57. sure

Hadîd Suresi الحديد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6 karşılaştır — Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar
  2. İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11 karşılaştır — İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç
  3. Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15 karşılaştır — Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli
  4. Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19 karşılaştır — Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler
  5. Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24 karşılaştır — Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik
  6. Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29 karşılaştır — Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6

  1. Hadîd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 1. ayet

  2. Hadîd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 2. ayet. لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 2. ayet

  3. Hadîd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 3. ayet. هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 3. ayet

  4. Hadîd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve me`aküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 4. ayet

  5. Hadîd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 5. ayet. لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 5. ayet

  6. Hadîd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 6. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar ve O saygıdeğerdir, hâkimdir, semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti O’na aittir, yaşatır ve öldürür , O her şey i güç yetirip ayarlayandır. O ilkten öncedir / evveldir ve sondan sonradır / ahirdir, dışardadır / görünendir, içerdedir / görünmeyendir, O her şeyi bilendir , O semaları ve arzı altı günde yarattı sonra da tahtına kuruldu, Arza ne girerse bilir, ondan / arzdan ne çıkarsa bilir, gökten ne inerse onu bilir, onda / gökte ne yükselirse / miraç ederse onu da bilir, O nerede olursanız orada sizle beraberdir, Allah yaptıklarınızı görür, semaların ve yerin egemenliği O’nundur , emirler de ona geri iletilir. (Emir; üst olanın isteği, Mesele; alt olanın isteği, Talep; eş seviyenin isteği) Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir, O göğüslerde olanı bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 6. ayet

İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11

  1. Hadîd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 7. ayet. ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

    âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.

    Mehmet Alagaş

    (7-9) Allah’a ve O’nun Resulüne iman edin, sizleri devralanlar yaptığı mallardan harcayın, sizden iman etmiş olanlar zaten harcıyorlar, onlara büyük bir ücret / ecir vardır. Size ne oluyor ki Allah’a iman etmiyorsunuz? Ayrıca Resul de Rabbinize iman etmeniz için sizi çağırıyor , eğer İman ed iyorsanız sizden kesin bir söz de almıştı. O, kuluna açık ayetleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indiriyor, muhakkak ki Allah sizin için şefkatlidir esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 7. ayet

  2. Hadîd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 8. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    vemâ leküm lâ tü'minûne billâh. verrasûlü yed`ûküm litü'minû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm mü'minîn.

    Mehmet Alagaş

    (7-9) Allah’a ve O’nun Resulüne iman edin, sizleri devralanlar yaptığı mallardan harcayın, sizden iman etmiş olanlar zaten harcıyorlar, onlara büyük bir ücret / ecir vardır. Size ne oluyor ki Allah’a iman etmiyorsunuz? Ayrıca Resul de Rabbinize iman etmeniz için sizi çağırıyor , eğer İman ed iyorsanız sizden kesin bir söz de almıştı. O, kuluna açık ayetleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indiriyor, muhakkak ki Allah sizin için şefkatlidir esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 8. ayet

  3. Hadîd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 9. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    hüve-lleẕî yünezzilü `alâ `abdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (7-9) Allah’a ve O’nun Resulüne iman edin, sizleri devralanlar yaptığı mallardan harcayın, sizden iman etmiş olanlar zaten harcıyorlar, onlara büyük bir ücret / ecir vardır. Size ne oluyor ki Allah’a iman etmiyorsunuz? Ayrıca Resul de Rabbinize iman etmeniz için sizi çağırıyor , eğer İman ed iyorsanız sizden kesin bir söz de almıştı. O, kuluna açık ayetleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indiriyor, muhakkak ki Allah sizin için şefkatlidir esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 9. ayet

  4. Hadîd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 10. ayet. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike a`żamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim ba`dü veḳâtelû. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (10-11) Size ne oluyor ki Allah yolunda harcamıyorsunuz, semaların ve arzın mirası Allah’ındır. (Hepsi ona kalacak) sizden, fetih ve savaş öncesinde harcama yapanlar, savaştan sonra harcanma yapanlarla aynı seviyede değildirler , onlar, savaştan sonra harcama yapanlardan derece olarak daha büyüktürler , tabi her ikisine de Allah güzellik vaat etmiştir , Allah yaptıklarınızdan haberi olandır, Her kim Allah’a güzel bir borç verir ise onu, onun için / veren için kat kat artırır ve ona ecrini verir / karşılığını ikram eder.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 10. ayet

  5. Hadîd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 11. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû velehû ecrun kerîm.

