Hadîd suresi · 25–29. ayetler

Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hadîd suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 25. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resullerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz, elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde Kitabı ve ölçüyü indirdik. dipnot 1 Biz demiri de indirdik (kullanımını öğrettik) ki onda, büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır. Bu, Allah'(ın dinin)e ve elçilerine yalnızken yardım edenleri bil(dir)mesi (ortaya çıkarması) içindir. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-kitab] kelimesine "ilahî mesaj", [el-mîzân] kelimesine ise "denge kanunu, adalet, ölçü" anlamları verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz elçilerimizi hakikatin apaçık belgeleriyle gönderdik; onlarla birlikte Kitab'ı ve insanlığı adaletle ayakta tutsun diye mizanı indirdik; ve içinde hem kahredici bir güç hem de insanlar için sayısız faydalar bulunan demiri indirdik: Ki böylece Allah, kendisine ve elçilerine gıyapta destek çıkanları seçip ayırsın: Şüphesiz Allah tarifsiz bir güç sahibidir, mutlak üstün ve yüce olandır.

    Muhammed Esed

    Doğrusu, (daha önce de) elçilerimizi (bu) hakikatin bütün kanıtları ile gönderdik; ve onlar aracılığıyla vahyi bağışladık (ve böylece, doğru ile eğriyi tartabilmeniz için size) bir terazi (verdik) ki insanlar adaletle davranabilsinler; ve (size) içinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri (kullanma yeteneği) bağışladık. (Bütün bunlar size verildi ki) Allah, O'nun ve Elçisi'nin yolunda yürüyenleri ayırabilsin, (Kendisi) insan kavrayışının ötesinde olsa bile. Şüphesiz Allah güçlüdür, kudret sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Rasullerimizi apaçık deliller olarak irsal ettik ve onlarla birlikte Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini ve mizanı da (muhakeme - dengeleme) inzal ettik ki, insanlar kıst'ı (adaleti) ayakta tutsunlar! Kendisinde şiddetli bir güç bulunan ve insanlar için faydaları olan (kanda mevcut; mağma - insan bedenindeki demir ilişkisi?) Hadiyd'i (demir) de inzal ettik ki Allah, kendisine ve Rasullerine gayblarında kimin yardım ettiğini bilsin. Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.

    Ali Bulaç

    Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; öyle ki Allah, kendisine ve elçilerine gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah, büyük kuvvet sahibidir, üstün olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, elçilerimizi, açık kanıtlarla gönderdik. İnsanların adaletli davranmaları için, onlarla birlikte, Kitap'ı ve ölçüyü indirdik. Ve içinde zorlu bir katılık ve insanlar için yararlar bulunan Demiri indirdik. Allah, görmemelerine karşın, O'na ve O'nun elçilerine yardım edenleri belirlesin diye. Kuşkusuz, Allah, Kudretlidir; Üstündür. dipnot 502

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 502
      İşte, bir bilgi ayeti: "Demiri indirdik." bildirimiyle, Kur'an'daki mucize bilgilerden birisi daha karşımıza çıkıyor. Gökbilimsel bulgular, demir madeninin gezegenlerden dünyaya indiğini ortaya çıkarmıştır. Çünkü demir madeni, ancak birkaç yüz milyon derece sıcaklıkta oluşabilmektedir. Güneşin merkezindeki sıcaklığın on beş milyon derece olduğu bilindiğine göre, demirin oluşabilmesi için güneşin merkezindeki sıcaklığın bile yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. 34:10 ayetinde de Davut peygamber için demirin yumuşatıldığı bildirilmiştir. Demir madenini işledikleri Kur'an'da bildirilen, Davut-Süleyman peygamberler ve Zulkarneyn'in, insanlık tarihinde kullanılan ilk maden olduğu bilimsel bir gerçeklik olarak onaylanan bakır madenini de işledikleri, 18:96 ve 34:12 ayetlerinde bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz peygamberlerimizi açık seçik delillerle gönderdik. İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar diye beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik. Onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'a ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah güçlüdür; üstündür.

