Fussilet suresi

Fussilet suresi, 24. ayet

Fussilet suresi, 24. ayet. فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ

feiy yaṣbirû felnâru meŝvel lehüm. veiy yesta`tibû femâ hüm mine-lmü`tebîn.

Diyanet İşleri

Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 21–27 · surenin 24. ayeti / 54

Konu Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar Fussilet 19–25 3

  1. Fussilet 21

    Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."

  2. Fussilet 22

    "Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."

  3. Fussilet 23

    "İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyana uğrayanlardan oldunuz."

  4. 24

    Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.

  5. Fussilet 25

    Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.

  6. Fussilet 26

    İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın."

  7. Fussilet 27

    İnkar edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

24. “Şimdi sabredebilirlerse ateş onların barınağıdır.” Halbuki ona dayanıp katlanmak ne mümkün! Mevcut her bir hale sabredip katlanmak mümkündür ancak ateşe sabretme imkânı yoktur. Ateşe nasıl dayanılabilir ki? Üstelik o ateşin harareti dünyadaki ateşin hararetinden yetmiş kat daha fazladır. Ondaki kaynar suların kaynayışı çok dehşetli, oradaki irinlerin kokuları da çok iğrençtir. Soğuğu kat kat fazladır. Oradaki zincirler ve demir halkalar pek büyüktür. Kamçıları çok büyüktür. Oranın bekçileri çok sert ve haşindir. Kalplerinde cehennemliklere karşı hiçbir merhamet bulunmayacaktır.

Bütün bunlardan sonra bir Cebbar olan Allah’ın gazabı vardır. O, kendisine dua edip imdat isteyecekleri vakit onlara şöyle diyecektir: “Yıkılın içerisine! Bana da bir daha bir şey söylemeyin” (el-Müminûn, 23/108)

“(Dünyaya dönüp Rablerini) razı etmek isteyecek olurlarsa” yani üzerlerinden bu azarın kaldırılmasını ve yeniden amelde bulunmak üzere dünyaya döndürülmeyi isteyecek olurlarsa “bu istekleri kabul edilmeyecektir.”

Çünkü artık böyle bir şeyin vakti geçmiştir. Onlar, dünyada iken öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği kadar bir ömür yaşatıldılar. Hem onlara uyarıcı peygamberler de gelmişti. Artık ileri sürecekleri bir bahaneleri de kalmamıştır. Üstelik onların böyle bir istekte bulunmaları da yalandır.

Çünkü “Eğer geri döndürülürlerse yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler. Çünkü onlar, şüphesiz yalancıdırlar.” (el-En’am, 6/28)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kulaklarının, gözlerinin ve derilerinin aleylerinde şahitlik ettikleri bu kimseler eğer sabredebilirlerse, artık cehennem onların kalacakları yerdir. Azabın kaldırılması ve Yüce Allah'ın rızasını talep ederlerse, onlar Allah'ın rızasına nail olamayacaklar ve cennete kesinlikle giremeyeceklerdir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِن fein şimdi eğer
  2. يَصْبِرُوا۟ yesbiru dayanabilirlerse kök: صبر
  3. فَٱلنَّارُ fennaru ateştir kök: نور
  4. مَثْوًۭى mesven yeri kök: ثوي
  5. لَّهُمْ ۖ lehum onların
  6. وَإِن ve in ve eğer
  7. يَسْتَعْتِبُوا۟ yestea'tibu affedilmek isterlerse kök: عتب
  8. فَمَا fema değildir
  9. هُم hum onlar
  10. مِّنَ mine den
  11. ٱلْمُعْتَبِينَ l-mua'tebine affedilenler- kök: عتب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عتب (5 geçiş)

    Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak…

  • Aynı kök: عتب (5 geçiş)

    O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

  • Aynı kök: عتب (5 geçiş)

    "Bunun sebebi, Allah'ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır." Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah'ın rızasını…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye…

  • Aynı kök: ثوي (14 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da…

  • Aynı kök: ثوي (14 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan…

  • Aynı kök: ثوي (14 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkar edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dayanabilirlerse onların yeri ateştir. (Mahşerde Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse istekleri asla kabul edilmeyecektir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu mesaj Nahl 16:84, Rûm 30:57 ve Câsiye 45:35 ile birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Eğer dayanabilirlerse, bu durumda ateş onlar için bir çeşit mesken olacaktır; geri dönüp af için başvurmak isteyecekler, asla başvuruları kabul edilmeyecektir.

