Diyanet İşleri
Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.
Fussilet suresi
Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ
elleẕîne lâ yü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.
Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar Fussilet 1–8 3
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.
Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."
De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"
Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Onlar ahireti de inkar ederler.
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükafat vardır.
De ki: "Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor ve O'na ortaklar koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–7. ayetler için yazılmıştır.
6. Ey Peygamber! “de ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım. Ancak bana sizin ilâhınız ancak bir tek ilâh olduğu vahyediliyor.” Yani benim vasfım ve görevim işte budur. Ben sizin gibi bir insanım, benim elimde hiçbir yetki yoktur ve sizin acele gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Allah’ın beni size üstün kıldığı, ayrıcalık verdiği ve bana özellikle ihsan ettiği şey ise bana verdiği bu vahiydir. Bana ona uymamı ve sizi de ona davet etmemi emretmiştir.
“O halde O’na ulaştıran dosdoğru yola girin.” Benim verdiğim haberleri tasdik etmek, emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak sureti ile Yüce Allah’a ulaştıran yolu izleyin. İşte istikametin (dosdoğru yol üzere olmanın) gerçek manası budur. Sonra da bunun üzerinde ısrarla devam edin.
Yüce Allah’ın: “O’na” buyruğunda, ihlâsa dikkat çekilmektedir. Yani amelde bulunan kimse, amelini yaparken maksadı ve gayesi, Yüce Allah'ın rızası, O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaşmak olmalıdır. Böylelikle onun ameli ihlaslı, geçerli ve faydalı olur. Bu olmadığı takdirde ise onun ameli batıldır, boşunadır.
Kul, her ne kadar dosdoğru yolda ilerlemeye gayret gösterse bile bazı hallerde verilen bir emri kusurlu işlemek yahut bir yasağı işlemek gibi bu yolda tökezlemesi kaçınılmaz olduğundan dolayı Yüce Allah, bunun da ilacını kullara göstermekte ve tevbeyi de kapsayan istiğfarı emrederek şöyle buyurmaktadır: “Ve O’ndan mağfiret dileyin.”
Daha sonra da istikameti terk edenleri tehdit ederek de şöyle buyurmaktadır: Herhangi bir fayda sağlayamayan, zarar veremeyen, öldüremeyen, hayat veremeyen, öldükten sonra da diriltemeyen Allah’tan başka varlıklara ibadet eden “müşriklerin vay haline!”
7. “Onlar zekât vermezler/arınmazlar...” Bunlar kendilerini günah kirlerine gömerler, Rablerini tevhid etmek ve O’na ihlâs ile yönelmek sureti ile temizlenip arınmazlar. Namaz kılmazlar, zekât da vermezler. Onlar tevhid ve namaz sayesinde Yaratıcıya ihlâsla yönelmedikleri gibi zekât ve benzeri amellerle de Allah’ın yarattıklarına faydalı olmazlar.
“üstelik âhireti de kesinlikle inkâr ederler.” Öldükten sonra dirilişe de cennete ve cehenneme de iman etmezler. Bundan dolayı kalplerinden korku gitti mi hemen âhirette kendilerine zararlı olacak şeyleri işlemeye kalkışırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar mallarının zekâtlarını vermeyen, ahireti - içinde olan devamlı nimetleri ve elem dolu azabı- küfredip, inkâr eden kimselerdir.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de işte onlardır.
Onlar ki, arınmak için ödenmesi gereken bedeli gönüllü olarak ödemezler; işte onlar, evet onlardır ahireti inkar edenler.
(vay haline) karşılıksız harcamadan kaçınanların!; işte böyleleridir ahireti inkar edenler!
Onlar (o şirk koşanlar) ki Allah için karşılıksız bağışlamazlar; onlar sonsuz gelecek yaşamlarını da inkar ederler.
Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahireti inkar edenlerdir.
Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.
Onlar, zekatı vermezler. Sonsuz yaşamı da inkar ederler.
Onlar zekatı vermezler ve ahireti de inkar ederler.
"Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler."
'Ki zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.'
ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkar ediyorlar.
Ki zekatı vermezler ve Ahırete onlar kafirdirler
Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahiret'i inkar ederler.
Onlar dipnot 1 zekat dipnot 2 yapmazlar. Ahireti inkar ederler.
Onlar zekat dipnot 1 vermezler. Ahireti inkar ederler.
Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahirete küfredenlerdir.
Ki onlar zekat vermezler. Onlar ahireti (inkar ile) kafir olanların ta kendileridir.
Onlar ki; zekat vermezler. Ve onlar; ahireti inkar edenlerdir.