    Edip Yüksel

    Elçilerimizi apaçık kanıtlarla gönderdik, onlarla birlikte kitabı ve yasayı indirdik ki halk adaleti gözetsin. Büyük bir kuvvete ve halk için yararlara sahip olan demiri de indirdik ki ALLAH kendisini ve elçisini onaylayıp destekleyenleri ayırsın. ALLAH Güçlüdür, Üstündür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Demirin öneminden ve özelliğinden söz eden biricik ayetin yer aldığı Demir Suresi, demir elementinin bazı kimyasal özelliklerini sayısal ilişkilerle vermektedir. HaDYD (demir) kelimesinin ebced, yani sayısal değeri, 8+4+10+4=26 olup demir elementinin atom numarasına denktir. EL-HHaDYD (belli bir demir) kelimesinin sayısal değeri de, 1+30+8+4+ 10+4=57 olup demirin belli bir izotopunun atom ağırlığına eşittir. Kuşkusuz, bunu, Kuran'dan da önce var olan Arapça dilinin ilginç bir rastlantısı olarak değerlendirenler olacaktır. Ne var ki aynı kelimeyle isimlendirilen bu Surenin sıra numarasının 57 olması Kuran'ı düzenleyenin bu "rastlantı"dan haberli olduğuna işaret ediyor. Demir elementinden söz eden bu ayet, Besmele dahil edilirse, Surenin 26'ıncı ayetidir; yani demirin atom numarasına denktir. (Kuran'ın 19 kodlu matematiksel sisteminde, numarasız Besmeleler kelime sayımlarına katılmamakta ancak Kuran ayetlerinin sayımına katılmaktadır). * Bu Suredeki toplam ayetler Besmele'siz 29, Besmele dahil 30 olup, her biri demir atomunun dört izotopundan ikisinin nötron sayılarına denktir. Tanrı isminin Sure içindeki tekrar sayısı da geride kalan izotopun nötron sayısını vermektedir. Surenin başından itibaren 26'ıncı Tanrı ismi demirden söz eden ayetin içindedir. Ayetteki "indirdik" kelimesinin kullanılışı da ilginçtir. Yıldızların ve gezegenlerin oluşumu konusunu inceleyen modern astronomi kitaplarına bakarsanız, gezegenlerin yaratılışında demir elementinin rolünü ve "yarattık" yerine "indirdik" sözünün tercih edilme nedenini öğrenebilirsiniz. Bu konu üzerindeki gözlemlerim ve yorumlarım, 1986 yılında "Kuran'da Demirin Kimyasal Esrarı" adlı kitapçıkta yayımlandı. * Bak 4:82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçilerimizi apaçık kanıtlarla gönderdik, onlarla birlikte kitabı ve yasayı indirdik ki halk adaleti gözetsin. Büyük bir kuvvete ve halk için yararlara sahip olan demiri de indirdik ki ALLAH kendisini ve elçisini inançla destekleyenleri ayırsın. ALLAH Güçlüdür, Üstündür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için biz Resullerimizi beyyinelerle gönderdik ve beraberlerinde kitab ve miyzan indirdik ki insanlar adaletle tutunsunlar, bir de demiri indirdik, onda hem çetin bir sertlik hem de insanlar için bir çok menfeatler vardır ve çünki Allah kendisine ve resullerine gıyabında yardım edenleri belli edecek, şübhe yok ki Allah kavidir, azizdir.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Resullerimizi beyyinelerle dipnot 1 gönderdik. Ve insanlar haktan yana olsunlar diye Resullerle birlikte Kitap'ı ve mizanı dipnot 2 indirdik. Ayrıca kendisinde büyük bir güç ve insanlar için pek çok yararlar bulunan dipnot 3 demiri bağışladık dipnot 4 , Kendisine dipnot 5 ve Resullerine, onların gıyabında dipnot 6 destek olan kimseler açıkça bilinsin! Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgilerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölçü, adalet ölçüsü. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı olanla zararlı olanı ayırt etme ölçüsü. Hak, adalet ve yaşamın dengesini sağlayacak ölçü.
    3. metne dön, dipnot 3
      Savaşta saldırı ve koruma amaçlı gerekli olan kılıç, zırh vb. savaş araç ve gereçleri gibi.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kelimesi kelimesine, indirdik. Bu kelimenin bağışlama, ikram etme anlamı da vardır. Bu ayette indirmek değil, ikram etmek bağışlamak anlamındadır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Dinine, tevhide.
    6. metne dön, dipnot 6
      Onları görmedikleri halde, onlar yanlarında değillerken de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki resullerimizi beyyinelerle dipnot 1 gönderdik. Ve insanlar haktan yana olsunlar diye resullerle birlikte Kitap'ı ve mizanı dipnot 2 indirdik. Ayrıca kendisinde büyük bir güç ve insanlar için pek çok yararlar bulunan dipnot 3 demiri indirdik, Kendisine dipnot 4 ve resullerine, onların gıyabında dipnot 5 destek olan kimseler açıkça bilinsin! Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgilerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölçü, adalet ölçüsü. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı olanla zararlı olanı ayırt etme ölçüsü. Hak, adalet ve yaşamın dengesini sağlayacak ölçü.
    3. metne dön, dipnot 3
      Savaşta saldırı ve koruma amaçlı gerekli olan kılıç, zırh vb. savaş araç ve gereçleri gibi.
    4. metne dön, dipnot 4
      Dinine, tevhide.
    5. metne dön, dipnot 5
      Onları görmedikleri halde, onlar yanlarında değillerken de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki rasullerimizi beyyinelerle dipnot 1 gönderdik. Ve insanlar haktan yana olsunlar diye rasullerle birlikte Kitap'ı ve mizanı dipnot 2 indirdik. Ayrıca kendisinde büyük bir güç ve insanlar için pek çok yararlar bulunan dipnot 3 demiri bağışladık, dipnot 4 Kendisine dipnot 5 ve rasullerine, onların gıyabında dipnot 6 destek olan kimseler açıkça bilinsin! Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgilerle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölçüyü, adalet ölçüsünü. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı olanla zararlı olanı ayırt etme ölçüsünü. Hak, adalet ve yaşamın dengesini sağlayacak ölçüyü.
    3. metne dön, dipnot 3
      Savaşta saldırı ve koruma amaçlı gerekli olan kılıç, zırh vb. savaş araç ve gereçleri gibi.
    4. metne dön, dipnot 4
      Çeviriler, ayette yer alan "enzelna" sözcüğüne, birincil anlamı olan "indirdik" anlamı vermektedirler. Oysaki bu sözcüğün "bahşettik", "ikram ettik…" anlamları da bulunmaktadır. Ve sözcük, ayette bu anlamı ile kullanılmıştır. Zaten demirin indirilen bir şey değil, yerden çıkarılan bir şey olduğu da bilinen bir gerçektir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Dinine, tevhide.
    6. metne dön, dipnot 6
      Onları görmedikleri halde, onlar yanlarında değillerken de.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; öyle ki Tanrı, kendisine ve elçilerine gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Tanrı büyük kuvvet sahibidir, üstün olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz elçilerimizi açık açık bürhanlarla gönderdik ve insanların adaleti ayakda tutmaları için, beraberlerinde de kitabı ve mizanı indirdik. Bir de kendisinde hem çetin bir sertlik, hem insanlar için menfaatler bulunan demiri indirdik. Çünkü (bununla) Allah, kendisine ve peygamberlerine gıyaben kimlerin yardım edeceğini belli edecekdir. Şübhesiz ki Allah, en büyük kuvvet saahibidir, yegane gaalibdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik. Ve insanların adaleti ayakta tutmaları için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Bir de kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için faydalar bulunan demiri indirdik. Allah; kimin, görmeden Allah'a ve peygamberlerine yardım edeceğini bilir. Muhakkak ki Allah; Kavi'dir, Aziz'dir.

