57. sure

Hadîd Suresi الحديد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6 karşılaştır — Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar
  2. İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11 karşılaştır — İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç
  3. Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15 karşılaştır — Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli
  4. Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19 karşılaştır — Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler
  5. Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24 karşılaştır — Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik
  6. Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29 karşılaştır — Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6

  1. Hadîd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 501

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 501
      "Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ı yüceltir!" bildirimi, 59:1, 59:24, 61:1, 62:1 ve 64:1 ayetlerinde tekrarlanır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 1. ayet

  2. Hadîd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 2. ayet. لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, O'na özgüdür. Yaşam verir ve öldürür. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 2. ayet

  3. Hadîd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 3. ayet. هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Ali Rıza Safa

    O, Başlangıcı Olmayandır; Sonsuz Olandır. Her Şeyde Görünendir; Gözlerden Gizlenendir. Çünkü O, her şeyi Bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 3. ayet

  4. Hadîd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve me`aküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Ali Rıza Safa

    O, gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır. Sonra, egemen bir erk oluşturmuştur. Yerin içine gireni ve ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, nerede olursanız olun sizinle birliktedir. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 4. ayet

  5. Hadîd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 5. ayet. لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, O'na özgüdür. Zaten tüm işler, Allah'a döndürülür.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 5. ayet

  6. Hadîd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 6. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Ali Rıza Safa

    Geceyi, gündüzün içine sokar; gündüzü de gecenin içine sokar. Ve O, içlerinden geçenleri Bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 6. ayet

İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11

  1. Hadîd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 7. ayet. ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

    âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve O'nun elçisine inanın. Sizi yönetici yaptığı şeylerden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. İnanan ve yardımlaşmak amacıyla paylaşanlara büyük bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 7. ayet

  2. Hadîd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 8. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    vemâ leküm lâ tü'minûne billâh. verrasûlü yed`ûküm litü'minû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm mü'minîn.

    Ali Rıza Safa

    Size ne oluyor ki, elçi, Efendinize inanmaya çağırmasına karşın, Allah'a inanmıyorsunuz? Üstelik sizden kesin söz almıştı; eğer inanıyorsanız?

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 8. ayet

  3. Hadîd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 9. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    hüve-lleẕî yünezzilü `alâ `abdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.

    Ali Rıza Safa

    O, sizi, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, kuluna, açık kanıtlı ayetler indirmiştir. Kuşkusuz, Allah, size karşı, doğal olarak, Sevecendir; Merhametlidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 9. ayet

  4. Hadîd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 10. ayet. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike a`żamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim ba`dü veḳâtelû. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Ali Rıza Safa

    Size ne oluyor ki, Allah'ın yolunda yardımlaşmak amacıyla paylaşmıyorsunuz? Göklerin ve yeryüzünün varlıkları, Allah'ın malıdır. Aranızdan, utkudan önce yardımlaşmak amacıyla paylaşanlar ve savaşanlar denk değildir. İşte onların konumları, sonradan yardımlaşmak amacıyla paylaşanlardan ve savaşanlardan daha üstündür. Yine de Allah, en güzel olanı tümüne söz vermiştir. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 10. ayet

  5. Hadîd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 11. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû velehû ecrun kerîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a kim güzel bir borç verirse, katlanarak ona geri verilir. Zaten onun için büyük bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 11. ayet

Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15

  1. Hadîd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 12. ayet. يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme tera-lmü'minîne velmü'minâti yes`â nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Ali Rıza Safa

    O gün, inanan erkekleri ve inanan kadınları, önlerinde ve sağ yanlarında aydınlıklarıyla koşarken görürsünüz. "Bugün, sevinçli haberiniz, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacağınız cennetlerdir. En büyük başarı, işte budur!"