Muhammed Esed

(Başlarına gelene) sabırla katlansalar (bile,) onların mekanı, yine ateş olacak ve kendilerini düzeltmelerine izin verilmesi için yalvarsalar da buna izin verilmeyecek;

Ahmed Hulusi

Sabırla katlansalar bile (bir gün geçer diye), Nar onların yaşam ortamıdır! Eğer (mazeret ile Rablerini) razı etmek isteseler, onlar mazeretleri kabul edilip razı olunanlardan olmazlar!

Ali Bulaç

Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.

Ali Özek ve heyeti

Şimdi eğer dayanabilirlerse, onların yeri ateştir. Ve eğer (tekrar dünyaya dönüp Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.

Ali Rıza Safa

Şimdi, dayanabilirlerse, kalacakları yer ateştir. Hoşnutluk kazanmak isterlerse, artık hoşnutluk kazanamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Eğer dayanabilirlerse yerleri ateştir. Eğer Allah'ı hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.

Edip Yüksel

Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık sabredebilirlerse ateş kendilerine bir ikametgahtır. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse, hoşnut edileceklerden değildirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık sabredebilirlerse ateş kendilerine bir ikametgahtır, yok eğer hoşnudluğa dönmek isterlerse hoşnud edileceklerden değildirler

Erhan Aktaş

Artık dayanabilirlerse, dipnot 1 onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İster dayanabilsinler ister dayanamasınlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişman olduklarını ve kendilerine bir şans daha verilmesini istemek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık dayanabilirlerse dipnot 1 , onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İster dayanabilsinler ister dayanamasınlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişman olduklarını ve kendilerine bir şans daha verilmesini istemek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık dayanabilirlerse dipnot 1 , onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip dipnot 2 af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İster dayanabilsinler, ister dayanamasınlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Pişman olduklarını ve kendilerine bir şans daha verilmesini istemek.

Gültekin Onan

Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.

Hasan Basri Çantay

Şimdi eğer (azaba) dayanabilirlerse işte onların yurdu: Ateş! (Yok), eğer (hoşnud oldukları dünyaye) tekrar dönmek isterlerse bu suretle de onlar hoşnud edilecek değildirler.

İbni Kesir

Şimdi eğer sabredebilirlerse; işte onların durağı ateştir. Eğer dönmek isterlerse; artık onlar hoşnud edilecek değildirler.

Mehmet Alagaş

(19-25) O gün Allah’ın düşmanları ateşte bir araya getirilmek üzere sevk olunurlar, ona (ateşe) getirildiklerinde kulakları gözleri ve ciltleri yaptıklarından dolayı aleyhlerine tanıklık ede rler, c iltlerine diyecekler ki niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler ki her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu, ilk keresinde sizi yaratan O dur, gerisin geri O’na dönülür / rücu edilir. İşitmelerinizi görmelerinizi ciltlerinizi aleyhinize şahitlik eder diye korumuyordunuz , bilakis Allah’ın yaptıklarınızın çoğunu / ek serisini bilmediğini sanıyordunuz. Rabbiniz hakkında sandığınız bu düşünceler sizi daha kötüsüne sürükledi ve yıkılmış halde sabahladınız. Eğer sabredebilirseniz ateş sizin yerinizdir. (Ateşe sabredilir mi?) eğer hoş görülmelerini talep etseler bile hoş görülmezler. Onların etrafında yakın arkadaşlar nasip etmiştik onlara ellerindekileri ve artlarındakileri süslü / cafcaflı göstermişlerdi ve aleyhlerine olacak olan, kendilerinden önce gelip geçen insan ve cin toplumlara / ümmetlere olan söz, gerçekleşti, onlar kesinlikle hasara uğradılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık Cehennem onların yeridir. Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.

Süleyman Ateş

Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri. Ve eğer özür dileyip Rablerini razı etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir (çünkü özür dileme vakti geçmiştir artık).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ateş onların durağı olacaktır, eğer dayanabilirlerse! Kurtulmak isteselerse de istekleri dikkate alınmaz.

Şaban Britch

Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların kalacak yeridir. Eğer (mazeret sunup, tekrardan dünyaya gönderilip, azabın kaldırılmasına izin isterlerse) bu onlardan kabul olunmayacak/(Rablerini) râzı edenlerden olamayacaklar.