    Mehmet Alagaş

    (25) Kesin olan şu ki, biz Resulleri açıklamalarla gönderdik , onlarla beraber kitap ve teraziyi insanların ölçüyü ayağa kaldırsınlar diye indirdik. Demiri de indirdik, (demir yeryüzüne gökyüzünden indirilmedir) onda şiddetli bir sertlik / keskinlik ve insanlara faydalar vardır ve Allah böylece kimin O’na ve Resulüne yardım edeceğini bilecektir. Muhakkak ki Allah kuvvetlidir, saygıdeğerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, elçilerimizi açık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik. Ve Allah’ın kendisine ve elçilerine görmediği halde (gıyaben) kimin yardım edeceğini ortaya çıkarması için, kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri indirdik. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvet sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz elçilerimizi açık kanıtlarla gönderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adalet) ölçü(sün)ü indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allah, kimin (ondan yararlanarak) gaybda (görmediği halde) kendisine ve elçilerine yardım edeceğini bilsin, (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki elçilerimizi açık belgelerle gönderdik; beraberlerinde Kitab'ı ve mizanı dipnot 1 indirdik ki insanlar hak ve adalete uygun davransınlar dipnot 2 . Yapısında büyük bir kuvvet olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de biz indirdik dipnot 3 . Bunlar, bir de Allah'ın kendine /dinine ve elçilerine kimin içten dipnot 4 yardım edeceğini dipnot 5 bilmesi içindir. Allah güçlüdür, daima üstündür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mizan, Allah'ın tüm varlıklara koyduğu ve insanların uymasını istediği dengedir. Bu ayetteki mizan, ayetlerin ayetleri açıkladığı Kur'an'ı açıklama yöntemi olarak da anlaşılabilir. Geniş bilgi için bkz: Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3, Şura 42/17.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette demirin indirilmiş olduğu bildirilmektedir. Öyleyse demir dünyanın var olması aşamasında kendi bünyesinde meydana gelen bir madde değildir. Günümüz çalışmaları dünya çekirdeğinde yüksek miktarda demir bulunduğunu tespit etmiştir. Bilim dünyası, demirin ve çoğu mineralin bir dış kaynaktan dünyaya gelmiş olması gerektiğini (https://www.sciencedaily.com/releases/2009/10/091018141608.htm) ve demirle birlikte diğer değerli metallerin, büyük yıldızların çekirdeklerinde, süpernova patlamaları sonucunda oluştuğunu (https://www.sciencedaily.com/releases/2011/09/110907132044.htm) kabul etmektedir (Hicr 15/21). Bu çalışmaların tümünde ortak olarak üzerinde durulan metal, demirdir. Kur'an'da bir sureye "Hadid" yani "Demir" adının verilmiş olması onun önemini belirtirken, bu ayette onun "indirildiğinin" vurgulanması da Allah'ın yazılı ayetleri ile yaratılmış ayetleri arasındaki sağlam ilişkiyi tekrar ortaya koymaktadır. Bu iki tür ayeti birlikte okuyacak bilim insanları sayesinde bu ilim dallarında daha da ileri keşifler yapılabilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime "ğayb (غيب)"dır. Ğayb; gizli olan, akılla ve duyularla bilgi edinilemeyen varlıktır. Kelimenin başındaki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır yani isim tamlamasındaki tamlayanın yerine geçmiştir. (بغيبهم) /biğaybihim = kendi gayblarıyla demektir. Herkesin içi, başkası için gayb olduğundan Medine'deki bazı münafıkları, Nebimiz, iyi bir Müslüman sanıyordu (Münafikun 63/1-4). İçten inanmak gerektiği için buradaki gayb'a "içten" anlamı verilmiştir.
    5. metne dön, dipnot 5
      Allah'ın dinine yardım onun dinini öğrenmek, öğretmek ve yüklediği görevleri yerine getirmekle olur (Hac 22/40-41, Muhammed 47/7, Saf 61/14).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şurası kesin ki elçilerimizi açık belgelerle gönderdik; beraberlerinde Kitab'ı ve dengeyi (mizanı) dipnot 1 indirdik ki insanlar her şeyin hakkını versinler. Pek sert olan ve insanlara bir çok faydası olan demiri de Biz indirdik dipnot 2 . Bunlar, dinine ve elçilerine kimin içten dipnot 3 destek olduğunu Allah'ın bilmesi içindir. Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mizan, Allah'ın tüm varlıklara koyduğu ve insanların uymasını istediği dengedir. Bu ayetteki mizan, ayetlerin ayetleri açıkladığı Kur'an yöntemi olarak da anlaşılabilir. Geniş bilgi için bkz.  Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3 ve dipnotları
    2. metne dön, dipnot 2
      Demirin indirilmiş olduğu bildirilmektedir. Öyleyse demir dünyanın var olması aşamasında kendi bünyesinde meydana gelen bir madde değildir. Günümüz çalışmaları dünya çekirdeğinde yüksek miktarda demir olduğu görüşündedir. Allah'ın yazılı ayetleri ile yaratılmış ayetlerini birlikte okuyacak bilim insanları sayesinde bu ilim dallarında çok ileri keşifler yapılabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime (الغيب) El-ğayb'dır. Gayb; gizli olan, akılla ve duyularla bilgi edinilemeyen varlıktır. B'il-ğayb'daki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır. Yani isim tamlamasında tamlayanın yerine geçmiştir. بغيبهم/biğaybihim = kendi gayblarıyla demektir. Herkesin içi, başkası için gayb olduğundan Medine'deki bazı münafıkları, Nebimiz, iyi bir Müslüman sanıyordu (Münafikun 63/1-4). İçten inanmak gerektiği için buradaki gayb'a "içten" anlamı verilmiştir.