    Mehmet Alagaş

    (10-11) Size ne oluyor ki Allah yolunda harcamıyorsunuz, semaların ve arzın mirası Allah’ındır. (Hepsi ona kalacak) sizden, fetih ve savaş öncesinde harcama yapanlar, savaştan sonra harcanma yapanlarla aynı seviyede değildirler , onlar, savaştan sonra harcama yapanlardan derece olarak daha büyüktürler , tabi her ikisine de Allah güzellik vaat etmiştir , Allah yaptıklarınızdan haberi olandır, Her kim Allah’a güzel bir borç verir ise onu, onun için / veren için kat kat artırır ve ona ecrini verir / karşılığını ikram eder.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 11. ayet

Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15

  1. Hadîd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 12. ayet. يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme tera-lmü'minîne velmü'minâti yes`â nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 12. ayet

  2. Hadîd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 13. ayet. يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    yevme yeḳûlü-lmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü lilleẕîne âmenü-nżurûnâ naḳtebis min nûriküm ḳîle-rci`û verâeküm feltemisû nûrâ. feḍuribe beynehüm bisûril lehû bâb. bâṭinühû fîhi-rraḥmetü veżâhiruhû min ḳibelihi-l`aẕâb.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 13. ayet

  3. Hadîd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yünâdûnehüm elem neküm me`aküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-l'emâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 14. ayet

  4. Hadîd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 15. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    felyevme lâ yü'ḫaẕü minküm fidyetüv velâ mine-lleẕîne keferû. me'vâkümü-nnâr. hiye mevlâküm. vebi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) İman edenlerin, Allah’ı zikirle ve gerçek olarak indirilenle kalplerinin derin bir saygı / huşu dönemleri hâlâ gelmedi mi? Onlar da önceki kitap verilenlerin durumu gibi olmasınlar , ü zerlerinden vakit geçtikçe onların kalpleri katılaşmıştı , onların çoğu ise yoldan çıkmışlardı. Biliniz! ki Allah , muhakkak ki öldükten sonra arzı diriltir , kesinlikle size ayetleri açıkladık, böylelikle belki akledersiniz / verilerle bağlantı kurabilirsiniz.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 15. ayet

Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19

  1. Hadîd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 16. ayet. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    elem ye'ni lilleẕîne âmenû en taḫşe`a ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle `aleyhimü-l'emedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) İman edenlerin, Allah’ı zikirle ve gerçek olarak indirilenle kalplerinin derin bir saygı / huşu dönemleri hâlâ gelmedi mi? Onlar da önceki kitap verilenlerin durumu gibi olmasınlar , ü zerlerinden vakit geçtikçe onların kalpleri katılaşmıştı , onların çoğu ise yoldan çıkmışlardı. Biliniz! ki Allah , muhakkak ki öldükten sonra arzı diriltir , kesinlikle size ayetleri açıkladık, böylelikle belki akledersiniz / verilerle bağlantı kurabilirsiniz.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 16. ayet

  2. Hadîd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 17. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    i`lemû enne-llâhe yuḥyi-l'arḍa ba`de mevtihâ. ḳad beyyennâ lekümü-l'âyâti le`alleküm ta`ḳilûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-19) Muhakkak ki erkek sadaka verenler ve kadın sadaka verenler, Allah’a güzel bir borç vermiştirler , Allah onları / verdiklerini kat kat artırır, onlar için ikram edilen bir karşılık vardır. Allah’a ve Resulüne iman edenler ve şehitler, işte onlar Rabbinin yanında, doğru / sadık kişilerdir , onların ödülleri vardır, nurları vardır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar cehennem halkıdır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 17. ayet

  3. Hadîd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    inne-lmüṣṣaddiḳîne velmüṣṣaddiḳâti veaḳraḍu-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`afü lehüm velehüm ecrun kerîm.

    Mehmet Alagaş

    (17-19) Muhakkak ki erkek sadaka verenler ve kadın sadaka verenler, Allah’a güzel bir borç vermiştirler , Allah onları / verdiklerini kat kat artırır, onlar için ikram edilen bir karşılık vardır. Allah’a ve Resulüne iman edenler ve şehitler, işte onlar Rabbinin yanında, doğru / sadık kişilerdir , onların ödülleri vardır, nurları vardır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar cehennem halkıdır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 18. ayet

  4. Hadîd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü `inde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (17-19) Muhakkak ki erkek sadaka verenler ve kadın sadaka verenler, Allah’a güzel bir borç vermiştirler , Allah onları / verdiklerini kat kat artırır, onlar için ikram edilen bir karşılık vardır. Allah’a ve Resulüne iman edenler ve şehitler, işte onlar Rabbinin yanında, doğru / sadık kişilerdir , onların ödülleri vardır, nurları vardır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar cehennem halkıdır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 19. ayet

Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24

  1. Hadîd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 20. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    i`lemû enneme-lḥayâtü-ddünyâ le`ibüv velehvüv vezînetüv vetefâḫurum beyneküm vetekâŝürun fi-l'emvâli vel'evlâd. kemeŝeli gayŝin a`cebe-lküffâra nebâtühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yekûnü ḥuṭâmâ. vefi-l'âḫirati `aẕâbün şedîdüv vemagfiratüm mine-llâhi veriḍvân. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâ`u-lgurûr.

    Mehmet Alagaş

    (20-21) Biliniz ki muhakkak ki dünya hayatı oyundur, eğlencedir, süstür, aranızda övünmektir, mallar ve çocuklar çoğaltmaktır. Kafirin / çiftçinin nebatı / ürünü için hoşuna gidecek olan yağmur gibidir , sonrasında o / nebat kurur ve onu sararmış görürsün, sonrasında da un ufak olur. Ahiretteki azap çok şiddetlidir , ahirette Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk ta vardır, dünya hayatı aldatıcı bir tüketim malzemesidir. Rabbinizin bağışlaması ve sağdan sola eni /arazası göğün ve yerin eni kadar olan cennet için yarışın, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmıştır, işte bu Allah’ın hazinesidir / fazlıdır, istediğine onu verir, Allah çok büyük bir hazine sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 20. ayet

  2. Hadîd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhâ ke`arḍi-ssemâi vel'arḍi ü`iddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (20-21) Biliniz ki muhakkak ki dünya hayatı oyundur, eğlencedir, süstür, aranızda övünmektir, mallar ve çocuklar çoğaltmaktır. Kafirin / çiftçinin nebatı / ürünü için hoşuna gidecek olan yağmur gibidir , sonrasında o / nebat kurur ve onu sararmış görürsün, sonrasında da un ufak olur. Ahiretteki azap çok şiddetlidir , ahirette Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk ta vardır, dünya hayatı aldatıcı bir tüketim malzemesidir. Rabbinizin bağışlaması ve sağdan sola eni /arazası göğün ve yerin eni kadar olan cennet için yarışın, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmıştır, işte bu Allah’ın hazinesidir / fazlıdır, istediğine onu verir, Allah çok büyük bir hazine sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 21. ayet

  3. Hadîd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 22. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin fi-l'arḍi velâ fî enfüsiküm illâ fî kitâbim min ḳabli en nebraehâ. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 22. ayet

  4. Hadîd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    likeylâ te'sev `alâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 23. ayet

  5. Hadîd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 24. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫl. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 24. ayet

Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29

  1. Hadîd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 25. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    leḳad erselnâ rusülenâ bilbeyyinâti veenzelnâ me`ahümü-lkitâbe velmîzâne liyeḳûme-nnâsü bilḳisṭ. veenzelne-lḥadîde fîhi be'sün şedîdüv vemenâfi`u linnâsi veliya`leme-llâhü mey yenṣuruhû verusülehû bilgayb. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Mehmet Alagaş

    (25) Kesin olan şu ki, biz Resulleri açıklamalarla gönderdik , onlarla beraber kitap ve teraziyi insanların ölçüyü ayağa kaldırsınlar diye indirdik. Demiri de indirdik, (demir yeryüzüne gökyüzünden indirilmedir) onda şiddetli bir sertlik / keskinlik ve insanlara faydalar vardır ve Allah böylece kimin O’na ve Resulüne yardım edeceğini bilecektir. Muhakkak ki Allah kuvvetlidir, saygıdeğerdir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 25. ayet

  2. Hadîd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥav veibrâhime vece`alnâ fî ẕürriyyetihime-nnübüvvete velkitâbe feminhüm mühted. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 26. ayet

  3. Hadîd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    ŝümme ḳaffeynâ `alâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ bi`îse-bni meryeme veâteynâhü-l'incîle vece`alnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebe`ûhü ra'fetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btede`ûhâ mâ ketebnâhâ `aleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ ra`avhâ ḥaḳḳa ri`âyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 27. ayet

  4. Hadîd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veâminû birasûlihî yü'tiküm kifleyni mir raḥmetihî veyec`al leküm nûran temşûne bihî veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 28. ayet

  5. Hadîd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    liellâ ya`leme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne `alâ şey'im min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 29. ayet