Kehf suresi

Kehf suresi, 90. ayet

Kehf suresi, 90. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

ḥattâ iẕâ belega maṭli`a-şşemsi vecedehâ taṭlü`u `alâ ḳavmil lem nec`al lehüm min dûnihâ sitrâ.

Diyanet İşleri

Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 87–93 · surenin 90. ayeti / 110
  1. Kehf 87

    Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.

  2. Kehf 88

    "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."

  3. Kehf 89

    Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

  4. 90

    Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

  5. Kehf 91

    İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

  6. Kehf 92

    Sonra yine bir yol tuttu.

  7. Kehf 93

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

90. Doğuya ulaşınca bu sefer “onu” yani güneşi “kendileri için güneşe karşı hiçbir örtü/siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğarken gördü.” Yani güneşin, ona karşı kendilerini örtecek bir şeyleri bulunmayan insanlar üzerinde doğduğunu gördü. Bu ise ya son derece ilkel ve uygarlıktan uzak olmalarından ötürü meskenlerinin bulunmaması dolayısıyla yahut da güneşin tam olarak batmayıp devamlı görünmesi dolayısıyla idi. Nitekim Afrika’nın güney doğusunda böyledir. Böylece o, insanların bedenen ulaşmaları şöyle dursunhakkında bilgi sahibi dahi olmadıkları bir yere kadar varmış oldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra yeryüzünde ilerledi ve güneşin doğduğu yere ulaştığında güneşi, kendilerini koruyacak ev ve ağaçların gölgelerinin olmadığı bir kavmin üzerine doğarken buldu.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  2. إِذَا iza ne zaman ki
  3. بَلَغَ belega ulaştı kök: بلغ
  4. مَطْلِعَ metlia doğduğu yere kök: طلع
  5. ٱلشَّمْسِ ş-şemsi güneşin kök: شمس
  6. وَجَدَهَا ve cedeha ve onu buldu kök: وجد
  7. تَطْلُعُ tetluu doğarken kök: طلع
  8. عَلَىٰ ala üzerine
  9. قَوْمٍۢ kavmin bir kavmin kök: قوم
  10. لَّمْ lem
  11. نَجْعَل nec'al yapmadığımız kök: جعل
  12. لَّهُم lehum kendilerine
  13. مِّن min
  14. دُونِهَا duniha ona (güneşe) karşı kök: دون
  15. سِتْرًۭا sitran bir siper kök: ستر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: شمس (33 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları)…

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  • Aynı kök: طلع (19 geçiş) · Aynı kök: شمس (33 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri…

  • Aynı kök: ستر (3 geçiş)

    Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

  • Aynı kök: ستر (3 geçiş)

    "Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın…

  • Aynı kök: طلع (19 geçiş) · Aynı kök: شمس (33 geçiş)

    O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında…

  • Aynı kök: طلع (19 geçiş) · Aynı kök: شمس (33 geçiş)

    O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.

  • Aynı kök: شمس (33 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    "Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda güneşin doğduğu yere dipnot 1 ulaşınca, onu öyle bir toplum üzerine doğar buldu ki onlar için onun ardında (güneşe karşı) bir örtü yapmamıştık.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade de 86. ayette sözü edilen bölgeye doğru bu defa farklı bir mevsimde güneşin uzun süre görüldüğü kutup bölgesine yakın bir yerleşim yeri olabilir. Gerçeği Allah bilir.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda güneşin doğduğu yere ulaştı; onu kendileri için güneş ışığından gayrı bir örtü takdir etmediğimiz bir topluluk üzerine doğar halde buldu:

Muhammed Esed

(Ve doğuya doğru yürüyerek) günün birinde güneşin doğduğu yere vardığında onu, kendilerini güneşe karşı bir örtüyle örtmediğimiz bir kavmin üzerine doğar buldu:

Ahmed Hulusi

Ta Güneş'in başlangıcının olduğu yere geldi (kuzeyde Güneş'in batmadan en alt noktadan tekrar yükseldiği bölge). Onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için ona (Güneş'e) karşı bir örtü oluşturmamıştık (Güneş hiç kaybolmuyordu).

Ali Bulaç

Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.

Ali Özek ve heyeti

Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.

Ali Rıza Safa

Güneşin doğduğu yere ulaştığında, aralarına engel koymadığımız bir toplumun üzerine doğarken buldu.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda güneşin doğduğu yere varınca, güneşi, kendilerine güneşten başka bir örtü vermediğimiz bir topluluğun üzerine doğuyor buldu.

Edip Yüksel

Uzak doğuya varınca, güneşi, kendilerini güneşten koruyacak herhangi bir şeye sahip olmayan bir topluluk üzerine doğar buldu. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bir çöl halkına ulaştığı anlaşılıyor.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Uzak doğuya varınca, güneşi, kendilerini güneşten koruyacak herhangi bir şeye sahip olmayan bir topluluk üzerine doğar buldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta gün doğu cihetine vardığı vakıt onu bir kavm üzerine doğuyor buldu ki onlara güneşin önünden bir siper yapmamıştık

Erhan Aktaş

Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir toplumun üzerine doğarken buldu.

Gültekin Onan

Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.

