Diyanet İşleri
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
Hâkka suresi
Hâkka suresi, 12. ayet. لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hâkka; Semûd, Âd, Firavun ve Nûh kavimleri Hâkka 1–12 3
Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lut kavmi) hep o suçu işlediler.
Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.
(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 11–12. ayetler için yazılmıştır.
11. Helak olanlar arasında Nûh kavmi de vardır. Allah, tufan ile onları suda boğmuştu: “Su sınırı aşıp (her yeri kapladığı) zaman” yeryüzünü kaplayıp oranın en yüksek yerlerinin de üstüne çıktığında “sizleri akıp giden o gemide biz taşıdık” Yüce Allah, onlardan sonra yarattığı insanlara olan lütfunu zikretmekte “sizleri” diyerek Allah’ın boğulmaktan kurtardığı baba ve annelerinin sulblerinde oldukları sırada gemide onları taşıyanın kendisi olduğunu hatırlatmaktadır. O bakımdan Allah’a hamdedin. Azgınları helâk ettiğinde sizi kurtarana şükredin. O’nun birliğine/tevhide delil olan âyet ve belgelerinden ibret alın. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
12. “Onu” yani o gemiyi -ki maksat gemi türüdür- “sizin için” yapılmış ilk gemiyi size hatırlatan “bir ibret kılalım... diye.”
Bu geminin kıssası nedir? Allah kendisine iman edenleri ve rasûlüne uyanları bu gemi ile nasıl kurtardı? Yeryüzünde bulunanların hepsini nasıl helâk etti? İşte bunları hatırlayasınız diye yaptı. Çünkü bir şeyin cinsinden olan, o cinsin ilkini/aslını hatırlatır.
“Ve belleyen kulaklar onu bellesin diye.” Akıl sahipleri bunu akılları ile kavrasın, bundan maksadın ne olduğunu ve hangi yönü ile belge ve mucize olduğunu bilsinler diye. Yüz çeviren ve gaflette olanlarla ahmak ve kavrayışsızlar ise böyle değildir. Onlar, Allah’ın âyetlerinden gereği gibi yararlanmazlar. Çünkü Allah’tan gelen hükümleri bellemez, O’nun âyetleri üzerinde düşünmezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, elbette gemiyi ve onun hikayesini kâfirlerin helak olacağı ve iman ehlinin kurtulacağının kanıtı olarak sunulan bir öğüt kılacağız. Ve kulaklar o kıssayı duyduğu zaman eksiksiz olarak ezberleyip, anlayacaklar.
Aynı kök: وعي (7 geçiş)
Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle…
Aynı kök: وعي (7 geçiş)
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Aynı kök: وعي (7 geçiş)
Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: اذن (102 geçiş)
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Aynı kök: اذن (102 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Gerçeği) hatırlatma (vesilesi) yapalım ve kavrayan kulak(ların sahipleri) onu iyice kavrasın diye onları size (anlattık). dipnot 1
Onu, size bir ibret vesikası kılmak için, dahası işittiğini anlayan her kulak (sahibinin işin özünü) kavraması için (aktardık).
ki bütün bunları size (kesintisiz) bir uyarı haline getirelim ve her uyanık ve duyarlı kulak onu bilinçle algılayabilsin.
Onu, sizin için bir hatırlatma ve iyi algılayan kulak da onu iyi kavrasın diye (naklettik)!
Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu belleyip kavrasın.'
onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
Onu size bir uyarı yapalım ve duyan kulaklar onu kavrasın diye.
Onu sizin için öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.
Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.
Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.
Onu sizlere bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.
Onu sizlere bir anid yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.
Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu 'belleyip kavrasın'.
Onu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım, onu belleyen kulaklar da bellesin diye.
Ki bunu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım. Ve anlayışlı kulaklar anlasın diye.
(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.
Biz bunları, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi yapmak için ve kulağa küpe olsun diye (anlatıyoruz) dipnot 1 .
Bunu, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi ve kulağınıza küpe olsun diye yaptık.
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
Bunu sizin için bir öğüt/uyarı kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye...
Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.
An incident which was a signal instance serving as a deterrent in order that you preserve its memory and the bowing ear absorbs it.
making that event a reminder for you: attentive ears may take heed.
That We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance.
so that We might make it an instructive event for you, and retentive ears might preserve its memory. dipnot 1
to make it a reminder for you and something to be retained by retentive ears.
That We might make it (Noah’s ship) an admonition for you and that it might be retained by the retaining ears.
that We might make it a reminder for you, and that receptive ears might remember it.
(We relate these events to you) so that We might make them an example for you (O mankind!), and so that the listening ear might listen (and bear in mind).
that We might make it a reminder for you and for heeding ears to hold.
…May the ears that appreciate the truth retain it as a remembrance.
to make it a memorial for you, and that the retentive ear might hold it.
That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.
that We might make the same a memorial unto you, and the retaining ear might retain it.
So that We may make it a reminder to you, and that the retaining ear might retain it (in memory).
That We might make it a Reminder for you and for heeding ear (s) to heed.
That We might make it a memorial for you, and that remembering ears (that heard the story) might remember.
In order to make it a warning for you, and that the ear retentive may preserve it.
so that We might make all this a [lasting] reminder to you all, and that every wide-awake ear might consciously take it in.
so that We may make this a reminder to you, and that attentive ears may grasp it.
That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.
We rendered it a lesson for you, that any listening ear may understand.
That We might make it for you a reminder and [that] a conscious ear would be conscious of it.
That We might make it a reminder for you, and that a conscious ear might be conscious of it.
(These events are conveyed to you) so that We might make it a lesson for you, and that any attentive ear might take it to memory.
That We might make it a Message for you, that (your) ears (may listen) and retain (its extraordinary lessons) in memory
so that We make it a reminder for you, and so that a preserving ear (that hears their story) may preserve it.
That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.