    Şaban Britch

    Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Allah'a ve peygamberlerine gayb halinde yardım edenleri ortaya çıkarması içindir. Şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok güçlüdür.

    Şaban Piriş

    Peygamberlerimizi, açık belgelerle göndermişizdir. Onların yanında kitabı ve ölçüyü indirdik ki insanlar adaletle yerine getirsinler. Demiri de indirdik. Görmediği halde kendisine ve peygamberine yardım edenleri Allah'ın belirlemesi için onda, şiddetli bir azap ve insanlar için faydalar vardır. Şüphesiz Allah, güçlüdür, her şeye galiptir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz, resullerimizi açık seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavi'dir, Aziz'dir.

  2. Hadîd suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Nuh'u ve İbrahim'i (peygamber olarak) göndermiştik; onların soyuna da (bazı kişilere) peygamberlik ve Kitap vermiştik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Nuh ve İbrahim'i de (aynı amaçla) göndermiştik; ve o ikisinin soylarından gelenlere peygamberlik ve vahiy vermiştik; fakat onlardan bir kısmı hidayete erdiler, ama bir çokları da yoldan saptılar.

    Muhammed Esed

    Gerçekten, (aynı amaçla) Nuh'u ve İbrahim'i (elçilerimiz olarak) gönderdik ve soylarından gelenlere peygamberlik ve vahiy verdik; onların bir kısmı doğru yoldaydı, ama çoğu da yoldan sapmıştı.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Nuh'u ve İbrahim'i irsal ettik. . . Nübüvvet'i ve Kitabı (Hakikat ve Sünnetulah BİLGİsini) onların zürriyetleri içinde oluşturduk! Onlardan hakikate eren vardır. . . (Ama) onlardan çoğu inancı bozuk kişilerdir!

    Ali Bulaç

    Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki biz, Nuh’u ve İbrahim'i gönderdik, peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır; içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, Nuh'u ve İbrahim'i de gönderdik. Onların soyundan gelenlere de peygamberlik ve Kitap verdik. Bir bölümü doğru yoldaydı; ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki biz, Nuh ve İbrahim'i de gönderdik. Onların soylarına peygamberlik ve kitap verdik. Onların soylarından doğru yolu izleyenler oldu, içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.