Hasan Basri Çantay

Nihayet üstüne güneşin (ilk önce) doğduğu yere ulaşdığı zaman onu öyle bir kavmin üzerine doğuyor buldu ki biz onlar için buna karşı (korunacak) hiç bir siper yapmamışdık.

İbni Kesir

Nihayet güneşin doğduğu yere ulaştığında; onun, güneşe karşı hiç bir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle Güneş arasına örtü koymadığımız bir millet üzerine doğar buldu.

Süleyman Ateş

Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşe karşı kendilerine siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğar buldu.

Süleymaniye Vakfı

Güneş'in doğmuş olduğu /sürekli ufkun üstünde bulunduğu yere varınca Güneş'i bir topluluğun üzerine doğmuş halde buldu. Güneş'le o topluluk arasına bir perde koymamıştık. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güneş'in doğarken göründüğü yer, kimsenin ulaşamayacağı bir yerdir. Gözlemci ulaşmak istedikçe ondan uzaklaşır. Zülkarneyn gidebildiğine göre orası, Güneş'in sürekli göründüğü ve beyaz gecelerin yaşandığı kutup bölgesi olur. Güneş ile o topluluk arasında engel olmaması, o bölgede Güneş'in gün boyunca görülmesini engelleyecek herhangi bir şey (dağ, tepe, ormanlık, vb.) olmadığını gösterir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Güneşin gözüktüğü yere kadar vardı. Baktı ki bir topluluğun üzerinde gözüküyor; onunla(güneşle) o topluluk arasına örtü koymamışız. (Güneş hiç batmıyor)

Şaban Britch

Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir örtü (elbise, çatı..) yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.

Şaban Piriş

Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir süre sonra, Güneş'in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He conducted an expedition eastward where the sun rises until he reached an open territory -probably a desert- where -he thought when viewing the horizon- the sun rises and where the people -who were primitive- had no covering besides the sun.

Abdul Haleem

then, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We had provided no shelter from it.

Abdullah Yusuf Ali

Until, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We had provided no covering protection against the sun.

Abul A'la Maududi

until he reached the limit where the sun rises and he found it rising on a people whom We had provided no shelter from it. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, when he advanced towards the east, conquering one country after the other, he reached a territory where the limits of the civilized world had come to an end and beyond which was the territory of barbaric people, who had no shelter at all of tents or buildings."

Aisha Bewley

until he reached the rising of the sun and found it rising on a people to whom We had not given any shelter from it.

Al-Hilali & Khan

Until, when he came to the rising place of the sun, he found it rising on a people for whom We (Allâh) had provided no shelter against the sun.

Ali Quli Qarai

When he reached the place where the sun rises, he found it rising on a people for whom We had not provided any shield against it.

Amatul Rahman Omar

So that when he reached the land of the rising of the sun (- eastern most point of his empire) he found it rising on a people for whom We had provided no shelter against it (- the sun).

Arthur John Arberry

until, when he reached the rising of the sun, he found it rising upon a people for whom We had not appointed any veil to shade them from it.

Bijan Moeinian

I had not prepared any [natural] protection (such as a hill or the trees, etc. , i.e. a barren desert) against the sun.

E. Henry Palmer

until when he reached the rising of the sun, he found it rise upon a people to whom we had given no shelter therefrom.

Edip-Layth

So when he reached the rising of the sun, he found it rising on a people whom We did not provide them with coverings against it.

George Sale

until he came to the place where the sun riseth; and he found it to rise on certain people, unto whom We had not given any thing wherewith to shelter themselves therefrom.

Hamid S. Aziz

Then he followed another way,

Mahmoud Ghali

Until, when be reached the rising of the sun, he found it rising upon a people for whom We had not made a screen there from.

Marmaduke Pickthall

Till, when he reached the rising-place of the sun, he found it rising on a people for whom We had appointed no shelter therefrom.

Mohamed Ahmed - Samira

Till he reached the point of the rising sun, and saw it rise over a people for whom We had provided no shelter against it.

Muhammad Asad

[And then he marched eastwards] till, when he came to the rising of the sun he found that it was rising on a people for whom We had provided no coverings against it:

Mustafa Khattab

until he reached the rising ˹point˺ of the sun. He found it rising on a people for whom We had provided no shelter from it.[1]

Progressive Muslims

So when he reached the rising of the sun, he found it rising on a people whom We did not make for them any cover except it.

Rashad Khalifa

When he reached the far east, he found the sun rising on people who had nothing to shelter them from it.

Sahih International

Until, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We had not made against it any shield.

Sam Gerrans

When he had reached the rising of the sun, he found it rising upon a people for whom We had not appointed besides it any cover.

Shabbir Ahmed

Then he reached (Balkh in Afghanistan) the rising place of the sun, the easternmost point of his expedition. He found it rising on a people for whom We had appointed no shelter from it. (They built no houses and lived a nomadic life).

Syed Vickar Ahamed

Until, when he came to the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We (Allah) had provided no protection against the sun.

Taqi Usmani

until when he reached the point of sunrise, he found it rising over a people for whom We did not make any shelter against it.

The Monotheist Group

So when he reached the rising of the sun, he found it rising on a people for whom We did not make any cover except it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 90. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 90. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 90. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