(1-12) Hâ, Mim. Bilmeyen kavim için anlaşılır dilde (Arabi) okunan, ayrıntılı anlatılan / tafsilatlı anlatılan bu kitap acıyan ve esirgeyenden indirilmedir. Müjdecidir uyarıcıdır, Ona/ kitaba çokları / ekserisi sırtını döndü yüz çevirdi, onlar işitmezler. (Sırtlarını döndükleri için işitmezler, işitmedikleri için sırtlarını dönüyor değiller) Dediler ki kalbimizde bizi çağırdığınıza karşı siper var, kulaklarımızda da ağırlıklar var, seninle bizim aramızda örtüden perde var , yapın edin, kesinlikle biz de yapıyoruz / amel işliyoruz. De ki ben de siz gibi bir beşerim / derili insanım , bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyoluyor, istikametinizi ona çevirin ve ondan bağışlanma / mağfiret dileyin, ortak koşanların vay haline. Öyle ki zekâtı vermezler, ahireti de yok sayarlar. M uhakkak ki iman edenlere ve ıslah edici ameller işleyenlere, onlara bitmek tükenmek bilmeyen (gayri memnun) bir karşılık / ücret vardır , a rzı iki günde yaratanı yok mu sayıyorsunuz? O ’na denkler mi yapıyorsunuz, bu alemlerin Rabbidir. Onda (arzda) üzerinde sabiteler yaptı içerisinde de bereket var etti, onda (arzda)dört gün içinde sual edenin ihtiyacını giderecek gıdalar /qut / eqvaat ayarladı. Sonrada buhar / duman halindeki semaya yerleşti / kapladı /kapsama alanına aldı, Ona (duman semaya) ve arza, istemeyerek yahut istekli gelin dedi, her ikisi de istekli geldik dediler. İki günde de bu ikisi üzerinde yedi gök yaptık , her semaya da görevini / işini vahyettik. (İki gün de arzı yarattı dört günün sonunda gıdaları ile birlikte arz hazır hale geldi iki günde de yedi semayı yarattı toplam altı gün harcadı) Dünyanın semasını kandillerle süsledi ve korudu, bu saygıdeğer ve bilenin ayarlamasıdır / takdiridir.
Onlar ki hem zekâtı vermezler, hem de onlar Âhireti inkâr edenlerin ta kendileridir.
Onlar ki zekat vermezler ve onlar ahireti de inkar ederler.
Onlar zekatı vermeyen dipnot 1 ve ahireti görmezden gelenlerdir dipnot 2 ."
Onlar zekat vermez, öbür dünyayı görmezlikten gelirler.
Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.
Ahireti inkar ederek zekat vermeyenlerin...
Onlar zekatı vermezler. Ölüm sonrası hayatı inkar edenler de onlardır.
who deny the needy their dutiful alms and refuse to acknowledge the truth of the Hereafter.
who do not pay the prescribed alms and refuse to believe in the world to come!
Those who practise not regular Charity, and who even deny the Hereafter.
who do not pay Zakah, dipnot 1 and who deny the Hereafter.
those who do not pay zakat and reject the Next World.
Those who give not the Zakât and they are disbelievers in the Hereafter.
—those who do not pay the zakāt and disbelieve in the Hereafter.
Those who do not present the Zakât (- purifying dues) and who are disbelievers in the Hereafter also.
who pay not the alms, and disbelieve in the world to come.
The latter are those who do not pay their charity dues and deny the Hereafter.
who give not alms, and in the hereafter disbelieve!'
"The ones who do not contribute towards betterment, and with regards to the Hereafter, they are those who acknowledge."
who give not the appointed alms, and believe not in the life to come!
Those who give not regular charity and who deny the Hereafter.
Who do not bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they are the ones (who are) disbelievers in the Hereafter.
Who give not the poor-due, and who are disbelievers in the Hereafter.
Who do not give a due share of their wealth for the welfare of others, and do not believe in the Hereafter.
[and] those who do not spend in charity: for it is they, they who [thus] deny the truth of the life to come!
those who do not pay alms-tax and are in denial of the Hereafter.
"The ones who do not contribute towards betterment, and with regards to the Hereafter, they are disbelievers. "
"Who do not give the obligatory charity (Zakat), and with regard to the Hereafter, they are disbelievers."
Those who do not give zakah, and in the Hereafter they are disbelievers.
Those who render not the purity, and of the Hereafter they are deniers!
Those who (because of submitting to man-made systems) fail to set up the Just Economic Order of Zakat and thus practically deny (the accountability in) the life to come. (And the long-term prosperity and viability of their societies).
(And to) those who do not give regular charity, and (to those) who even deny the Hereafter.
who do not pay Zakāh ; and of the life of the Hereafter, they are deniers."
"The ones who do not contribute towards purification, and with regards to the Hereafter, they are disbelievers."