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 12. ayet

  2. Hadîd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 13. ayet. يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    yevme yeḳûlü-lmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü lilleẕîne âmenü-nżurûnâ naḳtebis min nûriküm ḳîle-rci`û verâeküm feltemisû nûrâ. feḍuribe beynehüm bisûril lehû bâb. bâṭinühû fîhi-rraḥmetü veżâhiruhû min ḳibelihi-l`aẕâb.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ikiyüzlü erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, inananlara, şöyle derler: "Bizi bekleyin; sizin ışığınızdan bir parça alalım!" Onlara, şöyle denilecek: "Arkanıza dönün; bir aydınlık arayın!" Artık, aralarına kapısı olan bir duvar çekilmiştir. Onun iç tarafında rahmet ve dış tarafında ondan önce ceza vardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 13. ayet

  3. Hadîd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yünâdûnehüm elem neküm me`aküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-l'emâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.

    Ali Rıza Safa

    Onlara seslenirler: "Sizinle birlikte değil miydik?" Yanıt verirler: "Evet, öyle! Fakat siz, kendinizi ayarttınız; beklediniz ve kuşkulara düştünüz. Allah'ın buyruğu gelinceye değin, kuruntunuz sizi aldattı. Ve aldatıcı, sizi, Allah ile aldattı!"

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 14. ayet

  4. Hadîd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 15. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    felyevme lâ yü'ḫaẕü minküm fidyetüv velâ mine-lleẕîne keferû. me'vâkümü-nnâr. hiye mevlâküm. vebi'se-lmeṣîr.

    Ali Rıza Safa

    "Artık bugün, ne sizden ne de nankörlük edenlerden hiçbir kurtulmalık kabul edilmez. Kalacağınız yer ateştir; edindiğiniz odur. Ne kötü bir varış yeridir!"

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 15. ayet

Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19

  1. Hadîd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 16. ayet. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    elem ye'ni lilleẕîne âmenû en taḫşe`a ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle `aleyhimü-l'emedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın Öğretisine ve indirilen gerçeğe, inanca çağırılanların yüreklerinin saygı duymasının zamanı gelmedi mi? Daha önce kitap verilen ve üzerinden zaman geçince yürekleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu zaten yoldan çıkmıştır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 16. ayet

  2. Hadîd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 17. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    i`lemû enne-llâhe yuḥyi-l'arḍa ba`de mevtihâ. ḳad beyyennâ lekümü-l'âyâti le`alleküm ta`ḳilûn.

    Ali Rıza Safa

    İyi bilin ki, Allah, yeryüzünü, ölümünden sonra canlandırır. Ayetleri size açıkladık; belki aklınızı kullanırsınız diye.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 17. ayet

  3. Hadîd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    inne-lmüṣṣaddiḳîne velmüṣṣaddiḳâti veaḳraḍu-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`afü lehüm velehüm ecrun kerîm.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, karşılıksız yardımda bulunan erkeklere, karşılıksız yardımda bulunan kadınlara ve Allah'a güzel bir borç verenlere katlanarak geri verilir. Zaten onlar için, büyük bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 18. ayet

  4. Hadîd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü `inde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve O'nun elçisine inananlar; işte onlar, dosdoğru olanlar ve tanık olanlardır. Onların ödülleri ve aydınlıkları, Efendilerinin katındadır. Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 19. ayet

Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24

  1. Hadîd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 20. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    i`lemû enneme-lḥayâtü-ddünyâ le`ibüv velehvüv vezînetüv vetefâḫurum beyneküm vetekâŝürun fi-l'emvâli vel'evlâd. kemeŝeli gayŝin a`cebe-lküffâra nebâtühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yekûnü ḥuṭâmâ. vefi-l'âḫirati `aẕâbün şedîdüv vemagfiratüm mine-llâhi veriḍvân. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâ`u-lgurûr.

    Ali Rıza Safa

    İyi bilin ki, dünya yaşamı, ancak bir oyun, bir eğlence, bir çekicilik, aranızda bir övünme, mal ve çocuk edinme tutkusudur. Yağmur örneği gibi; onun yeşerttiği bitki, nankörlük edenlere sevinç verir. Sonra kurur, onu sararmış görürsün; sonunda çöp olur. Sonsuz yaşamda ise hem yaman bir ceza hem de Allah tarafından bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Zaten dünya yaşamı, aldatıcı bir geçimliktir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 20. ayet

  2. Hadîd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhâ ke`arḍi-ssemâi vel'arḍi ü`iddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve O'nun elçisine inananlar için hazırlanmış, gök ve yeryüzüne denk genişliği olan cennete doğru yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfundandır; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 21. ayet

  3. Hadîd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 22. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin fi-l'arḍi velâ fî enfüsiküm illâ fî kitâbim min ḳabli en nebraehâ. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde oluşan hiçbir yıkım yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir Kitap'ta kayıtlı olmasın. Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 22. ayet

  4. Hadîd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    likeylâ te'sev `alâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.