    Edip Yüksel

    Biz Nuh'u, İbrahim'i gönderdik, soylarına peygamberlik ve kitap bağışladık. Bir kısmı doğruyu buldu; ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz Nuh'u, İbrahim'i gönderdik, soylarına peygamberlik ve kitap bağışladık. Bir kısmı doğruyu buldu; ama onlardan çoğu yoldan çıkmışlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Soylarına peygamberlik ve kitap verdik; öyle iken içlerinden bazısı doğru yolu kabul etmiş, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem celalim hakkı için Nuhu ve İbrahimi gönderdik, zürriyyetlerinde de nübüvvet ve kitabı ata kıdık öyle iken içlerinden ba'zısı hidayeti kabul etmiş, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Onların soyundan Nebiler kıldık ve onlara Kitap verdik. Gönderildikleri halktan bir kısmı doğru yolu bulurken, birçoğu da fasıktırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Onların soyundan nebiler kıldık ve onlara kitap verdik. Gönderildikleri halktan bir kısmı doğru yolu bulurken, birçoğu da fasıktılar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Onların soyundan nebiler kıldık ve onlara kitap verdik. Gönderildikleri halktan bir kısmı doğru yolu bulurken, birçoğu da fasıktılar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır; onlardan çoğu da fasıktır.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun biz Nuuhu ve İbrahimi (peygamber olarak) gönderdik. Peygamberliği de, kitabı da onların nesillerine verdik. Binnetice içlerinden doğru yolu bulanlar var (idiyse de) bir çoku da faasık kimselerdi onların.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Peygamberliği de, kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan kimi doğru yoldadır, içlerinden bir çoğu da fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    -Andolsun ki biz, Nûh’u ve İbrahim’i gönderdik. Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu fâsıklardır/yoldan çıkmıştır.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, Nuh'u ve İbrahim'i elçi gönderdik, peygamberliği ve Kitabı bunların zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan doğru yolda olanlar da vardır, ama onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'u ve İbrahim'i elçi olarak gönderen biziz. İkisinin soyundan gelenlere de nebilik ve kitap verdik. O iki soydan gelenlerin bir kısmı doğru yoldadır, bir çoğu da yoldan çıkmıştır.

    Şaban Britch

    Nuh’u ve İbrahim’i de göndermiştik. İkisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermiştik. Onlardan hidayete erişen olduğu gibi, çoğu da yoldan çıkmıştır.

    Şaban Piriş

    Nuh'u ve İbrahim'i de göndermiştik. İkisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermiştik. Onlardan doğru yola giren olduğu gibi, çoğu da yoldan çıkmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Nuh'u ve İbrahim'i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap'ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır.

  3. Hadîd suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra bunların izinden art arda elçilerimizi göndermiştik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından göndermiş, ona İncil'i vermiştik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirmiştik. Uydurdukları ruhbanlığa dipnot 1 gelince, onu onlara biz yazmamıştık. Fakat kendileri, Allah rızasını kazanmak için yapmış, (ancak) buna da gerektiği gibi uymamışlardı. dipnot 2 Biz de onlardan iman edenlere ödüllerini vermiştik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Korkmak" anlamındaki [rehebe] kökünden türetilen [rahbâniyyeh] kelimesi, çok korkanların korkusu anlamında bir mübalağa anlamı içermektedir ki Bakara 2:143'te belirtildiği üzere "vasat ümmet" kılınışı nedeniyle bu ümmetin böyle bir aşırılığa müsait bir tarafı olmamalı, "tefrit"i reddettiği gibi "ifrat"ı da reddetmeli, itidali esas almalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. İsa'ya uyanların Yüce Allah'ın emretmediği, ancak kendilerinin meydana getirdiği [rahb] denen "korkuya dayalı aşırı dindarlığın" gereğini de hakkıyla yerine getirmedikleri ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra onların peşinden (başka) elçilerimizi de getirdik; peşlerinden de Meryem oğlu İsa'yı getirdik ve ona İncil'i verdik; ve ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ama ruhbanlık başka... Onu kendilerine emretmediğimiz halde onlar uydurdu, gerekçesi de Allah'ın rızasını kazanmaktı; fakat onun gereklerine de hakkıyla riayet etmediler ya... Neticede Biz onlardan iman eden kimselere karşılıklarını verdik; fakat yine onlardan bir çoğu yoldan saptılar.

    Muhammed Esed

    Ve sonra onların ardından öteki elçilerimizi gönderdik; ve (zaman içinde) arkalarından kendisine İncil verdiğimiz Meryem oğlu İsa'yı gönderdik; o'na (sadık bir şekilde) uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ruhbanca riyazete gelince, Biz onlara bunu emretmedik, Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona, (her zaman) gerektiği gibi uymadılar, böylece Biz, (gerçekten) iman etmiş olanlara karşılığını verdik, ama onların çoğu yoldan çıkmışlardı.