Şaban Piriş

Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların maskesidir. Eğer kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi eğer dayanabilirlerse, barınakları ateştir. Yok eğer özür dileyip hoşnutluk sağlamak istiyorlarsa, özürleri kabul edilmeyecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And now if they prefer O Muhammad to sit like patience on a monument smiling at grief, nonetheless, they are destined to the abode in Hell. If they invoke Allah's forgiveness, never will heaven respond favourably to their invocation.

Abdul Haleem

The Fire will still be their home, even if they resign themselves to patience, and if they pray to be allowed to make amends, they will not be given permission to do so.

Abdullah Yusuf Ali

If, then, they have patience, the Fire will be a home for them! and if they beg to be received into favour, into favour will they not (then) be received.

Abul A'la Maududi

In this state, whether they bear with patience (or not), Fire alone shall be their abode. And if they seek to make amends, they will not be allowed to do so. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It can also mean this: If they would want to return to the world, they would not be able to return, and this: If they would want to come out from Hell, they would not be able to come out of it, and this: If they would want to offer an excuse or repentance, it would not be accepted.

Aisha Bewley

If they are steadfast, the Fire will still be their residence! If they ask for favour, no favour will be given.

Al-Hilali & Khan

Then, if they bear the torment patiently, then the Fire is the home for them, and if they seek to please Allâh, yet they are not of those who will ever be allowed to please Allâh.

Ali Quli Qarai

Should they be patient, the Fire is their abode; and should they seek to propitiate, they will not be redeemed.

Amatul Rahman Omar

Now, if (in this state of theirs) they show patience (even then) the Fire is their resort. And if they ask to be allowed to approach the threshold (of God's Throne) they will not be of those who are allowed to approach the threshold (to seek His forgiveness and mercy).

Arthur John Arberry

Then if they persist, the Fire shall be a lodging for them; and if they ask amends yet no amends shall be made to them.

Bijan Moeinian

If the disbelievers insist upon their attitude and way of life, they will end up in Hell no matter what excuse they come up with.

E. Henry Palmer

And if they are patient, still the fire is a resort for them; and if they ask for favour again, they shall not be taken into favour.

Edip-Layth

If they wait, then the fire will be their destiny, and if they beg to be excused, they will not be excused.

George Sale

Whether they bear their torment, hell fire shall be their abode; or whether they beg for favour, they shall not obtain favour.

Hamid S. Aziz

Then though they are resigned, still the fire is their abode, and if they ask for favour, yet are they not of those unto whom favour can be shown.

Mahmoud Ghali

So in case they (endure) patiently, then the Fire will be a lodging for them, and in case they ask amends, yet in no way will they be (allowed) to make amends.

Marmaduke Pickthall

And though they are resigned, yet the Fire is still their home; and if they ask for favour, yet they are not of those unto whom favour can be shown.

Mohamed Ahmed - Samira

Even if they are patient, their abode is Hell; and if they beg for favour, none will favour them.

Muhammad Asad

And then, [even] if they endure [their lot] in patience, the fire will still be their abode; and if they pray to be allowed to make amends, they will not be allowed to do so:

Mustafa Khattab

Even if they endure patiently, the Fire will ˹always˺ be their home. And if they ˹beg to˺ appease ˹their Lord˺, they will never be allowed to.

Progressive Muslims

If they wait, then the Fire will be their destiny, and if they beg to be excused, they will not be excused.

Rashad Khalifa

If they continue the way they are, Hell will be their destiny, and if they make up excuses, they will not be excused.

Sahih International

So [even] if they are patient, the Fire is a residence for them; and if they ask to appease [ Allah ], they will not be of those who are allowed to appease.

Sam Gerrans

And if they be patient, the Fire is a home for them; and if they seek to make amends, they will not be of those who might make amends.

Shabbir Ahmed

And even if they bear with patience, the Fire will be their home. And if they ask to be allowed to make amends, their request will not be granted. (16:84).

Syed Vickar Ahamed

Then, let them have patience, then (later) the Fire will be a Home for them! And if they beg to be received to please (Allah); They will not be among those who will ever please (Him).

Taqi Usmani

Now, if they endure patiently, even then the Fire is their abode, and if they seek forgiveness, they are not among those (who could be) forgiven.

The Monotheist Group

If they wait, then the Fire will be their destiny, and if they beg to be excused, they will not be excused.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