    Ali Rıza Safa

    Elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verdiğiyle şımarmamanız için böyledir. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 23. ayet

  5. Hadîd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 24. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫl. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, cimrilik yaparlar ve insanlara cimrilik yapmayı öğütlerler. Kim yüz çevirirse, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 24. ayet

Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29

  1. Hadîd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 25. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    leḳad erselnâ rusülenâ bilbeyyinâti veenzelnâ me`ahümü-lkitâbe velmîzâne liyeḳûme-nnâsü bilḳisṭ. veenzelne-lḥadîde fîhi be'sün şedîdüv vemenâfi`u linnâsi veliya`leme-llâhü mey yenṣuruhû verusülehû bilgayb. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, elçilerimizi, açık kanıtlarla gönderdik. İnsanların adaletli davranmaları için, onlarla birlikte, Kitap'ı ve ölçüyü indirdik. Ve içinde zorlu bir katılık ve insanlar için yararlar bulunan Demiri indirdik. Allah, görmemelerine karşın, O'na ve O'nun elçilerine yardım edenleri belirlesin diye. Kuşkusuz, Allah, Kudretlidir; Üstündür. dipnot 502

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 502
      İşte, bir bilgi ayeti: "Demiri indirdik." bildirimiyle, Kur'an'daki mucize bilgilerden birisi daha karşımıza çıkıyor. Gökbilimsel bulgular, demir madeninin gezegenlerden dünyaya indiğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü demir madeni, ancak birkaç yüz milyon derece sıcaklıkta oluşabilmektedir. Güneşin merkezindeki sıcaklığın on beş milyon derece olduğu bilindiğine göre, demirin oluşabilmesi için güneşin merkezindeki sıcaklığın bile yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. 34:10 ayetinde de Davut peygamber için demirin yumuşatıldığı bildirilmiştir. Demir madenini işledikleri Kur'an'da bildirilen, Davut-Süleyman peygamberler ve Zulkarneyn'in, insanlık tarihinde kullanılan ilk maden olduğu bilimsel bir gerçeklik olarak onaylanan bakır madenini de işledikleri, 18:96 ve 34:12 ayetlerinde bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 25. ayet

  2. Hadîd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥav veibrâhime vece`alnâ fî ẕürriyyetihime-nnübüvvete velkitâbe feminhüm mühted. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, Nuh'u ve İbrahim'i de gönderdik. Onların soyundan gelenlere de peygamberlik ve Kitap verdik. Bir bölümü doğru yoldaydı; ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 26. ayet

  3. Hadîd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    ŝümme ḳaffeynâ `alâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ bi`îse-bni meryeme veâteynâhü-l'incîle vece`alnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebe`ûhü ra'fetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btede`ûhâ mâ ketebnâhâ `aleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ ra`avhâ ḥaḳḳa ri`âyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onların ardından, art arda elçilerimizi gönderdik. İncil'i verdiğimiz Meryem Oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Onu izleyenlerin yüreklerine sevecenlik ve merhamet yerleştirdik. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için uydurdukları Efendilerine adanmış olmayı, onlara Biz yazmadık. Yine de gereği gibi ona uymadılar. Onların inananlarına ödüllerini verdik. Ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 27. ayet

  4. Hadîd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veâminû birasûlihî yü'tiküm kifleyni mir raḥmetihî veyec`al leküm nûran temşûne bihî veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve O'nun elçisine inanın ki, size, rahmetinden iki pay versin. Sizin için, onunla yürüyeceğiniz bir aydınlık versin ve sizi bağışlasın. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 28. ayet

  5. Hadîd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    liellâ ya`leme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne `alâ şey'im min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkı artık bilsin ki, Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 29. ayet