    Ahmed Hulusi

    Sonra Rasullerimizle onların eserleri üzere takviye ettik! Meryem'in oğlu İsa ile de takviye ettik; Ona İncil'i (müjde olan BİLGİ) verdik. . . Ona tabi olanların kalplerinde şefkat, sınırsız hoşgörü ve rahmet ve Ruhbaniyet (Allah'a ermeyi) oluşturduk; bu amaçla yaptıkları ruhbaniyet çalışmalarını ise (çok büyük korku dolayısıyla sırf uhrevi - ruhani yaşama dönük çalışma) onlar uydurdular! (Oysa) onu (Ruhbaniyeti) onlara mükellef kılmamıştık. Ancak Allah'ın rıdvanını (cennet nimetlerini) talep etmek için bunu başlattılar. . . (Ama) ona hakkıyla da riayet etmediler! Onlardan iman edenlere ecirlerini verdik. . . (Ancak) onlardan (ruhbanlardan) çoğunun inancı bozuktur!

    Ali Bulaç

    Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onların ardından, art arda elçilerimizi gönderdik. İncil'i verdiğimiz Meryem Oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Onu izleyenlerin yüreklerine sevecenlik ve merhamet yerleştirdik. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için uydurdukları Efendilerine adanmış olmayı, onlara Biz yazmadık. Yine de gereği gibi ona uymadılar. Onların inananlarına ödüllerini verdik. Ama çoğu zaten yoldan çıkmıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onların ardından da peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk. Ruhbanlığı ise kendileri uydurdular. Biz onu kendilerine yazmadık. Ancak onlar Allah'ın rızasını kazanmak arzusu ile bunu yaptılar; ama buna gereği gibi de uymadılar. Onlardan da inananlara ödüllerini verdik. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Edip Yüksel

    Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından iman edenlere ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından inananlara ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra onların izleri üzerinde Resullerimizle ta'kıyb ettik, bir de Meryemin oğlu Isa ile ta'kıyb ettik ve ona İncili verdik ve ona tabi' olanların kalblerinde bir rıkkat bir merhamet yarattık, bir de rehbaniyyet ki onu onlar ibda' ettiler, biz onu üzerlerine yazmamıştık, ancak Allah rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyle riayet etmediler, biz de içlerinden iyman etmiş olanlara ecirlerini verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır

    Erhan Aktaş

    Sonra onların izleri üzerinde art arda Resullerimizi gönderdik. Ve Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruhbanlar. Rabb'e kul olanlar (Hıristiyan din adamları). Ruhbanlık: Kelimenin kök anlamı korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i faili olan "Rahib" kelimesi sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demektir. "Ruhban" rahip kelimesinin çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. Ne var ki Ruhbanlık Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dini din edinmeye dönüştürülmüştür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onların izleri üzerinde art arda resullerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu Îsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu doğru yoldan çıkmış kimselerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcüğün kök anlamı, korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i fail olan "rahip" sözcüğü; sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demek olup, "ruhban" rahip sözcüğünün çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir. Ne var ki Ruhbanlık Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dini din edinmeye dönüştürülmüştür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onların izleri üzerinde artarda rasullerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah'ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık dipnot 1 Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcüğün kök anlamı, korkmak demektir. Bu korku, sakınma, önlem alma, ihtiyatlı olma, tedirgin olma anlamında bir korkmadır. İsm-i fail olan "rahip" sözcüğü; sakınan, çekinen, ihtiyatlı olan, önlem alan kimse demek olup, "ruhban" rahip sözcüğünün çoğuludur. Ruhbanlık, çekingen bir hayat sürmek, dünyadan el etek çekip, yalnızca ibadetle ilgilenerek ruhu yüceltmek demektir.

    Gültekin Onan

    Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Tanrı'nın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan inananlara ecirlerini verdik, onlardan çoğu da fasıktı.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra bunların izleri üzerinde, ardı ardınca peygamberlerimizi yolladık. Arkalarından da Meryem oğlu isayı gönderdik. Ona incili verdik. Kendisine tabi olanların yüreklerine bir şefekat ve merhamet koyduk. Onların (yeni bir adet olmak üzere) ihdas etdikleri rehbanlığa (gelince:) Onu üzerlerine biz farzetmedik. Ancak (onlar bunu sırf) Allahın rızaasını aramak için yapdılar. Fakat buna hakkıyle riaayet de etmediler. Biz de içlerinden (gerçek) iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan bir çoğu ise (doğru yoldan) çıkanlardı.

