Fussilet suresi

Fussilet suresi, 8. ayet

Fussilet suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fussilet 5–11 · surenin 8. ayeti / 54

Konu Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar Fussilet 1–8 3

  1. Fussilet 5

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

  2. Fussilet 6

    De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"

  3. Fussilet 7

    Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.

  4. 8

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.

  5. Fussilet 9

    De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."

  6. Fussilet 10

    O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

  7. Fussilet 11

    Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. Yüce Allah, kâfirleri söz konusu ettikten sonra mü’minleri, onların niteliklerini ve mükâfatlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

Bu Kitab’a ve bu Kitab’ın içerdiği inanılması gereken şeylere “iman edip salih ameller işleyenlere” imanlarının samimiyetini ihlâs ve peygambere tâbi olma vasıflarına sahip olan salih amellerle ortaya koyanlara “gelince onlar için kesintisiz” ve büyük “bir mükafat vardır.” Bu mükafat bitip tükenmez. Ardı arkası kesilmez. Devam edip gider, her an artıp durur, bütün lezzet ve arzuları ihtiva eder.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman eden ve salih ameller işleyenler ise bundan müstesnadır. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır. O da cennettir.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu iman eden(ler) kök: امن
  4. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlar kök: عمل
  5. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  6. لَهُمْ lehum onlar için vardır
  7. أَجْرٌ ecrun bir mükafat kök: اجر
  8. غَيْرُ gayru olmaksızın kök: غير
  9. مَمْنُونٍۢ memnunin kesinti kök: منن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır.

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ama iman eden, imanına uygun davrananlara gelince: onları kesintisiz bir ödül beklemektedir.

Muhammed Esed

(Ama,) imana erip doğru ve yararlı işler yapanlar kesintisiz bir mükafat kazanacaklardır!

Ahmed Hulusi

İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için arkası kesilmeyen bir bedel vardır.

Ali Bulaç

Şüphesiz, iman edip salih amellerde bulunanlar; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

Ali Özek ve heyeti

Şüphesiz iman edip sâlih ameller işleyenler için tükenmeyen bir mükâfat vardır.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için sürekli bir ödül vardır.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz iman edip yararlı iş yapanlar için tükenmeyen bir ödül vardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için sürekli bir ödül vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanıp erdemli davrananlar için sürekli bir ödül vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz, iman edip iyi iyi işler yapanlar için minnetsiz bir mükafat vardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz iyman edip iyi iyi işler yapanlar onlar için minnetsiz bir ecir var

Erhan Aktaş

İman eden ve salihatı yapanlar için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanlar için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnanan ve salihatı dipnot 1 yapanlar, onlar için kesintisiz ödül vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

Gültekin Onan

Şüphesiz, inanıp salih amellerde bulunanlar, onlar için kesintisiz bir ecir vardır.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar (yok mu?) Onlar için başa kakılmayan (yahud: tükenmeyen) mükafat vardır.

İbni Kesir

Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenlere; işte onlara, kesintisiz bir mükafat vardır.

Mehmet Alagaş

(1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır.

Süleyman Ateş

İnanıp iyi işler yapanlara gelince; onlar için kesintisiz bir mükafat vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar da tükenmek bilmeyen bir ödül alacaklardır.

Şaban Britch

İman edenler ve salih ameller yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükâfat vardır.

Şaban Piriş

İman edenler ve doğruları yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükafat vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için minnet altına sokmayan bir ödül vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those who believed, with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and with deeds of wisdom and piety, shall rejoice at the unceasing blissful reward.

Abdul Haleem

Those who believe and do good deeds will have a reward that never fails.’

Abdullah Yusuf Ali

For those who believe and work deeds of righteousness is a reward that will never fail.

Abul A'la Maududi

As to those who have faith and do good works, surely theirs shall be a never-ending reward. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words ajrun ghaira mamnun in the original have two other meanings also:

Aisha Bewley

Those who have iman and do right actions will have a wage which never fails.

Al-Hilali & Khan

Truly, those who believe (in the Oneness of Allâh, and in His Messenger Muhammad صلى الله عليه وسلم - Islâmic Monotheism) and do righteous good deeds, for them will be an endless reward that will never stop (i.e. Paradise).

Ali Quli Qarai

As for those who have faith and do righteous deeds, there will be an everlasting reward for them.

Amatul Rahman Omar

(On the contrary) those who believe and do deeds of righteousness, there awaits them a reward never to be cut off.

Arthur John Arberry

Surely those who believe, and do righteous deeds shall have a wage unfailing. '

Bijan Moeinian

As for those who have believed and have done good deed, an everlasting reward is waiting for them.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe and do right, for them is a hire that is not grudged.

Edip-Layth

Surely, those who acknowledge and promote reforms, they will receive recompense without limit.

George Sale

But as to those who believe, and work righteousness; they shall receive an everlasting reward.

Hamid S. Aziz

Those who believe and do good, they shall surely have a reward unfailing.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who have believed and done deeds of righteousness will have a reward bountifully unfailing. "

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those who believe and do good works, for them is a reward enduring.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who believe and do the right, will have a continuing reward.

Muhammad Asad

[But, ] verily, they who have attained to faith and do good works shall have a reward unending!

Mustafa Khattab

˹But˺ those who believe and do good will certainly have a never-ending reward.

Progressive Muslims

Surely, those who believe and do good works, they will receive recompense without limit.

Rashad Khalifa

As for those who believe and lead a righteous life, they receive a well deserved recompense.

Sahih International

Indeed, those who believe and do righteous deeds - for them is a reward uninterrupted.

Sam Gerrans

Those who heed warning and do righteous deeds: they have a reward unending.

Shabbir Ahmed

But, verily, those who accept the Divine Revelation and contribute toward enhancement of the society, shall have a reward unending.

Syed Vickar Ahamed

Truly, those who believe and do righteous good deeds, for them is an eternal reward that will never fail.

Taqi Usmani

As for those who believe and do righteous deeds, for them there is a reward that will never be interrupted.

The Monotheist Group

Surely, those who believe and do good works, they will receive recompense that will not end.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fussilet suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