Diyanet İşleri
İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.
Hicr suresi
Hicr suresi, 2. ayet. رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
rubemâ yeveddü-lleẕîne keferû lev kânû müslimîn.
İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3
Elif Lam Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.
İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.
Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
2. Bu da insanların bu Kitab-ı Kerîm’e itaatle bağlanmalarını, onun hükmüne teslimiyet gösterip onu sevinç ve neşe ile kabul etmelerini gerektirir. Bu büyük nimete inkar ve küfür ile karşılık verenlere gelince onlar yalanlayıcı ve sapık kimselerdir. Bu yalanlayıcı ve sapık kimselerin “keşke müslüman olsaymışlar”, yani onun hükmüne uysaymışlar diye temenni edecekleri bir zaman gelecektir. Bu, perdenin açılacağı ve âhiretin ilk aşamalarının görülüp ölümün belirtilerinin ortaya çıkacağı vakit olacaktır. Yine onlar, bütün âhiret hallerinde keşke müslüman olsaymışlar, diye temenni edeceklerdir. Fakat böyle bir temenninin gerçekleşmesi artık imkansızdır. Yine de onlar bu dünya hayatında bir aldanış içerisindedirler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kıyamet günü durum onlar için açıkça ortaya çıkınca ve dünyada içinde bulundukları küfrün batıl olduğu aşikâr olunca, kâfirler Müslüman olmayı temenni edecekler.
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Ortak kavram: İslâm
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Ortak kavram: İslâm
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: İslâm
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bir zaman gelecek, kâfir olanlar "Keşke biz de müslüman olsaydık." diye arzu edecekler.
Gün gelecek, inkarda ısrar edenler (vahyin yol göstericiliğine) teslim olmayı yürekten temenni edecekler.
Bir vakit gelecek ki, (şimdi) bu gerçeği inkara kalkışanlar, keşke (dünya hayatındayken) Allah'a boyun eğip teslim olsaydık diye yerinecekler.
(Öyle olur ki) hakikat bilgisini inkar edenler (hakikatlerinden perdeliler), keşke gerçekte teslim olmuşluğumuzun farkında olsaydık, diye şiddetli arzu duyarlar.
O inkar edenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.
O küfredenler, (âhirette hesap için bir araya getirilip gerçekle karşılaşınca pişmanlık duyarlar ve) "Keşke müslüman olsaydık" derler.
Nankörlük edenler, teslim olmuş olmayı dileyeceklerdir.
İnkar edenler zaman zaman,"Keşke Müslüman olsaydık!" diye derin bir özlem duyarlar.
İnkar edenler, keşke Müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.
Bir zaman gelecek, küfredenler, müslüman olsaydılar diye arzu çekecekler.
Bir zeman olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler
Gün gelecek, Kafirler dipnot 1 : "Keşke Müslim olsaydık." diye yakınacaklar.
Gün gelecek, Kafirler dipnot 1 : "Keşke Müslüman olsaydık." diye yakınacaklar.
Gün gelecek, gerçeği yalanlayan nankörler: "Keşke Müslüman olsaydık." diye yakınacaklar.
O küfredenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.
O küfredenler zaman zaman (nedametle) temenni edecek (ler): "(Ah vaktiyle) müslüman olaymışlar"
Kafirler bir zaman gelir ki müslüman olmayı isteyeceklerdir.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Kâfirler (kıyamet günü) keşke Müslüman olsaydık diye temenni ederler.
Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler.
Kafirlik edenler zaman zaman "Keşke biz de (Allah'a) teslim olan kimseler olsak!" diye arzu ederler dipnot 1 .
Ayetlerin görmezlikten gelenler (kafirler), zaman zaman "Keşke biz de tam teslim olanlardan (müslümanlardan) olsak" diye çok arzu ederler dipnot 1 .
Kâfirler (kıyamet günü) keşke müslüman olsaydık diye temenni ederler.
Kafirler bir zaman gelir ki müslüman olmayı şiddetle isterler.
O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.
Perhaps the Day shall come sooner than expected when those who denied Allah and disobeyed His statutes wish they had conformed to Islam as ordained by Him.
The disbelievers may well come to wish they had submitted to God,
Again and again will those who disbelieve, wish that they had bowed (to Allah's will) in Islam.
Soon will the time come when the unbelievers will wish they were Muslims.
It may be that those who are kafir will wish that they had been Muslims.
How much would those who disbelieved wish that they had been Muslims [those who have submitted themselves to Allâh’s Will in Islâm i.e. Islâmic Monotheism - this will be on the Day of Resurrection when they will see the disbelievers going to Hell and the Muslims going to Paradise].[1]
Much will the faithless wish that they had been muslims.
Often those who disbelieve (in the verses of this perfect Book) would wish they had been Muslims.
Perchance the unbelievers will wish that they had surrendered:
Pretty soon the same people who violently oppose Islam will submit themselves to the will of God regretting why they did not embrace Islam sooner.
Many a time will those who disbelieve fain they had been resigned.
Those who have rejected will often wish they were of those who peacefully surrendered!
The time may come when the unbelievers shall wish that they had been Moslems.
Many a time will those who disbelieve wish they had surrendered (obeyed or been Muslims).
(Probably) the ones who have disbelieved would often rather like that if they were Muslims.
It may be that those who disbelieve wish ardently that they were Muslims.
The unbelievers would haply like to wish that they had submitted (and become Muslim).
And it will come to pass that those who are [now] bent on denying this truth will wish that they had surrendered themselves to God [in their life time].
˹The day will come when˺ the disbelievers will certainly wish they had submitted ˹to Allah˺.[1]
Perhaps those who have rejected will wish they were of those who surrendered!
Certainly, those who disbelieved will wish they were submitters.
Perhaps those who disbelieve will wish that they had been Muslims.
Perchance those who ignore warning will wish they were submitting;
The time is coming when the rejecters of the Truth will ardently wish that they were Muslims.
Again and again, those who disbelieve, will wish that they bowed (to Allah) in Islam.
On many occasions, the disbelievers will wish that they were Muslims.
Ultimately, those who have rejected will wish they had submitted!