    İbni Kesir

    Sonra onların izleri üzerinde, peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Onların uydurdukları rehbaniyyete gelince; onu kendilerine Biz, yazmadık. Fakat kendileri Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman etmiş olanlara ecirlerini verdik. İçlerinden çoğu ise fasıklardır.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onların izleri üzerinde rasûllerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verdik, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu fasıklardır/yoldan çıkmış kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardına kattık; ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. İcadettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra arkalarından, onların izlerini takip eden elçilerimizi gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların arkalarından gönderdik ve ona İncil'i verdik dipnot 1 . Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygularını yerleştirdik. Ama onlar kendilerine farz kılmadığımız bir ruhbanlık icat ettiler. Oysa onlara farz kıldığımız, sadece Allah'ın rızasını aramalarıydı. Ruhbanlığın da gereğini tam yapmadılar dipnot 2 . İçlerinden inanıp güvenmiş olanlara ödüllerini veririz ama çoğu yoldan çıkmış kimselerdir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ruhbanlığı gereği gibi yapanlar, şu ayetlerde anlatılmaktadır: Maide 5/82-85. Gereği gibi yapmayanlar da dini kullanarak insanları sömürdüler (Tevbe 9/34).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onların izlerini takip eden elçilerimizi peş peşe gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların gönüllerine şefkat ve iyilik duyguları yerleştirdik. Ama kendilerine yazmadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Niyetleri sadece Allah'ın rızasını kazanmaktı fakat onu gereği gibi yapmadılar. İçlerinde inanıp güvenmiş olanlara ödülünü veririz ama çoğu yoldan çıkmıştır.

    Şaban Britch

    Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ard arda gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

    Şaban Piriş

    Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır.

  4. Hadîd suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! dipnot 1 Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve Elçisine inanıp güvenin ki O (Allah da), size rahmetinden iki kat versin; dipnot 2 size sayesinde yürüyeceğiniz bir nûr (ışık) versin ve sizi bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Hz. İsa'nın izinden giden mutedil kişilere hitap etmektedir. Bu çerçevede öncelikle söz konusu kişilere "ey müminler" diye hitap ederek Yüce Allah'a karşı [takvâ]lı davranmalarını, O'nun emir ve yasaklarına itibar etmelerini, Hz. Muhammed'e de iman etmelerini emretmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Kasas 28:54. Vahyi savunurken yaşadıkları eziyetler ve tevhide sahip çıkma duygusunun bir karşılığı ve ödülü olarak Yüce Allah bu kişilere iki kez ödül vereceğini ifade etmektedir. Ödüllerden birisi "Kur'an öncesi dönemde müslüman olmaları nedeniyle" idi; diğeri de "Kur'an'a iman edip ona tâbi olmaları sebebiyle"dir. Hz. Muhammed'e nispet edilen bir rivayete göre, bu durumdakilere ödülleri iki kez verilecektir. İlkinin sebebi "önceki kitaba inanmaları", diğeri ise "son kitaba inanmalarıdır" (Buhârî, İlim, 31; Müslim, İman, 241).

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey (tevhide) iman eden (ehl-i kitab!) Allah bilinciyle hareket edin ve O'nun peygamberine iman edin ve O'nun peygamberine iman edin ki, O size rahmetinden iki kat versin! Yine size aydınlığında yürüyeceğiniz bir nur bahşetsin ve size mağfiret etsin: Zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın ve O'nun Elçisi'ne inanın, ki O, size rahmetinden iki kat versin ve sizin için (aydınlığında) yürüyeceğiniz bir ışık yaksın ve (geçmiş günahlarınızı) bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Allah'tan korunun ve Rasulü olarak Esma'sıyla açığa çıkışına iman edin ki rahmetinden size iki pay versin ve sizin için kendisiyle yürüdüğünüz bir nur oluştursun ve sizi mağfiret etsin. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp korkun ve O'nun elçisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret etsin. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine iman edin ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nûr lütfetsin; sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve O'nun elçisine inanın ki, size, rahmetinden iki pay versin. Sizin için, onunla yürüyeceğiniz bir aydınlık versin ve sizi bağışlasın. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey kitap ehli inanırları, Allah'a saygı duyunuz; O'nun Peygamberine inanınız ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi affetsin. Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'ı sayıp dinleyin ve elçisini onaylayın ki rahmetinden size iki pay versin, size, aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık bağışlasın ve sizi bağışlasın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'ı sayıp dinleyin ve elçisine inanın ki rahmetinden size iki pay versin, size, aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık bağışlasın ve sizi bağışlasın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve peygamberine iman edin ki, sizlere rahmetinden iki pay versin; size bir nur bahşeylesin ki onunla (yolunuzu görüp) yürüyesiniz, hem de sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allahdan korkun ve Resulüne iyman edin ki sizlere rahmetinden iki nasib versin ve size bir nur bahşeylesin ki onunla yürüyesiniz hem de size mağfiret buyursun. Allah gafurdur rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah için takvalı olun. O'nun Resul'üne iman edin ki, size rahmetinden iki pay versin. Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın. Sizi bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey inananlar! Allah için takvalı olun. O'nun Resulüne inanın ki, size rahmetinden iki pay versin. Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın. Sizi bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun. O'nun Rasul'üne inanın ki, size rahmetinden iki pay versin. Ve size aydınlığında yürüyeceğiniz bir ışık yapsın. Sizi bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'dan sakınıp korkun ve O'nun elçisine inanın, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağrifet etsin. Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allahdan korkun. Onun peygamberlerine de iman edin ki (Allah) size rahmetinden iki (kat) nasıyb versin. Sizin için, (yardımıyle), yürüyeceğiniz bir nuur lütfetsin. Sizi yarlığasın. Allah hakkıyla yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'tan korkun ve peygamberlerine inanın ki, size rahmetini iki kat versin. Size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lutfetsin. Ve sizi bağışlasın. Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve Rasûlüne iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'nun Elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun ve O'nun elçisine tam güvenin ki size ikramından iki pay versin, içinde yürüyeceğiniz bir ışık (nur) oluştursun ve sizin durumunuzu düzeltsin. Allah bağışlar ve ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve Rasûlüne iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Size ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve onun resulüne inanın ki size rahmetinden iki nasip versin: Size, kendisiyle yol açacağınız bir ışık lütfetsin ve sizi affetsin. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  5. Hadîd suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun tamamen Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine (layık olana) vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece önceki vahiyleri izleyenler kendilerinin Allah'ın lutfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini düşünmesinler; dahası, bu lutfun Allah'ın yetkisinde olup onu dilediğine verdiğini bilsinler: zira Allah muazzam ikram sahibidir.

