearing, or your eyes, or your skins. In fact, you thought that God was unaware of much of what you do.
Ye did not hide your selves, while ye sinned, so that your ears, and your eyes, and your skins could not bear witness against you: But ye thought that God was ignorant of many things which ye did.
"And you did not hide yourselves lest your ears and your eyes and your skins should bear witness against you, but you thought that Allah did not know most of what you did.
And in no way did you take to screening yourselves that neither your hearing, nor your beholdings, (i. e., eyesight (s) nor your skins should testify against you; but you surmised that Allah does not know much of whatever you did.
Ye did not hide yourselves lest your ears and your eyes and your skins should testify against you, but ye deemed that Allah knew not much of what ye did.
You did not hide your (doings) so that your ears or eyes or persons should not testify against you. In fact you thought that God did not know the things you used to do.
And you did not try to hide [your sins] lest your hearing or your sight or your skins bear witness against you: nay, but you thought that God did not know much of what you were doing –
You did not ˹bother to˺ hide yourselves from your ears, eyes, and skin to prevent them from testifying against you. Rather, you assumed that Allah did not know much of what you used to do.
And there was no way you could hide from the testimony of your own hearing, or your eyes, or your skins. In fact, you thought that God was unaware of much of what you do.
There is no way you can hide from your own hearing, your eyes, or your skins. In fact, you thought that GOD was unaware of much of what you do.
And you were not covering yourselves, lest your hearing testify against you or your sight or your skins, but you assumed that Allah does not know much of what you do.
“And you hid not yourselves, lest your hearing and your sight and your skins bear witness against you; but you thought that God knew not much of what you did.
And you did not hide yourselves that your hearing, or your sight or your skins would bear witness against you. Nay, but you thought that Allah never knew a great deal of what you were doing!
"And you did not try to hide yourselves, because your hearing, your sight and your skins may bear witness against you! But you thought that Allah did not know many of the things that you used to do!
And you had not been hiding your selves (when committing sins) from your ears and your eyes and your skins that would bear witness against you, but you thought that Allah did not know much of what you did.
And there was no way you could hide from the testimony of your own hearing, or your eyes, or your skins. In fact, you thought that God was unaware of much of what you do.