    Muhammed Esed

    Ve geçmiş vahiylerin mensupları bilsinler ki Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur; bütün lütuf (yalnızca) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Ta ki ehl-i kitap (din - hakikat ilmi verilmiş olanlar) Allah'ın lütfundan bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. . . (Biline ki) kesinlikle lütuf Allah'ın eliyledir (onların kazanması değil), onu dilediğine verir. . . Allah, "Zül Fadlil Aziym"dir.

    Ali Bulaç

    Öyle ki, Kitap Ehli (yahudi ve hristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkı artık bilsin ki, Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kitap ehli, Allah'ın, mesajını kime vereceği üzerinde hiçbir yetkilerinin olmadığını bilmelidirler. Allah, kendi yetkisinde olan peygamberlik görevini dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Böylece kitap halkı bilsin ki onlar ALLAH'ın lütfunu tekelleştiremezler, tüm lütuf ALLAH'ın elindedir, onu dilediğine ve/ veya dileyene verir. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece kitap halkı bilsin ki, onlar ALLAH'ın lütfunu tekelleştiremezler, tüm lütuf ALLAH'ın elindedir, onu dilediğine ve/veya dileyene verir. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah'ın lütfundan birşey(i elde etmey)e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü Ehli kitab bilmiyecek mi ki Allahın fadlından bir şey'e güç yetiremezler ve hakıkat fadıl, Allahın yedindedir, onu dilediğine verir ve Allah çok büyük fadıl sahibidir

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğine. Uygun gördüğüne. Kimi layık görmüşse, kim hak etmişse ona.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu dilediğine dipnot 1 vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne. Kimi layık görmüşse ona.

    Gültekin Onan

    Öyle ki, Kitap ehli Tanrı'nın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Tanrı'nın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Tanrı büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i kitab, hakıykaten Allahın fazl (-u kerem) inden hiçbir şey'e nail olamayacaklarını, muhakkak bütün inayetin Allahın elinde bulunduğunu, onu (ancak) dileyeceği kimselere vereceğini bilmedikleri için mi (küfürde inad ediyorlar? Halbuki bunu pek a'la biliyorlar da). Allah büyük fazl (-u kerem) saahibidir.

    İbni Kesir

    Böylece kitab ehli, Allah'ın lutfundan hiç bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Muhakkak ki lutuf, bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Ve Allah; büyük lutuf sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Böylece Kitap ehli, kendilerinin, Allah'ın lutfundan hiçbir şeye malik olmadıklarını, bütün lutfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah, büyük lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece, ehlikitap /Kitaplarında uzman olanlar, Allah'ın lütfundan dipnot 1 herhangi bir şeyi elde edemeyeceklerini, bütün lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu tercih ettiğine vereceğini bilmezden gelmesinler dipnot 2 . Allah büyük lütuf sahibidir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın insanlara en büyük lütfu, kitap göndermesidir (A'raf 7/157).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bilmezden gelmesinler" meali verilen ifadenin kelime tercümesi "bilmesinler" şeklindedir. Bu gerçek kitaplarda bildirilmiştir. Ehlikitap, kitap üzerinde uzmanlaşmış kişiler olduğu için, bu gerçeğin onlara bildirilmemiş olması mümkün değildir (Bakara 2/40-41). Nitekim gelmesini bekledikleri Kur'an kendilerine gelince onu bilmezden gelmişlerdi (Bakara 2/89, 101). Anlam buna göre verilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitap dipnot 1 , Allah'ın yapacağı lütfu kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün lütuf Allah'ın elindedir; onu doğru tercihte bulunana yapar; Allah büyük lütuf sahibidir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      Lütuf (TDK): Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım, ihsan, inayet, atıfet

    Şaban Britch

    Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir

    Şaban Piriş

    Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi takdir edemeyeceklerini ve lütfun Allah'ın elinde olup, onu dilediğine verebileceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böylece, Ehl-i Kitap, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kotarma gücünde olmadıklarını bilsinler. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.